Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 29-02-2020

    İLK ÇAĞIN EN BÜYÜK ASKERİ DEHASI KARTACA’LI HANNIBAL (ANİBAL) ANADOLU GEBZE’DE SONSUZ UYKUSUNDA
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İlk çağda çağın değerleriyle uygar uluslar ve yerel ilkel kabileler vardır. Uygar uluslar Grekler, Romalılar ve Fenikeliler (Kenaniler- Phocenicians) en önde gelenlerdir. İlgi çekicidir. Ulus ve dilleri her biri birbirinden çok farklıdır. Bunlar arasında alfabe dünyaya Fenikelilerden yayılmıştır. Fenikeliler bugünkü Lübnan’da yaşayan Sami dil grubuna mensuptur ve deniz ticaretinde çok ileri gitmişlerdir.
    Grekler gibi Fenikeliler de Akdeniz sahillerinde pek çok koloni kurmuşlardır. Bunların en önde geleni bugün Tunus başkentine yakın Kartaca (Carthaga) kentidir.
    Bir de şu durumu açıklamak gerekir. İlkçağda ülke bazında kurulmuş devletler vardır. Mısır, İran, Asur bunlara örnektir. Bunun yanında da zenginleşen kentler ordular kurarak imparatorluk haline gelmişlerdir. Babil, Kartaca ve Roma örnek verilebilir.
    Şunu da hatırlatmak gerekir. Özellikle İngilizce ve Türkçe kitaplarda ve internette çok çok doküman bulunmaktadır. O halde ben niye yazıyorum. Tarihi kişiyi tanımak Anadolu ve Türkiye açısından önemini vurgulamak ve bazı yorumlar yapmak içindir.
    Hannibal Kartaca kentinde M.Ö 247 tarihinde doğmuştur. Babası da büyük bir asker ve devlet adamı Hamilcar Barka’dır (M.Ö 276-228). Kartaca ve Roma kent devletlerinin büyümesi karşısında Akdeniz dar gelmiş ve iki devleti karşı karşıya getirmiştir. Hamilkar Barka Roma’ya karşı 1. Pön (Punic) savaşını gerçekleştirmiş ve oğluna Roma’ya dost olmaması için çocukken kendisine yemin ettirmiştir. Hamilkar Barka İspanya’da Barcelona kentinin de kurucusu olduğu bilinir.
    Hannibal M.Ö 221 yılında o zaman bir Kartaca toprağı olan İspanya’da Kartaca Ordusu başına geçirilmiştir. M.Ö 218 yılında İspanya’da Roma müttefiki olan Soguntun kentini almış Roma ile savaş durumuna girmiştir. İkinci Pön savaşını başlatmıştır. Ordusu ile Pirene dağlarını aşarak İtalya’ya girmiş, İtalya’nın belirli yerlerine hâkim olmuştur. Özellikle 30.000 üstünde ordusu ve filleri ile Alpleri aşması bugün bile hala açıklanamamaktadır. Hannibal’ın İtalya’daki varlığı 16 yıl sürmüş çeşitli savaşlar yapmıştır. Durum ekli haritada görülmektedir.
    M.Ö 202 de Romalı general ve devlet adamı Scipio Afrikanus (M.Ö 236-183) Zama savaşı ile Hannibal’ı yenilgiye uğratmıştır.
    Hannibal Romalılar da büyük bir korku enteresandır büyük bir hayranlık uyandırmıştır. Onun heykellerini bile dikmişlerdir. “Hanibal kapıda” bir deyim haline bile gelmiştir.
    Romalı komutan Scipio Afrikanus ile bir görüşmede komutan Hannibal’e en büyük komutan sence kimdir diye sorar, Hannibal’ın cevabı “Makedonyalı Büyük İskender” olur. Ardından da bana yenildin, yenilmeseydin durum ne olurdu. Hannibal’ın cevabı “Kendimi Büyük İskender’in önüne koyardım” olur.
    Gerçekten antik ve modern tarihçiler Hannibal’i çok büyük bir askeri strateci ve taktikçi kabul ederler.
    M.Ö 221-202 yılları arası Kartaca’nın başında, M.Ö 198-188 yılları arası Selefkos’larla birlikte, M.Ö 188-182 arası Bitinya Krallığı (Bursa) geçer.
    M.Ö 195 yılında sürgün hayatı başlar bu ise Anadolu’da geçecektir. Önce Fenikelilerin ana kenti olan Tyre, ardından Antakya (Hatay), Efes’i ziyaret eder. Selefkoslar Büyük İskender’in ardından başkenti Antakya olan krallıktır. Kral III Antiokhus (M.Ö 241-187) tarafından törenlerle karşılanır. Ona askeri danışman olur Roma’ya karşı yapılan savaşlara katılır,
    M.Ö 190 yılında Ermenistan’a gider ama orada soğuk karşılanır ve M.Ö 188 yılında ölümüne kadar yaşayacağı Bitinya kralı Prusias’a (M.Ö 228-182 ) sığınır.
    Bitinya Kralı’na danışman olur. Uludağ eteklerinde bir kent kurmasını ona önerir, bu kent Bursa’dır. İçme suyu tesislerinde de danışman olduğu söylenir. Ancak Bursa kenti daha sonraları hızlı kentleşmeden dolayı ilk çağdaki izler kaybolmuştur.
    Kral Prusias’a Roma tarafından Hannibal’ın teslimi konusunda büyük baskı vardır. Kralın kendini düşman eline teslim edeceği korkusuna kapılarak intihar eder, Mezarının Libyssa (Gebze) de olduğu kabul edilir. Eşi İmilce olduğu bilinir.

