Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 11-08-2020

    ROMA SUYOLLARI MÜHENDİSİ SEXTUS JULIUS FRONTINUS (40-103)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu yazımda da Roma Suyollarında görev yapmış bir bürokrat, asker kişiden söz edeceğim. Birinci yüzyıl sonlarında Roma büyük gelişme göstermiş, Roma imparatorluk coğrafyasında yollar, limanlar, suyolları inşa etmiştir.
    Yüzlerce Romalı mühendisler bu konuda emek harcamıştır. Bunların içinde iki tanesi var ki bunlar öncü olmuş yazdığı kitaplarla mühendislere bilgiler sunmuştur.
    Mimarlık ve Hidrolik (Su Kuvvetleri, suların taşınması, depolanması) ile ilgili yazılan bu kitaplar sonraki yüzyıllar da hatta bugün bile yol göstericidir.
    Bunlardan ilki olan VITRIVIUS (M.Ö 84-15) hakkında yazdığım yazı Devrim Gazetesi 23.01.2020 tarihinde yayınlanmıştı. Vitrivius eseri Latince “De Architectura- Mimarlık Üzerine” isimlidir.
    Frontitus Vitriviua’tan daha sonra yaşamış, asker bürokrat bir kişidir. Britanya eyaleti Valisi’dir. 97 yılında İlk beş imparatorun ilki olan Nerva (imp 96-98) tarafından Roma Suyollarının başına getirilmiştir.
    Frontinus Latin dilinde “De Aquis Urbis Romae- Roma Kentinin Suyolları Üzerine” isimli kitabın yazarıdır. Bu kitapta Su problemleri ve Mimarlık konusu işlenmiştir. Bu iki mühendis suyollarının teorisi ve yapımında görev almışlardır.
    Her iki eserde mühendis ve mimarlara Antik Çağdan gelen iki eserdir. Bu konuda bu iki kitaptan başka eser yakın çağlara kadar yoktur.
    Her iki eserde de suyun miktarının ölçülmesi, su taşıyan künk (pişmiş toprak) boruların ebatları ayrı ayrı incelenmektedir. Bilhassa her ikisi de borulara standartlar getirmiş. Önemli hizmetlerde bulunmuşlardır.
    Bir mühendislik konusu olduğu için fazla detaya girilmeyecektir. Ama konu hakkında fazla bilgi almak isteyenler bana başvurabilir, ya da Web sitemde
    www.mehmetbildirici.com Web 2014 English 20.1.105 maddeye başvurabilirler.
    Kitaplarını ve özetlerini okudum, büyük keyif aldım. Bugün ki mühendislere hala faydalıdır.

    (Muğla Devrim 04.08.2020 yayınlandı)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 11-08-2020

    HAYATA KÖLE OLARAK GÖZÜNÜ AÇAN FİLOZOF EPISTETOS (50-135)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu yazımda da hayatı eziyet içinde geçen köle bir anneden doğan aile ismi bile bilinmeyen bir filozoftan söz edilecektir. Hayatı hakkında bilinenler çok azdır. Denizli Pamukkale Hierapolis kentinde köle bir anneden doğmuştur. Efendisi ile Yunanistan Nicopolis kentine sürgüne gönderilene kadar eski Roma’da yapmış, Ara ara felsefe derslerini izlemiştir. Zalim bir efendi yüzünden sakat kaldığı ifade edilmektedir. Serbest kaldıktan sonra Filozof Elea’lı Zenon tarafından kurulan Stoacı Felsefe okulunda hocalık yapmıştır. Stoacı felsefe insanın temel amacının mutluluğu yakalaması ve bunun için doğa ile uyum içinde yaşamasını savunur. Nicopolis’te ölmüştür.
    Çok ilgi çekicidir, esir olarak doğmasına ve çok eziyet çekmesine karşı insanlığa karşı isyancı olmamış mutluluğu aramak için doğa ile uyum içinde yaşamayı savunmuştur. Kendisinin bugüne gelen bir kitabı bilinmemektedir. Ancak fikirleri ve görüşleri öğrencileri tarafından ileri çağlara taşınmıştır.
    Burada kısaca kölelik üzerinde duracağım. İnsan ve kadınların bir başkasının malı olması, insanların para ile satması bugün ki insanların anlayabileceği bir şey değildir. İlk çağda ki Grek Romen uygarlığı bugünkü uygarlığın temeli sayılır. Ama insanlık insan hakları, demokrasi kadın hakları konusunda daha çok çok mücadele vermişlerdir. Modern dünyada bütün olumsuz koşullara rağmen haksızlıklara karşı isyan etmemiş, olumlu duruşlarını korumuşlardır. Nelson Mandela ve Gandi bunlara iyi bir örnektir. Epistetos bu liderler arasında öncü sayılabilir.
    Maalesef sonradan gelen Hıristiyanlık ve Müslümanlık köleliği kabul etmiş buna karşı gelememiştir. Amerika’da milyonlarca zenci köle olarak satılmıştır, sayının çok çok olmasına karşı Osmanlı’da insanlar paralı olarak alınıp satılıyordu. İstanbul’da 1860’larda cariyelerin (Para ile satılan kadın) para ile satıldığı Avrat pazarları bulunuyordu.
    Ben şahsen böyle önemli bir kişinin varlığından haberim yoktu. Bu konuda Sayın Şadan Gökovalı’nın Devrim gazetesinde 04.07.2020 tarihinde yayınlanan bir yazısında farkına vardım. Kendisine müteşekkirim.
    Epistetos bir şiirini Sparta’da bir vadide kayaya oyduğuna inanılır. Hür ve köle olan kişiyi çok güzel açıklamaktadır..
    Ey yolcu, yol hazırlığını yap ve koyul yola; şunu bilerek:
    Hür kişi sadece karakterinde hür olan kişidir.
    Kişi hürriyetinin ölçüsü bizzat kendi doğasında bulunur.
    Ve kararında içtenlikliyse hür kişi,
    Yüreğinde ise dürüstlüğü, işte bunlar asil yapar kişiyi.
    Ve bununla yücelir kişi hatalarla değil.
    Ana-babadan gelen uydurma bir asaletten tat almaz o;
    Zira ana baba değildir hür insanı doğuran,
    Zeus’tur herkese ata olan ve de tek kök insanoğluna.
    Herkesin tek şansı vardır, o alır kader icabı beden güzelliğini,
    Budur say güzelliği ve hür olma hali gerçek anlamda.
    Ruhen köle olan ise sakınmaz kötü sözden, katmerli köle de olsa,
    Aşırılıktır şiarı bu kişinin, yüreğinde soysuzluk vardır.

