Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 3008 07-05-2017

    PROF. DR. NAZİF BAĞRIAÇIK (1931)
    11.Nisan 2017 Günü Kadıköy’de Diyabet Hastanesinin Kurucusu Konyalı Nazif Bağrıaçık’ı ziyaret ettim. Türkiye’de Diyabet (Şeker) konusunda çok çalışmış bir bilim adamı ve pek çok hizmetleri var.
    Ziyaretimde çok ilgi gösterdi ve hayat hikâyesini anlattığı bir kitabını imzalayarak armağan etti. “TÜRKİYE’DE DİYABET’İN TARİHÇESİ” özel yayın 270 sayfa
    Nazif Bağrıaçık eski Demokrat Parti Konya Milletvekili ve Konya Lisesi mezunu Mustafa Bağrıaçık’ın oğlu, kendisi de 1946 yılında bir yıl dedesinin yanında Konya Lisesi’nde okumuş. Ailesi ve Konya’daki hayatını keyif alarak okudum.

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 3012 07-05-2017

    BRITISH MUSEUM’DA OSMANLI ÜLKESİNDEN GÖTÜRÜLEN ESERLER II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bir önceki yazımda (04.05.2017) Muğla’nın Datça yarımadası ucunda bulunan Cnidos antik kentinde kazı sonucu Londra’ya götürülen Demeter heykelinden söz etmiştim. Knidos ilk çağın çok önemli kentlerinden biridir. Bundan başka pek çok tanrıça heykelleri vardır. Yapılan kazılarda başka tanrıça heykelleri de bulunabilir. Ben British Museum’da yer alan bir Demeter heykelini yazıma konu etmiştim. Benim yazımda verdiğim bilgiler tamamen Müze kataloğundan alınmadır.
    Bu yazımda da başka eşsiz bir heykelden söz edeceğim.

    KANEPE’DE OTURAN GENÇ VE ONA EVLİLİĞİ ÖÇRETEN YAŞLI KADIN
    Bu eserde kanepede evliliğe hazırlanan genç ve güzel bir gelin adayı ile ona, evlilik hakkında bilgi veren yaşlı bir kadın görülmektedir.
    M.Ö 100 yıllarına tarihlenen bu şaheser. İzmir yakınlarında MİRİNA’da bulunmuştur. İlk çağlarda İzmir’in kuzeyi Sisam (Samos) adasının da içinde bulunduğu bölge AEOLIS olarak bilinir. Mirina bu bölgede Aliağa civarında bulunan bir antik kenttir.

    PALMİRALI KADIN
    Bu yazımda Suriye’deki Palmira (Palmyra) kentinden bir kadın heykeli konulmuştur.
    Palmyra kenti 1900 yılında İngiliz Politikacı ve arkeolog Gertrude Bell tarafından görülmüştür. Onun anlattıkları ve internetteki resimlerden kentlerin kraliçesi denilebilir. Palmyra son Suriye savaşı dolayısıyla sık sık gündeme gelmiş, uygarlık düşmanı İŞİD tarafından bazı şaheserler kırılası eller (!!!) tarafından balta ile parçalanmıştır.
    Burada şu da bir gerçektir. Avrupa müzelerine sadece Anadolu’dan şaheserler gitmemiştir. Osmanlı yönetimi altındaki Suriye, Irak ..vs gibi yerlerden devlet izni ile kazılıp götürülmüştür.
    Palmiralı kadın buna bir örnektir.
    AQMAT, Maan oğlu, Zebida’nın kızı Hagago’nun kızıdır. 2. yüzyıl
    Resimler buraya konulamamış, dosyasındadır.
    (Muğla Devrim 06.05.2017 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 3011 07-05-2017

