Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 31-03-2021

    TOROSLARDA KÜÇÜK OLBA KRALLIĞI VE KRALİÇE ABA (Kraliçe M.Ö 43-39)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Roma kontrolü altında bulunan Olba Krallığı Mersin ili Silifke içesinin kuzeyinde M.Ö birinci yüzyılda kurulmuştur. Merkezi Diocaesera (Uzuncaburç) ve Ura (Olba) olup civarına hükmetmiştir. Olba Krallığının sınırları doğuda Lamas Çayı (Limonlu) ve batıda Göksu (Calycadnos) çayı arasıdır.
    Özellikle Lamas çayından su alan sistemin ilki Uzuncaburç’a su getirir. Çok dik dağ yamaçlarından su tünellerle iletilir. İkinci bir su alımı ile su Olba (Ura) ya iletilir. Olba girişinde anıtsal Septimus Severus Su Köprüsü (akedüğü) vardır. Lamas çayından üçüncü bir su alımı ile deniz seviyesindeki Kızkalesi’ne (Coricos) su taşır,
    Dünya ve Roma’nın mühendislik harikalarıdır. Bu konuda Web sitemde geniş açıklamalar yer almaktır.
    Olba Krallığı uzun süre rahip krallar tarafından yönetildi. Bu aileye gelin olarak giren Kraliçe Aba krallığın güçlü adamlarından Ksenophanes’in kızıdır. Aba M.Ö 43-39 arasında kraliçelik yapmıştır. Krallığın en tanınan kişisidir. O dönemden pek çok eser bugüne gelmektedir. Olba eski Yunanca’da şanslı, mutlu anlamına gelmektedir.
    Kraliçe Aba’ya nazik davranışlarından dolayı Roma’nın Anadolu Yöneticisi Mark Antonius ve sevgilisi Mısır Kraliçesi Kleopatra tarafından bu hak kendisine verilir.
    Aba, Kraliçe Kleopatra ile iyi ilişkiler kurar ve dar bir zamanında yardımcı olduğu anlatılır
    Bölgede Çanakçı da dağa kazınmış 1.90 m yükseklikteki bir röliyefi altında bir yazıtta şunlar yazılıdır.
    Bir zamanlar Toroslar’ın en güçlü kadınıydım.
    Kleopatra ve Antonius bile geldi yanıma ve onurlandırdılar beni.
    Tarihçiler yazdı matemimi.
    Kibeleyim, kraliçeyim, ama önce acılı bir anneyim.
    Bu anıtın altında mezarı bulunmaktadır.
    Gerçekten Kraliçe Aba veba salgınında kocası Alios Nikonoros ve oğullarını veba hastalığı yüzünden kaybetmiş, onlar için Kanlıdivane (Mersin Erdemli yakınında) bir anıt mezar yaptırmıştır. Kayadaki kazınmış portresi ve bu anıt mezarın resmi yazı sonuna eklenmiştir.
    Kraliçe Aba yüzyıllar sonra anılmıştır. Olba’da bir yerli filmde kendisine yer verilmiş, ayrıca Azerbaycanlı F. Hüseyinov (1949-2010) tarafından hakkında bir bale eseri hazırlanmıştır. Azerbaycan Devlet Sanatçısı Hüseyinov eşi ile 1992 yılında Adana’ya yerleşmiş ve 2005 yılında Karaliçe adlı bale eserini yazmıştır.
    KRALİÇE ABA. Bu eser Mersinde Devlet Balesi tarafından sahneye konulmuştur.
    Bu yazı dolayısıyla bu eserin farkına vardım. İleride TV den de izlemeyi umuyorum.

    (Muğla Devrim 20.03.2021 yayınlandı)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 16-03-2021

