Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 3206 13-12-2018

    Google Motoru ile gezinirken ŞALOM Gazetesi Web Sitesinde çıkmış bir yazıma rastladım. Gurur duydum, paylaşmak istedim.
    • ŞALOM GAZETESİ KALİTESİ BİZİM TÜRKÇE GAZETELERİNİN PEK ÇOĞUNUN ÜSTÜNDEDİR. YAZARLARININ YARIYA YAKINI KADINDIR. DEĞERLİ KÖŞE YAZARLARINA SAHİPTİR.
    Ben şahsen hiçbir yabancı ve azınlık cemiyetlerine üye olmuş değilim. Yabancı ve azınlıklıklardan arkadaş edindiklerimde politik konulara hiç girmiş değilim. Tüm merakım onlarla tarihi, kültürel ve hatta dini konularda bilgi alış verişimin de bulunmaktır.
    1996 yılında Konya’dan İstanbul’a yerleşince değişik kültürleri tanımak istedim. Bunlardan biri de Yahudilerdi, ama güvenlik sebepleri görmek için bile olsa sinagoglarına (camileri) girmek mümkün değildi. Önce Şalom isimli haftalık bir gazeteleri olduğunu öğrendim, bunun nerede satıldığını öğrenmem altı ayımı aldı.
    Nihayet haftalık çıkan ŞALOM gazetesini alıp okumaya başladım. Hala da ara ara alırım. Türkçe ve Ladino dillerinde çıkar. Ladino dili ortaçağ İspanyolcası. Yahudiler İbranice bilmezler. Ama ibadetleri ve Sinagogdaki dil İbranice (Hebrew) dilidir, bizde de camide ibadet dilinin Arapça olduğu gibi, Arapça bilmeden Arapça ibadet edildiği gibi.
    Şalom gazetesi kalitesi bizim Türkçe gazetelerinin pek çoğunun üstündedir. Yazarlarının yarıya yakını kadındır. Değerli köşe yazarlarına sahiptir.
    Olayları onların penceresinden bakmak şahsen benim çok hoşuma gidiyor. Bizim haber ve yorumlarımızla bazen üst üste geliyor, bazen ise farklı görüşler ortaya çıkıyor. Kıyaslama imkânı önünüze geliyor.
    Galata semti onların eskiden yoğun yaşadıkları bir yer, bu semtte pek çok ibadet yerleri var. Bazen Yahudi günleri yapılıyor. Yemekleri, müzikleri tanıtılıyor.
    Ben bunlardan bazılarına katıldım, ilgiyle izledim…
    Bu konuda daha söylenecek pek çok şey var ama bu yazı için bu kadarı yeterlidir diyorum.
    Mehmet Bildirici
    http://www.mugladevrim.com.tr/index.php/52-mehmet-bildirici/8844-yahudi-kulturu-ve-tarihini-istanbul-da-tanidim

  2. ARİF DUTAĞAÇ 12-12-2018

    Merhaba. Sizinle daha önce elektronik posta yoluyla görüşmüştük. Bana makale göndermiştiniz. Cinci Arif'in oğluyum ben. Görüşelim inşaallah.
    Ben Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi’ndeyim.

    Görüşelim, Çok memnun oldum. Baban sağ mı?
    Daha önce babası ile görüşmüştük. Annem tarafından Cinci Mehmet dede tarafından akrabadır

  3. SAİM SAKAOĞLU 12-12-2018

    Sevgili Mehmet,
    Güzel, doyurucu ve anlamlı öğretmenler günü iletini aldım. Elbette keyifle okudum ama aramızdan ayrılanları anarken de hüzünlendim. Teşekkür ederim.
    Şükran Hanım, ikimizin de birlikte okuduğu orta 2 ve 3'te dersimize girmişti. Tabii ben lisede dersine girdiğini bilmiyorum. Orta bir de ise bir eczacı bey matematek dersimize girmişti.
    Bilmem söylemiş miydim, Ben Fehime Hanım'dan YILDIZLI ON alan nadir öğrencilerindenim. Bu notu alabilmek için iki sayfalık yazılı kâğıdına belki de 15 kadar çizim yapmış, gerekli açıklamaları da eklemiştim. Hocamızın beni böylesine değerlendirmesi belki de benim hayat çizgimin ana hatlarından birini oluşturmuştur. O sınavda sınıfın ineklerinden en fazla alanı ise yedi alabilmişlerdi.
    BOTİM de sağ olsun, bizi unutmadı ve anlamlı bir davet yazısı gönderdi.
    Aşırı yoğunluğumdan (bu arada il dışından gelen misafirleri de eklemeliyim) cevap yazmakta geç kaldım, kusura bakma. Fehime Hanım'ın kabri ile ilgili iki fotoyu da özel bir klasöre indirdim.
    Ss (Selam ve sevgilerimle)
    SS (Saim Sakaoğlu)

