Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 19-10-2020

    Sayın PROF. DR. SAİM SAKAOĞLU
    Ben Türkmenistan Uyruklu AYNA GURBANOVA
    Babam Mehmet Bildirici’ye ev işlerinde yardımcı oluyorum. Onunla baba kız gibi olduk.
    Sizin Türk isimleri üzerinde çalıştığınız öğrendim. Ben de ailemde olan isimleri size yazacağım
    İsmim: Ayna Gurbanova
    Beyim: Maksat Gurbanova
    Babam (Kakam)- Ecem- Annem: Çari - Gülnebad
    Çocuklarım: Kadir- kız Eneş
    Ayna kardeşleri:
    Cennet- Azad çocukları Humay
    Kardeşi: Atacan erkek-
    Kardeşi: Şirin kız bekâr
    Kardeşi Murad eşi Aygül çocukları kız Mahım Kemal
    Kaynanam- kaynatam: Ecebay – Sehed
    Amca ve Yengeler: Aman –Amangöze çocuklar Cemil- Ahmed- Oğulbayram
    Nurgeldi- Bibitec çocuklar Tavşa- Kızılgül –Oğulcihan-
    Yusuf –Gülelek çocuklar Gunça –Ecegözel -Bahar
    Hala –Enişte : Cemal – Ahmed- çocuklar Ayderen- Mehri -Kadam
    Enni- Kurban-çocuklar Lale – Maya- Kahmurad-Gofer

    Türkmenistan Mari ili Bayramali’nde evimiz bağımız var
    Saygılarımı sunarım
    Ayna Gurbanova 26.09. 2020
    Mehmet Bildirici selamlar

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 19-10-2020

    ANTİK KENTİNDE ARİSTO’NUN KURDUĞU FELSEFE OKULU
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Assos antik kenti, Çanakkale ilinin Ayvacık bölgesindedir, Behramkale ve Behram ismi ile bilinir. Anadolu’da bulunan yaklaşık 500 antik kentten biridir. Bugün kentten tarihe ve arkeolojiye meraklılar için gezilecek görülecek yerler çok fazladır.
    Kentin en önemli özelliği tanınmış Filozof Aristo’nun (M.Ö 384-322) (Aristoteles) burada bir Felsefe Okulu açmasıdır. Bunun Assos için ne kadar önemli olduğu açıktır.
    Aristo’nun babası Kral II Phlip’in doktoru, Niomachus genç yaşta ölmüş Aristo Makedonya Sarayında büyütülmüştür. M.Ö 368 yılında 16 yaşında bir genç iken Atina’da Platon’un (Eflatun) akademisine kaydolmuş burada 20 yıl eğitim görmüştür.
    Bu dönemde Anadolu kentleri Pers İmparatorluğu hâkimiyetindedir. Ancak Assos bunun dışındadır. Hermias M.Ö 347 yılında bağımsız kraldır. Krallığı iki yıl sürmüştür. Hermias’ın geçmişi bilinmemekte belki kölelikten geldiği sanılmaktadır. Hermias’ta Atina’da Platon’un okulunda okumuş, Aristo’yu Kral olunca onu Assos’a davet eder. Aristo daveti kabul eder, üç yıl burada Felsefe Okulunu açar. Ancak Hermias Persler tarafından yakalanır başkentleri Persepolis’e götürülüp idam edilir.
    Aristo burada Hermias’in kızı veya kardeşi Phytias (Latince Pütias) ile evlenir, bu onun ilk evliliğidir. Phytias M.Ö 362 doğumlu Aristo’dan 22 yaş küçük yaklaşık 15 yaşındadır. Phtias önemli bir bilim kadınıdır. Biyoloji ve hayvanlar konularında uzmandır. Balaylarını Midilli adasında geçirirler aynı zamanda bilimsel araştırma yaparlar. Aristo’nun bu evlilikten Phtias isimli bir kızı olur.
    Aristo’nun koruyucusu Hermias görevden uzaklaştırılınca Büyük İskender’e ders vermek için Makedonya sarayına gider.
    Çok iyi bir eğitim alan Büyük İskender M.Ö 334 yılında Asya seferine çıkınca hocası Aristo ile ilgisini kesmez onunla görüş alışverişi yapar.
    Ünlü Filozof Aristo öğrencisi Büyük İskender’in (Megas Aleksandros) ölümünden bir yıl sonra hayata veda eder.
    Türk bilim adamı Ümit Serdaroğlu (1932-2005) tarafından Assos kazıları yapılmıştır. Ölümü üzerine çok emek verdiği Assos kentinde toprağa verilmiştir. O nu da saygıyla anıyorum.
    Yazıma İskender’in Aristo’dan ders alması, Assos’ta sonrada dikilmiş bir Aristo heykeli ve Assos’dan bir resim eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 19.09.2020 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 19-10-2020

