Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 03-04-2020

    ULA KAYA MEZARLAR
    MEHMET BİLDİRİCİ,
    2019 yılında bazı ev ihtiyaçlarını karşılamak için Ula’ya gitmiştim. Dostum Camcı Bayram Öztürk beni karşıladı, ikramda bulundu ve beni Ula içinde dolaştırdı. Ula’ya girişte Yeni Mezarlık arkasında dağın yamacında 5 kişilik muhteşem bir kaya mezara götürdü. Çok ilginç idi, Ula’nın bu kadar yakınında… Bu kaya mezarlar hakkında P. Roos’un “Kaya Mezarlar kitabında sayfa 42-44 de açıklamalar yer almaktadır.
    Ula yaşadığımız yerin ilçe merkezi, bazı antik kalıntılar olmasına karşı tarihi hakkında bilgiler yoktur. Ola diye bir yerleşim yeri var mıdır? Okkataş’ta oturanlar sonra Ula’ya gelmişler midir? Gizemini korumaktadır.
    Ula’nın Fethiye çıkışı yanında dağın yamacında da daha basit kaya mezarlar bulunmakta olduğunu öğrenmiş bulunmaktayım.
    Temizlenip bir demir kapı içine alınsa ne iyi olur diye düşünüyorum. Bundan Ula turizmi kazanır. Ula bunu hak etmektedir
    Muğla Devrim- Resim eklenememiştir.

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 03-04-2020

    İTÜ İNŞAAT FAKÜLTESİ EN ESKİ MEZUNU VE İTÜ HOCASI İSMET AKA’YI (1923-2020) KAYBETTİK
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Değerli sınıf arkadaşlarım İstanbul Şişli 02.04.2020
    İsmet Aka İTÜ İnşaat Fakültesinin yaşayan en eski mezunlarından biridir. 1946 yılında fakülteyi birincilikle bitirmiştir. 74 yıl önce mezun olmuştu.
    İsmet Aka betonarme hocasıdır, ama İnşaat Fakültesi’nde değil Mimarlık Fakültesindedir. Bizlerin hocası olmamıştır.
    İsmet Aka 1996 yılında (İTÜ’nün 223 Yılı) yıllığına göre hayat hikâyesi şöyledir.
    1923 yılında Çandarlı’da doğdu, lise öğrenimini İzmir’de tamamladı, mezuniyetten sonra İTÜ de asistan olarak başladığı akademik hayatında 1965 yılında Profesör oldu. Çeşitli İdari görevlerde bulundu ve önemli yapılarda proje ve danışmanlık yaptı, 1990 yılında emekli oldu.
    Ben kendisi ile bir anımı sizinle paylaşmak istiyorum.
    2010 yılında İTÜ Hocalarımla ilgili bir çalışmamı Web siteme yerleştirmiştim. Çok ses getirdi, 1967 İNŞAAT mezunları farkına vardılar ve kendi Web sitelerine koydular. Bu kanalla sınıf arkadaşları Prof. Dr Zekai Celep’e ve o da kendi hocası Prof. Dr. İsmet Aka’ya sundu. Prof. Dr. İsmet Aka bana aşağıdaki mektubu gönderdi.

    Sayın Mehmet Bildirici 24.09.2011

    Prof Dr. Zekai Celep'in (İTÜ 1967 İnşaat), bana gönderdiği "İTÜ HOCALARIM" isimli çalışmanız dolayısıyla sizi kutlarım. İstanbul Teknik Üniversitesi mezun ve mensupları, her zaman vefalı davranışları ile öne çıkarlar.
    Bu sıralar bunun en görünür örneği Zekai Celep hocadır. Eski hocalar için seminer düzenleyerek, yılsonu yemeklerine davet ederek, onları arayıp sorarak her zaman saygısını belirtir.

    Ben, İSMET AKA 1940 yılında öğrenim süresi 5 yıl olan Yüksek Mühendislik Mektebi'ne girip, 1944 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi olduktan sonra 1946 yılında mezun oldum. Bu nedenle bilgim, anılarım değerlendirilebilir. Bunları yazarak çalışmalarınızın gelişmesine katkıda bulunmak istedim.

    Mustafa Santur, Fikri Santur'un oğludur. Her ikisi de değerli hocalar olup Baba Santur Okul iken Okul Müdürlüğü, oğul Santur'da İTÜ Rektörlüğü yapmıştır.
    Ben Mukavemet dersini okuyacağım yıl Fikri Santur Hoca emekli oldu. Ondan ders alamadım. Ama ağabeylerimden onun çok methini duydum.
    Bir diğeri Yazar Halide Edip Adıvar'ın ilk eşi matematikçi Salih Zeki'dir. Salih Murat diye sehven yanlış yazılmıştır. Malik Sayar Salih Zeki'nin önceki eşinden oğludur.
    İTÜ'nün ilk dekanı Said Kuran'dır.
    Başarı dileklerimle
    Prof. Dr. İsmet Aka

    Bunun beni nasıl mutlu ettiğimi anlatamam. İşin başlangıcında idim. Kendi kendime oğlum Mehmet bu yolda devam et dedim. Hocayı telefondan aradım. Teşekkür ve şükranlarımı sundum. Verdiği bilgileri dosyama yansıtacağımı söyledim.
    Caddebostan’da oturuyordu. Kendisini gene 01.02.2019 günü telefonla arayıp hürmetlerimi sundum. Mutlu olmuştu.
    Bu defa değerli hocayı internetten kaybettiğimizi öğrendim. Kendisine Tanrı’dan rahmet ailesi İTÜ camiasına baş sağlığı dilerim.
    İTÜ mezunları ile ilgili dosyam için
    www.mehmetbildiric.com Türkçe 2015 sayfa 6 dosya 50. Tüm mezunları görmek için dosyamı görmenizi öneririm.

