Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 17-09-2016

    ADINA KARIA’DA KENT KURULAN KRALİÇE STRATONİCE M.Ö. 4 YÜZYIL
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Üstat Şadan Gökovalı’ya saygı ile
    Büyük İskender’in ölümünün (M.Ö 323) ardından onun komutanları tarafından üç büyük imparatorluk kuruldu. Bunlar Makedonya krallığı, Mısır’da Ptolomeler ve Suriye’de başkenti Antakya olan Seleukoslar’dır. Seleucos krallığının kurucusu Seleucos (Selefkos) (M.Ö 358-281) M.Ö 312 yılında ilk kraldır. Antakya (Hatay) kentinin de kurucusudur. Silifke kentini de kurucusudur.
    Stratonice bu imparatorluğun kurucusu Selefkos ile oğlu Antiochus’a hem baba hem de oğula eş olmuştur. Adına kurulan kent ise Muğla- Milas arasında kurulan Stratoniceia (Yatağan Eskihisar) kentidir. Kent çağının en önemli kentleri arasındadır.
    Bu konuda Devrim Gazetesinin 23-24 Haziran 2016 tarihinde Üstat Şadan Gökovalı’nın kentin kuruluş öyküsü ve kent hakkında yılların deneyimine dayanan iki yazısı yayınlanmıştır. Bu muhteşem kent bu gün kazılmakta ve güzellikleri parça parça ortaya çıkarılmaktadır
    Adına bu kentin kurulduğu Kraliçe Stratonice kimdir? Kimin kızıdır. Bu yazımda onu irdelemeye çalışacağım.
    Stratonice Kral Demetrius ile Phila’nın kızıdır. Doğumu yaklaşık M.Ö. 317 yılıdır. Yaklaşık M.Ö 300 yılında Kral Seleucos ile evlenir. 17 yaşında genç ve güzel bir kızdır. Yaklaşık 6 yıl evli kalır. Krala Phila adında bir kız doğurur. Kralın oğlu Antiochus üvey annesine âşıktır, sararıp solmaktadır. Kral oğlunu çok sevmektedir. Bunu öğrenince tereddüt etmez sevgili kraliçesini ona veriverir, bu ise dünyada benzeri olmayan bir aşk hikâyesidir.
    Stratonice ona da 6 çocuk doğurur.
    Stratonice’den bir görsel belge bu güne gelmemektedir. Yazı altına 1774 yılında Fransız Ressam J.Louis David tarafından onun güzelliğini gösteren bir tablo eklenmiştir. Ayakta duran güzel kadın Stratonice’dir. Yataktaki hasta Antiochüs olmalıdır.
    Tarihte bu isimde başka kraliçeler de var mıdır? İşte onlardan birkaçı;
    Kapadokya Kralı III. Ariarathes eşi
    Bergama Kralı II Eumenes eşi
    Pontus Kralı VI. Mithirades’in eşlerinden biri bu ismi taşımaktadır.
    Bundan sonraki yazı Akyaka’da sonsuz uykusunda Hatice Mebrure olacaktır.

    (Muğla Devrim 15.07.2016)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 17-09-2016

    AKYAKA’DA SONSUZ UYKUSUNDA OLAN, AKYAKA’DA BÜSTÜ DİKİLİ
    NAİL ÇAKIRHAN’IN HAYAT AKRADAŞI HALET ÇAMBEL (1916-2014) XIII
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Halet Çambel 1916 Berlin doğumlu, Paşazade, Paris Sorbonne Üniversitesi mezunu, Arkeolog, Adana Karatepe Aslantaş kazılarını yapan, 1936 yılında Suat Fetgeri Aşeni ile birlikte 1936 Berlin Olimpiyatlarına katılan ilk Türk kızı…
    Akyaka’da büstü dikilen ilk Türk kadını…. Halet Çambel hakkında o kadar çok araştırma ve yayın var ki…. Ben kendisinin bu ünlü kadınlar yazı listesinde olsun istedim. Ama onu anlatmak benim boyumu aşardı, bunu da biliyorum.
    O zaman onunla ilgili bir anımı anlatmak ve yeni açılan büstünün fotoğrafını koymak istedim.
    2004 yılında Akyaka’da “Nail Çakırhan & Halet Çambel Sanat ve Kültür Evi”nde ilk sergimi açtım. Ben ressam ve fotoğraf sanatçısı değilim. Sergimin ismi “İdima’dan Gökova Akyaka’ya idi. İdima tarihi yanında yeni kurulan Akyaka hakkında da topladığım bilgi, belge ve fotoğrafları sergime koydum.
    Tabii ki bunu içinde Nail Çakırhan olmalıydı, zira Nail Çakırhan ile Konya Lisesi’nden ayrı zamanlarda mezunduk. Sergiye Nail Çakırhan’ın zamanla kaybolmuş Konya Lisesi öğrencisi olarak yazdığı şiirlere ulaşmıştım. Bunu sergide kendisine okudum.
    Bu ilk sergimde Nail Çakırhan & Halet Çambel ve Konyalı eski Ula Kaymakamı ve valilik ve bakanlık yapmış Teoman Ünüsan ve muhterem eşi Fahamet (Bakırcı) Ünüsan onur konuklarımdı. Fahamet Hanım da 1953-1954 yıllarında Konya Lisesi Orta kısmında sınıf arkadaşımdı.
    Dünya çapında Arkeolog ve bilim adamı Halet Çambel sergimi onurlandırmıştı. Halet Çambel’i 2014 yılında eşinin ardından İstanbul’da kaybettik. O da sonsuz uykusu için Akyaka Mezarlığını seçti. Yan yana yatmaktadırlar. 2015 yılında can dostları Hamdi Yücel tarafından, Yücelen Oteli içinde Nail Çakırhan’ın büstü yanında onun da büstü kondu. Akyaka ve Muğlalılar onları ölüm yıldönümlerinde saygı ile hep anarlar….. Onların Akyaka toprağında yatmaları Akyakalılar için büyük bir gurur kaynağıdır.
    Aşağıdaki resimde oturanlar Nail Çakırhan’ın kızkardeşi, eli bastonlu Halet Çambel, onun yanında Fahamet Ünüsan (2004) görülmektedir. Diğer resim Yücelen Oteli içinde ünlü çiftin birlikte büstleri yer almaktadır.
    Gelecek yazım Akyaka Mezarlığında sonsuz uykusunda tanınmış kadın Romancı Mebrure Alevok olacaktır.