    MEHMET TOGO KUNTASAL (1910-1985)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Mehmet Togo Kuntasal ailecek tanıştığımız, arkadaşımın babası İTÜ den en eski mezun bir kişidir.
    Kendisi ile ilgili anılarım Yeni meram Gazetesinde 24.07.2007 tarihinde yayınlanmıştı
    Bu defa İTÜ kayıtlarında ki hayat hikâyesi ve ailesinin ölüm ilanına ve resmine yer verilecektir.

    Togo Kuntasal 1910 yılında İstanbul’da doğdu. Kazan kökenli bir ailenin oğludur. Lise öğrenimini DARÜŞŞAFAKA Lisesinde tamamladı, 1930 yılında İstanbul Yüksek Mühendislik mektebi Yol ve Köprüler Bölümünden mezun oldu, 1938 yılında Su İşleri Reisliğine girdi. 1949 yılına kadar Aydın Şube Müdürlüğünde Nazilli ve Denizli bölgeleri Sulama Projelerinde çalıştı.
    İkici Dünya Savaşı ile iki defa askere alındı. Bu esnada Aydın Büyük Menderes Köprüsü inşaatında görev yaptı.

    1949-1960 yılları arasında Konya DSİ IV Bölge Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Ailecek tanışmamız bu döneme rastlar.
    1960-1964 yılları arasında Elazığ DSİ IX Bölge Müdürü oldu. Bu arada bir süre Diyarbakır X Bölge Müdürlüğüne vekalet etti. 1964 yılında Genel Müdürlük Planlama Takip Müşavirliğine atanmıştır. 20.09.1985 tarihinde hayatını kaybetmiş, Fatih Camiinde kılınan namazdan sonra Kozlu Mezarlığında toprağa verilmiştir.
    Saygı ile anıyorum.