    Mezarın yeri tam bilinmez ama ismi Gebze’de yaşar. 1934 yılında ATATÜRK Gebze’yi ziyaretinde büyük kahramanın acıklı hikâyesinden çok etkilenir, muhtemelen üzerine sembolik büyük bir taş dikilmesini emreder. Etrafı bir park haline getirilen Anibal’ın Mezarı bugün TÜBİTAK arazisinin içinde ziyaret edilebilmektedir.
    Bende bu mezarı saygı ile ziyaret ettim ve bir fotoğraf çektirdim. Bunun ötesinde Gebze’de Anibal ismini taşıyan bir semt onun adına açılmış ANİBAL ANADOLU LİSESİ var.
    Ama bu büyük komutanın burada yaşadığını doğrulayan 24 yüzyıldan beri bir Halk geleneği var. BU DA ÇOK ÖNEMLİ BİR FONOMEN…..
    Atatürk’ün vasiyeti bize bir emirdir. Mezarının bulunması ve üstüne Anibal adına bir anıt yapılmalıdır diye hayal ediyorum
    Devrim Gazetesinde yayınlandı)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 29-02-2020

    SPARTACUS (M.Ö 111-71), TARİHTE KÖLELERİN BAŞKALDIRMASI, KIRK DOUGLAS
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sinema dünyasının altın döneminden kalan son sinema yıldızı Kirk Douglas’ın (1916-2020) ölümü dünyada büyük yankı yaptı, Douglas 103 yaşında hayata veda etmişti.
    Kirk Douglas Yahudi bir Rus göçmen ailenin oğlu olarak Newyork’ta doğmuştu. Douglas’ın en önemli filmi “SPARTAKÜS” bu vesile ile gün yüzüne çıktı. Ben de seyrettim. Gerçekten çok güzel bir filmdi.
    Kimdi Spartaküs? Balkan kökenli bir ailenin çocuğu olan Spartaküs bir şekilde Roma ordusuna esir düşer ve Gladyatör olur. Gladyatör arena ölümüne dövüşerek, seyircileri eğlendiren esirler.
    Spartaküs M.Ö. 73-71 yılları arasında esirleri yanına toplayarak Roma’ya isyan etmiş, başta üzerine gelen Romalı birlikleri yok etmiş ama sonunda Roma tarafından isyan bastırılmış ve idam edilmiştir.
    Spartaküs tarihi bir kişidir. Ancak hakkında yazılanlar çelişkilidir. Özellikle esareti ortadan kaldıracağı iddia edilmiştir. Bu olay tarihte kölelerin başkaldırması olarak tarihe geçmiştir.
    Esirlik ilk ve Orta çağda insanlığın en büyük ayıbıdır. Bir insan başka insanın kölesi, alıp satılan malı olamaz olmamalıdır. Ancak kölelik büyük Filozof Aristoteles (M.Ö 384-322), tek tanrılı dinler Hıristiyanlık ve Müslümanlık tarafından benimsenmiş, Amerika’ya zorla götürülen Afrikalı zencilere çok kötü davranılması üzerine Amerikan Cumhurbaşkanı Abraham Lincoln (1809-1865) tarafından kaldırılabilmiştir.
    Spartaküs İtalya’dan ayrılıp bir devlet kurabilse köleliği kaldırabilir miydi? Bunu uygulayabilmesi çok zor idi? Böyle bir devleti yaşatmazlardı diye düşünüyorum. İnsanlık bu değişime hazır değildi.
    Spartaküs ölümünden sonra ve çok daha sonraki dönemlerde bir insanlık kahramanı bir devrimci sayılmıştır. Özellikle Komünist düşüncesinin iktidar olduğu dönemlerde (20nci yüzyıl) Spartaküs bir kahraman kabul edilmiştir.
    Memleketi olan Balkanlarda da büyük saygı duyulmuştur. Bulgaristan, Sırbistan ve Rusya’da kurulan spor kulüplerine onun adı verilmiştir.
    Spartak Moskova
    Spartak Sofia bunlara örnektir.
    Yazıya Spartaküs heykeli ve Kirk Douglas resmi eklendi
    (Muğla Devrim 20.02.2020 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 29-02-2020

