Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 17-12-2016

    AKYAKA’DA HALKTAN BİRİ GİRİTLİ ALİ GÜNYEL (ALİ DAYI)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    1977 yılında Akyaka’da ilk arsamı aldığımda içinde tek göz bir ev vardı. Elektriği ve suyu yoktu. Yöreye has mimari bir ev önünde el ve bulaşık yıkayacak (veranda ?) bir yeri olan tek göz bir oda idi, içinde ocağı, tahıl ambarı ve iki ahşap penceresi vardı. Pencerelerde cam yok tahta bir kapaklar vardı. Bu gün üzerine otel olan bu arsada bu tek odada biz almadan Pembe Nene otururmuş, biz onu hiç görmedik.
    Ali Dayı ile bu yıl tanıştık. O köyde herkesin Ali dayısıydı, Yarım Cavur olarak da bilinirdi. O yıllarda şehir suyu yoktu. Papazlık deresine bulunan tarihi su kaynağından gelen su birkaç depoda toplanır, köylü suyu oradan alırdı. En pratik yöntemde bir değneğin iki ucuna asılı iki kova ile taşınırdı. Tarihte de evlere su taşıyan sakalar gibi.
    Ali Dayı beni ve ailemi çok sevmişti, biz uyanmadan suyumuzu taşır, sahipsiz incir ağaçlarından incir toplar getirirdi.
    Ali dayı Giritli idi, Küçük yaşta İstanköy’e (Kos Adası) oradan İzmir’e gelmiş, annesine İzmir’de ev de verilmişti. Giritli olduğu için Yunan radyolarını anlayabiliyordu bu yüzden Yarım Cavur da denirdi.
    Ben tanıdığımda Ali Dayı tek başına yaşıyordu. Aile bireyleri ile kopuktu boşandığı eşinden bir oğlu ve kızı vardı.. Şimdi Köy içinde bulunan aşağı Kahve karşısında Karayolları sınırları içinde tapusuz ahşap bir barakada yaşardı. Üç bölümden oluşan barakanın bir odası mutfağı, bir odası yatak odası, en geniş bölüm ise dükkânıydı. Ali Dayı dükkânında berberlik yapar, ayakkabı tamir eder, balık yemi satardı.
    Ali Dayının sahilde de bir teknesi var, balığa çıkar, Sedir Adası’na yolcu götürürdü. Teknesi en fazla 8-10 kişi alacak kapasitedeydi.
    Ali Dayı gerçek denizci, denize âşık biri idi, yalnız idi, biz ona eşlik ederdik. Sedir Adası ve çevresini hep onunla gezdik. Ali Dayının teknesi bir tamirci dükkânı gibi idi, her türlü gerekli alet vardı. Defalarca Sedir Adası kıyısına yanaştık, hemen tüp ocağı çıkarır getirdiğimiz biber ve patlıcanları kızartır yerdik.
    Ali Dayı bazen grupları Sedir Adasına götürürdü, bir defasında 4 hanımı (biri arkadaşımın eşi) götürmüş tekne sallanıyor bir hâkim hanımı vaveylayı koparıyor !!!. Ali Dayı Hanım burada kanun benim deniz hukukuna göre seni diğerlerinin selameti için denize bile atarım diyor. Koskoca Hâkim hanımı korkuyor ve susuyor.
    1983 yılında Ali Dayı’nın teknesi ile Akyaka’dan Bodrum’a denizden 3 günlük bir gezisi yaptık. Üç kişi idik, acıkınca salata yapıp yiyorduk. Benim yapabildiğim tek şahane deniz gezisiydi. Hiç unutmuyorum. Gökova Körfezini onun sayesinde karış karış tanıdım.
    Ben şahsen Girit Adası’nı görmedim ama Girit kültürü hakkında Ali Dayı’dan çok şey dinledim. Rumların ve Müslüman Türklerin düğünlerde okunan türküleri aynı dil yani Rumcaydı. Anneannesinin çok dindar olduğunu çok Kuran okuduğunu hep dua ettiğini söylerdi. Duaları Türkçe mi idi sorduğumda hayır Rumca derdi.
    Ali Dayı ile dostluğumuz hep devam etti, Konya’ya giderken bir kibrit bile unutsak geldiğimizde onu saklar bize geri verirdi.
    Ali Dayı son yıllarında kansere yakalandı, Muğla’da doktorlara görünmüş elinde bir takım patolojik raporlar vardı. Birde Ankara Ahmet Andiçen Kanser Hastanesine görünmesi önerildi. Ben o zaman Konya’da idim, bana geldi, Ankara’da hastaneye gittik. Muayene de doktorun yüz ifadesi her şeyi söylüyordu, kanser her yanını sarmıştı. Pahalı bir ilaç verdi, tedavi edici değil ağrılarını dindirici.
    Sonuçta Akyaka’ya döndü, Çökertme köyündeki (Bu köy Gökova körfezinde) oğluna mektup yazdım, baban hasta beni ara diye. O da oğlunu göndermiş, dedene bir bak gel diye, ama Ali Dayı ona ilgi göstermemiş ve geri yollamış, ben iyiyim diye
    Ali Dayı iyice hastaydı, bir kış günü Akyaka’dayım. Acaba oğluna belki teslim edebilirim diye biraz deniz havası alalım beni Çökertme köyüne götür dedim. Hasta halinde seni tekne ile gezdirebilirim ama beni oğluma götüreceksen çabalama dedi. Bu Ali dayıyı son görüşüm idi.

