Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    ALBAYIN KOYU İSMLİ YAZIM ALBAYIN KOYUNA BİR PANOYA YERLEŞTİRİLDİ
    MEHMET Bildirici
    Akyada’da Orman Kampı içinde bulunan bir doğa harikası Albayın Koyu için Muğla Devrim Gazetesi’nde 25.20.2019 tarihinde bir yazım çıkmıştı.
    Gerçekten çok ses getirdi, Muğla Hizmet Vakfı tarafından bu güzel koyun tanıtımı için burada bir panoya yerleştirildi. Bu önceden bana da bildirildi. Bunun ne kadar mutlu mutlu ettiğini anlatamam. Muğla Hizmet Vakfına sonsuz teşekkürler.
    Bunun resmi aşağıdadır. Beni hayrete düşüren beton platformu ben hep kuru olarak hatırlarım. Bu defa üzerinde deniz yükselmiş, Haziran 2020 de yaklaşık 20 cm su vardı.
    Hayretler içinde kaldım. Resimde denize iniş merdiveni görülmektedir.


    (Foto Ö. Bildirici 20.06.2020)

    BİR ANI.
    Eşim 1990’lı yıllarda boyunu geçen yerde yüzemiyordu. Ben Albay’ın koyuna götürdüm. Suya girdi, tam boydu, ayağı yerden kesildi ve ben yüzüyormuşum dedi ve devam etti.
    Yazıma Devrim Gazetesin de çıkan yazım ve Sular altında Albayın koyu görülmektedir.
    Bu Albay Sileyman Faik Turna’dır. Bu bilgiler Akyaka’da komşum Albay’ın oğlu Diş Ekimi Caner Turna’dan alınmıştı. Kendisine teşekkür ederim.