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 03-04-2020

    BAŞKA BİR MEZHEPTEN AZİZ GREGORY LUSAROVİÇ (257-331)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Din bugün olduğu gibi tüm tarih boyunca kültürü yaşamı ekonomiyi etkilemiş, savaşlara da sebep olmuştur. Hâlbuki bütün dinler insanlığa hizmet ettiğini savunurlar. Bu yazımda da başka bir değişik kesimden din azizini inceleyeceğim.
    Aziz Gregory Lusaroviç Aydınlatıcı Kirkor. Ermenilerin ilk patriği Gregory 257 tarihinde varlıklı bir Ermeni ailenin oğlu olarak Ermenistan’da doğar. Ama siyasi karışıklıklar sonucu çok küçük bir çocuk iken KAYSERİ’YE kaçırılır ve gizli Hıristiyan Rumlarca yetiştirilir. Burada şuna dikkat çekeceğim, Ermeniler ayrı bir Hıristiyan ulus olmalarına karşı önce Grek alfabesi kullanıyor İncil’i bile Grek harfleriyle yazıyorlardı.
    Büyüyünce memleketi Ermenistan’a geri döner, burada yapılan ANAHIT törenlerine katılmaz ve onu protesto eder. Bundan dolayı çok cezalandırılır bir kuyuya atılır. Anahit pagan dönemi Ermenilerin tapındıkları en önemli tanrıçadır. Efes’teki tanrıça Artemis gibi Bugün pek çok Ermeni kızına Hıristiyanlığa karşı olan bu isim verilmektedir.
    Ermeni Kralı Dırdat (250-330) (Tridates III) hüküm sürmektedir. Dırdat 301 yıllarına doğru derman bulmaz bir hastalığa yakalanır, kralın yakını, Gregory’nin bunu dua ile iyi edeceğine kralı ikna ederler. Gregory bir kuyuda yaşamaktadır, bir kadın ona ekmek atmaktadır. Aranır ve ortaya çıkarılır.
    Gregory kralı iyileştirir, bu defa her türlü zulmün uygulandığı Gregory M.S 301 yılında kralı ikna eder ve Dırdat’ın başında bulunduğu Ermeni Devleti Doğu Roma İmparatorluğundan önce ilk Hıristiyan devlet olur. Gregory Lusavoriç 44 yaşındadır. Kurulan Ermeni kilisesinin ilk Patriği olur.
    Ermenilerin esas mezhebi onun adından Gregorien ismini almıştır. Daha sonraki yıllarda Batılıların etkisi ile Katolikliği ve Protestanlığı da benimsemiştir.
    Anadolu’da başta Kayseri olmak üzere pek yerde adına kiliseler açılmıştır. 1915 olaylarından sonra pek çok Ermeni Anadolu’dan göç etmek durumunda kalmış, bugün Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Ermenistan’da yaşamakta ve Gregory Lusavoriç tarafından aydınlatılmaktadır.
    Bir dini lideri anlatırken tarihi olaylarla mucizeler birbirine karışmakta olduğu bir gerçektir.
    (Muğla Devrim9

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 03-04-2020

    ANADOLU’DAN DÜNYAYA IŞIK SAÇMIŞ BİR AZİZ AYA MAMA (3 YÜZYIL)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Hıristiyanlığın resmen tanınmasından önce inancı uğruna eziyet çekmiş, canından olmuş ve ölümünden sonra büyük itibar görmüş, adına kiliseler, manastırlar açılmış ünü çok uzaklara yayılmış insanlar vardır. Bunlardan biri de Aksaray ilinde ismi yaşayan bir aziz de Aya Mama veya Aya Mamas’tır. Bugün ismi Gökçe olan Mamasın köyünde doğduğu sanılmaktadır. Üçüncü yüzyılda yaşamıştır. Hakkında doğru bilgiler yok gibidir. Buna karşın hakkında yaptığına inanılan efsaneler bulunmaktadır.
    15 yaşında bir çobandır, koyun keçi ve evcilleştirilmiş geyik besler bunlardan elde ettiği sütlerden yaptığı peynirleri fakirlere dağıtır. İnancından dolayı takip edilir ve dağlara kaçar yakalanır ve Kayseri de öldürülür. Dağlarda iken bir geyik her gün gelir sütü ile besler.
    Hıristiyanlık resmi din olarak kabullenince gerçekleştirdi mucizler kulaktan kulağa yayılır kemiklerini Mamasın köyüne getirilir doğduğu köyde bir mağara kiliseye yerleştirilir daha sonra buraya 8 veya 9 yüzyıllarda bir kilise yapıldığı biliniyor.
    Aya Mama’nın ünü başkent İstanbul’a ulaşır burada da adına kiliseler yapılır ama bugün bu konuda fazla bilgi ve bulgular yoktur.
    İstanbul’da yaklaşık 15 yıl önce gelen büyük selde AYAMAMA deresi taşmış üzerine yapılmaması gereken sanayi binalarını tırları sel alıp götürmüştür. İstanbul’a sel getiren Ayamama Deresi Bahçeşehir ilçesi sınırları içindedir. Bu isim bu azizle ilgilidir., onun adını taşımaktadır.
    Sonuç olarak Mamasın Köyü Rumların yaşadığı bir köydür. Rumlar için çok önemli bir kişidir. Buradan göç eden Rumlar Türkiye dışından gelerek ziyaret ederler. Maalesef bunları geç öğrendiğim için bu mağara kiliseyi göremedim. Ayrıca Aksaray da yapılan Mamasın Barajı azizin ismini taşımaktadır.
    1850’lerden itibaren bu makam Müslümanlar tarafından da ziyaret edilmeye başlamış Müslüman bir eren olan PİR ŞAMAS’A ait olduğuna inanılmaktalar, ancak Pir Şamas için hiçbir tarihi veri bilinmemektedir.
    Bu olay çok çok önemlidir. Bugün ebedi bir Türk vatanı olan Anadolu’da pek çok yüzyıllar Hristiyanlar yaşamışlardır. Anadolu’muzu iyi tanımak için eskiyi de bilmek gerekmektedir. Örnek olarak geyiğin sütünden faydalanması ilginçtir.
    Aziz Mama’nın ünü yayılmış Aksaray Mamasın dışında İstanbul başta olmak üzere Kıbrıs Güzelyurt (Omorfo), Yunanistan, Girit, Fransa ve Konya’da adına yapılmış küçük kiliseler bulunmaktadır.
    Konya’nın bugün 2-3 km güneyinde AYMANAS isimli bir mahallesi vardır. 16 yüzyılda bir Rum köyü olan Aymanas’ın bu azizle bir bağlantısı olabilir. Bu konuda tam bir görüşe varmış değilim. Eskiden Konya’nın yazın göçülen bu bağlık yörede Annemin, anneannemim babalarının yazlık bağ evleri vardı.
    Ayrıca Selçuklu dönemi Alaaddin Camiinde daha önceki dönemler yapılarından gelen işlemeli ve yazılı taşlar kullanılmıştır. Burada Konya’nın güneyinden gelen bir kolonda bir kişinin bir kolonu Aya Mannis vakfına bağışladığı ifade edilmektedir. Yazıtın aslına Web sitemden ulaşılabilir. Bu Aya Mannis Aya Mama mıdır, başka bir dün ulusumudur?
    Önce Mamasınlı Aya Mama hakkında bir bilgim yoktu, Konya hakkında ki bu detaylar beni bu azizi tanımaya yöneltti. Atina’da Küçük Asya Vakfı ve kitaplığı olduğunu öğrendim. Anadolu’nun tarihi ile çok kitap olduğunu duydum. Ancak bu kitaplar arasında Türkçe, İngilizce kitaplar olmasına karşın çoğunluk Grekçe idi. Bu kitaplığı üç defa ziyaret ettim. Gelenler bir deftere ismini yazıyor, Türkiye’den gelen akademisyenler dışında nadir ziyaretçilerinden biri olduğumu gururla belirtiyordum.
    Süre çok kısaydı gene de faydalanmaya çalıştım. Kurumun başkanı İstanbullu Stavros Anestidis’le arkadaş oldum. O da bana O Agio Mama isimli Grekçe yazılmış bir kitabı armağan etti. Arşivimde saklıyorum.
    Bu yazıyı hazırlarken çeşitli kaynaklar yanında internetten Yavuz İşçen’in makalesinden yararlandım, kendisine teşekkür ederim. (Muğla Devim)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 03-04-2020

