Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 25-12-2020

    ULA BELEDİYE BAŞKANI İSMAİL AKKAYA’NIN (1958-17 Aralık 2020) ARDINDAN
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İsmail Akkaya, Akyaka Belediyesi’nin kuruluşu ile Haziran 1992- Mart 2004 tarihleri arası kurucu ilk Belediye Başkanı ve 31. Mart 2019-17.Aralık 2020 arası Ula Belediye Başkanıydı.
    17 Aralık 2020 günü Gölcük mahallesine inceleme yaparken aniden rahatsızlanmış, kaldırıldığı hastanene de maalesef kurtarılamamış ve hayatını kaybetmiştir. Çok ilginç bu gün Büyük Düşünür Mevlana Celalettin Rumi’nin (1207-17 Aralık 1273) bu dünyadan ebediyete yürüdüğü gündür.
    Görevi başında kaybettiğimiz ve görev şehidi olan Akkaya’nın cenazesi takip eden Cuma günü Akyaka’da evi önünde yapılan törenin ardından Ula Belediye Binası önünde tören yapılmış, ardında Akyaka’da aile mezarlığında babasının yanında toprağa verilmiştir. Corona virüs kısıtlamasına karşı geniş bir katılım olmuş, İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu, Muğla Valisi Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Muğla milletvekilleri ve daha pek çok seveni törene katılmıştır.
    Aşağıya kısa bir öz geçmişi eklenmiştir.
    İsmail Akkaya 1958 yılında Akyaka’da (Gökova) doğmuş, ilkokulu burada, orta öğrenimini Salihli, Marmaris ve Dalaman Tarım Meslek Lisesi’nde tamamlamıştır.
    Meslek hayatına 1976 yılında Antalya Tarım İl Müdürlüğünde başlamış son olarak Ula’da 15 yıl Ziraat Teknisyeni olarak görev yapmış 1991 yılında görevden ayrılmıştır.
    Bu arada Eskişehir Üniversitesi Tarım Ön Lisans Bölümünü bitirmiştir.
    1992 yılında kurucu Akyaka Belediye Başkanlığına seçilmiştir. Görev yaptığı yıllar 1992-2004 yılları arasıdır.
    İsmail Akkaya 31.Mart 2019 seçimlerinde Ak Partiden Ula Belediye Başkanı seçilmiş olup bu görevi 17.12.2020 tarihine kadar sürdürmüştür.
    Ara yıllarda 2014 yılından itibaren Muğla Büyük Şehir Meclisinde görev almış, 2015-2018 yılları arası AKP İlçe Başkanı olarak görev yapmış, yaklaşık 10 yıl Marmaris Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulunda görev almıştır.
    İsmail Sağlık teknisyeni Sultangül Akkaya ile evli olup, Hakan ve Kağan isimli iki oğlu vardır.
    İsmail benim baba dostumdu. Tanışıklığımız 50 yılın ötesinde çok üzgünüm ve Corona virüs den dolayı Akyaka’da olamam acımı daha da artırıyor.
    Yakınlarını tek anıyor hepsine baş sağlığı diliyorum.
    Merhum Mustafa Akkaya ile Durdu Akkaya’nın (85 yaşında) oğlu
    Yeniceli merhum Adil Yılmaz Zeliha Yılmaz’ın (83 yaşında) damadı
    Sutangül Akkaya’nın sevgili eşi, Hakan ve Kağan Akkaya’nın babası
    Mehmet Akkaya, merhum Mestan (Hacı) Akkaya’nın kardeşleri
    Ayşe Karadağ, Raziye Kamit’in kardeşleri
    Yengeleri Feriştah Akkaya, Nilüfer Akkaya
    Enişteleri merhum Mehmet Karadağ, Fikret Kamit
    Kader Çimentepe, Kıymet Akkaya, Mustafa Akkaya’nın amcaları
    Murat Karadağ eşi Remziye, Gül Kamal Duygu Akşin, Figen Tekneci, Şükrü Kamit’in dayıları
    Hepsine sabır ve baş sağlığı diler sevgili İsmail’e Tanrıdan rahmet dilerim
    Sonuç olarak İsmail Akkaya’nın beklenmedik ölümü Akyakalıları, Ulalıları, Muğlalıları ve diğer sevenlerini derin bir yasa boğmuştur.
    İsmail Akkaya özellikle Akyaka’ya çok hizmet etmiştir. Hizmet yapanlar unutul-mamalıdır. Yaptırdığı Eski Akyaka Belediye Binası önüne büstü dikilmeli ve sahilde bir meydan veya caddeye ismi verilmelidir.


    (Muğla Devrim 22.12.2020 tarihinde yayınlandı)