    ROMA İMPARATORU MARCUS ULPIUS TRAJANUS (İmp. 98-117), ÖLÜM YERİ SELİNUS (ANTALYA-GAZİPAŞA)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Roma İmparatorluğu döneminde Dünya’da ve Anadolu’da en büyük gelişme ve yapılaşma 5 büyük İmparator zamanında gerçekleşmiştir.
    Bunlar Nerva (96-98), Trajanus (98-117), Hadrianus (117-138), Antonius Pius (138-161), Marcus Aurelius (161-180)
    Amerikalı Tarihçi Will Durant “Dünyada hiçbir dönemde hiçbir coğrafyada bu derece yapılaşma görülmemiştir” der. Trajan bunlardan ikincisidir. Pek çok savaşlarda bulunmuş, Ermenistan, Nabetean Krallığı …vs imparatorluğa katılmış, İmparatorluk sınırları en genişlemiştir. Akdeniz ve Karadeniz tamamen Roma gölü haline gelmiştir.
    Trajanus 53 yılında İspanya’da doğmuştur. 64 yaşında Partlara (İran) yaptığı seferden dönerken 117 yılında Selinus kentinde (Antalya Gazipaşa) hastalanmış ve orada ölmüştür. İç organları orada bırakılmış, cesedi yakılmış ve külleri Roma’da ünlü Trajanus kolonunun dibine gömülmüştür. Bu gün kayıp olduğu bilinmektedir.
    Aşağı resimde Trajanus’us Antalya Gazipaşa’da ki Anıt Mezar kalıntısı verilmiştir. Bu mezarın böyle oluşu Türkiye ve İtalya’yı harekete geçirmelidir.
    Dünya ve Anadolu için bu kadar önemli bir kişinin Selinus kentinde ölümü fevkalade önemli olduğu halde tarihçiler ve arkeologlar dışında bilinmemektedir.
    Şahsen bende yakın zamanlarda öğrendiğimi itiraf etmeliyim. Halbu ki bu böyle mi olmalıydı? Törenler anmalar yapmamız gerekmez mi idi?
    2007 yılında Ürdün’de yapılan Uluslararası Su Toplantısında Petra antik kentini görme fırsatı bulmuştum. Petra Nabetean Krallığının başkenti idi ve Trajanus tarafından Roma İmparatorluğunu katılmıştı, Petra’dan kuzeye yaklaşık 2000 yıl kullanan Trajan yolu hizmet vermişti. Bu yol üzerinden geçtim hep üzerinde Trajan ismini taşıyan işletmeler vardı. Heyecanla incelemiştim.
    Son olarak şu görüşlerimi de aktarmak istiyorum. Gerçekten 98-180 yılları arasında sadece 82 yılda bu imparatorlar dönemindeki gelişmeler gerçekten inanılmazdır. Eğer 5 veya 10 daha böyle imparatorlar çıkabilseydi, bugün bilgisayar çağının 400 veya 500 yılını kutlamış olacaktık diye düşünürüm.
    Yazıma Trajanus’un bir heykeli ve Selinus kentinde Trajanus için yapılan yapının Anıt Mezar (Cenotaph) bir resmi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 19.02.2020 yayınlandı

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 29-02-2020

    ZİNCİRE VURULMUŞ PROMETHIUS, ATEŞİ TANRILARDAN ÇALIP İNSANLARA
    ARMAĞAN EDEN
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Aiskhylos (MÖ 525?-456): Eski Yunan’ın en önemli tragedya yazarlarındandır. Mitolojik konuların hemen hemen hepsini eserlerinde işlemiştir. Yazdığı 90 tragedyadan sadece 7 tanesi günümüze kalmıştır. Aiskhylos özellikle adaletin gerekliliği üzerinde durmuş, eserlerinin çoğunda hak meselesini konunun ağırlık merkezine yerleştirmiştir. Zincire Vurulmuş Prometheus’da da farklı kuşaklardan tanrılar arasındaki anlaşmazlığı ele almıştır. Tragedyanın kahramanı Olympos tanrılarına başkaldıran titan Prometheus ateşi tanrılardan çalmış ve insanlara vermiş, tanrıların kurmuş olduğu düzene karşı geldiği için zincire vurulmuştur. Aiskhylos bu tragedyasında akıl gücünün kaba kuvvete üstünlüğünü, akla ve özgür düşünceye verilmesi gereken önemi vurgulamıştır.
    Kitap Zincire Vurulmuş Promethius 2013, tiyatro tarzında 70 sayfa T.İş Bankası yayını Kısa tarihe ve düşünmeye düşkün olanların okuması gerekir. Kitap içinde de GEOTHE’nin PROMETHIUS isimli şiirden bazı bölümleri alıyorum.
    “Karart göklerini Zeus,
    Duman duman bulutlarla
    Diken başlarını yolan çocuk gibi de
    Oyna meşelerin, dağların doruklarıyla
    Ama benim dünyama dokunamazsın
    Ne senin yapmadığın kulübeme
    Ne de ateşini kıskandığım ocağıma
    Azgın devlere karşı Kim yardım etti bana?
    Kim kurtardı ölümden
    Kim kurtardı kölelikten
    Şu benim yüreğim değil mi?
    Kutsal bir ateşle yanan yüreğim
    Her işi başarmış olan?