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    PROF. DR. ARKEOLOG AŞKIDİL AKARCA (1916-2010)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ege ve Karia bölgesi ilk çağda yetiştirdiği kişilerle dünyaya hep ışık saçmıştır. Bu değerlerin ortaya çıkması bazı yabancı Tarihçi ve Arkeologlar yanında Türk ve yöreden çıkmış değerli bilim adamları tarafından gerçekleştirilmiştir.
    Bu yazımda Muğla’nın Milas ilçesinden çıkmış çok değerli bir Prof. Dr. Arkeolog Aşkıdil Akarca incelenecektir. Hayat hikâyesi şöyledir.
    Muğla’nın Milas ilçesinde, 25 Ekim 1916 tarihinde doğdu. Milas’ın en önde gelen Hacı Ali Ağa Sülalesinden Mehmet Ali Bey ile Seher Hanım’ın kızı; Faruk, Adnan ve Turhan Akarca’nın ablasıdır. Kardeşleri de politikada kariyer yapmış kişilerdir.
    Aşkıdil Akarca 1937 yılında Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ni; 1942’de İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nü bitirmiştir. İstanbul Üniversitesi’nde, 1946 yılında da asistan olmuştur. 1953 yılında “Mylasa Sikkeleri” konulu teziyle Doktorasını tamamlamış, 1958 yılında “Kara Samsun Kazısında Bulunan Keramik” adlı teziyle Doçent olmuştur. 1973 yılında Arkeoloji Kürsüsünde Üniversite Profesörlüğüne atanmış, 1976 yılında Profesörlük kadrosuna geçmiştir. 1 Kasım 1982 tarihinde emekliye ayrılmıştır. İngilizce, Fransızca ve İtalyanca dillerini biliyordu.
    2010 yılında aramızdan ayrılmış, Milas Şehir mezarlığında toprağa verilmiştir.
    Aşkıdil Akarca çevremizden çıkmış tek bilim kadını arkeolog diyebiliriz. Çevremiz ile çok önemli araştırmalar yapmış Arif Müfit Mansel, Jale İnan ve George Bean, Ekrem Akurgal ile birlikte çalışmaları olmuştur. 1955 yılında George Bean ile Bodrum civarı Thangela araştırmalarında birlikte olmuştur.
    Daha geniş bilgi İnternette Nezih Başgelen’in yazısında bulunmaktadır. Çevremizden çıkmış, çevremize çok yararlı olan Askıdil Akarca’yı saygı ile anıyorum.
    Yazıya bir portresi ve hakkında bir kitap kapağı eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 15.10.2020 yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    ERMENİ YAZAR YERVARD GOBELYAN (1923-2010)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İstanbul’da yayınlanan Türkçe-Ermenice haftalık Gazete AGOS da çok iyi dostlar edinmiştim. Gazetenin başyazarı Hırant Dink ile tanışırdım, tarihi konularda ise Sarkis Seropyan ve Yervant Gobelyan ile iyi görüşürdük..
    Özellikle Gobelyan Agos yazar olarak çalıştığı 2005’li yıllarda gazete de bir köşede çayını içerdi. Çok sevimli bir ihtiyardı. Kendisi ile tarihi konularda çok sohbet ederdik. Kendisinden çok şey öğrendiğimi söylüyorum. Ayrıca benim araştırdığım Konya’da açılmış JENENYAN Okulu konusunda bana çok yardımcı olmuştu. Kendisi bir süre Beyrut’ta kaldığından Haygazyan Okulu (Bugün Üniversitesi) hakkında bana bilgi ve broşür temin etmişti. Beyrut’ta bulunan Haygazyan Okulunun kurucuları Konya’da bulunan ve 1921 kapatılan Jenanyan Okulundan yetişenlerdi, yani Konya’daki okul Haygazyan Üniversitesi’nin manevi ve isim olarak devamıydı.
    Okulun binaları ve zengin kitaplığı tam korunamamış özellikle Ermenice ve Rumca eserler yok olmuştur. Ancak okulun 1000 kadar İngilizce ve Fransızca kitapları bugün yazma eserler kitaplığındadır.
    Yazarın hayat hikâyesi şöyledir.
    İzmit Bardizag (Bahçecik) kökenli bir Ermeni ailenin dört çocuğundan biridir. 1923’te İstanbul Rumelihisarı’nda doğdu. İlk eğitimini önce semtin Tateosyan Okulu’nda, daha sonra Taksim Esayan Okulu’nda aldı 1937’de mezun oldu ve bir daha hiç okula gitmedi. Bakkal çıraklığı, oto tamirciliği, marangozluk, nikelajcılık gibi birçok işlerde çalıştı. Dayısının kişisel kütüphanesinden yararlanarak kendini sürekli ve iyi bir yazar oldu geliştirdi.
    Gobelyan hayatı yayın şiir ve edebiyatla geçti. 1953 yılında Beyrut’a davet edildi. Ve belirli bir süre orada kaldı.
    1965 yılında İstanbul’a döndü çeşitli Ermenice Gazete ve dergilerde yazı yazdı. Ömrünün son beş yılında AGOS Gazetesi yazarlarındandı.
    Eşini daha önce kaybeden Gobelyan 2010 yılında İstanbul’da öldü. Cenazesinde bulunmuştum. Balıklı Ermeni Mezarlığında toprağa verildi. Kendisini saygı ile anıyorum.
    Eserlerinden bazıları
    Yerani Te [Keşke], ( 1948)
    Khıcanıgarner [Mozaikler], (1968)
    Giaynki Lusantsken [Yaşamın Kenarından], (Aras Yayıncılık – 1998)
    Memleketini Özleyen Yengeç (Aras Yayıncılık – 1998)

    Yazıma bir portresi ile bir kitabı eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 12.10.2020 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    Değerli Hocam Şadan Gökovalı 04.10.2020
    Yazılarıma şiirli kutlamalar için sonsuz teşekkürler.

    Siz Mitologsunuz, Mitolojide bir Karialıya âşık oldum.
    Önce Akyaka ardından İdima ardından Karia ve sonunda Hecate’ye âşık oldum
    Selamlar saygılar
    ECATE
    Karia’nın biricik tanrıçası
    Biliyorum sen bir mitsin, masalsın, yoksun
    Ama mitlerin en güzeli
    Ben seni var gibi seviyorum
    Senin için yaptırılan
    Eşsiz tapınağının yakınından geçerken
    Akyaka’dan, Bodrum’a, Aydın’a giderken
    Hep seni görecek gibi hissederim
    Ne olur görün bana
    Seni insan gözüyle görmeyi
    Öyle istiyorum ki……
    Seni çok çok seviyorum
    Mehmet Bildirici
    21.04.2018

