Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    AMASYA SEMALI BARAJI YA DA AMASYA DOĞANTEPE TARİHİ SU YAPISI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ekim 2020
    Anadolu’da tüm çağlarda yaptırılmış tarihi barajlar konusunda Web sitem 2014 Türkçe 1.2. Tarihi Sulamalar, Barajlar, Taşkın Koruma Tesisleri kitabında yer almaktadır. Kitap DSİ genel Müdürlüğünce yayınlanmıştır.
    Burada Semalı Barajı hakkında yetersiz çok kısa bilgi ve bir fotoğraf bulunmaktadır. Bu defa Amasya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mimar FEYZA AYKUTLU İstanbul Yıldız Üniversitesinde Tarihi Barajlar konusunda çalışma yaptığını ve Web sitemden yukarıda açıkladığım bilgileri aldığını ve bunların kaynağını sordu.
    Zaman içinde Ömer Tosun ile tanıştım, Anadolu’da klasik dönemlerdeki barajların 1957 yılında Alman asıllı Hans Stark tarafından yapıldığı bilgisine ulaştım.
    Hans Stark Amasya ili Semalı Barajı şöyle yazıyordu.
    Yapım tarihi bilinmemektedir. Amasya’ya hizmet etmek maksadı ile yapılmıştır. Baraj gövdesinde sızdırmazlık sağlanamadığı için sığır derileri dikilerek baraj şevine yerleştirilmiştir. Eğer bu gerçek ise çok ilginç bir uygulamadır.
    Dr. Hans Stark’ın bu çalışması bir ilktir ve çok değerlidir. Kendisi de Anadolu’daki tüm barajlar bundan ibaret olmadığını ifade etmektedir. Nitekim bu çalışmada Hitit ve Urartu dönemi barajları dahi yer almamaktadır.
    Bu bilgileri Feyza Aykutlu’ya önemli olduğu için bildirdim. Bu defa Feyza Aykutlu bana;
    ‘Bir süre önce sizinle Amasya`daki tarihi su yapıları konusunda yazışmıştık. Şuan Amasya Merkeze bağlı Doğantepe köyünde bulunan kayaya oyma bir su yapısı üzerine araştırma yapmaktayım. Araştırmalarım sonucu kuvvetli ihtimalle savak olan bu yapının bir benzerine rastlayamadım. Başka bir deyişle tarihi su yapıları üzerine şuana kadarki literatür taramalarımda buna benzer bir yapıya henüz rastlayamadım. Bu nedenle her ne kadar yapı tescil fişinde Hitit dönemiyle ilişkilendirilse de bu yapının dönemi noktasında araştırmam şuan bir belirsizlik içinde.
    Yapı Doğantepe merkezden geçen Zara deresi kenarında kayaya oyma mono blok bir strüktür (yapı) şeklinde. İçten yaklaşık 1m genişliğinde bir koridor şeklinde. İçte karşılıklı iki duvarında (sağ sol) yerden 1m mesafeye kadar bir kapak yeri olduğu izlenimi veren yivler mevcut. Tam üstünde de kaya kare şeklinde açılmış. Muhtemelen kapak tam üstteki bu açıklıktan açılıp kapatılıyor. Kısaca özelliklerini belirtmeye çalıştığım bu yapıyla ilgili rica etsem ekte gönderdiğim fotoğraflara bakıp, şuana kadarki tarihi su yapıları birikiminiz noktasında görüşlerinizi belirtebilir misiniz?
    Saygılarımla, Feyza AYKUTLU Tel : 0 532 514 5266 Amasya
    Sayın Feyza Aykutlu 23.09.2020
    Gönderdiğiniz maili aldım. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Kısa bir araştırma yaptım. Görüşlerim şöyle;
    1..Anadolu ve özellikle Amasya Bölgesi tarihi yönden çok zengin bölgelerin başında gelmektedir.
    2. Su yapıları konusunda bilinenler ve ortaya çıkarılanlar yanında bir o kadar da yer altında kalan olduğu kanısındayım.
    3. Amasya Coğrafyanın Babası Strabo’un kentidir. Onun yazdıklarında bu su yapılarından söz edilmez.
    4.Pontus Kralı 6. Mithidates M.Ö. birinci yüzyılda Roma ile çok kanlı savaşmış yenilmiş, Amasya çok fena cezalandırılmış ve Hadrianus ile yeniden imar edilmeye başlanmıştır.
    5. Tarihi su Literatüründe ben böyle bir esere rastlamadım. Her ne kadar yakınında bir Hitit eseri bulunmuşsa, bu civarda Hititler çok etkili değildir. Tek tek biliyorum bilinen hiçbir Hitit su yapısına benzemiyor.
    6. Büyük bir ihtimal Roma Döneminde yapılmıştır. Zira Ferhat Kanalı kayalara oyma Roma dönemi yapısıdır.
    7. Bu konuda 2008 yılında İzmir Gümüldür’de yapılan Tarihi Su Yapıları toplantısında Amasya’dan bir grup aşağıdaki sunumu yapmışlardır. Benim ön incelemesini yaptığım bir sunumdur. Burada ipucu bulacağınızı umuyorum.
    8. Bu toplantıda tanıştığım çok değerli bir araştırmacı Hakkı Göztaş ile tanışmıştım. Telefon ettim eşi çıktı iki yıl önce vefat etmiş, Cep Telefonu 0 532 583 0670
    Feyza Hanım Araştırmalarına devam etmelisin, başaracaksın, ben her türlü yardıma hazırım.
    Çalışmalarını bir yerde yayınlasan iyi olur. Beni de haberdar et.
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Feyza Aykutlu’nun cevabı;
    Görüşleriniz için çok teşekkür ederim.
    Dediğiniz yayını inceledim. Ben Amasya Üniversitesi`nde çalışıyorum. Yapı ile ilgili bir yayın hazırlığındayım. Özeti kabul edildi. Fakat pandemiden dolayı sunacağım konferans sürekli erteleniyor. Ben de bu arada yayına katkı sağlayacak bazı verileri elde etmek için alanda jeofizik araştırma ve rölöve çizimleri yapmak istiyorum. Buna fon sağlayabilmek için TÜBİTAK`a bir proje sunma hazırlığındayım. TÜBİTAK projeyi kabul ederse bu çalışmaları gerçekleştirip daha fazla bilgi edinme fırsatı olacak.
    Gelişmelerden sizi mutlaka haberdar edeceğim.

    Daha sonra Feyza Aykutlu ile uzun telefonda konuştuk. Amasya Doğantepe su yapısının Amasya Semalı Barajı olabileceğini bu konuda da yerinde yerel bir araştırma yapacağını söyledi..
    Bu çalışmalarına yardımcı olmak bana mutluluk verdi. Kendisine başarılar diliyor, yayın haline gelmesini bekliyorum.
    Aşağıda benim Web sitemdeki Semalı Barajı ile ilgili bir fotoğrafı ve Feyza Aykutlu’nun gönderdiği bir resmi ekliyorum.

