Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 02-10-2019

    DEVRİM GAZETESİ ESKİ SAHİBİ VE BAŞYAZARI ÜNAL TÜRKEŞ’İN (1942-2017)
    İKİNCİ ÖLÜM YILDÖNÜMÜ ÜZERİNE
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ünal Türkeş Muğla aşığı, Muğla’nın hafızası, her şeyi idi. İki yıl önce 29.Eylül 2017 günü onu aniden kaybettik. Bilgi dolu, enerji dolu, Muğla sevgisi ile yüklü idi. Muğla’nın daha ona ihtiyacı vardı. Her Muğlalı gibi ben de kendisini hiç unutmadım. Onun ölümünün ardından onun gazetesi DEVRİM de 04.10.2017 günlü yazımın başlığı şöyle idi.
    “TARİH VE DEVRİM GAZETESİ BAŞYAZARI ÜNAL TÜRKEŞ’İN BİR YAZISI ÜZERİNE”
    Devrim Gazetesi Başyazarı Ünal Türkeş’in 21.09.2017 günlü “TERK ETME” isimli yazısını çok dikkatli ve birkaç defa okudum. Yazıda eski Muğla Milletvekili Turgut Topaloğlu’nun 1924 yılında yapılan Mübadelede (Türk-Rum zorunlu karşılıklı göçü) giden Rumlara gitme diyen çocuk olduğu ifade ediliyordu. Yazının devamında Muğla’dan giden Rumların anıları, Muğla’ya bağlılıkları, Muğla’dan Selanik’e toprak götürmeleri ve dillere destan Rum kızı ELENİ’nin Muğla’da hiç unutulmaması anlatılıyordu. Başka anılar da vardı
    Son konuşmamız hastaneye yatacağı gün oldu. Bazı şeyler anlatacaktım. Hastayım hastaneye gidiyorum dedi, çıkınca görüşürüz dedi, geçmiş olsun sonra ararım dedim telefonu kapattım.
    Onun kırk yıllık dostu, benimde kırk yıllık gibi hissettiğim can dostum ŞAİR İbrahim Ergin’i aradım durumu anlattım, hastaneye gitsek ama ben zor giderim, en iyisi Pazartesi (02.10.2017) Gazetenin bürosunda buluşalım dedi,….
    AMA NE ACI Kİ PAZARTESİ BULUŞTUK AMA CENAZESİ BAŞINDA…..
    30 Eylül 2017 Cumartesi sabah uykum kaçtı erken kalkıp bilgisayar başına oturup önceden kafamda kurduğum yukarı yazımı tahminen 8.00 civarında bitirdim, 9.00 civarında mail attım ve Gazeteye telefon ettim. Yazı İşleri Müdürü Nazife (Sönmez Şahin) Hanım kontrol etti, yazını aldık dedi ve arkasında bu sabah Ünal Bey’i kaybettik dedi.
    DONDUM KALDIM… İRKİLDİM KALDIM… ŞAŞA KALDIM
    Hâlbuki ben bu yazıyı ona okuyacaktım. Ona başka anlatacaklarım da vardı

    Doğasına ve tarihine büyülendiğim Gökova Akyaka’da şimdiki evimi 1985 yılında aldım. 1994 yılında çevremdeki İDYMA isimli antik kentin olduğunun farkına vardım. 1996 yılında o zamanki Akyaka Belediye Başkanı (şimdi Ula Belediye Başkanı) Sayın İsmail Akkaya ve Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği Başkanı Heike Thol Schmitz (1962-2012) Akyaka’da dillere destan bir ŞENLİK düzenlediler. Bu Şenlik kapsamında Akyaka’da Dedegil Otelinde bir panel yer aldı. Yedi kişinin katıldığı ve turizm ve tarih konularının konuşulduğu bu panelde benden başka Sayın Aydın Turunç, Sayın Şadan Gökovalı bulunuyordu. Bu benim Akyaka’da ilk defa halk karşısına çıkışımdı.
    Ardından Akyaka’yı, Muğla’yı ve tarihini tanımaya yöneldim. Araştırmalarım beni Devrim Gazetesi sahibi ve başyazarı ÜNAL TÜRKEŞ ile buluşturdu. Tarih merakı bizi bir araya getirdi. Özellikle Konya konusuna çok duyarlı idi. Zira kendisinin ve bazı Muğla ileri gelenlerinin aile kökleri Konya Bozkır Üçpınar (Hocaköy) ve Kızılören’den geliyordu. Kendisi bu konuyu bir kitap haline getirtmek istiyordu. Yakın Konya tarihi konusunda Konya’da araştırma yapan ağabeyim Sefa Odabaşı ile araştırma yaptık, ama elle tutulur net bilgilere ulaşamadık.
    Özellikle sanıyorum 2006 yılında gazeteyi bir ziyaretimde beni şimdi hatırlayamadığım bir kişiye beni şöyle tanıttı:
    “GEL SENİ GÖKOVA ÂŞIĞI BİR KİŞİ İLE TANIŞTIRAYIM.
    Bunu asla unutmam mümkün değil…
    1996 yılından bu yana Devrim gazetesinde yazılarım, Konya konusunda fikir alışverişlerimiz ve dostluğumuz devamlı sürdü….. aramızdan ayrılana kadar….Şimdi başka bir konuya geçeceğim..
    Ben Ünal Türkeş’ten 3 yaş daha büyüğüm. Öğrenimlerimiz farklı kentlerde ve farklı alanlardadır. Ben antik Anadolu ve Karya’da gelişen çok parlak geçmiş uygarlıkların farkına varan bir kişi olduğumu düşünüyorum. Eski uygarlıkların farkına vardığımız ve farkında olmadığımız pek çok noktaların bugün Orta Asya’dan getirdiğimiz Türk uygarlığı (Selçuklu-Menteşe-Osmanlı) ile bir sentez halinde olduğunu görüyorum.
    Rahmetli Ünal Türkeş de hep yazılarında;
    “BİZ KARYA VE TÜRK UYGARLIKLARINDAN OLUŞAN BİR SENTEZİN ÇOÇUKLARIYIZ DİYE HEP YAZMIŞTIR.
    Ünal Türkeş ile buluştuğumuz bu ilke ve görüşler devam etmelidir. BEN YAŞLIYIM, YAŞADIĞIM VE YAZABİLECEĞİM SÜRECE ONUN BU GÖRÜŞLERİNİ SAVUNACAĞIM.
    AMA GENÇLER BUNU DEVİR ALMALI VE DEVAM ETTİRMELİ VE ÜNAL TÜRKEŞ’İ YAŞATMALIDIR..
    Son olarak söyleyeceğim de şudur. Büyük Usta Ünal Türkeş’in kaybından sonra ondan aldıkları ışıkla DEVRİM Gazetesini aynı çizgide devam ettiren Gazetenin bugünkü sahibi Mahir Ateş ve kızı Aslı Ateş ve Yazı İşleri Müdürü Nazife Sönmez Şahin’i kutluyor, büyük ustanın bıraktığı gazeteyi uzun yıllar çıkarmalarını ve Muğla’ya ışık saçmalarını diliyorum.
    Büyük Usta Ünal Türkeş geri gelmeyecek bizler onu unutmamalıyız ve onu ilkelerini yaşatmalıyız.

