Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 16-03-2018

    EGE’DEN, ANADOLU’DAN ÇIKAN DÜNYACA ÜNLÜ BAŞKA BİR DOKTOR BERGAMALI CLADIUS GALENUS (130-210)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bundan önceki yazımda Avrupa’da 18 yüzyıla kadar eserleri okutulan Hippocrates ve İbni Sina’nın hayat hikâyelerini anlatmaya çalışmıştım. Özellikle Özbekistan ve İran’da yaşayan İbni Sina’nın çok uzak bir coğrafyadan eserlerinin nasıl Avrupa’ya ulaştığı cidden çok çok önemli bir konu olup detaylı incelenmeli diye düşünüyorum.
    Önceki yazılarımda incelediğim üç hekimin arada olanı ise Cladius GALENUS (130-210) olup bu yazımda onun hayatı incelenecektir.
    Galenus Dünyaca ünlü Asclepion isimli tıp merkezinin bulunduğu İzmir Bergama’da (Pergamon) dünyaya gelmiştir.
    Babası bir mimar olup varlıklı bir ailenin çocuğudur. Yunan dili, retorik üzerinde, 16 yaşından itibaren Tıp üzerine çalışmaya başladı. Bir süre İzmir’de Anatomi öğrendi. Uzun bir süre İskenderiye’de (Mısır) kaldı. Tıp eğitimi aldı.
    28 yaşında (158 yılı) Bergama’ya döndü ve Gladyatörler Okuluna hekim olarak atandı, anatomi konularında pek çok deneyim kazandı.
    162 yılında Roma’ya gittiğinde artık ünlü bir hekim idi. Roma İmparatoru Marcus Aerilus (İmp.161-180) özel hekimi oldu. 121 tarihinde Roma’da doğan ve 180 tarihinde Viyana’da ölen Marcus Aerilus Filozof İmparator olarak da bilinir.
    Galenus’un 80 üzerinde tedavi metodu günümüze ulaşmıştır.
    Gelenus hem hekim hem de kimyacı idi, Eczacı anlamına kullanılan Latince “medicina” idi.
    GALENUS BU YÖNDEN ECZACIĞIN BABASI SAYILDI.
    GALENUS İLK DENEYSEL FİZYOLOG OLARAK DA KABUL EDİLMEKTEDİR.
    Galen Hıristiyan olmadığı halde tek tanrıya inanır, bedenin de ruhun bir aracı olduğunu düşünürdü. Bu nedenle hem kilise hem de Arap ve Yahudi bilginleri tarafından kabul edilmesi son derece kolay oldu.
    Galenus 210 yılında öldü, adına dikilmiş bir anıt vs bulunmamaktadır.
    Büyük çapta Hipocrates’in çalışmalarından yararlandığı görülmektedir.
    Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kitapları okutulan üç ünlü hekimden biri idi. Bunlar
    HIPOCRATES (M.Ö 460-377)
    GALENUS (130-210)
    İBNİ SİNA (980-1037)
    Yazıya bir portresi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 23ç02.2018 yayınlandı)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 16-03-2018

    EGE’DEN, ANADOLU’DAN ÇIKAN DÜNYACA ÜNLÜ BAŞKA BİR DOKTOR BERGAMALI CLADIUS GALENUS (130-210)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bundan önceki yazımda Avrupa’da 18 yüzyıla kadar eserleri okutulan Hippocrates ve İbni Sina’nın hayat hikâyelerini anlatmaya çalışmıştım. Özellikle Özbekistan ve İran’da yaşayan İbni Sina’nın çok uzak bir coğrafyadan eserlerinin nasıl Avrupa’ya ulaştığı cidden çok çok önemli bir konu olup detaylı incelenmeli diye düşünüyorum.
    Önceki yazılarımda incelediğim üç hekimin arada olanı ise Cladius GALENUS (130-210) olup bu yazımda onun hayatı incelenecektir.
    Galenus Dünyaca ünlü Asclepion isimli tıp merkezinin bulunduğu İzmir Bergama’da (Pergamon) dünyaya gelmiştir.
    Babası bir mimar olup varlıklı bir ailenin çocuğudur. Yunan dili, retorik üzerinde, 16 yaşından itibaren Tıp üzerine çalışmaya başladı. Bir süre İzmir’de Anatomi öğrendi. Uzun bir süre İskenderiye’de (Mısır) kaldı. Tıp eğitimi aldı.
    28 yaşında (158 yılı) Bergama’ya döndü ve Gladyatörler Okuluna hekim olarak atandı, anatomi konularında pek çok deneyim kazandı.
    162 yılında Roma’ya gittiğinde artık ünlü bir hekim idi. Roma İmparatoru Marcus Aerilus (İmp.161-180) özel hekimi oldu. 121 tarihinde Roma’da doğan ve 180 tarihinde Viyana’da ölen Marcus Aerilus Filozof İmparator olarak da bilinir.
    Galenus’un 80 üzerinde tedavi metodu günümüze ulaşmıştır.
    Gelenus hem hekim hem de kimyacı idi, Eczacı anlamına kullanılan Latince “medicina” idi.
    GALENUS BU YÖNDEN ECZACIĞIN BABASI SAYILDI.
    GALENUS İLK DENEYSEL FİZYOLOG OLARAK DA KABUL EDİLMEKTEDİR.
    Galen Hıristiyan olmadığı halde tek tanrıya inanır, bedenin de ruhun bir aracı olduğunu düşünürdü. Bu nedenle hem kilise hem de Arap ve Yahudi bilginleri tarafından kabul edilmesi son derece kolay oldu.
    Galenus 210 yılında öldü, adına dikilmiş bir anıt vs bulunmamaktadır.
    Büyük çapta Hipocrates’in çalışmalarından yararlandığı görülmektedir.
    Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kitapları okutulan üç ünlü hekimden biri idi. Bunlar
    HIPOCRATES (M.Ö 460-377)
    GALENUS (130-210)
    İBNİ SİNA (980-1037)
    Yazıya bir portresi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 23ç02.2018 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 16-03-2018