    Ey yolcu, Epiktetos köle bir anadan doğmuştu ama
    Yüceydi herkesten bir kartal gibi; bilgelikte ise takdire şayandı ruhu.
    Söylemem gerekirse, Tanrısal bir varlık doğurdu onu.
    (Muğla Devrim 29.07.2020 yayınlandı

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 11-08-2020

    Sevgili Arkadaşlarım İTÜ 25.07.2020
    Mete Mutluoğlu
    Sayhan Bayoğlu—İlhan Çeçen—Celalettin Çiftçi—Hayati Erhan- Muammer Özkavaf
    Siz arkadaşlarıma Web sitem içinde bulunan yayınlarımın bir listesini sunacağım. Kolayca internetten takip edebilir ya da digital fotokopi çıkarabilirsiniz
    www.mehmetbildirici.com dan girilmelidir.

    WEB 2014 TÜRKÇE 2
    13.1 Sınıf Arkadaşlarım (Soyadı sırasına göre resmi olmayan)
    (51.13.11 Güncelleşmiş tercih)
    13.2 İTÜ Öğrencisi Anılarım
    13.3 İTÜ 1957 Girişi Sınav Soruları
    13.4 İTÜ de Hocalarım
    (35.13.9 Güncellenmiş)
    13.5 1962-2002 İTÜ Anılarım
    13.6 2002-2010 İTÜ Anılarım
    13.7 Fırat’ın Tapusu (50 için arkadaşlarımdan yazılar) I
    13.8 Fırat’ın Tapusu (50 için arkadaşlarımdan yazılar) II
    WEB 2015
    35.13.9 İTÜ Hocalar S. 4 (13.4) dosyasının güncelleşmesidir.
    2018 itibariye kapanmıştır.
    50.13.10 İTÜ Anılarım 2010-2018 s. 6 (13.6 dosyasının devamı)
    2012 50. Yıl Törenleri içindedir.
    51.13.11 önemli İTÜ Arkadaşları (13.1) dosyasının güncelleşmesidir.

    52.13.12 İTÜ Mezunları 3 dosya 2019 içinde tamamlanmış
    1888-1944 Mezunlar
    1945-1962 Mezunlar
    İTÜ Kadın İnşaat Mühendisleri & Öncü Bilim Kadınları
    Burada 2018 yılı sonu kadar anılar alınmıştır. Daha sonrası halen devam eden dosya dadır.
    Ayrıca Tarihi Su Yapıları konusunda İngilizce, Almanca Fransızca derlenmiş orijinal belgeler bulunmaktadır.
    Konya Lisesi’nden mezun olunca Felsefe öğretmenimiz SELMAN ERDEM’İN etkisi ile düşünmeye yönlendirildim. İTÜ ‘ye girince uygun zamanlarda kültüre yöneldim, tiyatro, sinemalara gittim. Bu yıllarda kültürel bir evrim geçirdim. Konya Talebe Yurdunda Konyalı arkadaşlarımla çok iyi bir uyum içindeydim. Konyalı olmayan arkadaşlara da yaklaşmaya çalıştım. Tabii ki herkesle bu mümkün değildi. Ben o yıllarda karı kız peşinde koşmadım. Benim bir sevgilim vardı İTÜ ona âşık oldum. Hayatımın en güzel günleriydi onlar
    Mezuniyetten sonra arkadaşlarımla Almanya’ya gitmek isterdim. Bunun için Tatbiki Mekanik Kolunu seçmiştim. Olmadı ailevi sebeplerle kendimi Konya’da buldum sevgili arkadaşlarımdan uzakta idim..
    1996 yılında emekli olup İstanbul’a yerleşince ilk işim arkadaşlarımı aramak oldu. Sonra Perşembe toplantıları başladı…vs
    Bu arada 1991 yılında DSİ 4 Bölge Müdürlüğünde çalışırken hayatımda bir değişikli oldu, Araştırmacılığa yöneldim. 1997 yılında daha önce dışardan takip ettiğim arkadaş ve hocalarımı tanımaya çalıştım…. Onları yakından takibe yöneldim.
    Böylece tam yirmi yıl geçti, tamamen tarafsız din ve politika dışında çalışmalarıma devam ettim, kaybettiğimiz arkadaş ve hocalarımız hakkında sitemizde yazılar yazmaya devam ettim.
    Benzer şekilde 2017 de aynı gün arkadaşımız Tuğsavul Özdamar ve hocamız Mustafa Aytaç’ı kaybetmiştik. Haklarında arşivimden kısa bilgileri aktardım. Hocalarımızı aşağılayan ve onlara hakaret eden bir yazı ile karşılaştım. Neye uğradığı bilemedim. Belki aşırı abarttım belki aşırı alıngan davrandım. Siteden arkadaşlardan uzaklaşmak istedim.
    Aradan zaman geçti, sağduyulu arkadaşlarla konuştum. Biraz serinledim, bu konuda tam 20 yıllık bir çabam vardı, bunları çöpe atamazdım. İTÜ yü seviyordum, Pek çok arkadaş aramıza geri dön dediler, döndüm bugünlere geldik, sonra da bazı sıkıntılarım oldu. Bunlardan bahsetmek istemem, ileriye bakmalıyız diye düşünüyorum.
    Bugün itibariyle mutluyum, hayatta keşfettiğim iki şeyin farkına vardım, biri Anadolu’nun antik çağda zenginliği, bir açık hava müzesi olması,
    İkincisi 1962 inşaat olarak eşsiz arkadaşlarım, bunların çoğu birer hazine ben bunları arasında yaşıyordum, kendilerine bire bir yaklaşabilirdim. Bundan büyük hazine olur muydu? İleri araştırmacılar çeşitli disiplinde araştırmalarda örnek olmasını isterim.
    Gerçekten arkadaşlarımızın büyük hizmet ve deneyimlerini görüyordum. Bunları ileri nesillere ve henüz doğmamış olanlara aktarmamız gerektiğine inanıyorum.
    Ben de şu an itibariyle seyahat güçlüğü oluştu. Ama zihin ve beyin gücüm yerinde, elimden kalem düşünceye kadar bu konuda çaba harcamaya kararlıyım.
    Sonsuz saygılarımla

