Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 2978 11-03-2017

    BENİ ULUSLARARASI TOPLANTILARA TAŞIYAN PROF FAHLBUSCH III
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Geçen yazımda Fahlbusch, Türk Milli Sulama Drenaj Komisyonundan bir yayın istemişti, bununla ilgili geçen yazımı; konuya merak sarmıştım, yürümeliydim, Fahlbusch böyle istemişti” diye yazmıştım.
    Daha sonraki yıllarda “Tarihi ve Kültürel Değerleri ile Tarihi Sulama, Su Toplama ve Taşkın Koruma Tesisleri” isimli çalışmamı (yaklaşık 200 sayfa), DSİ Genel Müdürlüğü’nün 50 kuruluş yılı için yayınlanmak üzere sundum. Bu defa kitabım didik didik incelenmişti. Ama bu inceleme konunun özüne dönük değil, bilgisayar yazılımı ile ilgili idi. DSİ Genel Müdürlüğü konuların içeriğine dönük bir müdahale etmemiştir. Birkaç defa düzeltme yaptım, sonunda götürdüm, DSİ Genel Müdürlüğü ilgili bölümüne teslim ettim. Ama basım tekniği yönünden bir sürprizle karşılaştım.
    1994 yılında basılan ilk kitapta yazılar arasına resimler için boşluk bırakmış ve buralara resimleri yapıştırmıştım. Ofset usulü basılmıştı. Bu defa teknoloji değişti, resimlerde bilgisayara geçecek dediler. En başa dönmüştüm, bu tekniği bilmiyordum. Oğlum Öztuğ imdadıma yetişti, 3 gün resimleri tarayıp (scan) bilgisayara yerleştirdi. Bu arada bu tekniği de öğrenmiş oldum.
    Aceleye geldi taramalar renksiz oldu, kitap ebadı A4 formundan küçüktü, resimler rahat yerleşemedi, ÜSTÜNE ÜSTLÜK KİTABIN YAZARI OLARAK MEHMET BİLDİRİCİ ACELEDEN unutulmuştu, Yazarı olmayan bir kitap !!!!!
    İstediğim gene olmamıştı. Beş yıl daha çalıştım. Tüm resimler renkli olarak taranıp yerleştirilmişti, 2009 yılında Genel Müdürlükçe CD olarak yayınlandı.
    Kitabım tarihi sulama, taşkın koruma konularında benzeri olmayan değerli bir yayın olduğuna inanıyorum. Web sitemden kolayca erişilebilir ve indirilip ciltlenebilir. Dijital çalışan bir fotokopicide ciltlenmesi dahil sadece yarım saat almaktadır.
    Fahlbusch ile ilk buluşmamız sanıyorum 2000 yılında bir Ege kenti Milet’te oldu. Bana gönderdiği mektupta Milet’te bulunacağı günü yazıyordu. İstanbul’dan otobüse atladım, yazdığı tarihte orada oldum. İlk defa karşılıyorduk. Sarıldık, öpüştük, bana Milet suyollarını ve Milet’i bilen bir kişi olarak gezdirdi. Kazı heyeti başkanı Gerhard Tuttahs (1926-2013) idi. Daha sonra Tuttahs’ın bir dergide yayınlanmış “Millet Suyolları isimli Almanca bir bildirisini yolladı, benim Web sitemden ulaşılabilir.
    Önceleri Tuttahs’ı arkeolog sanıyordum, sonra ki araştırmalarımda Almanya’da firması olan çok ünlü bir su mühendisi ve Milet kazılarında su konusunda danışman olduğunu öğrendim. Daha sonra Almanca “Milet und das Wasser-Milet ve Su” isimli 500 sayfa kalınlığında bir kitabını aldım, halen arşivimde bir antik kentinin tarihi su kitabı, İŞTE ANADOLU’NUN VE EGE’NİN ZENGİNLİĞİ !!!!!!!!
    Bundan sonra Fhalbusch düzenlediği 5 altın toplantıya katılmamı sağladı. Bunların ilki 2001 yılında İsrail’de gerçekleşti. Fhalbusch İsrailli bir ekiple tarihi su konusunda uzun zamandan beri çalışıyorlarmış. Burada iki İsrailli ile tanıştım. Biri genç ve civa gibi bir arkeolog Tsvika Tsuk, gezilerde rehberlik yanında ilginç fıkralar anlatırdı. Biri ise yaşlı başlı tarihi ve su konusunda bir bilge YEHUDA PELEG idi. Toplantıyı o düzenliyordu. Türkiye’den tek katılımcı bendim. Beni çok yetkili bir Genel Yöneticisi sandılar bu yönde sorular yönettiler. Ben kendi paramla Fhalbusch’un daveti ile katılan resmi bir hüviyeti olmayan biri olduğumu söyledim.
    “Benim tebliğ konum “ANADOLU’DAKİ TARİHİ BARAJLAR” idi. Bu benim yurt dışında İngilizce yaptığım ilk sunumdu. Heyecanlanmadım desem yalan olur. Fahlbusch bazı yerlerde yardımcı oldu. Yaklaşık bir hafta süren konferansın yarısı ders yarısı ise gezi şeklindeydi. Pek çok tarihi su yapısını gezdirdiler. Siyasi durum karışıktı. Kudüs’ün Arap bölgesine Müslümanlar dışında geçiş yasaktı. Ben bir gün fazla kaldım, Mescidi Aksa yerine yapılan camiyi görmek istedim. Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, Müslümanım dedim. İki terörist kılıklı genç ben den “Kurandan bildiğin birkaç ayet oku dedi” Müthiş Şoke oldum ve bozuldum, girişten vaz geçtim. Halbuki Kudüs’te (Jerusalem) tarihi kiliseler dolu ve kapıda sen kimsin diye soran olmuyordu.
    Sonuçta ilk defa İsrail’i gezdim, Bildirim Almanya’ya yayınlanan kitapta yayınlandı. Bildirimi Toplantıyı düzenleyen Yehuda Peleg düzeltmişti. Yehuda Peleg ile ilgili tekrar yazacağım. Önümüzdeki 2004 yılındaki toplantının Türkiye’de Efes antik kentinde yapılmasına karar verildi ve toplantı sona erdi.
    Yazım ekine suyu ölçen güzeller isimli fotoğraf eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 09.03.2017 yayınlandı)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 2977 11-03-2017