    BİR BİLİM ADAMI ATAMAN HAKSEVER
    Sevgili Arkadaşlarım
    Ataman Haksever’in değerli bir bilim adamı olduğunu biliyordum. Yıllar önce ona yaklaşmaya çalıştım, ama başta bu gerçekleşemedi, daha sonra, sonradan öğrendiğime göre çok sevgili arkadaşım Sayhan Bayoğlu’nun devreye girmesi ile tüm çalışmalarını bana gönderdi. İnceleme yaptığımda çalışmalarına hayran kaldım. Bildiğim kadarıyla Avrupa’da betonarme ve çelik yapıların yangın karşısında direnci konusunda tek bilim adamı, konuya ilgi duyacakların çok yararlanacağı bir kaynak.
    www.mehmetbildirici.com Türkçe 2015 saya 5 de 40 lu madde
    Ben bu arada bu yayın içinde bulunan Türkçe CV sini sizinle paylaşmak istiyorum. Uzun olduğu için 2 parça halinde olacaktır. (Vakti olan merakı olan okur umuyorum.

    Ataman Haksever, 11.6.1939 da İstanbul'da doğmuştur. İlköğrenimini 19 Mayıs İlkokulu, orta öğrenimini Karagümrük Ortaokulu ve Lise öğrenimini
    Vefa Lisesi'nde tamamlamış İstanbul Teknik Üniversitesine
    1957 yılında girmiş ve yükseköğrenimini
    İnşaat Fakültesi, Tatbiki Mekanik Anabilim Dalında tamamlamıştır.
    Öğrenimi sırasında, IAESTE kanalıyla, yurt dışında inşaat ve mühendislik bürolarında çalışmış ve bu arada Hamburg'da bir Metro inşaatının statik hesaplarını yapmıştır.
    Askerlik görevine 1963 yılında başlamış ve 1963-1965 yılları arasında bu görevi, Ankara'da, Muhabere. Ana Depo. ve Fabrikaları İngilizce tercümanı olarak tamamlamıştır.
    Nisan 1965 de iki yıllık askerlik süresini Yd.Sb olarak tamamladıktan sonra, aynı yıl Almanya'ya giderek, Hamburg'da, daha önce öğrenimi sırasında bulunduğu
    bir inşaat firmasının konstrüksiyon bürosunda çalışmış ve bu sırada bir betonarme silindirik biçimli pis su tutma deposu ve diğer arıtma tesislerinin tasarım ve statik hesaplarını yapmıştır.
    Daha sonra yine aynı şehirde, bazı mühendislik bürolarında statiker ve
    konstrüktör olarak 7 yıl süre ile mesleki faaliyetlerini sürdürmüştür. Gerçekleştirdiği çeşitli mühendislik yapıları arasında Almanya'da Schleswig kentinde, 28 katlı, sekizgen plan kesitli, yüksek yapı türündeki betonarme bir binanın tasarım ve statik hesapları da bulunmaktadır.
    1973 yılı Ocak ayında, Braunschweig Teknik Üniversitesi'nin ‘Institut für
    Baustoffkunde, Massivbau und Brandschutz’ Enstitüsünde (iBMB), "Yangın ve
    Yangın olayının Yapı Elemanlarına olan Termodinamik ve Mekanik Etkileri " üzerinde bilimsel çalışmalarına başlamıştır. Bu enstitünün Direktörü Prof. Kordina'nın önerisi üzerine 1974 yılında "Sonderforschungsbereich 148 Brandverhalten von
    Bauteilen (SFB148)" (Yapı Elemanlarının Yangın Davranışı) isimli özel araştırma projesine bilimsel araştırmacı (Wissenschaftlicher Mitarbeiter, Scientific coworker) olarak atanmıştır. Bu araştırma projesi Deutsche Forschunsgemeinschaft
    (DFG)" (Alman Resmi Araştırma Kurumu) tarafından 1972-1988 yılları arasında mali yönden desteklenmiştir. Sözü edilen sürede bu araştırma çalışmaları 100 kişilik bir bilimsel heyet tarafından yürütülmüş, bilimsel çalışmaların sonuçları, uluslar arası
    düzeyde bir ün kazanmıştır (bak Ref. Kordina ve Yayınlar Nr. 4, 6, 11, 21, 42).
    A. Haksever, Braunschweig Teknik Üniversitesine bağlı yangın araştırma
    Enstitüsünde ahşap, çelik ve betonarme yapı elemanlarının yangın etkisi altındaki davranışlarını saptamak amacıyla deneysel ve teorik araştırmalarda bulunmuştur. Deneysel çalışmaları sırasında çeşitli statik konumlarda ve 1:1 boyutlarındaki yapı
    elemanlarını, özellikle norm yangın etkisi (DIN 4102, ISO 834) altında incelemiş ve bu yapı elemanlarının yangına dayanma sürelerini saptamıştır. Deney sonuçları ayrıca, kendisi tarafından geliştirilmiş bilgisayar programları ile de analiz edilmiştir (bak yayınlar Nr. 4, 10, 20, 22,.. ve ekler iBMB'de çalışma alanı).