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 3204 12-12-2018

    KÜÇÜKYALI GEZİ 22.11.2018
    Bugün Küçükyalı İdaeltepe oturan arkadaşım Fehmi Ersoy ile buluşmak için tekrar Kadıköy’e gene Marmaray ile geçtim.
    Küçükyalı İstasyonunda Fehmi bizi aldı.
    Önce doğruca Küçükyalı Mezarlığında Biyoloji öğretmenimiz Fehime Birekul’un mezarını Mezarlık bekçisi sayesinde bulduk. Ziyaret ettik. Küçükyalı Mezarlığı E5 yanında dik bir yamaçta bulunuyor.
    Daha sonra Pendik Marina tesislerine gidip yemek yedik, uzun uzun sohbet ettik ve evlerimize döndük. Bu konuda bir yazı yazdım

  5. TSVIKA TSUK 12-12-2018

    Dear Friends and Colleagues,
    I am happy to announce the publication of the final report of the Khirbet Wadi Hamam Excavations, titled:
    U. Leibner, Khirbet Wadi Ḥamam: A Roman-Period Village and Synagogue in the Lower Galilee, Qedem Reports 13, The Institute of Archaeology, The Hebrew University of Jerusalem in Cooperation with the Israel Exploration Society, Jerusalem 2018 [ISSN: 0793-4289; 660 pages, size 25×31 cm, hard cover, 488 line drawings, photographs, maps and graphs and 67 plates].
    The book can be ordered from the Israel Exploration Society: ies@vms.huji.ac.il
    Attached you can find the Table of Contents and the Introduction chapter, where you can read about the site and its identification, our research questions and the excavation and documentation methodology.
    Best wishes,
    Uzi
    Dr. Uzi Leibner
    Institute of Archaeology
    The Hebrew University of Jerusalem
    Mt. Scopus, Jerusalem 91905, Israel
    Tel: 972-2-5881386

  6. REYHAN ATMACA 12-12-2018

    REYHAN ATMACA 3199
    SAĞOL Mehmet Abi, sizleri ve sizde kaldığımız günleri hiç unutmadım. Çok çok sevgiler
    Facebook
    (annemin teyze kızı NEVZER Ablamın kızı

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 3198 12-12-2018

    Sevgili Saadrettin Tuncer
    Eski dostlar vardır, yenileri vardır. Öyle yeni dostlar olurki pek çok eski dosttan daha yakın olur. Örnek vermem gerekirse yakında tanıştığım, Akyaka’da komşum, hoşgörü ve dost canlısı Saadettin Tuncer…
    Tekrar buluşmak için ilkbaharı bekliyorum.
    Gazete yazılarım ve diğer araştırmalarım için Web siteme girmek kâfidir.
    www.mehmetbildirici.com
    Haber Pano ve diğer çeşitli maddeler
    Ayrıca Mehmet Bildirici Mugla Devrim sitesinde hem başka arkadaşların ve benim yazılarıma ulaşmak mümkün.
    Konya Yazıları için Mehmet Bildirici Yeni Meram yeterlidir.
    Gazete yazılarımın sayısı şu an itibariyle 662 hepsini göndermek olası değildir.
    Ama ben içinden seçerek 2001 yılında yazılmış ve iyiki yazmışım dediğim Paris yazımı bir anı olsun diye gönderiyorum
    Eşine, oğlun ve kızına da selam, oğlun için yazınki çabaları sonuç verdimi?
    Yakın komşun ve dostun Mehmet Bildirici