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    DÜNYADA İLK DEFA ALTIN PARAYI KULLANAN LİDYA KRALI
    CROESUS (KRAL M.Ö 560-546) & LİDYALILAR
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Lidya devletinin kapladığı alan Manisa ve Salihli bölgesinde küçük bir coğrafyadır. Lidya’nın Başkenti SARDES Salihli’ye 9 km uzaklıkta İzmir-Ankara Karayolu üzerindedir. Lidyalılar ayrı bir dili ve alfabesi olan bir ulustur. Kısaca bunlar incelenecektir.
    M.Ö 6 yüzyılda Lidya Kralı CROESUS (Türkçe Krezüs) M.Ö 595 yılında doğmuş Kral Alyattes’in oğludur. Krezüs o yıllarda ülkesini genişletmiş Ege’deki kent devletlerinden bazılarını sınırlarına katmış ama o dönemde güçlenmiş Pers İmparatorluğu ile karşı gelmiş, savaşmış M.Ö 546 yılında savaşı kaybetmiş ve Lidya devleti de tarihe karışmıştır.
    Krezüs yaklaşık M.Ö 550 yılları ve öncesinde ilk defa altın para basmış (sikke) çok zengin olmuş, bu olay ticarette büyük kolaylık sağlamıştır. Doğuda ve batıda zengin insan onun sıfatı ile anılmıştır. İngilizce’de rich as Croesus gibi. İran ve İslam dünyasında kendisi KARUN olarak bilinir. Zenginliği “Karun gibi zengin” ifadesi edebiyatta yer almıştır.
    Krezüs’e ait bilgiler Herodot’un tarihinden gelmektedir. Çok zengin ve altınları çok olan bir kral olduğundan kendini en mutlu insan sanmaktadır. Büyük Filozof SOLON (M.Ö 640-560) kendisini ziyaret eder, Krezüs Solon’a bir soru yöneltir. Dünyanın en mutlu adamı kimdir diye, Solon büyük bir filozoftur altının mutluluk getiremeyeceğini bilir. Krezüs kendisini en mutlu adam olarak söyleyeceğini sanır ama Solon başka ülkesi için kahramanca dövüşen ve gömülen bir adamı mutlu adam olarak söyler.
    Herodot’a göre savaşı kaybeder ve bir direğe bağlanır, Ah Solon derken tanınır, hayatı kurtulur ve Pers Kralı Büyük Kiros’un (krallığı M.Ö 559-530) danışmanı olur. Ölüm tarihi ve yeri bilinmemektedir.
    Herodot zamanında başkent Sardes dünyanın en önde gelen kentlerinden biridir. Sardes’te M.Ö 3 veya 2 yüzyıldan kalma çok büyük bir Yahudi Sinagogu yer almaktadır.
    Lidya dili M.Ö 700-200 tarihleri arasında konuşulmuş, dilin kendine has alfabesi bulunmaktadır. Ancak Lidya dili henüz çözülememiştir. Lidya alfabesi aşağıda gösterilmektedir. Grek harflerinden ürediği kabul edilmektedir.
    Sonuç olarak uzun araştırma ve düşünmelerden sonra şunun farkına vardığı ifade ediyorum Orta Anadolu’dan kuzey güney yönünde bir çizgi çekersek, batıdaki uluslar, Lidyalılar, Karyalılar, Likyalılar, dilleri yaşantıları ile Mitolojileri ile ilgileri, sanatları ile Helenizmi çağrıştırmakta, doğudaki uluslar Hititler, daha doğuda Urartular ise Asur, İran, Mısır’ı benimsemişlerdir. Hitit ve Urartuların batı (Ege) de hiç etkileri yoktur, Helen Uygarlığında Hitit ve Urartu’da etkileri yok denecek kadar azdır.
    Anadolu’muzu seviyorsak onun gerçek tarihini ortaya çıkarmaya, hoşumuza gidecek şekilde yeniden yazmaya uğraşmamalıyız.
    Yazıma Lidya altın sikke ve alfabesi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 20.06.2020 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    HİTİT KRALI III HATTUŞİLİ (M.Ö. 13 YÜZYIL) KADEŞ SAVAŞI VE ANTLAŞMASI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    M.Ö 13 yüzyılda ıı. Ramses’in hüküm sürdüğü Mısır ile Anadolu’da büyük bir İmparatorluk kuran Hititler dönemin en güçlü devletleri idi. Genişleme politikaları bu iki devleti Kadeş kentinde karşı karşıya getirdi. Daha sonrada bir anlaşma yapmış oldular. Bu tarihte iki devlet arasında yapılmış ilk barış anlaşmasıdır. İşin en ilginci anlaşmanın savaştan tam 15 yıl sonra yapılmış olmasıdır
    Önce araştırmalarımda şunu gördüm her iki ülkede farklı yorumlar ve farklı tarihler öne sürülmektedir. Ben yazımda tarihler üzerinde kronolojik inceleme yaparak doğru tarihleri yakalamaya çalıştım. Örnek olarak Mısır Firavunu II Ramses (M.Ö 1279-1213 arası Firavun) büyük bir zafer kazanmış gibi Mısır’da büyük anıtlar diktirmiştir. Gerçek ise 1906 yılında Hitit Başkenti Hattusas da Akad, Mısır ve Hitit dilinde orijinal anlaşma yazıtlarının bulunuşu ile ortaya çıkmıştır. Kadeş savaşında tarafların zafer kazanmadığı ortaya çıkmıştır. Kadeş kenti ise Surıye’nin Humus ilinde Asi Orontes) nehri kıyısında bir antik kent,. M.Ö 1200 yıllarında tarihten silinmiştir.
    Bu ön bilgilerden sonra Hitit Kralı Hattusili III dönersek, Hitit Kralı Mursili II’ nin oğullarından biridir. Uzun taht kavgalarının ardından M.Ö 1267-1237 yılları arasında hükümdarlık yapmıştır. Genç Hitit Prensi olarak daha önceden yapılan Kadeş Savaşına katılmıştır. III Hattusili başa geçince barışçı bir politika izlemiştir. Kadeş Barış anlaşması savaşı bitişinde yapılmamış tam 15 yıl sonra yapılmış bir anlaşmadır. Görülmemiş bir olay.
    Hitit tarihi ile ilgili dünya Literatüründe iki Hitit Kraliçesinin ismi geçmektedir. Bunlar M.Ö 1590 yılında HARAPSCHEKİ ve 1440 yılında ASMUNICAL olarak bilinir ama bunlar ve önceki Krallardan şimdilik bilinen ve bugüne gelen eserleri şimdilik yoktur.
    Hattusili Kral olmadan rahip idi, bir Hurri Kralının kızı olan PUDU-HEPA ile evlendi. Pudu-Hepa Anadolu tarihinde devlet yönetiminde eşinin yanında yer alan ilk kraliçedir. Mührü zamanın krallarına yazılmış diplomatik mektupları bulunmaktadır. Kızını Mısır Firavunu ile evlendirmiştir. Oğulları IV TUTHALIA Orta Anadolu’da pek çok eseri bulunan en büyük Hitit Kralıdır.
    Bu konuda Devrim Gazetesi Pudu-Hepa 04.04.2016—Kızı Maat 13.03.2020—Tuthalia 22.02.2016 ile ilgili yazılarına bakılmalıdır.
    Bu Kral ve kraliçe ile ilgili Kayseri’nin 78 km uzağında Develi’nin Gümüşlü köyündeki bir kaya kabarmaya yer verilmiştir.
    Bu arada kısaca Hititlerin kullandıkları iki yazı çeşidinden de söz etmek isterim. İlki Sümer’ler tarafından bulunan Çivi Yazısı. Anadolu toprağında ilkyazı ASUR çivi yazısıdır. İlk örnekler Kayseri Karum ve Van Kalesinde görülmektedir. Hitit Başkentinde Asur’dan alındığı sanılan Hitit Çivi yazısı kullanılmıştır. Bu imparatorluk başkentinde (Hattusas) daha ziyade tapınmalarda kullanılmıştır. İkincisi Hitit Hiyoroglif (resim) yazısıdır. Halk bunu tercih etmiştir. Bu yazıya Mısır’da rastlanır, ama bu yazı orandan mı alınma veya Hitit buluşumu bir kanıya varamadım bu yazı yaklaşık M.Ö 1400-700 yılları arası kullanılmıştır.
    Son olarak III. Hattusili döneminde yapılmış ve yaklaşık 3300 yıl sonra restorasyonu yapılan Çorum Alacahöyük barajından söz edeceğim
    ÇORUM GÖLPINAR GÖLETİ
    Gölpınar Göleti, Çorum ili Alacahöyük’ün 1 km yakınındaki Karamahmut köyündedir. Burada pınardan çıkan suyu toplamak için arazinin çukur yerine kemer şeklinde bir bent yapılmıştır.
    Alacahöyük’te kazı yapan Hamit Zübeyr Koşay ve Remzi Oğuz Arık’a göre 110 m uzunluğunda yapılmış bu bent su toplama gayesi ile yapılmıştır. Göl Alanı yaklaşık 10 000 m²
    dir. Bendin yüksekliği tam belirlenememiştir, kesiti ise su yüzeyi tarafında 4.5 m kalınlığında
    bir duvar iç tarafta 3.5 m uzunluğunda bir duvar ve arası dolgudur. Bendin duvarlar ve dolgu
    ile genişliği 14.45 m dir.
    Diğer Hitit dönemi su yapıların aksine bu tesisin çok yakınında çok önemli bir merkez
    Alacahöyük bulunmaktadır. Alacahöyük M.Ö. üçüncü binde madenciliğin çok ileri gittiği bir kenttir ve Hitit İmparatorluk döneminde de en önemli birkaç kent arasında yer almaktadır.
    Sözü edilen barajın ortaya çıkarılması için Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu başkanlığında 1997 yılında kazı çalışmaları başlatıldı. 2002 yılı içinde baraj alanından yaklaşık 2,5 milyon m³ çamur dışarı atıldı ve baraj ortaya çıkarıldı ve Gölet çalışır duruma getirilmiştir. Kazı sırasında buluna yazıttan Tanrıça Hepat adına yapıldığı ifade edilmektedir. (Çınaroğlu 2006)
    Bulunan Tanrıça Hepat’tan III HATTUSILI döneminde yaptığı sanılmaktadır.
    Bu Hitit barajı 3250 yıl sonra onarılmış ve tesis çalışmaktadır.
    Çorum Alacahöyük Hitit Barajı hakkında www.dsi.gov.tr/pdf_dosyalar/hitit_baraji.pdf