    A. Haksever'in iBMB'de üzerinde çalıştığı, "Brandverhalten von Holzstützen"
    (Ahşap Kolonların Yangın Davranışları ve Yangına Dayanma Süreleri) ni kapsayan bir araştırma çalışmasının sonuçları, DIN 4102, Teil 4 de norm olarak benimsenmiştir
    (bak yayınlar 15, 25).
    A. Haksever aynı üniversitenin inşaat fakültesinde, doktora çalışmasını "Zur
    Frage des Trag- und Verformungsverhaltens ebener Stahlbetonrahmen im Brandfall"
    (Düzlemsel Betonarme Çerçevelerin Yangın Davranışı) isimli tezle, şubat 1977 de tamamlamıştır (bak böl 3.1.1 Dr. Tezi).

    Ekim 1980 de aynı enstitüde açılan "Natürliche Brände" (Tabii Yangınların oluşumu ve Etkileri) ni inceleyen bir araştırma projesinin başkanlığına getirilmiştir.
    Bu proje de DFG tarafından desteklenmiştir.
    Anılan araştırma projesinde ISO 834 yangın oluşumundan farklı olarak, kapalı hacimlerde meydana gelecek tüm yangınların (flash-over) olasılığı, gelişimi ve çevre yüzeylere olan etkileri çeşitli parametrelere bağlı olarak deneysel ve teorik olarak incelenmiştir.
    A. Haksever bu araştırmayı 1980-1988 yılları arasında, projede öngörülen iki fizikçi araştırmacı ile birlikte yürütmüştür. Projenin deneysel çalışmaları Helsinki
    Teknik Üniversitesine bağlı Technical Research Centre of Finland (VTT)
    Laboratuvarlarında tamamlanmıştır. Araştırma Projesinin mali cephesi sadece, deney ve gereçler için 2.0 milyon DM (≈ 1 milyon €) tutmaktadır. Yangın deneyleri için, 1:1 boyutunda yapılar VTT'nin kapalı hal binasında yangın odası olarak kullanılmıştır
    (bak yayınlar Nr. 42, 57, 61).

    A. Haksever Nisan 1982 de İstanbul Teknik Üniversitesi Yapı Ana Bilim
    Dalı’ndan "Stahlbetonstützen bei Natürlichen Bränden" (Betonarme Kolonların
    Tabii Yangınlarda Taşıma Güçleri) konulu tezle "DOÇENTLİK ÜNVANI" almıştır.
    Aynı çalışma Braunschweig Teknik Üniversitesi Tarafından "HABILITATION" olarak kabul edilmiş ve yayınlanmıştır (bak Böl. 3.2.2 "Doçentlik Tezi" ve ilgili ekler).

    Doçentlik Tezi'nin hazırlanması sırasında geliştirmiş olduğu Bilgisayar Programı
    1.- Lund Institute of Technology, Lund, Sweden (İsveç).
    2.- National Bureau of Standards, Washington DC, USA (ABD).
    3.- Natioanal Research Centre of Canada, Ottawa, Canada.
    4.- Technical Research Centre of Finland, Helsinki, SF (Finlandiya.) uluslararası araştırma kuruluşlarının bilgisayarlarına uygulanmıştır edilmiştir.
    İlk defa bu bilgisayar programı ile genleşmesi önlenmiş (relaxation, sünme) betonarme kolonların yangın davranışı incelenmiş ve o zamana kadar SFB148 ve diğer akademik kuruluşların geliştirip uyguladığı reolojik modelin, beton malzemesi için eksiklikler içerdiği anlaşılmıştır.
    Daha sonra kendisinin bu konuda SFB148 de yaptığı yoğun çalışmalar sonucunda, yüksek sıcaklık için gerçeğe daha yakın bir beton malzeme modeli ortaya konmuştur. Bu model ile betonun yüksek sıcaklıktaki sünme olayı malzemenin termik, deformasyon ve gerilme geçmişleri göz önüne alınarak belirlenebilmektedir
    (bak yayın Nr. 41 ve Böl. 7.2).

    A. Haksever' in SFB148 de yaptığı en önemli çalışmalardan biri de, kapalı hacimlerde meydana gelebilecek olası bir yangın olayının bilgisayarda simule (benzetim) edilebilmesi olmuştur. "Enerji Dengelemesi, (Heat Balance Calculation,
    Wärmebilanz-Rechnung, calcul thermique d'équilibre)" problemlerinin çözümünü içeren bu çalışmaların sonuçları Almanya'da, 1977-1985 yılları arasında ilk defa gerçekleştirilmiştir.
    Bilgisayar verilerinin sayısız deney sonuçlarını önceden isabetle belirliyebilmesi sonucu, geliştirdiği bilgisayar programı gerek bilimsel ve gerekse bilirkişi çalışmalarında geniş bir kullanım alanı bulmuştur (bak yayın Nr 41, Böl 7.2
    ve 9.).

    Haksever akademik hayata girdiği 1973 senesinden beri, yurt dışında ve yurt içinde, 100'e kadar bilimsel makale ve araştırma çalışmasının sonuçlarını yayınlamıştır.

    Bu yayınlarından bazıları Almancanın dışında diğer yabancı dillere (Çince dahil) çevrilmiştir (bak ekler; yabancı dile tercümeler).

    Özellikle, DFG'nin (Deutsche Forschungsgemeinschaft) desteklediğ iki araştırma çalışması, Almanya'da, uluslararası bir üne sahip "Deutscher Ausschuss für
    Stahlbeton" da yayınlanmıştır (bak yayınlardan örnekler ve yayınlar Nr. 3, 49).