    (Muğla Devrim 25.06.2016 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 17-09-2016

    AKYAKA’DA SADUN ERSİN RESİM SERGİSİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sadun Ersin Resim Sergisi 17 Haziran 2016 Cuma günü saat 18.00 de “Nail Çakırhan & Halet Çambel Sanat ve Kültür Evinde” açıldı. Sergide yoğun bir katılım vardı.
    Sergi açılışında Oktay Akbal’ın eşi Ayla Akbal, Prof Dr. Şadan Gökovalı, eski Bakanlardan Teoman Ünüsan, Hamdi Yücel, Akyaka’yı Sevenler Derneği Başkanı Nurhan Kavuzlu, Ula Belediyesi Akyaka Sorumlusu Oruç Özkan, Akyaka Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Aydın Turunç, Sanat Tarihçisi eşi Solmaz Turunç, emekli öğretmen Ekendiz Tanay bulundular. Ekonomist Memduh Bayraktaroğlu eşi İncilay, Edip Kavuzlu, Ressam Ayten Timuroğlu, Özden Uz, Nevin Arpınar, Dr Ahmet Ekinci, Nazife Ekinci, Devrim Bayar, Ülkü Onur, Dr Ahmet Doğan yer almıştı, Daha sayamayacağım pek çok sanatsever dostta yer almıştı.
    Sergiden sonra Sadun Ersin onuruna “AKYAKA AZMAK” Balık Restoran’da bir yemek vardı, yemeğe katılan 50-60 kişi kadardı, bunların hepsi sergiden gelmişti. Yemek Nevin Arpınar tarafından düzenlenmişti.
    Yemek hep neşeli ve üzücü idi, Milli takımımız İspanya karşısında yenilmişti. Buna rağmen neşeli idi sohbetler yapıldı, şarkılar söylendi.
    Şarkılarda emekli müzik öğretmeni Arzu Tuncer, Memduh Bayraktaroğlu ve Devrim Bayar bizlere müzik ziyafeti verdiler. Sanki bir yemeğe değil konsere gelmiştik. Altımızda ise gürül gürül azmak akıyordu.
    Değerli Hocamız Sadun Ersin’in biyografisi de şöyle;
    1930 yılında İstanbul’da doğdu, 1950 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu. 1955 yılında aynı okulun “İç Mimarlık Bölümüne Asistan olarak atandı.
    1968 yılında Doçent, 1971 yılında Profesör oldu. Pek çok üniversitede yönetici olarak çalıştı.
    Akyaka’da Oktay Akbal büstünü yapan Sadun Ersin 1987 yılından bu yana 10 adet kişisel sergi açtı.
    Sergi 26.06.2016 gününe kadar 16.00-19.00 saatleri arası gezilebilir