    İSRAİL TOPLANTISINDA SUNDUĞUM POSTER
    KARAMAN ERMENEK YUKARI ÇAĞLAR ANTİK SBIDE ANTİK KENTİ POSTERİ
    KARAMAN ERMENEK YUKARI ÇAĞLAR KÖYÜNDE
    ANTİK SBIDE KENTİNİN ORTAYA ÇIKIŞI
    Yukarı Çağlar köyü Ermenek-Taşkent-Konya yolu üzerinde bulunan Güneyyut (antik Gargara) köyünden kuzeye ayrılan yoldan yaklaşık 5 km dir. Toros dağı zirvelerinde temiz havası, doğal güzelliği ve organik gıdaları yaşanacak bir yerdir.

    Yukarı Çağlar köyü sınırları içinde bulunan antik yerleşim SBIDE olarak geçmektedir.
    Sbide antik kentinin Roma döneminde önemli bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır. Bu yörede tek çalışan Tarihçi Arkeolog GEORGE BEAN’dir. Sbide hangi dilden geldiği ve ne anlama geldiği bilinmemektedir. Bean burada yazıt taraması yapmış, çevrede antik kentten kalıntılar olduğu halde Yukarı Çağlar’da yazıt görülememiştir. Su tünelleri kendisine gösterilmemiştir. Yazıt olmamasına karşı köy içinde işlemeli kolon başları görülmektedir.
    Kentin su ihtiyacı yaklaşık 4,2 km uzunluğunda muhteşem su tünelleri ile karşılanmıştır. Su tünelleri çok eğimli dağın içine açılmış, kazı malzemeleri her 40-50 metrede de yatay açılmış bir pencerelerden (delikler) aşağı atılmıştır. Bunlar alttan bakıldığında net olarak görülmekte, bu tüneller SIRA DELİKLER olarak bilinmektedir.
    Roma döneminde gelişmiş çok önemli bir kent olmasına karşı, tanıtılmamış ve hakkında çok az yayın bulunmaktadır.
    Su tünellerinden ilk bahseden ve bunu DSİ Genel Müdürlüğü tarafından 1994 yılında yayınlanan “Konya Tarihi Su Yapıları” kitabında yer veren İnşaat Yüksek Mühendisi Mehmet Bildirici olmuştur. Bildirici tünellerin bir planını ve enerji kırıcı noktasındaki ilginç hidrolik yapıyı göstermiştir. Kendisine burayı incelemeyi öneren ve bir rehberle oraya gönderen eski Ermenek Belediye Başkanı HALİL AKBULUT olmuştur.
    Daha sonra İzmir’de yaşayan bu köyden Ali Aktürk’tün daveti ile Ağustos 2011 de kent detaylı incelenmiş ve olağanüstü antik tünellerin bulunduğu Sbede kenti ortaya çıkarılmıştır

    Cura Aquarum 2012 İsrail toplantısında sunduğum bu bildiri Toplantı sonu yayınlanan Bildiriler kitabında yer almıştır.
    Sbede ve suyollarına ait daha geniş bilgiler WEB Sitemdedir.

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 03-04-2020

    TORUNUM İLE SEDİR ADASI GEZİSİ YAZISI ARDINDAN
    TEOMAN ÜNÜSAN ANISINA
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim Gazetesinde yukarı isimde yazdığım ve 05.09.2015 günü yayınlanan yazım çok ilgi topladı, çeşitli telefonlar aldım. Bunlarda biri de eski İçleri Bakanı değerli devlet adamı ve eski Ula kaymakamı Teoman Ünüsan idi. Benim gibi hem Akyaka’lı ve hem de Konya’lı, Ünüsan ile Konya Lisesi’nden arkadaşıyız. Yani Nail Çakırhan ve Hikmet İlaydın ile birlikte Muğla- Konya arasında oluşan gönül bağlarında bir halkadır.
    1954 yılında Konya Lisesi Orta kısmında değerli eşi Fahamet Hanım sınıf arkadaşım idi. Saygıdeğer ve arkadaşı olmaktan büyük gurur duyduğum Ünüsan bana attığı mail de şunları yazmıştır.
    “Merhaba Mehmet
    Torunun çok esaslı bir tipe benziyor. Sen de muhteşem kaleminle Gökova’yı çok iyi anlatmışsın. Torunun ve sana mutlu ve sağlıklı bir ömür diliyorum.

    Bugün Konya’nın çok seçkin bir semti olan Konya’da 1950’li yıllarda en güzel ev, Fahamet Hanım’ın babası Rıfkı BAKIRCI’nın idi, Ünüsan ailesi halen bu güzel evi ellerinde tutuyorlar, belirli ayları orada Meram havası alarak geçiriyorlar. Ara ara onlar orada iken kahve içmek için onları ziyaret ediyorum. Burada onlar için daha önce çıkmış bir yazımdan alıntılar koyacağım.