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    İYONYA KENTLERİ MİLETOS- KOLOPHON VE SAMOS HAKKINDA
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ege’de kurulan 12 kentin oluşturduğu birlik İyonya hakkında Devrim gazetesinde daha önce de yazılarım yayınlanmıştı. Anadolu’da oluşan bu eşsiz uygarlığı kuran İyon kent devletleri şöyledir.
    Kuzeyden güneye doğru
    1.. PHOKAIA (Foça –İzmir)
    2. KLOZOMENAIA (Urla-İzmir)
    3. ERYTHRAE (Ilıdır-Çeşme-İzmir)
    4. TEOS (Seferhisar-İzmir)
    5. KOLOPHON (Değirmendere-İzmir)
    6. LEBEDOS (Ürkmez-İzmir)
    7. EPHESOS (Efes- Selçuk İzmir)
    8 PRIENE (Söke-Aydın)
    9 MYNDOS (Gümüşlük- Bodrum Muğla)
    10. MILETOS (Milet- Aydın)
    11. KHIOS (Sakız Adası- Yunanistan)
    12. SAMOS (Sisam Adası-Yunanistan)

    12 kentin 10 adedi Ege’de Anadolu karasında iki ada kenti bugün Yunanistan’da başka bir dil ve kültürde olan kişilerdir. Ama ilk çağda aynı kültürü paylaşıyorlardı.
    Bunlar içinde en önde olan ikisi Efes ve Milet’tir. Milet ise pek çok yerde yavru kentler (koloniler) kurmuşlardır. Bir arı kovanının oğul vermesi gibi,
    Bu konuda Devrim Gazetesinde 13.03.2018 tarihinde de bir yazım çıkmıştı. A. Müfid Mansel’in “Ege ve Yunan Tarihinde ek bilgilere rastladım, onları ekleyeceğim.
    Milet (Miletos) M.Ö 670 yılından itibaren koloni kurmaya başlamışlar. Ege denizi dolu olduğu için Marmara ve Karadeniz’e açılmışlardır. Plinius Naturalis Historia adlı eserinde (V, 112) Miletosluların 90 civarında koloni kurduklarını, Bir kısmı Emporion seviyesini aşamadığını da yazmaktadır. Emporion büyük kaleler yanında kurulan semt pazarları bunlar geçici olarak kullanılmış sonra terk edilmiştir. Genellikle deniz taşımacılığı ile taşınan ürünler burada pazarlanmıştır.
    Miletliler ilk kolonilerini Mısır Nil kıyısında Naukratis kurmuşlardır. Bu şekilde Grek kültürünü oraya taşımışlar ve DAHA DA ÖNEMLİSİ Mısır uygarlığını yakından tanımışlardır.
    Önce Çanakkale Boğazı karşısında Abydos (Aydos) kurmuşlar ardından, İki limana sahip Kyzikos (Bandırma), Kios (Gemlik), Artaki (Erdek) kurulmuştur
    Kzikos yakınlarında Miletlilerin kurduğu diğer koloniler Karabiga ve Bugünkü Lapseki civarında Lampakis kenti (Kaynak İskender’in Anabasisi –Arianos s. 31) Lapseki Fallus (erkeklik organı) tapınmalarının yapıldığı ye olarak bilinir.
    Buradan Karadenize açılarak
    Karadeniz Ereğlisi,
    Absar --Samsun (Amisos) --Ünye --Oynoe (?)--Ferniskira (?)--Fadicane (Fatsa ?)
    Kotyora (Ordu)--Kerasunt (Giresun)--Tripolis (Tripoli)--Trapezus (Trabzon) sayılabilir.
    Doğu Karadeniz’de Gürcistan’da Gonio
    Karadeniz’in batısında ise;
    Apollonia—Mesembria--Tomoi (Köstence)—Istros--Tiras Dinyester ağzında Olbia
    Teodosia Kırım
    Pantikapaion (Kerç)
    Fanagoria
    Tanais Don ağzında
    Dioskurios Doğu Karadeniz
    Bu yazı ile Milet Kolonilerinin sayısı 30 sayısına yaklaşmaktadır. Araştırılınca bu sayını artacağına inanıyorum. Gerçekten üzerinde düşünülürse bunun büyük bir olay. olduğu anlaşılacaktır.

    KOLOPHON KOLONİLERİ
    Daha az gelişmiş küçük bir koloni olan Kolophonluların ise Marmara Denizi’nde Mirleia (Mudanya) kurdukları bilinmektedir.

    SAMOS ADASI & POLİKRATES Ölümü M.Ö 532
    Ege de bulunan tüm İyonya kentleri M.Ö 545 yılında Pers hâkimiyetine girmiştir. Polikrates ada devleti olmasından ötürü Samos’ta iktidarı ele geçirmiş, müstebit zalim ve enerjik bir yönetici idi. İçte karşılaştığı engelleri aşarak 100 gemilik bir donanma oluşturarak bütün Ege denizinde adalarda hâkimiyet sağlamıştır, Samos ticarette altın çağını yaşamıştır. Polikrates çok büyük imar hareketlerini gerçekleşmiştir. Örnek olarak tarihin en büyük su yapılarından biri olan Eupalinus tüneli ile kente su getirmiştir.
    Kendine büyük bir tehdit oluşturduğu gerekçesi ile Perslere bağlı Lidya Pers Satrabı tarafından M.Ö 532 tarihinde öldürülmüştür. Polikrates’in ölümünden sonra yerine kardeşi Siloson getirilmiş ve Samos Pers hâkimiyetini tanımak zorunda kalmıştır.
    (Kaynak: Ege ve Yunan Tarihi, 1988, s.181)
    Devrim Gazetesinde 07.09.2017 tarihinde ilk çağın Mühendislik harikası EUPALINUS Tüneli konusunda yazım bulunmaktadır. Ayrıca bu tüneli ve antik Samos kentini de görme fırsatını bulmuştum. Bu konuda ki yazın 06.11.2017 tarihinde Devrim Gazetesinde yayınlanmıştır.

    (Muğla Devrim 15.10.2020 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    BÜYÜK İSKENDER’İN ARAŞTIRMACI KİŞİLİĞİ II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bundan önceki bir yazımda Arif Müfid Mansel’in “Ege ve Yunan Tarihi isimli esinden söz etmiştim. Bu kitap içinde Büyük İskender’in bir asker ve devlet adamı olduğun yanında araştırmacı bir kişiliği olduğu anlatılmaktadır. Bu konuda konu olan kitabından 455 sayfa aynen buraya alınmıştır.