    Geçen yazımı şu cümlelerle bitirmiştim. Fahlbush ilk mektubu ile beni sevmişti, benim elimden tuttu, bende onun elini hiç bırakmadım…. Bana pek çok yurt dışı toplantılarına kapı açılmıştı.
    Fahlbusch Uluslararası Drenaj Komisyonu Başkanı iken 1996 yılında Kahire’de yayınlanan bildirimin arkasından 3 yenisi daha yayınlandı, bunlar;
    1999 yılında İspanya Grenada kentinde yapılan kongre de “Konya Çevresinde Çağlar Boyu Tarihi Su Yapıları” ve gene aynı kongrede ‘Bayburt Ovası Sulama Kanalları”
    Bunlar birer Fransızca özetle birlikte İngilizce sunulmuştur. Bu Bayburt’ta nereden çıktı diyeceksiniz. Kısa hikâyesi şöyle. DSİ IV. Bölge Müdürlüğünde çalışırken eski proje ve evraklar SEKA Kâğıt Fabrikasına gönderiliyor. Kapıların önüne yığılmış, bir arkadaşımın çayını içmeye gitmiştim. Bunlar ne olacak diye sordum, Seka’ya gidiyor dedi, can havliyle karıştırdım, aralarında Süleyman Demirel’in DSİ Genel Müdürü olduğu dönemde çıkmış bir kitaba rastladım hemen aldım. “Türkiye’de Mevcut Sulamalar hakkında bir araştırma 1960” Bir altın kitap, bunu inceledim. En çok mahalli eski sulamaların BAYBURT da olduğunu gördüm ve oraya inceleme için görevlendirildim bu ilginç çalışma ortaya çıktı. Buradan büyük Su Mühendisi Sayın SÜLEYMAN DEMİREL’İ saygı ile anıyorum. Bu kitabı tarayıp Web siteme koydum, kolayca ulaşılabilir.
    Sulama Drenaj komisyonunun 2002 yılında Canada Montreal’da yapılan toplantısında son bildirim yayınlandı. Bu Antik Çağda İstanbul Galata Suyolları” oldu. Daha sonrada Fahlbusch bu kurumun başından ayrıldı.
    Ben bu ülkelere gidemedim. Bildirilerim oralarda boy gösterdi.
    Fhalbusch beni meraklı bulmuş Almanca ve İngilizce pek çok yayınını göndermişti.
    Bunlar Türkiye’de bulunmayan, hatta üniversitelerde bilinmeyen konulardı. Dünyalar benim oldu.
    Bu kitap ve yayınlar İngilizce ve Almanca idi. İngilizcelerini kendim okudum. Almanca olanlarında oğlum Öztuğ yardımcı oldu.
    Bunlara örnek vermek gerekirse
    -Roma döneminde suyun debisininin (miktarının) ölçülmesi, Vitrivius (M.Ö 1yüzyıl) ve Frontinus (1 yüzyıl). Su konusunda kitap yazmış bu Romalı yazarları ilk defa duyuyordum. Örnek olarak bu konuları 1997 yılında DSİ tarafından Fethiye’de düzenlenen bir Sempozyum da konu ettim.
    Çay içme aralığında Ortadoğu Üniversitesinden bir doçent “Vay anasını Vitrivius’u biz mimarlık yazan biri diye bilirdik, meğerse aynı zamanda sucu imiş” dedi. !!!!!!