    A. Haksever gerek Almanya içinde ve gerekse Almanya dışındaki ülkelerde
    "Yapısal Yangın Korunumu, (Fire Safety Design, Baulicher Brandschutz)" ile ilgili bilimsel Konferans vermiş ve Uluslararası pek çok kongrede de, aynı konu üzerinde konuşmalar yapmıştır. Kendisi, çok sayıda yabancı yayınlarda "Referans" olarak verilmektedir
    (bak ekler; konferanslar ve atıflar)
    .
    A. Haksever, Almanya'da, bilirkişi çalışmaları sırasında da bazı önemli yapıların
    "Yangın Boyutlandırması"nı (Brandschutzbemessung, Fire Safety Design,
    Protection contre l'incendie mesure) yapmıştır. Bunlar arasında en önemlisi olarak
    Viyana'daki "Wiener Reichsbrücke" (Viyana Devlet Köprüsü) gösterilebilir (bak yayın
    Nr. 24).

    A. Haksever 1984 senesi güz döneminden itibaren, Fırat Üniversitesi, Mühendislik
    Fakültesi, İnşaat Bölümünde Part-Time öğretim üyesi olarak, Yüksek Lisans dersleri vermiştir. Bu öğretim görevi 1988 e kadar sürmüş ve daha sonra kendisi aynı Bölümde "Mekanik Ana Bilim Dalında'"ki kadroya Prof. olarak atanmıştır. Bu
    Anabilim Dalındaki görevini 1994 yılına kadar sürdüren A. Haksever, aynı yıl, Yapı
    Anabilim Dalında da Prof. lüğe yükseltilmiştir. 2002 yılında yeniden yapı anabilim dalında profesörlüğe atanan A. Haksever, Trakya Üniversitesi Çorlu Mühendislik
    Fakültesinde göreve başlamış ve aynı fakültede 2004 yılında Dekan olarak atanmıştır.
    Haksever CIB (Comittée International du Beton) kuruluşunun yangınla ilgili
    W14 alt komitesine üyedir ve bu komitede aktif olarak çalışmaktadır (bak bölüm 8).
    A. Haksever 1991 yılında, Helsinki Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nde
    yapı elemanlarının ve yapı malzemelerinin yüksek sıcaklık ve yangın etkisi ile ilgili
    “Yapıların Yangın Dizaynı” derslerini vermeye davet edilmiştir (Bak. Ekler).

    A. Haksever öğretim üyeliğinin yanında idari görevlerde de bulunmuştur. Kendisi,
    1989-1992 yılları arasında Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesinin Senato
    Üyeliğini yapmış ve ayrıca. İnş. Müh. Bölüm Başkanlığını, Fakülte Kurulu ve Fakülte
    Yönetim Kurulu üyeliklerini de yürütmüştür.
    İTÜ İNŞAAT SİTESİ 15.02.2018 YAYINLANDI

  4. M 15-03-2018

    AVRUPADA TIP KİTAPLARI OKUNAN BİR TÜRK BİLGİNİ İBNİ SİNA (980-1037)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Daha önce Muğla Devrim gazetesinde yayınlanmış yazılarımda (30 ve 31 Ocak 2018) Knidos ve Kos (İstanköy) kentlerinde dünyada açılmış ilk hastaneler olduğunu yazmış, burada ünlü Türk-İslam bilgini İbni Sina’dan bahsetmiştim. Şimdi onu anlatmaya çalışacağım. Bir hekim olarak değil bir araştırmacı gözüyle olaya bakacağım. Çünkü hekim olarak nasıl tedaviler önerdiği ve bunların bugünkü durumunu anlayabilmem mümkün değil, bunu tıp tarihi uzmanlarına bırakıyorum.
    Dünya’da ünlü hekim İbni Sina hakkında Türkçe ve İngilizce kaynaklarda geniş bir tarama yaptım bunlardan edindiğim bilgiler şöyle; Türkçe ve İngilizce kaynaklarda bazı farklar olduğunu da görmüş bulunuyorum.
    Arapça ismi “ALİ EL HÜSEYİN İBNİ ABDULLAH İBNİ SİNA EL BELHİ” batıdaki ismi AVİCENA” olan İBNİ SİNA 970 yılında Özbekistan Buhara kenti yakınlarında Afşana’da dünyaya geldi. Önce İslami eğitim altı, 10 yaşında iken Kuran’ı ezberledi Hafız oldu. Küçük yaşta olağanüstü bir zekâya sahip oldu anlaşıldı. Küçük yaşta babasını kaybetti, 14 yaşında iken hocalarını aştığı görülüyor. Önüne çıkan her kitap ve belgeyi okumağa başladı.
    Kaynaklar küçük yaşta Grekçeyi, Arapça ve Farsçayı öğrendiğini gösteriyor. Türkçe biliyor mu idi? Bu konuda bir belgeye rastlanılmıyor. Yazdığı eserlerin bir kaçı dışında kullandığı dil Arapça idi. Türkçe bir risalesi bulunmuyor. Maalesef o çağlarda Türkçe pek eğitim dili değildi. Aile içinde konuşulan bir dil olduğunu sanıyorum.
    Buhara Emiri’ini bir yakınını iyileştirdi ve hekim olarak ünlendi. Kendisine Buhara Kütüphanesi’nden yararlanma hakkı verildi, ama sonra kütüphane yandı ve o sorumlu tutuldu. Oradan uzaklaştı ve tabir yerinde ise başta İran kentleri ile diyar diyar dolaştı.
    Bu kentler arasında Harzem, Gürgenç, Rey, Hamedan bulunuyor. 57 yaşında İran Hamedan’da hayata gözlerini yumdu. Türbesi Hamedan kentindedir.
    İbni Sina çevresi ile pek anlaşamıyordu, İslam dinine karşı daha geniş bir pencereden bakmağa çalıyordu. Kendi deyişi ile Eflatun, Aristo, Fahreddin Razi’yi (İran Rey 854-Rey 925) okuyordu. Gene büyük bir İslam Bilgini El Bruni (973-1048) ile tanıştıkları sanılıyor. Yerleştiği bir yer ve medrese yoktu…. Devamlı gezdi ve araştırdı ve yazdı.
    İbni Sina pek çok konularda araştırma yaptı, felsefe, matematik, geometri ile ilgilendi. Ulaşabildiği kaynaklarla eski uygarlıkları inceledi, Mısır, Eski Yunan, İran, Hint, Çin hepsini incelemeye çalıştı..
    İbni Sina bütün bunlara karşı hekim olarak ün yaptı, pek çok hastalıkları teşhis etti, onlara ilaçlar buldu. En Ünlü eseri Arapça “El Kanun fi Tıp” Hekimliğin Yasaları, “Kitabuş Şifa” gelmektedir.
    Tıp kitapları 12. yüzyılda Latinceye çevrildi. 17 yüzyıl sonlarına kadar, Tıp biliminin babası Hippocrates (M.Ö 460-377) kabul edilirken Avicena zamanının (1200 yıl) en büyük tıp insanı kabul edildi. İsmi Latinceye Avicena olarak çevrildi.
    Ay yüzeyinde bir kratere ismi verildi. Paris Sourbonne Üniversitesi kitaplığına resmi asılı bulunmakta…..
    (Devrim Gazetesi 14.02.2018 yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 15-03-2018