    TARİHİ SORGULAYAN BİR TURİST GÖZÜYLE PARİS GEZİSİ
    Mehmet BİLDİRİCİ
    Kızım Özlem'in Paris'te bir Fransız firmasında çalışmasını vesile bilerek, 2001 Ağustos ayı içinde yaklaşık bir ayı burada geçirdim. Bazı gözlemlerimi ortaya koymak istiyorum. Şüphesiz Paris bir yazı ile, bir kitap ile anlatılabilen bir kent değil, iyi tanımak için bir ömür gereklidir diye düşünüyorum.
    Paris'te bulunmak beni etkiledi, Çünkü Paris'te özellikle son 250-300 yılda meydana gelen olaylar, ortaya çıkan dev yazarlar, bilim adamları, filozoflar, ressamlar, sanatçılar ve bunların etkileri ile önce kendileri büyük bir değişim geçirdiler. Düşünme, yaşam biçimleri değişti ve bu değişim, tüm dünyayı, bilim, sanat ve moda konularında etkiledi.
    Bu düşünce ve akımlar Dünya’da olduğu gibi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde biz Türkleri de etkisi altına aldı. Türkiye'de devletin desteği ile Fransızca eğitim veren okullar, Fransa'daki benzerleri gibi Liseler açıldı. Fransa'daki örnekler incelenerek Belediye teşkilatları kuruldu. Bunları daha da çoğaltmak mümkündür.
    Bütün bu gelişmelerin etkisi ile yaşam biçimimiz değişti, yüzyıllarca yerde oturup elle yemek yerken, masaya oturup çatal bıçakla yemek yer olduk, aydın kadınlarımız onların kılık kıyafetini benimsedi.
    Bugün belki teknolojide bazı ülkeler ve kentler Paris’i sollasalar bile, felsefede, edebiyatta, resimde, modada diğer bir deyişle kültürde dünyada hala ilk sırayı koruduğu düşünüyorum.
    Bunu gösteren Türkiye'den bir izlenimimi belirteceğim. İstanbul'da Galatasaray Lisesi ilköğretim bölümüne kura ile 50 öğrenci alınacaktı, torunum için başvurduk, yüklü bir iade edilmeyecek bağış aldılar, başvuru sayısı 5000 civarında idi. Bu Fransız kültürüne verilen ilgiyi göstermektedir.
    Ben kızım Özlem sayesinde böyle bir kenti gezme fırsatı yakaladım, bunu değerlendireyim dedim, şimdiye kadar ki bilgilerimi yetersiz buldum, geceleri Paris ve tarihi hakkında kitaplar okudum, gideceğim yeri ve metro planını belirledim ve ertesi günü oraya ulaştım. Bütün gezilerim tek başına ve metro ile oldu. Metro ile istediğiniz yere çok kısa sürede gitmeniz mümkün. İşte izlenimlerim.
    Parisi gezmek bir kitap sayfalarında dolaşmak gibi, sokak, cadde, meydan isimleri daha önce öğrendiğimiz tarihi olayların, kişilerin, dost devlet adamlarının isimleri, hiç yadırga-mıyorsunuz. Avenue Emile Zola (Yazar Emile Zola caddesi), Place Victor Hugo, (Viktor Hugo meydanı), Place de Italy (İtalya meydanı), Metro İstasyonu, George V (İngiliz Kralı V. George), Metro istasyonu Franklin Roosevelt (Amerika Cumhurbaşkanı F. Roosevelt), rue Michel Ange (İtalyan şair ressam, mimar Michel Ange caddesi) …. Tabi bu tarihi kişilerin kim olduğu ne zaman yaşadığı da sokak levhalarında tek tek yazılı, bir kenti gezerken tarih öğreniyorsunuz. Ayrıca önemli binalarda bir tabela çakılmış orada yaşanmış ve geçmiş olaylar hakkında bilgiler veriliyor.
    Batının önde gelen yazar, sanat ve bilim adamlarının isimleri veya heykelleri her an karşınıza çıkıyor. Opera binasını geziyorsunuz, binanın cephesi sanki bir tablo, hep heykeller ve müzik adamlarının portreleri konulmuş, en başta, dahi müzik adamı Wolfgang Amedious Mozart yer alıyor. Halbuki, Mozart bir Fransız değil bir Avusturyalı.
    Paris bir müzeler kenti, her konuda müze var, yüzün üzerinde… Tabii en başta Mısır, Sümer uygarlığın zengin bir koleksiyonun bulunduğu Louvre Müzesi, ben şahsen 3 gün içinde ancak görebildim. Tarih derslerinde okuduğumuz Sümer kralları, Babil kralı ünlü Hamurabi'nin kanunlarının taşa kazındığı anıt, firavunların portreleri, Leonarda Vinci'nin Mona Lisa'sı, ünlü Venüs heykeli, en önemlileri. Bu arada Ege bölgesinden Aydın ilinden, Magnesia, Milet ve Didim antik kentlerinden getirilmiş ve çok büyük bir salonu dolduran kabartma ve büyük kolon parçaları dikkat çekici.
    Pek çok ünlü tabloların yer aldığı Orsay resim müzesi, Paris Tarihi müzesi, Seramik müzesi, Moda Müzesi, Uzakdoğu sanat eserlerinin bulunduğu Guimet Müzesi, Pablo Picasso Müzesi, bilim ve teknoloji müzeleri saymakla bitmeyen müzeler. Gelmeden 2 gün Turizm Bürosundan bir kitapçık aldım, tümünü en azından isim olarak taradım. Gezemediğim ilginç 2 müzeden de söz edeceğim, bunları öğrendiğim gün bu müzeler kapalı idi. Biri Nissim de Camondo Müzesi. Bu müzenin sahipleri İstanbul'dan Paris'e göçmüş bir Yahudi aile. Ondokuzuncu yüzyılın en önde gelen bankerlerinden biri, Karaköy ve Beyoğlu'da pek çok apartman ve hanın sahibi imiş, dedeleri Sarayın da katıldığı çok büyük bir törenle 1870'li yıllarda Hasköy mezarlığına gömülmüş, bugün mezar soyulmuş ve bakımsız….
    İkinci gezemediğim müze, Paris'in kuruluşundan bu güne suyun ve su yapılarının tarihe ait müze, benim ilk gün gezmem gereken bir müze. Bu gidişimde öğrendim, Paris, Lutece ismi ile Roma tarafından 1. yüzyılda kurulmuş, ama çok az kalıntı bu güne geliyor. Bir arena, bir hamam ve bazı temel taşları var.
    Konya'yı düşünüyorum, o da alelade bir kasaba iken kale içinde önemli yapıları ile bir Roma kenti olarak kurulmuş. Karşılaştırıyorum Konya, yani o zamanki adı ile Iconium çok daha muhteşem, pek çok kitabe, kalıntı bugüne geliyor. Paris'te çok az, pek yazılı bir şey de yok, gelen temel taşlarını sayarak envantere almışlar. Biz ise bunları pek önemli bulmuyoruz.