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 29-02-2020

    MARCUS AURELIUS (İmp.161-180)
    ROMA İMPARATORU VE İMPARATORİÇE FAUSTINA (Roma 125- 175)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Marcus Aurelius Roma İmparatorluğunu 98-180 yılları arasında yöneten 5 büyük imparatorların sonuncusudur.
    Amerikalı bir tarihçi Will Durant bu konuda şöyle der; "Dünyanın hiç bir yerinde ve hiç bir çağda bu 5 imparator döneminde yapılan yapılaşma ve kalkınma gerçekleşmemiştir."
    Aurelius çok özel bir eğitim görmüş ve Stoacı bir filozoftur. Filozof Epicurus'tan (M.Ö 341-270) etkilenmiştir. Marcus Aurelius İspanyol kökenli seçkin ailelerden birinin oğludur. Doğum tarihi 121 tarihidir.
    Ünlü Filozof Plato (Eflatun) şöyle söyler; "YA KRALLAR FİLOZOF, YA DA FİLOZOFLAR KRAL OLMALI".
    Bu ünlü söz Aurelius'un şahsında gerçek olmuştur denilebilir.
    Elimde İmparatorun bir kitabı bulunmaktadır. "KENDİME DÜŞÜNCELER- ta eis eauton"
    Grekçe aslından çevrilen kitap 2006 yılında ALFA yayınları arasında çıkmıştır. Buradan bir kaç cümle buraya alınacaktır.
    "Büyükbabam Verus'tan soylu ve kolay öfkelenmemeyi öğrendim"
    "Babamın ününden ve kalan hatırasından ihtiyatlı ve kararlı davranmayı öğrendim.
    "Annemden ise dindarlığı ve cömertliği öğrendim. Sadece kötü bir şey yapmaktan değil, o kötü şeyleri düşünmekten bile uzak durmak gerektiğini öğrendim.
    "Daha pek güzel deyişler için kitap alıp okunmalıdır.
    Dönemi savaşlarla geçmiştir. Parthia (İran), Germania …
    Viyana yakınlarında ölmüştür. 180 yılında öldüğünde Roma İmparatorluğu en geniş sınırlarına ulaşmış tüm Akdeniz ve Karadeniz bir Roma gölü haline gelmiştir.
    2010 yılında Burdur antik Sagalassos kentinde yapılan kazılarda imparatorun dev bir heykeli bulundu. Dünya'da önemli yankı yapmıştır. !!!
    FAUSTINA (125-175)
    Eşi İmparatoriçe genç Faustina, 125 TARİHİNDE Roma’da doğmuş, 145 yılında onunla evlenmiş, tüm seferlerinde onunla birlikte olmuş, Ordu'nun Kamp annesi ismini almıştır.
    Faustina 175 yılında bir kaza sonucu Anadolu toprağında Niğde Ulukışla yakınlarında sonradan ismi Faustinapolis olan bir kentte ordu seferde iken ölmüştür.
    Bu kent hakkında çok kısa bilgilerde şöyledir. Eski adı Halala olan bu kent Aurelius tarafından Koloni olarak belirlenmiş, Bizans döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Eski ismi Halala olan kent bugün ortada yoktur. Bugün Niğde Ulukışla yakınında Toraman köyüdür. İmparator onun adına gene Anadolu
    Toprağında MİLETOS'da (Milet) bir hamam yaptırmıştır. 655 05.01.2011

    (Muğla Devrim 18.02.2020 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 29-02-2020

    ÇUKUR MEKTEP YANINDA KOLCU ABDURRAHMAN İLE KONYA LİSESİ 2. SINIF ÖĞRENCİSİ MEHMET BİLDİRİCİ SOHBETİ
    MEHMET BİLDİRİCİ 08.02.2020
    Abdurrahman Tanrıkulu, genç meslektaşım ve öğrencim Muzaffer Tanrıkul'un dedesi ve annemim teyze kızı Nimet Abla'nın kayınpederidir. Belediye zabıta memuru o tarihlerde kolcu olarak bilinirdi. Sanıyorum kendisi aynı zamanda Zabıta Müdürü idi. Yıl 1955 Konya Lisesi ikinci sınıftayım. Annem Nesibe ve anneannem Emine ile onlara gece oturmaya gitmiştik. Evleri ise Mevlana Müzesi'nin biraz kuzeyinde Çukur Mektep olarak bilinen bugünkü Park'ın hemen doğusunda iki katlı eski bir Konya evi idi. Çaylar içilirken sohbet de başladı. Bana edebiyattan tasavvuftan sorular sordu. Çalışkan bir öğrenci ve bu konulara meraklı idim. Aklım erdiğince cevapladım. Herhalde hoşuna gitti ki kendisi tasavvuftan, Mevlevilikten uzun uzun anlattı, şiirler okudu. Konuya derinlemesine vakıf olduğu anlaşılıyordu. Bu şekilde kendisini tanıma ve pek çok şey öğrenme fırsatını yakalamıştım...
    Bu Çukur Mektep konusunda da bir kaç söyleyeceğim. Park yerinde yaklaşık 5 m derinde Cumhuriyet yıllarında bir okul varmış, halk buraya Çukur Mektep adını vermiş.
    1975'li yıllarda Konya Belediyesi buraya bir ayaklı su deposu yapmak ister. İnşaat Mühendisi komşum, arkadaşım İhsan Öğ depo yeri olarak burayı uygun görür, temel kazısına başlanır, ama zemin çürük ve hep yanık malzeme çıkıyor, tesadüfen karşılaştık, konuyu açtı. Ben de buraları çok iyi bilen kimse yazar SELÇUK ES dedim ona gittik. Çukur mektebin olduğu park doğal jeolojik geniş bir kuyu imiş, sanıyorum 1868 Konya çarşı yangınında tüm yanık enkaz buraya doldurulmuş,.... Bunun üzerine depo yeri değiştirildi..
    Çukur Mektep aynı zamanda babamın teyzesi Sare Özülke Öğretmenin görev yaptığı okuldu. Cumhuriyetin ilk yıllarında burada 15 yıl hizmette bulundu
    Eski günlere nostaljik anmalar ne kadar güzel