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 17-09-2016

    SELÇUKLU’NUN EN BÜYÜK HANIM SULTANI HUNAT HATUN (1200 ?- 1254?) X
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Hunat Hatun yarı bağımsız Alaiye (Alanya-Kolonaros) Beyi Kyrvart’ın kızıdır. Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat Alanya kalesini kuşatır ve fetheder, bu sırada Kyvart kendisinin bağışlanmasını ve yerleşecek bir yer verilmesini ister. Keykubat’a kızı Despina’yı kadın olarak vermeyi teklif eder. Ve onun kadını (eş değil) olur, Kyrvart’ın Rum kökenli olduğu bilinir.
    Alaaddin Keykubat kayınpederini Konya civarında bir köye yerleştirdiği var sayılır. Konya tarihi yazarı İbrahim Hakkı Konyalı onun ismine yakın İğret isimli köye yerleştirildiğini belgesiz iddia eder.
    Alaaddin Keykubat’ın Hıristiyan olarak yaşamını sürdüren Hunat (Despina) dan gayri bir kadını daha vardır, Eyyübi Sultanı’nın kızı Müslüman Adile Sultan.
    Anadolu Selçuklu Devleti en parlak dönemini Alaaddin Keykubat (1229-1237) döneminde geçirir, Konya bir kültür kenti olur, Mevlana ve babası bu dönemde Konya’ya yerleşir.
    Alaaddin Keykubat’ın ölümünün ardından Müslüman ve Hıristiyan Hanım sultanlar arasında taht için çekişmeler olur, sonunda Hristiyan Sultan’ın oğlu II. Giyaseddin Keyhüsrev (1237-1246) babasının tahtına oturur, annesi Mahperi Hunat Hatun Müslüman olur. II. Gıyaseddin Keyhüsrev ünlü Gürcü Kraliçesi Tamara’nın kızı ile evlenir.
    Alaaddin Keykubat’ın ölümünden sadece 6 yıl sonra Selçuklular Moğollar karşısında kendisini savaşta bulur. 1243 yılında Kösedağ’da feci bir yenilgiye uğrarlar. Anadolu tarihi için karanlık bir dönüm başlar. Selçuklu devleti Moğollar emrinde kukla bir devlet olarak varlığını 1308 yılına kadar sürdürür.
    Hunat ismi Farsça Huand’dan gelmedir, Büyük Hanım Sultan anlamındadır ve Türkçe de Hunat’a dönüşmüştür. Selçuklu sultanlarının aldığı Keykubat, Keyhüsrev gibi isimler İslam öncesi İran mitolojisinden gelmedir.
    Hunat Hatun gelini Gürcü Hatun ile 1243 yılında Ermeniler yanına sığınırlar, ama Moğollara iade edilir. Oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev 1246 yılında, önünde ölür, Hunat Hatun’un 1254 yılında yaşadığı sanılmaktadır.
    Mahperi Hunat Hatun Selçuklu tarihinde en hayırsever kadındır. Ancak ne hikmetse Konya’da yaptırılmış eseri yoktur. En çok Kayseri’de, Amasya Tokat, Yozgat’tadır.
    Mahperi Hunat Hatun’un en büyük eseri kendi adıyla anılan Cami Külliye ve hamamıdır. Camii bugün Kayseri’nin en önemli ve büyük camiidir. Cami inşaatına 1238 yılında (Alaaddin Keykubat’ın ölümünün ardından) başlanılmıştır.
    Hunat Hatun Cami Külliyesi içinde yaptırılan Türbe içinde gömülüdür. İlginçtir Aladdin Keykubat ve oğlu Giyaseddim Keyhüsrev Konya Alaaddin Camii içindeki Sultanlar türbesinde yatmaktadırlar.
    Hunat Hatun Camii yapılırken ilginç bir hikâye anlatılır. Camii inşaatı yapılırken Hunat Hatun şantiyedir. Bir usta taşı getirir cami duvarına koymaz geri götürür, bunun sebebini sorar usta dinen yıkanma ihtiyacındadır, gusül abdestsiz taşı koymak istememektedir. Bunu öğrenince camii yanına bir hamam yaptırır....
    Ben bunu şöyle yorumluyorum.. O dönemde sultan da olsa camiin yapımcısı da olsa bir kadının şantiyede bulunması olası değildir. Gençliğinde Hıristiyan olması ve daha serbest büyümesine ve Müslüman kadınlara göre daha serbest hareket edebilmesine imkan sağlamaktadır.
    Buraya Kayseri Hunat Hatun Camiinin bir resmi eklenmiştir.

    Bir sonraki yazım Akyaka’nın annesi en Hayırsever Kadın Ümmügülsüm olacaktır.

    (Muğla Devrim 11.06.2016 yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 16-09-2016

    İLK ÇAĞIN TEK BİLİM KADINI HYPATIA (370?-415) IX
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Mısır’da bulunan ve Büyük İskender tarafından kurulan İskenderiye kenti o dönemde dünyanın en önde gelen kültür merkezi ve en zengin kitaplığına sahiptir.
    Theon’un kızı Hypatia (Haypatia okunur) Mısır İskenderiye'de yaşamış ilk çağın tek kadın matematikçi, astronomu ve filozofudur. Öğrenimini Atina'da görmüştür. Bu sıralar Mısır Başkenti İstanbul’da bulunan Batı Roma İmparatorluğu (Bizans) tarafından yönetilmektedir.
    Hypatia İskenderiye'de bir Felsefe Okulu açmış, orada ders vermiştir. Tanınmış filozof Synesius (373-414) onun öğrencisidir. Hypatia Neoplatonist (Yeni Eflatuncu) bir felsefi görüşü benimsemiştir. Derslerinde Eflatun’a (Platon) yer vermiştir.
    Hypatia serbest davranan bir kadındır, İskenderiye sokaklarında arabasını kendi kullanmıştır. Kentte çok etkili olmuş pagan dininin (Hıristiyanlığı kabul etmemiş) temsilcisi haline gelerek Hıristiyanlara hedef olmuştur.
    415 yılında Roma (Bizans İmparatoru II. Thedosius döneminde) arabası ile yolda giderken çılgın bir Hıristiyan grubun saldırına uğramış, yakın bir kiliseye götürülüp soyularak feci şekilde öldürülmüş, etleri kemiklerinden soyulmuştur. Onun ölümü kimine göre İlkçağın sonunu getirmiştir. Büyük bir ışık son bulmuştur.
    Buradaki zengin kitaplığın oluşmasının zengin Anadolu kültürü ile de ilgisi vardır.
    Bergama (Pergamon) kralları I. Attalos ve II Eumenes tarihin ilk basınçlı suyollarını inşa ettiği gibi kitaplara da çok meraklı idiler. O zamana kadar kitaplar rulo şeklindedir. Bu durum kralın pek hoşuna gitmiyor, kolay açılır bir yöntem olsun istiyor ve bugünkü kitap şekli ortaya çıkıyor. Bu kitap sayfalarına da Bergama (Pergamon) isminden parşömen deniliyor. Bergama’daki kitaplar o zamanki Anadolu’yu yöneten Mark Antonius tarafından Cleopatra’ya (M.Ö 69-30) verilmiş, o da bu kitapları İskenderiye kitaplığına koymuştu.
    Hypatia hakkındaki bilgilere ulaşmamın da ilginç bir hikâyesi vardır. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnşaat Fakültesi’nde Selma Soysal (1924-2011) bizim Matematik hocamız idi. Zonguldak doğumlu ve Türkiye’nin ilk kadın Matematik Profesörü olan Selma Soysal tanınmış Hukukçu ve politikacı Mümtaz Soysal’ın ablasıdır.
    Selma Soysal ile 2002 yılındaki 40. Yıl mezuniyet törenleri sonrası tanışma şansını yakaladım, aynı yıl Beşiktaş’ta bir kafede birkaç defa buluşup uzun sohbetlerim olmuştur. Değerli Hocamın İTÜ Vakıf dergisinde “Tarihte Kadın Matematikçiler” isimli yazısına ulaştım. Bu bilgiler buradan derlenmiştir. Bu vesile çok değerli hocamı burada saygıyla anıyorum.
    Bir sonraki yazım Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad’ın kadını Hunat Hatun olacaktır.
    (Muğla Devrim 16.06.2016 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 16-09-2016