    SOVYETLER BİRLİĞİ DÖNEMİNDE ÖZBEKİSTAN DEVLET BAŞKANLIĞINA YÜKSELEN ÖKSÜZ BİR TÜRK KIZI YODGOR NASRİDDİNOVA (1920-2006)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Anam Nesibe Bildirici Anısına, onun gibi öksüzdü (1920-2003)
    Önce tekrar 08.Mart Dünya Kadınlar gününü kutluyorum. Bu konu da emeği geçenleri saygı ile anıyorum. Bu yazımda Türkiye dışından çok başarılı bir Türk kızını konu yapacağım.
    Yodgor Nasriddinova 1920 yılında Türkistan Kokan kentinde doğdu. Babası Loder operatörüydü, kızının doğumundan üç ay önce hayatını kaybetti. 13 yaşındaki annesi ona Yetim anlamında Yodgor adını verdi. Bu isim Müslüman ülkelerde öksüzlere sık verilen bir isimmiş. Dedesinin evine taşındılar, annesi çok genç olduğu için yeniden evlendi. Üvey babası altı yaşında sokağa onu terk etti. On bir yaşına kadar çeşitli aileler arasında yaşadı 1931 yılında Özbekistan’da ilk Yetimhane açıldı ve oraya alındı. Burada bir Meslek Okuluna verildi ve 1941 yılında Taşkent Demiryolları Mühendisliği’nden mühendis olarak mezun oldu.
    1941 yılından itibaren Taşkent Demiryolu inşaatlarında mühendis olarak çalıştı. 1942 yılında Komunist Partiye üye oldu. Kısa sürede tüm Özbek okullarına bakan komitede yer aldı. Bu arada S. Nuriddinov ile evlendi ve onun ikinci eşi oldu. Nuriddinov politikada etkili bir kişi idi. Ancak yönetici Raşidov rakibiydi.
    Hızla Yükseldi, 1952 yılında Özbekistan Endüstri bakanı ve nihayet 1959 yılında Sovyet Özbekistan’da devlet başkanlığına kadar geldi Bu görevi 1970 yılına kadar sürdü. Mücadele ile geçen bir hayatı oldu. Daha sonra Moskova’da görev yaptı ve orada 2006 yılında öldü. Moskova’da Kuntseva Mezarlığına gömüldü.
    Yodgor Türk kızları içinde bu kadar önemli görevlere gelmiş ilk kişidir. Anısı önünde saygı ile eğiliyorum.
    Yazıya bir resmi eklenmiştir.
    Muğla Devrim 11.03.2021 yayınlandı

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 16-03-2021

    OSMANLIDAN GELEN CUMHURİYETE AYDINLIK VEREN YAZAR KÜLTÜR KADINI ŞAZİYE BERRİN KURT (?1897-1998)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Kızım Özlem Bildirici (1973-2011) Anısına
    Önce tekrar 08.Mart Dünya Kadınlar gününü kutluyorum. Kadın hakları konusunda çaba sarf edenleri saygı ile anıyorum. Bu yazımda Türkiye dışında eğitim almış çok başarılı bir Türk kızını konu yapacağım.
    Osmanlıdan Cumhuriyete gelen nadir iyi eğitim almış bir yazar, bir öğretmen ve politikaya atılıp 1935 yılında bağımsız kadın aday olan olmasına karşı, hakkında bilinenler bölük börçük olmakta ve toplum tarafından fazla tanınmamaktadır. Ben de yakın zamanda onun farkında olmanın ezikliğini duyuyorum.
    1919 yılında Tıp Eğitimi için Almanya’ya gönderilir. Orada ki yaşamını ve Birinci Dünya Savaşı sonrası gözlemlerini bir günlükte toplar. Bu Türkiye’de çok az rastlanan bir durumdur. Türkiye’ye döndükten sonra bir üniversiteyi bitirir.
    1935 yılında kadınlara ATATÜRK tarafından seçme ve seçilme hakkı verilir. Dünyada ve Türkiye’de çok önemli bir olaydır.
    Dünya kadınlar Birliğinin ilk kongresi 1902 yılında Amerika’da yapılmıştır. 12. Kongresi 1935 yılında İstanbul’da yapılır. Bu kongrede ev sahipliğini Milletvekili Latife Çeyrekbaşı yapar
    1935 yılında kadınların da seçildiği ilk Milletvekili seçimleri yapılır. Türkiye’de Kadın Hakları konusunda büyük mücadele veren Nezihe Muhittin (1889-1958) kadın hakları konusunda uzun mücadele eder ancak çalışmaları fazla radikal bulunur ve derneği kapatılır.
    Bu defa Nezihe Muhittin ve Şaziye Berrin 1935 yılında bağımsız milletvekili adayı olurlar kazanamazlar ama bu kadın hakları mücadelesinde önemli bir kilometre taşıdır.
    Şaziye Berrin Kurt, çok iyi Almanca bildiği için pek çok kitabın çevirisini yapar, öğretmenlik yapar. Günlüğü “Bir Osmanlı Kızının Almanya Anıları” adıyla yayınlanır. Ayrıca Alman ve Norveç edebiyatından pek eseri Türkçeye çevirmiştir.
    Milletvekili Adaylığını gösteren bir gazete kupürü eklenmiştir.
    Muğla Devrim 15.03.2021 yayınlandı

