Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 13-08-2021

    SEVGİLİ 62’Lİ SINIF ARKADAŞLARIM 12.08.2021
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sevgili Sınıf Arkadaşlarım, sizlere sadece 3 gün önce yazmıştım. Ulaştığım biri hayata ve birbirimize bağlılığımızı gösteren umut verici bir gelişme haberi ve maalesef gene bir acı haberi sizlerle paylaşacağım.
    Güzel haber arkadaşımız MUAMMER ÖZKAVAF’IN gayretleri ile İzmir SIĞACIK’TA 12 Sınıf arkadaşımız 27 Temmuz 2021 tarihinde gün boyu bir araya gelmişlerdir.
    Arkadaşımız Muammer sağ olsun bana da yazdı. Gönderdiği mail aynen şöyledir.
    Sevgili Mehmet,
    27.Temmuz.2021 günü 12 aile olarak toplandık. Bütün Eğe deki arkadaşlara ulaştım. Kimi rahatsızlığından kimi özel nedenlerden gelemedi. Bu iş için on gün evvelinden başladım.
    Netice: İzmir'in Seferihisar ilçesine bağlı SIĞACIK da 27.Temmuz.2021 günü eşlerle beraber buluştuk. SIĞACIK ta EUPHORİA otelde sabah 0.9.00 dan 18.00 e kadar beraber olduk..
    Ayrılırken hepimiz mutlu idik. İştirak edenler:
    SAYHAN BAYOĞLU--MEHMET ÖZLÜ--ÖZMEN BÜYÜKTAŞKIN--ÜNAL DEMİRÖRS
    CEMAL AĞCA--ÖMER ERASLAN--İHSAN ÇALIŞ--MUHİTTİN ÇINAR—
    TANJU ÖZKAL--SOYSAL ARIKAN—MUSTAFA GÜR
    MUAMMER ÖZKAVAF
    Ben de katılamama rağmen çok mutlu oldum. Bu gayretleri için sevgili arkadaşımız MUAMMER ÖZKAVAF’I kutluyorum. Toplantı ile ilgili resimler de göndermiştir. Ancak ben onları açamadım onları daha sonra sizlere ulaştıracağım.
    Bugün ise sevgili arkadaşım Muammer bir kargo göndermiş, Toplantıya katılan TANJU ÖZKAL arkadaşımızın 2015 yayınladığı bir kitabını göndermiştir BUDANMIŞ DÜŞÜNCELER” adlı kitabı elime geçti. Kitabı okuyup görüşlerimi bir başka yazıda paylaşacağım.
    İzmir Seferhisar TEOS antik kenti olarak çok önemli bir İyonya birliğine dahildi.
    İkincisi biraz acı. Sınıf arkadaşımız Pof. Dr. Ing. Em. ATAMAN HAKSEVER’İ (1939-2021)maalesef eşi Aysen Haksever’e yazdığım bir maile verdiği cevabından kaybettiğimizi öğrenmiş bulunuyorum. Bu mail Şöyle
    Sayın Mehmet Bildirici; 10.08.2021
    Eşim Ataman Haksever geçen sene Nisan ayından beri hastalıklarla mücadele ediyordu. Zor bir süreçti. 6 Temmuzda hayata veda etti. Hakkın rahmetine kavuştu.
    Selamlar. Ayşen Haksever
    Öğrenci olarak yakın arkadaşım daha sonra zor bir anlaşma dönemi sonra yakın haberleştiğim bu arkadaşımın ölümünü işitmek beni çok sarstı. Tanrı’dan rahmet geriye kalan ailesi ve eşi Ayşen Haksever’e baş sağlığı dilerim.
    Önce kendisinin bana gönderdiği Türkçe, Almanca ve Fransızca hayat hikâyeleri bulunmaktadır. Şimdi bunlardan Türkçe özgeçmişi aynen alacağım.
    ÖZGEÇMİŞ-ATAMAN HAKSEVER (1939-2021)
    Ataman Haksever, 11.6.1939 da İstanbul'da
    doğmuştur. İlköğrenimini 19 Mayıs İlkokulu, orta
    öğrenimini Karagümrük Ortaokulu ve Lise öğrenimini
    Vefa Lisesi'nde tamamlamış İstanbul Teknik Üniversitesine
    1957 yılında girmiş ve yükseköğrenimini
    İnşaat Fakültesi, Tatbiki Mekanik Anabilim Dalında tamamlamıştır.
    Öğrenimi sırasında, IAESTE kanalıyla, yurt
    dışında inşaat ve mühendislik bürolarında çalışmış
    ve bu arada Hamburg'da bir metro inşaatının statik
    hesaplarını yapmıştır.
    Askerlik görevine 1963 yılında başlamış ve
    1963-1965 yılları arasında bu görevi, Ankara'da,
    Muh. Ana Depo. ve Fabrikaları İngilizce tercümanı
    olarak tamamlamıştır.
    Nisan 1965 de iki yıllık askerlik süresini Yd.-Sb. olarak tamamladıktan sonra,
    aynı yıl Almanya'ya giderek, Hamburg'da, daha önce öğrenimi sırasında bulunduğu
    bir inşaat firmasının konstrüksiyon bürosunda çalışmış ve bu sırada bir betonarme silindirik biçimli pis su tutma deposu ve diğer arıtma tesislerinin tasarım ve statik
    hesaplarını yapmıştır.
    Daha sonra yine aynı şehirde, bazı mühendislik bürolarında statiker ve
    konstrüktör olarak 7 yıl süre ile mesleki faaliyetlerini sürdürmüştür. Gerçekleştirdiği
    çeşitli mühendislik yapıları arasında Almanya'da Schleswig kentinde, 28 katlı, sekizgenplan kesitli, yüksek yapı türündeki betoarme bir binanın tasarım ve statik hesapları da bulunmaktadır.
    1973 yılı Ocak ayında, Braunschweig Teknik Üniversitesi'nin ‘Institut für
    Baustoffkunde, Massivbau und Brandschutz’ Enstitüsünde (iBMB), "Yangın ve
    Yangın olayının Yapı Elemanlarına olan Termodinamik ve Mekanik Etkileri " üzerinde
    bilimsel çalışmalarına başlamıştır. Bu enstitünün Direktörü Prof. Kordina'nın
    önerisi üzerine 1974 yılında "Sonderforschungsbereich 148 Brandverhalten von
    Bauteilen (SFB148)" (Yapı Elemanlarının Yangın Davranışı) isimli özel araştırma
    projesine bilimsel araştırmacı (Wissenschaftlicher Mitarbeiter, Scientific coworker)