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 11-08-2020

    SEVGİLİ ARKADAŞLARIM. İTÜ 22.07.2020
    Önce yaklaşan KURBAN bayramını kutluyor. Sevdiklerinizle sağlık içinde geçirmenizi diliyorum. Bu yazı 05.07.2020 tarihli yazımın devamıdır.
    CELALETTİN ÇİFTÇİ
    Geçen yazıda Celalettin Çiftçi bana bir teşekkür mektubu yazmıştır. Tekrar tekrar okunacak cinsten. Celalettin Tuzla Piyade Okulundan Asker arkadaşım aynı zamanda.
    Celalettin teori ile tatbikatı birlikte irdeleyebilen değerli bir mühendis, ben Mühendisliği İTÜ de değil alayda öğrendim dediği için zaman zaman ben de alındım. Ama açıklamaları çok anlamlı hayatta pek çok zaman müşküllerle karşılaşmış ve çözmüşüzdür demektedir. Bu yaşta kısmen engelli olduğu halde elimden yazmak dışında bir şey gelmemektedir demektedir. Bizlerden karşılaştığımız böyle durumları kendisine bildirmemizi istemektedir.
    Biz 62’liler önemli projelerde ve tatbikatlarda bulunduk, bunların yazılması ve ileri nesillere aktarmamız gerektiğine inanıyorum. Merdivenler adım adım çıkılır, ileri nesiller bizim metotları belki kullanmayacaklar ama ona en az seviyemizi belirtmek durumundayız.
    Tüm arkadaşların Celalettin’in çıktığı bu kutsal yolda desteklenmesi ve kutlanması gerektiğine inanıyorum. İnşallah hazırlayacağı güzel bir esere sahip olacağız.
    Telefon açtım uzun uzun konuştuk. Emekli öncesi benim de karşıma böyle olaylar geldi ama şu an itibariyle çalışmalarımı sürdürüyorum ama daha ziyade tarihi, sahada, su yapıları tarihi konusunda olduğundan kendisine yardımcı olacak durumda değilim. Kendisine sonsuz başarılar dilerim. Askerlikten sonra en uzun konuşmamızı yaptık.
    Şimdi de gene telefonla görüştüğüm diğer arkadaşlardan söz edeceğim.
    YAVUZ SEÇKİN
    Ankara’da yaşıyor, halen yaz dolayısıyla Gemlik’in deniz kenarında bir orman köyünde imiş. Yavuz ile en son 2014 de Ankara İTÜEVİNDE açtığım su sergisinde birlikte olmuş, sergimi gezmişti, Aramamdan dolayı çok memnun olduğunu söyledi, ben de arkadaşımın ayakta ve sağlıklı olduğunu işittim, mutlu oldum.
    ALI RIZA GENÇER
    Ankara’da yaşıyor, halen Bodrum’da bazı işleri dolayısıyla bulunuyor. Dönecek, taahhüt işlerini hemen hemen sonlandığını söylüyor. Aramamdan çok mutlu oldu. Tabii onun sesini işitmek te beni mutlu etti.
    Bir anım. Rana’nın Zincirlikuyu’da ki cenaze töreninde bulunduğumuz yer kapıdan çok uzaktaydı. Hava yağışlıydı, Sağa sola arabalardan biri bizi alır mı diye telaşlıyken son moda şoförü olan bir Mercedes arabada bir Hanım, bizim arabaya buyurun dedi. Eşim Müteahhit dedi. Ben İstanbul’un en önde gelen Müteahhidi diye düşünürken biraz sonra Müteahhit geldi, bu ise arkadaşımız Ali Rıza Gençer imiş. Mutlu ve sağlıklı günler dilerim. Daha nice yıllara

    USLU ARABOĞLU
    Uslu Araboğlu’nu aradım, kendisi Çorum’da yaşıyor, şaşırdı nasıl buldun beni dedi. Orada tavukçuluk yapıyordu. İşleri sonlandırmış, Uslu ile DSİ Genel Müdürlüğü çalışırken sık Ankara’ya gider görüşürdük.
    Bir anım bana Bölge Müdürü tarafından Konya İçme suyu konusunda bir konuşma yapmam istendi, hazırlanıyorum, Uslu’da konuyu inceliyormuş, Altınapa barajı içme suyuna ayrılıyor, Meram Bahçelerinin Sulaması ne olacak dedi. Şaşırdım ben de bunu araştırıyorum bahçeler kurumaya terk ediliyor, bir çözüm bulamıyorum dedim. Bir gerekçede yok dedim. Sonra Müdür ve Yardımcıları onu ziyaret ederler, soruyu onlara yöneltir. Projede çözümü var derler. Uslu’da yok bu konuda elemanınız da bu görüşte der benim ismimi verir, dönüşte beni bayağı sorguya çektiler, nasıl konuşursun diye.. Konuştuğum sınıf arkadaşımdı.
    SOYSAL ARIKAN
    Halen Ankara’da olduğunu, eşi Hülya Arkan öğretim üyesi, emekli olmasına karşı evde oturmayı sevmediğinden akademik hayatına devam ettiğini, ben de böyle çalışkan bir bilim kadını olarak arkadaşımın eşini kutluyorum.
    Soysal Antalya Akseki ilçesinden yarı Konyalı sayılır. Yazları İzmir Seferhisar yakınlarında bir köyde evleri olduğu yaz tatilinde İstanbul’da olan iki kızı ve damatlarını buluştuğunu söyledi. Ben de Soysal’ın sesini duymaktan mutlu oldum.
    NACİ BERİLGEN
    Elazığ’lı arkadaşımızın Kadıköy’deki ev numarası kapanmış, ulaşamadım. Umarım sağlıklı yaşam içinde olur. Ben ulaşılamaz olarak not düştüm.
    TANER ARDA
    İzmir’de yaşıyor. Parkinson ile boğuşuyor. Çok başarılı bir mühendis idi, kendi iskelelerini, özellik isteyen makinalarını kendi kurardı. Ben kendisini harika bir mühendis olarak belirtiyorum. Şantiye de bilfiil çalışan başka bir mühendis işitmedim.
    Bu hastalığa yakalanınca çok başarılı mühendislik hayatını sonlandırdı, kendini resim ve heykele verdi birincilikler aldı. Telefonla ulaşamadım, rahatsız olduğunu sanıyorum. Son olarak İzmirli arkadaşların Konakaltı’nda bir balıkçı restoranda ki yemekte bir arada olmuştuk. Kendisinin sağlığına kavuşmasını dilerim.
    YILDIRIM ERDEN
    Yıldırım Erdemin telefonunu çevirdim. Kendisi değil oğlu Hakan Erdem ile konuştum. Tanımadığı için beni sorguladı. Sınıf arkadaşı olduğumu, en azından digital ortamda olsa da irtibatı sürdürelim dedim. Yıldırım hala Dubai’de çalışıyormuş. Selamımı söyleyecek, inşallah ara sıra da bizi arar.
    İLHAN ÇEÇEN
    Telefonda yakaladım. İnternete pek giremediğini, gözlerinin yorulduğunu söyledi. Şu sıralar arkadaşların Whatsap gurubundaki konuşmaları derliyorum. Ben de bana da gönder dedim. Oğluna söyleyecek, Ben de İTÜ arkadaşları ile ilgili Web sitemdeki dosyalardan söz ettim. Güzel bir sohbet oldu şahsen ben çok keyif aldım.