    Anadolu her konuda bizi hayrete düşürecek eserlerle doludur. Uyanalım, Farkına varalım ve Koruyalım
    (Muğla Devrim 22.06.2020 yayınlandı)

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    ARKEOLOG BİLİM İNSANI PROF. DR.SENCER ŞAHİN (1939-2014)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sencer Şahin Akdeniz Üniversitesi Eski Çağ Tarihi Bölümü öğretim üyesi idi. Ölümünden geç haberdar oldum. Kendisi İle tanışırdım
    Sencer Şahin 1939 Elbistan doğumlu ve Konya Lisesi Mezunu idi. Hayat hikâyesi şöyle;
    Prof. Dr. Sencer ŞAHİN, Akdeniz Üniversitesi, Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü’nün kurucusu olup 1995-2006 yılları arasında aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışmış, bölüm başkanlığı yapmış ve 2006 yılında emekli olmuştur. Bakanlığımız izinleri ile 2005 yılından bu yana Antalya İli ile Muğla Fethiye İlçesinde “Likya/Pamfilya Ulaşım Sistemlerinin Epigrafik ve Tarihi Coğrafik Açılardan Araştırılması” konulu yüzey araştırmasını yürütmüştür.
    Stadiasmus Patarensis, Likya Eyaleti Roma Yolları isimli kitabı vardır
    Prof. Dr. Sencer ŞAHİN 16.10.2014 tarihinde vefat etmiştir. 17.10.2014/Cuma günü Akdeniz Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi’nde saat 10.30’da düzenlenen törenin ardından Antalya İli, Döşemealtı İlçesi, Yukarı Karamanlı Mezarlığında defnedilmiştir.

    Sencer Şahin tanışık olduğum bir Bilim Adamı ve Arkeolog idi. Kendisi ile 2004 yılında Efes’te yapılan Uluslararası “Qura Aquarum in Ephesus” toplantısında tanıştım. Bu arada bana Patara antik kenti Delikkemer su kemerinde bulunmuş olan yazıtı 2005 yılında Münih’te çıkan bir Almanca dergide yayınladığını söylemişti.
    Toplantıdan sonra bunun çok önemli olduğunu bundan edinmek istediğimi yazdım. Cevabında uzun yıllar geçtiğini bir asistanını görevlendirdiğini sonuç alınınca bunu göndereceğini söyledi. Hakikaten gönderdi. Bu yazı Almanca olarak Web sitemde bulunmaktadır.
    www.mehmetbildirici.com Web 2014 Almanca 20.2.2015
    Böylece bunu dijital ortama taşımakla hizmet ettiğime inanıyorum. Bir de iyi Almanca bilen birine bunu Türkçeye çevirse ne iyi olur.!!!!!!!
    Bu arada kendisi de benim Web siteme girmiş, özellikle Konya Lisesi’nde eğitim aldığı öğretmenler hakkında bilgi aldığını, çok beğendiğini, bana yazdı. Bende çok mutlu oldum.
    Büyük hizmetleri olan Prof. Dr. Sencer Şahin’in devamlı hatırlanması dileğiyle