    olarak atanmıştır.
    Bu araştırma projesi Deutsche Forschunsgemeinschaft
    (DFG)" (Alman Resmi Araştırma Kurumu) tarafından 1972-1988 yılları arasında mali
    yönden desteklenmiştir. Sözü edilen sürede bu araştırma çalışmaları 100 kişilik bir
    bilimsel heyet tarafından yürütülmüş, bilimsel çalışmaların sonuçları, uluslar arası
    düzey de bir ün kazanmıştır (bak Ref. Kordina ve Yayınlar Nr. 4, 6, 11, 21, 42).
    A. Haksever, Braunschweig Teknik Üniversitesine bağlı yangın araştırma
    enstitüsünde ahşap, çelik ve betonarme yapı elemanlarının yangın etkisi altındaki
    davranışlarını saptamak amacıyla deneysel ve teorik araştırmalarda bulunmuştur. Deneysel çalışmaları sırasında çeşitli statik konumlarda ve 1:1 boyutlarındaki yapı
    elemanlarını, özellikle norm yangın etkisi (DIN 4102, ISO 834) altında incelemiş ve
    bu yapı elemanlarının yangına dayanma sürelerini saptamıştır. Deney sonuçları ayrıca,
    kendisi tarafından geliştirilmiş bilgisayar programları ile de analiz edilmiştir (bak
    yayınlar Nr. 4, 10, 20, 22,.. ve ekler iBMB'de çalışma alanı).
    A. Haksever'in iBMB'de üzerinde çalıştığı, "Brandverhalten von Holzstützen"
    (Ahşap Kolonların Yangın Davranışları ve Yangına Dayanma Süreleri) ni
    kapsıyan bir araştırma çalışmasının sonuçları, DIN 4102, Teil 4 de norm olarak benimsenmiştir
    (bak yayınlar 15, 25).
    A. Haksever aynı üniversitenin inşaat fakültesinde, doktora çalışmasını "Zur
    Frage des Trag- und Verformungsverhaltens ebener Stahlbetonrahmen im Brandfall"
    (Düzlemsel Betonarme Çerçevelerin Yangın Davranışı) isimli tezle, şubat 1977 de
    tamamlamıştır (bak böl 3.1.1 Dr. Tezi).
    Ekim 1980 de aynı enstitüde açılan "Natürliche Brände" (Tabii Yangınların
    oluşumu ve Etkileri) ni inceleyen bir araştırma projesinin başkanlığına getirilmiştir.
    Bu proje de DFG tarafından desteklenmiştir.
    Anılan araştırma projesinde ISO 834 yangın oluşumundan farklı olarak, kapalı
    hacimlerde meydana gelecek tüm yangınların (flash-over) olasılığı, gelişimi ve
    çevre yüzeylere olan etkileri çeşitli parametrelere bağlı olarak deneysel ve teorik
    olarak incelenmiştir.
    A. Haksever bu araştırmayı 1980-1988 yılları arasında, projede öngörülen
    iki fizikçi araştırmacı ile birlikte yürütmüştür. Projenin deneysel çalışmaları Helsinki
    Teknik Üniversitesine bağlı Technical Research Centre of Finland (VTT)
    Labaratuvarlarında tamamlanmıştır. Araştırma Projesinin mali cephesi sadece, deney
    ve gereçler için 2.0 milyon DM (≈ 1 milyon €) tutmaktadır. Yangın deneyleri için,
    1:1 boyutunda yapılar VTT'nin kapalı hal binasında yangın odası olarak kullanılmıştır
    (bak yayınlar Nr. 42, 57, 61).
    A. Haksever Nisan 1982 de İstanbul Teknik Üniversitesi Yapı Ana Bilim
    Dalı’ndan "Stahlbetonstützen bei Natürlichen Bränden" (Betonarme Kolonların
    Tabii Yangınlarda Taşıma Güçleri) konulu tezle "DOÇENTLİK ÜNVANI" almıştır.
    Aynı çalışma Braunschweig Teknik Üniversitesi Tarafından "HABILITATION"
    olarak kabul edilmiş ve yayınlanmıştır (bak Böl. 3.2.2 "Doçentlik Tezi" ve ilgili
    ekler).
    Doçentlik Tezi'nin hazırlanması sırasında geliştirmiş olduğu Bilgisayar Programı
    1.- Lund Institute of Technology, Lund, Sweden (İsveç).
    2.- National Bureau of Standards, Washington DC, USA (ABD).
    3.- Natioanal Research Centre of Canada, Ottawa, Canada.
    4.- Technical Research Centre of Finland, Helsinki, SF (Finlandiya.)
    uluslararası araştırma kuruluşlarının bilgisayarlarına uygulanmıştır edilmiştir. İlk defa
    bu bilgisayar programı ile genleşmesi önlenmiş (relaxation, sünme) betonarme ko3
    lonların yangın davranışı incelenmiş, ve o zamana kadar SFB148 ve diğer akademik
    kuruluşların geliştirip uyguladığı reolojik modelin, beton malzemesi için eksiklikler
    içerdiği anlaşılmıştır.
    Daha sonra kendisinin bu konuda SFB148 de yaptığı yoğun çalışmalar sonucunda,
    yüksek sıcaklık için gerçeğe daha yakın bir beton malzeme modeli ortaya
    konmuştur. Bu model ile betonun yüksek sıcaklıktaki sünme olayı malzemenin termik,
    deformasyon ve gerilme geçmişleri göz önüne alınarak belirlenebilmektedir
    (bak yayın Nr. 41 ve Böl. 7.2).
    A. Haksever' in SFB148 de yaptığı en önemli çalışmalardan biri de, kapalı
    hacımlarda meydana gelebilecek olası bir yangın olayının bilgisayarda simule (benzetim)
    edilebilmesi olmuştur. "Enerji Dengelemesi, (Heat Balance Calculation,
    Wärmebilanz-Rechnung, calcul thermique d'équilibre)" problemlerinin çözümünü
    içeren bu çalışmaların sonuçları Almanya'da, 1977-1985 yılları arasında ilk defa gerçekleştirilmiştir.