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 16-03-2021

    LAMSAKOS’LU (ÇANAKKALE LÂPSEKİ) FİLOZOF METRODOROS (M.Ö 331-287) VE LAKSOKOS’DA İLGİNÇ BİR DİNİ KUTLAMA
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Çanakkale ilçesine bağlı Lâpseki Çanakkale Boğazı girişinde şirin bir ilçedir. Ama tarihte çok önemli bir antik kent olan Lamsakos’un ismini taşımaktadır. Büyük İskender Çanakkale Boğazını geçip M.Ö 334 yılında Anadolu’ya ilk ayak basınca büyük seferine başlamadan önce burayı ziyaret etmiştir. Lamsakos’dan bugüne gelen yok gibidir. Ancak kazılarda bol İskender paraları bulunmuştur.
    Filozof Metrodoros bu kentte doğmuştur. Epükür’ün (M.Ö 340-287) en önemli öğrencisi olmuştur. Bu konuda Devrim Gazetesinde bir yazım 01.02.2021 tarihinde yayınlanmıştır.
    Epikür ile Atina’ya gitmiş Atina’da kurduğu okulunda onunla bulunmuştur. Epikür ölümünden sonra Okulunun başına Metrodoros’un geçmesini istemiş ancak öğrenci Metrodoros hocasından 7 yıl önce ölmüştür. Bu gerçekleşememiştir.
    Metrodoros’tan kalan mektuplar daha sonra Diogenes Laertes tarafından toplanmıştır.
    Bunlardan bazıları şöyledir
    -Fizikçilere Karşı (üç kitap)
    -Epikür’ün Sağlık Durumu
    -Sofistlere Karşı (dokuz kitap)
    Metrodoros’un Berlin Pergamon (Bergama) Müzesinde ve Paris Louvre Müzesinde yer alan iki büstünün fotoğrafı eklenmiştir..
    Antik kent Lamsakos dünyada Fallus (erkeklik organı) şenlikleri ile ünlüdür. Erkeklik organına tapınma eski çağda Mısır, Hindistan, Roma ve Yunanistan’da görülür. Pallus’un bereket getirdiğine inanılır, organı nerede ise kendisi kadar olan bir tanrı heykelcik Efes Müzesinde görülebilir. Anadolu’da bu tapınmanın görüldüğü kent Lampakos antik kentidir. Bu şenliklere Phallapheria adı verilir
    Tarihçi Diodoros’a göre Bereket tanrısı olan Priapos Tanrı Dionisos ile güzeller güzeli Afrodit’in oğlu ve çirkin bir yaratıktır. Erkeklik organının büyüklüğü ile bilinir. Anlatılanlara göre Lamsakos’un baş tanrısıdır. Önce onun adına tapınmalar yapılmış, oradan kovulmuştur. Bunun üzerine kente bir sürü felaketler gelmiş ve geri çağrılmış baş tacı edilmiştir.
    Tarihte bugün bize çok garip gelen garip uygulamalar da vardır. Tarihten doğru ders çıkarabilmek için hepsi incelenmelidir diye düşünüyorum.

    (Muğla Devrim 09.03.2021 tarihinde yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 16-03-2021