    Paris'te tarihi kiliseleri gezdim, tabii başta Notre Dame, Saint Chapel, Fransız krallarının gömülü olduğu, Saint Denis ve Saint German kiliseleri. Özellikle Saint Chapel Paris'in kalbi sayılan Sen nehri üzerindeki ada üzerinde. Kralların ibadet ettikleri bir yer, en önemli özelliği 13. yüzyılda İstanbul'dan getirilmiş dini ikonaların ve objelerin oluşu, başka tarihi bir olay gözümün önüne geldi. İstanbul 1204 yılında Latinler tarafından işgal ediliyor ve 1261 yılına kadar bu yönetim sürüyor, İstanbul, o zamanki adıyla Costantinople yağmalanıyor, yıkılıyor, değerli tarihi ve dini anıtlar Avrupa'ya götürülüyor, bunun izini görüyor ve ibretle inceliyorum.
    Napolyon Bonaparte'ın gömülü olduğu Invalides Müzesini geziyorum. Burası aynı zamanda askeri müze, en dikkati çeken eserlerden biri Sultan 2. Bayezit'in üzeri yazılı ve işlemeli miğferi, müzenin en değerli eşyalarından biri kabul ediliyor, bazen kapıda milliyet sorulup Türkiye'den gelenlere özel olarak germeleri öneriliyor.
    Panteon (Ulusun tapınağı, eski Yunan ve Roma'da tüm tanrıların tapınağı) önce Paris'in kurtarıcısı Azize Geneive adına yapılmış bir kilise, Bu azize 5. yüzyılda Frankları örgütleyerek ve Tanrı'ya dua ederek Paris korumuş ve kurtarıcısı olmuş. Koruduğu kişi de bize tanıdık bir isim Hun İmparatoru Attila. Kilise içinde tarih kitaplarında gördüğümüz Attila'nın at üzerinde büyük şahane, bir tablosu bulunuyor. Burada çok tanınmış Fransız yazarları devlet adamları gömülü, Jan Jacques Russo, Voltaire, Madam Curi'nin (tek ulusal kadın kahraman), mezarlarını ziyaret ediyorum, İçimden kendilerine söz veriyorum, birer kitabınızı okuyacağım diye.
    Paris kadınları ve kraliçeleri, sarayda, tablolarda, baloda kilisede aynı şekilde giyiniyor ve bizim ölçülerimize göre de hayli açık giyiniş. Kraliçe Marie Antoinette'nin hani halkın aç olduğunu öğrenmesi üzerine niye pasta yemiyorlar dediği veya dediği kabul edilen kraliçenin tanrıya yakaran heykeli var kilise içinde, dikkati çeken husus baloda olduğu gibi göğüslerinin yarısının açık olması. Bizim kültürde kadınlarının kapalılığı erdem, dinen kendisinden istenen bir husus, Paris'te ise kadının açıklığı tarihinden gelen doğal bir olay, ben bunun Hıristiyanlık öncesi Frankların geleneğinden geldiğini sanıyorum.
    Paris'te trafikte çok farklı, yoğun yolcu taşıması metro ile yapılıyor, caddeler genelde çok geniş, hal böyle olunca yollarda trafik tıkanması yok. Birbirini kesen 14 metro hattı var, bazı istasyonlarda iki, üç hat birbirini kesiyor. Bir biletle giriyorsunuz, istediğiniz kadar içerde hat değiştirebiliyorsunuz. Metro 20. Yüzyılın başlarında açılmaya başlamış, Çok ilginç Paris'te binalarda kullanılan yapı taşları yer altında açılan galerilerden temin edilmiş, zamanla bu galeriler metronun başlangıcı olmuş
    Paris'in merkezi koruma altına alınmış, bu bölgedeki mimari doku olduğu gibi korunmuş, eskiyen binaların yerine bizde olduğu gibi yeni beton bina yapmamışlar, batı tarafında ise Newyork'ta tarihin en büyük terörist saldırısına uğrayan binalar gibi modern bir Paris kurulmuş. Binalar sanki maket yapar gibi oynanmış dev La Grande Arch (Büyük Ark) ve modern yüksek katlı binalar yapılmış, altından otoban geçiyor, 21, yüzyılın Paris'i.
    Kendimizi düşünüyorum. Konya geliyor aklıma, önemli tarihi bir Roma kenti, gerilemiş yıkıntı haline gelirken Selçuklu eliyle cami, medrese, türbelerle bezenerek yeniden inşa edilmiş, bugüne kadar yıpranarak gelmiş, şimdi ne yapıyoruz, koskoca bir adayı kaldırıyoruz, yerine beton eski doku ile hiç ilgisi olmayan koskoca hanlar, dükkanlar yapıyoruz, beş on tane daha yaparsak elimizle tarihi Konya kentini tarihe gömeceğiz.
    Paris'te tüm resmi kurumların kapısında, parada pulda Fransız devriminin simgesi üç kelime görülüyor. LIBERTE, EGALITE, FRATERNITE, Hürriyet, Eşitlik, Kardeşlik. Burjuvanın, işçilerin göçmenlerin oturduğu semtleri gezdim. Acaba Parisli bu söyleme uyuyor mu?. Burjuvanın oturduğu (kızımın oturduğu küçücük kat bu bölgede) mahallelerde akşamları sokakta çok az kişi var, onlarda bir Café'de kahve veya şarap içiyor, yemek yiyor, ya da evine çekilip kitap okuyor, ya da televizyon seyrediyor. Göçmenlerin mahallesine gidiyorum, Çinliler, Afrikalılar, Araplar, Yahudiler, dünyanın her yerinden gelen göçmenler sokaklarda, problemleri var, okuma alışkanlıkları yok, oturdukları yerler sıkışık hepsi sokakta. Lokantaları, kasapları ayrı, Müslüman kasabı, Koşer lokanta (Yahudilerin dini geleneklerine uygun), Çin, Tayland lokantası hep yan yana.
    Paris'te Parisliden çok yabancı var, karışık evlilikler var, ama bunu ayırt etmek zor, yüzde 10 oranına yakın Afrikalı yaşıyor, Fransız vatandaşı, devlette memur, onun gibi giyiniyor, onun gibi kimi Metroda bir kitap okuyor, ama derisi kara hemen Afrikalı olduğu zenci olduğu belli, ısrarla zencileri ve onların ilişkilerini inceledim. Paris'te zenciye farklı davranılıyor mu? Davranılmıyor kanısına vardım.
    Türkler ise Saint Denis semtinde oturuyor, Türk işyerleri var, ama son zamanlarda sayıları azalmış, gene Türk kasap, manav, Türk yemeklerinin bulunduğu lokantalar mevcut