    İSTANBUL’DA KİTAPLAR ARASINDA GEÇEN KIŞ, AKYAKA’YA DÖNÜŞ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Geçen Aralık başından 2017 Nisan ortasına 4,5 ay İstanbul’da ki evimdeydim. Bu yıl kış İstanbul’da da sert geçti. Evim sıcaktı. Zamanım kitaplar arasında ve bilgisayar içinde geçti. Devrim gazetesine de bol yazı yazdım, internetten Devrim gazetesini gün gün inceledim. Muğla haberlerini ve çok değerli gazetenin köşe yazılarını okudum.
    İstanbul’da 7 bin civarında oldukça özel bir kitaplığım var. Bunu beslemek için hafta sonraları kitap müzayedelerine (ikinci el artırma ile kitap satışı) katılıyorum ve bazen çok ucuza çok değerli kitaplara sahip oluyorum.
    Sonuçta kışı geçirdiğim İstanbul’da 16 Nisan günü yapılan dürüst olduğuna inanmadığım referandumda gönül rahatlığı ile HAYIR dedim ve ertesi günü Bodrum Havaalanı üzerinden Muğla ve oradan Akyaka’ya döndüm.
    Akyaka’yı, evimi bahçemi, havasını çok özlediğimi anladım. Uzun süre sevdiğim Akyaka’dayım artık….
    Bu yazıma İstanbul’da aldığım ve Londra’da bulunan BRITISH MUSEUM ile bir kitabı tanıtmaya çalışacağım.
    Daha önce Paris Louvre Müzesini, Roma’da Vatican Müzesini, Saint Petesburg’da Hermitaj Müzesini gezmiştim, Ama Londra’da ki bu müzeyi görmek nasip olmamıştı. Bu kitapla bu müzeyi kısmen tanıdığımı ifade edebilirim.
    Burada şunu da belirtmeliyim, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Antalya Arkeolojik Müzesi bunlar kadar zengindir. Mutlaka görülmelidir.
    British Müzesi kitabı şahaneydi, Müzedeki ki tüm eserler fotoğraflar ve açıklamaları ile verilmişti. Tabii ki İngilizce, ben buradan yazıma Ege ve Muğla’dan devlet izni ile götürülmüş (kaçırılmamış !!!) iki esere yer vereceğim.

    KNIDOS’DA BULUNMUŞ TANRIÇA DEMETER HEYKELİ
    Bu heykel Datça yarımadasının ucunda yer alan KNIDOS antik kentinde 1812 tarihinde görülmüş yaklaşık 50 yıl sonra burada kazı yapan İngiliz C.T. Newton tarafından çıkarılmış ve devlet izni ile Londra’ya gönderilmiştir. Heykelin M.Ö 330 dolaylarında Atinalı heykeltraş (yontucu) Leochares tarafından yapıldığı sanılmaktadır.
    Aynı sanatçının Makedonyalı Büyük İskender ve babası Phlipp’in heykellerini yaptığı bilinmektedir.
    Tanrıça Demeter’in kızı Persephone için yas ifade edilmektedir..
    Resm buraya konulamamış, dosyasındadır
    (Muğla Devrim 04.05.2017 yayınlanmıştır.)


  4. MEHMET BİLDİRİCİ 3010 07-05-2017

    SİBEL BİLDİRİCİ VE AKYAKA İLE İLGİLİ SANATSAL FOTOĞRAF SERGİSİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sibel Bildirici benim kızım, İstanbul’da Sosyal Güvenlik Kurumunda ECZACI olarak çalışmaktadır. O da benim gibi Akyaka’ya gönül verenlerdendir. Akyaka’ya ilk geldiğimiz 1975 yılından ve halen oturduğum evi aldığımız 1985 yılından bu yana her yaz tatilini burada geçirmektedir.
    Küçükten beri fotoğrafa meraklıdır. Bu defa İFSAK (İstanbul Fotoğraf Sinema Sanatçıları Amatör Derneğine üye olmuş, fotoğraf sanatçısı olarak 6 hafta temel eğitimi almış, arkasından bir yıl devam eden 2016 yılı fotoğraf sergisi programına katılmıştır. Bunun için iyi bir fotoğraf makinesi almış çalışma bölgesi olarak Akyaka’yı seçmiştir. Konu olarak 8 kare fotoğrafta bir olay anlatılmaktadır.
    Bunun için Akyaka’da yüzlerce fotoğraf çekmiştir. Sonuçta Proje hocası tanınmış Fotoğraf Sanatçısı Cengiz Akduman tarafından düzenlenen sergiye katılmıştır. Bu resim ise Akyaka limanda PARAGAT hazırlayan (Bir sepete yem dizmek) bir çalışan kadının fotoğraflarıdır.
    Sergi İstanbul Beyoğlu Ayhan Işık Sokakta Dernek binasında 08.04.2017 tarihinde açılmıştır. Sergiye 12 kişinin resimlerinin katılması uygun görülmüştür.
    Sergiye bir baba olarak gezdim, çok beğendim. Kendisine bu sanat etkinliklerinin devamını diliyor ve kendisini kutluyorum.
    Yazıya sergiden iki kare eklenmiştir.
    Resimler dosyadadır
    (DMuğla Devrim Gazetesi yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 3009 07-05-2017