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    AMASYA SEMALI BARAJI YA DA AMASYA DOĞANTEPE TARİHİ SU YAPISI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ekim 2020
    Anadolu’da tüm çağlarda yaptırılmış tarihi barajlar konusunda Web sitem 2014 Türkçe 1.2. Tarihi Sulamalar, Barajlar, Taşkın Koruma Tesisleri kitabında yer almaktadır. Kitap DSİ genel Müdürlüğünce yayınlanmıştır.
    Burada Semalı Barajı hakkında yetersiz çok kısa bilgi ve bir fotoğraf bulunmaktadır. Bu defa Amasya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mimar FEYZA AYKUTLU İstanbul Yıldız Üniversitesinde Tarihi Barajlar konusunda çalışma yaptığını ve Web sitemden yukarıda açıkladığım bilgileri aldığını ve bunların kaynağını sordu.
    Zaman içinde Ömer Tosun ile tanıştım, Anadolu’da klasik dönemlerdeki barajların 1957 yılında Alman asıllı Hans Stark tarafından yapıldığı bilgisine ulaştım.
    Hans Stark Amasya ili Semalı Barajı şöyle yazıyordu.
    Yapım tarihi bilinmemektedir. Amasya’ya hizmet etmek maksadı ile yapılmıştır. Baraj gövdesinde sızdırmazlık sağlanamadığı için sığır derileri dikilerek baraj şevine yerleştirilmiştir. Eğer bu gerçek ise çok ilginç bir uygulamadır.
    Dr. Hans Stark’ın bu çalışması bir ilktir ve çok değerlidir. Kendisi de Anadolu’daki tüm barajlar bundan ibaret olmadığını ifade etmektedir. Nitekim bu çalışmada Hitit ve Urartu dönemi barajları dahi yer almamaktadır.
    Bu bilgileri Feyza Aykutlu’ya önemli olduğu için bildirdim. Bu defa Feyza Aykutlu bana;
    ‘Bir süre önce sizinle Amasya`daki tarihi su yapıları konusunda yazışmıştık. Şuan Amasya Merkeze bağlı Doğantepe köyünde bulunan kayaya oyma bir su yapısı üzerine araştırma yapmaktayım. Araştırmalarım sonucu kuvvetli ihtimalle savak olan bu yapının bir benzerine rastlayamadım. Başka bir deyişle tarihi su yapıları üzerine şuana kadarki literatür taramalarımda buna benzer bir yapıya henüz rastlayamadım. Bu nedenle her ne kadar yapı tescil fişinde Hitit dönemiyle ilişkilendirilse de bu yapının dönemi noktasında araştırmam şuan bir belirsizlik içinde.
    Yapı Doğantepe merkezden geçen Zara deresi kenarında kayaya oyma mono blok bir strüktür (yapı) şeklinde. İçten yaklaşık 1m genişliğinde bir koridor şeklinde. İçte karşılıklı iki duvarında (sağ sol) yerden 1m mesafeye kadar bir kapak yeri olduğu izlenimi veren yivler mevcut. Tam üstünde de kaya kare şeklinde açılmış. Muhtemelen kapak tam üstteki bu açıklıktan açılıp kapatılıyor. Kısaca özelliklerini belirtmeye çalıştığım bu yapıyla ilgili rica etsem ekte gönderdiğim fotoğraflara bakıp, şuana kadarki tarihi su yapıları birikiminiz noktasında görüşlerinizi belirtebilir misiniz?
    Saygılarımla, Feyza AYKUTLU Tel : 0 532 514 5266 Amasya
    Sayın Feyza Aykutlu 23.09.2020
    Gönderdiğiniz maili aldım. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Kısa bir araştırma yaptım. Görüşlerim şöyle;
    1..Anadolu ve özellikle Amasya Bölgesi tarihi yönden çok zengin bölgelerin başında gelmektedir.
    2. Su yapıları konusunda bilinenler ve ortaya çıkarılanlar yanında bir o kadar da yer altında kalan olduğu kanısındayım.
    3. Amasya Coğrafyanın Babası Strabo’un kentidir. Onun yazdıklarında bu su yapılarından söz edilmez.
    4.Pontus Kralı 6. Mithidates M.Ö. birinci yüzyılda Roma ile çok kanlı savaşmış yenilmiş, Amasya çok fena cezalandırılmış ve Hadrianus ile yeniden imar edilmeye başlanmıştır.
    5. Tarihi su Literatüründe ben böyle bir esere rastlamadım. Her ne kadar yakınında bir Hitit eseri bulunmuşsa, bu civarda Hititler çok etkili değildir. Tek tek biliyorum bilinen hiçbir Hitit su yapısına benzemiyor.
    6. Büyük bir ihtimal Roma Döneminde yapılmıştır. Zira Ferhat Kanalı kayalara oyma Roma dönemi yapısıdır.
    7. Bu konuda 2008 yılında İzmir Gümüldür’de yapılan Tarihi Su Yapıları toplantısında Amasya’dan bir grup aşağıdaki sunumu yapmışlardır. Benim ön incelemesini yaptığım bir sunumdur. Burada ipucu bulacağınızı umuyorum.
    8. Bu toplantıda tanıştığım çok değerli bir araştırmacı Hakkı Göztaş ile tanışmıştım. Telefon ettim eşi çıktı iki yıl önce vefat etmiş, Cep Telefonu 0 532 583 0670
    Feyza Hanım Araştırmalarına devam etmelisin, başaracaksın, ben her türlü yardıma hazırım.
    Çalışmalarını bir yerde yayınlasan iyi olur. Beni de haberdar et.
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Feyza Aykutlu’nun cevabı;
    Görüşleriniz için çok teşekkür ederim.
    Dediğiniz yayını inceledim. Ben Amasya Üniversitesi`nde çalışıyorum. Yapı ile ilgili bir yayın hazırlığındayım. Özeti kabul edildi. Fakat pandemiden dolayı sunacağım konferans sürekli erteleniyor. Ben de bu arada yayına katkı sağlayacak bazı verileri elde etmek için alanda jeofizik araştırma ve rölöve çizimleri yapmak istiyorum. Buna fon sağlayabilmek için TÜBİTAK`a bir proje sunma hazırlığındayım. TÜBİTAK projeyi kabul ederse bu çalışmaları gerçekleştirip daha fazla bilgi edinme fırsatı olacak.
    Gelişmelerden sizi mutlaka haberdar edeceğim.