    10-ALİ İHSAN BEYHAN
    Mezun olduktan sonra hep memleketi Isparta’da çalıştı ve yaşadı, beni duyunca şaşırdı, beni nerden buldun dedi. Koronadan evde olduklarını söyledi. Mezun olduktan sonra ilk ikili temastı. Törenlerde bulunduk ama ikili görüşme olmuyor. Yıllar sonra Ali İhsan’ın sesini işitmek bana çok keyif verdi.
    FEVZİ KONAN
    Fevzi Konan derece ile mezun olan bir arkadaşım. Cep telefonu uzun uzun çaldı, ulaşamadım. Umarım sağlıklı yaşamını sürdürüyor.
    METE KIZILOĞLU
    Arkadaşımız Erzurumlu ve Ankara’da telefonu uzun uzun çaldı. Ulaşamadım.
    Biraz sonra aradı, uzun zamandır görüşemiyorduk. İkimizde çok mutlu olduk. Bir oğlu ve bir kızı olduğunu oğlunun KOÇ Şirketinde kızının Ziraat Mühendisi olduğunu damadını şirketi olduğunu belirtti Konuşmadan ben şahsen büyük keyif aldım.
    SAMİ ÖZ ÇIRPICI
    Telefon açtığımda hastane de imiş, acil şifalar diledim. Hasta ziyareti kısa olur. Fazla konuşamadık.
    MEHMET EGE ERGİN
    Telefon numarası değişmiş, ulaşamadım.
    CEMAL AĞCA
    Facebook’ ta yakışıklı eşi ile resmini koymuş, telefonla ulaşamadım.
    MUAMMER ÖZKAVAF
    Telefonla aradım. Sesi çok neşeli geliyordu, yazılarımı takip ettiğini belirtti. Bir de sürpriz haber verdi. Ankara İNCEK te bulunan villasında 6-7 arkadaşı ağırlayacağını söyledi. Hasan Ali Acar, Atalay Tarhan, Mehmet Özlü, Nevzat Süvari, ..
    Toplanacakmış, hepsine selamımı söyleyecek,

    Bu defaki yazımı da burada noktalıyorum. Bir mutlu haber vereceğim.
    ÇINARLAR WHATSAP Sitesine girdim. Bu konuda kadim arkadaşım Mustafa Gür çok yardımcı oldu, kendisine teşekkür ederim.
    Bu korona günlerinde HOBİM can yoldaşım oldu. Araştırma beni hep canlı tutuyor. Araştırdığım çeşitli konular yanında İTİ 62 İnşaat, sınıf arkadaşlarım, hocalarım, inşaat Fakültesi mezunu ülkeye hizmet etmiş ağabeylerimiz, ablalarımız araştırmak bana büyük keyif veriyor ve onları daha yakından tanımama ve sevmeme vesile oluyor.
    Bir başka yazıda başka bir 15 arkadaşımın telefonunu çaldıracağım. Tekrar iyi bayramlar dilerim