    BU 2020 YILI DEVRİM GAZETESİ SON YAZIDIR

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 25-12-2020

    SEVGİLİ KONYA LİSELİ ARKADAŞLARIM 17.12.2020
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Size son mektubumu 27.07.2020 tarihinde bayram dolayısıyla yazmıştım. Bunu da yaklaşan yılbaşı itibariyle yazıyorum.
    2021 YILININ SAĞLIK MUTLULUK İÇİNDE SEVDİKLERİNİZLE VE İNŞAALLAH CORONA VİRÜS’TEN uzakta geçirmemizi dilerim.
    Öncelikle kendimden başlamak isterim. Çok sevdiğim Gökova Akyaka’ya gidemedim. Hep İstanbul’da oldum. İstanbul’da olan kızım Eczacı Sibel Bildirici benim sağlığım ilaçlarım ile benimle ilgileniyor. Bu arada kendi başıma yaşamamın güçlüğüne karar vererek 26. Ağustos 2020 tarihinde Türkmenistan uyruklu AYNA isimli bana yardımcı buldular. O tarihten beri birlikte kalıyoruz. Çok rahatladım, kendimi güvende hissediyorum. Kendisinden çok memnunum benim ikinci bir kızım oldu. Oğlumda Konya’da beni arıyor, ihtiyaçlarım olduğunda internetten takip ediyor. Benimle ilgileniyorlar. Ben çok fazla dışarı çıkamıyorum. Ama bilgi sayar başındayım, okuyorum, yazıyorum, kitap okuyorum Muğla Devrim gazetesinde yazılarım çıkıyor…..
    BİR ÖĞRETMENİMİZ İZMİRDE YAŞIYOR MATEMATİK ÖĞRETMENİ ŞÜKRAN GÖZEN
    Son zamanda telefonları cevap vermiyor, kendisine ulaşamıyordum. İzmir’de yaşayan sevgili arkadaşım Sadrettin Gülsaçan’a rica ettim, adresini verdim bir yoklamasını rica ettim. Kasım ayında bir Pazar günü kızı ile gittiler, kapısını çaldılar açan yok, ama sonra kızı tekrar gitti ve hocamın bakıcısına ulaştı. Sonra ben de telefon ettim, bir Gürcü bakıcı 3 yıldır, kendisine bakıyor, ben telefon ettiğimde uyuyormuş, hocanız, kulağı duymuyor, yürüyemiyor, ama cin gibi dedi, bir hanımda aradı dedi, o benim arkadaşımın kızı dedim. Hocam hiç evlenmemiş, hiç yakını yok, 1927 doğumlu tam 93 yaşında ve yaşayan tek hocamız. Paylaşmak istedim. 2014 ziyaret ettiğinde bana verdiği bir gençlik fotoğrafını ekliyorum.
    TELEFONLA ARKADAŞ ZİYARETLERİ
    Bu defa tüm arkadaşlarımı arayamadım. Hasta olduklarını bildiğim arkadaşlara öncelikle ulaşmaya çalıştım.
    ASLAN ARI: Ev telefonumdan aradım, Aslan evde yokmuş, eşi Suzan Hanım ile konuştum, Aslan evde diyaliz alıyormuş, şimdi kontrol için hastane de imiş, eskiye göre daha iyi dedi. Bakıcı bir kadınları da var. Kendisi döndükten sonra beni aradı konuştuk, aradığıma çok sevindi. En son İTÜ Evinde açtığım sergide görüşmüştük, sıhhatli günler dilerim.
    OSMAN BIYIKOĞLU: Osman maalesef 6-7 yıldan bu yana Alzaimer hastası, Ziraat Mühendisi olan eşi Melahat Hanım her şeyi ile ilgili, şimdi bir bakıcı yardımcıları var. İki oğlu Amerika’da bir kızı da annesine yardımcı oluyor. Melahat Hanıma kolaylıklar ve sevgili Osman’a şifalar diliyorum.
    CİHAN CETER: Arkadaşımız Cihan’da Alzaimer, eşi Yıldız Hanımla konuştum, Cihan uyuyordu. Cihan Ceter Sarayönü Başhöyüklü, dünürüm Sedat Alakay’ın akrabası, Cihan Hukukçu uzun zaman Hâkim ve Avukatlık yaptı, yazları Alanya’da kışları Eskişehir’de kalıyorlar, Yıldız Hanım 2007 Konya’da çektiğim resimlerden istedi, yazıya ekleyeceğim, Arkadaşım hakkında öğrendiğim bilgilerden mutlu oldum. Yıldız Hanıma kolaylık ve arkadaşımın sağlığına kavuşması dileğiyle…
    GÜRSEL KARACA: Gürsel Karaca’da 6-7 yıldır rahatsız ama altı ay önce aradığımda kendisi ile konuşmuştum. Bu defa evde yoktu, Eşi Sema Hanımla konuştum. Yazlıkta şeker komasına girmiş çok rahatsız hale gelmiş, evde bakılamaz duruma geldiğinden önemli kişilerin kaldığı bir sağlık yurduna kaldırılmış, Sema Hanım çok üzgündü, Gürsel sizi çok severdi dedi. Ben de kendisinin arkeoloji eğitimi gördüğünden bu konuda sonradan ben de merak sardım çalışmanız var mı diye sordum. Okul bitince Gürsel ile karşılaştık ve evlendik dedi. Eski Ankaralı bir aileden geldiğini, Vehbi Koç ile aynı mahalleden olduklarını söyledi, Arkadaşım için üzüldüm, inşallah eski günlerine döner diyorum
    CEVDET ÖNAL: Sağlık sebeplerinden İzmir’de yaşıyor, Cevdet Cihanbeyli ilçesinden ve Karaman’a yerleşmiş. Durumu oldukça iyi, eşiyle yaşıyor. Karaman ve Cihanbeyli’de iki yeğenini koronadan kaybetmiş, baş sağlığı diliyorum.
    DİĞER TELEFON GÖRÜŞMELERİ
    BİRSEN ACARER: Uzun yıllar İstanbul’da avukatlık yapıyor. Halen emekli, Esas evi Kadıköy Kızıltoprak’ta kendisini bu evde ziyaret etmiştik. Evi apartman olarak yeniden yapılıyormuş, şimdi Kozyatağı’nda. Epeydir görüşemiyorduk, uzun uzun lafladık. Diğer Kız arkadaşlarımızdan da söz ettik. Günseli Aysun’un hasta olduğunu duyduğunu, Fransızca Öğretmeni sınıf arkadaşımız Havva Ersoy’un eşi Selçuk Ersoy’un Parkinson ile boğuştuğunu bu aralar sadece telefonlaşabildiğini söyledi. Yardımcısı olmadığını, kendi işlerini kendi yaptığını, bol kitap okuduğunu bunlardan bazılarını bana da önerdi. Ben de bu durumundan mutlu olduğumu ifade ettim. Birsen ile bir fotoğrafımızı ekliyorum.
    ÖMER ALPTEKİN: Sık telefonla görüşürüz, Ömer Türk Müziğine meraklı onları takip ediyor, ayrıca boş zamanlarında ney de üflüyor. Ömer İlkokuldan beri arkadaşım
    FEHMİ ERSOY: 2020 yılında yüz yüze görüştüğüm tek sınıf arkadaşım, Gözünden rahatsız bir iğne yapıldı, İstanbul’daydı. Halen Bozyazı’da iyi havalarda denize bile giriyor. Fehmi babasının memuriyeti dolayısıyla pek çok yer gezmiş, Beybazarı Konya, Yozgat doğum yeri de çok tarihi bir yer Birecik. Fehmi gençlik yıllarının geçtiği bu yerlerde başından geçenleri hikâye tarzında kaleme alıyor. İnşallah bunları kitap haline getirecek.
    İSMAİL UĞURLU: Uzaktan olsa da büro işlerini yürütüyor. Bu arada ağabeyi Rauf Uğurlu’nun eşi vefat etti. Onu Konya’ya götürüp toprağa verdiler, baş sağlığı dilerim.
    SADRETTİN GÜLSAÇAN: Sağ olsun bir gününü bana ayırdı, Şükran Gözen hocamın izini sürdü, kendine ve kızına teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca her gün Facebook ta iletilerini izliyorum.
    AYHAN TAN: Telefonla görüştük, haftada bir Atılım Üniversitesine gittiğini, Hanım ile evde oturduklarını söyledi, Hilmi Özküçük’te torunları ile vakit geçiriyor dedi.
    ATALAY TARHAN: Telefonla görüştük, iyi haberlerini aldım, sohbet ettik.