    OLAYLI KNIDOS GEZİSİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bir önceki yazımda 1994 Şubat ayında görevli olarak DSİ Aydın bölgesinde Patara’ya yaptığım resmi bir inceleme gezisinden söz etmiştim.
    Bu yazımda da aynı gezi kapsamında Knidos antik kentine yaptığımız bir incelemeden söz edeceğim. Gayemiz bu antik kenti görmek ve su sorununu nasıl çözdükleri konusunda bir önce inceleme yapmaktı. Varsa su kanalları, boruları, kent çeşmeleri var mı onlara ait bir ön bilgiler çıkaracaktık.
    Sabah Aydın Bölgesinden iki arkadaşla bir DSİ resmi arabası ile yola çıktık. Önce Marmaris’e uğradık bir yemek yedik, arkasından Datça yarımadasına yöneldik, Balıkaşıran isimli bir yerden geçtik, çok dar bir kara parçasının bir tarafı Ege Denizi bir tarafı Akdeniz. Çok harika bir coğrafya bununla ilgili Herodot tarihinde ilginç bir hikâye anlatılır. Persler (İran) buradaki kentleri M.Ö 6 yüzyılda kuş avlar gibi ele geçirince Datça ve ya Knidoslular burada bir kanal açmak için Zeus’a başvururlar. İzin isterler Perslerin deniz gücü olmadığından buradan ileri gidemeyecekler. Kâhinler Zeus’un şöyle dediğini onlara açıklarlar. Oturun oturduğunuz yerde Zeus istese iki denizi bağlardı…
    Şimdi gezimize dönelim, Marmaris’ten çıkınca şoför arkadaşa sorduk, benzin durumumuz nasıl yeter mi? Merak etmeyin bizi götürür Marmaris’e getirir dedi.
    Datça yarımadasının en ucundaki KNİDOS vardık. Tam kenti gezeceğiz üç saat mola verdik. Şoför abiler bu benzin biz götürmez demez mi?
    Buruk bir sevinç içinde kenti gezdik kalıntılarını limanlarını inceledik. Özellikle bu kentten çıkmış Matematikçi Eudoksus’un Güneş saatini görmüştük.
    Kent zamanında çok ileri ve gelişmiş bir kenttir. O dönemlerde yağmur suları yapıların altında sarnıçların altında toplanır ve kullanılır. Ama bu büyüklükte bir kentte çevrede ki pınarlardan mutlaka su getirilir. Ancak şu ana kadar yerli ve yabancı tarihi su yazılı kaynaklarında bu konuda bir çalışmaya rastlamadım. Tarihe duyarlı inşaat mühendisi meslektaşlarımın bunu ileride başaracağına inanıyorum.
    Üç saatlik bir incelemeden sonra yola çıkacaktık. Ama hangi benzinle depomuz boşalmıştı, bu endişeyle en yakın yerleşim yeri olan eski bir Rum köyüne ulaştık. Derdimizi anlattık. Ondan kolay ne var köy bakkalına gidin açık litre ile benzin gazyağı satar dediler. Hakikaten bakkal litre ile süt satar gibi, benzinde satıyormuş. Aldık 5 litre benzin depoya koyduk ve yola devam ettik.
    Gezimizde rastladığımız güneş saatini yazıma ekledim.

    Burada Eudoxus Knidos’a yerleşmemiş orada doğmuştur.
    (Muğla Devrim 15.02.2018 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 15-03-2018

    FACEBOOK ARKADAŞLARIMA MERHABA
    MEHMET BİLDİRİCİ
    FACEBOOK’A ÖNCEDEN GİRMİŞTİM. ANCAK ALIŞAMAMIŞTIM. BU DEFA OĞLUM PROF. DR. ÖZTUĞ BİLDİRİCİ İSTANBUL’DA BENİ ZİYARETE GELDİ, ONUN SAYESİNDE SİZ ARKADAŞLARIMA ULAŞTIM.
    İLK DÖRT ARKADAŞIM ŞUNLAR
    ORHAN ARDA --REYHAN TAŞKALE--TAYYAR ÇİMEN -SADETTİN DEMİRAY
    DAHA ÖNCE YAŞ GÜNÜMÜ KUTLAMIŞ OLAN MATEMATİK HOCAMIN KIZI FİLİZ MESÇİYE VE SADRETTİN GÜLSAÇAN’A TEŞEKKÜR EDERİM.
    ŞİMDİ 75 ARKADAŞ EDİNDİM.
    HEPSİNE MERHABA DİYORUM MERHABA
    ARKADAŞLARIMI GRUPLANDIRDIM BUNLAR ŞÖYLE
    KONYA GRUBU 22-27
    AKYAKA-MUĞLA GRUBU 14-15
    İSTANBUL GRUBU (BİLİRKİŞİ ARKADAŞLARIM) 12-16
    KONYA LİSESİ 13-18
    İTÜ62 İNŞAAT 6-9
    AKRABALARIM 8-10