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 11-08-2020

    BİLGE KAĞAN VE İLK TÜRKÇE YAZILI ORHON KİTABELERİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Şimdiye kadar antik dünyada Anadolu coğrafyasından batı dünyasına ışık saçmış insanların hayat hikâyelerini dökmeye çalıştım. Gene devam edeceğim.
    Bu yazımda ilk Türkçe metinlerin yer aldığı Orhon yazıtlarını incelemeye çalışacağım.
    Bilge Kağan (683-734) Asya’da Çin’in kuzeyinde yer alan Göktürk devletinin Kağanıdır. Tarihte ilk defa Türkçe metinler burada bulunmuştur. Yaklaşık tarih 732-735 kabul edilir.
    Göktürk Hakanlığı uçsuz bucaksız Moğolistan ve çevresinde yaşayan gezgin (nomadik) toplumların kurduğu bir devlettir. Yerleşik düzende yaşayan bir toplum değildir. Bu yönden Göktürk devletinin sınırlarını belirlemek mümkün değildir. Çünkü devlet sınırlarını kentler belirler.
    Orhon yazıtları Türk tarihi, Türk edebiyatı yönünden tarifi mümkün olmayan önemdedir. Bu yazıtların tarafsız ve bilimsel olarak incelenmesi fevkalade önemlidir.
    Bu yazıtlar Moğolistan’ın Orhon Vadisinde bulunmuş olduğundan Orhon yazıtları diye bilinir. Yazıtlar 1889 tarihinde Danimarkalı bilim adamı Wilhelm Tomson (1842-1927) tarafından farkına varılmış ve okunmuştur. O halde önce yazıtlar incelenmelidir. Her şeyin ipuçları buradadır. Çok iyi anlaşılmalıdır.
    BİLGE KAĞAN YAZITI: (yazıtların tümü 6 adettir. Burada en önemlisi bilge han yazıtı incelenecektir.
    1. Tengri (yaratan-Tanrı) tektir.
    2. Her kim ki Tengri'den kut almak dilerse, başkasına yakarmasın.
    3. Bir İl, bir Kağan, bir Tengri.
    4. Bir kına iki kılıç girmez. Bir hatun iki er alamaz ve bir budunda iki töre olmaz. Töre tektir. Töre kesin ve keskindir. Kim ki töreye uya kutlanır. Kim ki töreye kıya katlanır.
    5. Kimse töreden üstün değildir. Dirlik ve birlik için töre budur.
    6. Bir çoban sürüsünden, bir er ailesinden, bir Kağan budunundan sorulur.
    7. Her er eşine, atına, pusatına sahip çıkacak.
    8. Ana babaya ve ataya tazim durulacak.
    9. Hısımına sarılacak, komşusunu gözetecek.
    10. Er kişi yalan söylemeyecek.
    11. Mal çalan, mülk çalan misliyle ödeyecek. Hesabı ya malıyla ya canıyla sorulacak.
    12. Kim ki bir ırza musallat olursa, canından olacak.
    13. Her kim olursa olsun haksız, aldatıcı iş tutarsa hesabı hemen sorulacak.
    14. Cenkten beri duran ya da kaçan tamuya (cehennem) uçacak.
    15. Aman dileyene kılıç üşürülmeyecek, sığınana arka dönülmeyecek.
    16. Başkaldıranın başı alınacak, hak isteyenin hakkı verilecek.
    17. Kimse kimseye üstünlük taslamayacak. Ne ak etin karadan, ne karanın kızıldan, ne kızılın sarıdan farkı olmayacak.
    18. Kin ve gururdan uzak olunacak.
    19. Mazluma merhamet, zalime azap duyulacak.
    20. Zayıfa, yaralıya, çocuğa ve kadına el kaldırılmayacak.
    21. Kızı isteyen kağan da olsa, bey de olsa kız istediğine verilecek.
    22. Gereksiz yere ağaç kesmeyeceksin, suyu kirletmeyeceksin.
    23. Bilmeyip de bildim demeyeceksin, bilene danışacaksın.
    24. Bugünün işini yarına bırakmayacaksın.
    25. Kusur görmeyecek, kusur aramayacaksın.
    26. Güçlüyken affet, zayıfken sabret.
    27. Yazgına asi olma.
    28. Yaptığın iyiliği unut, yapılan iyiliği unutma.
    29. Herkes adaletle iş görecek.
    30. Her ne edersen et, yargılanacağını her daim akılda tut.
    31. Milletine yaban kalma. İpeğin iyisine, sözün güzeline kanma, onlara boyanma.
    32. Kağan odur ki adaleti üstün tutsun, töreyi yaşatsın. Töre yok olursa İl yok olur. İl olmazsa budun kul olur.
    33. Ey Türk Oğuz beyleri, ey milletim işitin. “Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir.”
    Bilge Kağan Yazıtı Orhun Irmağı, Moğolistan

    Bu çağda Göktürkler henüz Müslümanlığı kabul etmemiştir. Dini inanışları konusunda çok az bilgi gelmektedir. Tek tanrı inancı vardır. Şamanlık konusunda bir işaret ve açıklama görülmemektedir..
    Töre her şeyin üstündedir. Ağaç kesilmesin, su kirletilmesin ifadesi ilginçtir. Bir kızı bir kağan istese de bu karar kıza bırakılmıştır. Kağan Töreye dört elle sarılmayı vasiyet etmektedir.
    Yazıtlar çok değişik bir alfabe ile yazılmıştır. Bir tarafta Çince çeviri de yer almaktadır. Çince’ye başka hiçbir yazıya benzememektedir. Yazıtları okuyan ve ortaya çıkaran Thomson’a göre bu yazı çeşidi İskandinav ülkelerinde kullanılan RUNIK yazıya benzemektedir. Başka görüşler de yer almaktadır. Bu yazı Göktürklere nasıl geldiği bu alfabenin Türklerde başka nerelerde kullanıldığı konusunda net bilgiler yer almamaktır. Böyle bir yazı çeşidinin Göktürk’lere gelişi çok enteresandır.
    Türk tarihi açısından konu fevkalade önemlidir. Daha pek çok araştırma gerekmekte, abartılı ve tek taraflı ırkçı yaklaşımlardan uzak olarak yapılmalıdır.
    Yazıya Orhon yazıtlarının okuyan Danimarkalı bilim adamı ile yazıtın fotoğrafı eklenmiştir.


    (Muğla Devrim 20.07.2020 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 11-08-2020

    BİZ TÜRKLERİN EFSANEVİ ATASI METE HAN YA DA OĞUZ KAĞAN
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Her ulusun kendi mitolojileri vardır. Bazılarında örneğin eski Yunan’da sanatın gelişmesinde edebiyatın ve tiyatronun doğmasında serbest düşüncenin ortaya çıkmasında önemli etkisi olduğu kanısındayım. Eski Yunan tanrıları insanlar gibidir, eşlerini aldatırlar, burada bir başka tanrı veya tanrıçaya dayanarak Tanrı ve tanrıçalar eleştirilebilir. Doğu dinlerinde böyle şey yoktur.
    İsrail kavminde mitolojiler din kitaplarına girerek kutsallaşmış, daha sonra Hıristiyanlık ve Müslümanlık üzerinde etili olmuş tartışılmaz olarak karşımızda durmaktadır.
    Türk ve Uygur gelenek ve anlatılanlara göre Türklerin atası OĞUZ KAĞAN olarak kabul edilir. Oğuz Kağan bir destan kahramanı olarak, olağan dışı bir varlıktır. Kırk günlük bebek iken konuştuğuna inanılır. Oğuz Kağan’ın neslinden gelenler Bozoklar, Üçoklar vs olarak bilinir.
    Pek çok Türk yazarları Anadolu’ya yerleşen Türk boylarının bu boylardan geldiği belirtilir. Buna göre tarih yazarlar. Oğuz Kağan efsanevi bir kişi olup biz Türklerin efsanevi atasıdır ve olmalıdır.
    Oğuz Kağan’ın aynı zaman da Mete Han olabileceği kabul edilir. M.Ö üçüncü yüzyılın başında (M..Ö 209 yılında yaşadığı kabul edilir.. Daha ileri de gidilerek Kara Kuvvetleri Komutanlığının ilk Kurucusu Mete Han kabul edilir. Babası Teoman’dır
    Türk Ulusunun mitolojik te olsa bir atasının olmasından güzel bir şey olamaz, ancak bu konuda tarihi olarak bilinenlerin irdelenmesinde de yarar vardır.
    Biz Türklerde o tarihlerde bir yazı ve kayıt bulunmamaktadır. Çin kaynaklarında Çin’in kurucu büyük İmparatoru QIN SHI HUANG (M.Ö 259-210) Çin Birliğini kurmuş, Çin seddinin yeniden düzgün inşasını sağlamış Çin yazısına son şeklini vermiş büyük bir imparatordur. Hayatı hakkında pek çok bilgi ve belge gelmektedir. Mete Han’ın bu imparatorun çağdaşı olması gerek ancak Motun Changyu isimli birinden söz edilmektedir. Kim nerede yaşadı gibi bilgilere yanıt yoktur.
    Üzülerek ifade etmek isterim METE HAN hakkında yeterli bilgilere Hunların o günkü dil ve kültürlerine ait yeterli bilgilere ulaşılamamakta mitolojik bilgiler yer almaktır.
    İkinci üzücü nokta Türkler Müslüman oldukların Müslüman Araplar kabul etmemiz gerek kültürel daha yüksek düzeydeydi. Türkler kendi kültür ve yaşam tarzlarını İslamiyet te koruyamamış şeriat kurallarını İslami yaşamı aynen kabul etmişlerdir.
    Bu durum Cumhuriyetin kurulmasına kadar devam etmiş, Türk Tarih Kurumunu kurulması ile Türklerin İslamiyet öncesi uygarlıkların olduğu, uygarlığın dünyaya Orta Asya’dan dağıldığı gibi tezler ileri sürülmüştür.
    Bu sıralarda İslam öncesi Türk isimleri, Oğuz, Kağan, Mete, Teoman, Cengiz, Çağatay Bilge gibi isimler popüler olmuş yeni doğan Türk bebeklerine bu isimler verilmiştir. Bu isimlerde pek çok tanıdık ve arkadaşlarımız vardır.
    Cumhuriyet öncesi atalarımızda bu isimleri duymak ve görmek mümkün değildir. Böylece Cumhuriyetle yeni bir döneme girmiş bulunuyoruz.
    Ecdadımızla gurur duymalıyız, ama onları ırkçı görüşlerden uzak daha tarafsız bilimsel bir gözle araştırmalıyız, araştırmalıyız