    CENGİZ ÖZKARA: Konya’da çok az arkadaşımız kaldı, Cengiz ile görüştük, iyi haberlerini aldım, mutlu oldum.
    FAHRİ DİNEKLİ: Ben DSİ de çalışırken Müdür Yardımcısıydı. Halen çocukları Ankara’da olduğu için Ankara’da, son aylarda eşini kaybetmiş, kendisine baş sağlığı diliyorum, Fahri Abi Konya Lisesi 1950 mezunu bildiğim kadarı ile en eski Konya Lisesi mezunu, bunu konuştuk, Abi senden eski var mı sınıf arkadaşlarından kimler var diye sordum. Birkaç isim verdi. Kendisine sıhhatli günler dilerim.
    ORHAN ARDA: Benim eski ortağım, yıllar sonra hayat bizi bir ressam bir tarihçi haline getirdi. Genel konularda çok iyi anlaştığım bir arkadaş 1956 mezunu, halen Datça’da yaz tatilini uzatıyor. Eşi Şen Hanım ile birlikte iyi tatiller.
    ALTAN YENİAYDOĞMUŞ: Silifke Taşucu’nda corona durumu iyileşince Konya’ya döneceğini söyledi.
    Yazım bayağı uzadı, burada keseceğim. Son olarak Konya Lisesi 1956 mezunu TANER BAYKARA’nın aramızdan ayrıldığını üzülerek yazacağım. Kendisi Antalya’ya yerleşmişti. Yaşat Manav’ın toplantılarında pek çok defa bir arada olmuştuk. Taner Baykara ve Yaşat Manav’a da tanrıdan rahmetini esirgemesin diyorum.
    Ayrıca geçen yazımdan sonra Konya Lisesi 1955 mezunu Maden Y.Müh Nijat Gürsoy’u kaybetmişiz. Ona da Tanrıdan rahmet diliyorum.
    Hepinizin yeni yılını kutluyorum.
    Yazıma 4 resim ekliyorum. Öğretmenimiz Şükran Gözen—Yıldız ve Cihan Ceter ile birlikte—Birsen Acarer ile birlikte—Fehmi Ersoy ile 2009 Dünya Su Forumu toplantısında

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 25-12-2020

    NE YAPARSAK YAPALIM AKYAKAYI BU PLANDAN KURTARALIM III
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim Gazetesinde 26.11.2020 tarihinde Akyaka’ya zorlanan imar planı konusunda bende yazmıştım. Korona yüzünden tam bir yıl boyu Akyaka’dan uzağım, geçen yıl Kasım 2019 da İstanbul’a gelirken bu kadar uzun süre ayrı kalacağımı hiç düşünmemiştim, düşünemezdim de. Onun için Akyaka yaklaşık 50 yılda nasıl yaşanır bir yer haline geldiği konusunda bilgi sunmak istedim.
    Yazımda 1997-2014 yılları arasında İstanbul’un tüm adliyelerinde imar, inşaat, kamulaştırma, El Koyma konularında bilirkişilik yaptığımı, bir yıldan bu yana Akyaka’dan ayrı kaldığım için 14.10.2020 tarihinde askıya çıkan planı ve ondan önceki plan elimde olmadığını belirtmiştim.
    Bu konuda hızlı bir araştırmaya girdim, arkadaşım komşun AHMET METİN mevcut planı bana gönderdi. Tüm plan ile yazışmaları tekrar gözden geçirdim.
    Bu arada 07.12.2020 tarihinde Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Dr. Osman Gürün’ün Tele 1 Kanalında konuk olduğu programı izledim. Bu konuda en yetkili olan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün her şeyi gayet güzel açıkladı. Planı defalarca gösterdi ve OAI ve OA2 olarak açıklanan “ÖZEL PROJE ALANI” olarak açıklanan bölgenin çok üstü kapalı olduğu ve yoruma tabi olduğunu Azmak çıkışına 4.000 mi desem 40.000 mi kapasiteli desem MARİNA yapılabileceğini ve bu plan uygulanırsa Akyaka’nın katledileceği mesajını aldım.
    Buradan Osman Gürün’ün verdiği mesajlar şahsen benim yüreğime su serpti. Hukuki yollardan her türlü mücadelenin yapılacağı mesajını aldım. Zaten konu adliyede
    Bir Akyakalı olarak Sayın Gürün’e iyi ki Büyükşehir Belediyesinin başındasınız, kolay gelsin diyorum.
    İkinci olarak Akyaka Ula Belediyesi’nin bir mahallesidir. Akyaka Belediye Başkanı Sayın İsmail Akyaka’ya seslenmek istiyorum.
    Kendisi daha önce Akyaka Belediye Başkanlığı görevinde bulunmuş, Akyaka’da gerçekleşmiş hemen hemen tüm eserlerde imzası vardır. 2019 yılında Ula Belediye Başkanı seçilmiş ve Pandemi’ye kadar büyük hizmetler yaptığını biliyor ve bu konuda Devrim gazetesinde birkaç yazım çıkmıştı.
    Burada şunu belirtmek istiyorum. 1977 yılından bu yana Akyaka’da bulunuyorum. 1996 yılından bu yana Akyaka’yı, antik kent İDİMA’nın tarihini araştırmaktayım. Son 50 yılda buraya yerleşen Türkiye ve Avrupa çapında o kadar çok yazar, ressam, profesör, bilim adamı var ki bir sayı vermekten acizim. Ama bunlar arasında benim kadar İdima ve Akyaka’yı araştıran olduğunu sanmıyorum.
    İsmail Akkaya’da ataları Akyaka’ya ilk yerleşen ailedir diyebilirim. Benim bildiğim ilk Akyakalı onun dedesi Mestan Akkaya olup Mezarı İnişdibi mezarlığındadır. Babası Mustafa Akkaya görmemesine karşı köye büyük hizmetleri olan bir kişidir. Akyaka’ya mahalle olmadan önce ilk bakkal dükkânını ilk fırını açan kişidir. İyi düşünülürse bu o zaman bir fabrika açmak kadar önemlidir. Dostum Mustafa Akkaya benim köyde ilk arsa alımımda yardımcı olan kişidir. Mustafa Akkaya’nın üç oğlu ve iki kızı vardır. Bütün çocukları (İsmail Akkaya dâhil) onun verdiği arsalara ev yaptırmışlardır. Bütün çocukları ile uzun yıllara dayanan çok iyi ilişkilerim vardır. Özellikle torunu MURAT KARADAĞ Akyaka’da benim en yakınım ve eski kiracımdır. Eski Mevsim Market’in sahibidir.
    Beni en iyi anlayan yönetici de İsmail Akkaya olduğunu belirtmeliyim. Ben de buradan bir mühendis, bir bilirkişi, bir ağabey olarak fikrimi açıklamak istedim. Kökü Akyaka’nın derinlerinden gelen bir kişi olan İsmail Akkaya’dan Akyaka’ya hizmet gelmiştir. AMA BU PLAN TARTIŞMALI VE UZUN VADELİDİR. İLERDE BİZLER OLMAYACAĞIZ. ONLARA GÜZEL BİR PLAN VE GÜZEL BİR AKYAKA BIRAKALIM
    Ben Ümitliyim, olay mahkeme önündedir. Yanlış hesabın Bağdat’tan döneceğine inanıyorum.
    Bu arada Akyaka’da İNİŞDİBİ Kalesinde temizlik kazı ve restorasyon çalışmalarının yapıldığını öğrendim, ne kadar isterdim ki ben de görüyüm ve elimdeki yabancı dokümanları belki lazım olur diye onlara veriyim, ama tüm yabancı yayınları ve fotoğrafları arkadaşım dostum Murat Karadağ’a göndermiş bulunuyorum.
    Sevgi ve saygılarımla
    (Muğla Devrim 09.12.2020 tarihinde yayınlandı)