    Bilgisayar verilerinin sayısız deney sonuçlarını önceden isabetle
    belirlilebilmesi sonucu, geliştirdiği bilgisayar programı gerek bilimsel ve gerekse
    bilirkişi çalışmalarında geniş bir kullanım alanı bulmuştur (bak yayın Nr 41, Böl 7.2
    ve 9.).
    A. Haksever akademik hayata girdiği 1973 senesinden beri, yurt dışında ve yurt içinde, 100'e kadar bilimsel makale ve araştırma çalışmasının sonuçlarını yayınlamıştır.
    Bu yayınlarından bazıları Almanca'nın dışında diğer yabancı dillere (Çince
    dahil) çevrilmiştir (bak ekler; yabancı dile tercümeler).
    Özellikle, DFG'nin (Deutsche Forschungsgemeinschaft) desteklediğ iki araştırma
    çalışması, Almanya'da, uluslararası bir üne sahip "Deutscher Ausschuss für
    Stahlbeton" da yayınlanmıştır (bak yayınlardan örnekler ve yayınlar Nr. 3, 49).

    A. Haksever gerek Almanya içinde ve gerekse Almanya dışındaki ülkelerde
    "Yapısal Yangın Korunumu, (Fire Safety Design, Baulicher Brandschutz)" ile ilgili
    bilimsel Konferans vermiş ve Uluslararası pek çok kongrede de, aynı konu üzerinde
    konuşmalar yapmıştır. Kendisi, çok sayıda yabancı yayınlarda "Referans" olarak verilmektedir
    (bak ekler; konferanslar ve atıflar).
    A. Haksever, Almanya'da, bilirkişi çalışmaları sırasında da bazı önemli yapıların
    "Yangın Boyutlandırması"nı (Brandschutzbemessung, Fire Safety Design,
    Protection contre l'incendie mesure) yapmıştır. Bunlar arasında en önemlisi olarak
    Viyana'daki "Wiener Reichsbrücke" (Viyana Devlet Köprüsü) gösterilebilir (bak yayın
    Nr. 24).

    A. Haksever 1984 senesi güz döneminden itibaren, Fırat Üniversitesi, Mühendislik
    Fakültesi, İnşaat Bölümünde Part-Time öğretim üyesi olarak, Yk.Lis.
    Dersleri vermiştir. Bu öğretim görevi 1988 e kadar sürmüş ve daha sonra kendisi
    aynı Bölümde "Mekanik Ana Bilim Dalında'"ki kadroya Prof. olarak atanmıştır. Bu
    Anabilim Dalındaki görevini 1994 yılına kadar sürdüren A. Haksever, aynı yıl, Yapı
    Anabilim Dalında da Prof. lüğe yükseltilmiştir. 2002 yılında yeniden yapı anabilim
    dalında profesörlüğe atanan A. Haksever, Trakya Üniversitesi Çorlu Mühendislik
    Fakültesinde göreve başlamış ve aynı fakültede 2004 yılında Dekan olarak atanmıştır.
    4Haksever CIB (Comittée International du Beton) kuruluşunun yangınla ilgili
    W14 alt komitesine üyedir, ve bu komitede aktif olarak çalışmaktadır (bak bölüm 8).

    A. Haksever 1991 yılında, Helsinki Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nde
    yapı elemanlarının ve yapı malzemelerinin yüksek sıcaklık ve yangın etkisi ile ilgili
    “Yapıların Yangın Dizaynı” derslerini vermeye davet edilmiştir (Bak. Ekler).

    A. Haksever öğretim üyeliğinin yanında idari görevlerde de bulunmuştur. Kendisi,
    1989-1992 yılları arasında Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesinin Senato
    Üyeliğini yapmış ve ayrıca. İnş. Müh. Bölüm Başkanlığını, Fakülte Kurulu ve Fakülte
    Yönetim Kurulu üyeliklerini de yürütmüştür.

    Sevgili Sınıf arkadaşımla önce zor anlaştık, ama 2018- 2020 Nisan ayına kadar çok yakın olduk, haberleştik, haberleşmelerimizin hep telefonda değil mail ile oldu. Bir gün bana arkadaşlarım beni yakından tanımıyor acaba ben eserlerimi sana yazsam onlara duyurur musun diye yazdı. Hay hay dedim. Gönderdi hayretler içinde kaldım.
    Yazıları o kadar mühendislik üzerine idi ki küçük dilimi yutacaktım. Arkadaşlardan bu durumu garip bulanlar da oldu. Tüm yazılarını Web siteme yerleştirdim.
    Çalışmaları ahşap, betonarme ve çelik binaların karşısında dinamik davranışları, biz sınıf arkadaşlarımızın yaşları 80 üzerinde olmasından dolayı bunları takibimiz elbette mümkün değil.
    Ama çocuk ve torunlarımıza ve yakınlarımıza teorik çalışanlara bunları ulaştırmak bir görev olduğu kanısındayım.
    SONUÇ OLARAK ATAMAN (HANS OLARAKTA BİLİNİR) DAVRANIŞLARI SOĞUK VE MESAFELİ ARKADAŞLARIMIZIN BİR KAÇI DIŞINDA İRTİBAT KURDUĞU KİŞİ SINIRLIDIR. AMA BÜTÜN ÖMRÜNÜ BİLİME VE AYNI ZAMANDA SANATA VERMİŞ BİR ARKADAŞIMIZDA. SINIFIMIZDA İFTİHARLA ANACAĞIMIZ VE UNUTMAYACAĞIMIZ BİR KİŞİ İDİ.
    IŞIKLAR İÇİNDE UYUSUN
    (Not Ataman’ın yazdığı onlarca teknik makale web sayfamdadır.
    www.mehmetbildirici.com Web 2015 Türkçe 40 Ataman Haksever
    12.08.2021

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 13-08-2021

    KONYA TARİHİ SU YAPILARI YENİ ULAŞTIĞIM ÖRNEKLER KONYA SEL BASKINI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Cumhuriyetin ilk yıllarında Meram Deresi taşar seller Konya içine kadar gelirdi. Aşağıdaki Fotoğraf 1930 yılındaki selde Konya kenti içindeki sel suları ile çekilmiştir.
    Bina bugün Şeyh Sadreddin Mahallesi Tutgutoğlu Sokak ta Sadreein Konevi cami girişinden çekilmiştir. Bu noktanın bugünkü görünüşü farklıdır.
    Kaynak Ahmet Yılkı, Face-book da Serap Özkoç gönderidir.
    Ben yıllarca Camiin karşısındaki Öncü Apartmanı’nda oturdum.
    09.08.2021