    YENİDEN PTOLEMAIOS (BATLAMYUS) ( 85-165 ?)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Orijinal adıyla Ptolemaios ya da Batlamyus İskenderiye’de yaşamış Yunanlı Matematikçi, Coğrafyacı, Astronom olan bir ilk çağ bilim adamıdır. Bu konuda Devrim Gazetesinde 17.11.2020 tarihinde bir yazım yayınlanmıştı. Batlamyus konusunda yeni güncel bilgilere ulaştım, bunları da sizlerle paylaşacağım.
    Önce Celal Şengör’ün (1955) bir kitabından söz edeceğim. BİLİMİN BÜYÜSÜ, Kitap 2018 yılında yayınlanmış 159 sayfa. Yazar İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi, Jeoloji dalında yurt dışında eğitim almıştır. Aynı zamanda bilime ve bilimsel düşünceye çok önem veren bir kişidir. Kitabının 104-105 sayfalarında Batlamyus’tan söz etmektedir.
    Ptolemaios’un “Matematike Syntaxis” adlı eseri Arapça’ya “Al- Macisti” olarak çevrilmiştir. Mısır kökenli veya Yunanlı ifade edilmektedir. Bu eser daha sonra 12 yüzyılda Latinceye çevrilmiştir.
    İlk defa Lübnan Sur kentinde yaşamış MARINOS (ölümü 130 ?) isimli kişi kentlerin yerini bulabilmek için bir metot geliştirmiştir. Ancak bu çalışma bugüne gelememiş, bu Coğrafya Klavuzu (El Kitabı- GeografikeUfegesis) kent yerlerini yeni boylam ve enlemlere listeliyordu. Batlamyus bundan yararlanmıştır
    Bu ise İlk çağda Coğrafya konusunda Erastostenes (M.Ö 276-194) sonrası yapılan en büyük gelişme idi. Libya doğumlu İskenderiye’de yaşamış Erastostenes ilk defa Coğrafya ismini kullanan kişidir. Atina’da Platon Akademisinde öğrenim görmüş enlem boylamı bulmuş dünyanın çevresini bilimsel olarak hesaplamıştır. Bu konuda Devrim Gazetesindeki yazım 15.01.2019 tarihindedir.
    Batlamyus’un eseri İslam dünyasında 8. yüzyılda Arapçaya çevirmiş geliştirmiştir.
    Öte yandan Bizans döneminde İstanbul’da 13. yüzyılda Kariye (Khora) Manastırı keşişlerinden büyük Âlim Maksimos Planudes Batlamyus Atlasını buldurup kopyalamıştır. İstanbul’un fethinden önce Emmanual Krisoloras (1335-1415) İstanbul’dan Floransa’ya göç etmiştir. Bu eser Batıya geçen ilk Ptoleiamos kopyası olup halen Vatikan Kütüphanesindedir.
    Cumhuriyet döneminde 1926 yılında Topkapı Sarayı Milli Müze olunca ATATÜRK’ÜN emri buradaki eserlerin Envanteri çıkartılmaya başlanmıştır. Yunanca eserler çıkınca o zaman ki Müze Müdürü Halil Ethem Erdem Yunanca Uzmanı Alman Adolf Deismann’dan (1866-1937) yardım istemiştir.
    Deismann kitabı tanımış bunun Ptolemaios atlası olduğunu görmüş ve hayran kalmıştır. Ancak kitap Topkapı Sarayı bodrumunda su içinde kalmış tamamen harap durumda imiş. Atatürk tekrar devreye girmiş eski kitaplar resteratörü Hugo Ibscher’e eserin restorasyonu yaptırmıştır.
    2000 yılları başlangıcında İsviçre Bern Üniversitesi’nden Prof. Dr. Alfred Stückelberger (1935) Başkanlığında Ptolemaios Atlasının yeni eleştirel bir baskısının yapılmasına karar verilmiş, bunun üzerine Topkapı Sarayındaki restore edilmiş baskı gözden geçirilmiş zamanın Müze Müdiresi Filiz Çağman gayreti ile yeniden restorasyonu yapılmış, Bern Üniversitesi ile irtibat sağlanmış ve Tıpkı Basımı Türkiye’de yapılmış Üniversite ve Kütüphanelere sunulmuştur. Çok kaliteli değişik bir teknikle basılan kitap 3.000 TL dir. Kitabın yazarı İsviçreli Alfred Stückelberger (1935)
    Batlamyus Atlasının Topkapı Sarayına nereden geldiği bilinmemektedir.
    Yazar Celal Şengör Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethinden sonra eski kitapları topladığını, Hatta onun tercümesini yaptırmak istediği bilinmektedir. Bu eserin oradan gelebileceğini düşünmektedir. Maalesef Fatih’in bu teşebbüsü daha sonra terkedilmiştir.
    Oğlum Prof. Dr. Öztuğ Bildirici Konya’da öğretim üyesi harita mühendisliği kökenlidir. Harita konusunda ondan da çok faydalandım. O da bana bir kitap hediye etti. HARİTA ÜZERİNE, yazarı Simon Garfield, 2012 yılı basımı 448 sayfa.
    Kitabın 6. Bölümünde Batlamyus hakkında da şu bilgiler yer almaktadır.
    Floransalı Jacobus Angelus ( 1360-1411) Ronesans hareketini ilk başlatanlardandır. Eski Yunanca el yazmalara ilgi duyar hatta bu arada İstanbul’un fethinden önce İstanbul’u ziyaret ede Ptolemaios-Batlamyus’un kitabını rastlar ve onu tercüme eder, bu eser haritalar olmaksızın 1475 yılında yayınlanır ve bir anda Batlamyus Avrupa’da yeniden doğar, Kristof Kolomb’un 1492 de Amerika kıtasına yolculuğuna kadar en etkili kişidir.
    Antik bir yazarın ölümünden yaklaşık 1800 yıl sonra gündeme gelmesi beni gerçekten heyecanlandırdığı söylemeliyim.
    Yazıma J. Angelos’un çevirisi ile 1507yılında Avrupa’da yayınlanmış Batlamyus Dünya Haritası ile birlikte Batlamyus resmine yer verilmiştir.
    Devrim Gazetesinde yayınlandı

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 16-03-2021

    SEVGİLİ ARKADAŞLARIM İstanbul Şişli: 01.03.2021
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Kolit 19 salgınından dolayı, hayatımız hep içeride geçti. Bende bunu internetle, kitap okuyarak geçirmeye çalıştım.
    Şubat 2021 biraz daha iyiydi, üç olay beni çok mutlu etti. Bunları siz dost ve arkadaşlarımla paylaşmak istedim.
    İlki 24.Şubat 2021 günü 82 yaş günümü evimde kutladım. Kızım Eczacı Sibel Bildirici ve Türkmen Bakıcı kızım Ayna ile onun yaptığı yaş günü pastasını kestim. Kızım Sibel Yaş günü haberini Face-book sitesine koydu. Başta ailem torunlarım olmak üzere pek çok kutlama aldım, bir kısmı Sibel’in arkadaşlarıydı. Hatırlanmak çok güzel beni mutlu etti. Buradan hepsine sevgiler, sevgiler, sevgiler
    İkincisi bu ay Kolit 19 aşısını yaptılar, ben de hatırlandım, ilki 29.01.2021, ikincisi 26.02.2021, hiçbir problem olmadı, Tüm Türkiye’nin kısa sürede aşılanması en büyük arzum. Şişli La Paix hastanesine aşı için yürüyerek gidip geldim.
    Üçüncüsü DSİ Genel Müdürlüğü 3. Kitabımın yayınına karar verdi, ancak henüz yayınlanmadı, ama içeriği tamamen kesinleşti. 207 sayfalık çalışmada Silifke’de Akdeniz’e boşalan Göksu havzasından Konya Kapalı Havzasına Mavi Tünel’le su aktaran Proje incelenmiştir. Projede ileri bir teknoloji uygulanmıştır. Bunu anlamak ve mühendis olmayanlara anlatabilmek için çok zorlandım. Çok tecrübeli ve uzman mühendislerin önüne çevrenin bilinmeyen tarihi kültür ve çevre değerlerini koyduğuma inanıyorum.
    NASIL ULAŞILIR
    www.mehmetbildirici.com adresine ardında WEB 2020 den 74 madde
    Digital ortamda okunabilir, kısmi ve tamamında çıktı alınabilir
    Sevgi ve saygılarımla