    Bu gönderilen kitap ve broşürler arasında Helenistik ve Roma dönemi suyollarının ana özellikleri, bu dönemde kullanılan basınçlı sifonlar, bunların işletilmesi, temizlenmesi Hocanın Türkiye antik kentlerindeki “Priene, Patara, Bergama (Pergamon)” kentlere ait tek başına ve arkadaşları ile birlikte çalışmaları yer alıyordu…..
    Prof. Dr. Fahlbusch 06.10.1995 tarihli mektupta, Kahire’de çıkan yazımı Uluslararası Drenaj Komisyonunun merkezi Hindistan’a göndereceğinden söz ettikten sonra çok çok önemli bir konuya giriyordu.
    Uluslararası Drenaj Komisyonu’nun Türk Milli Komitesinin Akdeniz Bölgesi için bir yayın hazırlaması için İzmir’de yaşayan Prof Dr. Ünal Öziş’i atadığını belirtiyordu. (Ünal Öziş’de birlikte pek çok etkinliklerimiz olan büyüğüm, abim, onunla ilgili ayrı bir yazı yazacağım)
    Sayın Fahlbusch BANA ÇOK ÖNEMLİ bir teklifte bulunuyordu. Ünal Öziş ile görüş ona yardımcı olabilirsin, 200 sayfa civarında bu konuda bir özet çıkarabilirsiniz. Portekiz bunu gerçekleştirdi diyordu
    Bu benim için kaçırılmaz bir fırsattı. Hemen İzmir’de Prof. Dr. Ünal Öziş ile temas kurdum, Sayın Fahlbusch önerisi doğrultusunda her türlü yardıma hazırım, Ama benim İngilizcem sizin kadar değil benim Türkçe yazdıklarımı siz İngilizce yapın diye yazdım.
    Drenaj Komisyonu Türk Milli Komitesi Başkanı ve DSİ Genel Müdür Yardımcısı Sayın Ahmet Ünver’e 18. Ekim 1995 tarihli uzun bir dilekçe yazdım.
    Özetle önceki DSİ Genel Müdür’ü Raif Özenci’nin 04.10.1993 tarihli yazısı ile beni tarihi su yapılarının ortaya çıkarılmasında Türkiye genelinde Koordinatör olarak atadığını, 1994 yılında KONYA tarihi su yapılarının yayınlandığını yazdım. Gerek Prof Dr. Fahlbusc, gerekse Prof Dr. Ünal Öziş ile yakın ilişki içinde olduğunu yazdım ve mektubumu şu cümlelerde bitirdim.
    “Çok sevdiğim bu konuda Prof Öziş’in talimatları doğrultusunda her türlü çalışmaya hazırım. Sizden teşvik ve destek bekliyorum. Kendimi ve sizleri mahcup etmeyeceğime ve konuya katkıda bulunacağıma inanıyorum.
    Sayın Genel Müdür yardımcısından bir cevap gelmedi, Kendi açısından haklıydı, Profesör olmayan bir inşaat mühendisine bu desteği vermeye yanaşmadı. Belki de çalıştığım bölge uygun görmedi !!!!!!!
    Bu konuda Sayın Öziş ile çeşitli yazışmalarım oldu. Hatta taslak bir liste bile gönderdim… Ama bir sonuç çıkmadı…… Fahlbusch’un önerisi havada kaldı
    Konuya merak sarmıştım. Yürümeliydim… Fahlbusch böyle istemişti….
    ( Ekli fotoğfta Fahlbusch ve eşi Cornelia- İstanbul)
    (Devam edecek)
    (Muğla Devrim 06.03.2017 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 2976 11-03-2017