    AKYAKA’DA, MUĞLA’DA, KONYA’DA, YA DA ANTİK
    ANADOLU’NUN GEÇMİŞİNDE GEZİNMELER
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Yukarıda ifade edilen derleme ya da kitap taslağı benim Akyaka ve çevresinde 1996-2015 yılları arasında yaşadığım kültürel olayları belgeleyen gazete ve diğer kültürel yazılardır.
    Bu yazılarımda Devrim Gazetesinde çıkan yazılarım başı çekmektedir. İlginçtir ki ilkyazım 1996 yılında bu gazetede çıkmıştır. Akyaka’da araştırmalara başlayınca ilk tanıştığım kişilerin başında Devrim Gazetesi sahibi ve Başyazarı Sayın Ünal Türkeş olmuştur. Devrim Gazetesi kültüre dönük yazıları ile çok beğendiğim bir gazetedir. Son yıllarda Devrim Gazetesinde çıkan yazılar gazetenin Web sitesinde de yer almaktadır.
    2015 sonrası Akyaka’dan köşesinde çıkan ve çıkmaya devam edecek yazılarım bu çalışmanın kapsamı dışındadır.
    Ayrıca Akyaka Kültür ve Sanat Derneği üyesi olarak Sayın Aydın Turunç başkanlığında pek çok kültür gezilerine katıldım, Muğla çevresinde pek çok tarihi köşeyi görme ve tanıma fırsatım oldu, Bunlar hakkında derneğin yayını “Gökova AKS- Akyaka Kültür ve Sanat Derneği Bülteninde yazılar bu çalışmaların içinde yer almaktadır.
    Rahmetli Heike’nin (Bahar Suseven) (1962-2012) başkanı olduğu “Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneğinin 2004-2012 yılları arasında aktif üyesiydim (halen değil). Heike’nin desteği ile “Nail Çakırhan & Halet Çambel Kültür Evinde pek çok sergi açtım, bu sergilerle ilgili derneğin bültenlerinde yayınlanan yazılar burada yer almaktadır.
    2014 yılında yayın hayatına giren Akyaka Postası’nda çıkan yazılarım,
    Konya Yeni Meram Gazetesi’nde Konya ile ilgili yazılarımdan seçmeler,
    İstanbul Agos gazetesinde çıkan yazılarımdan seçmeler
    İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Vakıf dergisinde çıkan yazılarım bu çalışma kapsamında yer almaktadır.
    Bu yazılar kitap olabilir miydi? Muğla Belediyesi’nce değerlendirilebilirdi…
    Bu konuda girişimde bulunmadım, kendi imkânlarımla basılması bana yük getirmesi işten bile değildi.
    Oğlum Konya Selçuk Üniversitesi Kartoğrafya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Öztuğ Bildirici bana “Baba kitapla uğraşma 10-15 yıl sonra kitap basımı tamamen tarihe karışacak, ürettiğin dosyaları WEB sitene yerleştir”, demesi ağır bastı.
    Zira Web sitesindeki dosyalarıma Amerika’dan, Avrupa’dan ve Türkiye’nin her yerinden rahatça ulaşılabiliyor.
    Bu çalışmama aşağıdaki kanallarla çok rahat ulaşmak mümkün, buradan bilgisayarınıza indirebilir, fotokopi alabilirsiniz.
    -www.mehmetbildirici.com Türkçe 2015/ 2.6 Akyaka

    -Ayrıca değerli dostum MUSANDER Başkanı Sayın Sadettin Özbek’e bir çıktı kitap, bir flaş bellek kendisine verilmiştir. Bunu uygun zeminlerde değerlendirmesini kendisinden rica ettim. Sayın Sadettin Özbek’e de ulaşmak da mümkündür.
    Web sitemde buluşmak umuduyla

    ( Muğla Devrim 02.06.2016 yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 16-09-2016

