Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 09-06-2017

    TAŞKENT VE TAŞKENT’Lİ AMERİKA’DA BİR YAZAR ERJE AYDEN (1937-2013)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Taşkent Konya’nın 31 ilçesinden en güneyde olanıdır. 1934 yılında Taşkent adı verilmiştir. Daha önceki kaynaklarda Pirlonga, Pirlikonda.. vs gibi isimler geçer. Taşkent halk bunu PİRLER KONDU şeklinde benimsemiştir. 2016 yılında yaklaşık 6.000 nüfus vardır. Resmi İnternet sitelerinde çeşitli yayınlar vardır. Ben biraz bunların dışına çıkacağım. Bu küçücük köy veya ilçe, çevreden farklı olarak politika ve ekonomik alanda çok önemli kişiler çıkarmıştır. Bu gözle bakıldığında çevre köylerden gelenek bakımından farklı bir durum ortaya çıkmaktadır. Buradan Konya ve Türkiye genelinde çıkmış siyaset adamlarını bir hatırlayalım.
    Ahmet Davutoğlu (1959), Taşkent doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi mezunu BAŞBAKAN
    Hidayet AYDINER (1900-1973) 1969 yılında Adalet Bakanı
    Fakıh Özfakih (1923-2004) 1961 seçimlerinde CHP Konya MV, Kurucu Meclis üyesi
    Fakih Özlen (1915-2001) CHP Milletveki ve Senatörü, Mühendislik Mektebi 1939 mezunu, Konya’dan çıkan inşaat mühendislerinden….
    Şimdi de Taşkentli Amerika’da öne gelmiş İngilizce yazan ERJE AYDEN (1937-2013) hakkında yazacağım.
    Ayden, eski Adalet Bakanı Hidayet Aydıner’in oğludur. 1937 İstanbul doğumludur. Çok genç yaşta Türkiye’den ayrılmış 55 yıl Newyork’ta yaşamıştır.
    Türkiye’den çıktıktan sonra yaşamıı hakkında çeşitli rivayetler olan Ayden, kimilerine göre gençliğini casusluk, playboyluk, mezar kazıcılığı gibi işler yaparak geçirmiş, daha sonra yazarlığa başlamıştı. Yazar olarak kullandığı dil İngilizcedir. Kitapları Amerikalılar tarfından tutulmuştur. Gittikten sonra Türkiye’ye hiç gelmemiştir. Ayden’in kitaplarının hepsi Türkçeye çevrilmemiştir. Yazar olarak kimliğinin geç farkına varılmıştır.
    Eserleri:
    1.Ayrılık Acısı (Sadness at Leaving)
    2. İkinci Caddenin Çılgın Yeşili (Crazy green of second Avenue)
    3. Balinalar Limanı (the Harbor of Whales)
    4. Erce Ayden Efsanesi (The Legend of Erce Ayden)
    Erje Ayden’in Amerika’da tanınmış bir yazar olduğunu biliyor, ama kitaplarına ulaşamamış ve maalesef okuma fırsatını bulamamıştım. En kısa zamanda buna erişeceğimi sanıyorum.
    Özetle küçük bir yerleşim yerinden böyle adamların çıkışı inanılır gibi değil, Yukarıda verilenler sadece küçük bir liste. Hadim ve çevre köylerden, Taşkent’ten çeşitli arkadaşlarla defalarca konuştum Taşkentliler daha farklı insanlar.
    Benim Taşkent’ten dostlarım sınıf arkadaşlarım var. Ama benim hiç kan bağım yok, mesela Hadim’den çok uzaktan da olsa aile bağım var.
    Kanaatimce Taşkentlilerin bu üstünlüğü acaba etnik kökende bir farklılıkları var diye düşünmeden edemiyorum !!!!!
    Yazıya yazar Erje Ayden’in internetten bir portresi eklenmiştir. Fotoğraf incelenirse 55 yıl Newyork’ta yaşamış gibi değil bir Anadolu köylüsü


    (Muğla Devrim 09.06.2017)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 09-06-2017