    BENİ HEPİNİZİN TANIDIĞINI SANIYORUM HEPİNİZE TEKRAR MERHABA
    2009 YILINDA KURULMUŞ BİR WEB SİTEM VAR ONU SİZE YAZACAĞIM
    www.mehmetbildirici.com
    İÇİRİĞİ ZENGİN SAYFA ADEDİ 16.000 ZİYARETÇİ SAYISI 200.000 YAKIN
    HEPİNİZİ İÇİNDE GEZMEYE BEKLİYORUM.
    KIŞLARI İSTANBUL, YAZLARI MUĞLA GÖKOVA AKYADAYIM.
    TELEFON NUMARAM 0 542 241 0302
    İLGİNİZİ ÇEKEN KONULARDA BANA MAİL ATABİLİR TELEFON EDEBİLİRSİNİZ
    MUTLAKA CEVAP ALACAKSINIZ

    BU İLK MESAJIMI FAZLA UZATMAYACAĞIM. HEPİNİZE MERHABA MERHABA
    BU ARADA YILLAR SONRA ESKİ DOSTLARIM ERDOĞAN MUNİS’E SEYİT BÜYÜKİPEKÇİ’YE FİLİZ MESÇİYE ULAŞTIM MUTLUYUM.
    ZAMAN İÇİNDE HEPİNİZLE GÖRÜŞMEK İSTİYORUM
    HEPİNİZE MERHABA

    29.Ocak 2018 tarihinde FACEBOOK’ta yayınlandı
    Ve pek çok kutlama geldi Hepsine Teşekkür

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 15-03-2018

    AYDIN BÖLGESİNDE TARİHİ SU YAPILARI GEZİSİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    DSİ Genel Müdürlüğü tarafından Tarihi Su yapılarının Türkiye ölçüsünde derlenmesi konusunda koordinatör olarak atanmam üzerine pek çok bölgelerde incelemelerde bulundum. Bu gezilerimden en ilginç olanı DSİ Aydın Bölge Müdürlüğü görev alanına giren yerlerdir.
    Gezi 08.02.1994 tarihinde başlamış 5 gün sürmüştür. Geziye Aydın Bölgesi’nden bu konuda deneyimleri olan ve şimdi nerede olduğunu bilmediğim İnşaat Yüksek Mühendisi Metin Onat ve bir başka arkadaş katılmıştır.
    09.02.1994 günü DSİ arabası ile Aydın’dan çıkıp doğru Patara Antik kentine gidilip su yapıları incelenmiştir. Ardından Likya kentlerinden Xanthus (Kınık) , Letoon Tapınak Bölgesi, Sdyma (Dodurga), Pınara ve Tlos kentleri incelenmiştir.
    Su yapısı olarak en ilginç olanı Patara kentine su getiren hat üzerinde inşa edilmiş olan yöre halkı tarafından DELİKKEMER olarak isimlendirilen yapıdır.
    Antik kente gelen su kentin batısında İslamlar köyü yakınındaki bir su kaynağından gelmektedir. Kaynağın yaklaşık kotu 670 m olup bugün bu kaynağın suyu 200 l/sn olarak ölçülmüştür. Su hattı yaklaşık 21 km dir. Delikkemer suyolunun yaklaşık orta kısmındadır.
    Burada şu açıklamayı yapmak yararlı olacaktır. Sümerler ve Hititlerden bu yana sular pişmiş kil toprak borularla taşınmıştır. Bunlara künk, pöhrek adı verilir. Antik çağda ise bunlara ilaveten taş borular da devreye girmiştir. Yaklaşık 1x 1 x 1 ebadında taş bloklar içleri oyularak boru haline getirilmiş ve bunlar yan yana dizilip bir U borusu veya teknik deyimle ters sifon olarak basınç altında vadiden sular karşıya geçirilmiştir.
    Patara’ya gelen su soyu DELİKKEMER mevkiinde vadinin altına bir duvar örülmüş üzerine sifon haline dizilmiş taş borulardan elde edilen sifonla basınç altında su iletildikten sonra Patara girişinde Mettus Modestus kapısı üstüne taşınmış buradan kente dağıtılmıştır. Su hattının sadece Delik Kemer kısmı basınçlıdır
    Delikkemer’de geçilen vadi uzunluğu 260 m, vadinin derinliği 20 metredir. Bloklara açılan su boruların çapı 20 cm civarındadır.
    Burada şunu vurgulamak arkeologlar için kent içindeki yapılar mezarlar önceliklidir. Kente gelen sular bunların depolanması kent içinde dağılmaları tarihe meraklı inşaat mühendislerinin görevidir diye düşünüyorum.
    Yöremizde bu mühendislik anıtları bolca bulunmaktadır. Ters sifonla su iletiminin bulunduğu yerler ve geçilen vadilerin uzunluk ve derinliklerden örneklerde şöyledir.
    Antalya ASPENDOS
    Aşılan vadi genişliği 1.670 m, derinlik 45 m, (su kemeri + basınçlı boru)
    Denizli LAODİKYA
    Aşılan vadi genişliği 800 m, derinlik 50 m, çift taş boru
    Muğla OIONANDA
    Aşılan vadi derinliği 600 m, derinlik 22 m
    Kent içindeki yapılar ve anıtlar daha şanslıdır, çünkü üzerinde yazıtlar (inscription) olabilir. Ama su yapıları hakkında yazıtlar çok nadir görülebilir..
    Patara Delikkemer bu yönden şanslıdır. Üzerinde bir yazı bulunmuştur. Bunun nerede olduğu konusunda bilgim yok. Ama bunun bende bir anısı vardır.
    2004 yılında Efes’te yapılan Uluslararası Su toplantısında Antalya Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. SENCER ŞAHİN ile tanıştım. Bir sohbette kendisinin Patara Delikkemer’de bulunmuş bir yazıt hakkında Almanca bir bildirisinin olduğunu söyledi.
    Ben kendisine yazdığım bir mektupta bunun bir suretini istedim. Verdiği cevapta şimdi elinde bu yayının olmadığını bunu temin etmek için bir asistanını görevlendiğini ve senin için bunu gün yüzüne çıkaracağını belirtti ve gönderdi. Bu çok önemli yazıt benim Web sitem
    www.mehmetbildirici.com Almanca 20.2.215 dedir.
    Bu çok çok önemli belgenin ortaya çıkmasına bir miktar katkımın olmasından mutluyum. Almanca olan bu sunum Avusturya’da “Likya’da Grekçe Epikrafik Çalışmalar” olarak 2005 yılında yayınlanmıştır. (Griechische Epicraphik in Lykien)
    Patara’nın su tarihine ışık tutan yazıt bunun içinde 12 satırdır..
    Bu yazıta göre Delikkemer’in 1. yüzyılda Roma İmparatorları tarafından yaptırıldığı ifade edilmektedir. Makalenin Almanca ismi
    Die Bauinschrift auf dem Druckrohraquädukt von Delikkemer bei Patara
    Bugün hayatta olmayan değerli hocam Sencer Şahin’e (1939-2014) sonsuz teşekkür ediyor. Işık içinde uyusun diyorum.
    PATARA su iletimi konusunda yakın zamanda aramızdan ayrılan Prof. Dr. Orhan Baykan’ın (1953-2017) bir sunumu için ise gene Web sitem Türkçe ulaşmak mümkündür. Türkçe 20.2.5
    Bu değerli hocamız ve arkadaşımın da ışık içinde uyumasını diliyorum.
    Son olarak Türk köylüsünün bilmediği teknik bir yapıya verdiği isim mükemmeldir. DELİKKEMER
    Delikkemer’in bir fotoğrafı ile Ankara’da Roma Hamamı kalıntılarına dizili taş borular eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 07.02.2018 yayınlandı)