    Muğla Devrim 24.06.2020 yayınlandı

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    IYONYA FELSEFE OKULUNDAN FİLOZOF HERAKLEITOS (535-475)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Efes kentinde doğmuştur. Varlıklı bir ailenin oğludur. İyi bir eğitim almıştır. Babası Bloson olarak bilinmektedir.
    M.Ö 6 yüzyılda Anadolu’da ortaya çıkan IYONYA Felsefe Okulu filozoflarındandır. Bunlar Miletos kentinden Thales (M.Ö 620-546) Anaximander (M.Ö 610-546), Anaximenes (M.Ö 585-528), Archelaus (M.Ö 5 yüzyıl), Diogenes Apollonalı, Efes kentinden Herakleitos (M.Ö 535,475) Klozamenai kentinden Anaxagoras(M.Ö 510-428) olmaktadır. Görüldüğü gibi çoğunluk Miletos (Milet) kentindendir. İlginçtir ki Diogenes Bulgaristan doğumludur. Bir Milet kolonisi olan Apollonaia kentindendir.
    Ben bu değerli kişilerin doğru anlaşılamadığı kanısındayım. Bu insanlar Yunanistan ana karasından M.Ö 1000-900 dolaylarında Ege kıyılarına gelip yerleşmişlerdir. Bunlardan İzmir’in güneyinde 12 kent devleti birleşip kendi kent işlerinde serbest dışa karşı bir birlik oluşturmuşlardı. IYONYA, İzmir’in kuzeyine yerleşenler AOL birliğini oluşturmuşlardır. İYON birliği Yunanistan’dan önce Felsefe, Matematik konularında olağan üstü bir başarı sağlamışlardır. Batı geleneği ve felsefesi burada doğmuştur. Bu akım daha sonra Yunanistan’a, İtalya’ya, Mısır’a ve dünyaya yayılmış meşale olmuştur. Bu insanlar Grek’tir, yazdıkları konuştukları dil Grekçedir, bunlar aynı zamanda Anadoluludur. Ben şahsen aynı topraklarda yaşamış bu insanları hemşerim kabul ediyor, onlarla ve kurdukları uygarlıkla gurur duyuyorum. Bu insanlar bunları yabancı Pers yönetimi altında başarmışlardır.
    Herakleitos’un hayatı hakkında bilgiler çok sınırlıdır. Hakkında bilgiler Diogenes Leartes (180-240) gelmektedir. Kendisi de Kilikya (Adana) bölgesinden Anadolu’dur.
    Hakkında yazım Devrim Gazetesi 30.01.2019 tarihlidir.
    Herakleitos, Thales’in her şey sudan gelmekte olduğu görüşüne karşı her şeyin aslının ATEŞ olduğu inancındadır. Monisttir (tekilci), Bilim adamı, Kozmolog, Metafizikçi ve Dini düşünür kabul edilmektedir.
    Kendisinin yazdığı tek kitap vardır “Tabiat-On Nature” ancak bazı parçaları bu güne gelmiştir.
    Çocukluğu Efes’in gene antik çağın Türkiye’deki yedi harikasından ARTEMİS tapınağı içinde geçmiştir.
    Yazıma bu tapınakla ismi yazılı antik bir büstü eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 16.06.2020 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    ANADOLU’DA PERS (İRAN) YÖNETMİ & KARYA SATRAPLIĞI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Anadolu ve Karya Bölgesi (Muğla) M.Ö 545 yılında PERS İmparatorluğu tarafından alınmış bu durum Anadolu’nun Büyük İskender tarafından kurtarılmasına kadar (M.Ö 333) devam etmiştir. Üzerinde yaşadığımız coğrafyayı iyi tanıyabilmemiz için Pers Kralları da bilinmelidir.
    Persler çok farklı bir kökenden gelen bir ulustur. Dilleri kültürleri, dinleri, yazıları Anadolu’da yaşayan İYONYALILARDAN diğer uluslardan çok farklıdır. M.Ö 6 yüzyılda büyük bir krallık haline gelmişler, İran, Babil, Sümer, Anadolu’yu yönetim altına almışlardır.
    O çağda Ege bölgesinde Efes, Millet gibi kentler (IYONYA) uygarlıkta en ileri durumda ancak ayrı ayrı yönetilmektedir. Büyük askeri güçleri yoktur. O tarihlerde dünyanın en büyük ordusuna sahip Pers İmparatorluğu tarafından M.Ö 545 tarihinde tek tek alınmıştır. Bu tarihlerde Pers İmparatorluğu İran ve Anadolu dışında Babil, Sümer ülkeleri de sınırları içindedir.
    Ancak Persler din yönünden yayılmacı değildir. İYONYA kentleri bağımsızlığını kaybetse bile felsefe ve bilim çalışmaları devam etmiştir. Uygarlıkta duraklama olmamıştır. Bir örnek gerekirse ilk çağın en önemli felsefe ve kültür adamları Pytagoras (Pisagor M.Ö 570-492), Anaximenes (M.Ö 585-528), Ksenofanes (M.Ö 570-480) Heraklitus (M.Ö 535-475) verimli çalışmalarını Pers Yönetimi altında yapmışlardır.
    ŞUNU SÖYLEMEK MÜMKÜNDÜR. DÜNYADA İLK DEFA (YUNANİSTAN’DAN ÖNCE) İYONYA KENT DEVLETLERİNİN ORTAYA KOYDUĞU HELENİSM PERS YÖNETİMİ ALTINDA DURAKLAMAMIŞ VE HATTA DAHA HIZLI BİR ŞEKİLDE DEVAM ETTİRMİŞLERDİR.
    Persler Anadolu da 15-20 civarında SATRAPLIK kurmuşlardır. Bunların arasında Karya Satraplığının çok özel bir yeri vardır.
    Satraplık ö dönemde Persler tarafında atanan valilerdir. Perslere yükümlü olduğu ve onlar tarafından atandığı halde çok geniş yetkileri vardır. Kendilerine çok gösterişli mezar bile yaptırmışlardır. Karya Satrabı olan MOUSOLOS (yönetimi M.Ö 377-353) tarihte Karya bölgesine en çok hizmeti ve eseri olan kişidir. Bodrum’da (Halikarnas) kendisi için yaptırdığı anıtsal mezar anıtı, ilk çağın 7 harikasından biridir.
    MOUSOLOS BİR KRAL, EŞİ ARTEMISIA BİR KRALİÇE DEĞİLDİR. PERSLER TARAFINDAN ATANMIŞ SATRAPLARDIR.
    Bu yazımızda Pers Kralları ve Karya Satrapları çok önemli olduğu için tekrar birlikte incelenecektir.
    ÖNCE PERS KRALLARI (Verilen tarihler yönettiği yıllar)
    1.Büyük KIROS (M.Ö 559-530) Pers Krallığının Kurucusu, ilk Kral, Tüm Anadolu ve
    Karya M.Ö 545 tarihine fetih edildi krallığa bağlandı.
    Döneminin en güçlü Kralı
    2.KAMBISES (M.Ö 530-522)
    3. DARIUS (M.Ö. 522-486) KARYA LYDANIS HANEDANI ATANDI
    Bu kral döneminde Ege’den başlayıp Pers Başkenti Persepolis’e
    uzanan 2700 km yol yaptırıldı