    (30.10.2001 YENİ GAZETE KIRKAMBAR)


    SAADETTİN TUNCER
    Merhaba Mehmet Ağabey, güzel düşüncelerin için çok teşekkür ederim. Yazını dikkatlice okurken; sanki Paris'i geziyor gibiydim. Yazmaya devam lütfen. İnşallah bahar aylarında görüşürüz. Sağlıklı, huzurlu günler diler, ellerinden öperim... 18.11.2018 Ankara

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 3194 12-12-2018

    GEZEGEN SAHAFTA 13.11.2018 AKŞAMI KİTAP SATIŞI VE EDİNDİĞİM ÇOK DEĞERLİ KİTAPLAR
    Kitap satışını yapan Dilaver Şencan, Her kitabın içeriğini açıklıyor
    -Anemurium & Mamure festung (Anamur) Almanca, 83 sayfa renkl, Vehbi Uysal
    -Assos (Behramkale) Türkçe, 16 sayfa resimli
    -Kayaköy, Anadolu Evleri Cengiz Bektaş, 93 sayfa
    -Akşehir Anadolu Evleri Cengiz Bektaş
    -Ermenice kitap 1920, 38 sayfa
    -Alexander Sarcophagus Nezihi Başgelen, İng. Resimli 16 s, 2013
    -Eski Şark Eserleri Türkçe 43 sayfa büyükboy
    -Bilimim Geleceği I Ernest Renan MEB 1951 Türkçe
    -Bilimim Geleceği II Ernest Renan MEB 1951 Türkçe
    -Marie Grubbe Jacobsen (Dan.) 1949 Roman Hepsi 25 TL
    Bir önceki satıştan
    Hitit Çağında Anadolu Sedat Alp ( Yalburt Hitit anıtını yazı konusu yaptım)
    Teşekkürler Gezegen Sahaf

  9. ATAMAN HAKSEVER 12-12-2018

    Sevgili Kardeşim Mehmet
    Senden mutlaka daha kaliteli ve gurur verici bir çalışma bekliyorum.
    Hemen olmayabilir; ama kalbur üstünde kalanları belirtecek bir yayım çok ses getirecek ve Yüksek Mühendis. ünvanının o kadar ucuz olmadığını gösterecektir.