    (Muğla Devrim 27.09.2019 yayınlandı)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 02-10-2019

    KAPADOKYA’DAN ÇIKMIŞ ORTODOX DÜNYASINA IŞIK VEREN BAŞKA BİR AZİZ NAZİANZUS’LU İLAHİYATÇI GRİGORİOS (329-390)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Biz Müslüman Türklerin 1071 yılından başlayarak Anadolu’ya gelişi ile eski din ve kültürlerin yerini Müslümanlık almıştır. Türk devletlerinin kurulması ile Ortodokslar azınlığa düşmüş ve Cumhuriyet kuruluşuna kadar hep yaşamışlardır. Bugün onlar Türkiye’de çok önemsiz bir azınlıktır. Ancak Yunanistan, Rusya ve Amerika’da yaşamaya devam etmektedir.
    Bizler onların eski yurdunda yaşamaktayız. Bu Anadolu insanlarının başarıları bizlere gurur vermelidir. Bu gün ekonominin can damarı turizm sektörü onların bıraktıkları eserlerinin kalıntılarını görmek için gelen turistleri oluşturmaktadır.
    Nazianszos’lu İlahiyatçı olarak bilinen GRİOGORY 329 yılında Niğde ilinin Arianzos (Bugün Sivrihisar) köyünde doğmuştur. Babası sapkın kabul edilen bir tarikata (Hypsistarii) mensupken eşinin diğer bir deyişle Gregorios’nun annesinin etkisi ile Hıristiyan olmuştur.
    Önce Kayseri (Caesera), İskenderiye (Alexandria-Mısır), Keserya (Caesera-İsrael) ve Atina’da pagan eğitimi görmüştür. Kayseri ve Atina’da daha sonra çok yakın ve dava arkadaşı olacak bir önceki yazımızda konu ettiğimiz Kayserili Basilious ile tanışmıştır..
    Ziyaret etme fırsatı bulduğum Keserya (Kayseri ile aynı ismi taşıyan Caesera) İsrail’de Akdeniz sahilinde kurulmuş çok büyük bir kent olup Roma döneminde yaptırılmış mühendislik harikası sukemerleri vardır.
    Grigorios 356 yılında Atina’dan memleketine dönmüş, Nazianzos’a yerleşmiş ilk vaizini burada vermeye başlamıştır. Ortodoksluk tarihinde Grigorios of Nazianzos veya İlahiyatçı olarak bilinir. Ömrünün büyük bir kısmı burada geçmiştir.
    Nazianzos ismi Cumhuriyet dönemine NENEZİ olarak gelmiş olup bugün Niğde ili Çiftlik ilçesinde Bekâr Sultan köyüdür. Bu yerde o çağlardan önemli tarihi kalıntılar bugüne gelmektedir.
    Ben 1990’lı yıllarda “Konya Tarihi Su Yapıları” kitabımı hazırlarken Devlet Su İşleri 4. Bölge Müdürlüğünde çalışıyordum. Devlet Su İşleri imkânları o zaman ki Bölge Müdürü Sayın Feyyaz Akalın’ın desteği bu bölgeyi de inceledim. Bekâr Sultan levhasına saptığımda köylü bir kadına sordum. Bekâr Sultan’a buradan mı gidilir diye sordum. Heyecanla NENEZİ mi? dedi.
    Bu bölgede ki yerleşim yerlerinin genelde üç ismi oluyor. İlk orijinal isim NAZIANZOS, bunun kökeni bilinmiyor. Bu isim döne döne NENEZİ haline dönüşmüş, ilk isim belki Grekçe, ama NENEZİ hiçbir dilde anlamı olmayan bozma (sarhoş) bir kelimedir. Cumhuriyet döneminde ise yerin tarihi ile hiç ilgisi olmayan Bekâr Sultan konmuştur. Ama orada yaşayan halk daima NENEZİ demektedir.
    Bölgede pek çok yerde hizmetleri olmuştur. Bunlardan biri de Niğde’nin Gölcük ilçesine bağlı eski ismi SASİMA olan Hassaköy’dür. Çok önemli bir yerleşim olan Sasima’da çok eski dönemlerden kalma çok büyük bir kilise bulunmaktadır. Yazdığı kitaplarda buradan bahseden Grigorios “Ağaçsız kupkuru bir yerdir, benim Sasima’m demektedir.
    Grigorios ile görev yaptığı, ve onun adına yapılmış ve halen camiye çevrilen bir kilisenin bulunduğu Aksaray Güzelyurt’tur (Eski ismi Kalvari-Gelveri). Burada da turistlerin en önde ziyaret ettikleri pek çok oyma kilise yer almaktadır.
    Buradan Lozan anlaşması ile Yunanistan’a göç eden Gelveri’liler Kavala’ya 20 km uzaklıkta NEA KALVARİ isimli köye yerleşmişlerdir.
    Kapadokya kültünün en iyi temsil edildiği köyde Grigorios adına halen ibadete açık kilise bulunmaktadır. Bir turla katıldığım Yunanistan’da Nea Kalvari’de mola verdik, ama köyün içini görmek kısmet olmadı.
    İlahiyatçı Gregorios Ortodokslar için çok önemli bir kişidir. Ben çok kısa özetlemeye çalıştım. İnternette İngilizce bölümünde onlarca sayfa bilgilere ulaşmak kabildir. Ben Konya ve Kapadokya’da onunla ilgili anılara değinmek istedim.
    Daha sonra 381 yılında İstanbul’da toplanan ilk dini konsülde (toplantı) çok etkili olmuştur.
    Aziz Grigorios’un daha sonra Kapadokya’ya döndüğü ve orada öldüğü bilinmektedir.
    Yazıya Nazianzos’ta (Nenezi-Bekar Sultan)’da eski bir yapıdan taş işlemeleri ve Aksaray Güzelyurt’ta (Gelveri) onun adına yapılmış ve halen cami olan yapının fotoğrafı eklenmiştir.
    (Devrim Gazetesi 25.09.2019 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 02-10-2019