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 25-12-2020

    KONYA EFLATUN İLE İLGİLİ EFSANELER
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Konya’da Selçuklu döneminde Eflatun ile ilgili çeşitli efsanelere inanılır. Eflatun-u İlahi yer altı kanallarını yapan, sular ve gölleri düzenleyen kişidir. Bir Mühendis olarak benim yorumum bu bir Romalı mühendistir. Türkler Anadolu’ya geldiklerinde her ne kadar son zamanlarda sönmüş olsa da kendilerinin önce tam anlamadıkları Roma ve Bizans’tan gelen bir su uygarlığının izleri ile karşılaşmışlar ve bunları yapanlara Eflatun-u İlahi demişlerdir. Bunun Büyük Filozof Eflatun (M.Ö 428-348) (PLATO) ile hiç ilgisi yoktur.
    Konya Ovası önceleri denizmiş, Eflatun-u İlahi kurutmuş ova meydana gelmiş. Beyşehir gölü bir akarsu imiş, Eflatun-u İlahi suyun ağzına bir bent yapmış, Beyşehir Gölü oluşmuş. Bu efsaneler Helenizm ve Roma dönemlerinde değil Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ortaya çıkmış.
    Konya’da Eflatun ile ilgili çeşitli yerler vardır. Bunların başında merkezde yer alan Alaaddin Tepesi üzerinde Eflatun Mescidi gelmektedir. Burada 4 yüzyılda yaptırıldığı sanılan bir Kilise bulunmaktaydı.
    Buradan ilk bahseden Arap Gezgini Herevi’dir (Ölümü 1214). Gezdiği kentlerdeki kutsal yerleri anlatan “Kitab-üs Ziyaret” adlı eseri vardır. Alaaddin Tepesi üzerinde Eflatun Makamı yer almaktadır diye yazmaktadır.
    1465 yıllarında Konya’yı ziyaret eden Rus Gezgin Vasilij Alaaddin tepesi üzerinde bir kilise olduğu Müslümanların Eflatun mezarı, Hıristiyanların ise AMPHILIOCHIUS (339-394) Mezarı olduğuna inandıkları ve ziyaret yaptıklarını ifade eder.
    Osmanlı bilgin ve Coğrafyacı Hacı Kalfa olarak bilinen KÂTİP ÇELEBİ (1609-1657) eserinde bu doğrultuda görüş bildirmektedir.
    Bizans dönemi en önemli din adamı Amphılıochıus Konya’da çok hizmetleri olan bir kişidir. Onun ismi Eflatun ile karıştırılmıştır. Onun hakkında 22.05.2020 tarihine yayınlanmış yazım bulunmaktadır.
    Muhtemelen 4 yüzyıldan kaldığı sanılan bu tarihi kilise 1872 yılında Saat Kulesi’ne çevrilmiş, 1921 yılında Konya Belediyesi tarafından yıktırılmıştır. Bu gün sadece resimleri elimizdedir. Bu konuda Semavi Eyice’nin incelemeleri olup çok kapsamlıdır
    Bundan başka Konya Sille arasında bugün askeri bölge içinde kalan Eflatun Manastırı yer almaktadır.
    Bu manastırın Konya doğumlu ve Filistin’e yerleşen Aya Khariton adına 4 yüzyılda kayalara oyularak yaptırıldığı sanılmaktadır. Manastır kayalara oyma şeklindedir. Manastır Selçuklu döneminde faaliyettedir. Mevlana Celalettin Rumi (1207-1273) bu manastırda misafir edildiği ve keşişlerle sohbet edildiği bilinir. Bu konuda Mevlana’nın hayatı için çok önemli bir kaynak olan AHMET EFLAKİ (ölümü 1360) MENAKİBÜL ARİFİN (Ariflerin Menkibeleri) eserinde bilgiler vardır.
    1766 yılında Konya’yı ziyaret eden Danimarkalı CARSTEN NIEBUHR (1733-1815) bu manastırı da ziyaret etmiş ibadete açık ve içinde pek çok yazıt (kitabe) olduğundan söz etmiştir.
    Üçüncüsü M.Ö 13 yüzyılda yapılan bir su havuzu ve üzerindeki Hitit kabartmaları yer alır Beyşehir Sadıklar köyündedir. Eflatun Pınarı olarak bilinir. Bu çok değerli anıt ayrı bir yazı konusu olabileceğinden burada bu kadar yer verilmiştir. Eflatun ismi ile bağlantılı bazı önemli olmayan yerler de bulunmaktadır.
    Yazım ekinde Konya Alaaddin tepesinde bugün yer almayan Bizans kilisesi resmi ile Konya Sille arasında internetten alınma (A. Soysal 2013) Eflatun manastırının resmi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 24.12.2020 yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 25-12-2020

    PLATON’UN AKADEMİSİ DÜNYADA İLK OLARAK AÇILAN OKUL
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Platon derslerini ve tartışmalarını önceleri bir parkta sürdürmüştür. Varlıklı bir aileden geldiği için kendi mülkleri üzerinde bir bina yaptırarak derslere açmış ve öğrenciler kabul edilmiştir. Kendisi ölene kadar Akademi’yi buradan yönetmiştir.
    M.Ö 380 yılından itibaren Cnidos’lu (Muğla) Matematikçi EUDOKUS burada görev yapmıştır. Bu Muğla tarihi yönünden çok önemlidir. Platon’un en iyi öğrencisi ARİSTOTELES 17 yaşında okula katılmış orada öğrenci ve yardımcı olarak görev yapmış M.Ö 367-348 yılları arasında görev yapmıştır. Eflatun’un ölümü üzerine Akademi’den ayrılmıştır.
    Ölümü üzerine kız kardeşi Potone’nin oğlu yeğeni SPEUSIPPOS ( M.Ö 408-339) M.Ö 348-339 yılları arası yönetmiştir.
    Okul yaklaşık 200 yıl kesintisiz devam etmiş. M.Ö 83 yılında Akademinin başında Philo görülmektedir. M.Ö 86 yılında Romalı SULLA tarafından Akademi temeline kadar yıktırılmıştır.
    MS 410 yılında yeni bir anlayışla Neoplatonizm Okulu olarak yeniden faaliyete geçmiştir. Okulun Hıristiyanlık ve Müslümanlık üzerinde çok etkileri olmuştur.
    700 yıl öncesinde duvarında “GEOMETRİ BİLMEYEN BU AKADEMİYE GELMESİN” ibaresi bulunmuştur. Eflatun’un diyaloglarında bazı konuları anlatırken geometriden de yararlanmıştır. Şekillerle açıklamıştır.
    Maalesef büyük imar faaliyetleri bulunan İmparator JUSTİANUS (İmp 527-565) tarafından 529 yılında kapatılmıştır. Bu olay bazı yazarlarca antik çağın sonu kabul edilmiştir.
    Yaklaşık 25 yüzyıl sonra bilim ve felsefe görüşleri bugünde etkili olmaktadır.
    Eflatun Akademisi Panayotis Aristophaon tarafından Atina’da yeri belirlenmiş ve bugün yerinde bir müze bulunmaktadır.
    İlk çağda kurulmuş olan diğer okullar da kısaca şöyledir.
    İlk kurulan okul M.Ö 600 yıllarında Milet’te Thales tarafından kurulan Milet Okuludur. Üç filozofu vardır Thales, Anaksimander, Aneximenes. Ancak bu okul sadece bu üç filozof ile varlığını sürdürmüştür.
    İkinci olarak Anadolu Efes’te kurulan Efes okuludur. (M.Ö 500) Bunun tek filozofu vardır. Heracleitos (Heraklit) olup onun yaşam süresinde etkili olmuştur.
    Bir diğeri M.Ö 6 yüzyılın ikinci yarısında Pythagors (M.Ö 570-495) (Pisagor) tarafından Güney İtalya Kroton kentinde açılan okuldur. Özellikle bu tarihte açılmış özellikle matematiğe önem veren bir okul olup bu açıdan tarihte bir ilktir.
    Önemli bir diğer okul M.Ö 307 kurulan Epicür (Samos M.Ö 341-270) okuludur. Epicür felsefesini anlatan okul modern Avrupa’da John Locke, John Stuart Mill, Nietzsche gibi yazar ve düşünürleri etkilemiştir.
    Çok ilginç Muğla- Antalya arasında İNCEALİLER (OIONANDA) antik kentinde M.S. II yüzyılda bir Epicür okulunun bulunduğu arkeolojik alan ortaya çıkmıştır.
    Bir sonraki yazımda Aristo ve Atina’da kurduğu Lise incelenecektir.
    Yazıma Eflatun Akademisi ile iki resim eklenecektir. İlki Atina’da Akademinin yerine sonradan yapılmış bir yapı ve Akademiye giden antik yol eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 10.12.2020 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 25-12-2020