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 29-02-2020

    YAZILARIM SES GETİRDİ, AKYAKA’DA ALBAYIN KOYU
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim Gazetesinin 24 yıldır köşe yazarıyım. Akyaka ve Karia bölgesinin tarihi ve doğal güzelliklerini tanıtmaya çalışırım.
    24. Ekim 2019 günkü Devrim’deki yazımda da Akyaka’nın Cennet Koylarından “ALBAYIN KOYU” konusunu işlemiş isminin Türk Ordusunda seçkin bir subay olan Albay Süleyman Faik Turna’dan aldığını yazmıştım. Bu bilgileri de oğlu komşum Diş Hekimi Caner Turna’dan aldığımı yazmıştım.
    Aradan 3 ay geçti Muğla’ya Hizmet Vakfı mensubu Banu Serin Hanımdan aşağıdaki maili aldım.
    Mehmet Bey Merhaba,
    Ben Muğla'ya Hizmet Vakfı İktisadi İşletmesinden Banu SERİN
    Mehmet Bey 24 Ekim 2019 günü Devrim gazetesinde yazmış olduğunuz 'AKYAKA'NIN CENNET KOYLARINDAN EN GÜZELİ ALBAYIN KOYU' adlı köşe yazınız için rahatsız ediyorum sizi. Vakıf olarak Akyaka’da bulunan kamp alanının iktisadi işletmesini yapmaktayız ve kamp alanı sınırları içerisinde bulunan Albay Koyunun gazetede paylaşmış olduğunuz hikâyesi dikkatimizi çekti ve bizde sizin gibi bu güzel koyun adının sürdürülebilirliğini sağlamak için hikâyeyi anlatan bir tabela yapmaya karar verdik. İzniniz olursa size de atıfta bulunarak albay koyunun hikâyesini gelen bütün ziyaretçilerimize duyurmak istiyoruz. Bu yazıyı kullanırken sizin de izninizi almak istedik, bizimle irtibata geçerseniz memnun olurum.

    Bu yazıyı alınca hemen cevapladım, kış aylarında İstanbul’da olduğumu çok duygulandığımı, Akyaka’ya dönünce ziyaret edeceğimi belirttim.
    Benim köşe yazılarımın ses getirmesi beni mutlu etti, Bu vakfın doğal en güzel koyuna Akyakalılar tarafından verilen isme sahip çıkılması beni çok duygulandırdı….
    Akyaka bütün bu bunları fazlası ile layık….

    İkincisi çok kısa WEB Sitemden de söz etmek isterim. Web sitem Bahar Suseven & Thomas Schmitz tarafından Eylül 2009 tarihine açıldı…
    www.mehmetbildirici.com
    Ocak 2020 itibariyle sayfa sayısı 18.000 sayfa, ziyaretçi sayısı 300.000 (üç yüz bin) üzerinedir. Aynı anda (Online) web sitem de gezen kişi olarak 7 rakamını gördüm.
    AKYAKA’YI SEVİYORUM
    HERŞEY AKYAKA İÇİN
    AKYAKA BUNLARDAN ÇOK FAZLASINA LAYIK

    (Muğla Devrim 07.02.2020 yayınlandı)
    Diş Hekimi Caner Turna yazımı okuduğunu ve teşekkür ettiğini bildirdi. Kendisinin de arandığını söyledi. Mecidiyeköy’de ziyarete geleceğini söyledi

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 01-02-2020

    TARİHİ SU YAPILARI İLE İLGİLENEN ARAŞTIRMACILAR
    TÜRKİYE’DEN TEK KİŞİ MEHMET BİLDİRİCİ
    Abdullah al-Ghafri
    alıcı: צביקה צוק TSVIKA Tsuk

    cc: ".TELA KU-1 Obermeyer, Franciska" ,
    andreas angelakis ,
    "Ariel M. Bagg" ,
    Arleta Kowalewska ,
    Arnulf Kuster ,
    "Barbaro Abel Marrero (stbh@enet.cu)" ,
    Cees Passchier ,
    "Charles Ortloff (Ortloff5@aol.com)" ,
    "clayton jordan (clayton_jordan@nps.gov)" ,
    "Cole, Dr. Dennis" ,
    Daniel Master ,
    Daniel Warner ,
    "Dennis Murphy (dennis.murphy01@yahoo.com)" ,
    Dieter Vieweger ,
    "dudim@imj.org.il" ,
    Eric Meyers ,
    Ezra Shapiro ,
    "Gregory D. Stephens" ,
    Gül Surmelihindi ,
    "H. Fahlbusch" ,
    Heike Gabriel ,
    heinzelmann Michael ,
    "Ivo Goldstein (igoldste@ffzg.hr)" ,
    "James D. Tabor" ,
    James Fergusson ,
    Jodi Magness ,
    Joe Seger ,
    john hurd ,
    jordan ,
    "jparker@nobts.edu" ,
    "jpoleson@uvic.ca" ,
    "ku-10@tela.diplo.de" ,
    "Kuhnen, Dr. Hans-Peter" ,
    M L Pruitt ,
    "mail@klaus-grewe.de" ,
    Martin Peilstöcker ,