    Daha çok yazabilirdim ama üzgünüm, arkadaşların bu tür çalışmalara balıklama atlamasına da herhalde yaşlandıkları için düşünüyorum. Kusura bakma.
    Ataman Haksever

    Not: Tatbiki mekanik kolu hakkında ne gibi bir yazı istiyorsun; bilimsel, hatırat?
    Benim, Trakya Üniversitesinin Mühendislik Dergisinde pek çok yayınım çıktı. TÜRYAP olarak girersen görürsün. Aralık ayındada bir yayınımm olacak, fakat hepsi İngilizce.
    Bana bir yazı göndermişsin, fakat bulamadım.
    Selam ve sevgiler.
    Bizim işkembeci hala duruyor mu?
    18.11.2018 Ataman Haksever

    19.11.2018
    Çok Sevgili Arkadaşım Prof. Dr. Ing. Habil Ataman Haksever
    Kitap yazmam konusunda önerinize ve iyi niyetlerinize sonsuz teşekkürler. Benim Oğlum da Konya Selçuk Üniversitesinde öğretim üyesi, Prof. Dr. Öztuğ Bildirici, Harita Yüksek Mühendisi, ama pek aynı konulara meraklı değiliz, ama bana pek çok konuda özellikle harita konusunda yardımcı olur.
    Onun fikri baba kitap çok yakın zamanda tarih olacak fikri beni etkiledi, ayrıca benim Web sitesi 2009 yılında açıldı. İlk Webmaster’ım bir Alman.
    O günden bu yana İTÜ konusunda çalışmalarım devam ediyor. Sonlanmadı. Ama 2012 yılında “Fırat’ın Tapusu” olarak 104 sayfa derleme yaptım, arkadaşlarımdam yazılar derledim. Yani editördüm. Bu kitap olabilirdi. 2011 yılında Kütahya’da arkadaşlarımızın gezisinde orada orada gündeme geldi, özel toplantı yapıldı.
    Toplantıda ben böyle bir derlemeyi yapacağımı isterseniz bunun kitap haline gelebileceğini söyledim. Israr etmedim, Web sitesinin daha etkili olacağını söyledim. Kitap olsa idi asla böyle Must.’nın kitabı cafcaflı olmasını (Sanki İstanbul Teknik Üniversitesi yayını gibi) asla istemezdim.
    Çalışmalar kalemim yazdığı sürece devam edeceğim. İleri de ben öldükten sonra derlenip kitap haline veya özel bir CD şekline gelebilir.
    İkincisi sınıf arkadaşım sen Ataman Haksever ve Erhan Kral tam akademik hüviyete sahipsiniz. Ben yarı akademik kişiyim. Şunu belirtmek istiyorum. Tarihi bilim insanları, antik kentler konusunda gazetelere yazı yazıyorum, burada örneğin Hititler konusunda kazı yapan, belge okuyan kişi değilim, yorum yapan yazılarımı, gerçekleri asla değiştirmeden onlara anılar vs ekleyerek yoğunluğunu azaltarak aydın okuyuculara sunmaya çalışıyorum. Buna sınıf arkadaşlarımdam Metin Ülgüray’ı örnek veriyorum. Akademik insan değil ama şahane kitaplar yazmıştır.
    Sevgili arkadaşım senden Tatbiki mekanik Kolu ile ilgili daha ziyade anısal bir yazı istiyorum. Yayınlarına da ulaşmaya çalışacağım
    Taksimdeki İşkembe dükkânı sanıyorum duruyor, ama başka işlevde…
    Selam ve en iyi dileklerimle
    Mehmet Bildirici 19.11.201