    “İskender fethettiği ülkelerde bir takım kentler kurmak suretiyle hem orduları için askeri üsler, hem de Yunan (Helen) kültürünü etrafa yayan merkezler elde etmiştir. Kral aynı zamanda geniş ülkesi için ticaret ve ulaşıma önem vermiş, Perslerden kalan yol şebekesini onarmış, genişletmiş, Perslerin Posta teşkilatını genişletmiştir.
    Aristo’nun öğrencisi olan İskender bilim alanında büyük rol oynamıştır. Yanında bulundurduğu bilim adamlarına fethettiği ülkelerin coğrafi durumunu, iklimi ve hayvanları ve bitkilerine ait incelemeler yaptırmış, böylece bilimsel malzeme toplanmasını sağlamıştır. Ordunun geçtiği yolları, mühendislere ölçtürmüş ve konakları tespit etmek suretiyle daha sonraki araştırmacılara imkân sağlamıştır.
    Hazine bakanı HARPALOS’un Babil’de bir bitki bahçesi kurarak, Akdeniz’deki her türlü bitkiyi yetiştirmiştir.
    İskender uzak ülkelere gönderdiği inceleme heyetleri ticari ve ekonomik araştırmaların yanında bilimsel araştırmalarla da görevli idiler. Sudan’a gönderilen bir heyet Nil Nehri taşmalarını incelemiştir.
    İkinc, bir heyet Hazar Denizine gönderilmiş, kapalı bir deniz mi Okyanus’a açıkmı olabileceği incelenmiştir.
    Aynı dönem NEARHOS’un Hindistan INDOS nehri ağzından Basra Körfezi ağzına kadar tüm kıyıları incelediği bilinmektedir.
    BÜTÜN BU OLAYLAR GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA BÜYÜK İSKENDER’İN BÜYÜK KÂŞİFLER ARASINDA OLDUĞU KABUL EDİLMELİDİR.
    İskender Doğu ve Batı kaynaklarında en çok incelenen bir konudur. Batı kaynakları kendi Grekçe yazılmış olan kendini tanıyan ve yanında bulunan yazarlar tarafından yazılmıştır. Gerçekleri aktarmaktadır. Doğu da Büyük İskender konusu Firdevs (935-1020), Taberi (839-923) gibi şair ve yazarlar tarafından incelenmiştir. Ancak bu yazarlar Grekçe bilmediklerinden Büyük İskender efsaneleştirilmiş, bazen zalim bir hükümdar bazen de adil, deniz dibine dalan bir kişi, efsanevi Zülkarneyn olarak anılmakta ama anıları yaşamaktadır.
    Büyük İskender M.Ö. 323 yılında Babil’de ölmüş, 64 katırın çektiği bir cenaze arabası ile İskenderiye (Mısır- Alexandria) götürülmüş ve orada toprağa verilmiştir. Mezarı kayıptır.
    İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin bence en kıymetli eseri “Büyük İskender Lahdi” ona ait olmayıp Fenikeli bir yöneticiye aittir. Osman Hamdi Bey (1842-1910) tarafından çıkarılmış ve İstanbul’a getirilmiştir.
    Yazıya İskender’in Aristo’dan ders görmesi ve İskender’in feth ettiği yerler görülmektedir. Muazzamlığını anlamak için birkaç dakika haritaya bakılmalıdır. İkinci dikkat çekici olan İzmit ve İstanbul ile Karadeniz’in bu krallığın dışında kalması ilgi çekicidir.
    (Muğla Devrim 07.10.2020 yayınlandı)

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    BÜYÜK İSKENDER’İN AİLESİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Büyük İskender tarihte ortaya çıkmış genç yaşta dünyanın coğrafyasını değiştirmiş bir asker ve kraldır. Onunla ilgili Devrim Gazetesinde çeşitli yazılarım yayınlanmıştı.
    Bunlar 2018 yılı mart ayında 4 yazıdır. Onun emri ile kurulan kentler incelenmiştir.
    Bir önceki yazımda A. Müfid Mansel’in “Ege ve Yunan Tarihi” eserinde değinmediğim noktalar olduğunu gördüm. Bu yazımda Dünyayı çok kısa sürede bu kadar değiştiren Büyük İskender’in ailesi incelenecektir.
    Grekçe ismi ile Megas Aleksandros olan (Büyük İskender) Makedonya kralı II Phlip ile Kraliçe Olimpia’nın oğludur. Annesi Olimpia Trakya’da Epir Kralının kızıdır. Makedonya Krallığı yaklaşık M.Ö 700 yıllarında kurulmuş küçük bir krallıktır. En parlak günlerini babası II. Philip ile Büyük İskender zamanında yaşamıştır. Makedonya küçük bir coğrafyadan tüm Asya’ya yayılmıştır..
    Büyük İskender çok kısa sürede o kadar inanılmaz başarılara imza atmıştır ki böyle bir kişinin tanrının oğlu olduğuna inanılmış ve bu kutsallık ona yakıştırılmıştır. Annesi Olimpia’nın ona Zeus’tan hamile kaldığına ve onu doğurmadan rahminde Zeus’u hissettiğini söylediğine inanılmıştır.
    Gerçekte II Philip’in M.Ö. 357 yılında Olimpia ile evlendiği ve Olimpia’nın M.Ö 356 yılında İskender’i doğurduğu bilinmektedir.
    İskender’in Cleopatra (M.Ö 357-308) isimli bir kız kardeşi vardır, Epir Kraliçesidir.
    Babası M.Ö 336 yılında öldürülmüş, burada annesi Olimpia’nın parmağı olduğu sanılmaktadır. İskender’in Asya seferi sırasında Olimpia Makedonya’da kalmış, gayri resmi oranın hâkimi olarak yaşamını sürdürmüştür. Annesi Olimpia oğlunun ölümünden sonra M.Ö. 316 yılında öldürülmüştür.
    Tarihin en büyük filozoflarından Platon’un (Eflatun) (MÖ 429-347) öğrencisi Aristo’un (M.Ö 384-322) (Aristoteles) öğrencisi olmuş M.Ö 343-340 yılları arasında ondan ders almıştır. Tarihte çok büyük filozoftan çok iyi eğitim almış tek kraldır denilebilir.
    Çıktığı Asya seferinde bir anda tüm Asya’ya hâkim olmuştur. M.Ö 329-327 yılları arası İskender Bactria ve Sogdiana kapılarına dayanmıştır. Bu topraklar krallığın en kuzeyinde bulunmaktadır. Bu topraklar bugün bir Türki Cumhuriyet olan Özbekistan’dır. Ancak halkı henüz Türk değildir. İskender Özbekistan’da Termez kentini kurmuş Semerkant ve Buhara’yı fethetmiştir. Semerkant’ı aldığında hakkında çok şeyler işitmiştim ama bu kadar güzel olacağını hayal bile edemezdim demiştir. İskender burada M.Ö. 327 tarihinde ROXANA (M.Ö. 340-310) ile evlenmiştir. Roxana’ Bactria Satrabı ve ülkenin asillerinden Oxsyartes’in kızıdır. Bu evlilik Roxana ve ailesi ve Makedonyalılar tarafından hoş karşılanmamıştır. Ama İskender’in gayesi bu geniş coğrafyada Makedonyalılar ile İranlıları evlendirmek kültürel yakınlaşmayı sağlamaktır.
    Roxana M.Ö 323 yılında İskender öldükten sonra İskender isminde bir oğlan doğurmuştur. Büyük İskender ölümü ile bir varis bırakmamış geride yarı sakat bir kardeş ve yeni doğmuş bir oğul kalmıştır. İskender’in ölümünden sonra annesi Olimpia onları Makedonya’ya aldırmış, kendisinin M.Ö 316 ölümünden sonra eşi Pers asıllı Roxana, ve oğlu İskender (M.Ö.323- 310) yeni Makedonya Kralı tarafından öldürülmüş İskender’in mirasçısı kalmamıştır. Büyük İskender bir efsane haline gelmiştir.
    Bactria ve Sogdiana bugün bir Türki Cumhuriyet olan Özbekistan’dır. Büyük İskender burada Termez kentini kurmuştur. Ancak bugün bu coğrafyada İslam Uygarlığı hâkimdir. Ancak İskender Özbekistan’da yaptıkları o kadar etkili olmuş ki, bu gün bile anlatılmaktadır. Ama bu anlatılanlarda Makedonyalı asker olan İskender bazen deniz dibine dalan bir kişi bazen zalim bir hükümdar ama çevreyi araştıran bir kişi olarak karşımıza çıkmakta, internette turistik amaçlı İskender’in geçtiği güzergah araştırılmakta ve Helenistik dönemden kayıp Helenistik kent kalıntıları ortaya çıkarılmaktadır.
    Ben devamlı bir konu üzerinde duran birkişiyim, bir görüşe varamadım. Bugün Özbekistan bir Türki Cumhuriyettir. Acaba Büyük İskender ile Asya’ya Türk yurduna kadar yayılan Helen kültürünün Türk kültürüne etkisi olmuş mudur?
    İskender efsaneleri bugün buralarda doğu eserlerinde yaşamaktadır. Ancak İskender çeşitli kişiliklere bürünmüş, Lokman hekim ile karıştırılmış yer yer Kuran’da ismi geçen Zülkarneyn olmuştur.
    Ama İskender’in Özbekistan’daki izleri araştırılmalıdır. Konu yenidir çok ilginç şeyler çıkacağına inanıyorum.
    Yazıma İskender’in annesi Olimpia ve eşi Roxana’nın resmi eklenmiştir.
    Muğla Devrim 15.10.2020 yayınlandı