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 13-08-2021

    SEVGİLİ 62’Lİ SINIF ARKADAŞLARIM 09.08.2021
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Pandemiden dolayı yaşamımı İstanbul’da sürdürürken 28 Temmuz 2021 den itibaren bütün Türkiye’de ve özellikle yazlık evimin bulunduğu Muğla’da çıkan Orman yangınları derin acılara sebep oldu. Hep İstanbul’da bulunuyorum.
    Yaşımız itibariyle yoğun kayıplarla karşılaşıyoruz. Doğanın bir kanunu, bize düşen bunları sabırla karşılamak ve onların anılarını canlı tutmak ve Tanrıdan rahmet dilemek….
    2021 yılı itibariyle kaybımız 6 oldu. İşte onlar
    61- 6611 Önal Süer (1939- 14 Nisan 2021)
    62- 6646 Fatin Saltık 1939-19 Mayıs 2021)
    63 6592 Hikmet Çallı (1938-31 Mayıs 2021)
    64 6624 Mehmet Cengiz (1940-10.Haziran.2021)
    65 6085 Aytekin Güzel (1937-20.Temmuz.2021)
    66 6554 Yalçın Urunlu (1939-08.Ağustos 2021)

    Bu yazımda da sevgili AYTEKİN GÜZEL & YALÇIN URUNLU ile ilgili bilgileri sizlerle paylaşacağım.
    6085- AYTEKİN GÜZEL (İstanbul 1937-İstanbul 2021)
    1937 yılında İstanbul'da doğdu. Darüşşafaka Lisesi mezunudur. 1956 yılında İnşaat Fakültesine girmiş, 1963 yılında mezun olmuştur. Bir süre Karayollarında, daha sonra İstanbul'da özel sektörde çalışmıştır. Devamlı toplantılara katılmakta ve “itü62 insaat” Web sitesine yazılar göndermektedir. İstanbul’da emeklilik yaşamını sürdürmekteydi. Kurban Bayramı ilk günü aramızdan ayrılmıştır.
    Güney Güzel ile evli olan Aytekin’in çocukları: Değer (1966), Mehmet Şükrü (1968), Soner (1976)
    (Kaynak: İTÜ 2003 Yıllığı)
    Eşi Güney Güzel Hanımla görüştüm. Baş sağlığı diledim. 22.07.2021 (ikinci Bayram) Topkapı merkez Efendi mezarlığında toprağa verileceğini öğrendim. Tonton lakaplı Aytekin tüm arkadaşlarımız tarafından sevilen bir kişiydi. Arkadaşımıza Tanrıdan rahmet eşi Güney Hanım ve çocuklarına baş sağlığı dilerim.

    Aytekin’i kaybettikten üzerinden 20 gün geçmeden sınıf arkadaşımız YALÇIN URUNLU’YU sonsuzluğa uğurladık. Hepimizin başı sağ olsun.
    Arşivimde bulunan ve eşi Canan Hanım ile konuşmam sonucu topladığım bilgiler şöyledir.
    6554 YALÇIN URUNLU (Köstence Romanya 1939-08.08.2021)
    1939 yılında Köstence’de doğmuştur. Bir yaşında ailesi Türkiye’ye gelmiştir. 1957 yılında Eskişehir Lisesi’ni, 1962 yılında İnşaat Fakültesi’nden mezun olmuştur. Önce burslu okuduğu Devlet Demir Yolları’nda, daha sonraları Tokar ve Tefken Şirketlerinde, daha sonra serbest Müteahhit olarak çalışmıştır. Emekliliğini İstanbul ve Marmaris Selimiye köyünde sürdürmekteydi. Canan Hanım ile evli olan Yalçın’ın iki oğlu, bir kızı vardır. Oğulları Necdet, Mehmet, kızı Zeynep
    Alzheimer hastalığına yakalanmış olup, yaşamını İstanbul’da sürdürmekteydi. Bir kalp krizi sonucu aramızdan ayrılmıştır.
    Kışları İstanbul yazları Marmaris Selimiye köyünde geçiriyordu. Son çıkan yangınlarda Orhaniye Bayır köyleri kül olduğu halde Selimiye alevlere teslim olmamıştır.
    Cenazesi komşusu Hayati Erhan ve bazı arkadaşların katılımı ile Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığında toprağa verilmiştir.
    Arkadaşım Yalçın’a Tanrıdan eşi Canan Hanım ve çocuklarına baş sağlığı dilerim.
    Baş Sağlığı için Canan Hanım: 0 532 295 6533

    SON OLARAK İNŞAAT FAKÜLTESİNDE PROF. DR. YALÇIN AKÖZ’Ü (1938-2021) DE KAYBETTİK
    YALÇIN AKÖZ 1961 YILI İNŞAAT FAKÜLTESİNDEN MEZUNDU
    1938 Karaman doğumlu, Babası Burunoba köyünden idi. Aköz Karaman Ortaokulunda okudu, daha ailesi İstanbul’a taşındı. Kabataş Lisesi’nden sonra 1956 yılımda İ:TÜ İnşaat Fakültesine girdi, 1961 yılı mezunu
    İ.T.Ü İnşaat Fakültesinde görev aldı.. Statik Profesörü oldu. 2005 yılında emekli oldu.
    SAYGILARIMLA

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 13-08-2021

    GÖKOVA’DA MUĞLA’DA HİSAR ÖNÜNDE ESKİ MAVİ VE YEŞİL RENKLERİNİ GERİ İSTİYORUM.
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Antik çağda büyük uygarlıkların yaşandığı, Karia, Muğla ve Gökova Körfezinde sonraki orta çağda bir sönme olmuş, parlaklığının kaybetmiş gözden ırak yerler olmuştur. Cumhuriyetle bölgenin yaşanması için en büyük engel sıtma ile mücadele edilmiş, 1960’lardan itibaren yeşili, mavisi ve tarihi kentleri ve onların kalıntılıları ile öne çıkmış Türkiye’nin ve dünyanın göz bebeği olmuştur. Bölge yüz yıl önce içine kapalı bir hayat sürerken bugün Türkiye’nin her yerinden ve hatta yurt dışından insanların gelip bir tatlı huzur aldığı yerler olmuştur.
    Bende ilk defa Akyaka’yı 1975 yılında gördüm, mavisi, yeşili denizi beni adeta çarptı.
    Ama üzülerek görüyorum ki bölgenin mavisi, yeşili son orman yangınlarında büyük bir tehdit altında rengi kızıla dönüyor. Belediyelerin halkın çabaları fayda vermiyor. Tek kişi yönetimi ise bölgeyi bunalıma götürüyor.
    Akyaka’da ev sahibi olduktan sonra zaman içinde kendi arabamla, turlarla teknelerle hep gezdim, oraların tarihi doğası ile ilgilendim. Bu güzel yerleri gördüm
    Ama derin üzüntü içindeyim. Belediye Başkanlarına, yöre halkına sabır diliyor, kendi adıma teşekkür ediyorum.
    Pandemi yanında bu felaketi atlatacağımıza, tekrar doğanın eski renkleri mavi ve yeşile kavuşacağımızı dört gözle bekliyorum. Eski Akyaka’ya kavuşacağım günleri dört gözle bekliyorum.
    (Muğla Devrim 08.08.2021)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 13-08-2021