    4.SERHAS (XERKES) (M.Ö 485-465) ARTEMISA DENİZ SAVAŞINA KATILDI
    Atina’ya karşı Deniz Savaşında ARTEMİSIA katıldı
    Savaş M.Ö 4807479 gerçekleşti
    5.ARTASERHAS (M.Ö 465-424)
    6. II SERHAS M.Ö 424 Öldürüldü
    7.SOGDIANUS (M.Ö 424-423) Öldürüldü.
    8. II ARTASERHAS (M.Ö. 4O4-358) HECATOMNOS HANEDANI ATANDI
    9. III ARTASERHAS (M.Ö 358-338) Öldürüldü
    10. IV ARTASERHAS (M.Ö 338-336) Öldürüldü
    11. III DARIUS ( M.Ö 336-330) Büyük İSKENDER tarafından öldürüldü
    Hanedan son buldu

    KARYA SATRAPLARI
    Bilinmiyor M.Ö 545-520
    Lydanis I M.Ö 520-484
    ARTEMISIA I M.Ö 484- 460 İlk Deniz Savaşına katılan Lydanis kızı
    Pisimdelik M.Ö 460-454 oğlu
    Lydanıs II M.Ö 454-450 Artemisia’nın torunu (Herodot’u sürgün eden
    Bilinmiyor M.Ö. 450-394
    HEKATOMNOS HANEDANI M.Ö 394-333
    Büyük İskender’in gelişine kadar Milas ve Bodrum (Halikarnas) yöneten satraplar (Hekatomnos hanedanı) hakkında çeşitli yazılarım Devrim gazetesinde çıkmıştır.
    Mousolos (Devrim 20.12.2014), Artemisia II (Devrim 20.05.2016) çıkmıştır. Lydanis kızı ARTEMISIA hakkında bir yazım Devrim 25.04.2016 da
    Lydanis hanedanına ait bilgilere yeni ulaşmış bulunuyorum. Pers Kralı Serhas (Xerkes) Atina’ya karşı M.Ö.480/479 yılında açtığı savaşta Karya Satrabı ARTEMISIA 5 teknenin komutanı olarak katılmıştır. Bu konuda Herodot tarihinde detaylı anlatılar vardır.
    Artemisia I Pers Donanması içinde 5 teknenin komutanı olarak savaşa katılan DÜNYADA İLK DENİZCİ KADIN OLMAKTADIR. Artemisia’nın torunu II Lydanis, Herodot’u sürgün eden Satraptır.
    Yazıma en geniş sınırları ile Pers İmparatorluğu, Anadolu’dan geçen Susa’ya giden Kral Yolu ile dünyanın ilk deniz savaşına katılan Artemisia’nın zamanın kıyafeti içinde resmi eklenmiştir
    (Muğla Devrim 15.06.2020 yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    DSİ 4 BÖLGE MÜDÜRÜ FEYYAZ AKALIN (1931-2020) KAYBI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Facebook’ta gezinirken Konya DSİ 4 Müdürlüğü 1978-1994 yılları arasında Bölge Müdürü olan Feyyaz Akalın’ın kaybını öğrendim. Kendisine rahmet, kederli ailesine baş sağlığı dilerim. Kendisi benim 1983-1995 yılları arasında DSİ de çalışırken Bölge Müdürüm idi. Daha önce Antalya’da yaşadığını öğrendim, bir telefonla olsa da görüşmek isterdim. Ulaşamadım. Konya ile ilgili yayınlarına koyduğum hayat hikâyesi şöyledir.
    1931 yılında Antalya’da doğdu. İlk orta ve Lise öğrenimini Antalya’da tamamladı. 1951 yılında İ.TÜ İnşaat Fakültesi’ne girdi ve 1957 yılında İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1957-1959 yılları arasında Tokat ve Manisa illeri Bayındırlık Müdürü olarak çalıştı. Askerlik görevinin ardından 1963 yılında DSİ’ye girdi. 1963-1978 yılları arasında Antalya Bölgesinde çalıştı. 1973 yılından itibaren 5 yıl süresince Bölge Müdürü oldu.1978-1994 yılları arasında Konya DSİ 4. Bölge Müdürü olarak görev yaptı, aynı yıl Isparta Bölge Müdürlüğüne atanan Akalın bir süre sonra emekli oldu. Halen Antalya’da yaşamını sürdürmektedir. Akalın’ın Konya Ovası konusunda 5 bilimsel makalesi bulunmaktadır.