    İLK HIRİSTİYAN AZİZESİ KONYALI AYA THECLA (M.S 33-?)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Aya Thecla (Rumca Aya ya da Agia ermiş, kutsal kişi anlamınadır). İngiliz dilinde Saint Thecla, Türkçede Azize Thecla’dır. Yaklaşık M.S 33 yılında Konya’da (Ikonium) da doğduğu kabul edilmektedir. Hristiyan dünyasında ilk kadın Azizedir.
    İsa (Jesus Christ) çarmıha gerilip ölümünden sonra, Hristiyanlık iki aziz tarafından dünyaya yayılmıştır. Saint Peter ve Saint Paulus.
    Saint Paulus (MS 5-67) Tarsus’ta dünyaya gelmiş ve Yahudi bir ailenin oğludur. Roma vatandaşıdır. M.S 217 yılında Roma İmparatorluğu’nda herkes Roma vatandaşı sayılmıştır. Öncesi ise özel kişiler bu hakka sahipti. Paulus’da bunlardan biridir. Hıristiyan olmadan önceki ismi SAUL idi.
    Paulus din yayma gezilerinde ilk defa Anadolu toprağına Perge’de (Antalya) basmış birinci ve ikinci gezilerini Psidya Antioch (Isparta Yalvaç), Iconium (Konya), Listra (Konya Hatunsaray) ve Derbe’ye (Karaman) yapmıştır. Bunlar MS 50 ve 51 yıllarındadır. Paulus 67 yılında Roma’da öldürülmüştür.
    Bu yönden bu yüzyıldaki Iconium’un (Konya) Hıristiyanlık tarihinde çok önemli bir yeri vardır.
    Gelen bilgilere göre Paulus İconium’da bir evde yeni dini yaymaya çalıştığı sırada komşu bir evde bulunan yaklaşık 17 yaşında genç ve nişanlı bir kız olan Thecla bunları dinlemiş ve Paulus’a bağlanmıştır. Nişanlısını terk ederek, bakire kalmaya karar vermiştir
    Bu duruma annesi ve ailesi şiddetle karşı geldi, annesi Iconium kentini yöneten Roma valisine şikâyet ettiler ve Thecla’nın cezalandırılmasını istediler. Vali istemeyerek çarmıha gerilerek Konya’daki bir Arena’da !!!yakılmasına karar verdi. Direğe bağlandı, altında ateş yakıldı, ama bu sırada mucizevi bir şekilde yağmur başladı ve yağmur ateşi söndürdü……
    Daha sonra Psidya Antioch’da Paulus’da buluştu, aslanlar önüne atıldı, gene mucizevi bir biçimde bir dişi aslan yardımı kurtulmayı başardı.
    Bu konuda büyük bilim adamı ve Bizans tarihçisi Semavi Eyice’nin (1923) Aya Thecla hakkında yazılmış çok uzun bir yazısı vardır. ”Aya Thekla Efsanesi 1962” Burada tüm hayatı detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.
    Gene yerel bir yazar olan İzzet Aslan’nın “Silifke Tarihi” 1988 isimli eserinde hakkında uzun açıklamalar yer almaktadır.
    İşin tarihi cephesine bakacak olursak, Paulus, gerçekten tarihi bir kişidir. Ancak Thecla’nın hayatı mucizelerle dolu olup bazı Hıristiyan din büyükleri tarafından gerçek kabul edilmemektedir.
    Bu şekilde efsane ve mucizelerle dolu hayatı Silifke’de son bulmuş ve Meryemlik adı verilen bir mağara da yaşadığı kabul edilmektedir. Son olarak kendisini yakalamaya gelen kişilerden kaçıp kayalar arasında kaybolduğuna ve şalının bir parçasının dışarda kaldığına inanılmaktadır. M.S 313 yılında Hıristiyanlık serbest kalıp 324 yılında devletin dini kabul edilince kutsal bir ziyaret yeri kabul edilmiştir. Daha sonra bu kutsal mağara üzerine Ermenek bölgesinden imparatorluğa yükselen Zenon (470-491) tarafından bir kilise yaptırıldığı sanılmaktadır. Kilisenin bir duvarı bugüne gelmiştir. Bu konuda yazarı olduğum ve DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan “Konya Tarihi Su Yapıları isimli yayının Silifke bölümünde geniş bilgi vardır,
    www.mehmetbildirici.com Türkçe Bölüm 1 Tarihi Su yapıları
    Ancak Thecla’ya ait Şam yakınlarında Ma'loula’da Saint Thecla Manastırı olduğu da bilinmektedir.
    Her ne kadar tarihi tartışılır olsa da dünya ve Konya tarihinde Aya Thecla’nın çok çok önemli bir yeri vardır. Dünyanın ilk Hıristiyan azizesidir. Bütün dünyaya Konya’dan yayılan ilk ışık olmuştur. Konya’dan İslami ikinci ışık 13. yüzyılda Mevlana’dan (1207-1273) yayılan hoşgörü ışığıdır.
    Aya Thecla adına dünyanın her yerinde kilise ve manastırlar yapılmıştır. Bazı örnekler vermek gerekirse;
    Katalonya Tarragona’da /Milano’da
    Lübnan’da pek çok kilise ve manastır
    İstanbul’da Ayvansaray’da, .
    23 Eylül onu anma günüdür.
    Efes Bülbül dağında bir grotto da Paulus ve Thecla resimleri var.