    AKYAKA İMAR PLANI ÜZERİNE II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim Gazetesinde 26.11.2020 tarihinde yayınlanan aynı konuda yazdığım yazı umduğumun üstünde ses getirdi. İlgilenen herkese teşekkürü bir borç bilirim.
    Akyaka’yı tartışıyoruz. Ben bildiğim konudan yani tarihinden konuya girmek istedim.
    İlk olarak Prof. Dr. Şadan Gökovalı’dan başlamak istiyorum.
    Akyaka ile ilgili yazın bilgi ve bilinç dolu demiştir. Teşekkürlerimi sunuyorum. Arkasından tarihi ile şunları da eklemiştir..
    “Şimdiki rıhtımın ilerisinde, Güveyi’nin Salih’in (Ünsal) tahta köprüyle gidilen ahşap lokantası vardı. Bugün bunu hatırlayan Mehmet Datça ile Kemal Kaya; Gökova’da Durdu ablam ve eski muhtar Mustafa Yasakçı olabilir. Ben çok iyi hatırlıyorum. Sarhoşlar dönerken, uyduruk köprüden düşerdi. Çok teşekkürler
    İkinci olarak 1960’lı yıllardan bu yana bu bölgede yaşayan büyüğüm Aydın Turunç şunları yazmıştır.
    Akyaka ile ilgili yazınızı okudum. Yazınızda adı geçen MADANOĞLU, Milli Birlikçi CEMAL MADANOĞLU değildir. Şevket Akıncı gibi eşraftan arazi sahibidir.
    Okulun arazisini Şevket Bey bağışlamıştır. Ben de, Nail Çakırhan da, Şevket Beyin parsellediği arsalardan almıştık.
    Madanoğlunun parsellediği arazi ise, bizim arsaların batısındaki arazideydi. (Benim Nergiz Sokaktaki ev bunlardandır)
    Sağlıklı günlerde görüşmek üzere saygılarımla

    Benim daha aydınlatıcı bilgi sormam üzere de şunları yazdı
    “Benim bildiğim, Milli Birlikçi Cemal Madanoğlu'nun Akyaka'da evi yoktur. Akyaka'da arsa sahibi olmak istedi ise de, ismi gereksiz bir kişi yüzünden, gerçekleşmemiştir.
    Akyaka'ya geldikçe, pansiyoner olarak: Osman Hocada, Şahide Hanımda kalmıştır. Daha sonraları, Aktur'un Datça sitesindeki dairesinde kalmaya başlamıştır. Gelip-geçerken de bize uğramıştır. Muğla'da da evi yoktur.
    Şevket Akıncı'nın oğlu Halil Akıncı, emekli Büyükelçidir. Derneğimizin üyesi kızı Sumru Hanım da emekli Büyükelçidir. Aydın Turunç’a teşekkürlerimi sunuyorum.

    Ayrıca Konya Lisesinden arkadaşım Prof. Dr. Mehmet Asil Yılmaz yazımı çok beğendiğini bunu çeşitli yerlerde yayınlamamı önermiştir..
    Akyaka’da komşum Ahmet METİN yazımı beğenmiş Devrim Gazetesinden 2 adet almış, Akyaka İmar Planını whatsapp ile göndermiş. Bundan çok yararlandım.
    Kermetur Karya Grubundan ise Özden Menemencioğlu, Kurtay Bey ve aynı zamanda komşum Alişan Sağlam güzel yorumlarda bulunmuştur. Hepsine teşekkürler
    Alişan Sağlam
    Mehmet Bildirici’nin açıklamaları ileride savunma yani yargı aşamalarında da dikkate alınabilecek bir metin olarak göz önünde tutulmalıdır diye yazmıştır herkese selam
    Yaşasın GÖKOVA AKYAKA
    (Muğla Devrim 03.12.2020 yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 25-12-2020