    MERSİN SOLİ KENTİNDEN FENİKE KÖKENLİ STOA FİLOZOFU HIRISIPPOS YA DA
    CHRYSIPPUS (M.Ö 279-M.Ö 206)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Daha önce Mersin yakınlarında bulunan SOLI antik kentinden çıkan dünyanın önde gelen Gökbilimcilerinden ARATOS (M.Ö 315-240) ile ilgili yazım Devrim Gazetesinde 22.03.2021 tarihinde yayınlanmıştı. SOLİ antik kenti M:Ö 7 yüzyılda Rodos’tan gelen Dorlar tarafından kurulmuş, Mersin Belediyesi Viranşehir mahallesindedir.
    Bu yazımda da aynı kentte doğan Stoa Filozofu Hırisippus (M.Ö 279-206) incelenecektir..
    Hirisppus Soli kentinde doğmuştur. Babası Tarsus’lu FENİKE kökenli Apollonius olduğu bilinmektedir.
    Bu yazımda ilk defa Fenike kökenli bir Anadolu insanı incelenecektir. Bilindiği gibi Fenikeliler (Yun Phoinike) M.Ö 3000- 300 yılları arasında Lübnan’da hüküm sürmüşler ve tüm Akdeniz’de ticaret yapan denizcilikte çok ileri bir ulustur. Bu arada M.Ö 1200 civarlarında Anadolu’nun Akdeniz bölgesi de yönetimleri altında kalmıştır. Adana, Tarsus, Alanya çevrelerinde kültür izleri yer almaktadır.
    Ben ilk defa Mersin de doğan bir Fenike kökenli bir filozofla karşılaşmış bulunuyorum.
    Bilindiği gibi bugün pek çok ulusun kullandığı alfabeyi ilk defa M.Ö 1200 yıllarında bulan Fenikelilerdir. Bu alfabenin bir listesi eklenmiştir. İlk orijinal alfabe 22 harften oluşmaktadır.
    Hırisippus genç yaşta Atina’ya gitmiş orada Stoacı Filozoflardan biri olmuştur. Stoacı filozofların amacı insanın mutluluk içinde yaşaması olarak özetlenebilir.
    Orada ünü artmış, önde gelen filozoflardan biri olmuştur.
    Pek çok eser yazdığı bilinmektedir. Ancak hiç biri bugüne gelmemiştir. Ancak bazı önemli yazarların eserlerince düşüncelerine yer verilmiştir.
    73 yaşında Atina’da ölmüş, dünyanın önemli müzeleri olan British Museum ve Louvre Müzelerinde büstleri bulunmaktadır.
    Bir önemli noktaya da değinmek istiyorum. M.Ö 4 yüzyılda Atina Felsefe’nin vatanı haline gelmiştir. Bu ise çok geniş coğrafyada insanları katkıları ile gerçekleşmiştir. Bunun başında Anadolu gelmekte, Kalkedon (Kadıköy), Lamsakos (Lapseki, Çanakkale) Soli (Mersin) öğrenciler ve insan kaynakları ona can vermiştir.
    Yazım ekine Filozofun bir büstü ve 22 harflik orijinal Fenike alfabesi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 11.08.2021 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 13-08-2021

    BULUŞLARI İLE ÇAĞINA 300 YIL DAMGASINI VURAN MATEMARTİK VE MEKANİĞİN TEMELLERİNİ ATAN ISAAC NEWTON (1643-1727)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Rönesans (yeniden Doğuş) hareketinin oluşumu ile Sanat, Mimari ve Resim Sanatında büyük gelişmeler görülmüş ardından gelişmeler bilim, matematik, mekanik konularında dev adımlar atılmıştır. Bunların en başında İngiliz Isaac Newton, Robert Hooke (1635-1703) vs gelmektedir. Her iki bilim adamının aynı çağda yaşaması ilgi çekicidir.
    Newton Matematik, Fizik Astronomi ve Yazar olduğu kadar kendisini Doğa Filozofu olarak da görür. Thales gibi….
    Her şey çok olağan bir olayla başlamıştır. Dünyada pek çok elma ağacı vardır. Elmalar olgunlaşınca toplanır. Newton bir elma ağacı altında düşünceye dalmışken başına ağaçtan olgunlaşan bir elma düşer. Newton daha önce kimsenin düşünemediği bir soruya cevap arar. Elma neden yerin merkezine doğru düşer. Yer çekimi kanununu bulur. Bunun gibi güneş, dünya ve ayında birlerini etki yaptığını açıklar. Kitleleri ile birbirlerine etki ettiğini açıklar
    Isaac Newton kimdir? Onu inceleyelim.
    Newton 1643 yılında İngiltere de (Woolstrophe) dünyaya gelir. Babası daha önce ölmüş 3 yaşına kadar annesi Hannah büyütmüş, annesi yeniden evlenmesi üzerine Newton anneannesi büyütülmüştür. Annesi evlendiği kocasının ölümü üzerine yüklü bir mirasla geri dönmüş onun Üniversite okumasını sağlar.
    Yazdığı “Philosophiae Naturalis Principa Mathematicks” yaklaşık 300 yıl en önemli bilim kitabı olmuştur. Başarılarının sebebini soran Robert Hooke’a çok kolay omuzlarına bastığım dâhilerdir demiştir. Aristoteles düşüncesi Newton’a kadar hâkim görüştü, Newton onu bir ivme vererek 300 yıl öteye fırlatmıştır. Yukarıdaki kitap Newton’un ana dili İngilizce olduğu halde Latince yazılmıştır. Ayrıca kendisi üniversitede ileri derece Eski Yunanca’yı öğrendiği bilinmektedir.
    Buradan şu gerçekte görülmektedir. Aydınlanma çağında bilimde meydana gelen gelişmelerde eski Yunan etkisi Rönesans’ta olduğu gibi net bir şekilde görülmektedir.
    Newton ayrıca biz mühendisler için çok önemli olan matematik ve mekanik bilimlerinin kurucusudur. Pek çok matematik probleminin çözümünde katkısı olmuş, integral hesabın esaslarını belirlemiştir.
    Özellikle Mekanik bilimi ona çok şey borçludur.
    Ayrıca Newton’un pek çok konularda çalışmaları bulunmaktadır. Optik gibi
    Newton tarihin en önemli fizikçilerinden biridir. Koyduğu prensipler NEWTON FİZİĞİ olarak Avrupa’da yaklaşık 300 yıl hâkim olmuş, ancak daha sonra bir başka dahi (Belki de şimdiye kadar gelen) olan ALBERT EINNESTEIN (ölümü 1955) buluşları ile adeta Newton Fiziğini rafa kaldırmıştır. Matematik ve Mekanikteki buluşları önemini korumaktadır.
    Son yıllarında Üniversitede Matematik Profesörü olarak görev yapmış, 1727 yılında İngiltere’de ölmüştür. Newton hayatı boyunca hiç evlenmemiştir.
    Yazıma bir resmi eklenmiştir.
    )mUĞLA dEVRİM 02.08.2021 YAYINLANDI)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 01-08-2021