    BOZKIR HOCAKÖY- HADİM –TAŞKENT
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sayın Ünal Türkeş’in Devrim Gazetesinde 22.05.2017 günü çıkan yazısında Muğla’da Demokrat Partinin Muğla’da ki kurucularından, 1950 yılında kurulan Adnan Menderes hükümetinde Gümrük ve Tekel Bakanı, 2. Menderes hükümetinde Çalışma Bakanı olan NURİ ÖZSAN’ın atalarının Konya Bozkır Hocaköy’den olduğu yazılmaktadır. Nuri Özsan’ın atası Sadettin Efendi Muğla ve Girit adasında müftülük yapmıştır.
    Bu yazımda belki bir ipucu edebiliriz düşüncesi bu yörelerde kısa bir gezi yapacağız.
    Bozkır Hocaköy bugünkü yeni ismiyle ÜÇPINAR Bozkır ilçesine 10 km uzaklıktadır.
    Eski Üçpınar Belde Belediye Başkanı Ziya Kuz ile telefon vasıtasıyla tanışmıştık. Tanışmamız şöyle oldu. Ziya Kuz benim Web siteme girmiş Zeynel Abidin hakkındaki bilgilere ulaşmış ve bana teşekkür için telefon açmıştı. (Tel No: 0532 342 6768)
    Bu defa ben onu aradım. Hocalar köyünden Muğla’ya gelenler var mı? diye sordum. Muğla’da Demokrat Parti kurucularından Nuri Özsan’ın atalarının Hocaköy’den olduğunu ifade ettim. Bu konuda bir bilgim yok dedi ve telefonla bana yepyeni bilgiler verdi. Devrim Gazetesinin 26 ve 27 Mayıs 2017 tarihli sayılarında yazdığım Zeynel Abidin ve Ziya Efendi’nin babaları Muhammed Bahaddin Efendi’nin (ölümü 1906) uzun süre Hocaköy’de görev yaptıklarını ve yaklaşık 1860’lı yıllarda buradan Konya’ya göç ettiklerini söyledi. O tarihlerde Hocaköy’de 7 adet medrese olduğunu ifade etti.
    Bu arada 1970’li yıllarda benim de görev yaptığım Konya Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Başkanı İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi 1956 mezunu aynı köyden MUSTAFA ÖZ’ü (1931) aradım. Bu bilinenler dışında yeni bir şey hatırlamadığını söyledi. Bu Akademiden mezun Muğlalı öğrenciler ve Muğla’da görev yapan öğrencilerimiz olduğunu biliyorum.
    Buradan ilçe merkezi Bozkır’a geçersek, Bozkır Çarşamba Çayı üzerinde kurulmuş bir yerleşme yeri olup 1840 tarihinde ilçe olmuştur. Eski ismi Sırıstat olarak bilinir. Nereden geldiği konusunda net bilgiler yoktur. Bozkır içinde Roma döneminden kalma üç gözlü çok güzel tarihi bir taş köprü vardır. Yörenin en büyük antik kenti Konya-Bozkır yolu üzerinde Zengibar kalesi üzerinde bulunan antik ISAURA kentidir.
    M.S 4 yüzyılda Roma döneminde bu kent ve çevresinde Roma yönetimine büyük isyanlar olmuş, kanla bastırılmıştır.
    Isauralılar Bozkır, Hadim ve Ermenek yakınlarında yaşayan yörenin bilinen en eski halklarıdır. Ben buralarda yaptığım araştırma gezilerimde özellikle Ermenek civarında Türk ve Müslüman olan Isauralılar’ın yaşadığı izlenimine varmış bulunuyorum.
    Buradan Hadim’e geçersek, Hadim’de bir antik yerleşim olmadığı ve zamanın bilginlerinden MEHMET SAİD HADİMİ (1701-1762) burada yerleştiği ve mezarının bir ziyaret yeri olduğu görülür. Bu ulu zatın ismi ilçeye verilmiştir. Hadim yakınlarında Astra antik kenti yer almaktadır.
    Yazım kâfi derecede uzadığından bir sonraki yazım TAŞKENT olacaktır.