    FELSEFESİ BUGÜN DAHİ CANLI OLAN BÜYÜK FİLOZOF EFLATUN
    (PLATON M.Ö 428-348)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bundan 2500 yıl önce Asya, Avrupa, İskandinavya ve Afrika’da (Çin hariç) tüm dünyada insanlar neyin ne olduğunu bilmeden yaşarken sadece Eski Yunan’da insanlar felsefe olduğunun farkına varıyor. Önce Thales’le (M.Ö 624-548) ile doğa olayları ile başlayan araştırmalar Batı Uygarlığının ve temelini oluşturuyor. Daha sonra Atina’da felsefe insanın, erdemi mutluluğu yönetimi konularına yöneliyor. Olaya bu gözle bakınca konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır.
    Felsefe geçen yazımda sözünü ettiğim Sokrates (M.Ö 469-399) ile başlamış sayılabilir, onun iyi öğrencisi ise Eflatun’dur. Eflatun 20 yaşında Sokrates’in öğrencisi olmuş Sokrates öldüğünde 29 yaşındadır. Birliktelikleri M.Ö 408-399 yıllarında sürmüştür.
    Ben yazılarımda doğum ve ölüm tarihlerine çok önem veriyorum. Bunlar bazen farklı kaynaklarda birkaç yıl farklı olabilir. Bu önemli değildir. Önemli olan yaşadığı dönemi belirtmektir. Bu ise kişinin yaşamında çok önemli bir yer tutar.
    Eflatun’un babası Ariston, annesi Perictione’dir. Babası varlıklı bir Atinalı olup oğluna iyi eğitim sağlamıştır. İyi hocalardan ders aldırmıştır. Ailesinin mal varlığı ile Akedimisi’ni açmış ömür boyu onunla geçinmiş ve felsefe ile uğraşmıştır. Annesi ünlü filozof Solon (M.Ö 640-560) soyundan gelmektedir. Annesinin kardeşi (dayısı) Chahrmides diyaloglarında görülür.
    Eflatun’un bilinen ismi ARISTOKLES olup spor ve güreş yaptığı için geniş omuzlu oluşundan bu anlamda PLATON olarak anılmış doğu dünyasında İranlılar ve Araplar kendi dillerine uygun olarak onu EFLATUN olarak anarlar. Bizde Eflatun deriz.
    Platonun kendinden büyük iki erkek kardeşi ADEIMANTOS, GLAUKON ve kız kardeşi POTONE vardır. Ölümünden sonra Potone’nin oğlu SPEUSIPPUS (M.Ö 408-339) filozof olup Platon ölümünden sonra 8 yıl Akademinin yönetimine getirilmiştir.
    Platon’un hayatı hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. Bunlar da ölümünden yaklaşık beş yüz sonra yaşayan ve pek çok filozofun hayatını anlatan Diogenes Leartes’den gelir. Akdeniz, Mısır ve Sicilya Adasını ziyaret etmiştir. Sicilya Adası Sıracusa’da o zaman Helen kolonisi bulunuyor ve Kral Dıonysos II tarafından yönetiliyordu. (M.Ö. 367-357) Felsefeye meraklı olan Kral Platon’u sarayına davet etmiş ve ideal bir devlet yaratmaya çalışmışlardır. Mektupla isimli eserinde belirttiğine göre Platon kral ile tam anlaşma sağlayamamıştır.
    Platon’un diyaloglar (karşılıklı tartışmalar) yazılmış pek çok eseri vardır. Tüm bu eserlerde konuşan bilge kişi Sokrates’tir. Eflatun hiçbir eserinde konuşmaz. Bu bakımdan bu fikirlerin tümü Sokrates’e mi aittir Eflatun sadece bunları kaleme alan kişi midir? Yoksa bütün fikirler Eflatun’un olup Sokrates bir figür müdür? Tam anlaşılmaz.
    Eflatun Atina’da ölmüş olup mezarı bilinmemektedir. Aramalara rağmen henüz bulunamamıştır.
    Eflatun’un felsefesini açıklamak benim bilgi sınırlarımın çok ötesindedir. Onu iyi anlamak için ciltlerce kitap okunmalıdır. Ben burada ana hatlarıyla yaşamını kısaca ortaya koymaya çalışacağım.
    Antik dünyada Eflatun kadar eser yazan başka filozof, şair ve yazar yoktur. Benim tespitime ve kitaplığımda bulunanlara göre 30 sayısının üzerindedir. Bunların hacmi yaklaşık olarak 3000 (üç bin) sayfanın üzerindedir. Buna şapka çıkarılmazsa ne yapılır? !!!!!
    Eflatun’unu eserleri şöyledir. Çevirenleri ile birlikte
    -Sofist: Mehmet Karasan MEB 1943-131 s
    -Lakhes-Cesaret: Şazi Kösemihal MEB 1958 41 s
    -Politikos-Devlet Adamı: Behice Boran-Mehmet Karasan 116 s
    -Euthyphron –Dindarlık: Pertev Naili Boratav MEB 1958 34 s
    Phadon: Suut Kemal Yetkin-MEB 1945 127 s
    -Philebos: Sabri Esat Siyavuşgil MEB 1959,111 s
    -Theaitetos: Macit Gökberk MEB 151 s
    -Alkibiades I :İrfan Şahinbaş MEB,83 s
    -Mektuplar : MEB İrfan Şahinbaş ,91 s
    -Sokrates’in Savunması: Apologia Teoman Aktürel İstanbul 1960 -85 s
    -Georgias- Melih Cevdet Anday-195 s
    -Menon-Erdem: Adnan Cemgil -72 s
    -Kratylos- Dil : Teoman Aktürel-120 s
    -İon –Şiir: Tacettin Ünlü,20 s
    -Hipparkos-Kazanç: Sabahattin Eyüboğlu,14 s
    Sokrates’in Eleştirisi: Sabahattin Eyüboğlu, 8 s
    -Alkibiades II : Suat Baydur MEB 1989,40 s
    -Euthydemos : Vehbi Eralp MEB 1997-95 s
    -Protogoras: Şazi Kösemihal “,79 s
    -Meneksenos: İrfan Şahinbaş “,31 s
    -Lysis: Sabahattin Eyüboğlu “54 s
    -Phaidros: Hamdi Akverdi “128 s
    -Timaios: Erol Güney “157 s
    -Theages: Hamdi Varoğlu 29 s
    -Devlet I, II :Azra Erhart Cumhuriyet-125 s
    -Devlet III, IV : Azra Erhart Cumhuriyet-143 s
    -Kriton 27 s
    -Yasalar Nomoi-288 s
    -Devlet Adamı-125 s
    -Symposium -1979 İngilizce
    Kharmides
    Küçük Hippias
    Büyük Hippias
    Dikkat edilecek bir noktada Hasan Ali Yücel gayretiyle zamanın tüm aydınlarının çeviri konusunda seferber olmalarıdır.
    Yazımı bir anektotla noktalayacağım. Eflatunu okuduğum gençlik yıllarında Tahir Mıhçızade isimli bir akrabamla tanıştım. Konya Baro Başkanı ve tasavvuf ehli bir kişiydi. Bana neler okuduğumu sordu ben de Eflatun dedim. Hayretle çok iyi Hazreti Eflatun’u okumaya devam et dedi.
    Yazıma Eflatun’un bir büstü eklenmiştir.
    Önümüzdeki yazım Eflatun’un kurduğu Akademi olacaktır
    (Muğla Devrim 02.12.2020 yayınlandı)