    (Muğla Devrim 25.11.2016 yayınlandı)





  2. MEHMET BİLDİRİCİ 15-11-2016

    ULA İLÇESİ ÇITLIK MAHALLESİ HAŞİMBAHÇE MEVKİİNDE MEZARLIK
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bilindiği gibi Ula ilçesi ilçe merkezi dâhil bazı mahalleler yüksek kotlu (rakımlı) bazı mahalleleri ise deniz seviyesindedir. Benim yaşadığım Akyaka dâhil buraya Giova ya da Cova çukuru denir. Halk ise buna kısaca ÇUKUR adı verir. Yabancı kökenli bir kelime olan Cova’nın ben şahsen bunca yıl araştırma yapmama rağmen kökenini çözemedim. Akyaka, Gökova, Çıtlık, Şirince, Akçapınar, Elmalı, Portakallık, Kızılyaka mahallelerinin (eski köylerinin) bulunduğu yörede iki antik kent bilinmektedir. İdima (Idyma) ve Kallipolis (Türkçede Gelibolu). Gökova ve Akyaka mahallelerinin (eski beldelerin) olduğu yerde olan Idyma kenti hakkında çok doyurucu bilgiler bulunmaktadır. Bu konuda benim Web siteme girmek yeterlidir.
    Buna karşı Kızılyaka, Elmalı, Portakallık, Sarayyanı mahallerinde yer alan Kalipolis antik kente ait bilinenler çok çok azdır. Bu konuda ciddi çalışan yöreden bir kişi de yoktur. Sadece daha önce buralarda Fransız Robert ile İngiliz George Bean bazı araştırmaları vardır.
    Kallipolis İdima’da bulunmuş ve koruma altındaki yazılı taşlarda ismi görülmektedir. Kalipolis Türkçede Gelibolu olarak bilinir. Gökova Körfezi’nde bu isimde bir köy vardı, şimdiki ismi Çamlık’tır. Ancak köyün adı değiştirilmiş açığında bulunan GELİBOLU ADASI aynı ismi taşımaktadır. Gelibolu isminin buraya nasıl geldiği bilinmemektedir.
    Çukur’da bu iki kentle ilgisi olup olmadığı bilinmeyen Çıtlık Mahallesi HAŞİM BAHÇE mevkiinde Bizans döneminden kalma KİLİSE VE MANASTIR (Dini okul) kalıntısı bugüne gelmiştir. Akyaka’da Bizans döneminden kalma üç kilise yeri (kalıntısı) bilindiği halde Ula ilçesi dâhilinde Haşim Bahçe tek Kilise ve Manastır kalıntısıdır.
    Kilise yeri daha sonra buraya yerleşen Türkler tarafından Mezarlık alanı haline getirilmiş ve halen de gömü işlemine açıktır.
    Yaptığım araştırmalarda mezar kazımı sırasında insan vicdanını sızlatan insan kemikleri çıkmaktadır. Aynı mahalde kilise ve manastırda kilise taşları pek çok binada kullanılmasına rağmen onlarca taş yerinde insitü olarak bulunmaktadır.
    Haşim Bahçede dağınık yaklaşık 78-80 hane yaşadığı söylenmektedir.
    Tarafımdan Muğla Valiliğine bir dilekçe sunularak bu mezarlığa defin işleminin durdurulması ve mezar taşları ve antik taşların sergileneceği Park haline getirilmesi önerilmiştir.
    Aynı mahalde bulunan tarihi taşları tek tek fotoğraflaştırmış bulunmaktayım.
    Yazılı taşa rastlanılmamış, buna karşın iki işlemeli taşın resmi eklenmiştir. Tarihi bir mekâna hak ettiği önemin verilmesi dileğiyle yazımı bitiriyorum.
    (Muğla Devrim 15.11.2016 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 14-11-2016