    KAYSERİ’DEN ÇIKMIŞ ORTODOX DÜNYASINA IŞIK VERMİŞ BÜYÜK AZİZ BASILIOUS (329-379)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Biz Müslüman Türklerin 1071 yılından başlayarak Anadolu’ya gelişi ile eski din ve kültürlerin yerini Müslümanlık almıştır. Türk devletlerinin kurulması ile Ortodokslar azınlığa düşmüş ve Cumhuriyet kuruluşuna kadar hep yaşamışlardır. Bugün onlar Türkiye’de çok önemsiz bir azınlıktır. Ancak Yunanistan, Rusya ve Amerika’da yaşamaya devam etmektedir.
    Bizler onların eski yurdunda yaşamaktayız. Bu Anadolu insanlarının başarıları bizlere gurur vermelidir. Bu gün ekonominin can damarı turizm sektörü onların bıraktıkları eserlerinin kalıntılarını görmek için gelen turistleri oluşturmaktadır.
    Hristiyanlık Roma İmparatoru Konstantin tarafından resmi devlet dini kabul edilince eski din ve geleneklerin etkisi ile çeşitli çalkantılar geçirmiştir. Bu çalkantılı dönemde Kayseri, Aksaray ve Konya’dan Kilise babaları çıkmış, çarpık kabul edilen (heresy) inançlarla çarpışmış ve ortodoksluğun ibadet esaslarını belirlemişlerdir. O yıllarda ısrarla ortodoksluğa karşı gelmiş olan Atina tanrıça Athena şenliklerine devam etmiştir.
    Bugün ise Kayseri, Aksaray, Konya Müslümanlığı seçmiş, Atina ise Ortodoksluğun kalesi olmuştur.
    Bu Kilise babaları Kayseri’den Basilious (329-379), kardeşi Nyssa’lı Gregorios (335-394), Aksaray’dan Gregory of Nazianzos (329-390), Konya Piskoposu Amphliochius (339-394) sayılabilir. Kadınlar arasında Basileus’un kız kardeşi Azize Macrina (327-379 gelmektedir.
    Basileus o zamanki ismi Caesera Mazaca olan Kayseri’de doğmuştur. (Bu isim Sezar isminden gelmektedir). Çok eski Hıristiyan bir aileden gelmektedir. Babası aynı ismi taşıyan bir Avukat olan Basilious, annesi, Azize Emilia’dır. Basilious beşi erkek, beşi kız on kardeştirler. Özellikle kız kardeşi MACRINA üzerinde çok etkili olmuştur.
    Basileus, Kayseri, İstanbul ve Atina’da 351-356 yılları arasında eğitim almıştır. 364-378 yılları arasında Roma İmparatoru olan Valens döneminde Hıristiyanlar büyük baskılar altında kalmıştır. Bu kentler İskenderiye ile birlikte zamanın kültür merkezleridir.
    Öldükten kısa bir süre sonra aziz ilan edilmiştir. Basileus’un 3 eser yazdığı bilinmektedir. Pek çok mektupları bugüne gelmiştir. Dünyanın pek çok yerinde ismi verilen kiliseler inşa edilmiştir. Bunların başında Moskova Kızıl Meydanda benim de görme fırsatı bulabildiğim St Vasily kilisesi önemli bir örnektir. Başka örnekler de vardır.
    Yazıya bir ikonası ve Azize Macrina’nın Niğde antik Sasima kentinde adına yapılan bir mezar odasına yer verilmiştir.
    (Muğla Devrim 19.09.2019 yayınlandı