    Mehmet Bildirici ,

    michael turner ,
    Miquel Salgot ,
    "Mitchell, Eric" ,
    Moises Perez ,
    Mounir Bouchenaki ,
    "mwebber@bezeqint.net" ,
    "nadin@anadol.com" ,
    "Najjar Mohammad (m.najjar@joscapes.com)" ,
    paul kessener ,
    Sara Admoni ,
    Seigne Jacques ,
    "sg@iccrom.org" ,
    shanks hershel ,
    shimon gibson ,
    "SOrtiz@swbts.edu" ,
    Stacy w r ,
    "stefan.muenger@theol.unibe.ch" ,
    "Thi Anh Van HUYNH (huynhthianhvan@gmail.com)" ,
    "Vittoriofrancescom.Lucarelli@bancaditalia.it" ,
    Westerman Ronnie ,
    Wiel Dierx ,
    "zwickel@mail.uni-mainz.de" ,
    אדאמס מתיו ,
    איריס זמיר iris zamir ,
    אפרת ויצמן מחלקת חוץ efrat wiezman ,
    אק ורנר ,
    בינימין איזק ,
    ויפלינגר גילברט ,
    ינסן חימה ,
    לינדל ובסטר ,
    מוסטקי יוסף סגן השגריר ,
    סם וולף ,
    עוזי ברזילאי uzi barzilay ,
    פיינברג מרים ,
    פרופ' עודד בורובסקי ,
    צבי ארז ,
    רוטגרס ליאונרד ,
    שחר שילה



  9. MEHMET BİLDİRİCİ 01-02-2020

    SINIF ARKADAŞIMIZ RAFET KARYAĞDI (1936-?)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sevgili Arkadaşlarımız
    Uzun yıllar sınıf arkadaşlarımız, hocalarımız İTÜ nün tarihçesi konusunda araştırma yaptığımı biliyorsunuz. Bir maden keşfetmiş olduğumu sanıyorum. Araştırdıkça yeni bilgilere ulaşıyor, mutlu oluyorum.
    2012 yılı Ellinci yıl öncesi bir anı dosyası hazırlamayı düşündüm, pek çok arkadaşımla temas kurdum ve Fırat’ın Tapusu olarak iki dosya halinde sizlere duyurdum, Web siteme yerleştirdim.
    www.mehmetbildirici.com Türkçe 13. Bölüm den ulaşılabilir. Ben şahsen kitap şeklinde basılma eğilimde değilim, kitap devri kapanmak üzere ve her şey digital yayına dönmek üzeredir. Digital yayından yararlanma çok daha fazladır. Web sitem bu yıl 11 yaşına girmiştir. Ziyaretçi sayısı 300.000 (Üç yüz bin) aşmıştır.

    Bu yazımda ortalarda görünmeyen İstanbul Fenerbahçe’de oturan RAFET KARYAĞDI hakkında olacaktır. Uzun zamandır araştırıyorum, telefon ve ev telefonu kapalı, Facebook ta görünüyor, ama en son görüntü 2015,
    Ayrıca üye olduğunu bildiğim PRİZRENLİLER Derneği ile görüştüm, (Tel 0 212522 4515 Eminönü) hiçbir şekilde ulaşamadım.
    Değerli arkadaşımla 2012 yılında telefonla görüşmüş ve kendisi hakkında ilginç bilgiler sunmuştu.
    Şimdi bu bilgileri sizlerle paylaşıyor. Facebook’tan iki resim ekliyorum