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 15-03-2018

    DOKTORLARIN HİPOKRAT YEMİNİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu gün aradan geçen 2500 yıla rağmen Tıp Fakültelerinden mezun olan doktor adayları önce Hipokrat yeminini yaparlar.
    Modern Hipokrat yemini zaman içinde biraz değişmiştir.
    Aşağıda Hipokrat zamanındaki yemin bir örnek olarak verilecektir.

    HİPOKRAT ANDI

    Hekim Apollon Aesculapions, Hygia Panacea ve bütün Tanrı ve Tanrıçalar adına.
    Ant içerim, onları tanık ve şahit tutarım ki, bu andımı ve verdiğim sözü gücüm kuvvetim yettiği kadar yerine getireceğim.
    Bu sanatta hocamı, babam gibi tanıyacağım, rızkımı onunla paylaşacağım. Paraya ihtiyacı olursa kesemi onunla bölüşeceğim. Öğrenmek istedikleri takdirde onun çocuklarına bu sanatı bir ücret veya senet almaksızın öğreteceğim.
    Reçetelerin örneklerini, ağızdan bilgileri şifahi malumatı ve başka dersleri evlatlarıma, hocamın çocuklarına ve hekim andı içenlere öğreteceğim. Bunlardan başka bir kimseye öğretmeyeceğim.
    Gücüm yettiği kadar tedavimi hiç bir vakit kötülük için değil yardım için kullanacağım.
    Benden ağı (zehir) isteyene onu vermeyeceğim gibi, böyle bir hareket tarzını bile tavsiye etmeyeceğim.
    Bunun gibi bir gebe kadına çocuk düşürmesi için ilaç vermeyeceğim. Fakat hayatımı, sanatımı tertemiz bir şekilde kullanacağım.
    Bıçağımı mesanesinde taş olan acı çekenlerde bile kullanmayacağım. Bunun için yerimi ehline terk edeceğim.
    Hangi eve girersem gireyim, hastaya yardım için gireceğim. Kasıtlı olan bütün kötülüklerden kaçınacağım.
    İster hür ister köle olsun, erkek ve kadınların vücudunu kötüye kullanmaktan sakınacağım. Gerek sanatımın icrası sırasında, gerek sanatımın dışında insanlarla ilişkideyken etrafımda olup bitenleri, görüp işittiklerimi bir sır olarak saklayacağım ve kimseye açmayacağım.
    Bu andımı tuttuğum sürece, hayatım ve sanatımın uygulaması bana mutluluk versin, tüm insanlar tarafından her zaman saygı göreyim, eğer yeminimden dönersem bunun zıddı bana az gelsin.

    Yazıma Hipokrates’in bir büstünün resmi konulmuştur.

    Hipokrat M.Ö. 377 tarihinde Larissa (Yunanistan) ölmüştür.