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 02-10-2019

    KONYA'DA GÖREV YAPMIŞ AZİZ AMPHILIOCHUS
    Saint Amphilochius, Bishop of Iconium, was born in Caesarea in Cappadocia, a city which has given the world some of the greatest Fathers and teachers of the Orthodox Church. He was a first cousin to Saint Gregory the Theologian, and a close friend of Saint Basil the Great. He was their disciple, follower and of like mind with them.
    Saint Amphilochius toiled hard in the field of Christ. He lived in the wilderness as a strict ascetic for about forty years, until the time when the Lord summoned him for hierarchic service. In the year 372 the Bishop of Iconium died. Angels of the Lord thrice appeared in visions to Saint Amphilochius, summoning him to go to Iconium to be the bishop. The truthfulness of these visions was proven when the angel, appearing to him the third time, sang together with the saint the angelic song: “Holy, Holy, Holy, Lord of Sabaoth.” The heavenly messenger led the saint to the nearest church, where an assembly of angels consecrated Amphilochius bishop.
    The saint, on the way back to his cell, encountered seven bishops who were seeking him at the command of God, in order to establish him as archpastor of Iconium. Saint Amphilochius told them that he was already consecrated by the angels.
    For many years Saint Amphilochius tended the flock of Iconium entrusted to him by the Lord. The prayer of the righteous one was so intense that he was able to ask the Lord to heal the spiritual and bodily infirmities of his flock. The wise archpastor, gifted as writer and preacher, unceasingly taught piety to his flock. A strict Orthodox theologian, the saint relentlessly confronted the Arian and Eunomian heresies. He participated in the Second Ecumenical Council (381), and he headed the struggle against the heresy of Macedonius. Letters and treatises of Saint Amphilochius are preserved, which are profoundly dogmatic and apologetic in content. The holy Bishop Amphilochius of Iconium departed peacefully to the Lord in the year 394.

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 02-10-2019

    MENTEŞE MÜTESELLİMİ TAVASLI OSMAN AĞA
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Tavaslı Mütesellim Osman Ağa hakkında çeşitli yazılarım çıkmıştır. Bu konuda Muzaffer Çetin ve Nurkadın Esra Çetin’in 26-29 Eylül 2013 tarihleri arasında gerçekleşen Muğla Değerleri Sempozyumunda sundukları bildiri tamamlayıcı bilgileri kapsamında olduğundan gazete yazılarıma eklenmiştir.

    MUZAFFER ÇETİN ve Nurkadın Esra ÇETİN ve İbrahim ÖZTÜRK ve Necat ÇETİN ile birlikte 26 ile 29 Eylül 2013 tarihleri arasında sundukları bildiri
    Horoz Gazetesi Yazarlarından Osmanlı Tarihi Arşiv Uzmanı Muzaffer ÇETİN ve Nurkadın Esra ÇETİN ve İbrahim ÖZTÜRK ve Necat ÇETİN ile birlikte 26 ile 29 Eylül 2013 tarihleri arasında Muğla’da gerçekleşen “Muğla Değerleri Sepozyumu”na katıldı. ÇETİN, sempozyumda 1840’lı yıllarda Menteşe [Muğla] Kaymakalığı’da yapan Tavas’ın yetiştirdiği Büyük Devlet Adamı Tavaslı Osman Ağa’nın hayatı ve icraatlarını tebliğ olarak sundu.
    Tebliğde şu önemli detaylara dikkat çekildi. “Osmanlı tarihinde, kahramanken eşkıya olarak bilinen ya da eşkıya iken kahraman olarak yansıtılan birçok şahsiyetlerden birisi de 1829 yılında Menteşe mütesellimi olan Tavaslı Osman Ağa’dır. Varlıklı ve etkili bir aile mensubu olduğu anlaşılan Osman ağa’nın doğum tarihi kesin olarak bilinmese de 1760’lı yıllarda doğmuş olduğu tahmin edilmektedir. Kendisi ile ilgili ilk belge 1795 tarihli olup, yeni kurulan Nizam-ı Cedid ordusuna verdiği 500 kişilik destekten söz edilmektedir. 1818 yılından sonra Belgrat kalesinin savunmasını üstlenir. Başarısından dolayı padişah II. Mahmud tarafında kabul edilerek “Kapıcıbaşılık” rütbesi verilir. 1821 yılında itibaren Denizli voyvodası olur. Mora isyanına asker gönderip Ayvalık isyanını bastırır. Orduya kendi parasıyla donanma için kalyon yaptırır. Yunan isyanındaki hizmetleri karşılığı 1829 yılında Menteşe (Muğla – Tavas- Denizli) mütesellimi olur. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanında padişaha bağlı kalır. Yeni kurulan “Asakir-i Mansure-i Muhammediye “ordusu için çalışmalar yapar. Artık bölgede etkili bir ayandır. Yaptığı hizmetler ve bağlılığından huzura davet edilmiş ve bizzat Padişah tarafından nişan verilmiştir. Padişah II. Mahmud’un ölümünden sonra Tanzimat Fermanı’yla birlikte merkeziyetçi bir yönetim düzeni benimsenmesiyle, diğer ayanlar gibi Osman Ağa’da gözden düşer. Baskılar artar. Birkaç defa görevden alınır. Rodos’a sürülür. Geri döner. Sürekli hakkında açılan soruşturmalar ve mahkemelerle uğraşmaya başlar. Tüm malları müsadere edilir. Tüm uğraşısı haksızlığa uğradığını ispata çalışır. 1853 yılında ölür. Tavaslı Osman Ağa, ömrü boyunca devleti ve milleti için çalışmış, yeni kurulan Nizam-ı Cedid ve Asakir-i Mansure ordularına daima katkıda bulunmuş, kendi parasıyla donanmaya bir kalyon hediye etmiş ve en zor durumlarda bile isyancılara karşı direnerek padişahının yanında olmuştur. Yaptıkları yüzünden başına gelenlere bakıldığında, bu millete ve devlete hizmet etmenin gerçekten zor bir şey olduğunu hakkıyla ispat etmiş olan Tavaslı Osman Ağa ile ilgili Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan belgelerden yararlanılarak araştırma yapılmıştır” ifadeleri yer aldı.