    Daha sonra Feyza Aykutlu ile uzun telefonda konuştuk. Amasya Doğantepe su yapısının Amasya Semalı Barajı olabileceğini bu konuda da yerinde yerel bir araştırma yapacağını söyledi..
    Bu çalışmalarına yardımcı olmak bana mutluluk verdi. Kendisine başarılar diliyor, yayın haline gelmesini bekliyorum.
    Aşağıda benim Web sitemdeki Semalı Barajı ile ilgili bir fotoğrafı ve Feyza Aykutlu’nun gönderdiği bir resmi ekliyorum.

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    İYONYA KENTLERİ MİLETOS- KOLOPHON VE SAMOS HAKKINDA
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ege’de kurulan 12 kentin oluşturduğu birlik İyonya hakkında Devrim gazetesinde daha önce de yazılarım yayınlanmıştı. Anadolu’da oluşan bu eşsiz uygarlığı kuran İyon kent devletleri şöyledir.
    Kuzeyden güneye doğru
    1.. PHOKAIA (Foça –İzmir)
    2. KLOZOMENAIA (Urla-İzmir)
    3. ERYTHRAE (Ilıdır-Çeşme-İzmir)
    4. TEOS (Seferhisar-İzmir)
    5. KOLOPHON (Değirmendere-İzmir)
    6. LEBEDOS (Ürkmez-İzmir)
    7. EPHESOS (Efes- Selçuk İzmir)
    8 PRIENE (Söke-Aydın)
    9 MYNDOS (Gümüşlük- Bodrum Muğla)
    10. MILETOS (Milet- Aydın)
    11. KHIOS (Sakız Adası- Yunanistan)
    12. SAMOS (Sisam Adası-Yunanistan)