    Mustafa Öz sağda
    (Muğla Devrim 09.07.2017 yayınlandı

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 3024 05-06-2017

    KONYA’DA MÜDAFAYI HUKUK CEMİYETİ BAŞKANI ALİ KEMALİ (1853-1920)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Daha önceki yazılarımda Cumhuriyet öncesi Konya’da çok etkili olmuş ve maalesef Mustafa Kemal yanında yer almamış Zeynel Abidin ve eğitimci kardeşi Ziya Efendi konusunda kısa bilgiler sunulmuştur.
    Bu yazımda ise Konya’da Müdafayı Hukuk Cemiyeti Konya Başkanı olarak Mustafa Kemal yanında yer alan Sivaslı Ali Kemali Efendinin (1853-1920) hayatı Muğla aydınlarının önüne konulacaktır.
    Bugünün aksine o yıllarda Konya Muğla’nın çok çok önündedir. Pek çok Muğlalı Konya Kızılören ve Bozkır Hocaköy (Üçpınar) dan buraya göç etmiştir. Ayrıca Nail Çakırhan başta olmak üzere o zamanın pek çok genci Konya Lisesi’nde eğitim almıştır. Web sitemde derlediğim hayat hikâyesi şöyledir
    SİVASLI ALİ KEMALİ (1853- 04 Ekim 1920)
    Ali Kemali Efendi Sivas Gemerek’te dünyaya gelmiştir. Üç yaşında babasını kaybetmiş, diyar diyar gezmiştir. Kayseri, Antep, Halep Şam üzerinden Mısır’a gitmiş, dönüşte Kıbrıs Magosa’da bir Rum metropolitin yanında kalmış, oradan 33 yaşında Konya’ya gelip yerleşmiştir. Konya’da Tavaslı Osman Efendi’den ders görmüş, Müderris olmuş Konya’da Fevziye Medresesi’nde (İsmet Paşa Okulu) ders vermiştir.
    1907 yılında siyasete atılmış, İttihat Terakki Partisi’nin Konya il Başkanlığını yürütmüş, 1912 yılında Konya mebusu olmuştur. İstiklal mücadelesi başlayınca “Müdafayı Hukuk Cemiyeti Konya il Başkanlığını üstlenmiştir.
    Delibaş isyanında ilerici kişiliği ve Atatürk’e yakınlığından dolayı şehit edilmiştir. Mezarı Üçler Mezarlığı’ndadır. Konya’nın önde gelen avukatlarından Mehmet Ali APALI, kızının oğludur.
    TORUNU AVUKAT MEHMET ALİ APALI (1909-1992)
    Mehmet Ali Apalı Konya Lisesi mezunudur. Muhtemelen Nail Çakırhan ile sınıf veya okul arkadaşıdır.
    Apalı daha sonra hukuk eğitimi görmüş, uzun yıllar Konya’da avukatlık yapmıştır. Apalı ile çeşitli dernek toplantılarında bir arada olmuşumdur. 1981 yılında o zaman Konya Mühendislik Mimarlık Akademisi öğretim görevlisi idim. Akademi Atatürk’ün doğumunun 100. yılı dolayısıyla bana önemli bir görev verdi “ATATÜRK’ÜN KONYA’YA GELİŞLERİ”ni incelemek ve bir konferansta sunmak. Bu benim için ilk ciddi araştırma idi ve ilk konferansımı Konya Halk Kütüphanesi’nde verdim. Burada Atatürk’ü tanıyan ve bana destek ve bilgi veren ve konferansımda en önde oturan kişi Sayın Apalı idi.
    Kanımca Apalı derinlemesine Konya tarihini inceleyen bir kişi değil, ancak çok iyi bir hafızası vardı, yaşadığı dönemi bir video makinesi gibi idi hafızasına almıştı. Bugün Atatürk Müzesi olan Cumhuriyet öncesi Konya tüccarlarından Maruni Yusuf Şar’ın konağının bulunduğu Atatürk caddesinde oturuyordu. Atatürk’ün Konya gelişini hazırlık anından anlar, fazla pişen yemekler komşulara dağıtılırdı. Genç Apalı bu yemeklerden yiyen bir kişi idi. Akın akın evine gelen resmi ve özel kişileri en yakından görenlerdendi.
    Her görüştüğümüzde ona yeni bir şeyler sorar ve yeni bir şey öğrenirdik. Soran olmasa dahi olayları tekrar tekrar anlatırdı.
    Aşağıdaki iki gerçek onun hediyesidir. İlk dedesinin resmi 1920 den önce fotoğrafhanede çekilmiştir. İkinci resim ise ilk aydın Konya kadınlarından Sivaslı Ali Kemali Efendinin kızı ve Apalı’nın annesidir. Henüz Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmemiş, önce Belediye meclislerine katılma hakkı verilmiş Konya’nın aydı bir yüzü olan bu Hanım 1933 yılında Belediye Meclis üyesi olmuştur.