    (Muğla Devrim 23.07.2020 yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 05-08-2020

    KONYA’NIN KÖKLÜ ÖNDE GELEN AİLELERİNDEN FAHRİYE CİVELEK’İ (1931-2020) KAYBETTİK
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Konya’nın önde gelen ailelerinden Sinangil’lerin kızı Civelek’lerin gelini Fahriye Civelek’i temmuz ayı içinde kaybettik.
    Fahriye Abla benim de akrabamdı. Onun ölümü ile Konya’da bir sayfa daha kapandı. Bu konuda kısa bir özet vereceğim.
    Osmanlı dönemi Konya’da Kadastro ve Tapu Memuru Ali Riza Efendi iki evlilik yapar ilki Konya eşrafından Şirvanlı Süleyman Efendinin kızı Sıdıka iledir. Bu evlilikten 5 kızı olur. Havva SİNANGİL, Fadimana EKMEKÇİGİL, Emine BİLDİRİCİ, Hatice ÖZKAL, Zeliha BÜYÜKDİNLER. Sıdaka 40 yaşında kanserden ölür. Ali Rıza Efendi ikinci bir evlilik yapar, iki kızı ve bir oğlu daha olur. Sıdıka Öğütçüler, Yusuf Kurdoğlu ve Aliye Mıhoğlu.
    Havva Sinangil sekiz kardeşin en büyüğüdür. 1946 yılında öldü, 3 oğlu ve iki kızı olmuştur. Kardeşlerine abla olmuştur. Oğulları Muzaffer- Recep ve Derviş Sinangil kızları Lütfiye Oturanç ve Cemile Doyurandır.
    Fahriye Civelek bu sekiz kardeşlerden oluşan akraba toplumuna gelen ilk torundur. Recep Sinangil’in kızıdır. Annesi Civelek’lerdendir. Annesini küçük yaşta kaybeden Fahriye büyüyünce gene annesinin ailesinden Kamil Civelek ile evlenmiştir. Kamil Civelek iş adamı ve Müteahhit olarak uzun yıllar çalışmış, birkaç yıl önce hayata veda etmiştir. Sevilen hoş sohbet bir kişiydi. Civelekler Konya’da tanınan ve önde gelen bir ailedir.
    Fahriye Civelek annesinin genç yaşta ölümü üzerine babası Recep Sinangil tekrar evlenmiş ve iki kızı ve 2 oğlu daha olmuştur. Melahat, Eczacı Havva Sinangil, Ahmet ve Şemsi Sinangil’dir. Şemsi Sinangil Diş Hekimi ve İşadamıdır. Kendisi ile irtibatımı korumakta ve görüşmelerimiz sürmektedir.
    Fahriye Ablanın babası ve iki amcası MUZAFFER- RECEP-DERVİŞ SİNANGİL uzun yıllar Konya Petrol Ofisi Bayii idiler. Büyük amca Muzaffer Sinangil 1941 yılında İstanbul’a taşınmış ticari yaşamımı orada sürdürmüştür. Zamanın önde gelen iş adamlarından biridir. Onun da eşi ölmüş, hiç evlenmemiştir. Oğulları Sinan Sinangil (1932-2017), Kompozitör Ali Doğan Sinangil’dir (1934) Özellikle Sinan Sinangil çok kültürlü ve karizmatik bir kişidir.
    Fadimana teyzenin Fatma isimli kızı ve iki oğlu vardı, Teyfik ve İsmail Ekmekçigil
    Anneannem EMİNE BİLDİRİCİ, Fahriye Abla’nın babası Recep Sinangil’in teyzesi idi. Anneannemin oğlu olmadığından Recep Sinangil oğlu gibi idi. Daima teyzesine destek vermiş, onu kollamış ona arka olmuştur. Özellikte dedemin 1948 ölümü üzerine miras konusunu çözen heyette anneannemim vekilleri idi. Bir diğeri Fadimana teyzenin oğlu bir başka yeğen Teyfik Ekmekçigil idi.
    Bu zamanlarda ben ilkokul öğrencisi çocuktum. Anneanneme nasıl sahip çıktığını sonra öğendim ve hiç unutmam mümkün değil.
    Ayrıca At pazarında benzin satılan depoda Recep Sinangil bulunuyordu. Ben Orta ikiye geçmiştim. Yaz tatilinde çalıştım, iyi ücret almıştım. Philips marka bisikletimi almıştım, Yeni ajanta, Derviş Sinangil gördü, bu bisiklet senin mi? diye sordu. Ulan oğlum bu Lord Velesbitidir demişti.
    Derviş Sinangil’ilin iki kızı 3 oğlu vardı. Suna, Sungu ve Selim Sinangil, anneleri Ayşe ayrıca anneannemin başka koldan akrabasıydı. Sungu çok yakın arkadaşımdı. Derviş Ağanın ikinci evliliğinden Sina ve Sema oldu. 5 kardeşten sadece kızlar hayatta.
    Havva teyzemizin kız torunları Ahmet Oturanç meslektaşımdı (1935-1975), Nuri Oturanç, diğer kızından Paydar Ulusoy ve Pertev Doyuran iyi görüştüğümüz kişilerdi. Nuri hariç rahmetli oldular.
    Bu sekiz kardeşten oluşan aile de Dr. Nevzat Özkal, iki kızı Canan ve Nurcan Özkal. Nevzer Alperten çocukları Reyhan Atmaca, Beyhan ve Mustafa Alperten’dir. Dördüncü teyzemiz Hatice Özkal’ın çocuklarıdır, Beşinci Zeliha teyzenin iki kızı Nimet Tanrıkulu, Lütfiye Mıhoğlu ve oğlu Mustafa Büyükdinler idi.
    Sıdıka teyzemizin hiç çocuğu yoktu, Nigar ve Münevver’i evlat edinmişti. Çok sevdiğimiz bir teyzemizdi, Herkes ile barışıktı.
    Yedi kız arasında tek oğlan Yusuf Dayı idi (Kurdoğlu) idi, çocuğu olmadı, son kız Şükriye teyzemiz Mevlevi İsmail Mıhoğlu ile evli, Diş Hekimi Mehmet, sanayici Metin ve kız kardeşleri Binnur idi.
    Bu saydıklarımın büyük kısmı bugün hayatta değil. Hepsini rahmetle anıyorum. Baba ve annelerini tanıdığım akrabalarımın büyük kısmını Face-book ta görüyor mutlu oluyorum.
    Fahriye Civelek’in biri önünde ölmüş Ali isimli oğlu ile Fuat Civelek ve kızı Kadriye bulunmaktadır. Bu gruptan bir teyzezade ile evlidir. Fahriye Ablaya Tanrıdan rahmet ailesine ve tüm sevenlerine baş sağlığı dilerim.
    Son olarak bu geniş akrabalar grubundan kimler hayatta?
    Öncelikle Yusuf Dayının eşi Belkis Kurdoğlu (1926) 94 yaşında kendi başına yaşamayı başarıyor. Bayramlarda hep ararım..
    İkinci kuşak torunlar arasında Fahriye Civelek’in kaybının arkasından hayatta olan ve benden büyük olanlar
    ALİ DOĞAN SİNANGİL,(1934) Modern Besteleri olan Kompozitör
    SUNA DÜZGÖREN (1936) Tek oğlu Mustafa ile İzmit’te yaşıyor
    TÜRKAN SANDIKÇI Fadimana teyzenin kızı Fatma’nın kızı
    MEHMET BİLDİRİCİ (1939)
    Listenin başına yaklaştıkça ölüme de yaklaşıyoruz.
    Facebook ta tüm akrabalarımın gözlerinden öperim. Sizleri duydukça gurur duyuyorum.
    E mail: mehmetbildirici34@gmail.com
    Tel: 0 542 241 0302
    Web: www.mehmetbildirici.com