    Üç fotoğrafla 60 civarında arkadaşa gönderilmiş ve onlardan olumlu mesajlar alınmıştır

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 16-03-2021

    ÖMER TORUN’UN “ANADOLU’DA BARAJLAR” ADLI ESERİ, 2020
    MEHMET BİLDİRİCİ

    Ömer Torun Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi, hazırladığı gayet kapsamlı bir çalışması olan 177 sayfa eserini lütfetmiş bana da göndermiş. Kendisine Teşekkür ettim.
    Tez Danışmanı Prof. Dr. Veli Köse
    Ömer Torun Anadolu’da oma Dönemi Barajları konusunda benden görüş ve bilgiler almıştı. Konuyu çok detaylı incelemiş, karşılaştırma yapmak için Anadolu dışında Roma Döneminde yapılan barajları da çok detaylı incelemiş
    Ben Mehmet Bildirici’ye aşağıdaki maili göndermiş

    “Mehmet (Bildirici) Hocam
    İyi günler ben Ömer TORUN daha önce sizinle Böğet Barajı başta olmak üzere Anadolu'da inşa edilmiş antik barajlar hakkında konuşmuştuk. Hocan ben "Anadolu'da Roma Dönemi Barajları" başlıklı yüksek lisans tez çalışmamı tamamladım ve Ulusal Tez Merkezi tarafından yayını yapıldı. Ben de yaptığım bu çalışmanın bitmiş halini sizinle paylaşmak istedim. Bana verdiğiniz değerli bilgiler için çok teşekkür ederim. İyi günler, iyi çalışmalar. Sağlıcakla kalın.
    Ömer TORUN. Saygı
    Tez çalışmam ektedir.
    Saygılarımla..
    Ankara Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü (YL)
    Ömer TORUN -0 542 668 5219
    omertorunn@yandex.com

    ESER İÇİNDE KAYNAKLAR
    2009A TARİHİ SU YAPILARI, KONYA, KARAMAN, NİĞDE, … DSİ Genel Müdürlüğü
    2009 B TARİHİ SULAMA, SU DEPOLAMA DSİ Genel Müdürlüğü