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    ORD. PROF. ARİF MÜFİD MANSEL (1905-1975) & EGE VE YUNAN TARİHİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Corona dolayısıyla tüm 2020 yılını İstanbul’da geçirme durumunda kaldım. Dışarı çıkıp yeni kitaplar alamadım, ben de eski kitaplarımı yeniden gözden geçirmeye başladım. İstanbul’da 7000 adet kitabım var olduğunu söylemeliyim.
    Bu yazımda Türkiye’nin yetiştirdiği çok değerli arkeolog ve tarihçilerinden Ord. Prof. Arif Müfid Mansel (1905-1975) ve eserleri konu edilecektir. Eseri “EGE VE YUNAN TARİHİ” tam 705 sayfa çok kapsamlı ve bol kaynak bildiren bir eser. Türk Tarih Kurumu tarafından 1988 yılında 5 baskısı yapılmış (ilk baskı 1947)
    Yalnız bu kalınlıkta (kitapseverlerin ifadesi ile TUĞLA gibi) kitap içine biyografisi konulmamış, onu da internetten aldım.
    Arif Müfid Mansel 1905 yılında İstanbul’da doğdu, orta öğrenimini İstanbul’da Fransız ve Alman Liselerinde yaptıktan sonra Arkeoloji eğitimini Almanya’da tamamladı.
    Yurda dönünce önce İstanbul Arkeoloji Müzelerinde çalıştı. Trakya’da ve Antalya bölgesinde kazılarda bulundu. 1975 yılında aramızdan ayrıldı.
    Kitapta özellikle Ege bölgesi çok detaylı inceleniyor. Ayrıca çok kapsamlı yurt içi ve yurt dışı olmak üzere kaynaklar belirtilmiş.
    Yeniden okudum Devrim Gazetesi’nde yazdığım yazıları bir irdeledim. Kendi kendimi bir kontrol da ettim. Çok resim de var ama resimler renksiz.
    Özellikle Ege bölgesi kentleri ile Büyük İskender konularında ek bilgiler aldım. Onları başka bir yazıda açıklayacağım.
    Yazı insanlığın hafızası ve çok önem verdiğim bir konu, yazı konusunda birkaç resim koyacağım. Bunlar Girit adasında okunmuş B yazısı ve Fenike dilinden Grek alfabesine geçiş ile ilgili bir tablo olacaktır. Meraklısının buradan alacağı dersler vardır.
    Ege Tarihine merak edenlerin mutlaka okuması gereken bir eser olarak niteliyorum.
    (Muğla Devrim 29.09.2020 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    AKYAKA’DA KÜLTÜR DERNEĞİ “GÖKOVA AKYAKAYI SEVENLER DERNEĞİ II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bundan önceki yazımda Akyaka’da ilk kurulan “GÖKOVA AKYAKAYI SEVENLER” Derneğinin ilk yıllarından söz etmiştim.. Bu yazımda ise Dernek Başkanlığına 1995 yılında seçilmiş Alman asıllı Türk vatandaşlığına geçmiş Heike Thol Schmitz (Bahar Suseven) (1962-2012) dönemi kısaca gözden geçirilecektir. Burada daha benim çalışmalarımla ilgili konulara değinilecektir. Şüphesiz derneğin çalışmaları bunlardan ibaret değildir.
    Heike 1962 Almanya Köln doğumludur. Lise öğreniminden sonra öğrenimine devam etmemiş, iyi bir çevreci ve çevre dostudur. Çeşitli yerlerde yaşadıktan sonra eşi Thomas ile Akyaka’ya yerleşmiş sosyal ve aktif bir kadındır.
    1995 yılında Dernek başkanlığına seçilmiş, başarılı çalışmaları olmuştur.
    İlk unutulmaz işi 1996 yılında ilk defa Akyaka Belediye başkanı İsmail Akkaya ile birlikte Akyaka’da unutulmaz bir ŞENLİK düzenlemiştir. Böyle bir etkinlik daha önce Akyaka’da hiç olmamıştır. Şenlik iki gün içinde çeşitli etkinliklerle devam etmiştir.
    Bu Şenlik kapsamında ilk defa bir “Gökova Tarihi ve Nasıl bir Turizm” isimli bir panel düzenlenmiş, 7 kişinin katıldığı bu panele ben de katılmıştım. Hatırladığım diğer katılımcılar Prof. Dr. Şadan Gökovalı ve Aydın Turunç idi.
    Ben bu tarihe kadar Gökova ve Akyaka’nın tarihi konusunda topladığım bilgileri sunmuştum. Gökova ve Akyaka ve burada önceleri kurulmuş, Karia kenti İDYMA. Bu konusunda en kapsamlı araştırma yapan kişi olduğumu düşünürüm. İlk başlangıç burada oldu ve ilk defa Akyaka’da toplum karşısına çıkmıştım.
    Daha sonra bu çalışmalar Heike tarafından Almanca ve İngilizceye çevrildi. Derneğin Web sitesinde yayınlandı. Güncellemelerle bu güne ulaştı.
    Heike yönetiminde Dernek yaz aylarında Resim Sergileri düzenliyordu. 15 günde tekrarlanan sergiler Akyaka’da yaşayan yabancı aydınların buluştuğu ve nefes aldığı bir şölen haline geliyordu. Ancak şu teşhisimi de belirtmeliyim. Akyaka yerlilerinden katılım çok az oluyordu.
    Ayrıca tarih sevgi ve merakım beni Devrim Gazetesi Sahibi ve Başyazarı Ünal Türkeş ile buluşturdu, 1996 yılında Devrim Gazetesinde ilk köşe yazılarıma başladım.
    Ben ressam değildim, bende sergi açmak istedim, topladığım tarihi belgeleri, fotoğrafları sergilemek istedim. Bu sergiler Akyaka’yı Sevenler Derneği tarafından “Nail Çakırhan & Halet Çambel” Kültür evinde düzenlendi.
    13/22.Ağustos 2004 tarihinde
    29.07/06.08.2006 tarihinde “İdyma’dan Gökova Akyaka’ya” konulu sergileri açtım.
    Sergim geniş bir katılımcılar yanında NAİL ÇAKIRHAN & HALET ÇAMBEL – OKTAY AKBAL & AYLA AKBAL –tarafından gezilmesi benim için unutulmazdı. Bu arada Akyaya’ya ilk yerleşenlere de yer verdiğimden Akyaka yerli halkından da katılımcılar olduğunu belirtmeliyim.
    Bahar Suseven (Heike) ile son kapsamlı çalışmamız 2009 olmuş, Dernek adına Avrupa Birliği fonundan aldığı bir projede olmuştur. Projenin ismi Su Mirasının Yeniden Keşfi (Rediscovering Water Heritage idi. Fransa, Yunanistan, Türkiye, Fas Cezayir Tunus olmak üzere katılımcılar yer alıyordu.
    Bunun için Proje Yürütücü Bahar Suseven ile bir anlaşma yaptık, bir ücret söz konusu değildi. Ama bazı şartlar içeriyordu. Dernek bana bir Web sitesi açacak, Su tarihi konusunda bende mevcut Almanca metinler birlikte okunacak, kapsamlı bir su tarihi arşivi oluşturacaktık. Bu gün devam eden ve bugün itibariyle 350.000 kişi tarafından izlenmiş bulunan çok dilli Web siteme kavuştum. Bu konuda bana bu imkânı ağlayan Heike ve Derneğe müteşekkirim.
    Bahar Suseven ile 2009-2011 yılları arasında bu proje kapsamında çok sıkı bir çalışma içinde olduk. Su Mirasının Yeniden Keşfi Konusunda Türkçe ve İngilizce çok geniş bir arşiv oluşturduk.
    Bunu Akyaka’da 20-29 Mayıs 2011 tarihinde Akyaka Nail Çakırhan & Halet Çambel Kültür evinde sergiledik. Geniş bir katılım oldu. Haziran 2011 tarihinde Fransa’nın Marsilya kentinde yapılan toplantıya davet edildik. Bu para karşılığı yapmadığım çalışmalarım için çok değerli bir ödül oldu.
    Akyaka’dan Bahar Suseven, Belediye Başkanı Ahmet Çalca, Dernek Yönetim Kurulundan Mehmet Datça, Naci Kaya ve ben Mehmet Bildirici bu güzel geziye katıldık. Bahar Suseven ve ben Mehmet Bildirici konuşma yaptık. Konuşmalar simultene (hemen) tercüme ediliyordu. Konuşmalarımız çok ilgi uyandırdı.
    Bahar Suseven çok enerjik ve çalışkan bir kişi idi, yeni projelere imza atmayı hep düşündüm. Ama Bahar Hanım 2012 aniden hastalandı ve aramızdan ayrıldı.
    Dernek başkanını kaybetmiştir. 2012 Eylülünde Genel Kurul yapıldı. Yönetim Kuruluna ben de aday olmak istedim. Gerçekten üye olarak çok hizmetlerim vardı. Kabul görmedi, istenmedim, ben de üyelikten ve dernekten ayrıldım.
    Bahar Suseven’in ölümünün ardından Dernek gene başarılı çalışmalarına devam ediyor. Ben sadece dışarıdan ve uzaktan izlemekle yetiniyor, yeniden üye olmayı hiç aklımdan geçirmedim.
    Yazım ekine sergilerimden Nail Çakırhan ve Oktay Akbal’ın ziyareti ve 2006 yılı sergi açılışından resim kareleri eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 28.09.2020 yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 17-10-2020