    SARKIS SEROPYAN (1935-2015) VE ESERİ AŞUK-I MAŞUK
    Sarkis Seropyan ailecek tanıştığımız Agos Gazetesi Ermenice Editörü,
    08.Nisan 2017 günü Agos Gazetesinde bir anıldı. Anacak ben katılamadım.
    Elimde onun bir yayını var (Ölümünden sonra) yayınlanmış, iki Kürt Ermeni ve bir de Dersim Masalı Kral Lüsig ve Sedev Hodig (çoban) ilginç, 13.04. 2017 günü aldım ve okudum. 2017 Aras Yayınevi basımı, 120 s
    SARKİS SEROPYAN (1935-2015)
    Sivaslı bir ailenin çocuğu olarak İstanbul’da doğdu, Orta Okuldan sonra ailesinin geçimi için iş hayatına atıldı ve Soğutmacı Ustası oldu. 1967 yılında öğretmen Manuşak Seropyan ile evlendi. Bir oğlu Vağarşak, kızı Garine oldu.
    1996 yılında hayata geçen AGOS gazetesi kurucularından oldu. Ben kendisini bu dönem tanıdım. Çeşitli yazı ve araştırmaları ve Ermeniceden çevirileri vardır.
    28 Mart 2015 de hayatını kaybetti, Şişli Ermeni Mezarlığına gömüldü.

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 3006 07-05-2017

    KLEOPATRA’ NIN HAYATI
    Jean Michel Thibaux
    Tarih Profesörü Eski Mısır Uzmanı tarafından roman şeklinde yazılmıştır,
    2000, 374 s
    Orijinal adı Le Roman de Cleopatra
    Çeviri Sevgi Tamgüç
    Roman akıcı bir dille yazılmıştır. Tarihin damındaki kadının politikaları hayatı anlatılmıştır.
    Dost ve arkadaşlarıma Cleopatra’yı tanımalarını öneririm.