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 05-06-2017

    KONYALI MÜDERRİS ŞEYHZADE AHMET ZİYA EFENDİ (1874?-1925) II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim gazetesinin 27.05.2017 günlü yazısında Ahmet Ziya Efendi’ye İstanbul Boğaziçi Üsküdar caddesinden çekilmiş kartın ön ve arkası yayınlanmıştı. Kart 1914 yılında postaya verilmiş, Osmanlı pulu ve Konya giriş damgası vardır.
    Arap harfleri ile yazılmış metin eski yazı bilmediğimden okunamamıştır. Kartı gönderen kişi de çok ilginç olmalıdır. Kartı okutturmaya çalışacağım….
    Ziya Efendiye aynı zamanda Paris’ten gönderilmiş bir başka karta yer darlığından konulamamıştı. Bu yazımda buna yer verilecektir.
    Gazete basımı pek net olmamakta ancak bilgisayar ortamında olan yazı ve renkli resimler DEVRİM Gazetesi arşivinde ve benim web sitemde yer alacağından sonsuza kadar ileri araştırmacıların elinde olacaktır.
    Kartın adres yüzü:
    Kartta yapıştırılan Fransız pulu sökülmüş, kartın İstanbul’a (Stanboul) gelişi 1913,
    Konia / Tourkiet d’Asia dikkat çekici
    Kartın ön yüzü
    Kartın ön yüzü
    Paris –L’avenne de la Grande Armee
    Medrese eğitimini asla savunmayan bir kişi olarak Konya’dan çıkmış ve İslam dünyasında da saygı görmüş Şeyhzade Ahmet Ziya Efendi’nin manevi huzurunda saygı ile eğiliyorum.

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 3023 28-05-2017

    KONYALI MÜDERRİS ŞEYHZADE AHMET ZİYA EFENDİ (1874?-1925)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ziya Efendi Konya’da yetişen en önde gelen Müderrislerin başında gelir. Babası Nakşibendi Halidiye koluna mensup Muhammed Bahaüddin (ölümü 1906) Efendidir. Konya’nın Hacı Fettah Mezarlığında bir beton şemsiye altında yatmaktadır..
    Ziya efendi üç erkek kardeşin en küçüğüdür. Ağabeyleri ZEYNEL ABİDİN ve RİFAT EFENDİ’dir. Ağabeyi Zeynel Abidin 1910 yılından Cumhuriyet kurulana kadar Konya’nın en etkin politikacısıdır. 1912 seçimlerinde Konya’dan milletvekili seçilmiştir.
    Konya’da kurulan ve başında Sivaslı Ali Kemali Efendi’nin bulunduğu “MÜDAFAYI HUKUK CEMİYETİ” ile dolayısıyla Mustafa Kemal ile karşı karşıya gelmiştir. Bunu tarihi bir gerçek olarak burada belirtmeliyim.
    Konumuza dönersek ağabeyinin aksine Ziya Efendi kendini tamamen eğitime ve medreseye vermiş bir kişidir.
    19 yüzyıl sonraları Konya’da medreselerin bolca kurulduğu dönemdir. Benim babamın dedesi Haşim Efendi de Konya’da önde gelen müderristir. Ziya Efendi’den yaklaşık 30 yaş daha büyüktür.
    Ziya Efendi bunların içinde en önde gelenidir. Bu konuda Konya’da hakkında pek çok yazılar ve araştırmalar yayınlanmakta, yazdığı eserler tanıtılmaktadır. İnternete girildiğinde pek çok yayın ile karşılaşılmaktadır. Ben bunlardan bir özet vermeye çalışacağım. Ziya Efendi Müderris olduktan sonra bir süre İstanbul’da kaldığı ve orada mesleki ile çalışmalar yaptığı sanılmaktadır.
    Ziya Efendi’de medresenin yenilenmesi konusunda DEVİNMELER vardır. Bazı şeylerin yapılması gerektiği görüşündedir. Islahı Medaris olarak yeni bir medrese kurar burada nakli İslami bilimler yanında akli ilimlere (fen) de yer verir verir, medreseye bu dersleri koyar, ancak Ağabeyi Zeynel Abidin’in güttüğü politika yüzünden 1917 yılında Medresesi İttihat Terakki iktidarı tarafından kapatılır. Konya Hukuk Mektebi’nde hocalık yapar, 1920 yılında Mekke’ye yerleşir, 1925 yılında orada vefat eder, tek kızı BEDRİYE genç yaşta vefat eder. Dr. Bedriye Gürkan’a verilen ismin buradan geldiğini sanıyorum.
    Burada bir noktaya da değineceğim, Ziya Efendi’nin kapatılan Islahı Medaris’e Fransızca dersini koyduğu Konya’da hep anlatılır. İnternette hakkında yapılmış araştırmalarda buna rastlayamadım.
    Kartpostal koleksiyonumda İstanbul Üsküdar’dan 1914 yılında Şeyh Ziya Efendi Hazretlerine gönderilmiş bir kartın ön ve arkasını buraya ekliyorum. Bu kartı Konya tarihine meraklı olduğum için bana hediye eden Dr. Bedriye Gürkan’ın teyzesi İstanbul’da yaşayan Ayşe Hanıma buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Zira bu kart koleksiyonumdaki en değerli kartların başında gelmektedir.
    Bunları niçin yazıyorum, önümüzü iyi görebilmek için geçmişi çok iyi bilmemiz gerektiğine inanıyorum.
    (maalesef bu çok kıymetli kart buraya konulamamıştır.)
    (27.05.2017 de Muğla Devrim gazetesinde yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 28-05-2017