    AKYAKA’DA İLK KÜLTÜR DERNEĞİ “GÖKOVA AKYAKAYI SEVENLER DERNEĞİ
    1991 YILINDA KURULDU. I
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Dünyanın en güzel doğal güzelliklerine sahip Gökova Körfezi ve bunun kıyısında antik İDYMA kenti kalıntıları üzerinde yeniden ortaya çıkan AKYAKA önceleri kimsenin bilmediği bir yerdi. Bunun sebepleri henüz Türkiye’de deniz tatillerinin bilinmediği, buraya gelinecek yolların bozuk olduğu ve sıtmanın bir tehdit oluşturduğudur. Cumhuriyet hükümetinin başlarda en büyük mücadelesi sıtma ile savaş olmuştur.
    1960’lı yıllardan itibaren Akyaka’nın güzelliklerinin farkına varılmış, yabancı aydınlar buraya yerleşmeye başlamıştır.
    Köyde yerli halk ile yabancı aydınlar bir araya gelerek 1991 yılında “GÖKOVA AKYAKA’YI SEVENLER DERNEĞİNİ kurmuşlardır. Burada kurulan ilk kültür derneğidir. Derneğin kurucuları 14 kişidir. Bunlardan 8 kişi köy eşrafından, 6 kişi buraya yerleşen aydınlardandır. Bunlar
    Halil Akaydın—Ula
    Aziz Albek- Arkeolog- Akyaka (1923-2019)
    Âdem Barza- Akyaka
    Saffet Bozkurt- Akyaka
    Mehmet Datça-Akyaka
    Naci Kaya- Akyaka
    Pehlane Marmara –Bankacı tek kadın kurucu
    Ahmet Menekşe – Akyaka
    Fahrettin Özatay – Emekli Asker
    Prof. Dr. Adnan Pekman- Üniversite hocası, Tarihçi, ilk başkan
    Ali Şahin- Akyaka
    Yılmaz Tankut- Emekli Albay
    Mustafa Taşkesiği- Muhasebeci
    Aydın Turunç – Maden Yüksek Mühendisi İTÜ