    Muğla Devrim 31.01.2018 yayınlandı

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 15-03-2018

    TIP (MEDICINE) BİLİMİNİN BABASI HİPPOKRATES (M.Ö 460-377)
    18. YÜZYILA KADAR AVRUPA’DA KİTAPLARI OKUNAN VE UYGULANAN ÜÇ HEKİM
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ben Muğlalı (Karia) kökenli olmayan bir ailenin çocuğuyum. Tıp tahsili de yapmadım. Gökova Akyaka’ya yerleştikten sonra yakın çevremi araştırmaya koyuldum. Bölge de antik çağda beklemediğim ve asla düşünemediğim bir kültürel zenginler olduğunu görüyorum.
    Bir tıp adamı gözüyle değil, bir mühendis, matematikçi gözüyle Tıp biliminin babası HIPOCRAT (HIPPOCRATES)’i inceleyeceğim. Atatürk’ün beni Türk hekimlerine emanet ediniz sözüne karşın devlet büyüklerimiz tedavi için Avrupa’ya ve Amerika’ya gitmişlerdir. Bugün iftiharla görüyoruz ki Türkiye’de çok ileri donanımlı hastaneler, yurt dışından Türkiye’ye tedavi için gelenler var.
    Bundan 25 yüzyıl öncesine gidersek, dünyada ilk açılmış 4 tıp okulundan üçü Ege ve Karia bölgesindedir.
    BU O KADAR ÖNEMLİ BİR OLAYDIR Kİ UZUN UZUN DÜŞÜNMELİYİZ, O ZAMAN İŞİN BOYUTU ANLAŞILABİLİR
    Bu bir tesadüf değildir. M.Ö yüzyılda Batı Anadolu (İyonya) ve Atina altın çağını yaşamaktadır.
    Tıbbın babası kabul edilen HIPOCRATES M.Ö 460 yılında Cos (İstanköy) adasında doğmuştur. Babası da kendisi gibi hekim HERAKLIDES’tir. Hipokrat şanslıdır deneyimli ve donanımlı ve varlıklı bir ailenin çocuğudur. İyi eğitim görmüştür.
    Hipokrat dünyada ilk defa hastalıkların tanrılar tarafından bir cezalandırma olmayıp her hastalığın fiziksel bir sebebi olduğuna inanmış ve onu savunmuştur.
    Ölümünden sonra çalışmaları kitaplaştırılarak (Corpus Hipocrates) 18 yüzyıla kadar tüm ortaçağ boyunca okunmuştur. Dünya’nın önde gelen hekim sayısı üçtür
    HIPPOCRATES (M.Ö 460-377)
    KLADIUS GALENOS (130-210) BERGAMA DOĞUMLUDUR
    İBN-İ SİNA (AVICENA) (980-1037) TÜRK KÖKENLİ BİLGİN
    Yazıya her üçünün birlikte göründüğü temsili bir resim eklenmiştir. İbni Sina içinde ayrı bir yazı yazılacaktır.
    Hippocrats’in Anadolu’nun uzantısı İstanköy (Cos) adasında doğması tıp biliminin dünyada merkezi olmuştur.
    Knidos antik kentindeki tıp okulu Chrysippus ve onun öğrencisi Erasistratus tarafından Cos adasındaki tıp Okulu ise Pratagoras tarafından yönetilmiştir.
    Bugün İstanköy adasında tıp okulunun yeri ve kalıntıları bilindiği halde, Knidos’ta ki okulun yeri bilinmemekte veya en azın ben öğrenememiş bulunuyorum.
    Bölge aynı zamanda Akdeniz kıyısındadır. Akdeniz kıyıları dünya uygarlığının doğum yeridir. Akdeniz ismi acaba nereden geliyor.
    Batı dillerinde MEDITERRANEAN olarak bilinen Akdeniz Latince “İç deniz anlamındadır. Aynı zamanda Mare Nostrum olarak geçer, Tevrat’ta da benzer bir isimle anılır. Grekçe’de ise Mesogeiros’tur.
    Buna karşılık Araplar “Al bahr al abyat al muttawasit” yani Orta beyaz deniz” olarak isimlendirilir.
    Biz Türkler, AKDENİZ buradan aldığımızı sanıyorum.
    Bu kısa yazılarımda ben önemli olaylar üzerine bir ışık tutmaya çalışıyorum. Tarih kitaplarında ve internette çok daha derin bilgilere ulaşmak mümkündür.
    (Muğla Devrim 30.01.2018 yayınlandı)
    Muğla Devrim 08.02.2018 yayınlandı)

  10. ŞADAN GÖKOVALI 13-03-2018

    Amman Mehmet
    Ağzından imbat alsın “Festina Lente”
    Sen Nail Ağabeyin okuduğu Konya Lisesi 1957 çıkışlısın değil mi? Daha gezeceğin çok yer var yazacağın hayli yazı var. Daha Ak Direklerin akıbetini düşünmen, Aigai, Thedidosiopolis, Silion, Selge, Bargasa su sitamlarını incelemen lazım. Senden başka bu işleri kim yapacak.
    Şadan Gökovalı- İzmir

    08.03.2018
    Bildirici
    Sana önereceğim daha çok kent var. Wolgang Radt’ın Halbinsel von Halicarnassus’u mükemmel bir ektir. Bulamazsan ödünç veririm okuyup geri vermek kaydıyla.
    Myndos ile ilgili bir anektot, kent o kadar küçük, kapısı o kadar büyükmüş ki bir bilge “Aman kenti iyi bağlayın kapıdan çıkıp gitmesin” demiş.
    Şadan Gökovalı- İzmir

Toplam 296 yorum bulundu. 11-20 arası listeniyor.