    RÖNESANS HAREKETİNDE BİLİMSEL ÖNCÜ İNGİLİZ ROBERT HOOKE (1635-1703)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Avrupa’ya ve dünyaya büyük aydınlık getiren Rönesans (yeniden Doğuş) hareketi 15. yüzyılda İtalya Floransa kentinde başlamış daha sonra tüm kıta Avrupa’sına yayılmıştı. Bunu bir önce Leonardo da Vinci yazısında incelemiştik.
    Rönesans hareketi ilk önce kendini resim, mimari ve Güzel Sanatlar alanında göstermiş, bunun arkasında bilimde etkileri görülmüş ve bunu insanlık tarihinin en büyük olayı SANAYİ DEVRİMİ gerçekleşmiştir. Sanayi Devrimi’nin içinde olan Avrupa uluslarının çok zenginleşmesine Osmanlı İmparatorluğu gibi Sanayi devrimin dışındaki ülkelere de hizmet gelmiş ancak ağır ekonomik kayıplar yaşamışlardır.
    Başa dönersek Rönesans öncesi mimari alanda dünya harikası eserler yapılmıştır. Bunların başında Mısır, Roma ve İslam ülkeleri gelmektedir. Anadolu coğrafyasında dünya ölçüsünde Ayasofya Kilisesinin mimarları 6 yüzyılda yaşayan Tralles’li (Aydın) ANTHEMIUS ve Milet’li ISIDOROS, Osmanlı döneminde Mimar SİNAN (1490-1588) ve batılılaşma sürecinde Osmanlı Saray Mimarları Balyanlar örnek verilebilir.
    ANCAK BEN ÇOK ÖNEMLİ BİR KONUYA PARMAK BASACAĞIM. MİMARİ USTADAN ÖĞRENİLEN BİR SANATTI. AYRICA OKULLARDA ÖĞRETİLMİYORDU. HENÜZ BUGÜN Kİ GİBİ YAPI MALZEMELERİNİN TAŞIMA GÜCÜNÜN ÖLÇÜLMESİ VE HESAPLANMASI BİLİNMİYORDU.
    ESKİDEN BOLCA KULLANILAN TAŞ BASINCA DAYANAKLI, ÇEKME GÜCÜNE DAYANAKSIZ BİR YAPI MALZEMESİDİR. DUVAR, KOLON, KEMER ve KUBBELERDE KULLANILMASI UYGUNDU. BURALARDA KULLANILAN TAŞ VE TUĞLA BASINCA MARUZ KALIYORDU
    Çekme mukavemetine dayanıklı yapı malzemesi olarak ahşap vardı. Tavanlarda kemer ve kubbelerde kullanılabiliyordu. Son zamanlarda çekmeye dayanıklı çelik ve onunla birlikte kullanılan BETON ARME bu konuda yapı ve köprülerde harika yapılara öncü oldular.

    Bu gelişmeler Rönesans hareketinde bilimsel gelişmelere borçludur. Ben bir mühendis olarak bunları başlatan kişinin İngiliz ROBERT HOOKE (1635-1703) olduğuna inanıyorum.
    Robert Hooke mühendis, biyolog ve filozoftur. İngiltere’de doğmuştur.
    Annesi Cecily ve babası 1648 yılı ölen John Hooke’dur.
    Robert Hooke o tarihe kadar hiç kimsenin yapmadığı bir deney yapmış Ele alınan bir malzemede uygulanan gerilmenin (Birim alana gelen örnek Kg/cm2 gibi) boyutsuz birim birim uzamaya oran sabittir. BU MÜHENDİSLİK TARİHİHİNDE HOOK KANUNU OLARAK BİLİNİR. Burada sözü edilen birim uzama elastik’tir. Kuvvet ortadan kalkınca uzama da yok olur. Malzemede gerilme ile meydana gelen birim uzama ve kısalmaların tarihte ilk defa ölçülmesi ile MEKANİK- STATİK- BETONARME BİLİMLERİNİN BAŞLANGICI OLMUŞTUR.
    Robert Hooke’un kanununda her malzeme için bulunan bu sabit değere gene bir İngiliz bilim adamı Thomas Young (1773-1829) Elastisite Modülü veya Young Modülü adı verilmiştir.
    Robert Hooke ile başlayan çalışmalara zincirleme pek çok gelişmeler eklenmiş ve bugün ki betonarme hesaplara ulaşılmıştır. Bu gün her alanda olduğu gibi baş döndürücü gelişmelere imza atılmaktadır.
    Ben 1969-1983 yılları arasında Konya Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde öğretim görevlisi olarak YAPI MALZEMESİ derslerini verdim. Bu kurum halen Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi bünyesindedir.
    Bu konuda hazırladığım YAPI MALZEMESİ DERS NOTLARI 1982 yılında Selçuk Üniversitesi yayını (20 nolu) olarak yayınlanmıştır. Yayınıma Web sitem (2014-6) den ulaşılabilir. Ben ayrıldığımdan sonra yıllarca ders kitabı olarak yararlanılmıştır. Bundan gurur duyuyorum.
    Derslerimde Hooke Kanunu üzerinde en çok önem verdiğim konuydu. Her sınavda mutlaka sorardım. Bu kanunla inşaat mühendisliği dalında malzemenin özelliklerinin incelenmeye ve hesap yöntemlerinin başlangıcı kabul ediyorum. Her inşaat mühendisinin bunu çok iyi bilmesi gereklidir.
    Yazıma Robert Hooke’un bir portresi eklenmiştir.