    1983 yılında fazla çalışmaların verdiği yorgunlukla kendimi DSİ 4 Bölge Müdürlüğü bünyesinde buldum. Bu KONUDA o zaman DSİ Genel Müdür Yardımcısı Sınıf Arkadaşım MEHMET İNDAP’IN yardımı ile oldu. Bu ise dinlenmemi ve İngilizcemi iletmemi sağladı.
    Yıl 1991 DSİ Genel Müdürlüğü’nden bir yazı geldi bölge dâhilinde ki Tarihi su yapılarının dökümü isteniyordu. Bunun bana verilmesini sağladım. Sayın Feyyaz Akalın’ı ziyaret ettim. Konya’nın tarihini yakından takip ettiğimi zengin su yapıları olduğunu biliyorum. Siz de destek verirseniz bunları bölge adına araştırmak isterim dedim. Bu teklifime tamam dedi.
    Bu kararla benim hayatımda yeni bir sayfa açıldı. DSİ de iki kitabım yayınlandı, pek çok toplantıya katıldım. On beş yıllık emekli olarak üçüncü kitabım yayın için incelemedir. TARİHİ SU YAPILARI KONUSUNDA ÇOK YOL ALDIĞIMI SANIYORUM. ANADOLUMUZ BU KONUDA BİR AÇIK HAVA MÜZESİDİR. YAPILMASI GEREKEN O KADAR ÇOK ŞEY VAR Kİ BENİM Kİ SADECE BAŞLANGIÇ
    TÜM BU ÇALIŞMALARIMI BAŞLATAN VE BANA DESTEK VEREN KİŞİ SAYIN FEYYAZ AKALIN’DIR. Kendisine minnettarım.
    KENDİSİNİ RAHMET VE SAYGI İLE ANIYORUM.
    06.06.2020