    RAFET KARYAĞDI (Okul Numarası 6697)
    HAYATIM
    Sevgili ve Değerli Arkadaşım Bildirici
    Beni hatırlayıp aradığın için çok teşekkür ederim. “bbb” web siteni ziyaret ettim. Güzel ve değerli, bir çalışma. Diğer zamanlarda da, mümkün olduğunca, oralarda gezinip değerli bilgilerinden yararlanmaya çalışacağım.
    Bu arada yapmış olduğun kariyerden dolayı da tebriklerimi sunuyorum. Çok değerli yerlerde çok önemli adımlar atmışsın. Devamını içtenlikle temenni etmekteyim.
    Ben Rafet KARYAĞDI
    18.Eylül.1936 Yeni Kosova Cumhuriyetinin en güzel kenti olan PRİZREN’ de doğdum. Tabidir ki o tarihte Kosova Cumhuriyet değil Tito Yugoslavya’sının İki özerk bölgesinden biriydi. Kosova Bağımsız Cumhuriyet olarak 17 Şubat 2008 olabildi. Bu konuyu kendi bilgilerimi yazdıktan sonra detaylı iletmek isterim.
    Lise son sınıfı dahil 12 senelik öğrenimimi de aynı kentte 1957 senesinde tamamladım. Ben ilk okula başlayacağım senelerde, maalesef 2. Dünya savaşının en hararetli cereyan ettiği Balkanlarda, okula devam etme imkânını bulamadım. Ancak 1944 senesi sonunda okullar öğrenime başlayabildikten sonra bu imkânı yakaladım. Tabii ki İlkokul 1. sınıfına 9 (Dokuz yaşında ) başlayabildim.
    Lise öğrenimini 1957 senesinde tamamladıktan sonra, aynı sene 14 ağustosta, Türkiye’ye ailece göç etmek zorunda kaldık. Aynı yıl bin bir zorlukla İTÜ İnşaat Fakültesine yabancı öğrenciler kontenjanından kaydımı yaptırabildim.
    1962 yılında mezun olmam gerekirken, yakalandığım sarılık hastalığı nedeniyle diploma travayımı sunamadığım için,1963 senesi Şubatında mezun oldum.
    Üniversite 5. sınıfında iken sene sonuna kadar ENKA İnş. fFrmasında çalıştım.
    1963 senesi sonunda Askerlik görevimi yapmak için müracaat ettim ve 1965 senesine kadar Malatya İnşaat Emlak müdürlüğünde Meslek kurası çektiğim için göreve Mühendis olarak devam ettim.
    1965 senesinde terhis olduktan sonra Diyarbakırlı bir İnşaat Taahhüt Grubuna katıldım ve 1992 senesine kadar, Diyarbakır, Muş, Kulp, Bingöl, Elazığ, Malatya, Kayseri, İskenderun, İstanbul, Tekirdağ Malkara da Şantiye Mühendisi ve ortak olarak mesleğimi yaptım.
    1992 de emekli olduktan sonra İstanbul’a yerleştim. Halen bu kentte ailem ile birlikte ikamet etmekteyim.
    1966 senesinde evlendim. Eşim köken olarak Kafkasyalı, ama Diyarbakır bölgesine göç edip yerleşmiş değerli bir ailenin ferdi. Babası Merhum Nazım Üner, Türkiye Cumhuriyetinin en eski Valilerinden biriydi.
    Valiliklerini Bitlis, Rize, Sakarya ve Van’da yapmıştır. Her vilayette sayılan ve sevilen bir yönetici oldu.
    Bir oğlum ve bir kızım oldu.
    Oğlum Ümit Karyağdı: 12. Ocak. 1967,
    Kızım Didem Eroğlu (Karyağdı ) 06. Şubat. 1973 doğumlu
    Oğlumdan bir torunum oldu: ANT Karyağdı: 21. Haziran. 2008
    Ben halen aktif olarak herhangi bir yere bağlı olarak çalışmamaktayım.
    Şu anda Fenerbahçe’de kendi dairemde oğlum ve gelinim ile birlikte oturmaktayız.
    Meslek hayatımın dışında Çeşitli kültür derneklerinde aktif faaliyetlerde bulundun ve halen de devam etmekteyim. Bu arada Prizrenliler Kültür ve dayanışma derneğinin 8 sene devamlı Başkanlığını yürüttüm.
    Ayrıca 2006 senesinde de Kosovalılar Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Başkanlığını yüklendim. Halen Kosovalılar Kültür ve Dayanışma Derneği’nin 2. başkanlık görevini devam ettirmekteyim.
    Kitap okumayı çok seviyorum. Kütüphanem de herhalde kitap sayısı 3000 adedi geçmiştir. Popüler bilim, tarih ve özellikle Balkanlar tarihi ve felsefe özel ilgi alanlarımdır.

    Birazda KARYAĞDI ailesinden bahsedeyim izin verirsen.
    Yanda Fotoğrafları ekli Güzel Prizren kentinin bugünkü nüfusu 250 000
    Karyağdı ailesi bildiğimiz en eski tarihten beri bu kentte (Prizren) kalmıştır. Karyağdı ailesinin Türkiye’ye göç eden tek birimi babam Raif Karyağdı ile beraber Annem Cemile, ben Rafet ve kardeşim İsmet oldu. Kökeni karışıksız bir Arnavut ailesidir. Büyük dedem Nureddin Perol 1878 senesinde Prizren Bağıtında aktif rol almış, Dedem Abdullah Karyağdı ise Prizren kenti ileri gelenlerinden olmuş. Babam Raif Karyağdı 1907 doğumlu, kardeşi amcam Reşat Karyağdı Dragaş Kazası’nın 1939-1941 tarihleri arasında Kaymakam’ı, diğer amcam ise İskender Karyağdı, İtalya’da Roma Tıp Fakültesini 1943 yılında bitirmiş.
    Sırp rejimine karşı verilen savaş dolayısıyla babam ve Reşat amcam 1942 senesinde itibaren Kosova-Arnavutluk- Makedonya ve Yunanistan sınır üçlüsü ve dörtlüsünde Komünist Sırp birlikleri ile çarpışmak durumunda kalmıştır. Maalesef Reşat Karyağdı orada şehit olmuş Babam Raif Karyağdı ise Prizreni çevreleyen Şar dağları eteklerinde bulunan Has ve Domian köylerinde 1947 senesine kadar kaçak olarak mücadelesine devam etmek zorunda kalmıştır. 1948 de ilan edilen genel aftan yaralanarak teslim olmuş ve 1955 senesine kadar kalacağı Sırbistan’a sürgüne gönderilmiş.
    Diğer Doktor olan amcam ise Amerika’ya göç etmiş ve 1977 ye kadar 7. Amerikan Filosunun Hastane başhekimliğini yürütmüştür.
    1955 ten sonrada aileyi rahat bırakmayan Sırp Komünist rejimi bizlere baskı yapıp göç etmek zorunda bıraktı ve 1957 senesinde Türkiye’ye geldik.