    SAYIN ÜNAL TÜRKEŞ’İN Dr. BEDRİYE GÜRKAN ÜZERİNE YAZISI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim Gazetesi Sahibi ve Başyazarı Ünal Türkeş’in 22.05.2017 günü ikinci sayfasında çıkan yazısını dikkatlice ve birkaç defa okudum.
    Muğla’da Sayın Ünal Türkeş dâhil bazı değerli ailelerinin Konya kökenli olduğunu biliyordum. Bu konuda araştırma da yapmıştım.
    Bu ailelerin Konya- Beyşehir arasında Kızılören (eskiden Kızılviran) ve Bozkır Hocaköy’den geldiğini biliniyordu. Kızılören Konya’ya 40 km uzaklıktadır.
    Bugün Merkez ilçe Meram’a bağlı Kızılören bucağının yaklaşık 15 güney batısında YATAĞAN köyü vardır. Benim baba tarafım bu köyden gelmedir. Muğla’nın Yatağan ilçesi (eskiden Ahiköy) yakın zamanda bu ismi almıştır. Tarihi kaynaklarda önce Söbüçimen olarak kurulan Yatağan köyü ermiş insan YATAĞAN MÜRSEL tarafından yaklaşık 1407 yıllarında kurulduğu bilinir. Yani bugünkü Muğla Yatağan ilçesinin isim olarak ağabeyidir.
    Bu konu ile ilgilenen olursa www.mehmetbildirici.com Türkçe 4 bölümünde bilgiler yer almaktadır. Benim aslım da tarihi Yatağan köyündendir.
    Burada şunu da belirtmek isterim. Konya’da benim bildiğim iki menakıpname vardır. Birisi Ilgın’a yerleşen DEDİĞİ SULTAN menakibi (İçinde Yatağan Mürsel onun bir yakını olduğu anlatılır. Bir diğeri Seydişehir’in kurucusu Seyit Harun menakibidir.
    Dediği Sultan menakibi web sitemde yer almaktadır. Burada Ahmet Yesevi soyundan Dediği Sultan ve Yatağan Mürsel’in Anadolu’ya gelişleri, Ilgın Mahmut Hisar ve Yatağan köyünde (o zaman Söbü Çimen) yerleşmeleri anlatılmaktadır. Her iki ermişin soyundan gelen insanlar (ben dahil) Konya, İzmir’de .. vs yaşamlarını sürdürmektedirler
    Özetle Kızılören’den Muğla’ya gelen Feyzullah Efendi ve Yatağan köyünde yaşayanlar birbirine bu kadar yakındır. Birbiri ile 100 yıl içinde aynı coğrafyayı ve kaderi paylaşan insanlardır. Feyzullah ismine Yatağan köyünde de sık rastlanır.