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    TARİHİN BABASI (FATHER OF HISTORY) BODRUM DOĞUMLU HERODOT (M.Ö. 484-425 ?)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Karia Bölgesinden ilk çağda dünya çapında insanlar çıkmıştır. Bunların Batı Uygarlığında çok önemli etkileri olmuştur. Bunlar bizim hemşerilerimizdir. Bunların başında bugün Bodrum’da heykeli dikili olan Tarihin Babası olarak isimlendirilen Herodot gelmektedir.
    Herodot’un M.Ö 484 yılında Halikarnas’ta (Bodrum) doğduğu bilinmektedir. Ölüm yeri İtalya olup ölüm tarihi M.Ö 425 dolaylarıdır.
    Herodot zengin bir ailenin oğludur. Ailesi ona iyi eğitim kazandırmıştır. Halikarnas Tiranı (Despotu) Lygdamis II tarafından sürgüne gönderilmiş komşu ada Samos (Sisam) da bir süre yaşamıştır.
    Lygdamis Pers yönetimi altında Karia yöneticisi (Satrabı) Satrap olup Deniz Savaşına katılan I İlk Artemisia’nın torunudur. Grek veya Karia kökenlidir.
    Herodot M.Ö 490-479 yılları arasında meydana gelen Pers-Grek savaşlarının tarihini yazmış ve gezdiği yerlerdeki halkın anlattıklarını, derlediklerini ‘History-Tarih” isimli dokuz bölümden oluşan kitapta toplamıştı. Kendisinden sonra yaşayan ÇİÇERO (M.Ö 106-43)) tarafından TARİHİ Babası olarak isimlendirilmiş ve bu isim benimsenmiştir.
    Herodot’un yaşadığı dünyanın ve gezdiği yerlerin coğrafyası yazı ekinde görülmektedir. Buna göre;
    Anadolu (Asia Minör- O zaman Pers Yönetiminde) İran, kısmen Afganistan
    Trakya, Yunanistan, İtalya ve İspanya
    Afrika’da Mısır güneye Habeşistan’a doğru Nil vadisi, Libya, Fas Atlas Dağları
    Tarihin Babası Herodot’un benim üzerinde de çok etkisi olmuştur. DSİ Konya Bölgesinde görevli iken oldukça zamanım vardı. 1985’li yıllarda İngilizceyi ilerletmeye, tarihi kitapları okuyup anlamaya çalıştım. İlk olarak İstanbul’da öğrenci iken 9,90 TL aldığım bir İngilizce (poket book) ile başladım. Bu Herodot’un tarihi idi, okumaya başladım.
    Çok zorlanıyordum, ağır bir İngilizce, ikincisi kitapta geçen coğrafi isimler zamanın isimleriydi, yenileri yazılı değildi.. Anlayamadım, inat ettim, döndüm bir daha okudum, döndüm bir daha okudum… Bu yaklaşık altı ay sürdü….
    Ben Mühendisim, tarihe meraklı bir mühendis, başka tarihi kitapları da okudum
    Peçevi’nin Osmanlı Tarihçisi (1572-1650) ( Padişaha hiç eleştiri yok, Müslüman değilse yerden yere vuruluyor)
    Arap ve İranlıların Tarihçisi Taberi (839-923) (Falan zattan rivayet olunur ki dedikten sonra mantık rafa kalkıyor)
    Ermeni Tarihçi Movsep Horenatzi vs. başka örnekler de verilebilir. Tabii bu örnekler bugün değil eski dönemlerde yazılmış kitaplar
    Herodot kendisi Grek, ama ona göre Barbarlar (Grek olmayan örnek Persler) tu kaka değildir. Onlara da olumlu yaklaşıyor, Anadolu’yu o tarihte onlar yönetiyor.
    Yaşadığı dönemde Arkeoloji henüz gelişmemiştir. Bilgiler sözel olarak toplanmaktadır. Herodot ayrıca mitoloji, masal ve tüm anlatılanları kitabına almıştır..
    Şu Greklerin mitoloji, masalları inandırıcı değildir. Ama onlar olmasa da Grek kültürü olmazdı demektedir.
    Herodot Mısır’da Nil Nehrinin suyunun nereden geldiği konusunda çok araştırma yapmış, doğruya ulaşamamış ama her olası sebeplere yer vermiştir.
    Sonuç olarak Akyaka’da yaşayan bir mühendis tarih sever bir kişi olarak kısmen aynı coğrafyada yaşamaktan aynı memleketlisi olmaktan gurur duyuyor ve kendisine verilen TARİHİN BABASI UNVANINA LAYIK OLDUĞUNA İNANIYORUM.
    BODRUMLULARIN ONUN HEYKELİNİ DİKMESİNİ DE ALKIŞLIYORUM
    Yazıma Bodrum’da büstü önünde çekilmiş bir resmi, onun dünyası onun gezdiği yerleri gösteren bir harita eklenmiştir. Haritaya dikkat edilirse üç kıta vardır.
    AVRUPA- ASYA- LİBYA
    (Muğla Devrim 08.06.2020 yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    DOĞU ANADOLU MUŞ DOĞUMLU (DARON-TARON) ERMENİ TARİHÇİ MOVSES (MUSA) HORENATZİ (410-490)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    MESROP Maşdotz tarafından Ermeni harflerinin icadı ile Ermeni kültüründe büyük bir gelişme yaşanmıştır. Bu konu bir önceki yazımda işlenmiştir. Bu defa Muş ilinden diğer bir kişi Movses Horenatzi Ermeni Tarihini yazmıştır.
    Movses’in yaşamı konusunda net bilgiler gelmemektedir. Eski ismi Daron veya Taron olan Muş ilinde doğduğu kabul edilmektedir. Ermenistan’da yaşamış. Ermenilerin Tarihi isimli kitabını yazmıştır. History of Armenia. Kitap Türkçeye de çevrilmiştir. Ermenilerin Herodot’u (patmahayr) kabul edilmektedir.
    Kitabı ben de okudum. Zira Urartu tarihi hakkında bilgiler buradan gelmektedir. O dönemlerde Âşıklar (aşuğlar) halkın toplandı yerlerinde saz çalarak tarihi olayları yarı şiirsel anlatırlardı. Herodot gibi Movsep (Musa) da halk tarafından anlatılanları bizlere ulaştırmışlardır. Ermeniler o tarihte eski pagan dininden uzaklaşmış, Hıristiyan-laşmıştır.
    Dinin hoş görmediği olaylara pek yer vermediğini kitabında açıklamaktadır. Bir örnek vermek gerekirse Van’daki Şamran (Şamiram) kanalının Asur Kraliçesi tarafından açıldığı ve isminin oradan geldiğini yazmaktadır. Gerçekten o dönemlerde halkın bilgisi de böyledir. Hâlbuki son yüzyılda Urartu yazıları okununca bunun Urartu Kralı Menua tarafından inşa edildiği ortaya çıkmıştır. Bu konuda yazılanlar şöyledir.

    " Ara'yı kendi isminden dolayı Ararat olarak isimlendirilmiş ülkenin hâkimidir. Burası Ağrı dağı civarı olup Van'ın daha kuzeyidir. Erkek düşkünü Şamiram Ara'nın güzelliğini duymuş ve onu elde etmek için her yola başvurmuştur. Ancak Ara her teklifi geri çevirmiştir.
    Bunun üzerine Şamiram Ara'nın ülkesi Ararat'a ordusu ile sefer düzenlemiştir. Ancak gayesi orayı almak değil Ara'yı sağ olarak elde etmektir. Ancak Ara yapılan savaşta ölür, Şamiram’ın tanrılara başvurması ile Ara tekrar hayata döner.
    Şamiram Ararat bölgesini, havasını doğasını çok sever ve yaz aylarını burada, diğer zamanları Ninova'da geçirmeye karar verir. Şamiram, Ararat ülkesinde birçok yeri gezip dolaştıktan sonra bir gölün (Van Gölü) kenarına gelir ve göl kıyısında uzunlamasına uzanan kayalığı görür. Bunun kuzey tarafı alçak olup güney tarafı göğe yükselecek şekilde diktir. Çevresinde temiz vadilerden akan nehirleri görür.
    Şamiram her şeyi iyice kontrol ettikten sonra, Asur ülkesinden 42000 işçi, mesleklerinde iyi yetişmiş, 6000 taşçı duvarcı, demirci ustalarını getiriri. Şamiram bir kaç yıl içinde bronz kapılı duvarlarla çevrili bir kent kurar, içine iki, üç katlı binalar yaptırır. (Van kenti ).
    Önce belli genişlik ve yükseklikteki büyük taş bloklardan suyolu yapılmasını emreder. Harç ve kum ile araları doldurulmuş sağlam yapılar bugüne kadar gelir. ( Bunlar 5. yüzyılda yapılan tespit). Eğer bir kişi merak edip incelerse taşları bağlayan harcın eritilmiş yağdan elde edilmiş özel bir harç olduğunu görecektir (wax). Bu şekilde yapılmış suyolunun çok uzun olduğu görülür.
    Geniş güzel sokakları olan kentin ortasında halkın ihtiyacı için sanatsal değeri de olan hamamlar yaptırır. Suyolundan bir kolu kente, park, bahçeler üzüm bağları ve çiçeklikler için ayırır. Suyun kalan kısmını göl kıyısı boyunca çevreyi sulamak için sağa sola kollar ayırır. Bütün bölgeyi villalarla süsler. Üzüm bağları meydana getirir. Sonunda da sert kayalarının yüzeyini düzeltilmesini sağlayarak kitabeler yazdırdığını belirtir”.
    Sonuç olarak kitabındaki veriler arkeolojik verilerle bazı noktalarda tutmasa da yaşadığı dönemdeki halkın bilgilerini bize yansıtmaktadır. Bu da çok önemlidir.
    Yazıma bir Ermeni minyatüründek temsilii resmi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim Haz. 2020 yayınlandı)