    Bundan sonraki yazımız dünyanın ilk bilim kadını ve matematikçisi Hypatia olacaktır

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 16-09-2016

    ANADOLU’YU ZİYARET EDEN BİR DEVLET BAŞKANI, KRALİÇE
    CLEOPATRA (M.Ö.69-30) VII-1
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Büyük İskender’in (Megas Alaxandros- Alexander the Great) M.Ö 323 yılında genç yaşta, 33 yaşında Babil (Babylon-Irak) kentinde ölümü üzerine ele geçirdiği çok büyük topraklar generalleri arasında bölündü.
    Mısır’da Ptolome (Ptolemaios) tarafından kendi adına bir krallık kuruldu. Krallığın başkenti gene Büyük İskender tarafından kurulan ve Grek kültürünün çok geliştiği ve dünyanın en önde kültür merkezi haline gelecek Mısır’da İskenderiye (Alexandria) kentidir.
    Bu krallığın son hükümdarı olan kraliçe Cleopatra M.Ö 69 yılında İskenderiye’de dünyaya gelir. Babasının ölümü üzerine kendinden küçük erkek kardeşi ile M.Ö 51 yılında tahta geçer. Henüz İmparatorluk haline gelmemiş olan Roma’nın güçlendiği ve dünyanın tek devleti olma yolundaki yıllardır.
    M.Ö 48 yılında Julius Sezar (Caesar) (M.Ö. 100-44) davetsiz Mısır’ı ziyaret eder, gözünü Mısır’a ve zenginliğine dikmiştir.
    Bir ara kendinden küçük kardeşi Arsinoe IV (M.Ö. 65-41) tarafından Cleopatra iktidardan uzaklaştırılır, zira Arsinoe Roma’nın politikasına karşı ve Roma’nın Mısır’ı yutacağını görmektedir. Askeri bir ayaklanma başlatır ama kaybeder.
    Anlatılanlara göre tahtan uzaklaştırılan Cleopatra Mısır’da olan Sezar’a gizlice yaklaşmanın bir yolunu bulur. Sezar’a sunulan bir halı içinde boğulma pahasına halı içine gizlenir, halı açılınca bütün güzelliği ve seksiliği ile Cleopatra ortaya çıkar, Sezar bundan çok etkilenir ve aralarında bir ilişki doğar ve Cleopatra Sezar’dan bir oğlu olur ve onu Mısır’ın gelecek kralı ilan eder.
    Julius Sezar kimdi? Sezar kendisinden 31 yaş büyüktür, evlidir, Roma’da eşi ve çocukları vardır. M.Ö. 44 yılında öldürülen Sezar en büyük Romalıdır. Büyük İskender’den sonra ilk çağın en büyük devlet adamı, hatibi olarak kabul edilir.
    Bu güne gelen deyimleri bile vardır. “Sezar’ın hakkı Sezar’a” gibi, burada devletin hakkı devlete verilmeli anlamınadır. Roma İmparatorluğu Sezar tarafından manevi oğlu olarak açıklanan Caesar Octavianus AUGUSTUS (M.Ö 63-M.S !4) tarafından kurulur.
    Sezar ismi gelen tüm imparatorlara ön ad verilir. Kayseri ilimizin ismi onun isminden gelir. Cleopatra bu kadar önemli babası yaşındaki evli bir adam için bir oğlan doğurur.
    Roma’yı oğlu ile ziyaret eden Cleopatra orada hoş karşılanmamış adeta Roma’yı sallamıştır.
    Sezar’ın M.Ö 44 yılında arkadan bıçaklanarak ölümü üzerine Cleopatra Mısır’a geri döner.
    Bu sıralarda Roma toprakları iki kişi tarafından yönetilmektedir. Batı bölgeleri Augustus, Anadolu’nun içinde bulunduğu coğrafya Marc Antonius (M.Ö. 83-30) tarafından yönetilmektedir.
    Antonius’un de Mısır’ın desteğine ve zenginliğine ihtiyacı vardır. Mısır’ı ziyaret eder. O zaman iki güç odağı vardır. Doğuda Antonius, batıda Augustus. Cleopatra gizli görüşmeler yapar, büyük kumar oynamaktadır, gayesi devletini ikiye katlamaktır.
    Yanlış seçim yapar Antonius’u seçer, Zaten Antonius (M.Ö 83-30) da İskenderiye ziyaretinde Cleopatra’ya âşık olmuştur. Antonius, ondan sadece 14 yaş büyüktür. Bu defa ondan da çocukları olur.
    Antonius Cleopatra’yı M.Ö 41 yılında Tarsus’a davet eder, M.Ö 37 yılında onunla Mısır’da evlenir. M.Ö 30 yılında Avgustos ile yapılan savaşı Antonius kaybeder ve ölür, çok büyük oynayan Cleopatra için dünya başına yıkılmıştır, kendini bir yılana sokturarak intihar eder, Mısır’ı ikiye katlamayı düşünürken Mısır’ın son kraliçesi olur ve Mısır Roma’nın eline düşer.
    Benim buraya kısa bir özetini vermeye çalıştığım olaylar o günün dünyasındaki en önemli olaylardır. Yani benim boyumu aşar. Ben boyumun ölçüsünü bilen biriyim.
    Nitekim bu konuda çeşitli araştırmalar, eserler verilmiştir. Daha da dünyanın önde gelen tarihçilerinden de incelenmeye devam edileceğine inanıyorum. Dünyayı sarsan bu olaylar dünyanın önde gelen şairlerinden İngiliz William Shakespare (1564-1616) bir tiyatro oyununa dönüşmüştür. “Antony and Cleopatra” –Antony ve Cleoptra.
    Ayrıca gene önde gelen sinema yıldızları tarafından filmleri çekilmiştir. Buna da örnek, biz 70’li yaşlarda olan hepimizin ve tabii ki benim de hayran ve âşık olduğumuz menekşe gözlü dünyanın en önde gelen aktrisi ELİZABETH TAYLOR, çekilen filmde Cleopatra rolünü üstlenmiştir..
    Elizabeth Taylor’un filminden bir kare buraya eklenmiştir.