    Dönelim ana konuya ben Dr. Bedriye Gürkan (Öncü) ile hiç karşılaşmadım. Başarılı bir tıp kadını yanında örgüt çalışmalarını gene Ünal Türkeş’ten öğrendiğimde bu çalışkan kişi benim hemşerim ve anne tarafı çok iyi tanıdığım bir aile demiş ve anne dedesi Ahmet Erenmemiş’in 1979 yılında Yeni Konya’da çıkan tam sayfa ölüm ilanını vermiştim. Ahmet Erenmemiş, kayım pederimin teyzesinin oğluydu. Hoş sohbet bir kişi idi, bayram ziyaretlerinde uzun sohbetlerimiz olduğunu belirtmek isterim. Buradan Dr. Bedriye Gürkan’ın eşim emekli Coğrafya öğretmeni Düzay Bildirici’nin akrabası olduğunu söylemeliyim. Ben ise yakın Konya’yı araştıran bir kişi olarak bu aileyi yakından çok iyi tanıdığımı söyleyebilirim. Zira bu konuda bana pek çok müracaatlar da gelmekte ve onlarla da bildiklerimi paylaşmaktayım. Web sitemde bu konuda geniş bilgiler vardır.
    Dr. Bedriye Gürkan’ın babası Mehmet Öncü Konya’da kumaş satardı, kumaşları ondan alır terzimde diktirirdim. Onun kökeni hakkında bilgi sahibi değilim. Ama şunu da belirtmeliyim ki büyük çınar annesinin ait olduğu ailedir. Konya’da Mevlana soyundan gelen çelebiler dışında Şeyhzade olarak bilinen bu aile öne gelirdi.
    Konyalının çok değer verdiği ve peşinden gittiği bir ailedir. Şu gerçeği de belirtmeliyim Dr. Bedriye Gürkan politik düşünce ve kültürü bununla çakışmamaktadır. Çakışmak zorunda da değildir. Dr. Bedriye Gürkan Yatağan ilçesinde bir doktor ve CHP üyesi olarak çok başarılı işler yaptığını öğreniyor ve bununla eşimin akrabası ve Konyalı olarak bundan büyük gurur duyuyor, bir gün karşılaşmayı umuyorum.
    Sayın Ünal Türkeş bu yazısında benden Konya’dan gelen bir aydın olarak söz etmiş, kendisine minnettarım. Kökü Konya’dan olanlar hakkında yeni isimler vermiş, zaman içinde bunlar hakkında bilgi edinmeye çalışacağım.
    Ayrıca yakından tanıma şansını yakaladığım Konya’nın, Türkiye’nin büyük şairi Feyzi Halıcı (1924) hakkında ileride bir yazım olacak. Ancak şunu belirtmem gerek Emrehan Halıcı’nın babası Feyzi Halıcı tarihçi değil şair ve kültür adamıdır. Onu da tanıtmaya çalışacağım.
    Konya ve Muğla arasındaki yakınlığa katkı koyduğu için, Konya doğumlu, 30 yıl orada yaşamış ve Konya’nın büyüklerini yakın tarihini öğrenen, ömrünün sonunda Akyaka, Karia’nın tarihi derinliklerinde yaşama keyfini tadan bir kişi olarak Sayın Ünal Türkeş’e teşekkürlerimi sınarım.
    Önümdeki yazım Ahmet Erenmemiş’in amcası Müderris Ziya Efendi hakkında olacaktır.