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 3005 07-05-2017

    MUAMMER ÖZKAVAF’A TEŞEKKÜR
    Sevgili Sınıf Arkadaşım
    Seninle Fakültede samimi değildik, meslek hayatında farklı noktalara savrulduk, ancak bu sınıf arkadaş toplantıları bizi tekrar bir araya getirdi. Seni Atatürk Barajı sanıyorum Ata İnşaat Yönetimi içinde görmem beni çok gururlandırmıştı.
    Bu arada benim çalışma alanımın farkına varıp iki kitap göndermen benim gözlerimi yaşarttı. Nasıl mutlu ettiğini anlatamam.
    Son Mart ayı toplantısında yaptığım kısa konuşmayı burada sana tekrar edeceğim.
    Yıl 1983 hem Konya Mimarlık& Mühendislik Akademisinde ve hem de dışarıda çalışmam beni yormuş, moral bozukluğuna sebep olmuştu. Her iş gözüme dağ gibi olmuştu.
    DSİ Genel Müdür Yardımcısı Mehmet İndap kardeşimden beni sormuş, durumu öğrenince onu DSİ’ye alalım demiş, bir telefon zoraki DSİ’li oldum. Bana ağır görev vermediler, bende talepte bulunmadım. Bölge Müdürü de zoraki kabul etti.
    Gündüzleri dairede uyukladım, akşam DSİ Lokali’nde king, maça kızı oynadım, bol İngilizce çalıştım… Kendime geldim, 1991 yılında tarihi su yapıları görevi bana verildi. Hayatım değişti araştırmacı oldum.
    Yıl1993 DSİ Genel Müdürü Raif Özenci beni Türkiye çapında tarihi su yollarının araştırılması için koordinatör olarak atadı ve pek çok ili DSİ olanakları ile dolaştım..
    Yıl 1994 DSİ 40. Yıl toplantılarına katıldım
    Aynı Yıl “Konya Tarihi Su yapıları” isimli kitabım yayınlandı, bir yıl Genel Müdürlük vitrininde kaldı….
    Konuyu sevdim, DSİ’nin daha sonraları pek çok toplantısına katıldım, Bilgi birikimi DSİ de kazandım diyebilirim.
    İlerleyen yaşıma rağmen, saha üzerindeki çalışmalarım azalmasına rağmen bilgisayar üzerindeki araştırma ve yazılarıma devam ediyorum.
    Tarihi Su yapıları konusundan ayrıca mezun olduğum Konya Lisesi öğretmenleri ve arkadaşlarım hakkında, İTÜ İnşaat Fakültesi’nden hocalarım ve arkadaşlarım hakkında, memleketin Konya ve yazları yaşadığım arkadaşlarım hakkında yaptığım bol resimli araştırmalara WEB sitemden ulaşmak mümkündür. Özellikle İTÜ deki hocalarım hakkında çalışmalarım, İTÜ de bizden sonraki öğretim üyelerinin dikkatinden kaçmadı ve onların önerisi ile Rektör Muhammed Şahin beni 50. Yıl törenlerine konuşmacı olmamı istedi, bazı arkadaşlarımın bunu garip karşılamasına karşı, İTÜ kürsüsünden de konuşmam hayatımın en mutlu anıydı
    Olaylara yaklaşımım konusun da birkaç söz edeceğim. Türkiye’de tarihi konularda olduğu gibi tarihi su yapılarında da yurt içi ve yurt dışında farklı görüşler yer almaktadır.
    Yurt dışı toplantılarında şunu gördüm ki tarihi su yapıları konusunda Anadolu’muz çok büyük bir zenginliğe sahip olduğundan yurt dışından Anadolu’yu araştıranlar çok daha fazladır. Bu konuda Kazım Çeçen Semavi Eyice gibi çok değerli araştırmacılar da övüneceğimiz değerler bulunmaktadır.
    Ama bazı araştırmacılar sadece Osmanlı tarihini ve Osmanlı Su eserlerini esas almakta, önceki zengin Anadolu uygarlıklarını yok saymaktadırlar. Uzun uzun düşünme ve araştırmalar sonucu batıdaki araştırmaları daha zengin daha tarihi perspektife dayalı olduğunu gördüm ve bu yolda yürümeye koyuldum.
    Gönderdiğim kitapların yazarı değerli yazar ve başarılı bir mühendis Selami Oğuz ile daha önce tanıştım. Dürüst doğrularını savunan bir kişi, Atatürk Barajı ve İSKİ’deki çalışmalarının büyük kısmını okudum, mühendis olarak çok emekleri var.
    Kendisi çok takdir ettiğim bir kişi, aramızda önemli görüş ayrılığı olduğunu da belirtmeliyim.
    Bizim Konya’da bir atasözü var “Bir armağan geldiğinde deli sevinir, akıllı ise yerine ne vereceğim diye düşünürmüş”
    Ben de bu yazımı size armağan ediyorum tabii ki pek çok teşekkürlerimle birlikte…
    Daha çok fazlası benim web sitemde
    www.mehmetbildirici.com
    Türkçe 1.1 Konya Tarihi su yapıları DSİ 1994, 2009
    Türkçe 1.2 Tarihi Sulamalar, Depolama, Taşkın Koruma Tesisleri DSİ 2004, 2009
    Türkçe 1.3 &1.4 Tarihi Su yapıları bildirilerim, Türkçe, İngilizce
    Ayrıca Haber Panomda bu konuda Muğla Devrimde çıkmış yazılarım..
    Sevgi, saygılarımla, Ankara’da ki arkadaşlara selam ve sevgiler.