    MERAM DA ESKİ ZAMANLARDA BİR GEZİ
    Mehmet BİLDİRİCİ
    Meram Konya'nın bağlarının yer aldığı mesire yeridir. Meram çayı yüzyıllardır Konya'nın suyunu ve selini sağlamıştır. Bugün de en seçkin bir bölgedir.
    Meram Selçuklular zamanında da çok tercih edilen bir yöredir. Selçukluyu yönetenlerin ve Mevlevilerin burada bağları vardı. Selçuklulardan kalma Tavus Baba Türbesi, Cemel Ali Türbesi, Karamanoğlu döneminden Meram Hamamı, Osmanlı döneminden 15. yüzyılda yaşamış Ebul Vefa adına camii ve 16. yüzyılda yaşamış Kasım Halife (Vakfiyesi H 933- 1525 tarihli) camii bulunmaktadır. Bu konularda oldukça tarihi bilgiler ve inceleme yazıları bulunmaktadır.
    Ben bu yazımda biraz daha eskilere giderek yaklaşık 2000 yıl önce Meram'da yaşam nasıldır? Bunu incelemeye çalışacağız.
    Meram denince ilk akla gelen Meram Çayı üzerinde olan zarif taş köprü gelir. Bu taş köprü ne zaman yaptırılmıştır. Bu konuda hiç bir belge bize ulaşmamaktadır. O halde köprünün tarihi köprünün yapım tarzından çıkarılmalıdır. Tam yarım daire kemer, kemerde çok düzgün taşlar kullanılmış, kemerler arası da düzgün yatay taşlar dizilmiş. Elimde Kütahya Aizonai kentinde (Kütahya-Çavdarhisar) ve Antakya Asi nehri üzerinde bugün yerinde olmayan köprülerin fotoğrafı var. Bunların Roma döneminde yapıldığı tartışmasız, bu köprülerin fotoğrafı ile Meram köprüsü yan yana konulduğunda ayırmak mümkün değildir. Köprünün Roma döneminden kaldığını söyleyebiliriz. Mutlaka sonraki dönemlerde onarımlar olmuştur.
    Köprü bu kadar eski olabilir mi? Çevrede başka kalıntılar da var mıdır? Hemen yanında Karamanoğlu döneminde Hatipli Hasbeyoğlu tarafından yaptırılmış (1420 yıllarında) ve bugün restore edilmiş tarihi hamam bulunmaktadır. Şüphesiz bu hamam Karamanoğlu eseridir. Ancak yol cephesindeki ve arka taraflardaki duvarlar incelendiğinde, farklı dönemlerin kültürel izleri hemen görünecektir. Köprünün hemen yanındaki bu hamamın yerinde daha önce bir yapı olduğu kabul edilmelidir. Kapının üstünde bulunan işleme de gayri İslami motifler dikkat çekmektedir.
    Benim de kanım burada daha önce bir yapı olduğu yönündedir. Ancak ne çeşittir bir yapıdır buna şimdilik bir şey söylemek mümkün değildir.
    Konyalı'nın "Konya Tarihi"nin 1104. sayfasında köprü hakkında bilgi ve köprü üzerinde bulunan bugün kaybolan ters konmuş kitabeli bir taşın fotoğrafı bulunmaktadır. Bir Latince kitabe Roma kentinin, Palatin tepesinden (Eski Roma'da ) bir Romalının mezar taşıdır. Bu taş değerli dostum Arkeolog Thomas Drew Bear tarafından okunmuştur.
    Gene eski Meram yolunda fidanlık durağında bir arkadaşımın (Kemal Uluışık) bağ evinde eski işlemeli taşlar arasında bulunan bir yazı tarafımızdan Prof. Dr. Thomas Drew-Bear'e gösterildi ve okunup kayıtlara geçti. Türkçesi şöyle: "Kocasını seven ve dürüst olan Aponia'nın anısına kocası Burrus (bu mezarı yaptırdı) " Bir aşkı, Aponia ile Burrus'un aşkını ebedileştiren bir mezar taşı, Hıristiyanlık öncesine ait.
    Tavus Baba Camii yanındaki türbe, Cemel Ali Dede türbesi incelendiğinde eski dönemden gelen taşlar hemen seçilecektir.
    Meram çayı yüzyıllar boyu Konya'ya su taşımıştır. Bazen de sel getirmiştir. "Konya'nın Ölümü Sudan" deyiminin çıkmasına yol açmıştır. Ancak su mühendisliğindeki gelişmeler bunu ortadan kaldırmıştır.
    Meram çayı "Şehir Irmağı" ile kente içme suyu sağlamıştır. Araştırmacı W. Ramsay "Selçuklunun Konya'yı başkent seçmesini sulama kanalları ve su imkânlarının oluşuna bağlar" şahsen bende bu görüşteyim.
    Konuya merak duymuş olanları ve meramda yaşayan hemşerilerimi bu gözle Meram'da bir geziye davet ediyorum….

    (02.01.2001 – YENİ GAZETE KIRKAMBAR)
    (ÇAĞRI DERGİSİ – 2002 Ağustos)
    (Muğla Devrim 14.09.2015 yayınlandı)
    TEOMAN ÜNÜSAN ANISINA TEKRAR ELE ALINMIŞTIR.
    30.03.2020

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 03-04-2020

    SEVGİLİ KONYA LİSELİ ARKADAŞLARIM 01.04.2020
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Normal olarak kışı geçirmek ve Mart ayında Akyaka’ya dönmek için İstanbul’a geldim. Virüs yüzünden hepimiz gibi ben de ev hapsindeyim. İstanbul’dayım
    Acı bir haberle başlayacağım
    ÇETİN KILCIYI KAYBETTİK. (1938-2020)
    Çetin ile 16.03.2020 de telefonda uzun uzun konuşmuştuk, hastayım diyordu. Sonuçta Cengiz Özkara Facebook bir haber görmüş, Çetin’in küçük kardeşi abisi Çetin Kılcı’nın kaybı ile mesaj atmış. İlk Cengiz Özkara bana telefon etti, duymadım dedim, İsmail Uğurlu’yu aradım, haberim yok dedi. Hemen evini aradım, cevap vermiyordu. Facebook’a mesaj atarak kardeşine telefonla ulaştım. Ağabeyinin 30.03.2020 tarihinde vefat ettiğini, Karacaahmet mezarlığına gömüldüğünü söyledi, ailesinin telefonlarını kapalı tutacaklarını, kendisi de Ankara’da olduğundan katılamadığını ifade etti
    Çetin Kılcı aslen Seydişehirli idi, Ankara Ziraat Fakültesi mezunuydu, Konya ve İstanbul Ziraai Mücadele ve Tarım İl Müdürlüklerinde önemli görevler yüklenmişti. Emekli olduktan sora İstanbul’a yerleşmişti. Birkaç defa Pendik’te birlikte bilirkişilik yapmıştık.
    Çetin Kılcı tüm arkadaşlarımızın çok sevdiği tabir caizse baba adamdı. Kendisine Tanrıdan rahmet, eşi Zehra Hanıma ve yakınlarına baş sağlığı dilerim.