  10. AYŞENUR KAÇAR 3192 07-12-2018

    Telefon 0 554 144 0351
    Merhabalar Mehmet Bey
    Ben Ayşenur Kaçar. Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi’ nde Yüksek Lisans yapmakta olan bir öğrenciyim. ‘Konut ve Değişim’ dersimiz kapsamında Eski Konya ve Dönüşümü, konut tasarımına etkileri, ilk apartman yapıları, Konya’ da akademinin açılışının bu sürece katkısı ve emek veren siz değerli hocalarımızı da anlattığımız bir çalışma hazırlamaktayız. Bir Konya Lisesi mezunu ve anne tarafından Yatağan köyüyle ilişiği bulunan bana da siz kıymetli hocamızı araştırmak ve değerli bilgilerinden faydalanmak için iletişime geçmek görevi düştü ki ne mutlu bana. Günlerdir sitenizi de ziyaret etmekte ve yazılarınızı okumaktayım. Özellikle bir Konya Liseli olarak Konya Lisesi’ ne dair hatıralarınızın yer aldığı çalışma yer yer gözlerimin dolmasına sebep oldu. Kıymetli hatıralarınızı ve çalışmalarınızı görme şansını bizlere verdiğiniz için teşekkür ederiz. Siz değerli hocamdan bir ricam mailimi gördüğünüzde dönüş yapmanız olacaktır. Ben de o vakit çalışmamla alakalı sorularımı size yönelteceğim. Allah size hayırlı uzun ömürler versin biz de değerli çalışmalarınızdan geri kalmayalım inşallah. Görüşmek dileğiyle esen kalın.

    Ayşenur Hanım
    Mailinizi aldım, çok teşekkür ederim. Yatağanlı ve Konya Liseli olmanız benim için çok değerli. Yatağan’dan yakın akrabanız kimler? Ben kitabımda Yatağanlıları 18 haneye indirmiştim.
    Size başarı diliyor ve her türlü yardıma hazırım. Hakkımda tüm bilgiler Web sitemdedir. Bunlar dışında her türlü soruyu sorabilirsiniz.
    Sevgi ve başarı dileklerimle
    Mehmet Bildirici 14.11.2018

    Mehmet Bey
    Mehmet Bey özgeçmiş ve eğitiminize dair bilgilerinize Web sitenizden ulaştım. Basından ve çeşitli yayınlardan pek çok başarınızı okudum. Öncelikli bu bilgileri bizimle paylaştığınız için çok ederiz. Kısaca çalışmamızdan size bahsetmek isterim. ‘Necmettin Erbakan Üniversitesi Mühendislik- Mimarlık Fakültesi Mimarlık Anabilim Dalı Mimarlık Bölümü Yüksek Lisans ders kapsamında ‘Konut ve Değişim’ dersinde 1950- 2000 yılları arasında Konya kenti ve ilk örnekler sayılan apartmanlar; yaşam tarzının mekana yansıması, mekan organizasyonu, mekan düzeni açısından bu apartmanların okunması. Konya Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi’ nin açılışının bu sürece katkıları ve açılış sürecinde katkıları olan siz değerli hocalarımız.’ İzninizle ben de size hocam diye hitap etmek isterim. Size sormak istediğim sorular şu şekildedir hocam:
    1. Özgeçmişinizden okuduğum kadarıyla 1957’ de Konya Lisesi’ ni 1961’ de de İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’ nü bitirdiniz. Lisede matematik dersinizin iyi olması bu bölümü seçmenizde etkili olmuş. Peki hocam İnşaat Mühendisliği eğitiminize dair bize kısaca bilgi verir misiniz?
    2. Döneminiz itibariyle Türkiye’ nin en iyi öğretim görevlilerinden, değerli hocalardan dersler gördünüz. Bize kısaca unutamadığınız hocalarınızdan benim de ders verdiğim dönemlerde kendisini örnek aldım dediğiniz hocalarınız varsa bahseder misiniz?
    3. Mezuniyet sonrasında hem DSİ’ de hem akademide hem de özelde hizmetler yürüttünüz. Piyasada çalışırken statik projelendirmelerini yaptığınız apartmanlardan Anıt, Form, Nalçacı’ da bulunanlardan hangilerini hatırlıyorsunuz, bunlara dair aklınızda kalan özellikleri nelerdir?
    4. İlk projelendirme veya uygulamasında yer aldığınız apartman hangisiydi, Kimlerle çalıştınız, mimarı kimdi?
    5. O dönemde birlikte çalıştığınız, mimari tarzını sevdiğiniz mimar veya mimarlar var mıydı?
    6. Hocam Konya konusunda epey bilgiye sahipsiniz. Hem lise döneminde hem de çalışma hayatınızda yer aldınız. O dönemde Konya’ ya hizmet veren belediye başkanlarından kimleri hatırlıyorsunuz, Bu kişilerin kentin gelişiminde önemli gördüğünüz hizmetleri nelerdi?
    7. Konya’ da Anıt civarında pek çok evde yaşamışsınız. Son olarak Öncü Apartmanı’ nda oturduğunuzu biliyorum. Bu evlerden bahseder misiniz? O döneme ışık tutacak fotoğraflar varsa elinizde bunları da bizimle paylaşır mısınız?
    8. Konya’ da baba eviniz Uluırmak Burhandede Mahallesi’ nde iki katlı bir evmiş. Sizce sonradan özellikle apartman yapılarında Konya kentinde konut anlayışı nasıl değişti?
    9. Radyonun evlere girişini hatırlıyor musunuz, sizce konutta mekanların değişimine sebep oldu mu?
    10. Konya’ nın geleneksel yaşamında mahremiyete dayalı bir konut anlayışı var sonradan bu anlayış nasıl değişti?