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 02-10-2019

    1984-1988 YILLARI ARASI DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE ATANAN
    ATA EROL ENACAR’I (1941-2019) ANKARA’DA KAYBETTİK
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ata Enacar’ın görev yaptığı yıllar Devlet Su İşleri teşkilatında geçti, bütün basamaklarda görev yaparak sonunda 1984-1988 yılları arasında Devlet Su İşleri Genel Müdürü oldu.
    Erol Enacar İTÜ İnşaat Fakültesi 1962 yılı mezunuydu. Benim sınıf arkadaşımdı, değerli arkadaşımızı 11 Eylül 2019 tarihinde Ankara’da kaybettik. Kocatepe camiinde kılınacak cenaze namazı ardından toprağa verileceği öğrenilmiştir.
    Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Türkiye’de bir baştan bir başa üniversiteden sonra mühendislerin mühendisliği tatbiki olarak öğrendikleri ikinci bir okuldur.
    Değerli sınıf arkadaşıma tanrıdan rahmet eşi Yıldız Hanım ve ailesine ve tabii tüm devlet su işlerinde çalışan ve çalışmış mühendislere baş sağlığı dilerim.
    Ata Erol Enacar’ın kısa bir hayat hikâyesi şöyledir.
    Devlet Su İşleri Genel Müdürü A. Erol Enacar, 9 Ekim 1941 tarihinde Mardin’de doğdu. İstanbul Vefa Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat
    Fakültesi’nden Haziran 1962 de mezun oldu.
    02 Temmuz 1962 tarihinde Devlet Su İşleri’ne giren eden Enacar Diyarbakır DSİ X. Bölge Müdürlüğü Fırat Planlama Amirliği’nde proje ve keşifler teknik şefi olarak görev yaptı. 1963-1964 yılları arasında askerlik görevini tamamladı.
    1965-1969 yılları arasında Diyarbakır DSİ X. Bölge Müdürlüğü’nde Proje ve İnşaat Fen Heyeti Müdürlüğü görevini yürüttü.
    10 Mart 1973- 5 Eylül 1976 tarihleri arasında DSİ XVII. Bölge Müdürü oldu. Müdürlük alanı Bitlis, Van, Hakkâri’yi kapsıyordu. 1976-1978 tarihleri arası ise DSİ VI. Bölge Müdürlüğü’ne getirildi. 1978-1980 yılları arasında serbest çalışmak için DSİ’den ayrılan Enacar 1980 yılında tekrar DSİ’ye döndü. 7 Temmuz 1980 tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdür Yardımcısı oldu.
    Devlet Su İşleri Genel Müdür Yardımcısı Ata Erol ENACAR 20 Şubat 1984 Pazartesi günlü kararla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne atandı. Görevi 1988 tarihine kadar devam etti, aynı yıl emekli oldu.
    1968 tarihinde İngilizce Dil Kursu’na katıldı. Fransa, Pakistan, Mısır’da mesleki incelemelerde bulundu. 14-23 Mart 1983 tarihleri arasında Hükümet temsilcisi olarak Birleşik Amerika’da Aşağı Gediz Çankırı projeleri müzakerelerini yürüttü
    Eşi Yıldız Enacar, çocukları Elif (1969), Ata Haluk (1972)
    (Kaynak: DSİ Bülteni, Ocak-Şubat 1984) – İTÜ 2002 yıllığı
    www.mehmetbildirici.com Türkçe 2015 sayfa 6 No 51
    (Muğla Devrim Gazetesi yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 02-10-2019