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    TÜRKİYE’DE BÜYÜK HİZMETLERİ OLAN BAKAN HASAN ALİ YÜCEL (1897-1961)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Son yazım Sokrates idi, tabi ki onu öğrencisi Eflatun olarak takip etmem gerekir. Sokrates’in bütün düşünceleri Eflatun’un yazdığı diyaloglar içinde.
    Corona bizi eve hapsetti, bende bundan yararlanmak istedim 60-70 yıl önce okuduğum Eflatun’u tekrar okumak istedim. Zaman almaktadır. Okuduğum kitapları tekrar okumak için indirdim.
    Çoğu 1940’lı yıllarda Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı zamanında yayınlanmış.
    Bu yazımı ona ayırmak istedim. Hasan Ali Yücel 28 Aralık 1938- 07 Ağustos 1946 yılları arasında 7 yıl Milli Eğitim Bakanlığı yapmış bu dönemde ülke için çok büyük hizmetlerde bulunmuştur. Bunlardan en önemlileri şöyledir.
    İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİNİN KURULUŞU
    1944 yılına kadar Yüksek Mühendis mektebi olan okul, 1945 yılında İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ olarak Uluslararası alanda tanınan Teknik Üniversiteye dönüşmüştür. Burada Hasan Ali Yücel’in destek ve gayretleri unutulmazdır. Bu İstanbul Üniversitesi’nden sonra ikinci üniversitedir.
    1962 yılında buradan mezun olduğumu burada belirtmeliyim
    ANKARA TIP FAKÜLTESİNİN KURULUŞU
    1945 yılında Ankara’da kurulmuştur. İstanbul Tıp Fakültesinden sonra ikincidir.
    KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞU
    1940-1946 yılları arasında faaliyet gösteren Köy Enstitüleri, Türkiye özel şartlarına uygun olarak Hasan Ali Yücel tarafından yaratılmıştır. Pek çok köy çocuğu buradan ışık almış ve ülkeye hizmet etmiştir.
    BÜYÜK BİR KÜLTÜR DEVRİMİ DÜNYA KLASİKLERİNİN TÜRKÇEYE ÇEVRİLMESİ
    Bu konuda onun 02.Mart 1944 tarihinde yazılmış ön sözüne rastladım. Okurken tüylerim diken diken oldu, bu önsözü aşağıya aynen alıyorum.
    1961 yılında Ankara’da aramızdan ayrılan ayrılan Hasan Ali Yücel’in mezarı Ankara Cebeci Asri mezarlığındadır.
    ÖNSÖZ
    “Dünya Edebiyatından tercümeler (çeviriler) serisinin” ilk 109 cildinde yer almış bulunan ön sözümde, bu serinin ortaya konulmasında büyük hizmet ve emekleri geçen Türk aydınlarına şükran duygularımı söyledikten sonra, onların hizmetleriyle 5 yıl içerisinde hiç değilse Devlet eliyle yüz ciltlik bir tercüme kütüphanesine kavuşacağımızı kaydetmiştim. Cumhuriyetin on sekizinci yıldönümünde (1941) 13, on dokuzuncu yıldönümünde 27, yirminci yıldönümünde 69 eser yayınlanmak suretyle beş yılda tahakkuk (gerçekleşmek) ettirilmesi düşünülen ilk program, iki buçuk yıla 9 fazlası ile 109 ciltlik bir kütüphanenin Türk okurlarına sunulmasını mümkün kıldı.
    Memleket yayın tarihinde gerçek bir hamle ve başarı diye nitelendirilecek bu güzel neticeden dolayı bu serinin ortaya konulmasında, tercümeleri yapan arkadaşlardan, formaları katlayan arkadaşlara kadar, hizmeti geçenlere teşekkürü kendi adıma borç sayıyorum. Devletin bu alanda teşebbüsünü yaptıklarının, geniş tercüme basınıyla destekleyen, hususi (özel) yayın kurumlarını takdir ve sevinçle onarım.
    Cumhuriyetimizin bundan sonraki yıl dönümlerinin her birinde ‘Dünya Edebiyatından Tercümeler serisinde yüzer cilt eser yayınlanarak memleket aydınlarına 500 kitabın armağan edilmesi, yayın programımızın yerine getirilmesi gereken amacıdır. Türk aydınlarının şunu bilmesini isterim ki bize bu geniş programı gerçekleştirme ve cesaretini veren tercüme serisinin baş okuyucusu ve Cumhurbaşkanımız İNÖNÜ olmuştur. Beş yıllık programdaki 500 kitabı dahi az gören Milli Şefimizin arzularını yerine getirmeyi bütün vazifeli arkadaşlarımla beraber milli bir ödev sayıyoruz.
    02 Mart 1944 MİLLİ EĞİTİM BAKANI HASAN ALİ YÜCEL
    Yazımın sonuna bir portresi konulmuştur. Sevgi ve saygı ile anıyorum.
    (Muğla Devrim 30.11.2020 yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    AKYAKAYI YOK ETMEYELİM, AKYAKALININ RIZASI OLMAYAN BİR PLANI ZORLAMAYALIM
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Biraz gerilerden bu günlere gelelim. İlk çağda Akyaka İdima antik kentinin limanı, Akyaka’nın bulunduğu kıyıda, (Eski İskele Mahallesi-plajlar) yerleşim var, tapınaklar var, hayat var, daha sonra kiliseler var. Bölgeyi en güç şartlarda yerinde yazıtlara dayanarak araştıran George Bean (Binbey) bu parlak durumun 3. yüzyıl sonunda sona erdiğini yazar. Ben uzun araştırmalar ve sonradan ortaya çıkan buluntular sonucu yedinci yüzyıl sonuna uzadığına inanıyorum.
    Daha sonra İdima (Gökova Köyü-Kozlukuyu) Akyaka’nın üzerine kurulduğu alan karanlığa bürünüyor. Yaşayanlar kalmıyor. İdima tarihten siliniyor. 1860’lı yıllara doğru, ilk yerleşimler Gökova’da (Kozlukuyu) başlıyor. 1930’lı yıllara doğru bugünkü Köy Meydanında’ yaşayanlar oluşuyor AKYAKA. Tümü 5-10 hane. Eski Muğla Marmaris Şosesi Akyaka köy Meydanından geçiyor. Yeni İskelede bir gümrük binası bir birkaç görevli var.
    Sahile sadece bu günkü Orman Kampından yaklaşılabiliyor. Sahil bom boş, bu günkü Maliye kampının ucunda Mümin Ustanın bir balık gazinosu var, gazino dediysek dört değnek üstü branda ve kamışla kapatılmış, Muğlalı geçler 1960-1970’li yıllarda balık yiyip kafa çekiyor. Mümin usta kâhin gibi bir adam !!!, gazinosu önünde bu günkü Kermetur ve civarındaki evler yok, çevre kapkaranlık
    BAKIN GENÇLER BU KARANLIK YERLERE İKİ KATLI EVLER YAPILACAK YOLLAR OLACAK, ELEKTRİKLE AYDINLANMIŞ PIRIL PIRIL BİNALAR DİKİLECEK.
    Benim yaşımdaki o zamanın Muğlalı gençleri inanamıyorlar tabii. Alkolün etkisi ile “Tamam Mümin Usta” diyorlar, Mümin Ustanın Gazinosu bugün yok. Marina yapılması düşünülen ve sahilin tam ortasında Maliye Gazinosunun önünde bir yer.
    1965’li yıllarda Süleyman Demirel bugün ki Muğla-Marmaris yolunu ihale ediyor, bu Akyaka için çok önemli bir başlangıç, Kayserili olan Yüksek İnşaat Mühendisi Mehmet Boysan ihaleyi alıyor. Yol yapımında büyük hafriyatlar çıkıyor. Boysan bunları, değerlendiriyor, taşıyor Kermetur Sitesinin bulunduğu sulak alanı dolduruyor ve üzerine dört katlı bir yazlık site inşa ediyor.
    Yıl 1974 Site hemen hemen tamamlanıyor ama İnşaat Yüksek Mühendisi Mehmet Boysan hayatını kaybediyor. Boysan Akyaka Mezarlığında sonsuz uykusunda uyuyor. Ama Muğlalı annesi Lütfiye Çakıcı ve oğlu siteyi tamamlıyor. Zamanın en ün ünlü Kermetur sitesine Ankara ve İstanbul’dan yazlıkçılar tatil yapmaya başlıyor.
    Burada itin köpeğin dahi bulunmadığı, yol olmadığı su samurlarının serbestçe dolaştığı bu yerde bu vahşi doğada yazlık yaşam başlıyor.
    Kermetur’da o zaman 4 kata müsaade ediliyor. Niye? Ortada bir belediye ve imar planı yok. Maalesef sahilde parselasyon Milli Birlikçi Cemal Madanoğlu ve Şevket Bey tarafından yapılıyor 150-200 m2lik parseller tercih ediliyor. Satılamaz diye korkuyorlar kimse buralarda oturmaz diye düşünüyorlar. Ben bunu başlangıçtan yapılmış bir hata kabul ediyorum.
    Pek çok kişi bugün plan ve mimari olarak Kermetur’u bir çirkinlik olarak görebilirler, bunun için Akyaka’nın yeniden kurulmasını öğrenmeliler.
    Sonra İller Bankası tarafından İmar Planı yapılıyor. Burada o zaman İller Bankası Müdürü olan Teoman Ünüsan’ın hizmetlerini anmak yerinde olur. Ama o tarihlerde Akyaka’ya evler yapılmış, mevcut parselasyonlar esas alınmak durumunda kalmıştır.
    Bir örnek vermek gerekirse benim evimin olduğu Nergiz Sokakta binalar yapılmış ruhsatları alınmış ve imar planı ile yolda genişlemeye gidilmiştir.
    Ben Corona virüs yüzünden 2020 yılında çok sevdiğim evime ve Akyaka’ya gidemedim. Tam bir yıldır İstanbul’da ev hapsindeyim.
    Ben İstanbul’da 1996-2014 yılları arasında inşaat ve imar konularında bilirkişilik yaptım, çeşitli raporlar hazırladık. Ben isterdim ki Akyaka mevcut İmar planını ve bunun üzerine teklif edilen planı koyup farkları buradan açıklayım. Ama şu an bu imkânlardan uzağım, bunun göz önünde bulundurmanızı rica ederim.
    Vardığım kanaat ve önerilerim şöyledir.
    1-Teklif edilen plan bir zorlamadır. Tarafların büyük çoğunluğu ile alınmalıydı.
    2. Her ne kadar askı süresi dolmuş ise akıl ve mantıkla düşünüldüğünde hiçbir şey geç değildir.
    3.Yetmiş seksen yıl önce in ve cin top oynadığı Akyaka bugün kaldıramayacağı kadar nüfus yoğunluğu altındadır.
    4.Akyaka’yı seviyorsak nüfusu bu seviyede tutmaya çalışmalıyız.
    5.Kermetur bir başlangıçtır, bir milattır, buna özel bir statü verilmelidir.
    6. kesinlikle Kermetur ve civarındaki evlerin yerine MARİNA düşünülmemelidir.
    ÖNERİLERİM İSE
    1. MARİNA YAPILSIN ama Kermetur önüne değil başka bir yere örnek olarak karşı sahile düşünülebilir. Gemi Yapılan Mevkii. Karadan ve denizden bağlantı kurulabilir.
    2. Kermetur, benimde bir dairem var bu hali ile 50 yıl daha gitmez, iki kata indirdim ile çözümlenemez. , örnek olarak sadece buraya has kat maliklerinin mâdur olmayacağı ortaya yüksek katlı tek blok düşünülebilir. Akyaka’nın da sembolü olur
    3. Akyaka içine büyük otellerin yapımı özendirilmemelidir. Otellerin yapımı ve büyük arabaların konaklaması için Kızılağaç düşünülmeli, büyük araçlar ve oteller burada olmalıdır.
    4. Kızılağaç’ta konaklayan konukların günün her saati bir teleferikle alışveriş için arabasız Akyaka’ya inebilmelidir.
    5. Kızılağaç’ta konaklayan konukların denize girmesi sadece deniz maksatlı Akbük’e kadar olan kıyılar plaj maksatlı kullanılmalıdır
    Sevgi ve saygılarımla
    (Muğla Devrim 26.11.2020 yayınlandı)