    GÖCEK GEZİSİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    27 Ekim 2016 Perşembe günü Aydın Turunç’un başkanı olduğu AKSD Akyaka Kültür Sanat Derneği tarafından düzenlenen Göcek 12 adalar turuna katıldım. Katılımcıların çoğu hanımlar idi. Çoğu da denize girdiler. Ben hava soğuktu ve ceketli idim.
    Göcek çok güzel bir yer. Akyaka’dan Göcek’e minibüsle gittik. Aviva 2 teknesinde önceden belirlenen yerimizi aldık.
    Ben daha öncede 12 adalar gezisine katılmış, izlenimlerim Devrim Gazetesinde 17.08.2015 tarihinde yayınlanmıştı.
    Bu defa doğanın bu güzel koylarını daha yakından tanıma fırsatı buldum. Doğanın cennetten bir köşesinin bir haritasını da yazıma ekliyorum.
    Teknemiz yaklaşık 10.00 da Göcek limanından demir aldı. Sağ sahili takip ederek; dıştan Doruklu, Osman Ağa, Boynuz Bükü’nü açıktan geçerek Bedri Rahmi Koyuna (Taşkaya) vardık ve karaya çıktık.
    Burada 1974 yılında Bedri Rahmi tarafından kayaya çizilmiş bir balık figürü yer almaktadır. Bu koyda dikkatle bakıldığında Likya tipi kaya mezarlarda görülebilecektir. Burada verilen yüzme olasının ardından Sarsala koylarını geçerek Hamam Koyuna geldik, burada mola verildi.
    Bu koyda bir deniz hamamında Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın deniz banyosu yaptığına inanılır. Kalıntılar incelendiğinde daha sonra bir Bizans dönemi yapısı olduğu görülmektedir. Hamamın hemen üstlerinde Gölyaka isimli bir yerleşim olduğu, bir göl, su kanalları ve sarnıçlar olduğu anlatılmaktadır. Hamam harita da Manastır olarak görülmektedir.
    Buradan Domuz Adası önünden geçilmiştir. Adanın bir kısmı özel mülktür. Hürriyet Gazetesi eski sahiplerinden Simavi ailesine ait olduğu ifade edilmiş, ekilmiş arazi olduğu ve eski bir kilise kalıntısı olduğu görülmektedir.
    Buradan körfezin en büyük adası Tersane adası önünden geçildi. Tersane Adası’nın iki limanı var, Kışlık limanı Osmanlı döneminde Tersane olarak kullanılmış, üzerinde pek çok eski yapı ve kilise kalıntısı var. Yazlık limanı ise Bizans döneminde güvenli bir liman imiş ve adanın eski ismi TELANDRIA olarak biliniyor. 1922 yılına kadar burası bir Rum köyü imiş ve Mübadele ile Yunanistan’a göç etmişler.
    Buradan küçük bir ada olan Zeytinli Ada’ya geldik. Bu ada üzerinde modern yerleşim var. Adanın bir kısmi ZORLU Holding sahiplerine aitmiş. Ekilmiş bahçeler var.
    Buradan irili ufaklı adalardan oluşan Yassıca adalarına gelindi ve son yüzme molası verildi.
    Buradan hareketle son ada olan Göcek adası önünden geçerek Göcek limanına geldik. Göcek adasında göremediğimiz tarafta güzel bir plajı ve üzerinde bir restoran varmış.
    Hanımlar ağırlıkta olduğundan Göcek’de 1 saat gezi ve alışveriş molası verildi. Saat 17.00 de Akyaka’ya hareket ettik…
    Güneşli bir sonbahar günü unutulmaz bu geziyi hep hatırlayacağım. Bize bu imkanı sağladığınız için teşekkürler Solmaz & Aydın Turunç……
    Yazıma bir harita ve Bedri Rahmi’nin kayaya çizdiği balık eklenmiştir.