    NEMRUT DAĞI OLAĞANÜSTÜ HEYKELLER & KRAL ANTIOCHUS TEOS (TANRI)
    M.Ö 69-31
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İlkçağ da Anadolu’nun her köşesinden çok büyük insanlar ortaya çıkmıştır. Bunların başında devlet ömrü çok kısa, sadece 200 yıl olan çok büyük eserler bırakan Kommagene Krallığıdır. Bugün Türkiye’de gelen eserlerin başında Adıyaman ili Nemrut dağında Tanrı Kral ANTIOCHUS THEOS ( Krallığı M.Ö 69-30) yaptırdığı ve bütün canlılığı ile ayakta olan dev Tanrı ve Kral heykelleridir. Onları ilkçağın yedi harikasına eklenmesi yerinde olur.
    Kommanege Krallığının ismi genler topluluğu anlamına gelir. Krallık Fırat nehri üzerinde Samsat (Samasota) kentinde M.Ö 163 yılında kurulmuş M.S 72 yıllarında tamamen ortadan kalkmıştır. Tarihi Samasota kenti kısmen kurtarma kazıları yapılarak ATATÜRK Barajı gölalanı içine bırakılmıştır.
    Krallar içinde en önde geleni Tanrı kabul edilmiş ANTIOCHUS olmaktadır. Antiochus’un baba tarafı ve Krallığın Kurucusu Mithridates Kallinikos I soyu Pers (İran) hükümdarı Büyük Darius’ten gelmekte annesi ise Büyük İskender tarafından gelen Seleucos Prensesi Laodice’dir. Kallinos ismi Grekçe Zaferler kazanan anlamınadır. Antiochus kurduğu hanedan Eski Yunan ve İran karışımı çok önemli ve Anadolu pek rastlanılmayan bir görüntüdür. Babası Pers soyundan Mithridates Kallinikes (Krallığı M.Ö 100-70) çok büyük bir Kraldır. Antiochus annesi Laodice’ye çok büyük hayranlık duyar ve ona Tanrıça anlamına THEA adını layık görmüştür.
    Kommagene Krallığı Yunan ve İran uygarlıklarının sentez olduğu hamur haline geldiği tek krallık denilebilir. Krallığın resmi dili Grekçe’dir ama içinde yaşayan halklardan dolayı Ermenice, Süryanice, eski Farsça da konuşulmaktadır. Kral kendisi de bir Seleucos Prensesi Isıas ile evlenmiştir.
    Tanrı Kral Antiochus yeni bir inanç ve tapınma usulleri ortaya koymuştur. Burada Grek ve Pers tanrılarından 5 adedi esas tanrılardır, bunlar Grekçe ve Persçe isimleri şöyledir. İlki Grek tanrıları, ikinci olan İran tanrılarıdır.
    APOLLO-- MITHRAS
    HERACLES—ARTAGNES
    ZEUS – OROMASDOS
    HERMES –
    HERA- TELEIA
    Bunlar içinde MITHRAS çok önemli bir İran’dan gelen bir tanrıdır. Kralının babası onun ismini taşımaktadır. Ayrıca Mithras ismini taşıyan Anadolu’da başka Krallar da vardır. Roma ile büyük savaşlar yapmış Pontus Kralı Mithridates VI gibi.
    Antiochus Theos çeşitli etnik ırkların yaşadığı bu bölgede Grek ve İran tanrılarına tapınılan bir inanış (din) ortaya koymuş, onun kurallarını benimsemiş ve Nemrut dağının tepesine dev tanrı ve Kral heykelleri dikmiştir.
    Kendisi de dev bir timülüs mezara (Mezar odası üzeri doldurularak tepe haline ge) gömülmüştür.

    Kral 1. Antiochus Nemrut Dağında yer alan yazıtlarda şunları söylüyordu;
    “Ata hükümdarlığını devraldığım zaman, dindarlığımın bir sonucu olarak, tahtıma bağlı krallığı tüm tanrıların ortak yurdu yaptım. “Zamanın akışı içinde her kim, bu kanunu ve bize ibadeti korur ve sürdürürse, benim hayır dualarımla anılacaktır. Tüm rahmetli atalar ve tanrılar ondan razı olsun. Her kim ki, bu düzenin kutsal geçerliliğini bozar ya da zarar verir, ya da gerçek anlamını değiştirmeye yeltenirse, yalnız kendisi değil, aynı zamanda tüm soyu sopu rahmetli atalarımın ve tüm tanrıların hışmına uğrasın”

    Sonuç olarak Antiochus Theos’un her yönde başarıları onu Tanrı Kral (Theos) yapmıştır. Grek-Pers kültürel karışımın uygulandığı Anadolu’da tek devlettir. Ama ileri çağlarda onun uyguladığı Grek-Pers kültürel yakınlaşmaları Roma (Bizans)- İran düşmanlığına dönüşmüş, Antiochüs Theos’un düşüncesi, dini tutunamamıştır. Ancak onun Tümülüs mezarı ve Tanrı heykelleri Türkiye ve dünyada büyük saygı görecek ve korunacaktır.
    Yazıya bu tanrı heykelleri ve annesi Laodice Theos’un bir heykeli konacaktır.
    (Muğla Devrim 07.09.2019 yayınlandı)