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    ESKİ YUNAN’DA VE DÜNYA’DA İLK FİLOZOF SOKRATES (M.Ö 469-399)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Dünya’da doğa olaylarını ilk inceleyen, deprem rüzgâr gibi doğal olayların tanrılarla ilgisi olmadığını, onların cezalandırması olmadığının ilk ifade eden Anadolu toprağında (İyonya-Ege) yaşamış Thales’tir (M.Ö 625-545). Buna karşı insanı mutluluğunu, ahlakını ve yönetim biçimlerini inceleyen Eski Yunanistan ve dünyanın ilk filozofu Sokrates kabul edilebilir.
    En ünlü bir sözü “DÜNYADA BİLDİĞİM BİR ŞEY HİÇ BİR BİLMEDİĞİMDİR”.
    (Muğla Devrim 25.11.2020 yayınlandı)
    Sokrates’in hayatı hakkında fazla bilgi elimizde yoktur. M.Ö 399 yılında tanrılara inanmamakla suçlanmış yargılanarak öldürülmüştür.
    Sokrates’in öğretilerini takip eden pek çok öğrencisi bulunmakla birlikte onun takipçisi ve en iyi öğrencisi Eflatun’dur (Plato M.Ö 428-348)
    Sokrates öldüğünde Eflatun sadece 29 yaşındadır. Ancak bu iki dev filozofun kişilikleri birbiri içindedir.
    Sokrates kendisinin hiç eseri yoktur. Buna karşı Eflatun’un tüm eserleri diyalog şeklindedir. Öğrencileri sorar Sokrates yanıtlar. Eflatun’un en büyük eseri Sokrates’in savunmasıdır.
    Şu anlaşılamamaktadır. Sokrates’in hiç yazılı eseri yoktur. Buna karşı Eflatun’un yaklaşık 30 civarında olan eserlerinde hep Sokrates konuşur.
    Yani bu fikirler Sokrates’e mi aittir? Yoksa Eflatun kendi fikirlerini onun ağzından mı açıklar. Bir sonraki yazımda bu konuda başka bilgiler yer alacaktır.
    Sokrates Atina’da ölmüş mezarı bilinmemektedir.
    Bir anımla noktalıyorum. Konya bir Akşam yemeğine Teyfik Fikret Kılıçkaya isimli bir Avukat ağabeyim ve bir genç Avukat Ali Uğur misafirimdi. Masanın üzerinde Sokrates’in o sıralarda okuduğum Sokrates’in Savunması bulunuyordu. Avukat milliyetçi görüşlere sahipti, kitabı görünce genç Avukata bu çok önemli bir eser oku dinleyelim dedi ve kitabın tümü bir saat okundu ve ilgi ile dinledik. Hiç unutmuyorum
    Yazıma Sokrates’in bir büstünün resim eklenmiştir.

Toplam 245 yorum bulundu. 1-10 arası listeniyor.