    Ben Derneğin varlığının 1994 yılında farkına vardım, etkinliklerine katılmaya başladım. Derneğin ilk kurucularından ve ilk başkanı olan Prof. Dr. ADNAN PEKMAN hiç tanımadım. Ölümünden sonra değerli bir üniversite hocası olduğunu ve pek çok tarihi konularda eserleri olduğunu öğrendim. Perge Tarihi, Strabo’nun Anadolu Coğrafyası gibi
    Ben üye olduğumda Dernek Başkanı Maden Yüksek Mühendisi AYDIN TURUNÇ idi, o günden bu yana eşi Solmaz Turunç ile aile dostumuz. Bu dönemde özellikle tarih ve arkeoloji konularında en bilgili ve bizleri yönlendiren kişi AZİZ ALBEK (1923-2019) idi. Akyaka tarihi konusunda kendisinden çok çok yararlandığımı burada belirtmek isterim. Aziz anısı ile saygıyla eğiliyorum. 2019 ölümü üzerine Akyaka mezarlığında eşi yazar Suzan Albek yanında toprağa verildi.
    Derneğin kurucuları arasında tek kadın üye bankacı Pehlane Marmara idi. Onu da tanımak kısmet olmadı. Ama Amerika’da olan yeğeni tarafından evinde Akyaka’da ikinci Dernek olan “Akyaka Kültür Sanat Derneği”ni iki yıl evinde misafir etmesi unutulmazdı. Pehlane Hanımı saygı ile anıyorum.
    Kurucu olarak tek kadın Pehlane Hanım olmasına karşı daha sonra Derneğin başına gelen sonradan üye olan kadın başkanlar olmuştur.
    İlk kadın Başkan Yazar, çevirmen YAŞAR GEDİKOĞLU (1936) olmuştur. Yazları Akyaka’da kışları İstanbul Moda’da yaşamımı sürdürmektedir. Başkan olduğu kısa sürede çok gayret göstermiş, maddi imkânsızlıklar işlerini güçleştirmiştir. Bir anımı burada anmak isterim.
    Sanıyorum 1995 yılıydı, Dernek kapanma durumuna gelmiş, bu durumda Yaşar Hanım geçici 6 aylığına başkanlığı kabul etmiştir. Aydın Turunç dernekten ayrılmıştır. Yaşar Hanımla henüz tanışmıyorduk. Sonra ilk tanışmamızda bana teşekkür etti, Başkan seçildiğimde beni telefonla ile kutlayan ve başarı dileyen siz oldunuz demişti. Kibar bir insansınız demişti. Asla unutamam
    Emekli Albay Yılmaz Tankut’ta çok yakından tanıdığım bir kişiydi. Yazar İlhan Selçuk’un eşi Handan Hanım teyzesi oluyordu. Yılmaz Tankut sonsuz uykusunda Akyaka Mezarlığındadır. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum
    Derneğin bu kısa dönemde (1991-1994) üç başkanı olmuştur. Adnan Pekman, Aydın Turunç ve Yaşar Gedikoğlu
    Sanıyorum 1995 yılında gene bir kadın Alman asıllı Akyaka’ya yerleşmiş çevresi HEIKE THOL SCHMITZ (BAHAR SUSEVEN) Dernek Başkanı oldu. Onu başkanlık dönemi sonraki bir yazıda incelenecektir.
    Kurucu Başkan Adnan Pekman ve Yaşar Gedikoğlu’nun fotoğrafları eklenmiştir.
    Devam edecek

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 23-09-2020

    MEHMET BİLDİRİCİ
    İNŞAAT YÜKSEK MÜHENDİSİ- ARAŞTIRMACI YAZAR

    Mehmet Bildirici 1939 yılında Konya’da doğdu. Babası Mustafa Nazım, annesi NESİBE’dir. Bildirici 1957 yılında Konya Lisesi’nden 1962 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden mezun oldu. İNŞAAT YÜKSEK MÜHENDİSİ unvanını aldı.
    Otuz yıl (1965-1995) arasında Konya’da mühendis olarak çalıştı. Konya Devlet Mühendislik Akademisi’nde öğretim görevlisi idi. 1995 yılında emekli oldu, 1996 yılında İstanbul’a yerleşti.
    1991 yılından bu yana Anadolu antik kentleri tarihi suyollarını araştırmakta bu konuda pek çok yayınları vardır.
    1985 yılında Muğla Ula Akyaka mahallesinde yazlarını geçirmekte olduğu evini aldı ve Akyaka’nın geçmişi hakkında araştırma ve yayınları bulunmaktadır. Bu çalışmalarından ötürü evinin arka sokağına Mehmet Bildirici Sokağı ismi verilmiştir.
    1963 yılında Konya’da Lise Coğrafya öğretmeni Düzay Bildirici Özdemir) ile evlendim.
    Bir oğlum ve iki kızım vardır. Oğlum Prof. Dr. Öztuğ Bildirici (1965) halen Konya’da görev yapmaktadır.
    Kızım Eczacı Sibel Bildirici (1966) halen İstanbul’da Sosyal Güvenlik Kurumu’nda çalışmaktadır. Küçük kızım Özlem Bildirici (1973-2011) yakalandığı hastalığa yenik düşerek bizi acılar içinde bizi terk etti. Aile içindeki bu en büyük deprem sonucu eşim kızım ile yaşamayı seçmiş ben ise yalnız yaşamak zorunda kaldım.
    Üç torunum vardır, SELİN (Sibel’in kızı) DENİZ ve DEMİR (oğlumun kızı ve oğlu)
    Önceleri haftada bir gelen yardımcılarla ev işlerimi hallederken 2020 yılında corona yüzünden dışarı çıkamamaktan devamlı yardımcıya ihtiyaç duydum. Türkmenistan uyruklu AYNA GURBANOVA ile Ağustos 2020 beri birlikteyiz. Baba kız gibi anlaşıyoruz. Beni parka çıkarıyor, her türlü temizlik ve bakımımı sağlıyor, huzurluyum
    İstanbul Şişli: 11.09.2020

    Telefonum: 90 542 241 0302
    Sibel Bildirici: 90 533 311 7943
    Öztuğ Bildirici: 90 533 467 1074
    e-mail: mehmetbildirici34@gmail.com
    Web sitem: www.mehmetbildirici.com
    Adres: Fulya Mahallesi Belen Sokak 10/6 Şişli İstanbul-Turkey
    Adres: Mehmet Bildirici Sokak No 2 Akyaka Mahallesi- Ula-Muğla-Turkey

    Bu yazı Aygül Gulluyeva Tarafından Türkmence’ye çevrilmiştir.