    Yazının bu birinci bölümünü burada kapatıyor, ikinci bölüm Mısır Kraliçesi Anadolu’da olacaktır.


    ( Muğla Devrim 25 Mayıs 2016 yayınlandı)


    MEHMET BİLDİRİCİ 2787
    ANADOLU’YU ZİYARET EDEN BİR DEVLET BAŞKANI, KRALİÇE
    CLEOPATRA (M.Ö.69-30) VII-2
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Anadolu’yu Roma adına yöneten Mark Antonius’un daveti ile Cleopatra M.Ö 41 yılında İskenderiye’den Tarsus’a geldi
    Gelen sıradan bir kişi değil bir devlet başkanı idi böyle bir ziyaret Anadolu coğrafyasında ilk defa oluyordu.
    Cleopatra kimine göre güzel kimine göre güzel değildi. Ama gezileri Anadolu insanı üzerinde uzun yüzyıllar boyu konuşulur cinstendi.
    Muğla’da Kültür Müdürlüğü yapmış değerli tarihçi dostum Hikmet Öz Tarsus tarihi kitabında bu tantanayı çok güzel anlatır. (sayfa 58)
    “Cleopatra’nın Antonius ile görüşmek için geldiği geminin yelkenleri erguvani, kürekleri gümüş, baş tarafı altın kaplamalıydı. Cleopatra bir deniz tanrıçası gibi gemiye bindiğinde flütler çalınıyor. Cleopatra “Aşk Tanrıçası” gibi giyiniyordu. Nimfler gibi giyinmiş çok genç ve güzel kadınlar geminin dümenini iple idare ediyor. Gemide yakılan kokular Cleopatra çevresindeki havayı şehvetli bir ortama sokuyor, Tarsus halkı bu manzarayı görmek için akın akın sahile doluşuyordu.”
    Tarsus’ta Cleopatra’nın karşılandığı kapının ismi bugün Cleopatra kapısı ya da halk söylenişi ile KANCIK Kapıdır. Bu kapı bu gün denizden çok çok içeridedir. Tarsus’un güneyinde Regma isimli sığ bir deniz vardı, buradan bir kanalla Tarsus’a gemi ile gidilebiliyordu.
    Bir süre birlikte Tarsus’ta kaldıktan sonra Antonius ile Cleopatra M.Ö. 41 yılında denizden Tarsus’tan Efes’e kadar görkemli bir seyahat ettiler, Gezi yapan yabancı bir hükümdar, Mısır kraliçesiydi. Nerelere uğradılar bilinmiyor, Örneğin Sedir Adası’na uğrandı mı? Mısır’dan kum getirildi mi? Göcek’teki Cleoptra deniz hamamı onun için mi yapıldı?
    Benim görüşüme göre Anadolu insanın hafızasında bu gezi çok geniş bir iz bırakmış, tanrıça gibi kabul edilmiş efsaneleşmiştir. Pek çok yerde onun yaşadığına inanılmıştır. Hakkında çok şey anlatılmıştır. Pek çok güzelliklere ona mal edilmiştir.
    Gezisi Efes’e kadar uzanmıştır.
    Kendisinden küçük kız kardeşi Arsinoe IV (M.Ö 65-41) kendisine daha önce isyan etmiş, Roma’nın Mısır’a gelişine karşı olmuş ama kaybeden taraf olmuştur. Sonuçta Roma’ya götürülmüş ve oradan Efes’te bir tapınağa kapatılmıştır. Ama orada da boş durmamış ablası Cleopatra aleyhine girişimlerde bulunmuştur..
    Efes’e geliş sebebi budur. Antonius kız kardeşi Arsinoe’yi onun gözü önünde idam ettirmiştir. Arsinoe ‘de Mısır Kralının varisidir. Efes’e gömülmüştür.
    Cleopatra M.Ö. 37 yılında Antonius ile evlenmiş ona da çocuklar doğurmuştur. M.Ö 30 yılında ilk Roma İmparatoru olacak Augustus ile yapılan savaşı kaybetmiş kendisini bir yılana sokturarak intihar etmiştir….
    Yazıya bir büstü ve adına basılmış parası konulmuştur.
    Bundan sonraki bölüm ilk Hıristiyan Azizesi Konyalı Aya Thecla hakkındadır