    ÜNAL GÜCÜYENER (1938-2020)
    Yeni Konya Gazetesi kurucusu Mustafa Naci Gücüyener’in ortanca oğluydu, Adil Gücüyener ve Kırmızı Kütüphane sahibi Gültekin Gücüyener’in kardeşi idi. Eşini kaybettikten sonra Konya’da yalnız yaşadı. Konya Lisesi Orta sonda sınıf arkadaşımdı

    Sevgili arkadaşlar hepimiz 80 yaşın üzerindeyiz, risk grubundayız. Bundan sonra görüşmelerimiz oldukça zor. Ama teknolojiden yararlanıp, telefon, mail ile irtibatı kesmemeliyiz diye düşünüyorum.
    Ben de öyle yapıyorum, başta rahatsız olan hasta arkadaşlarımız olmak üzere ara ara arıyorum. Bunlardan kısa bilgiler şöyle
    FEHMİ ERSOY: 2020 yılında yüz yüze görüştüğüm tek arkadaşım Fehmi, onunla buluştuk kapanmadan Beyoğlu öğretmen evinde yemek yedik. Uzun sohbetlerimiz oldu.
    ÖMER ALPTEKİN: Pek çok defa telefonla görüşüyoruz. Söyleşi yapıyoruz. Klasik Türk Müziği Çalışıyor, Ney üflüyor…
    HASAN YEŞİLKAYA: Telefonla görüştüm, beni Ömer Alptekin ile birlikte dışarıda yemeğe davet etti, ama Virüs engelledi, kendisine gerçekleşemeyen bu davetten ne kadar mutlu olduğumu belirtmek isterim Zira üçümüz Hâkimiyeti Milliye İlkokulundan da sınıf arkadaşıyız.
    OSMAN BIYIKOĞLU: Osman’ı aradım, maalesef Alzheimer, ben eşi Melahat Bıyıkoğlu ile konuştum bilgi aldım, Osman facebook mesajlar yayınlıyor, bunların eşi Ziraat Mühendisi Melahat Bıyıkoğlu tarafından yapılıyor. Melahat Hanım Osman’a gül gibi bakıyor. Ben kendisine tüm arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum, (11.02.2020)
    GÜRSEL KARACA: Gürsel’i aradım, eşi Sema Hanımla konuştum. Bol uyuyor, konuşurken uyuyordu. Aynı gün uyanınca telefon etti, o kadar memnun olduk ki
    TAYYAR ÇİMEN: Tayyar sanki bize yaşıt değil, bir genç adam, yazılar yazıyor fırtına gibi. Tayyar ile Mustafa Bahçıvan’ın Yeni Meram’da köşe yazarıydık. (17.02.2020)
    24.02.2020 GERÇEK DOĞUM günüm çok rahatsızdım
    01.03.2020: Kafa kağıdımda ki Doğum günüm. Konya’dan oğlum Prof. Dr. Öztuğ Bildirici, torunum Mehmet Demir, kızım Eczacı Sibel Bildirici Fatih’te özel bir kebapçıya götürdüler.. Teşekkürler
    SAİM SAKAOĞLU: Devamlı haberleşiriz.
    ORHAN ARDA: Eski ortağım, sık sık haberleşiriz
    AHMET AKTAŞ: Konya’da yaşıyor, telefonla sohbet ettik.
    CEVDET ÖNAL: Aslen Cihanbeyli,

    Son olarak Konya Lisesi ile bazı bilgiler:
    ÖMER KAYA (1939-2019) -. Bizim dönemlerden daha sonra Lise ve Milli Eğitim Müdürü
    FAHRİYE KALFAZADE: (1926-2020) Matematik öğretmeni, bizim öğretmeniimiz değil.
    MEMİŞ AKDOĞAN: Almanca öğretmeni
    CORONA VİRÜS BELASINI ATLAKMAK DİLEĞİYLE HEPİNİZE SELAMLAR, DİJİTAL ORTAMDA KOPMAMAK DİLEĞiYLE


    Sevgili Mehmet, 01.04.2020
    İletini az önce okudum ve bekletmeden, cevabımı soğutmadan cevap vermek istedim.
    Bu gün (01.04.2020) benim, Tokat Gaziosmanpaşa Lisesi'nde edebiyat öğretmeni olarak göreve başladığım gün... Yani 55 yıl olmuş. Ve 14 yıllık emekliyim.
    Ben zaten yarı hapistim, evden pek çıkmazdım. çevremdeki iş yerlerine gider, dönerdim. Okuma ve yazma işlerimin yoğunluğu beni gönüllü eve bağladı.
    Ölenlere rahmet diliyorum, rahatsız olanlara da şifalar.. .Bazılarını tanımıyordum.
    Selam ve sevgilerimle
    SAİM SAKAOĞLU
    Ben Osman Bıyıkoğlunun eşi Melahat Bıyıkoğlu ilginize çok teşekkür ediyorum
    Meslektaşım Çetin Kılcı ınn vefatına çok üzüldüm Işıklar içinde yatsın İstanbul daki çalışma döneminde bana çok yardımcı olmuştur
    Osman ve benden tüm arkadaşlara selam ve sevgiler.
    MELAHAT BIYIKOĞLU

    Mehmetciğim verdiğin bilgiler için çok teşekkür ederim iyi ki varsın. Sevgiler selamlar
    ATALAY TARHAN

    ÖMER ALPTEKİN
    Telefon etti, uzun uzun konuştuk.