    (Muğla Devrim 12.11.2016 yayınlandı

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 09-11-2016

    THALES (M.Ö 620-546) VE GÜNEŞ TUTULMASININ ÖNCEDEN BELİRLENMESİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Şair İbrahim Ergin’e selam
    Thales Anadolu Coğrafyasında Miletos (Milet- Aydın) antik kentine yaşamış, burada Doğa Felsefesi Okulunu açmış (Dünya’da ilk) bir matematikçi, astronom, tarihçi, bilim insanı ve Doğa Felsefecisidir. Grek dünyasında seçilmiş yedi bilgeden ilkidir.
    Ne yaşadığı dönemde ve de bugüne gelmiş yazılı bir eseri yoktur. Buna karşılık Ortaokulda matematik derslerinde okuduğumuz Thales teoremleri ve formülü vardır. Thales bu matematik bağıntılarla Mısır’da oturduğu yerden Piramitlerin yüksekliğini ölçmüştür.
    İlk çağın büyük Filozofu Aristoteles’e (M.Ö.383-322) göre Thales Eski Yunan’da çıkan ilk filozoftur. İngiliz düşünür Bertrand Russel’e (1872-1970) göre Thales batı gelenek ve düşüncesini başlatan kişidir.
    Thales doğa filozofu olarak bilinir. Doğal olayları Tanrılara bağlamadan akıl yoluyla çözülmesi gerektiğini vurgular. Doğadaki ilk ve önemli şeyin SU olduğunu vurgular.