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 16-09-2016

    ANADOLU’NUN ÜNLÜ KADINLARI V
    PERİKLES’İN HAYAT ARKADAŞI MİLETLİ ASPASIA (M.Ö. 470-400)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bugün Ege Bölgesinin Aydın ili sınırları içinde bulunan antik Milet (Miletos) dünyada pek çok ilklerin yaşandığı çok önemli bir kenttir. Milet Anadolu coğrafyasında M.Ö. 8 yüzyılda kurulan 12 İyon kenti içinde Efes ile birlikte en ön sıralarda yer alır. Bu kent devletinin 50-60 civarında Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında koloni kurduğu bilinir. Dünyanın ilk Felsefe Okulu Thales tarafından bu kentte kurulmuştur. Sadece Thales’in burada yaşaması bile kentin tarihi zenginliğini gösterir.
    Bu gün Thales çağından kalıntılar üzerine Roma dönemi yapıları göz doldurmaktadır.
    Böyle zengin kültürün olduğu kentte Axiochus kızı Aspasia doğar, varlıklı bir aileden olduğu ve iyi bir eğitim aldığı sanılmaktadır. Çünkü Aspasia hakkında bilinenler çok azdır.
    Anadolu coğrafyasında doğmuş bu Miletli kızın yolu bir şekilde Atina’yı varmıştır. Atina’da lüks bir eğlence yerini işletirken, hayat çizgisi Atina’nın büyük yöneticisi Pericles ile kesişmiştir. M.Ö 440 yılında onun metresi ya da hataera’sı, sevgilisi bunların dışında yakın arkadaşı olmuştur. Pericles’ten aynı isimde bir oğlu olmuştur.
    Pericles ( M.Ö 495-429) Perslere (İran) kaşı zaferden sonra Atina’yı yeniden imar etmiş, dünyaca ünlü Athena tapınağını (Akropol) yaptırmıştır. Atina tarihinin en parlak dönemini Pericles döneminde yaşadı diyebiliriz. Bu dönem M.Ö 461-429 yılları arasında 32 altın yıldır.
    Tarih sevgisi ve merakı beni oralara kadar götürdü, 2014 yılında dört gün Atina’da kaldım elimde İngilizce tanıdım kitapları ve harita antik yapılar arasında gezindim. Kenti koruyan tanrıça ATHENA adına yapılmış tapınağı (Akropol) dünyanın ilk tragedyalarının oynandığı tiyatro ve çevresinde dolaştım. Büyük keyif aldım, o dönemde bir şehir devleti bütçesi ile bu eserleri başarılması bence şaşırtıcıdır. Bu parayı bu mimarları ve taş ustalarını bir araya getirmesi bence çok büyük bir başarıdır. Şunu da gördüm bu büyük anıtları, bugünkü Yunanistan’ın ayağa kaldırmaya gücü yetmemektedir.
    Pericles döneminde dünyanın önde gelen filozofları Socrates (M.Ö. 470-399), Eflatun (Plato, M.Ö 427-347), trajedi yazarları Sofocles (M.Ö 495-406) ve Euripides (M.Ö 480-406) Atina’da yaşamışlardır.
    Bu ortamda Aspasia toplum içine giren bir kadındır, Atina’nın bir numaralı kadınıdır. Pericles’in yanı başındadır.
    Doğum tarihleri incelenirse, Sokrates ile aynı yaşlardadır. Sofokles kendisinden 25 yaş büyük Euripides kendisinden 5 yaş büyüktür.
    Büyük filozof Sokrates’in güzel konuşmayı Aspasia’dan öğrendiği söylenir.
    Sonuçta Pericles, Aspasia’dan 25 yaş daha büyüktür. Onunla 11 yıl birlikte yaşamış ve ondan genç Pericles isimli bir oğlu olmuştur.
    Aspasia’dan Eflatun, Aristophanes ve Xenephon eserlerinde söz etmektedir.
    Ege’den çıkan bir genç kız, Atina’nın tarihide en parlak 1 numaralı kadını olmayı başarmıştır.
    Yazının sonuna Vatikan Müzesi’ndeki bir büstü eklenmiştir.

    Bir sonraki yazı Karya Satrabı Artemisia hakkında olacaktır.
    (Muğla Devrim 16.05.2016 yayınlandı

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 2749 11-04-2016

    İTÜ DE DEĞERLİ HOCAMIZ TURGAN SABİS (1911-1993)
    İTÜ de bizi yetiştiren hocalarımızın hayat hikâyelerini toplarken bu değerli hocam hakkında fazla bilgiye ulaşamamıştım. Bu defa onun hakkında 1995 yılında onun anısına yapılmış bir Sempozyum kitabına rastladım.
    Turgan Sabis 1911 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Kurtuluş savaşı kumandanlarından Ali İhsan Sabis paşadır.
    İlkokulu babasının 1. Ordu Komutanı olduğu yıllarda KONYA’da okumuş, 1931 yılında Galatasaray Lisesi’ni ve Berlin Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesini 1937 yılında PEKİYİ derece ile bitirmiştir.
    1942 yılında Yüksek Mühendis Okulu’na (İTÜ) atanmış 1948 yılında Profesör olmuş, 1974 yılında emekli olmuş, 1993 yılında da aramızdan ayrılmıştır. Turgan Sabis 1956-1958 yılları arası İTÜ İnşaat Fakültesi Dekanıdır
    Çok değerli bir Statikçi olması yanında iyi bir sporcudur. Galatasaray Lisesi ve Berlin Teknik Üniversitesinde futbol oynamış, aynı zamanda usta bir kayakçıdır.
    “Yapı Statiği” 1943 ve “Betonarme 1973 isimli yayınları yanında pek çok bilimsel makalesi bulunmaktadır. 38 yıl evli kaldığı eşi Ayten Hanım 1955 yılı Türkiye Güzeli’dir.
    Statik konusunda pek çok şey öğrendiğimiz kibar cemiyet adamı ve sporcu bu hocamız ile de gurur duymalıyız.
    Mehmet Bildirici

Toplam 126 yorum bulundu. 111-120 arası listeniyor.