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 01-04-2020

    SELÇUKLU KONYA SURLARINDA BİR GEZİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Dağcı ve belgeselleri ile tanınan arkadaşım Recai Kıcıkoğlu'nun isteği üzerine onun kamerası ile birlikte antik Konya'nın izleri üzerinde bir gezi belgeseli hazırladık ve belgesel 08.11.2000 tarihide KONTV de gösterildi.
    İkonium isminin ilk defa M:Ö 401 yılında Ksenefon'un da katıldığı "Onbinlerin Dönüşü" isimli kitapta geçmektedir. M.S. 1.yüzyılda İmparator Cladius döneminde kent haline geldiği, Selçuklu döneminde onarılan Konya kalesinin muhtemelen bu dönemde yapıldığı, Hıristiyanlığın kurucusu Saint Paul'un bu yüzyılda Konya'ya misyonerlik gezisi düzenlendiği, bunun İncil'de yer aldığı açıklandıktan sonra geziye Alaaddin tepesi üzerinden başlanıldı.
    Alaaddin tepesinin her dönemde Konya'nın merkezi olduğu, tepe üzerinde Cumhuriyet döneminde yıktırılan muhtemelen 4.yüzyılda yapılmış kilisenin bulunduğu (Eflatun Mescidi-Saat Kulesi), muhtemelen Hıristiyanlığın yeniden kuramlaştırıldığı 4.yüzyılda yaşamış Amphilochüs'ün mezarının bu kilise içinde bulunduğu ve Müslümanlar tarafından da MAKAM kabul edildiği belirtilerek yaklaşık yeri gösterildi.
    Burada Konya'nın çok eski caddesi olan Sırçalı Mescit ve Bizans Katakomb'unun (Yer altı mezar odası) bulunduğu caddeden Larende kapısına gelindi. Surların hemen karşısındaki Sahip Ata Camii ve minarenin bulunduğu blokta Sebil olarak kullanılmış Roma ve Bizans lahitlerinin bulunduğu gösterildi.
    Buradan başlayarak sur üzerinde yüründü, Larende caddesi surun dışında kalmakta, Larende caddesinden sur Marangozlar içinden Kapı camiine uzanmaktadır. Kapı camii Sur kapısı üzerinde bulunduğundan bu ismi almıştır. Buradan Hükümet binası içeride kalacak şekilde meydandan geçerek Fatih çarşısı ve Konaltaş işhanının altından İstanbul Caddesi sur dışında kalacak şekilde devam ediyor. İsmet Paşa İlkokulu dışta kalacak şekilde sola dönüyor, eski Hapishane ve Karma Ortaokul dışta kalacak şekilde duvar kuzey yönünde devam ediyor. Hacı Veyis Camii ve Ticaret Odası altından tekrar güneye dönüyor, Devrim İlkokulu ve bir süre Üniversitenin kullandığı bina içte kalacak şekilde devam ediyor, Kazım Karabekir caddesini keserek, Konya Lisesi'nin arka duvarı dışından, Atatürk Anıtı ve Larende Caddesi dışta kalacak şekilde devam ediyor. Buradan ilk başladığımız Larende kapısına gelindi. Ve tur tamamlandı.
    Sur içinde Alaaddin tepesinin güneyinin en eski yerleşim olduğu, güney batısında bir Romen Sarayının izlerinin bulunduğu, Roma dönemine ait yazıtların bu bölgede bulunduğu, Darülhuffaz olarak bilinen Karamanoğlu mescidinin beden duvarlarının muhtemelen bir Roma dönemi mozolesinden geldiği, çünkü duvar örgüsünün çok farklı olduğu, açıklandı.
    Ayrıca gene Selçuklu öncesi Alaaddin tepesi çevresinde bir İçkale olduğu belgelerde belirtildiği gibi kalıntılarda ortaya çıkmaktadır. Bu iç kale bugünkü Alaaddin tepesinin eteğindeki duvarların yaklaşık 30-50 m dışından geçmektedir. Araboğlu Makası olarak bilinen ve üzerinde Ordu binası, Fransız Kilisesi ve sokağa adını veren Kosti Araboğlu'nun evinin altından, gene tepenin kuzey batısında Huma Otelinin altından bu iç kale geçmektedir. ( Bu konu Recai Kıcıkoğlu ile birlikte KONTV de 08.11.2000 tarihinde gösterildi.




    SELÇUKLU VE OSMANLI DÖNEMİ YAPILARINDA KULLANILMIŞ ANTİK DÖNEME AİT YAZIT VE MİMARİ PARÇALAR
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Selçuklu ve Osmanlı dönemi eserleri incelendiğinde hemen hemen tümünde eskiden gelme duvarlar, taşlar, lahitler yeni yapılarda malzeme olarak kullanılmıştır.
    Eserler incelendiğinde çok farklı malzeme ve duvar örgüleri ile karşılanmaktadır. Bu eserler bu gözle incelendiğinde antik kentin izleri çok rahat ortaya çıkmaktadır.
    Gezi ve incelemelerimizde bunları belirlemeye çalıştık. İşte tespit edilebilenler

    ALAADDİN CAMİİ:
    Camide kullanılan hemen hemen tüm kolonlar çevre yapılardan temin edilmiş, bunlar arasında birkaç adet koçboynuzlu İyonik kolon, akantüs yapraklı Korinth kolon ve sade Dor başlıklı kolonları görmek mümkündür.
    Ayrıca geniş oyuklu kahverengi ve dikdörtgene yakın kolonlar görülmektedir. Bunlardan bir tanesi yazılı olup Isaurapolis (Çumra Aydoğmuş civarı) kentinden getirildiği görülmektedir. Diğerlerinin Konya içinden Dinorna (Akören), Zoldera (Hatunsaray) getirildiği söylence halindedir.

    ROMA HAMAMI
    Bugün İnce Minare ile Alaaddin Tepesi arasında Evliya Çelebi tarafından SUNGUR hamamı olarak belirtilen bir Roma hamamından bahsedilmektedir. Bu hamamın kitabesi Şerafettin Cami önündeki çeşmeye konuyor, ama o da zamanla kayboluyor. İbrahim Hakkı Konyalı küçükken bu hamamın kalıntılarını gördüğünü iddia ediyor, çok büyük bir hamam olduğu sanılıyor.

    KAPI CAMİİ
    Konya suru üzerine yapıldığı için bu ismi alıyor. Girişte son cemaat mahallinde her iki tarafta, eski kolonlar var. Girişte solda Korinth başlıklı, sağda Alaaddin Camiinde bulunan geniş oyuklu üzerinde yılan gibi sarma var. Bir kısım eski kolon ve taşların Atatürk heykeli yanındaki eski Amber Reis mabedinden getirildiği biliniyor.
    Ayrıca tüm dış duvarlar incelendiğinde çeşitli kısmen yazılı ve işlemeli taşlar görülüyor.

    AMBER REİS CAMİ
    Anıt alanında bulunan bugünkü Yeşil Camii 1911 yılında, eski mabet yıkılarak yapılmış, bunun yerinde Selçuklu günü bir mescit olduğu biliniyor, burada da çok eski taşların kullanıldığı sanılıyor, bunların bir kısmı Kapı caminde kullanılmış.



    ROMEN SARAYI
    Bugün Muhacir Pazarı semtinde, Eski Kütüphane, şimdi Devlet Tiyatrosunun bulunduğu binanın hemen arkalarında evlerin altında bir Romen Sarayı kalıntısı ve mozaikler görülüyor, bugün üzerinde evlerin bulunduğu saray alanının çok geniş bir alana yayıldığı sanılıyor.