    SU KÜLTÜR TARİHİ KONUSUNDA BENİM ELİMDEN TUTAN ALMANYA’DA HİDROLİK HOCASI PROF. DR. HENNING FHALBUSCH (1945) I
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bundan önceki yazımda Anadolu tarihi konulu kültür birikimimde büyük katkıları olan Prof. Dr. Thomas Drew-Bear hakkında yazmıştım.
    Bu yazımda da Almanya Lübeck Hochscule’de hidrolik hocası Prof. Dr. Henning Fahlbusch (Falbuş okunur) konu edilecektir. Fhalbusch meslektaşım, köken olarak inşaat mühendisidir. Hidrolik dersi ise barajları, sulama kanallarını konu alan inşaat mühendisliğinin en kök ve zor derslerinin başında gelmektedir.
    Fahlbusch modern konuları işleyen bir hidrolik hocasıdır. Ancak Roma ülkelerinde (tabii Anadolu ve İtalya, Mısır dahil) tarihte gerçekleştirilmiş su yapıları karşısında büyük duyarlık göstermiş modern hidrolik yanında tarihi hidrolik konusuna da girmiş her ikisini birlikte yürütmüştür.
    Modern ve tarihi hidrolik yapıları birbirinden farklı mıdır? EVET ÇOK ÇOK FARKLI
    Bugün basınca dayanıklı, çelik, beton plastik borular vardır. En önemlisi güçlü pompalar mevcuttur. Suyu pompajla vadilerden ve tepelerden aşırmak çok kolaydır, antik çağda ise suyu yer çekimi (cazibe) ile taşımak zorunlulukta, suyolunun önüne vadi çıktığında suyun seviyesini düşürmeden karşıya aktarılması gerekirdi. O halde bugün gerek duyulmayan tesislerin vadiye uygulanması gerekirdi. Vadilere duvarlar su kemerleri inşa edilmeliydi. Tüm Roma imparatorluğunun hüküm sürdüğü yaklaşık 25 ülkede bunlara bolca rastlamak mümkündür. Bu arada Anadolu’muz çok çok zengin bir açık hava müzesi niteliğindedir.
    Antik çağda Sümerler ve Hititler zamanından beri pişmiş toprak borularla (künk) su getirilmiştir. Bu borularda su yer çekimi (cazibe) ile gerçekleştirildiğinden boruların duvar kalınlığı azdır. Yaklaşık 1-2 cm kadar
    Daha sonra bu toprak (künk) borular yanında taş, kurşun, duvar kalınlığı artırılmış pişmiş borular da kullanılmıştır. Bunlar basınca dayanıklı olduğunda vadiler ters sifon (U borusu) ile aşılabilmiştir. Anadolu’muzda dünyada çok az görülebilen örnekleri vardır.
    İzmir Bergama (Pergamon), Antalya Aspendos, Muğla’nın güneyi Patara’da, Denizli Laodikya kentinde bunların kalıntıları bugünlere gelebilmişlerdir.
    Sayın Henning Fhalbusch Almanya Lübeck Fachhochule’ de hocalık yaparken aynı zamanda Uluslararası Sulama Drenaj (ICID) komisyonunun başkanıdır.
    Ben yazımın devamında onunla nasıl tanıştığımı kendisinden pek çok şeyler öğrendiğimi ve bunları Türkiye’de tanıtmaya çalıştığımı yazacağım.
    1994 yılında DSİ Genel Müdürlüğü tarafından “KONYA TARİHİ SU YAPILARI” kitabım yayınlandı. Bu kitap DSİ Genel Müdürlüğünün 40. Kuruluş yılı dolayısıyla yayınlanan 4 kitaptan biri idi. 1000 adet basılan kitap tüm Üniversite ve kütüphanelere dağıtıldı.
    Yukarıda sözünü ettiğim Uluslararası (ICID) komisyonunun DSİ Genel Müdürlüğü de üyesidir, bu vesile Fhalbusch hocanın adresine oradan ulaştım..
    10.12.1994 tarihinde kendisine ilk mektubumu yazdım. O günden bu yana dostluğumuz sürmektedir, yazışma dilimiz İngilizcedir. Mektubumda DSİ tarafından yayınlanan kitabım konusunda görüşünü sordum.
    15.01.1995 tarihli ilk mektubunda özetle şöyle yazıyordu.
    “Gönderdiğin mektubu aldım, teşekkür ederim. Sizinle temas kurmaktan büyük keyif aldım. Sizin güzel kitabınızı “Konya Tarihi Su Yapıları, Karaman, Niğde Aksaray” edindim. Ancak Türkçe bilmediğimden sadece bazı Türkçe hidrolik terimleri bildiğim kadar inceleyebildim.
    Mektubunuzda araştırmayı sevdiğinizi ve devam edeceğinizden söz ediyorsunuz. Siz den 1996 yılında Kahire’de yapılacak “Uluslararası Drenaj Tarihi kısmı için bir bildiri hazırlar mısınız teklifini yapıyordu.
    Bu benim aradığım çok altın bir fırsattı. DSİ Genel Müdürlüğünde bulunan Türkiye Drenaj Komisyonu ile görüştüm. Kendileri hiçbir faaliyet içinde değillerdi. Konya’dan bir Başmühendisin desteklenmesi uygun olamazdı. !!!!!! Zira beni yakından tanımıyorlardı.
    Ama ben kararlıydım. Konumu seçtim. Konya Ereğli’de Roma döneminden beri kullanılan 52 km uzunluğunda ALAN ARK Kanalı.
    Bu benim yurt dışında yayınlanan ilk İngilizce bildirim idi. Çok iyi bir başlangıç oldu. Şunu da belirtmeliyim, benim İngilizcem yurt dışında eğitim almadığımdan bir bilimsel makale için yeterli değildi, tamamen kendim tarafından hazırlanan metin geçen yazımda belirttiğim gibi Thomas Drew-Bear tarafından düzeltilmişti.
    Fahlbush ilk mektubu ile beni sevmişti, benim elimden tuttu, bende onun elini hiç bırakmadım…. Bana yeni pek çok yurt dışı toplantılarına kapı açılmıştı.
    (Devam edecek)
    (Muğla Devrim 03.03.2017 yayınlandı)