    MEHMET BİLDİRİCİ ÖZGEÇMİŞ (TÜRKMENCE)
    GURLUŞYK YOKARY İNERENER GÖZEGÇI YAZARY
    Mehmet Bildiriji 1939-njy yylda Konya’da dünyä indi. Kakasy Mustafa Nazim, ejesi Nesibe Bildiriji 1957- nji yylda Stambul Tehniki Uniwersitetinin gurlusyk fakulteti gutardy. Gurluşyk inereneri derejesini aldy
    Otuz yyl (1965-1995) Konya’da inerener bolup işledi.Konya döwlet in Engineering enerçilik akademiyasynyn mugallymydy.1995-nji yylda pensiya çykdy,Stambulda 1996-njy yylda yerleşdi
    1991-nji yyldan bäri Anadoly gadymy şäherlerni we taryhy suw yollaryny öwrenmekde bu ugurda köp neşirleri bar
    1985-nji yylda tomus aylaryny Mugla Ula Akyaka geçiryän öyüni satyn aldy we Akyaka taryhy barada gözlegler we neşirler bar.
    Bu eserler sebäpli öyünin arka köcesinde Mehmet Bildiriji köçesi diyilyardi.
    1963-nji yylda Konya’da orta Mekdebin Geografiya mugallymy Düzay Bildiriji Özdemir) bilen durmyş gurdym.
    Meniñ bir oglum we iki gyzym bar.
    Oglum Prof.Dr.Öztug Bildiriji (1965-njy yylda) henizem Konya’da işleyär.
    Sibel Bildirici: Gyzym dermanhanaçy Sibel Bildiriji (1966-njy yylda ) henizem İstanbuldaky Sosial Üpjünçilik Edarasynda işleyär.
    Körpe gyzym Özlem Bildiriji (1973-2011-nji ýyllardaky) keselçilik sebäpli ejir çekdi we bizi agyrda galdyrdy aradan çykdy.
    Maşgaladaky bu in uly betbagtçylyk netijesinden soñ ayalym gyzym bilen ayra yaşamagy saylady, men bolsa yeke özüm yaşamaly boldym.
    İki agtygym bar, Selin (Sibeliñ gyzy) Deñiz we Demir (oglumyñ gyzy we ogly)
    Öý işimi hepdede bir gezek gelyän kömekçiler bilen alyp barýarkam, 2020-nji ýylda, korona sebäpli çykyp bilmeyändigim üçin hemişe kömekçi gerekdi.
    2020-nji ýylyn awgust aýyndan bari Türkmenistanyñ rayaty Aýna Gurbanowany yanyma kömekçi aldym. Kaka we gyz ýaly düşüniş yaris, meni seyilgähe äkidýär, maña her dürli arassaçylyk we öy işlerinde uly kömekçi men asuda .
    Meniñ telefonum:90 542 241 03 02
    Sibel Bildiriji:90 533.311.7943
    Öztuğ Bildiriji:90 533 467 1074
    e-poçta: mehmetbildirici34@gmail.com
    Wep sahypam: www.mehmetbildirici.com
    Adres: Fulýa Mahallesi Belen Sokak 10/6 Şişli İstanbul- Turkey
    Mehmet Bildirici Sokak No2 Akýaka-Ula Muğla- Türkey
    Bu makala Aýgül Gullyýewa tarapyndan Türkmen diline terjime edildi.
    15.09.2020

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 23-09-2020

    SEVGİLİ KONYA LİSESİ MEZUNU ARKADAŞ VE AĞABEYLERİM 13.09.2020
    MEHMET BİDİRİCİ
    Sizlere son olarak bayram dolayısıyla 28.07.2020 tarihinde yazmıştım. Korona dolayısıyla biz yaşlılar hep evde oturuyoruz. Ama teknoloji bize haberleşme imkânları sağlıyor. Ben de bundan yararlanıyor, arkadaşlarımla telefon konuşmaları yapıyorum.
    İşte son iki aylık haberler; bu defa önce kendimden başlayacağım.
    Korona dolayısıyla çok sevdiğim Akyaka’ya gidemedim hep İstanbul’dayım. Geçen ay enfeksiyon kapmışım, sağ olsun kızım ve oğlum beni tedavi ettirdi, şimdilik iyiyim. Geçen ay bana bir yardımcı bakıcı buldular. Türkmenistanlı bana çok iyi bakıyor, evin önündeki parka her gün çıkarıyor, ayaklarım da açılmaya başladı. Hayatımdan memnunum. Bu arada yeni bir de dil öğreniyorum Türkmence, Türkçeye çok yakın. Yeni bastırdığım kartımı da ekliyorum. Akyaka adresine dikkat ederseniz sevinirim.
    Konya Lisesi arkadaşlarıma ilgim çok eski, son yıllarda çok azalmaya başladık., bunun yanında bizden önceki mezunlar da çok azalmaya başladı. Bundan sonra onlara da yer vermeye çalışacağım. Biz 1957 mezunuyuz. En eski mezunlarda 1950 yılına iniyor. Daha eskisi yok. Gerçekten bizden önceki mezun abilerimiz bürokraside çok üst noktalara gelmişlerdir. Onlarla övünmeliyiz
    Önce sınıf arkadaşlarım.
    Önce şunu belirtmek isterim. En aktif olanlarımız, Mehmet Asil Yılmaz, Tayyar Çimen ve Sadrettin Gülsaçan Rıza Durakbaşı hep Facebook ta mesajları var.
    İleri yaşına rağmen Azzem Aydınöz, Ayhan Tan akademik hayatını sürdürüyor. İsmail Uğurlu ve Ali Akkaya ticari yaşama devam ediyor. Kendilerini kutluyorum.
    Şimdi de önce gelen mesajları sizlerle paylaşmak istiyorum.
    Ankara’dan emekli Hâkim Cihanbeylili Hüseyin Karahaliloğulları aradı. Uzun sohbet ettik meslektaşı Avukat Birsen Acarer’in telefonuna ulaşamamış, benden telefon numarasını aldı.
    Birsen Acarer’i bende aradım, telefonu kapalıydı. Bu defa ulaşamadım.
    Ankara’dan Ayhan Tan telefon etti. Kaş’ta tatilden dönmüş, Atılım Üniversitesinde görevine devam ediyor.
    Ömer Alptekin İzmir Çeşme’de tatilde, Ekimde dönecek
    Atalay Tarhan aradı uzun konuştuk, ara sıra bizi bilgilendiriyorsun teşekkür ederim dedi.
    Fehmi Ersoy ile 11.09.2020 telefonlaştık, Göz tedavisi için İstanbul’a geliyor. Bir ay kalacakmış, herhalde görüşürüz.
    İsmail Uğurlu 12.09.2020 de görüştük, İstanbul’da kontrollü işine gidip geliyor, sağlığı iyi
    Orhan Arda Datça’da tatilde epey daha kalacak Benim eski ortağım, sık görüşürüz.
    Azzem Aydınöz’ün bir önceki mesajı
    Mehmet kardeşim senin ve tüm yakınlarının bayramı kutlu olsun nice bayramlara sayende tüm arkadaşlardan bilgi oluyoruz teşekkürler
    Azzem Aydınöz
    Mehmet Asil Yılmazın mesajı
    Sevgili Mehmet Hocam, Sizler gerek kişiliğinizle, gerekse sosyal yaşantınızla ve gerekse de bilimsel çalışmalarınızla Konya Lisesi’nin övünç kaynağı, öğrenci arkadaşlarımızdansınız: İyi bayramlar diliyorum
    Rıza Durakbaşı yazıyor
    Ne çok ortak tanıdık varmış. Hatta akrabalar..
    Örneğin Kamil Abi (Civelek) Mehmet Civelek, genç yaşta kanserden ölen Eşi Atiye Teyze, Kızı Makbule abla. Eşi İbrahim Abi (Aşçıgil) hep müşterek tanıdık.

    Bu bölümde de daha önceki dönemlerden abilerden söz edeceğim. Güngör Aydın Siyasal Bilgiler mezunu eski valilerden Konya Lisesi 1955 mezunu, eşi Tülay Hanım 1958 mezunu, tanışırız sık görüşürüz. Gene uzun uzun sohbet ettik, genel kültür ve Konya Lisesi ağırlık, Ankara’ya dönmüşler sağlıkları iyi…memnun oldum.