    KATAKOMB
    Hemen Sırçalı Mescit Müzesinin hemen kuzeyinde yer altı mezar odası ve burada bulunmuş yazıt vardır

    ALAADDİN TEPESİ ÜZERİNDE BİZANS KİLİSESİ
    1921 yılında yıktırılan Kilise

    SAHİP ATA CAMİİ ve TÜRBESİ
    Bugün Sahip Ata Camii girişinde önündeki estetik ve Selçuk eseri minarenin altında birinde Meduza başı olan (Roma) ve bir Bizans dönemi lahdi bulunmakta, bunlar Selçuklu döneminde içi su ile doldurularak sebil olarak kullanılmıştır.
    Sahip Ata Türbesi Selçuklu türbelerinden çok farklı karakterde bir yapıdır. İyi incelendiğinde yapının haç planlı bir Bizans kilisesinin yenilenerek yapıldığı görülecektir. Şüphesiz girişi ve kubbeleri Selçuklu eseridir.

    MERAM KÖPRÜSÜ
    Roma dönemi yapısı olduğu yapı tarzından anlaşılmaktadır.

    MERAM HAMAMI
    Karamanoğlu döneminde yaptırılan hamamın batı duvarı yapı olarak çok farklı ve Bizans döneminden kalma duvar kullanılmış, üzerinde Hıristiyanlık işaretleri çift güvercin ve balık motifi var.

    ATEŞBAZ MESCİDİ
    Konya Meram arasında SSK hastanesi güneyinde çok ilginç eski taşlar kullanılarak yapılmış bir yapı, aynı taştan yapılma lahit de var !!!

    HOCA FAKİH TÜRBESİ
    Cami yanında ve çevresinde eski kolonlar, kolon altları yanındaki sarnıç yanında kullanılmış üzeri yazılmamış lahit var.

    SAHİP ATA SARNIÇLARI
    Loras dağındaki sarnıçla büyük bir benzerlik bulunmakta.

    BÜRÜMCEK CAMİ
    Avlusunda çok büyük sarnıç var.

    MERAM ANA KIZ SARNICINDA
    Duvarlarında eski taşlar bulunmakta

    BEYHEKİM MESCİDİ
    Cephe önce kesme eski taşlardan örgü, üzeri tuğla, pek çok Selçuklu eserlerinde görülüyor. Burada eski taşların veya duvarların bir kısmının üzerine yapının yapıldığı anlaşılmakta.

    AKSİNNE MESCİDİ
    Konyalı'nın tarihinde kuzey duvar altında 6 satırlık Grekçe bir yazıt olduğu ifade edilmektedir. Bugün mevcut değil.
    ŞERAFETTİN CAMİİ
    Selçuklu dönemi bir cami veya mescit üzerinde Osmanlı dönemi yapısı, burada duvarlarda yer yer eski taşlar kullanılmıştır. 1990'lı yıllarda üzerinde haç olan bir mezar taşı dikkati çekti ve üzeri bir şekilde kapatıldı.
    İPLİKÇİ CAMİİ
    Zamanla yapılmış ve genişletilmiş bir Selçuklu eseri, güneydeki kubbenin en eski, muhtemelen bir Bizans kilisesi üzerine yapıldığı düşünülebilir. Camiin güneyindeki boşlukta kolon kaideleri, atılı kolonlar, lahit parçaları görülüyor. Bu kolonlardan biri Mevlana Dergâhı mutfağına götürülüyor. Dışında duvar üzerinde resim izleri seçiliyor.
    KONYA DIŞ KALESİ
    Larende caddesinde marangoz dükkânlarının arkasında kale duvarlarından kalıntılar görülmekte, Marangozlar içi sol tarafta Mustafa Büyükdinler dükkânının arkasında kale duvarını gördüm. Fatih Çarşısı ve Konaltaş İşhanı altında yapım sırasında kale temelleri çıktı, 6-8 m derinlikte olan temeller günlerce kırılmaya çalışıldı.
    Charles Texier Konya kalesinde antik çağdan gelen çeşitli taşların kullanıldığını, Heracles kabartmalı taş gördüğünü yazıyor.
    Kale terk edilince taşları Kapı camiinde, Hükümet binasında kullanılıyor.
    DARÜLHUFFAZ
    Altınçeşme mahallesinde Ayasofya Mescidi olarak isimlendirilen yapı, duvarları mermer bloklardan meydana gelme.
    Yatağan- Bulumya (Bolomia) yolu üzerinde Karadağ Mahallaç kilisesine benzer bina kalıntısı var ( Semavi Eyice Karadağ s.117)
    KONTV 2000

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 01-04-2020

    MUĞLA AKKÖPRÜ SULAR ALTINDA KALDI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Basında bu konuda haberler şöyle
    Akköprü Barajı’nın yapımında görev alan Mimar Çağatay Tekin, gazetecilere yaptığı açıklamada, Romalılar tarafından M.S. 3. Yüz yılda Dalaman Çayı üzerine yapıldığı tahmin edilen, 30 metre yükseklikte ve 50 metre uzunluğundaki tarihi Akköprü’nün baraj suları altında kalacağını söyledi.
    Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde bulunan ve baraj suları altında kalacak olan tarihi Akköprü’nün zarar görmemesi ve ileriki yıllarda tekrar gün ışığına çıkarılabilmesi için koruma çalışmalarının başladığı belirtilerek, ‘’Köprü daha sonra kil ve kaya dolgu ile kaplanacak’’ dedi.
    Dalaman Akköprü Barajı’nın enerji üretimine başlamasıyla birlikte sular altında kalacak olan tarihi Akköprü’nün zarar görmemesi ve ileriki yıllarda tekrar gün ışığına çıkarılabilmesi için koruma çalışmalarının başladığını belirten Tekin, şöyle konuştu:
    ‘’Şu anda baraj gölünde su tutuluyor ve seviyesi yükseliyor. Akköprü’de ilk etapta koruma çalışması yapılıyor. Köprü daha sonra kil ve kaya dolgu ile kaplanacak. Suyun altında köprü gözükmeyecek yalnızca kum tepesi görünecek. Suyun şiddetine dayanamayacağı için böyle kalıcı bir yönteme başvuruldu. Böylece tarihi köprüyü kurtarmayı planladık. Yeni nesillere tarihi bir köprüyü bırakmış olacağız. Barajın ömrü yaklaşık iki yüz yıl, Akköprü iki yüz yıl sonra bile sağlam olarak gün ışığına çıkarılabilecek.’’
    Dalaman Çayı üzerinde sulama, enerji ve taşkın koruma amaçlı planlanarak 1996 yılında yapımına başlanan Dalaman Akköprü Barajı’nın su tutmaya başladığı ve testlerin sürdüğü bildirildi. Gövde yüksekliği 207 metre olan Akköprü Barajı bünyesindeki hidroelektrik santrali kanalıyla da yılda 343 milyon kilovat saat elektrik enerjisi üretilecek. Baraj aynı zamanda Dalaman ve Ortaca ovalarıyla, yöredeki yerleşim yerlerini ve Dalaman Havalimanı’nı su taşkınlarından koruyacak. Baraj tamamlandığında Dalaman ve Ortaca ovalarındaki 14 bin 200 hektar tarım alanının sulaması yapılacak.