    11. Bu dönemlerde yapıların oluşmasını imar nasıl etkiledi?
    12. Konya’ da akademinin açılmasında katkılarınızın büyük olduğunu biliyoruz hocam bu yüzden aklımıza ilk gelen isimlerden oldunuz. Diğer kişilerden özellikle şu an ulaşmakta sıkıntı yaşadığımız Ali Cenap Özkaşıkçı gibi isimlerden kimleri hatırlıyorsunuz? Bu kişilere dair neler hatırlıyorsunuz?
    13. Akademinin açılışına Konya’ dan büyük rağbet olmuş. Daha sonra öğrencilerinizin kente katkıları neler oldu? Özellikle bunlardan örnek verebileceğiniz isimler var mı?
    14. Akademiye ve açılışına dair bazı fotoğraflara oğlunuzun bir çalışmasından ulaştım. Eğer elinizde başka fotoğraflar varsa sizin de içinde yer aldığınız bunları bizimle paylaşır mısınız?
    15. Hocam siz akademide 1971- 1980 yılları arasında eğitim verdiniz. 1980’ de YÖK kararıyla gelen içinde Hulusi Güngör gibi isimlerinden yer aldığı kişiler oldu, bu hocalarımızdan hatırladıklarınız var mı? Bu kişilerin Konya’ ya davet edilmesinde kim veya kimler etkili oldu?
    16. Hocam ben bu ders kapsamında özel olarak Yonca Apartmanı ve Terzioğlu Apartmanı’ nı çalışıyorum. Yonca apartmanı özellikle Konya Liseli olarak sizin de benim gibi hatıralarınızda yer tutmuştur. Bugün için bile oldukça farklı sayılan apartman o zaman nasıl ilgi gördü, sizlere farklı gelen yanları, dikkat çekici tarafı neydi?
    17. Yonca apartmanı bildiğimiz kadarıyla bir kooperatif yapısı değil. Bu apartmanı yaptıran aile kimdi? O dönem Konya’ nın ileri gelenlerinden bu apartmanda oturanlar var mıydı?
    18. Binanın dış cephesine dair ya da dairelerin içine dair eski fotoğraflarınız varsa bunları paylaşmanız mümkün müdür? Ben de çalışmama bu fotoğrafları eklemek isterim.
    19. Aynı şekilde Terzioğlu Apartmanına dair bir bilgi ya da fotoğraf paylaşabilir misiniz?
    20. Yonca apartmanı ve Terzioğlu apartmanının mimarı Prof. Yüksek Müh. Mim. Hulusi Güngör’ dür. O da sizin gibi bir İstanbul Teknik Üniversiteli. Kendisine dair çok az bilgiye ulaştım. Tanışma fırsatınız olduysa Konya’ ya nasıl geldiğini, Konya’ da bir bürosu var mıydı? Varsa nerede yer alıyordu? Bunlardan biraz bahseder misiniz hocam?

    21. Bu ders kapsamında hocamız Prof. Dr. Dicle AYDIN eşinizin babasının Horozluhan Sitesi’ nde oturduğundan bahsetti. Konya için oldukça önemli bir apartman peki siz nasıl değerlendiriyorsunuz hocam bu yapıyı? Bir arkadaşım da bu yapı üzerine çalışıyor onunla da paylaşabileceğiniz fotoğraflar var mıdır arşivinizde?
    22. Hocam size ulaşmam bütün arkadaşlarımda büyük heyecan uyandırdı. Hepimiz adına size çok teşekkür ederim. Son olarak bir arkadaşım DSİ Lojmanları üzerine çalışıyor. DSİ’ den emekli olan siz değerli hocamızdan öğrenmek istedikleri şunlardır:
     DSİ Lojmanları birer işçi barakası olarak yapılmış. Bu binaların yapım tarihi, mimarı kimdi?
     Ne amaçla kimler tarafından kullanıldı, nerelere hizmet etti ve hangi tarihte lojman olarak kullanılmaya başladı?
     Elinizde DSİ Bölgesi’ ne ait fotoğraflar varsa bunları bizimle paylaşır mısınız?

    Sorularıma burada son verirken siz değerli hocamıza çok teşekkür ederim. Allah size hayırlı uzun ömür nasip etsin daha nice hatıralar biriktirdiğiniz güzel günleriniz olsun sevdiklerinizle birlikte.
    Mimar Ayşenur KAÇAR

    AÇIKLAMA
    Telefonla konuştuk, bunların nasıl değerlendirileceğini, görmem tek tek cevabın çok uzun olayacağını, Yatağan kitabımın incelenmesini önerdim.

Toplam 422 yorum bulundu. 11-20 arası listeniyor.