    12 kentin 10 adedi Ege’de Anadolu karasında iki ada kenti bugün Yunanistan’da başka bir dil ve kültürde olan kişilerdir. Ama ilk çağda aynı kültürü paylaşıyorlardı.
    Bunlar içinde en önde olan ikisi Efes ve Milet’tir. Milet ise pek çok yerde yavru kentler (koloniler) kurmuşlardır. Bir arı kovanının oğul vermesi gibi,
    Bu konuda Devrim Gazetesinde 13.03.2018 tarihinde de bir yazım çıkmıştı. A. Müfid Mansel’in “Ege ve Yunan Tarihinde ek bilgilere rastladım, onları ekleyeceğim.
    Milet (Miletos) M.Ö 670 yılından itibaren koloni kurmaya başlamışlar. Ege denizi dolu olduğu için Marmara ve Karadeniz’e açılmışlardır. Plinius Naturalis Historia adlı eserinde (V, 112) Miletosluların 90 civarında koloni kurduklarını, Bir kısmı Emporion seviyesini aşamadığını da yazmaktadır. Emporion büyük kaleler yanında kurulan semt pazarları bunlar geçici olarak kullanılmış sonra terk edilmiştir. Genellikle deniz taşımacılığı ile taşınan ürünler burada pazarlanmıştır.
    Miletliler ilk kolonilerini Mısır Nil kıyısında Naukratis kurmuşlardır. Bu şekilde Grek kültürünü oraya taşımışlar ve DAHA DA ÖNEMLİSİ Mısır uygarlığını yakından tanımışlardır.
    Önce Çanakkale Boğazı karşısında Abydos (Aydos) kurmuşlar ardından, İki limana sahip Kyzikos (Bandırma), Kios (Gemlik), Artaki (Erdek) kurulmuştur
    Kzikos yakınlarında Miletlilerin kurduğu diğer koloniler Karabiga ve Bugünkü Lapseki civarında Lampakis kenti (Kaynak İskender’in Anabasisi –Arianos s. 31) Lapseki Fallus (erkeklik organı) tapınmalarının yapıldığı ye olarak bilinir.
    Buradan Karadenize açılarak
    Karadeniz Ereğlisi,
    Absar --Samsun (Amisos) --Ünye --Oynoe (?)--Ferniskira (?)--Fadicane (Fatsa ?)
    Kotyora (Ordu)--Kerasunt (Giresun)--Tripolis (Tripoli)--Trapezus (Trabzon) sayılabilir.
    Doğu Karadeniz’de Gürcistan’da Gonio
    Karadeniz’in batısında ise;
    Apollonia—Mesembria--Tomoi (Köstence)—Istros--Tiras Dinyester ağzında Olbia
    Teodosia Kırım
    Pantikapaion (Kerç)
    Fanagoria
    Tanais Don ağzında
    Dioskurios Doğu Karadeniz
    Bu yazı ile Milet Kolonilerinin sayısı 30 sayısına yaklaşmaktadır. Araştırılınca bu sayını artacağına inanıyorum. Gerçekten üzerinde düşünülürse bunun büyük bir olay. olduğu anlaşılacaktır.

    KOLOPHON KOLONİLERİ
    Daha az gelişmiş küçük bir koloni olan Kolophonluların ise Marmara Denizi’nde Mirleia (Mudanya) kurdukları bilinmektedir.

    SAMOS ADASI & POLİKRATES Ölümü M.Ö 532
    Ege de bulunan tüm İyonya kentleri M.Ö 545 yılında Pers hâkimiyetine girmiştir. Polikrates ada devleti olmasından ötürü Samos’ta iktidarı ele geçirmiş, müstebit zalim ve enerjik bir yönetici idi. İçte karşılaştığı engelleri aşarak 100 gemilik bir donanma oluşturarak bütün Ege denizinde adalarda hâkimiyet sağlamıştır, Samos ticarette altın çağını yaşamıştır. Polikrates çok büyük imar hareketlerini gerçekleşmiştir. Örnek olarak tarihin en büyük su yapılarından biri olan Eupalinus tüneli ile kente su getirmiştir.
    Kendine büyük bir tehdit oluşturduğu gerekçesi ile Perslere bağlı Lidya Pers Satrabı tarafından M.Ö 532 tarihinde öldürülmüştür. Polikrates’in ölümünden sonra yerine kardeşi Siloson getirilmiş ve Samos Pers hâkimiyetini tanımak zorunda kalmıştır.
    (Kaynak: Ege ve Yunan Tarihi, 1988, s.181)
    Devrim Gazetesinde 07.09.2017 tarihinde ilk çağın Mühendislik harikası EUPALINUS Tüneli konusunda yazım bulunmaktadır. Ayrıca bu tüneli ve antik Samos kentini de görme fırsatını bulmuştum. Bu konuda ki yazın 06.11.2017 tarihinde Devrim Gazetesinde yayınlanmıştır.

    (Muğla Devrim 15.10.2020 yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    BÜYÜK İSKENDER’İN ARAŞTIRMACI KİŞİLİĞİ II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bundan önceki bir yazımda Arif Müfid Mansel’in “Ege ve Yunan Tarihi isimli esinden söz etmiştim. Bu kitap içinde Büyük İskender’in bir asker ve devlet adamı olduğun yanında araştırmacı bir kişiliği olduğu anlatılmaktadır. Bu konuda konu olan kitabından 455 sayfa aynen buraya alınmıştır.