    Muğla Devrim 10.07.2021 yayınladı

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 01-08-2021

    KONYA LİSELİ SINIF ARKADAŞLARIM, OSMAN BIYIKOĞLU’NU KAYBETTİK (1938-2021)--29.07.2021
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu yıl içinde Konya Lisesi 1957 Fen Kolu Mezunu olarak Maden Yüksek Mühendisi Gürsel KARACA’NIN (1939-2021) ardından Kurban Bayramının ilk günü (20.07.2021) günü Ayvalık’taki yazlık evinde OSMAN BIYIKOĞLU’NU kaybetmiş bulunuyoruz. Arkadaşımızın cenazesi 23.07.2021 oturduğu Kadıköy’de Karacaahmet Mezarlığında toprağa verilmiştir.
    Sınıf arkadaşı olarak derin üzüntü içindeyim. Sınıf arkadaşıma Tanrı’dan rahmet geride kalan kederli ailesine baş sağlığı diliyorum.
    Bıyıkoğlu Sivas’lı bir ailenin çocuğudur. 1938 yılında orada doğmuş, daha sonra ailesi Konya’ya yerleşmiştir, zira Babası Konya PTT Müdürlüğünde görevliydi. Konya Karma Orta Okulu ve Konya Lisesi’nde öğrenim görmüş ve 1957 yılı Fen Kolundan mezun olmuş, yükseköğrenimini ANKARA SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ’NDE (1961) tamamlamıştır.
    Bir süre Maliye Bakanlığında hesap Uzmanı olarak görev yapmış, bu arada devlet tarafından İngiltere’ye gönderilmiş bir yıl orada kalmıştır. Daha sonra ayrılmış Yeminli Mali Müşavir olarak kendi firmasını kurmuş hep İstanbul’da çalışmıştır. 5-6 yıl önce sağlık sebeplerinden şirketini tasfiye etmiş ve iş hayatından çekilmiştir.
    Osman Bıyıkoğlu son yıllarda ALZHEIMER illetine yakalanmış son iki yıl hastalık kendini esir almıştır.
    Bıyıkoğlu Ziraat Yüksek Mühendis Ankaralı MELAHAT Hanımla evli bir kız iki oğlan çocukları vardı.
    Kızı Özlem Bilgisayar Mühendisi, oğulları Cihangir ve Batuhan Amerika’da çalışmaktadırlar.
    Osman Bıyıkoğlu iyi bir meslek adamı iyi bir arkadaştı. Hastalığı sırada ara ara eşi Melahat Hanımdan bilgi alırdım. Bu arada Melahat Hanımın eşi için çok çabaladığını belirtiyorum.
    Işıklar içinde uyusun yıldızlar yoganı olsun.
    Osman ile son görüşmemiz 2018 yılında arkadaşımız İsmail Uğurlu’nun Kadıköy Büyük Kulüp’te verdiği yemekte olmuştu.
    Bu yazıyı yazmak için eşi Melahat Hanım üniversiteden sınıf arkadaşı Tuncay Toros’tan da bilgi almış bulunuyorum.
    Yazıma sınıf arkadaşımız Ali Akkaya’nın başarılı bir ameliyat geçirdiğini eklemek isterim.

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 01-08-2021

    DÜNYANIN EN ÖNDE GELEN FİZİKÇİSİLERİNDEN NİKOLA TESLA (1856-1943)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    On dokuzuncu yüzyıl sonları ile yirminci yüzyılın başlarında baş döndürücü bilimsel buluş ve keşifler yapılmıştır ki dünyada geleneksel yaşamlar iyi yönde değiştirmiştir. Bunların başında Elektriğin bulunması kentlerin Elektrikle aydınlanması gelmektedir. Bu bilim adamların başında Thomas Alva EDİSON (1847-1931) ve bir Sırp Göçmen Nicola TESLA (1856-1943) gelmektedir. Dünya da ilk elektrikle aydınlatılan kent Amerika’da Chicago kentidir. Burada açılan dünya fuarında tanıtıcı konuşmacı bundan sonra daha ileri bir uygarlıkta yaşayacağız diye açıklamıştır.
    Elektrik ışığında gözümüzü açan ve elektrik enerjisini en çok kullanan bizler, elektrik öncesi ve sonrasının farkını anlamamız çok zor hatta imkânsızdır. Bunu yaşamadığımız için uzun uzun düşünerek kavrayabiliriz. Bir kış günün kısa bir süre elektriğin kesilmesi hayatı durdurmakta ve bizleri şaşkına çevirmektedir.
    Elektriği bulan kişi EDİSON’DUR, ancak bunların kentlerin aydınlanmasında kullanılmasında harika bir adam Nicola Tesla’dır, önce onunla çalışmış ama sonra yolları ayrılmıştır.
    İnternet ve çeşitli okuduğum kitaplarda tüm zamanların en büyük bilim adamları mucitler arasında daima üç isim öne çıkmaktadır.
    Albert EINESTEIN (1879-1955), Mari CURIE (1867-1934) Nicola TESLA (1856-1943)
    Şimdi Nikola Tesla kimdir, onu araştıralım
    1856 yılında Hırvatistan’ın (Crotia) bir köyünde Sırp Ortodoks bir rahib Milutin Tesla’nın (1819-1879) oğlu olarak dünyaya geldi. Aile içinde beş çocuğun dördüncüsüdür. .Bir ağabeyi küçükken ölmüş, kız kardeşleri Milka, Angelina ve Marca’dır. O zaman Hırvatistan Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun yönetimi altındaydı.
    Annesi ise çok ilgi çekici mucit bir ev kadını olan GEORGINA DUKA TESLA (1822-1892) dır.. Annesi de bir papazın soyunda mucitler olan bir ailenin kızıdır. Hiç eğitim görmemiştir.. Mutfak işlerini kolaylaştıran mekanik araçlar yaptığı söylenir. Tesla bu yönden mucitlik yeteneğinin annesinden geldiği söylenir..
    .Tesla fevkalade zeki, çok kuvvetli bir hafızaya sahip bir o kadar garip ve içine kapanık bir çocuktu. Altı yaşında bir çocuk iken ilk su çarkını yapmıştı.
    1873 yılında Graz Politeknik Enstitüsü’nde ve Prag Üniversitesinde eğitim gördü.
    1883 yılında endüksiyon motorunun proto (ön) tipini buldu, projeyi anlatamadı destek bulamadı. 1884 yılına kadar çeşitli işlerde çalıştı. Aynı yıl Amerika Birleşik göç etti ve ünlü Thomas Edison’un şirketi “EDISON MECHENIC WORKS” çalışmaya başladı.
    Bir süre bu şirkette çalıştı. Edison’un ona verdiği işleri fazlası ile yaptığı karşılığını alamadığı söylenir.
    1891 yılında Amerika vatandaşı oldu, pek çok patent başvuruşunda bulundu. Kentlere elektrik enerjinin Edison doğru akımla Tesla ise alternatif akımla taşınmasını savunuyordu. Bu yüzden oradan ayrıldı
    Kendi şirketini kurdu çok çeşitli bilimsel çalışmalarda bulundu. Bunlar sayılamayacak kadar çoktur.
    Nikola Tesla çok büyük deha olduğu halde çok kötü bir işadamı ve dağınık bir kişiydi. Bütün bu buluş ve başarılarının kendisine hiç katkısı olmadı. Tesla hiç evlenmedi tek başına yaşadı. Bütün hayatı otel odalarında geçti ve tek başına yaşadığı otel odasında ölüsü bulundu. Tüm evraklarına Amerikan hükümeti el koydu.
    O kadar çok alanda çalışmaları vardı.
    300 civarında patent aldığı söylenir. Dağınık bir kişi olduğundan düzgün kayıtlar tutulmamıştır. Bazı icatlar ona mal edilmiştir. Ama Tesla Bobini, İndiksiyon Motoru, Jeneratör, Radyo ve Floresans lamba ve daha pek çoğunda onun emeği vardır.
    Thomas Edison ile daha sonra hiç görüşmemiş, hasta yatağında onu ziyaret etmemiştir.
    İkisine birlikte Nobel Ödülü verilecekken Tesla ‘nın reddettiği söylenir.
    Yeğeninin çabaları sonucu 1952 yılında Tesla’nın tüm eşyaları Belgrat’ta yaşınmış adına açılan bir Müzeye konulmuştur.
    Amerika’da mezarından çıkarılan külleri de 1957 yılında Belgrat’a taşınmış aynı Müzede altın bir vazo içindedir.
    Doğdu ev ve babasının görev yaptığı kilise büyük zarar görmüş ama restore edilmiş 2006 yılında müze olarak açılmıştır.
    SONUÇ olarak Nikola Tesla tüm zamanların en büyük dâhilerinden biridir. Bunun yanında kötü ve dağınık bir insandır. Yatıkları yapmadıkları birbirine karışmıştır.
    Yazımı çok sevdiği bir ağabeyim merhum Mehdi Halıcı’nın bir deyişi ile bitireceğim.
    BAZI İNSANLAR PİŞMEMİŞ YUMURTAYA NAL ÇAKAR, BAZI ADAMLAR PİŞMİŞ YUMURTAYI SOYAMAZ. Bu güzel söz tam onu anlatıyor. Tesla aynı zamanda her ikisidir.
    İnsanlığa büyük hizmeti geçen Nikola Tesla’nın Müzesini görmüş değilim ama çok görmek isterdim. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.
    Yazıma bu dâhinin bir portresi eklenmiştir.
    Muğla Devrim 15.07.2021 yayınlandı