    (Devrim Gazetesi 26.05.2017 yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 3008 07-05-2017

    PROF. DR. NAZİF BAĞRIAÇIK (1931)
    11.Nisan 2017 Günü Kadıköy’de Diyabet Hastanesinin Kurucusu Konyalı Nazif Bağrıaçık’ı ziyaret ettim. Türkiye’de Diyabet (Şeker) konusunda çok çalışmış bir bilim adamı ve pek çok hizmetleri var.
    Ziyaretimde çok ilgi gösterdi ve hayat hikâyesini anlattığı bir kitabını imzalayarak armağan etti. “TÜRKİYE’DE DİYABET’İN TARİHÇESİ” özel yayın 270 sayfa
    Nazif Bağrıaçık eski Demokrat Parti Konya Milletvekili ve Konya Lisesi mezunu Mustafa Bağrıaçık’ın oğlu, kendisi de 1946 yılında bir yıl dedesinin yanında Konya Lisesi’nde okumuş. Ailesi ve Konya’daki hayatını keyif alarak okudum.

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 3012 07-05-2017

    BRITISH MUSEUM’DA OSMANLI ÜLKESİNDEN GÖTÜRÜLEN ESERLER II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bir önceki yazımda (04.05.2017) Muğla’nın Datça yarımadası ucunda bulunan Cnidos antik kentinde kazı sonucu Londra’ya götürülen Demeter heykelinden söz etmiştim. Knidos ilk çağın çok önemli kentlerinden biridir. Bundan başka pek çok tanrıça heykelleri vardır. Yapılan kazılarda başka tanrıça heykelleri de bulunabilir. Ben British Museum’da yer alan bir Demeter heykelini yazıma konu etmiştim. Benim yazımda verdiğim bilgiler tamamen Müze kataloğundan alınmadır.
    Bu yazımda da başka eşsiz bir heykelden söz edeceğim.

    KANEPE’DE OTURAN GENÇ VE ONA EVLİLİĞİ ÖÇRETEN YAŞLI KADIN
    Bu eserde kanepede evliliğe hazırlanan genç ve güzel bir gelin adayı ile ona, evlilik hakkında bilgi veren yaşlı bir kadın görülmektedir.
    M.Ö 100 yıllarına tarihlenen bu şaheser. İzmir yakınlarında MİRİNA’da bulunmuştur. İlk çağlarda İzmir’in kuzeyi Sisam (Samos) adasının da içinde bulunduğu bölge AEOLIS olarak bilinir. Mirina bu bölgede Aliağa civarında bulunan bir antik kenttir.

    PALMİRALI KADIN
    Bu yazımda Suriye’deki Palmira (Palmyra) kentinden bir kadın heykeli konulmuştur.
    Palmyra kenti 1900 yılında İngiliz Politikacı ve arkeolog Gertrude Bell tarafından görülmüştür. Onun anlattıkları ve internetteki resimlerden kentlerin kraliçesi denilebilir. Palmyra son Suriye savaşı dolayısıyla sık sık gündeme gelmiş, uygarlık düşmanı İŞİD tarafından bazı şaheserler kırılası eller (!!!) tarafından balta ile parçalanmıştır.
    Burada şu da bir gerçektir. Avrupa müzelerine sadece Anadolu’dan şaheserler gitmemiştir. Osmanlı yönetimi altındaki Suriye, Irak ..vs gibi yerlerden devlet izni ile kazılıp götürülmüştür.
    Palmiralı kadın buna bir örnektir.
    AQMAT, Maan oğlu, Zebida’nın kızı Hagago’nun kızıdır. 2. yüzyıl
    Resimler buraya konulamamış, dosyasındadır.
    (Muğla Devrim 06.05.2017 yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 3011 07-05-2017