    Prof. Dr. Tahsin Yazıcı Konya Lisesi 1956 mezunu, Ermenekli, halen Üniversite de öğretim üyesi olarak görevine devam ediyor. Telefonla görüştüm, Ermenek Yukarı Çağlar köyündeki (İzvit-antik Sbede) Roma dönemi Su Tünelleri konusundaki çalışmalarımı biliyor, onları istedi, Web sitemdeki yerlerini yazdım.

    MURTAZA ÇELİKEL (1931-2020)
    Geçen ay politikada çok önemli bir kişi işadamı Konya Lisesi 1950 (Fahri Dinekli sınıf arkadaşı) mezunu Murtaza Çelikel’in ölümünü öğrendim. Konya Ereğlili, Çağdaş yaşam Derneği Başkanı Aysel Çelikel’in işi, Konya Lise mezunu olduğunu öğrendim gurur duydum.

    RÜŞTÜ SÖNMEZ (1937-2020)
    ANAYASA MAHKEMESİ ÜYESİ
    1937 yılında Ermenek’te doğdu, 1955 yılında Konya Lisesi’nden 1961 yılında İstanbul Hukuk Fakültesinden mezun oldu. 1983 yılında Yargıtay üyeliğine seçildi. 1998-2002 yılları arasında ANAYASA MAHKEMESİ üyesi oldu. Buradan emekli oldu. Ankara’da öldü. Tanrıdan rahmet diliyorum.
    Hepinize sağlıklı günler diler, saygılar sunarım.
    Yazıma benim yeni kartımı Rüştü Sönmez’in ve bakıcım Ayna’nın kızım Sibel ile resmini ekliyorum.

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 23-09-2020

    GÖKOVA FEREK (GÖKÇE) NE ZAMANDAN GELİYOR. III
    ŞADAN GÖKOVALI İLE MESAJLAŞMALAR
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu yazımda da Prof. Dr. Şadan Gökovalı ile yazışmalarımıza yer verildi.

    Şadan Hocam İstanbul: 07.02.2020
    Ferek ile ilgili yazıma gönderdiğiniz desteğe sonsuz teşekkürler. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.
    Eskiden bildiğim ve bu yazı dolayısıyla yeniden farkına vardığım Ferek’te (Gökçe) bulunmuş İdimalı Kadın ANAKSİTRATEA mezar taşı bende çok büyük bir merak uyandırdı. İdima dışında bir İdimalı’nın ismi geçiyor. Ferek İdima’nın bir parçası mı idi?
    Daha sonraki yazım Albayın Koyu Muğla Hizmet Vakfının dikkatini çekmiş oraya bir plâket koyacaklar !!!!!! Bana da bildirdiler
    Hocam ben daldan eğme sen Anadan Doğma Gökovalısın. Sonbaharı yaşıyoruz, bildiklerimizi burada teslim edip gidelim. Onların yeri burası
    Sıhhatli günler saygılar

    Mehmet 08.02.2020
    Ferek İdyma’ya bağlı değildi, ama Psykos’a (Marmaris) giden stratejik öneme sahip yol üzerindeydi. Ferek’te bulunan İdimalı kadın mezar taşı çok önemli, Değerli Hizmet yapıyorsun, emeğine ve parmağına sahip..
    Asma çubuğu yanına dikilen kuru çubuğa herek denir. Ferek ile ilgili olmalı !!!!
    Tüm Gökova’da ilk portakallık Ferek’te kuruldu. Ben mandalinayı Haşim Bahçe’de tattım. Avakado ile kez şimdi adı Çanakçı olan Şirinköy de yetişti.
    Ben küçükken un öğütmeye Ferek’e eşekle giderdim. Ferek’in değirmenleri çok ünlüydü.
    Şadan Gökovalı

    Şadan Hocam 26.02.2020
    İmparator Aurelius ile yazım ile ilgili gönderdiğiniz mesaj için ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.
    Şunu itiraf etmeliyim, dünyanın bildiği bizlerin bilmediği İzmirli Aristides ismini ilk defa sizden duyuyorum. Meğer ilk çağ Ege ne kadar zenginmiş

    Bildirici 27.02.2020 İzmir
    Aristides aslen Balıkesirli. İzmirliler ona İzmirli sıfatını verdiler. Böyle bir şeref de 09 Eylül 1922 İzmir’e ilk giren Yüzbaşı Şerafettin Beye verildi. Özgün İzmir kitabını yazarı Av Cengiz İlhan ,Attila İlhan’ın kardeşi
    O Epigrafın (George Bean) Gökova çalışmasına tanık oldum, İngilizce bildiğim için Mustantik Dayı ile konuşmasında tercümanlık yaptım.
    Şadan Gökovalı

    Şadan Hocam İstanbul 27.02.2020
    Hocam mailine teşekkürler. Emin olun eline elma şekeri verilmiş bir çocuk gibi seviniyorum. Sizden mesaj alınca
    Mustantık Dayı ile konuşmasını yaptığınız kişi kimdi? Guy Meyer Fransız ben tanımadan önce Gökova’ya çok gelmiş, Bana tüm yazıtları gönderen o. 2001 yılında yaz tatili Paris’teydim 2002 de Prostat ameliyatından Gökova’ya gelemedim, yazıştık ama görüşemedik. Eylül 2014 de İzmir Fransız Konsolosluğunda bir tarihi sergi vardı. Gel orada görüşelim dedi, davetiye göndermedi, ben de orada olacağım dedi, atladım gittim beni içeri almadılar, Guy yoktu, Ertesi gün gittim araştırdım, Guy gene yoktu ölmüş olabileceğini söylediler. Guy Meyer sergiye eser veren bir kişi idi.
    Selamlar saygılar
    Mehmet Bildirici

    Bildirici 28.02.2020
    Teke Aşireti reisi Abdülkadir Bey Mezarı 13 ayak, birkaç yerden kovularak yaklaşık 150 yıl önce çok yeri bataklık olan Gökabat’a gelip yerleşmiş. Babamın dedesi İsmet Gereme’den gelmiş, burada Gülsüm ile evlenmiş. ilk sakinlerden oluyor. O zaman sinek dolayısıyla sıtma salgını var. Yabancılar eşeklerin başına file takıyor, ot yemesinler diye nereden nereye
    Bu işleri iyi bilen babam ile Milletvekili Hali Dere’nin babası Murat Dayı.
    Bugün Yücelen Otelinin bulunduğu Orman Kampı yanındaki arazi Akyaka’dan Sarıoğlu’nun, Sarıoğlu mıhsıçtı (pinti) bir adam bu sulak alanı kardeşim Şadi ile birlikte ondan satın aldık. Sonra Yücelen Şirketine sattık.

    Şadan Gökovalı ile internet ortamında yaptığımı bu görüşmelerden bir bölümünü buraya aktardım. Çok yararlı henüz doğmamış olanların da duyacağı cinsten.
    Sayın Şadan Gökovalı’ya çok çok teşekkür ediyorum.

    (Muğla Devrim 21.09.2020 yayınlandı)


Toplam 245 yorum bulundu. 31-40 arası listeniyor.