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 01-04-2020

    KONYA’NIN TARİHİ İÇME SUYU ŞEBEKESİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Konya kentinde bulunan tarihi çeşmeler (Fountain) hakkında bilgiler olmakla beraber bunları besleyen suyolları (water network) bilinmemektedir.
    Tarafımızdan yapılan uzun araştırmalar sonucu bunlar şöyle sıralanabilir
    1.. Selçuklu Su şebekesi Meram çayından beslenen Şehir Irmağı ile Konya kentine geliyordu. Açık kanal ve künk (pişmiş kil) ile oluşan şebekeye ait bazı kalıntılar görülebilir. Bu suyolunun bir kısmının Roma ve Bizans döneminden kaldığı kabul edilmelidir.
    2. Osmanlı döneminde Yavuz Sultan Selim (1512-1520) tarafından kentte çekilen su darlığını önlemek için Dutlu pınarından künk borularla DUTLU pınarından su getirilmiştir. Dutlu Pınarı Konya’nın batısında kent merkezine 10 km uzaklıktadır.
    3. NAKİBOĞLU İBRAHİM SU ŞEBEKESİ
    18 yüzyılda Nakioğlu İbrahim tarafından Konya’nın hemen kuzey doğusunda bulunan medrese ve Evine ve boş olan arazilere su şebekesi yaptırmıştır, kaynağı kurduğu vakıf olup be şebekeden sonra Konya’nın bu yöresinde yerleşme gerçekleşmiştir.
    Nakiboğlu İbrahim Konya’da etkili bir kişidir. Şebekesinin suyunu Konya şebekesinden almıştır.
    Nakiboğlu İbrahim Efendi hakkında geniş bilgi ve şebeke planı Mehmet Bildirici Konya Tarihi Su Yapıları s. 181-183 de yer almaktadır

    Şimdi en eski Konya haritasında önemli yerler şöyle gösterilmiştir.
    A.. Devlet Hastanesi (Hospital) F. Şeyh Sadrettin Camii (Mosque)
    B- Selimiye Camii G- Sırçalı Medrese (Museum)
    C- Mevlana Müzesi (Museum) H-Hükümet Konağı (Ofis of Governer)
    D- Karatay Medresesi (Museum) I- Alaaddin Tepesi (Alaaddin Hill)
    E- İnce Minere Medresesi (Museum) K- Kapı Camii (Mosque on the Wall)
    M- Musalla Mezarlığı (Cemetery) L- Üçler mezarlığı (Cemetery)
    DD- Dış sur (outer city Wall) kayıp- disappear İD- İç sur (iNNer city Wall) kayıp
    O- Yanık Cami Mahallesi P- Nakiboğlu Mahallesi
    R- Sedirler Mahallesi S- Hacı Cemil Mahallesi

    SELÇUKLU ŞEBEKESİNDEN BİLİNENLER
    1- Havzan Deposu (water tank) Konya Meram arası, sadece kitabesi var
    2- Şeyh Sadrettin Çeşmesi ve önünde ki su hattı & Su terazi sur dışı (mevcut değil)
    3- Kırk Çeşme Selçuk veziri Sahip Ata tarafından kayıp
    4- Balıklı Çeşme (Altınçeşme Mahallesi) Hıristiyan inancı var


    OSMANLI DÖNEMİ ÇEŞMELERİ (DUTLU SUYU)
    OTTOMAN DUTLU WATER NETWORK
    11- Ertaş Çeşmesi- Hastane doğusunda- Fountain, disappeared- kayıp
    12- Kadı İzzettin Camii Çeşmesi- Fountain, disappeared- kayıp
    13- Şems Çeşmesi (Yavuz Selim)- Fountain still in use, with inscription of Yavuz Selim
    14- Dericiler Çeşmesi (İsmet Paşa Okulu civarı) -Fountain, disappeared-kayıp
    15- Kalenderhane Çeşmesi-Musalla Mezarlığı doğusu- Fountain, disappeared- kayıp
    16- Selimiye Camii Çeşmesi- Fountain, disappeared kayıp
    17- Eski Koyun Pazarı Çeşmesi-Fountain, disappeared kayıp
    18- Karahüyük Köyü Çeşmesi-Suyolu üzerinde-Fountain at Karahüyük Village
    19-Mevlana Müzesi Şadırvanı- In Mevlana Museum with inscription still in use
    20- Karatay Medresesi Çeşmesi- Fountain, disappeared kayıp
    21- Piri Mehmet Paşa Camii Çeşmesi- Fountain with inscription
    22 - Gevraki Çeşmesi- Fountain with inscription of Kanuni Sultan Süleyman –yazıt var
    23- Akçeşme- Fountain with inscription, constructed by Governor Ali Paşa, in 1550-1560
    24- Fakih Dede Çeşmesi- Fountain with inscription, constructed by Governor Ali Paşa in 1550-1560
    25- Çelebi Çeşmesi-Atpazarı- Fountain constructed in 1656 kayıp
    26- Karakayış Mahallesi Çeşmesi- Fountain in the North, yapımı. In 1675
    27- Terceman Mahallesi Çeşmesi- Fountain constructed in 1734
    28- Müsevit Çeşmesi-Aksinne Mahallesi-Fountain, constructed. In 1775
    29- Kayacık Çeşmesi- Orta Sinan Mah.- Fountain, constr.. In 1786 in the North
    30- Taş Camii Çeşmesi- Fountain, constructed in 1799
    31- Hacı Salih Çeşmesi, Kuzgunkavak Mah.- Fountain constructed in 1780

    NAKİBOĞLU ÇEŞMELERİ
    41- Nakiboğlu Mahallesinde - Fountain with inscription, constructed by İbrahim Ef. In 1744
    42- Ahmet Dede, Bitçimez Çeşmesi- Fountain, constructed by İbrahim Ef.
    43- Mithat Paşa Çeşmesi,- Fountain, the founder is unknown
    44- Hacı Cemil Mahallesi Çeşmesi, Çiftçeşme- Double Fountains with inscription,
    yapımı İbrahim Ef. In 1748
    45- Sütçü Mahallesi Çeşmesi- Fountain, constructed. by İbrahim Ef.
    46- Polat Mahallesi Çeşmes Fountain constructed. by İbrahim Ef.
    47- Yanık Camii Çeşmesi-Fountain constructed by Ömer Ağa in 1791

Toplam 298 yorum bulundu. 151-160 arası listeniyor.