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 07-05-2017

    RUMKALE VE BİR ANADOLU BİLGESİ NERSES SHNORHALI

    Rumkale was a powerful fortress on the river Euphrates, 50 km west of Şanlıurfa. It is called Hromkla or Kela zêrîn in Kurdish, Qal'ah Rumita in Syriac, Qal'at al-Rum (قلعة الروم) in Arabic, Rumkale in Turkish, Հռոմկլա (Hromkla) in Armenian; the name means "Roman Castle

    Its strategic location was already known to the Assyrians, although the present structure is largely Hellenistic and Roman in origin. The site was occupied by various Byzantine and Armenian warlords during the Middle Ages. Rumkale served as the seat of an Armenian patriarch from the 12th century. From 1203 to 1293 it was the residence of the supreme head (catholicos) of the reunified Armenian church. In 1293 it was captured by the Mamluks of Egypt following a protracted siege who then named it Qal'at al-Muslimin.
    The fortress, now situated across a peninsula created by the reservoir of Birecik Dam and within the administrative boundaries of Şanlıurfa's Halfeti district, is currently accessible by boat either from the neighboring site of Zeugma or from the town of Halfeti. As of September 2011, it was not possible to land at the site; there seems to be extensive (re)building under way inside the fortress and on the external walls. Much of the surrounding work of the fortress, along with local villages and farmland, has been flooded.


    BİR ANADOLU DİN ADAMI VE BİLGESİ
    NERSES SHNORTHALI (1102-1173)
    Nerses IV the Gracious (Armenian: Սուրբ Ներսէս Դ. Կլայեցի (Շնորհալի); also Nerses Shnorhali, Nerses of Kla or Saint Nerses the Graceful; 1102 – 13 August 1173) was Catholicos of Armenia from 1166 to 1173. A more precise translation of his epithet Shnorhali is "filled with Grace".He received the appellation Shnorhali from his contemporaries because of the very irenic quality of his writing.
    During his time as a bishop and, later, as Catholicos of the Armenian Church, Nerses worked to bring about reconciliation with the Eastern Orthodox Church, and convened a council with emissaries selected by the Byzantine Emperor himself to discuss how they might be able to reunite the two churches. The terms the emperor offered were, however, unacceptable to both Nerses and the Armenian Church, and the negotiations collapsed.
    Nerses is remembered as a theologian, poet, writer and hymn composer. He has been called "the Fénelon of Armenia" for his efforts to draw the Armenian church out of isolation, and has been recognized as a saint by the Catholic Church, who hold his feast on August 13, and by the Armenian Apostolic Church, who celebrate him in mid-October on the Saturday of the Fourth Week of the Holy Cross.

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 3004 07-05-2017

    BİRECİK VE ÇEVRESİNİN TARİHİ
    Birecik ilçesi bugün Gaziantep- Şanlıurfa karayolunun Fırat nehrini geçtiği noktada tarihi bir yerleşim yeri Şanlıurfa’ya bağlı bir ilçe merkezidir. Şanlıurfa’ya uzaklığı yaklaşık 80 km, Gaziantep’e uzaklığı yaklaşık 60 km, bugünkü nüfusu 96.000’dır.
    Fırat Nehri Birecik’in ilçesinin içinden geçer ve ilçeyi ikiye böler. Fırat nehrinden tarihi çağlardan beri en uygun geçiş yeri burasıdır. Sallarla özel araçlarla buradan Fırat nehri geçilir. Fırat nehri bu noktadan itibaren aşağı doğru nehir yolculuğuna uygundur. Denizden yüksekliği 450 metredir.
    Bugün Fırat nehrinin membaına doğru (upstream) yaklaşık 20 km uzaklıkta Birecik Barajı 1985-2000 yılında yaptırılmıştır. Çevrenin coğrafyası ve iklimi büyük oranda değişmiştir.
    Baraj yapımından önce Fırat yaklaşık 200 m genişliğindedir. Kış aylarında sular 6-7 m yükselmekte ve genişliği 2.000 metreye yaklaşmakta ve geçit vermemekte idi.
    1951-1956 yıllarında yaptırılan Birecik Köprüsü, Fırat’ı sallarla geçişi sonlandırmıştır. Yörenin Fırat’ı geçmek için yapılmış en iyi tekneleri Birecik’te yapılmıştır.