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 01-08-2021

    DÜNYANIN EN ÖNEMLİ MÜCİTLERİNDEN ELEKTRİĞİ İNSANLIĞA ARMAĞAN EDEN THOMES ALVA EDİSON (1847-1931)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Küresel bir dünyada yaşıyoruz. Küresel gerçekleşen çalışmalar ve başarılar tüm dünyada yaşamı değiştirmektedir. Türk insanı olarak çok çalışmalı ve çalışmalarda dünyadaki önemli bilimsel gelişmeleri de takip etmeliyiz diye düşünürüm. Ancak bu şekilde çağdaş uygarlığı yakalayabiliriz. Kapalı yerel kültürel bir dünya içine kendimizi hapsetmemeliyiz.
    Bu yazımızda bunlardan birini bize elektriği bularak armağan eden Thomas Alva Edison’un yaşam öyküsüne değineceğim. Ancak sanat bilim alanında bu alandaki kişiler o kadar çok ki olabildiğine en önemlilerine değinmeye çalışacağım.
    Thomas Alva Edison 1847 tarihinde Amerika’da yedi çocuklu bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi Babası Hollanda kökenli Samuel Edison (1804-1896) annesi Nancy’dir.
    Gittiği okulda algılama eksikliğinden okuldan uzaklaştırılır. Annesine bu çocuk özel eğitim ister onu sen eğit derler. Hayatında annesinin çok büyük katkısı vardır gerçekten onu özel eğitir. Küçük bir çocukken evin mutfağında kimya deneyleri yapmaya başlar okuma alışkanlığını annesinden alır hızla fizik kimya kitap ve dergileri toplamaya başlar hatta çöplerden bile
    Çeşitli alanlarda çalışmalar yapar, sonunda pek çok işten kovulur, ama sebat eder bundan yılmaz, bu arada kulaklarında işitme bozukluğu yaşar.
    1879 yılında elektrikle çalışan ampulü icat eder Swan isimli gene bilim adamı ile bir şirket kurar, kurduğu bu şirkette gene dahi bilim adamı bir önceki yazıda incelediğimiz Nicola Tesla ile yolları kesişir, Tesla elektrik alternatif akım üzerinde çalışmaktadır. Tesla Edison tarafından kendisine verilenleri gerçekleştirdiği halde söz verilen parayı vermediği için yolları ayrılır başka görüşmezler.
    Amerika’da bir milyoner kızı olan Mina Miller ile 1886 yılında ikinci evliliğini yapar. Üç çocuğu olur.. Ford Otomobilleri Sahibi Henry Ford (1863-1947) ile mahalle komşusu olur.
    Edison binin üzerinde patent alan bir kişidir. Bu patenler İngiltere, Fransa ve Almanya tarafından da onanır. 1931 yılında New Jersey’de hayatını kaybeder. Amerikan’ın en itibarlı bilim ve iş adamı kabul edilmektedir.
    Dünyaya elektriği armağan eden Edison Türkiye’de farklı algılanır. Gerçi Elektriği bulan odur, ama evimize elektriğin ulaşmasına kadar pek bilim adamının katkısı vardır. Edison cennete girecek mi? Bunu nasıl başardığı gibi can alacak dersler çıkarmaksızın.
    Konya Lisesi’nin ünlü matematik öğretmeni öğrencilerine şöyle söyler; “Cennetin kapısından içeri bir bakacağım Edison içerde değilse ben o Cennete girmem.
    Son olarak ta bir anıma yer vereceğim. 2001 yılında bir kızım Özlem’in evinde Paris’te kaldım. Tabii ki Eyfel Kulesinin tepesine çıktım. Orada küçük bir çelik odada Thomas Edison ile Gustav Eifel (1832-1923) sohbet ediyorlar tabii heykelleri ama bana o kadar göründüler ki. Edison çok uzun boylu bir adam, dünyada uluslararası inşaat Mühendisi Eifel orta boyda bir kişiydi. Hala gözümün önünde…
    Yazıma Edison’u ilk bulduğu Ampul ile bir resmi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 27.07.2021

Toplam 333 yorum bulundu. 21-30 arası listeniyor.