    “İskender fethettiği ülkelerde bir takım kentler kurmak suretiyle hem orduları için askeri üsler, hem de Yunan (Helen) kültürünü etrafa yayan merkezler elde etmiştir. Kral aynı zamanda geniş ülkesi için ticaret ve ulaşıma önem vermiş, Perslerden kalan yol şebekesini onarmış, genişletmiş, Perslerin Posta teşkilatını genişletmiştir.
    Aristo’nun öğrencisi olan İskender bilim alanında büyük rol oynamıştır. Yanında bulundurduğu bilim adamlarına fethettiği ülkelerin coğrafi durumunu, iklimi ve hayvanları ve bitkilerine ait incelemeler yaptırmış, böylece bilimsel malzeme toplanmasını sağlamıştır. Ordunun geçtiği yolları, mühendislere ölçtürmüş ve konakları tespit etmek suretiyle daha sonraki araştırmacılara imkân sağlamıştır.
    Hazine bakanı HARPALOS’un Babil’de bir bitki bahçesi kurarak, Akdeniz’deki her türlü bitkiyi yetiştirmiştir.
    İskender uzak ülkelere gönderdiği inceleme heyetleri ticari ve ekonomik araştırmaların yanında bilimsel araştırmalarla da görevli idiler. Sudan’a gönderilen bir heyet Nil Nehri taşmalarını incelemiştir.
    İkinc, bir heyet Hazar Denizine gönderilmiş, kapalı bir deniz mi Okyanus’a açıkmı olabileceği incelenmiştir.
    Aynı dönem NEARHOS’un Hindistan INDOS nehri ağzından Basra Körfezi ağzına kadar tüm kıyıları incelediği bilinmektedir.
    BÜTÜN BU OLAYLAR GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA BÜYÜK İSKENDER’İN BÜYÜK KÂŞİFLER ARASINDA OLDUĞU KABUL EDİLMELİDİR.
    İskender Doğu ve Batı kaynaklarında en çok incelenen bir konudur. Batı kaynakları kendi Grekçe yazılmış olan kendini tanıyan ve yanında bulunan yazarlar tarafından yazılmıştır. Gerçekleri aktarmaktadır. Doğu da Büyük İskender konusu Firdevs (935-1020), Taberi (839-923) gibi şair ve yazarlar tarafından incelenmiştir. Ancak bu yazarlar Grekçe bilmediklerinden Büyük İskender efsaneleştirilmiş, bazen zalim bir hükümdar bazen de adil, deniz dibine dalan bir kişi, efsanevi Zülkarneyn olarak anılmakta ama anıları yaşamaktadır.
    Büyük İskender M.Ö. 323 yılında Babil’de ölmüş, 64 katırın çektiği bir cenaze arabası ile İskenderiye (Mısır- Alexandria) götürülmüş ve orada toprağa verilmiştir. Mezarı kayıptır.
    İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin bence en kıymetli eseri “Büyük İskender Lahdi” ona ait olmayıp Fenikeli bir yöneticiye aittir. Osman Hamdi Bey (1842-1910) tarafından çıkarılmış ve İstanbul’a getirilmiştir.
    Yazıya İskender’in Aristo’dan ders görmesi ve İskender’in feth ettiği yerler görülmektedir. Muazzamlığını anlamak için birkaç dakika haritaya bakılmalıdır. İkinci dikkat çekici olan İzmit ve İstanbul ile Karadeniz’in bu krallığın dışında kalması ilgi çekicidir.
    (Muğla Devrim 07.10.2020 yayınlandı)