    Ayrıca pek çok resim alınmıştır.
    Web Sitesi

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 16-03-2021

    GÖKOVA’DAN GEÇEN ANTİK YOLLAR (1999 YILINDA)
    Mehmet BİLDİRİCİ--İnşaat Y. Mühendisi-Araştırmacı
    Tarih boyunca Gökova olarak bildiğimiz ve geniş bir alanı kaplayan bu bölgede önemli tarihi olaylar geçmiştir. Bu olayların incelenmesinden ve bugüne gelen kalıntılardan çevremizden önemli eski yolların geçtiği anlaşılmaktadır. Önemli tarihi olaylar şunlardır:
    M.Ö. 546 yılında Harpagos Komutasındaki Pers (İran) orduları bizim yöremizin de içinde bulunduğu, bütün Karia bölgesini Pers İmparatorluğu’na katmıştır. İkinci önemli olay M.Ö. 334 yılında Büyük İskender’in Makedonya Ordusu ile bölgemizin içinden geçmesidir. O zamanlar düzenli yol olmadığından bu güzergâhları tespit etmek zordur. Daha sonra Romalı ünlü devlet adamı Julius Sezar buradan geçerek Rodos Adası’na gitmiştir.
    Osmanlı İmparatorluğu döneminde de, büyük Sultan Kanuni Süleyman 1522 yılında Rodos’un fethi için karadan bir sefer düzenlemiş, bu bölgeden orduları ile geçmiştir.
    Bölgemizde ki antik yolların Roma döneminde diğer yollarla birlikte 1. veya 2. yüzyılda yapıldığı kabul edilirse, Kanuni Süleyman’ın bu yolları kullandığı kesindir. Şüphesiz yer yer bakım ve onarım yapılmıştır.
    Ula’dan gelen bir taş döşeme yol dağdan, Akyaka’nın yaklaşık 10 km kuzey doğusunda Mersin Pınarı (Çaydere ) mevkiinde ovaya inmektedir. Bu yol üzerinde 1990 yılında iki defa Levent Gölcüklü ile yaptığımız incelemede yolun Çaydere’den Ula’ya doğru yükselmeye başladığı kısımda yaklaşık 3 km’lik kısmı sapasağlam durmaktadır. Yolun ortalama genişliği 1.60 m dir. Yolun kaplamasında 30-40 cm kalınlığında taşlar kullanılmıştır. Bazı yerlerde kaplamalar bozulmuş bazı yerlerde orijinal halinde bugüne gelmiştir. Yolun enine eğiminin dik olduğu yerlerde 2 m ye varan kuru taştan istinat duvarları vardır. Yolun yakın zamanlara kadar kullanıldığını, amcasının bu yoldan defalarca atla geçtiğini Levent Gölcüklü hatırlamaktadır.
    Yolun ovaya indiği kısımda yörede görülen sarnıçların en eskisi kabul edilebilecek tipik bir sarnıç bulunmaktadır. Sarnıcın önünde eski bir çeşmeye ve sarnıca su getirdiği anlaşılan üstü kapalı bir suyolu da dikkat çekicidir. Çeşme yalağındaki taşların düzgün oluşu eski olduğunu göstermektedir.
    Yol ovaya indikten sonra Çıtlık istikametine devam etmekte ve burada etrafı kapalı ve çevre sularının suni göl oluşturduğu mevkiden geçmektedir. Bu mevkide yol 2 m kadar yükseltilmiştir. Burada yerine yenisi yapılan eski bir köprüde bulunmaktadır. Yolun ileride iki ayrıldığı, birinin Çıtlık’a diğerinin de Gökova’ya (Kozlukuyu) gittiği görülmüştür. Harita çalışmaları da bunu doğrulamaktadır.
    Eski yolların Marmaris tarafına gittiğini kanıtlayan, kalıntıda Akçapınar Azmağı üzerinde bulunan köprü ayağıdır. Varlığını ilk defa Selim Edhem’den duyduğum köprü ayağı, bugünkü Muğla-Marmaris yolunun Akçapınar Azmağı üzerindeki büyük köprünün 300 m deniz tarafındadır. Sadece bir gözü bulunan ve kuzeyde yaklaşım yolunun olduğu köprüde, balıkçılar resimli taşların olduğunu söylemektedir.
    Piri Reis’in “Kitabı Bahriye” adlı kitabında körfez sonunda iki su olduğu ve birinin kemerli su olduğu belirtilmektedir. Bu bilgilerden ve yapılış tekniğinden yollarla birlikte, bu köprünün de Roma döneminde yapıldığı kabul edilebilir. Gerçekten köprü ayağı ve yan duvarlarındaki taş işçiliği gayet düzgündür. Ancak onarım gördüğü de kullanılan taşlardan anlaşılmaktadır.
    Köprü ne zaman yıkıldı? Bu konuda bilgi bulunmamakta ve Akçapınar’da şunlar anlatılmaktadır. 1994 Temmuzunda beni buraya götüren esmer, yaşlı balıkçı, talihsiz bir gelinin düğün alayı buradan geçerken köprünün yıkıldığını büyüklerinden duyduğunu söylemiştir
    (MUĞLA DEVRİM- 16.08.1999)

    AÇIKLAMA
    Bu yazı 1999 yılında Devrim gazetesinde yayınlanmış, o gün ki durumu açıklamaktadır.
    Ancak daha sonra bölgede değişiklikler olmuş dağa çıkan başlangıçta bahsedilen Sarnıç sel sonucu yok olmuş, daha sonra Çaydere’den Ula Alparslan mahallesine yeni bir yol açılmış üzücüdür bu yol açımı sırasında antik yolun yarıdan fazlası ortadan kaybolmuştur. Ancak gene de bazı kısımlar ve sarnıçlar ayaktadır
    Güncelleme
    MEHMET BİLDİRİCİ
    24.02.2021