    Elimde Meryem Kuzey’in okumak için ödünç verdiği bir İngilizce kitap var. “The Ionians and Hellenism” Iyonyalılar ve Hellenizm” 1980 yılı basımı, 230 sayfa. Kitabın yazarı Emlyn-Jones İngiltere’de Klasik Arkeoloji Profesörü, 1968-1979 yılları arasında Wales Universitesi’nde ders vermiştir.
    Myth and Reason: The Ionian Origin of Greek Philosopy
    Mit (Efsane) ve Sebepleri: Yunan (eski) Felsefesinin İyonya Origini (Başlangıcı)
    Bu bölüm kitabın 97.sayfasında başlamaktadır.
    Tarihin babası Herodot’a (M.Ö.484-423) göre Thales 28 Mayıs M.Ö 585 tarihide gerçekleşen GÜNEŞ TUTULMASINI (Eclipse) hesaplamış önceden açıklamıştır. Nitekim 28 Mayıs M.Ö 585 günü Med (İran) Kralı Kyaxares ile Lidya Kralı Alyattes arasında yapılan savaş sırasında güneş tutulmuş, güpegündüz ortalık kararmış savaşan taraflar çok korkmuş bunu tanrıların bir uyarısı kabul etmişler 5 yıllık düşmanlıklarını bir tarafa bırakıp savaşa son vermişler, barışmışlardır.
    İlk çağda Güneşin tutulmasının önceden Thales tarafından bilinmesi çok çok önemli bir olaydır.
    O kadar önemli ki Halikarnas Balıkçısı yakınlarına (Şair İbrahim Ergin’e) bu olayın Miladın başlangıcı olan İsa’nın doğumundan çok çok önemli olduğunu zamanın sıfır noktasını 28 Mayıs M.Ö. 585 olması gerektiğini hep söylemiştir. Bugün itibariyle astronomik olarak 28 Mayıs M.Ö. 585 günü güneşin tutulduğunu tespit etmek mümkün değildir.
    İlk çağda bu mümkün müdür? Bunun için uzun yüzyıllar güneş tutulmalarının kaydının tutulması gerekir. Örnek olarak Babil’liler dini bayramlarını İslam’da olduğu gibi ay yılı üzerine kurmuşlar ve bu konuda uzun kayıtlar rahipler tarafından imparatorluk desteği ile tutulmuş ve bazı sonuçlara vardıkları bilinmektedir. Ancak bu konuda tam başarıya vardıkları söylenemez.
    Gelelim Milet’e ve Thales’e, o zamanlar Milet bir kent devletidir. Kayıtları tutulduğu Mısır gibi, Babil gibi bir imparatorluk değildir. Greklerin yaşamında bunun bilinmesinin de bir gereği yoktur.
    Sonuçta yazar Emlyn-Jones, olayın sadece Herodot tarafından verildiği, Thales’in bunu önceden bilmesinin mümkün olmadığı kanısına varır…
    Önümüzü iyi görebilmek için tarihi olaylarında yeni buluş ve yöntemlerle önyargılardan uzak incelemenin yararı olduğu kanısındayım. Tarih doğru okunmaya çalışılmalıdır.
    Thales tarihin kaydettiği çok önemli kişilerden biridir. Aydın ilinde antik çağda yaşamıştır. Bugün Aydın’da Üniversite vardır. Daha fazlası buradaki değerli akademisyenlere düşmektedir.

    (Muğla Devrim 08.11.2016 yayınlandı)



    Değerli Hocam,
    Thales ile ilgili yazdığın makaleyi okudum, hoşlandım. Beynine sağlık gözlerinden öperim.
    Prof. Dr. Asil Yılmaz- Adana

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 06-11-2016

    BETONARME HOCAMIZ MEHMET BİLGEYİ (1924-2016) KAYBETTİK
    Yaşımız İcabı kayıplarımız devam ediyor, Ömür Önder’in ağabeyi, Güngör Ergin’in ağabeyini kaybettik.
    Kasım 2016 başında Betonarme hocamız Mehmet Bilge’yi de kaybettiğimizi Hürriyet Gazetesindeki ilandan öğrendim. Betonarmenin teorisini konusunda Demirel’inde hocası İhsan İnan’dan bir şeyler öğrenemedik. (En azından ben) Ne öğrenmişsek tatbikatlarda Mehmet Bilge’den öğrendik. Mehmet Bilge Demirel sınıf arkadaşıymış.
    Aşağıda Benim İTÜ’den Hocalarım dosyasında bulunan hayat hikâyesini sunuyorum.

    “1924 yılında Erzurum’da doğdu. Erzurum Lisesi 1942 yılı mezunudur. Girdiği İTÜ İnşaat Fakültesinden 1949 Şubat’ında mezun oldu. Aynı yıl İTÜ İnşaat Fakültesi Betonarme ve Yüksek Mukavemet Kürsüsü’ne asistan olarak girdi. 1965 yılında Profesör oldu. Bir süre Fransa’da görev yaptı, mesleki araştırmalarda bulundu. 1982 yılında İTÜ’den emekli oldu.
    Sakarya Devlet Mühendislik Akademisinde, 1984-1995 yılları arasında Suudi Arabistan’da koordinatör olarak görev yaptı.1984 yılında bir süre İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İstanbul Şubesi başkanlığına seçildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesince danışman olarak çalıştı
    Başlıca eserleri:
    1.İlk Gerilmeli Beton
    2.Küresel Kabuklar (Kemal Özden ile) İTÜ, 1966
    Kaynak: İTÜ 225 yılı (1948-1949 mezunları)