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    BÜYÜK İSKENDER’İN AİLESİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Büyük İskender tarihte ortaya çıkmış genç yaşta dünyanın coğrafyasını değiştirmiş bir asker ve kraldır. Onunla ilgili Devrim Gazetesinde çeşitli yazılarım yayınlanmıştı.
    Bunlar 2018 yılı mart ayında 4 yazıdır. Onun emri ile kurulan kentler incelenmiştir.
    Bir önceki yazımda A. Müfid Mansel’in “Ege ve Yunan Tarihi” eserinde değinmediğim noktalar olduğunu gördüm. Bu yazımda Dünyayı çok kısa sürede bu kadar değiştiren Büyük İskender’in ailesi incelenecektir.
    Grekçe ismi ile Megas Aleksandros olan (Büyük İskender) Makedonya kralı II Phlip ile Kraliçe Olimpia’nın oğludur. Annesi Olimpia Trakya’da Epir Kralının kızıdır. Makedonya Krallığı yaklaşık M.Ö 700 yıllarında kurulmuş küçük bir krallıktır. En parlak günlerini babası II. Philip ile Büyük İskender zamanında yaşamıştır. Makedonya küçük bir coğrafyadan tüm Asya’ya yayılmıştır..
    Büyük İskender çok kısa sürede o kadar inanılmaz başarılara imza atmıştır ki böyle bir kişinin tanrının oğlu olduğuna inanılmış ve bu kutsallık ona yakıştırılmıştır. Annesi Olimpia’nın ona Zeus’tan hamile kaldığına ve onu doğurmadan rahminde Zeus’u hissettiğini söylediğine inanılmıştır.
    Gerçekte II Philip’in M.Ö. 357 yılında Olimpia ile evlendiği ve Olimpia’nın M.Ö 356 yılında İskender’i doğurduğu bilinmektedir.
    İskender’in Cleopatra (M.Ö 357-308) isimli bir kız kardeşi vardır, Epir Kraliçesidir.
    Babası M.Ö 336 yılında öldürülmüş, burada annesi Olimpia’nın parmağı olduğu sanılmaktadır. İskender’in Asya seferi sırasında Olimpia Makedonya’da kalmış, gayri resmi oranın hâkimi olarak yaşamını sürdürmüştür. Annesi Olimpia oğlunun ölümünden sonra M.Ö. 316 yılında öldürülmüştür.
    Tarihin en büyük filozoflarından Platon’un (Eflatun) (MÖ 429-347) öğrencisi Aristo’un (M.Ö 384-322) (Aristoteles) öğrencisi olmuş M.Ö 343-340 yılları arasında ondan ders almıştır. Tarihte çok büyük filozoftan çok iyi eğitim almış tek kraldır denilebilir.
    Çıktığı Asya seferinde bir anda tüm Asya’ya hâkim olmuştur. M.Ö 329-327 yılları arası İskender Bactria ve Sogdiana kapılarına dayanmıştır. Bu topraklar krallığın en kuzeyinde bulunmaktadır. Bu topraklar bugün bir Türki Cumhuriyet olan Özbekistan’dır. Ancak halkı henüz Türk değildir. İskender Özbekistan’da Termez kentini kurmuş Semerkant ve Buhara’yı fethetmiştir. Semerkant’ı aldığında hakkında çok şeyler işitmiştim ama bu kadar güzel olacağını hayal bile edemezdim demiştir. İskender burada M.Ö. 327 tarihinde ROXANA (M.Ö. 340-310) ile evlenmiştir. Roxana’ Bactria Satrabı ve ülkenin asillerinden Oxsyartes’in kızıdır. Bu evlilik Roxana ve ailesi ve Makedonyalılar tarafından hoş karşılanmamıştır. Ama İskender’in gayesi bu geniş coğrafyada Makedonyalılar ile İranlıları evlendirmek kültürel yakınlaşmayı sağlamaktır.
    Roxana M.Ö 323 yılında İskender öldükten sonra İskender isminde bir oğlan doğurmuştur. Büyük İskender ölümü ile bir varis bırakmamış geride yarı sakat bir kardeş ve yeni doğmuş bir oğul kalmıştır. İskender’in ölümünden sonra annesi Olimpia onları Makedonya’ya aldırmış, kendisinin M.Ö 316 ölümünden sonra eşi Pers asıllı Roxana, ve oğlu İskender (M.Ö.323- 310) yeni Makedonya Kralı tarafından öldürülmüş İskender’in mirasçısı kalmamıştır. Büyük İskender bir efsane haline gelmiştir.
    Bactria ve Sogdiana bugün bir Türki Cumhuriyet olan Özbekistan’dır. Büyük İskender burada Termez kentini kurmuştur. Ancak bugün bu coğrafyada İslam Uygarlığı hâkimdir. Ancak İskender Özbekistan’da yaptıkları o kadar etkili olmuş ki, bu gün bile anlatılmaktadır. Ama bu anlatılanlarda Makedonyalı asker olan İskender bazen deniz dibine dalan bir kişi bazen zalim bir hükümdar ama çevreyi araştıran bir kişi olarak karşımıza çıkmakta, internette turistik amaçlı İskender’in geçtiği güzergah araştırılmakta ve Helenistik dönemden kayıp Helenistik kent kalıntıları ortaya çıkarılmaktadır.
    Ben devamlı bir konu üzerinde duran birkişiyim, bir görüşe varamadım. Bugün Özbekistan bir Türki Cumhuriyettir. Acaba Büyük İskender ile Asya’ya Türk yurduna kadar yayılan Helen kültürünün Türk kültürüne etkisi olmuş mudur?
    İskender efsaneleri bugün buralarda doğu eserlerinde yaşamaktadır. Ancak İskender çeşitli kişiliklere bürünmüş, Lokman hekim ile karıştırılmış yer yer Kuran’da ismi geçen Zülkarneyn olmuştur.
    Ama İskender’in Özbekistan’daki izleri araştırılmalıdır. Konu yenidir çok ilginç şeyler çıkacağına inanıyorum.
    Yazıma İskender’in annesi Olimpia ve eşi Roxana’nın resmi eklenmiştir.
    Muğla Devrim 15.10.2020 yayınlandı

Toplam 221 yorum bulundu. 1-10 arası listeniyor.