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 02-10-2019

    AYRILIKÇI DOĞU KİLİSESİ VE KAHRAMANMARAŞ’LI NESTORIUS (386-451)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu yazımda da Anadolu ortalarında doğmuş, günün dini tartışmalarında etkili olmuş ve bu uğurda hayatını kaybetmiş bir kişiyi inceleyeceğim. Bundan önce incelenen çok değerler kişiler, genellikle batı uygarlığında etkili olmuş ya da ona temel olmuş kişiler olmuştur. Bu defa da etkisi doğu dünyasına yayılmış özellikte din konusunda öncü olmuş bir kişiyi ele alacağım. Tarihte inancı ve düşüncesi uğruna hayatını kaybetmiş olması da çok düşündürücüdür.
    Nestorius 386 yılında Kahramanmaraş’ta doğmuştur. O yıllarda Anadolu’da çok tanrılı dinlerden Hıristiyanlığa geçiş yaşanmakta bir takım tartışmaları beraberinde getirmekteydi. Eski dinlerin etkisinde kalan insanlar arasında yeni bir inanca geçişte dalgalanmalar oluyordu.
    Nestorius Antakya’da görev yapmış yükselmiş 428-431 yılları arasında İstanbul Patriği olmuştur. Doğu Roma (Bizans) başında II Theodosius imparatordur.
    Patrik Nestorius İsa’nın manevi ve maddi yapısı hakkında farklı fikirler ortaya atmıştır. Bugün Ermeniler Meryem Anaya Tanrı Doğuran Ana anlamına Asvazaddin (Grekçe Theotokos) derler. Nestorius buna karşı gelmiştir. İsa Tanrı olduğuna göre Meryem Ana Tanrı doğuramaz diye iddia etmiştir. Ona göre Meryem Ana sadece İsa’nın annesidir (Chistokos)
    Sonuçta bunların tartışmasını elbette ilgili din adamlarına bırakacağız, bu beni aşan bir konudur. Burada Nestorius’un tarihi ve coğrafi alanda etkilerini görmeye çalışacağız.
    Nestorius 431 ve 435 yıllarında Efes’te toplanan dini konsüllerde devlet tarafından dışlanmış ve Mısır’a sürgüne gönderilmiş orada ölmüştür. Yazdığı bütün kitapları ve belgeleri yaktırılmıştır.
    Ama ona inananlar ve arkasından gidenler önemli bir tarikat oluşturmuşlardır. Bu Dünyada Nestorianism Türkçede Nesturi olarak bilinir. Bu tarikat Anadolu’da sapıklık (heresi) kabul edilmiş olmasına karşı İran tarafından desteklenmiş ve orada çok kuvvetlenmiştir. Nesturilik İran’ın yedinci yüzyılda İslam dinini kabulünden sonra da önemini korumuş ve hatta daha da gelişmiş ve doğuya doğru hızla yayılmıştır.
    Orta Asya’da Türkler ve Çinliler arasında inananlar çıkmıştır. Ancak Ermeni ve Süryani gibi Doğu Kiliselerinden Meryem Ana hakkındaki inanışından dolayı farklıdır.
    Dokuzuncu yüzyılda Uygurlar arasında hızla yayılmıştır. Uygur Türkçesi ile dua kitapları yazılmıştır.
    Osmanlı döneminde güney doğu Anadolu ve Hakkâri köylerinde Nesturiler yaşamıştır. Osmanlı Nesturilere Patriklik vermiş, Patriklik merkezi Hakkâri’de Koçanis köyüdür. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’den göç ettirilmişlerdir.
    Bugün dünyanın çeşitleri az olsa da Nestorios’un düşünce ve inancına sahip olanlar yaşamaktadır.

    (Muğla Devrim 03.09.2019 yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 03-09-2019