    Birecik ismi Grekçe ve Latince ve Ermenice Birtra, Arapça al-Birah, Kürtçe Bêrecûg, Haçlı dönemine ise Bile olarak bilinmektedir.
    İlçenin Selefkos Krallığı öncesi, Birtra olarak var olduğu sanılmaktadır. Ermenilerin ilk kiliselerini 1269 yılında kurdurduğu sanılmakta, 1914 yılında yaklaşık 10.000 olan nüfusun %15’nin Ermeni olduğu kaynaklarda geçmektedir. Birecik’teki Ermeni kilisesi yıktırılmıştır.
    Gaziantep yolu üzerinde bulunan Gaziantep’e bağlı Nizip (Nissibe) de tarihi bir yerleşim olup, kaynaklar burada bir Ermeni kilisesi olduğunu bilinmektedir. Zeugma Nizip ilçesine sadece 10 km dir. Tarihi Zeugma kenti Nizip’ten yaklaşık 7-8 km uzaklıktadır.
    Bugün Birecik’te Kelaynak (Bald İbis) üretim ve koruma merkezi bulunmaktadır. Bu kuşların Latince adı “Gerenticus Eremita” olup, aynı kuşlardan Fas (Morocco) bir miktar olduğu biliniyor.
    Birecik’te en anıtsal eser Birecik Kalesidir. Haçlı dönemde yapıldığı sanılmaktadır.
    Birecik’te en eski camii Kale’nin hemen yanındaki Ulu Cami’dir.
    Roma İmparatoru JOVIAN 363 tarihinde Mezopotamya seferine giderken bir süre Birecik’te dinlenmiştir.
    1147 yılında Urfa Kontu Jocelyn de Courtenay’ın dul eşi Rumkale’yi Ermeni Patriği 3 Krikor’a para karşılığı satmıştır. O tarihlerde pek çok yerde bulunan Ermeni dini gruplar 1203 yılında anlaşıp birleşmiş bu kaleyi Patriklik merkezi yapmıştır. Patriklik merkezi 1293 tarihine kadar kalmış, Hromla’nın Mısır Memlükleri tarafından fethi Patriklik merkezi Adada ilinin Kozan (SİS) ilçesine taşınmıştır.
    Birecik Osmanlı döneminde Halep Vilayetine bağlı idi

    Kaynaklar:
    -1915 Öncesi Osmanlı İmparatorluğunda Ermeniler,
    Raymond Kevorkian & Paul Paboudjian, Aras yaınevi, Fransızca’dan çeviren Mayda Saris, Aras Yayıncılık, 2012, 605 sayfa

    -Ankara’nın Doğusundaki Türkiye- Eastern Turkey
    Müjde & Sevan Nişanyan Türkçe-İngilizce, Boyut Yayınevi, 305 sayfa

    Bu makale sevgili sınıf arkadaşım Birecikli Fehmi Ersoy için hazırlanmıştır
    PEK ÇOK RESİM DOSYADADIR.

  10. YILMAZ DAĞDEVİREN & MB 07-05-2017

    YILMAZ DAĞDEVİREN & TOYGAR TAHRALI YEMEK DAVETİ 3003
    Sayın arkadaşlar,
    Toygar Tahralı'nın olağanlaşan ÖĞLE yemeği çağrısı:
    TARİH: 08. Nisan. 2017 cumartesi öğle, saat 12.00, üstü açık.
    YER: Kadıköy Fenerbahçe'de FB Faruk Ilgaz Tesisleri (geçen yılki yer)
    SAYGILARIMLA.
    YILMAZ DAĞDEVİREN

    Tek kişi olarak katılacağımı yazdım ve toplantıya katıldım. Konya’dan Orhan Arda, Altan Yeniaydoğmuş, Nevzat Kasaoğlu, Selçuk Acar, Cevdet Çavuşoğlu, Fehmi Ersoy, Halil Kazım Gedik, organizatör patron Toygar Tahralı, Yılmaz Dağdeviren ve 1956 Konya Lisesi Mezunları vardı. Yaklaşık 20 kişi idi. Güzel bir gün geçirdik.
    Toplantıdan bir resim dosyada

Toplam 126 yorum bulundu. 1-10 arası listeniyor.