    SONRA DA KOSOVA SAVAŞI 1999-2000
    Kosova’ya yardımda bulunmak için Parlamentomuzun her katına, Kosova konusunu halkımıza anlatabilmek için görsel medyanın her kanalına ve yazılı medyaya iki sene boyunca durmadan bilgi aktardım. Ropörtaj yapmadığım TV kanalı, Avrupa’nın ve doğunun konuşma yapmadığım Radyo kanalı kalmadı. Amma sonunda dileklerimiz yerine geldi, emeklerimiz sonuç verdi ve NATO’nun 1999 da müdahalesi ile Kosova’dan Sırp silahlı Güçleri kovuldu, bugün ise 2008 den buyana dünyanın en genç devleti, amma maalesef henüz sadece 69 devletin bağımsızlığını tanıdığı KOSOVA CUMHURİYETİ doğmuş oldu. Beklentilerimiz, ümitlerimiz, çalışmalarımız var ve devam ediyor. Dilerin en kısa zamanda BM (Birleşmiş Milletler) de Kosova’nın da yeri olur ve 192 devlet de 193. devleti tanımış olurlar.
    Mehmetciğim, şimdilik bu kadarla yetiniyorum. Balkanlar tarihi ve Kosova için İhtiyaç duyabileceğin bilgi olursa, çekinmeden bana iletebilirsin.
    Sevgilerimle
    Rafet KARYAĞDI
    İSTANBUL EYLÜL 2010


    Sevgili Arkadaşım Mehmet Kadıköy 28.12.2010
    Benimle ilgili hazırladığın metni inceledim. Ekleyeceğim bir şey yok. Her şey için teşekkürler.
    Bende ailecek yeni yılını kutluyor, mutluluklar getirmesini diliyorum.
    Rafet Karyağdı

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 01-02-2020

    GENE İZMİR KOLOFON’LU FİLOZOF VE KURAMCI KSENOFANES (M.Ö 570-480)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Önceki yazımda gene Kolophon doğumlu Anadolu karasının en eski lirik şairi Mimnermos’’u tanımaya ve tanıtmaya çalışmıştım.
    Bu yazımda da aynı kentten onun hemşerisi Ksenofanes’i tanıtmaya çalışacağım. İlki Şair ikincisi ise filozof ve özellikle din ve mitoloji konusunda çok farklı görüşleri olan bir filozoftur. Kolofon’da doğmuştur.
    Kolofon İzmir Menderes ilçesinin Değirmendere olarak bilinen yerde terkedilmiş bir antik kenttir. Kolofon tarihte önemli bir kentti.
    Ksenofanes genç yaşta iken bütün İyonya kentleri ve tabii Kolofon, Persler (İran) tarafından M.Ö 545 tarihinde zapt edilir. Filozof bunu kabullenemez ve ülkesini ter eder. Uzun yıllar İtalya’da dolaşır, inandığı görüşleri anlatır ve sonunda gene Kolofon gibi terk edilmiş Elea kentinde hayatını kaybeder.
    Ksenofanes ilk çağda geçerli tek tanrı görüşüne en yaklaşan görüşleri savunur.
    Özellikle Homeros ve Hesiodes tarafından savunulan tüm mitolojik tanrılara karşı gelir. Bu tanrı ve tanrıçaların insan gibi giyinmelerine insanlar gibi yaşamalarına aralarında insanlar gibi kavga etmelerine şiddetle karşı gelir.
    Bilgi kaynağının deneyim ve tecrübe olduğunu savunur.
    Örnek olarak Göl kenarında yaşayan denizi hiç görmemiş bir insan rüyasında denizi görmez. Deniz kenarına gittiğinde denizi göl olarak algılar bunun farklı bir obje olduğunu görünce bilgisine ekler.
    Her şeyi ancak tanrı bilebilir. İnsan her şeyi bilemez….
    Sonuç olarak Ksenofanes ilk çağ filozofları arasında TEK TANRI düşüncesine en yakın kişidir. Ama bu konuda eserleri elimizde olmadığından daha fazla bir şey söylemek şimdilik olası değildir.
    (Muğla Devrim yayınlandı)

Toplam 578 yorum bulundu. 31-40 arası listeniyor.