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    ERMENİ HARFLERİNİ ORTAYA KOYAN MUŞLU MESROP MAŞDOTZ (362-440)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Kültürün ileri kuşaklara aktarılması, kültür birikimi ve tarih yazı ile başlar. İlk olarak yazı Sümerlerle başlar Çivi yazısı, Mısır’da Resim yazısı ama yerini gelişen diğer yazılara bırakmış, bugün kullananları bulunmamaktadır. Buna karşın çok eski Çin yazısı bugün hala kullanılmaktadır.
    İnsanlık tarihinde çok büyük bir gelişme olan Sümer ve Mısır yazılarının ne şekilde doğduğu, hangi kral veya din adamının bunu bulduğu konusunda net bilgiler gelmemektedir.
    Doğu Anadolu ve Ermenistan’da yaşayan Ermeniler, Grek ve Süryani yazısını kullanıyorlardı. Ermenicenin bu alfabelerle anlatılması çok zorluk çıkarıyordu.
    Doğu Anadolu MUŞ (Daron) kentinin bir köyünde doğan MESROP MAŞDOTZ Grekçe ve Süryanice eğitim almıştı. Daha sonra Ecmiadzin’e (Ermenistan) yerleşmiş bir din adamıydı.
    Mesrop Maşdotz çok iyi derecede Grekçe, Süryanice- Eski Farsça biliyordu. Çalışma yaparak ünlü ve ünsüzlerin bulunduğu 37 harften oluşan Ermenice alfabesini 405 yılında icat etti. Örnek olarak Grekçe ünlü ve ünsüz harflerden oluştuğu halde İbranice ve Arapça’da ünlü harfler yoktu.
    Ermeni alfabesinin oluşması üzerine Ermeni Kültürü çok gelişti, İncil Ermeniceye çevrildi.
    Mesrop Gürcülere de alfabe konusunda yardımcı olmuştur. Ermeni Alfabesinin bulunuşu o kadar etrafa yayılmıştır ki şu hikâye anlatılır. Gürcüler kendi alfabeleri için Masdotz’a başvururlar, ama sık sık gelip bizim alfabe ne oldu diye sorarlar. O da kızar alın alfabenizi diye hazırladığı harfleri yerlere fırlatırlar. Harfler yan ve ters döner, Gürcü alfabesindeki harfler bundan dolayı ters ve yan dönmüş olur.
    Maşdotz aziz ilan edilir Ermenistan’da heykeli dikilir. Ermeni Alfabesi 405 yılından beri Ermenistan’da konuşulan ve resmi Ermenice’nin ve daha sonra Türkiye’de yaşayan Ermenilerinin kullandığı alfabedir Alfabe ilk günden bu yana hiç değişmemiştir.
    İstanbul’da benim de zaman alıp okuduğum AGOS gazetesi Türkçe, Ermeni alfabesi ile Ermenice yayınlanmaktadır. Maşdotz Ermenistan’da ölmüş ve bir kilse içine gömülmüş önüne heykali dikilmiştir.
    Biz Türkler Müslüman olduktan sonra Arap harflerini kabul etmişiz, bunun ünlü harfler olmamasından dolayı zor okunduğundan ve batı kültür ve uygarlığına uyum sağlamamız için yeni Türk Alfabesi Cumhurbaşkanı GAZİ MUSTAFA KEMAL (ATATÜRK) çabaları ile 1928 yılında kabul edilmiştir.
    YENİ TÜRK ALFABESİ Latin Alfabesine bazı harfler eklenerek oluşturulmuştur. Bu konuda Ulu Önderin başöğretmenliği ve çabaları da unutulmazdır.
    Büyük Atatürk ve Kültüre hizmet eden Anadolu’nun tüm evlatlarının anısı önünde saygıyla eğliyorum.
    Yazıma Maşdotz’un bir resmi ile Ermeni Alfabesi resmi eklenmiştir.
    Muğla Devrim Gazetesi 06.06.2020 yayınlandı

Toplam 175 yorum bulundu. 1-10 arası listeniyor.