  4. ŞANLI URFA ARKEOLOJİ DERGİSİ 11-03-2017

    Germüş Köyündeki Tarihi Su Kanallarını Tehdit Altında
    02.Nisan 2015
    Nis 2, 2015
    805

    İnşaat Yüksek Mühendisi Mehmet Bildirici, tarihi bir Ermeni yerleşimi olan Urfa’nın Germüş köyündeki tarihi su kanallarını bekleyen tehlikeye dikkat çekiyor. Bildirici, imara açılan Germüş köyünde tarihi eserlerin yanı sıra su kanallarının da tehdit altında olduğunu belirtiyor.
    2011’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın teklifiyle ‘turizm gelişim merkezi’ ilan edilen Germüş’teki Surp Asdvadzadzin Kilisesi gibi tarihî yapıların turizm amaçlı kullanımıyla ilgili her türlü yetki, Kültür Bakanlığı’na geçti. Germüş Kilisesi ve çevresindeki yerleşim alanları, daha önce Şanlıurfa Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nca “kentsel arkeolojik sit alanı” ilan edilmişti. Bu çerçevede, 8 adet konut da tescil edilmişti. Buna rağmen, Kültür ve Turizm Bakanlığı Turizm Yatırımları, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Genel Müdürlüğü izniyle, Ermeni mezarları ve yerleşim yerlerine 1.6 emsal imar izni verildi. Böylece, ‘kentsel arkeolojik sit alanı’ ilan edilen alanlara imar izni verilmediği hâlde, Germüş Kilisesi ve çevresinde boş arazilerin bulunmasına rağmen, ikinci bir kilise ile 19. yüzyıldan kalma taş yapıların bulunduğu yerleşim alanına, imar izni verilmiş oldu.
    Sudan gelen miras
    İnşaat Yüksek Mühendisi Mehmet Bildirici, Agos’a yaptığı açıklamada, Germüş’ün bir başka tarihî zenginliği olan ‘kehriz’lere dikkat çekiyor.İçme suyu şebekesinin olmadığı dönemlerde, içme suyunda kullanmak ve tarım arazilerini sulamak üzere dağ eteklerinden, yelpazeler içindeki geçirimli katmanlardan su taşıyan yatay yer altı su yolu sistemine ‘kehriz’ deniyor. Mehmet Bildirici’nin DSİ (Devlet Su İşleri Müdürlüğü) tarafından yayımlanan ‘Tarihi Sulamalar’ adlı bir kitabı var. DSİ kaynaklarından yararlanarak yararlanarak hazırladığı kitabında Bildirici, su kaynaklarının kullanımınının ve su anıtlarının tarihine odaklanıyor.
    ‘En güzel kehriz’