    YENİ KONYA YAZILARIM 1974-1996 22 YIL 52 yazı

    Açıklama Tarihi
    -“Karaoğlan’ın ardından (Mustafa Özden)” 20.06.2974 Yeni Konya
    -“Sanayici Mustafa Bülbül’ün ardından” 25.01.1988 “
    -“Konya Lisesi Tarihi 13.01.1992 “
    -“Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Şubat 1992 “
    1994 YILI
    -“Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’na teşekkür” 18.10.1994 “
    -“Suat Abanazır’a teşekkür” “ “
    21-“Edip Seviş’e teşekkür” 19.10.1994 “
    1995 YILI
    “ Konya İdadisi’nden yetişenler” 17.01.1995 “
    Konya İdadisi’nden yetişenler” 18.01.1995 “
    Konya İdadisi’nden yetişenler” 19.01.1995 “
    Konya İdadisi’nden yetişenler” 20.01.1995 “
    Konya İdadisi’nden yetişenler” 21.01.1995 “
    Konya Lisesi’nden Güzin Atademir’in mektubu 03.05.1995 “
    -“Konya Lisesi’nden Muazzez ve Turgut Kargalık” 09.05.1995 “
    -“Konya Lisesi’nden Havfi Kendi’nin ardından” 03.07.1995 “
    “Hadim Astra antik kenti” 16.09.1995 KIRKAMBAR
    31-“ Konya’da Müderris Ömer Kâşif Efendi” 30.09.1995 “
    -“Elengirit Dağı ve Yatağan Mürsel” 07.10.1995 “
    -“Takkeli dağ hakkında” 14.10.1995 “
    -“Botsa’da münzevi rahip evi” 21.10.1995 “
    - “Danimarka’da Jutland adası doğası” 11.05.1995 “
    -“Alaaddin Camii’nde bir yazıt” 18.11.1995 “
    Altınçeşme’de Balıklı Çeşme” 25.11.1995 “
    Deste köyünde (Meram Yeşildere) çeşme 09.12.1995 “
    Başhöyük’ten Musa Baypolat usta” 16.12.1995 “
    -“Bozkır’da Zengibar kalesi” 23.12.1995 “
    1995 yılını Uğurlarken” 30.12.1995 “
    -“Konya Lisesi’nden Fehime Birekul” 30.111995 YENİ KONYA
    -“Konya Lisesi Müdürü Selman Erdem” 01.12.1995 “
    1995 yılını Uğurlarken” 30.12.1995 “
    1996 YILI
    Öğretmenim Zekiye İzgi” 06.01.1996 KIRKAMBAR
    -“Hayırsever Firuzan Işık” 27.01.1996 “
    -“Konya Lisesi’nden Mukbil Ertunç, Ayten Özer” 10.02.1996 “
    -“Konya Lisesi’nin eski öğretmenleri” 17.02.1996 “
    Kazım Karabekir’de tarihi yerler” I 23.03.1996 “
    Kazım Karabekir’de tarihi yerler” II 30.03.1996 “
    51-“Dineksaray’da 4. yüzyıl şiiri” 06.04.1996 “
    -“ Park ve Bahçelerde Aydın Çavuş” 29.06.1996 “
    -Türk haritacığında bir dev, Said Yasar” Haz.1996
    61-“Konya Ovası Proje Kurukafa 13.07.1996 “
    -“Konya Ovası - Kurukafa Mehmet” 13.07.1996 “
    -“Suudi Arabistan’da vahşi doğa” 27.07.1996 “
    Konya’da Nakiboğlu suyolu ve çeşmeleri” 4 31.08.1996 “
    -“Nakiboğlu cami ve çeşmelerinde gezi” 31.08.1996 “
    -“Konya’da yaşamış Ermeni toplumu” (2) 14.09.1996
    Kırkambar’a Konya dışından Merhaba 28.09.1996 “
    71-“Sedef adasında öğretmen Fehime Birekul” 05.10.1996 “
    Marmaris’te öğretmen Nihal İlaydın” 12.10.1996 “
    -“Marmaris’de öğretmen Nurhayat Evci” 26.10.1996 “
    -“Silifke çevresinde gezi” 17.11.1996 “
    Arkadaşım Dr. Teoman Bilge” 28.11.1996 “
    Sille’de Aya Kriyakon kaya kilisesi” 28.12.1996 “
    Tekrar Aydın Çavuş” “ “

    Gazetenin Sahibi ve Kurucusu Mustafa Naci Gücüyener tanıdığım ve saygı değer bir büyüğümdü. Oğulları Adil Gücüyener, Lise Orta sondan sınıf arkadaşım Ünal Gücüyener, Gültekin Gücüyener arkadaşlarım idi. Kırkambar yazıları Mehmet Gündoğdu tarafından özel sayfada düzenlendi

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 03-09-2019

    AYDA BİR KRATERE İSMİ VERİLEN SMYRNA’LI (İZMİRLİ) MATEMATİKÇİ ASTRONOM FİLOZOF THEON (MS 70-135)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Hayatı hakkında fazla bilgi gelmeyen Theon’un o zamanki ismi Smyrna olan İzmir’de 70 yılında doğduğu yaklaşık 65 yaşında 135 yılında İzmir’de öldüğü sanılmaktadır.
    Theon Astronom, filozof ve matematikçidir. Güneş sisteminden Merkür ve Venüs konusunda çalışmalar yapmıştır.
    Astronomi konusunda çok önemli bir ilk çağ belgesi olan PTOLEME listesinde ismi geçmekte 127-132 yılları arasında Mercür ve Venüs üzerinde çalıştığı belirtilmelidir.
    Burada Theon Merkür ve Venüs’ün Güneşe en yaklaşan açısal uzaklıktan söz eder
    From these observations Theon made estimates of the greatest angular distance that Mercury and Venus can reach from the Sun.
    Theon hakkında çok önemli bir mermer büst 17 yüzyılda İzmir’de bulunmuş olup halen Capitol Müzesi’dedir. Bu mermer büst oğlu Rahip Theon tarafından yaptırılmış büstün altındaki yazıda “Rahip Theon’un babası Platoncu filozof Theon (onurlandırıldı) denilmektedir. Bu İzmir için çok çok önemli olan Capitol Müzesinden geri getirilmesi sağlanmalı mümkün olmadığında bir kopyası temin edilip görkemli bir yere yerleştirilmelidir.
    Theon’un önemli eseri Latince yazılmış Expositio rerum mathematicarum ad legendum Platonem utilium.
    Theon Platoncu bir filozoftur. İzmir’de Platoncu okulda hocalık yaptığı anlaşılmalıdır. Öğrencilerine eserini bir el kitabı (handbook) olarak hazırlamıştır.
    Sonuçta bu çalışmaları değerlendirilmiş ay yüzündeki kraterlerden birini ismi verilmiştir.
    Sonuç olarak ben bir Egeli değilim. Bu yörenin dünyaca ünlü insanlarını araştırırken Theon’un çok yakın zaman önce farkına vardım. Kulaklarıma inanamadım. Bu önemli kişi hakkında bilinenler o kadar az ki. Yenilerini ortaya çıkarmalıyız.
    Eflatuncu bir filozof, bu okul 904 yıl devam etmiştir. İzmir’de Platon’un bir okulu var mı ?? Nerede ??? Daha nice nice sorular, Türkiye’de kültür seviyesi ileri bunlara yanıtlar bulmalıyız
    (Muğla Devrim 30.08.2019 yayınlandı)

Toplam 507 yorum bulundu. 1-10 arası listeniyor.