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 27-02-2021

    ROMANYA’NIN YAS (IASI) KENTİNDE OSMANLI SU TEKNOLOJİSİ ETKİSİNDE SU MİMARİSİ HAKKINDA PROF RADVAN LAUR’UN ROMENCE KİTABI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Prof Radvan Laurentiu (1975) Romanya.Yas kentine üniversite profesörü
    Profesor universitar doctor / Professor, Ph.D.
    Facultatea de Istorie
    Universitatea "Alexandru Ioan Cuza" Iasi, Romania
    2017 yılında İnternetten benim Web siteme girmiş pek çok çok beğendiğini belirtmiş bu konuda kendisine yardımcı olmamı istemiştir, IASI (Yas) kenti Suyollarında Osmanlı döneminin etkileri olduğunu belirtmiş Masura, lüle, havuz, maslak, Suterazi, Edirneli, İstanbul gibi terimlerin hala kullanıldığını belirtmiştir.
    Böyle bilimsel çalışmaya seve seve yardımıkabul etmiş, bunlardan lüle, masura Osmanlı su ölçüleri olduğunu ve havuz, suterazi, maslak Osmanlı su yapıları olduğunu belirtmiştim. İstanbul Kilyos Suterazi sistemini ve Hocam Kazım Çeçen’in Osmanlı su ölçü sistemini göndermiştim.
    Ardından 17.01.2021 tarihinde aşağıdaki mektubu aldım.
    Dear Bildirici,
    Yes, I already published a paper on this subjects, I also thanked you for the help and quoted one of your work (see notes 82 and 96). It was a very interesting research, but it is in Romanian,
    Thank you again for the help,
    Laurentiu Radvan
    Türkçesi: Evet konu ile ilgili yayını yaptım, yardımlarınız için teşekkür ederim. 82 ve 96 dip notları sizinle ilgili, Çok ilgi çekici bir çalışma oldu, ekli ama Romen dilinde, tekrar teşekkürlerimle
    Radvan 44 sayfalık Romence çalışmasını bana gönderdi. Yarım sayfa da İngilizce özet koymuş
    Yas (Iasi) kenti Romanya’nın kuzey doğusunda Moldova (Boğdan) sınırına yakın bir kenttir. Kanuni döneminden bu yana bir süre Osmanlı İdaresinde kalmış Prut nehrinin bir kolu üzerindedir. 1792 tarihi Osmanlı Rus Yas anlaşması bu kentte yapılmıştır.
    Romence kitap içinde İngilizce özet şöyledir.
    YAS-IASI KENTİ SU SİSTEMİ, ŞEBEKE VE TEKNOLOJİ (17-19 YÜZYILLAR)
    Prens Vasile Lipu zamanında su kaynaklarını kıtlığına rağmen Prensin sarayına ve hamamına (feredeu) su getirildiği bilinmektedir. Önemli gelişmeler 18. yüzyıla gerçekleşmiştir. 1841 yılında kurulan komite tüm su şebekesini ortaya çıkarmıştır. Burada Osmanlı su teknolojisinin geniş şekilde etki ettiğini görüyoruz. Suyolunda çalışan ustalar suyun Tuna nehrinin güneyinden geldiğini biliyorlar. Bugün bunu net olarak öğreniyoruz. Osmanlı terimleri hala Türkçe olarak kullanılmaktadır.
    Elektronik gelişmeler bizi dünyaya açmaktadır, Prof Radvantie Laur ile tanışmak bilgi alışverişinde bulunmak beni çok mutlu etti.
    Yazıma onun bir portresi eklenmiştir.
    Muğla Devrim 24.02.2021 yayınlandı)