    İSTANBUL’DA KİTAPLAR ARASINDA GEÇEN KIŞ, AKYAKA’YA DÖNÜŞ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Geçen Aralık başından 2017 Nisan ortasına 4,5 ay İstanbul’da ki evimdeydim. Bu yıl kış İstanbul’da da sert geçti. Evim sıcaktı. Zamanım kitaplar arasında ve bilgisayar içinde geçti. Devrim gazetesine de bol yazı yazdım, internetten Devrim gazetesini gün gün inceledim. Muğla haberlerini ve çok değerli gazetenin köşe yazılarını okudum.
    İstanbul’da 7 bin civarında oldukça özel bir kitaplığım var. Bunu beslemek için hafta sonraları kitap müzayedelerine (ikinci el artırma ile kitap satışı) katılıyorum ve bazen çok ucuza çok değerli kitaplara sahip oluyorum.
    Sonuçta kışı geçirdiğim İstanbul’da 16 Nisan günü yapılan dürüst olduğuna inanmadığım referandumda gönül rahatlığı ile HAYIR dedim ve ertesi günü Bodrum Havaalanı üzerinden Muğla ve oradan Akyaka’ya döndüm.
    Akyaka’yı, evimi bahçemi, havasını çok özlediğimi anladım. Uzun süre sevdiğim Akyaka’dayım artık….
    Bu yazıma İstanbul’da aldığım ve Londra’da bulunan BRITISH MUSEUM ile bir kitabı tanıtmaya çalışacağım.
    Daha önce Paris Louvre Müzesini, Roma’da Vatican Müzesini, Saint Petesburg’da Hermitaj Müzesini gezmiştim, Ama Londra’da ki bu müzeyi görmek nasip olmamıştı. Bu kitapla bu müzeyi kısmen tanıdığımı ifade edebilirim.
    Burada şunu da belirtmeliyim, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Antalya Arkeolojik Müzesi bunlar kadar zengindir. Mutlaka görülmelidir.
    British Müzesi kitabı şahaneydi, Müzedeki ki tüm eserler fotoğraflar ve açıklamaları ile verilmişti. Tabii ki İngilizce, ben buradan yazıma Ege ve Muğla’dan devlet izni ile götürülmüş (kaçırılmamış !!!) iki esere yer vereceğim.

    KNIDOS’DA BULUNMUŞ TANRIÇA DEMETER HEYKELİ
    Bu heykel Datça yarımadasının ucunda yer alan KNIDOS antik kentinde 1812 tarihinde görülmüş yaklaşık 50 yıl sonra burada kazı yapan İngiliz C.T. Newton tarafından çıkarılmış ve devlet izni ile Londra’ya gönderilmiştir. Heykelin M.Ö 330 dolaylarında Atinalı heykeltraş (yontucu) Leochares tarafından yapıldığı sanılmaktadır.
    Aynı sanatçının Makedonyalı Büyük İskender ve babası Phlipp’in heykellerini yaptığı bilinmektedir.
    Tanrıça Demeter’in kızı Persephone için yas ifade edilmektedir..
    Resm buraya konulamamış, dosyasındadır
    (Muğla Devrim 04.05.2017 yayınlanmıştır.)


  10. MEHMET BİLDİRİCİ 3010 07-05-2017

    SİBEL BİLDİRİCİ VE AKYAKA İLE İLGİLİ SANATSAL FOTOĞRAF SERGİSİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sibel Bildirici benim kızım, İstanbul’da Sosyal Güvenlik Kurumunda ECZACI olarak çalışmaktadır. O da benim gibi Akyaka’ya gönül verenlerdendir. Akyaka’ya ilk geldiğimiz 1975 yılından ve halen oturduğum evi aldığımız 1985 yılından bu yana her yaz tatilini burada geçirmektedir.
    Küçükten beri fotoğrafa meraklıdır. Bu defa İFSAK (İstanbul Fotoğraf Sinema Sanatçıları Amatör Derneğine üye olmuş, fotoğraf sanatçısı olarak 6 hafta temel eğitimi almış, arkasından bir yıl devam eden 2016 yılı fotoğraf sergisi programına katılmıştır. Bunun için iyi bir fotoğraf makinesi almış çalışma bölgesi olarak Akyaka’yı seçmiştir. Konu olarak 8 kare fotoğrafta bir olay anlatılmaktadır.
    Bunun için Akyaka’da yüzlerce fotoğraf çekmiştir. Sonuçta Proje hocası tanınmış Fotoğraf Sanatçısı Cengiz Akduman tarafından düzenlenen sergiye katılmıştır. Bu resim ise Akyaka limanda PARAGAT hazırlayan (Bir sepete yem dizmek) bir çalışan kadının fotoğraflarıdır.
    Sergi İstanbul Beyoğlu Ayhan Işık Sokakta Dernek binasında 08.04.2017 tarihinde açılmıştır. Sergiye 12 kişinin resimlerinin katılması uygun görülmüştür.
    Sergiye bir baba olarak gezdim, çok beğendim. Kendisine bu sanat etkinliklerinin devamını diliyor ve kendisini kutluyorum.
    Yazıya sergiden iki kare eklenmiştir.
    Resimler dosyadadır
    (DMuğla Devrim Gazetesi yayınlandı)

Toplam 152 yorum bulundu. 21-30 arası listeniyor.