    Fahriye Civelek
    Face-book konuldu 17.07.2020




    YORUMLAR
    • Mehmet Amca değerli paylaşımınız için teşekkür ederim. Hem keyifle hem hüzünle okudum. Saygı ve hürmetler
    • Yüksel Sinangil
    Semra Cebeci Bezirci
    Çok güzel değerli paylaşımınız ve bilgilendirdiğiniz için çok teşekkürler. Ailenin gençlerine gönderdim. Sağlık, huzurla kalın.
    Semsi Sinangil
    Mehmet Abim Yüksel’imizin dediği gibi duygulanarak okuduk. Gerçekten Fahriye Ablam iyi huylu, fedakâr, kibar, güler yüzlü, yardımsever, geçim ehli, uyumlu, sevgi dolu, görgülü insanî vasıfları çok güçlü bir hanımefendiydi. Onu çok özleyeceğiz.
    TC Reyhan Alperten Atmaca
    Sevgili Mehmet Abi, ben de sizi okurken çok duygulandım, biliyorsunuz sizi ailecek çok severdik, çok net bir özet vermişsiniz birçok soruma cevap buldum. Fahriye teyze annemin çok sevdiği bir kuzeniydi, nurlar içinde yatsın, aileye başsağlığı diliyorum…
    Ayrıca Reyhan telefon etti, uzun uzun konuştuk.
    Muzaffer Tanrıkul
    Enver Cebeci
    Ali Mennan Mennanoğlu
    Zeki Ünen
    Ufuk Güventürk
    Nuri Akyalçın
    Gülten Doğanyılmaz
    Cemil Tüysüz
    Asuman Dülek
    Galip Büyükyıldırım

    FUAT CİVELEK
    0 535 472 3363 Telefon etti, çok teşekkür etti, Çok duygulandığını belirtti. Bende çok mutlu oldum