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 27-02-2021

    SEVGİLİ AKRABALARIMIN ÇOÇUKLARI, KONYALI HEMŞERİLERİM SUNA SİNANGİL DÜZGÖREN (1936-2021) KAYBETTİK
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Konya’nın en önde gelen ailelerinden bazıları ile akraba oluyorum. Bundan da gururu duyuyorum. Bunların çocuklarının bir kısmı ile tanışıyor bir kısmını hiç görmemişim. Ama hepsinin babalarını dedelerini, ninelerini tanıyor ve haklarında oldukça bilgi sahibi olduğumu sanıyorum. Zira bu konuda geniş bir araştırma yapmış ve bunları bilgisayarda WEB siteme koymuş bulunuyorum.
    www.mehmetbildirici.com Web2015 sayfa 2 ulaşabilirsiniz.
    Bugün itibariyle 1939 doğumlu olarak 82 yaşına girmek üzereyim. Yeri geldikçe bilgilerimi sizinle paylaşmak istiyorum.
    Geçen yıl annem Nesibe’nin annesi Emine’nin bir büyük ablası Havva Sinangil’in oğlu Recep Sinangil’in kızı Fahriye Sinangil Civelek’i (1931-2020) kaybetmiştik. Bu konuda da yazmıştım.
    Bu defa Havva Sinangil teyzemizin en küçük oğlu Derviş Sinangil’i kızı Suna Sinangil Düzgören’i (1936-2021) kaybettik. Uzaktan tanıdığım Suna’nın oğlu Mustafa Düzgören hassas, ressam olduğunu anlıyorum, annesinin ve anneannesinin resimlerini FACEBOOK’A koydu, özellikle bende olmayan bir resim çok ilgimi çekti ve ben de bazı resimler ekleyerek bu yazıyı yazmaya karar verdim. Mustafa’ya teşekkür ederim.
    Burada pek çok kişinin bilmediğini sandığım bir duruma dikkat çekeceğim. Suna’nın annesi Ayşe Sinangil ile babası Derviş Sinangil’de yakın akraba bu bakımdan Suna Düzgören çift taraflı akrabam oluyor.
    Önce ALI RIZA Efendiden (1854-1932) başlamak istiyorum. Bu dedenin ailesi soyadı kanunu ile Kurdoğlu soyadını almış, II. Abdülhamit dönemi Osmanlı Kadastro memurudur, Hacı Fettah mezarlığı doğusunda KURB-U CEDİD mahallesinde yaşamıştır. İki evlilik yapmıştır. İlk evliği aynı mahalleden Şerife ve Şirvanlı Süleyman Efendinin kızı Sıdıka iledir. Sıdıka’nın (1861-1901 beş kızı olup genç yaşta kanserden ölmüş bunun üzerine Ari Rıza Efendi yeniden evlenmiş iki kızı Sıdıka Öğütçüler,(1908-1960), Şükriye Mıhoğlu (1917-1987) ve tek oğlu YUSUF KURDOĞLU (1911-2008) olmuştur.
    Sıdıka nenenin 5 kızı olmuştur. Bunlar
    HAVVA SİNANGİL (1885-1946) – 3 oğlu iki kızı var
    FADİMANA EKMEKÇİGİL (1887-1952)- Bir kızı iki oğlu var
    EMİNE BİLDİRİCİ (1889-1983) Tek kızı Nesibe Bildirici (1920-2003)- Annem
    HATİCE KURDOĞLU (1895-1963) Bir oğlu Dr. Nevzat Özkal, bir kızı Nevzer Alperten
    ZELİHA BÜYÜKDİNLER (1897-1967) Bir oğlu, iki kızı var
    SIDIKA (1861-1901) nenenin annesi Şerife nene 1914 yılında Konya’da kızı Safiye yanında ölmüş, Babası Şirvanlı Süleyman Efendi çok genç yaşta hayatını kaybetmiştir..
    Sıdıka neneler üç kız bir oğlandır.
    SIDIKA –MİYASE- SAFİYE-MEHMET
    MİYASE Teyze genç ölmüş bir oğlu Polis olmuş, İstanbul’da Muzaffer Sinangil’in yanında çalışmış onun oğlu HAVA KORGENERAL İHSAN SOYDAN (Ölümü İzmir 2003)
    SAFİYE TEYZE: Önce Ali Doyuran (Hamdi Doyuran’ın babası) ile evlenmiş, iki kızı olmuştur. Hediye ve Hatice
    Hatice Hanım ise BICAKÇI İBRAHİM (1887-1974) ile evlenmiştir. Bu evlilikten
    Emet Cebeci: Semra Cebeci’nin, Enver Cebeci annesi
    Bedriye
    Gülten
    Bıçakçı İbrahim Efendi Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşına katılmış ve madalyalar almış bir askerdir. Ben kendisini gördüğümü hatırlıyorum.
    Safiye teyzemiz ikinci evliliğini Bıçakçı Mustafa Efendi ile yapmış tek kızı olmuştur.
    AYŞE SİNANGİL
    Özetlenirse Derviş Sinangil eşi Ayşe Sinangil kayınvalidesi Havva Sinangil aynı zamanda teyzekızlarıdır.
    Safiye teyzemizin tek resmi Mustafa Düzgören tarafından gönderilmiş, buraya konulmuştur.
    Bu evlilikten ise
    SUNA SİNANGİL DÜZGÖREN (1936-2021)
    SUNGU SİNANGİL (1941-2008)
    SELİM SİNANGİL (1945-2000) dünyaya gelmiştir.
    Ben Ayşe Sinangil’i hatırlarım. Öldüğünde 10 yaşımdaydım.
    Sülalede Cumhuriyet ilanı ile ailelerin genç kızları modern kıyafetleri benimsemiş, şık hanımlar olmuşlardır. Ben bunlardan ilkinin Hatice teyzemizin kızı Nevzer Abla olduğunu sanırdım. Ayşe Sinangil de bunların başında gelmektedir. Bundan hep gurur duydum.
    Kendisi ile bir anımda şöyle 1947-1948 yılları anam Nesibe ciğerlerinden hasta akşam sabah iğne vuruluyor, akrabalar hem maddi destekliyor ve sık ziyaret ediyorlar. Ben Okuldan geldim bir köşeye yemek koydular Ayşe Hanım yanında başka bir akraba ile konuşuyorlar, beni çocuk diye dikkat etmiyorlar, Nesibe (anam) akşam sabah ölümü bekleniyor. Bende duyuyorum !!!!!!
    Yıl 1949 Ayşe Sinangil aniden barsak düğümlenmesinden geç yaşta üç çocuğunu geride bırakıp sonsuzluğa gidiyor.
    Nesibe Bildirici bundan itibaren uzun yaşadı, 2003 yılında iki oğlan iki gelin, dört torun görerek sonsuzluğu uzandı.
    Aşağıda albümlerden çeşitli resimler eklenmiştir. (11 adet)
    Facebook konuldu

Toplam 279 yorum bulundu. 11-20 arası listeniyor.