    Agos’a konuşan Bildirici, Germüş’teki su kanalları hakkında şöyle diyor: “2014 yılında Sarkis Seropyan ve Nazar Binatlı yönetimindeki gezide, Göbeklitepe’den sonra, bir saatliğine Germüş’e uğradık. Köyü görünce çok heyecanlandım. Kanalların ve giriş su alma bacalarının dolduğunu, esasen köyün nüfusunun da çok az olması nedeniyle fazla suya ihtiyaç kalmadığını gördüm. Konuyla ilgili daha sonra yaptığım araştırmalarda, Germüş’te bulunan su yollarının Ermenice isimleri olduğunu öğrendim. Bugüne kadar katıldığım uluslararası tarihî su toplantılarında, bu tür ‘kehriz’lerin (su kanallarının) İran’dan dünyaya yayıldığı görüşü vardır. Ben şahsen buna karşı çıkıyorum. İran’da MÖ 6. yüzyılda Darius’un yönetiminde, çok önce MÖ 9. yüzyılda Urartu döneminde, su kanallarının rastlanmaktadır. Urartular, dünyanın en eski su uygarlıklarından biridir. Kehrizlerin Doğu Anadolu’da, yani Ermeni platosunda çıktığını savunuyorum. Bu açıdan Germüş, Türkiye’de ve dünyada en güzel kehriz örneklerinden biridir.”
    Germüş’ün imara açılmasının, tarihî su kanalları için de önemli bir tehlike oluşturduğuna dikkat çeken Mehmet Bildirici, kamuoyunu ve yetkilileri, Germüş’teki tarihî miras konusunda duyarlı olmaya çağırıyor.
    02.04.2015 Agos

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 2973 11-03-2017

    MEHMET BİLDİRİCİ HAYAT HİKÂYESİ 2973

    Bu site de Mehmet Bildirici’nin 2009 tarihinde yazılmış hayat hikâyesi bulunmaktadır.
    Gururla okudum Paylaşmak istedim.

  6. ŞALOM GAZETESİ 2972 11-03-2017

    Web´den Seçmeler ŞALOM GAZETESİ
    1996 yılında Konya’dan İstanbul’a yerleşince değişik kültürleri tanımak istedim. Bunlardan biri de Yahudilerdi, ama güvenlik sebepleri görmek için bile olsa sinagoglarına (camileri) girmek mümkün değildi. Önce Şalom isimli haftalık bir gazeteleri olduğunu öğrendim, bunun nerede satıldığını öğrenmem altı ayımı aldı. Nihayet haftalık çıkan ŞALOM gazetesini alıp okumaya başladım. Hala da ara ara alırım. Türkçe ve Ladino dillerinde çıkar. Ladino dili ortaçağ İspanyolcası. Yahudiler İbranice bilmezler. Ama ibadetleri ve Sinagogdaki dil İbranice (Hebrew) dilidir, bizde de camide ibadet dilinin Arapça olduğu gibi, Arapça bilmeden Arapça ibadet edildiği gibi. Şalom gazetesi kalitesi bizim Türkçe gazetelerinin pek çoğunun üstündedir. Yazarlarının yarıya yakını kadındır. Değerli köşe yazarlarına sahiptir. Olayları onların penceresinden bakmak şahsen benim çok hoşuma gidiyor. Bizim haber ve yorumlarımızla bazen üst üste geliyor, bazen ise farklı görüşler ortaya çıkıyor. Kıyaslama imkânı önünüze geliyor. Mehmet Bildirici – www.mugladevrim.com.tr
    08 Şubat 2017 489 görüntüleme İzak BARON Diğer

    www.salom.com.tr/101986-webden_secmeler.htlm
    (Mehmet Bildirici’nin Muğla Devrim de çıkan yazısından)