    Bu arada hayatta olan hocalarımız kimler var. Onlarda şöyle
    -Mustafa Aytaç (1921) Topoğrafya
    -Fatin Uran (1922) Tanınmış bir Mimar, İTÜ Mimarlık mezunu, Mimarlık Bilgisi
    -Halit Koşar (1824) İTÜ Makine, Makine Bilgisi derslerimize geldi
    -Zeyyat Hatipoğlu (1925) İktisat hocamız
    -Sacit Tameroğlu (1925) tatbiki Mekanik Kolunda hocamız

    Sevgili arkadaşlarım
    Bu bilgileri güncellemek için internette gezindim. Bazı hocalarımız hakkında hiç bilgi yok. Google beni “İTÜ’DEN HOCALARIM” dosyasına götürdü.
    GURUR DUYDUM
    Ölen arkadaşlarımızı abilerine ve sevgili hocamız Mehmet Bilge’ye Tanrıdan rahmet hayatta olan hocalarımıza uzun ömürler dilerim. Tabii ben dahil 1962 İnşaat Fakültesi mezunlarına da…. Aman sıkı duralım eksilmeyelim
    Saygılarımla
    Mehmet Bildirici

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 02-11-2016

    Sevgili Mehmet Demir Bildirici
    Bugün 02 Kasım 2016, tam 68 yıl önce bugün yani 02.Kasım 1948 de Dedem Mehmet Bildirici’yi Konya’da kaybettik. Ben 9 yaşında Hâkimiyeti Milliye İlkokulunda 3. Sınıf öğrencisi idim.
    Dedem 73 yaşında imiş. Ölmeden 3 gün önce Karaarslan köyüne ablasının oğlu Ahmet’e gezmeye gitmişti. Gelince hasta geldi. Karaman caddesi üzerinde Altıyol mevkiinde ki bağ evinde idik. Henüz gene Karaman Caddesi üzerindeki şehir evine taşınmamıştık. Bu ev halen Mesnevi konutlarının güney doğu köşesinde yer almaktadır. Mahallenin Camii ve bazı eski evler hala durmaktadır.
    Buradan vasiyeti üzerine Uluırmak Mezarlığı’na gömüldü. Bu mezarlık halen mermer Havuz olarak çevrili durumdadır. Aslında Dedem babası Haşim Hoca’nın yanına gömülmek istemiş ama anam Nesibe onu bulamamış. Şimdiki Havuz içine gömülmüş. Sonradan yapılan Havuz içine ilk gömülen dedem Mehmet Bildirici’dir.
    Bu benim için çok çok önemli, çünkü bu ailede karşılaştığım ilk ölüm olayı….
    Bunu seninle paylaşmak istedim, gözlerin öper, derslerinde başarılar dilerim
    Daima yönümüz ileriye olsun, ama eski olanları da unutmayalım…

  7. VEJDA ASLAN 26-10-2016

    VEJDA ASLAN 2852

    Merhabalar hocam öncelikle mail adresinizle iletişime geçmeme izin verdiğiniz için teşekkür ederim.
    Mersin Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünün açmış olduğu Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Lisans programındayım. Tez çalışma konum; Kanlıdivane Örenyeri ve Yakın Çevresi Antik Su Yapıları: Malzeme Teknolojilerinin Tespiti ve Koruma Önerileri.
    Çalışmama başlamadan önce neolitik donemden günümüze olan su yapılarını detaylı araştırmak istiyorum
    Tezimle ilgili araştırma yaparken sizin çalışmalarınızı inceleme sansım oldu ne yazık ki internet araştırması ile sınırlı kalabildim.
    Çalışmalarınız tez araştırmamda öncülük edeceğini düşünüyorum, yardımcı olur musunuz?