  7. LAURENTIU LAUR 2971 11-03-2017

    Dear Professor Bildirici,
    Greetings from Iasi, Romania, I am a professor at the Department of History at University of Iasi and I bother you with a question. I am doing now a research on the history of water distribution in Iasi and I discovered a few documents from the 18th century which shows that the system was implemented by specialists from Istanbul. It seems that the entire system was designed like in the Ottoman world and I discovered a lot of words coming from the technical language of the time (havuz, cesme, terazis, masura). I have read your article on Kilyos water supply system with Suterazis and the correspondence with Alan Edmonds about suterazis and I compare this with terazis from my town, Iasi (nothing was written about this in Romania). You have a very interesting site, I have read many good things there, congratulation.
    Also, I see that many information comes from the work of Kazim Çeçen, Sinan’s Water Supply System in Istanbul. It seems the work of prof. Çeçen is very important for those interested in the research of water distribution so it will be very important to me as well. Unfortunately, it is impossible to find the book in Romania, by any chance do you have a pdf copy of it? Maybe someone scanned the book and it is available, I am just asking. It will be very helpful for me because it will allow me to show how the Ottoman model was implemented in Moldavia as well. Thank you,
    all the best,
    Laurentiu Radvan

    21.02.2017
    Dear Radvan
    Thank you very much for your mail. It was a very lucky surprise for me. I like history but never visit Romania. Now I am 78 years old, retired civil engineer.
    I have never heard about Lasi or Lassy. I do want to be in dialog with you, and help you. Can you speak Turkish language? In Moldavia I know Turkish origin people live (Gagavuz) but they are Christian.
    I have all books of Kazım Çeçen, He was our Hydraulıc Professor in İstanbul Technical University between 1957-1962
    There are many pdf copies in my Web sites, but they are heavy in pages. At that time, I will find one for you and send you, otherwise I will scan some pages and send you. Masura is discharge unit, main is LÜLE only used at Ottoman era.
    Please write me
    With kind regards
    Mehmet Bildirici


    Dear Professor Bildirici,
    thank you for the answer. It is impossible to find anything about Lasi, because the name of the town was Iasi (Jassy, Yaș in Turkish). You can find very general information here about the town. In Moldavia they used masura to measure the water, not lüle. If I have more question I will ask you, thank you.
    Unfortunately I cannot speak Turkish. I know about Gagauz, they live in the Southern part of the present-day Republic of Moldova.
    all the best,
    Laurentiu Radvan
    Romania

    Bu mailde Web siteme girdiğini, çok beğendiğini söylüyor, tebrik ediyor, yardım istiyor.

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 2970 11-03-2017

    MEHMET BİLDİRİCİ 2970
    DEĞERLİ BİLİM ADAMI THOMAS DREW-BEAR ARIYORUM
    DEĞERLİ BİLİM ADAMI ANTİK GREKÇE & LATİNCE UZMANI OLAN THOMAS DREW-BEAR’I ARIYORUM.
    ONU TANIYAN VE ADRESİNİ BİLENLERDEN YARDIM İSTİYORUM
    Mail :mehmetbildirici34@gmail.com Tel: 0 542 241 0302




    LAURENTIU RADVAN 2971


  9. MEHMET BİLDİRİCİ 2969 11-03-2017

    MENANDROS İLE KLEOUSA AŞKI
    Mezar yazıtlarından çıkarılan bu Bizans şiirini FENİKELİ ŞAİR şiirini yazan dostum, Muğla ve Türkiye’nin şairi İBRAHİM ERGİN’E armağan ediyorum. Yakında çıkmasını dört gözle beklediğim yeni çıkacak şiir kitabına koyması şartı ile…

    MENANDROS İLE KLEOUSA AŞKI
    Asil ve bilinen bir kökten bir fidan yeşerdi
    MENANDROS,
    Menandros iyi unvan sahibiydi,
    Çok iyi ve adil bir rahipti,
    Bedeni verimli bu topraklar altında yatıyor.
    Ruhu ise ölümsüz Tanrı katında
    Abraham gününde ki mutlu insanlar gibi ebedi uykusunda
    Vatanı onunla gurur duyuyor
    Halkı onu daima onu methediyor
    Üzüntülü eşi, KLEOUSA ona şöyle sesleniyor,
    Beni neden yalnız ve dertler içinde bıraktın?
    Onu çok seven kocası tanrı katından şöyle sesleniyor
    Eşim ağlama sakin ol
    Durumun beni üzüyor
    Tanrı böyle uygun görmüş,
    Değerli eşim dertlerinden kurtarması için dua et
    Kendini tanrının dediklerine teslim et
    Sevgili Eşim Kleusa
    Seni çok seven Menandros

    Açıklama: Bu şiir MAMA (Monumenta Asia Minor Antiqua) Vol 7 587 de yayınlanmış bir mezar taşından alınmadır. Bu eserde yazıtın Grekçe aslı ve resmi bulunmaktadır.
    Bu mezar yazıtı Konya Kadınhanı Kolukısa köyündedir. Benim ricam üzerine özel olarak Thomas Drew-Bear tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Thomas bunu Türkçeye çevrilmesi beni zorlar, hatırın için deneyeceğim diye yazmıştır. Aslına uygun bir düzeltme Mehmet Bildirici tarafından yapılmıştır.

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 2968 11-03-2017

    THOMAS DREW-BEAR İÇİN HAZILANAN 07.EKİM 1995 GÖNDERİLENLER VI

    1.. Glisıra’da Höyük üzerinde bir evin bahçesinde kolon parçası üzerinde dedication ile biten yazıt
    2.Hatunsaray yakınında Kavak camiinde Kitabe (MAMA Vol 8 deki yazıtlar arasında yok (KTS 225)
    3. Bozkır Hisarlık Beldesinde üzerinde yazı bulunan ve halen kullanılan Roma Sarnıcı
    4. Konya Hacı Fettah Mezarlığında Türbeye doğru bir bomos
    5. Kovanağzı yolu üzerinde Kömürcü camiinden kanal boyu gidilince bir çeşme üzerinde yazılı taş
    6.Sarayönünde bir çeşme de yazılı taş
    7.sarayönü Pir Hüseyin Bey Cami yanında çeşmede yazılı taş
    Sarayönü’nde 50 kadar okunmuş taş arasında yok
    8. Sarayönü Başhüyük’te görülen büyük kitabe (Fotoğrafını gönderebilirim)
    (Bu kitabe Stephen Mitchell “The gods land men of Asia Minor” kitabında resmi ve açıklaması bulundu. Tarafımdan yayınlandı)
    9. Sarayönü Başhöyük’te Kadir Alakay evinde yazılı taş

    10.Ladik’te bir arada olan ve sözde korunan 8-10 taş var, bunlar daha önce okunmuş mudur?
    Ladik Gölet’i yapılırken bulunan 3 mezar taşı bunların yanına kaldırılmış olabilir. Bunlar yok da olabilir. Çünkü Müteahhitler bunlar görülürse diye bunları ortadan kaldırmak isterler. Ben bu tarihi taşların korunması için Sarayönü Kaymakamlığı’na dilekçe verdim. Koruma altında olduğu cevabını aldım. Keşke !!!!!
    11. Konya DSİ Ankara Yolu üzerinde “Makine İkmal Şefliği giriş kapısı yanında duran Aslan heykelinin yarı yüzeyinde yazı
    12. Okuma yaptığımız Botsa köyünün bir haritasını ve bu köy hakkında topladığım bilgileri gönderiyorum TSY kitabımın 183-184 sayfalarında ilave bilgiler var.
    Köyün içinden Gilisıra’ya giden Roma yolunun buradan geçtiği anlaşılmaktadır. Planda görüldüğü gibi genişletilmiş ve yerine yeniden yapılmış iki köprü bulunmaktadır. Köyün ortasında Akropol olabilecek bir tepede oyma mezar ve sarnıç kalıntıları seçilebilmektedir. Köyün içinde 4 x 6 m ebadında çok düzgün müştemilatı olan bir yapı bulunmaktadır. Muhtemelen bir kilise veya Manastır kalıntısı olabilir. Planda görüldüğü gibi Bayram İni (Thefilos’un evi) batı da Gavurgölü’ne giden yolun üzerindedir.
    Pir Ahmet İni hakkında da şunlar söylenebilir. Dereye çıkan bir vadide merdivenle çıkılan haç işaretleri görülen geniş bir salon ve buraya açılan muhtemel mezar odaları yer almaktadır. Çevrede kayalar üzerine Gamalı Haç !!! Malta Haçı kazınmıştır. Bunun bir suretini göndereceğim.
    Aşağıda daha önce Grekçe yazabildiğim metinleri ekleyeceğim.


Toplam 247 yorum bulundu. 151-160 arası listeniyor.