    Sevgili Vejda
    Güzel bir konu seçmişiniz, başarılar dilerim, çok yoğundum biraz geç yanıtladım özür dilerim.
    Kanlıdivane konusunda hiç bilgim yok. Ama Akdeniz’de özellikle Tarsus çok zengin ama yeterli bilgiye ulaşamadım. Kitabımda bazı ön bilgiler var.
    Adana Anavarza kentinde su yapıları hakkında hiç araştırma yok. Öneririm
    Silifke Uzuncaburç Lamas (Limonlu) çayında 3 antik su alma yapısı var.
    (Web sitem Konya Tarihi su yapıları 1.b) Detaylı bilgiler var.
    8000 yıldan bu yana Anadolu’da Tarihi Su yapıları bölümünde sergim var, sergiler bölümünü inceleyebilirsin.
    Ayrıca Türkçe, İngilizce, Almanca bölümlerinin 20 maddeleri Anadolu antik Anadolu Su yapıları hakkında incelemeni öneririm.
    Ben 1991 den beri en soluklu araştırma yapan biriyim. Rahmetli Kazım Çeçen İstanbul’da, İzmir’de Ünal Öziş tüm Türkiye’de araştırma yapan bir kişi, tüm Türkiye’de üçüncü olarak araştırma yapan kişi olduğumu sanıyorum. Anadolu antik kentlerinde araştırma yapan diğer yerli ve yabancıları biliyorum…
    Bunları inceledikten sonra sorularını bekliyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.
    Mehmet Bildirici

  8. BEYZA ÜNAL 26-10-2016

    BEYZA ÜNAL 2857
    Merhaba Mehmet Bey,
    Biz İstanbul Teknik Üniversitesi Ekonomi bölümünde okuyan iki arkadaş olarak bugün Şişli'de bir sahafı dolaşıyorduk. Kağıtları karıştırırken Bahri Vedat Alpman, Ülker Alpman hakkında birkaç tane mektup ve maaş zam belgeleri bulduk. İTÜ'de bir hoca olduğunu görünce internetten araştırmak istedik, merak ettik. Gördük ki siz de hakkında bilgi sahibi olmak istemişsiniz. Biz de size ulaşıp bu belgeleri size iletmek istedik belki işinize yarar diyerek. Hala merak ediyorsanız bize ulaşabilirsiniz.
    Saygılarımla,
    Beyza Ünal

    Sevgili Beyza
    15.10.2016 tarihli mailinizi aldım. Çok mutlu oldum. Bahri Vedat Alpman İTÜ de benim matematik hocam 1957-1958 yılında…
    Bulduğunuz mektupların internet ile bit kopyasını gönderirseniz sevinirim.
    Selam ve öğrenim hayatınızda başarılar….

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 26-10-2016

    DEMİR BENİ TELEFONLA ARADI
    Sevgili Demir
    Beni telefonla araman beni çok duygulandırdı. Seni çok özlemiştim. Ben burada Akyaka’da iyiyim. Havalar da serinledi. Görüşmeyeli gezilerin oldu. Adalar ve İstanbul gezileri güzel geçti mi? Derslerin nasıl gidiyor? Konya’da havalar soğumuş…
    Hafta sonu babanla sende gel.. Deniz soğudu ama, girenler var.
    Bahçede portakal, limon henüz olmadı
    Derslerinde başarılar diliyor, gözlerinden öpüyorum
    Deden


    Sevgili dedeciğim
    Malin için teşekkürler. Yunan Adaları gezisi güzeldi. Bir gün senin de gezmeyi isterim. Rodos adasında başımda papağan ile resim çektirdim. Girit adasında dağda Zeus'un yüzünü gördük. Santroni adasının çok sevdim. Derslerim iyi gidiyor.
    Hoşça kal

  10. MEHMET GÜNDOĞDU 26-10-2016

    Sevgili Mehmet ağabey
    Anadolu'da Konya gazetesinde yeniden Kırkambar sayfası yapma hazırlığı içindeyim. Konya ile ilgili yeni yazılarını bekliyorum.
    Selamlar, saygılar ve esenlikler.
    MEHMET GÜNDOĞDU
    mehmet.k.gundogdu@outlok.com

    Sevgili Mehmet
    Senin mailinden sonra, çok düşündüm, taşındım, hem yaşlandım, hem de Konya’daki gelişmelerden dolayı, kalemimi Konya’dan çekmeye karar verdim.
    Sana başarılar diliyor, gözlerinden öpüyorum.

Toplam 152 yorum bulundu. 111-120 arası listeniyor.