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 05-08-2020

    KONYA VE ÇEVRESİ HAKKINDA TARİHİ BİLGİLER VEREN SİCİLYALI TARİHÇİ
    DIODORUS SICILUS (M.Ö 90-30)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İlk çağda Tarihin Babası kabul edilen HERODOT dışında da tarih yazarları vardır. Bunlar yaşadığı devirleri anlatan tarih yazıcılarıdır. Yaşadığı devirleri anlatan önemli eserlerdir.
    Bu yazımda Sicilya Adası doğumlu eski Yunanlı bir yazar DIODORUS konu edilecektir. Diodorus’un tek bir kitabı bilinmektedir. BIBLIOTHECA HISTORIA (Türkçe tarih Kitaplığı- Historical Library).
    Kitap üç bölümden oluşmaktadır. İlki mitolojik çağlarlardan Truva’nın yıkılışına kadar, diğeri ise Truva’dan Büyük İskender’in ölümüne kadar üçüncü kısım kendi zamanlarına aittir.
    Dıodoross’un kitabında Anadolu Karaman ve Bozkır’da bulunan antik kentlerine ışık tutan bilgiler yer almaktadır.
    Büyük İskender henüz sağ iken onun Anadolu’ya atadığı bir vali Isauralılar tarafından pusuya düşürülüp öldürülür. Isauralılar Bozkır, Hadim ve Ermenek civarında yaşayan savaşçı ve Anadolu’da yerli bir kavim idi. Bu seferde iki kent kuşatıldı.
    İskender’n komutanlarından PERDIKKAS tarafından Laranda (Bugün Karaman) ilk hücumda alındı. Halkın pek çoğu kılıçtan geçirildi ve çoğu da esir edilmişti. Laranda kenti yerle bir edilmişti. İsaurialıların kenti ISAURA güçlü Surlarla çevrilmiş ve yiğit savaşçılarla korunuyordu. Bu kent halen Konya Bozkır yolunda Bozkır’a varmadan ZENGİBAR kalesi olarak bilinir. Bir ören yeridir. Onlar iki gün boyunca mücadele ettiler ve adamların çoğunu kayıp ettiler. Büyük kayıplara rağmen cesaretle ölüme gidiyorlar ve dayanmaya çalışıyorlardı. Üçüncü gün birçoğu kılıçtan geçirilmişti. Perdikkas’ın askerleri de birçok kayıplar vermişti. Kalabalık bir ordu karşısında çok az kalan askerlerle şehirlerini koruyamayacaklarını anlayan İsaurianlar ŞEREFSİZ BİR ÖLÜM YERİNE ŞEREFLİ BİR ÖLÜMÜ TERCİH ETTİLER. Önce kadın ve çocuklarını evlerine kapattılar ve ateşe verdiler. Sonra hazinelerini ateşin ortasına attılar. Bu durumu gören Peridikkas’ın askerleri silahlarını alarak şehre hücum ettiler. Fakat surları koruyan askerler tarafından geri püskürtüldüler. Peridikkas’ın kaybı çok büyük oldu. Bu sırada İsaurianlar alevlere atlayarak kendilerini yaktılar ve kül oldular. Gün doğunca Peridikkas’ın askerleri şehri yağma ettiler. Ateş söndükten sonrada bol miktarda gümüş ve altın topladılar.”
    Bugün de iyi incelendiğinde Ermenek, Bozkırda Müslüman Türk olarak hayatını sürdüren pek çok yurttaşımız bu kavimdendir. Evet biz Türkler Orta Asya’dan geldik, ama hepimiz değil, Anadolu boş bir ülke değildi.

    (Muğla Devrim 14.07.2020 yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 05-08-2020

    DEĞERLİ YAZAR FOLKLORCU CENAP KENDİ (1923-2020)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Cenap KENDİ 23 Nisan 1923 tarihinde Konya’da doğdu. Konya’nın önde gelen yazarlarından Konya İdadisi (Konya Lisesi) mezunu İBRAHİM ACZİ KENDİ'NİN oğludur. İbrahim Aczi Kendi’nin üç oğlu vardır. Tarık Kendi, Havfi Kendi, ve Cenap Kendi’dir. Bu ailede ağabeyi Havfi kendi bizim Coğrafya öğretmenimiz ve Konya Lisesi öğretmeni ve muzunu, oğlu Prof. Dr Sezer Kendi de tanınmış Üroloji Profesörü ve üç nesil Konya Liselidir. Cenap Kendi’nin de Konya Lisesi okuduğu ancak buradan mezun olmadığı kanısına vardım. Böylece Konya Lisesinde okuyan en yaşlı öğrencisi olmaktaydı.
    Kurtuluş Savaşında çıkan Babalık, Ekokon gazetelerinde uzun zaman yazı yazmıştır. Konya Türküleri, Konya Ağzı üzerine yoğun araştırmalar yaptı, şiirler söylemiş, ilahiler bestelemiştir.
    En yakın dostu, Selçuk Es’ti. Onunla ilgili pek çok anıları yayınlandı. Temmuz 2020 de Konya’da öldü. Konya asırlık bir çınarını kaybetti.
    Kendisi Konya Fikir Sanat ve Kültür Derneği üyesiydi.

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 05-08-2020

    SELEFKOS KRALLARI VE ONLAR TARAFINDAN ANADOLU’DA KURULAN KENTLER I
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Büyük İskender’in M.Ö 323 yılında Babil kentinde ölümü üzerine Makedonya’dan Mısır’a, İran ve Hindistan’a uzanan zamanın en büyük imparatorluğu generalleri arasında paylaşılmıştır, Anadolu’nun güneyini ve büyük bir coğrafyayı kaplayan başkenti ANTAKYA olan kısmı İskender’in komutanlarından Seleucos Nicator (M.Ö 358-281yetmiş yedi yaşında) tarafından SELEUCOS krallığı olarak kurulmuştur. Seleucos (Türkçe Selefkos) Makedonya doğumlu ve İskender’den iki yaş da büyüktür. İskender’in özellikle Hindistan seferinde başarıları ile öne çıkmıştır.
    Makedonya’daki babası Antiokhos annesinin adı Laodice’dir. Eşlerinin adı Pers kökenli APAMA bir diğeri daha sonra oğlu ile evlenen STARATONİCE’dir.
    Selefkos M.Ö 311-305 yılları arasında Satrap M.Ö 305 yılında Kral olmuştur
    Biz yazımızda siyasi çatışmaları ve savaşları bir tarafa bırakarak bu hanedan tarafından kurulan kentler incelenecektir.
    Kurulan kentler hanedanın erkek ve kadın üyeleri adına kurulmuştur. Krallar adına kurulanlar kentler ANTİOCHEİA VE SELEUCEIA kentleridir. Anne ve eşler adına kurulan kentler ise LAODİCEİA, APAMA VE STRATONİCEİA kentleridir.
    M.Ö 188 yılında Anadolu’nun Kral Barış anlaşması Anadolu’nun büyük çapta terk edildiği de göz önüne alınarak bu kralların ismi
    ANTIOKHUS: İlk Kral Selefkos’un Makedonya’daki babasının ismi
    Çok sevdiği ve birlikte krallık yaptığı oğlunun ismidir
    SELEUKOS ismi ise 1. Selefkos Nicator’un ismi aynı zamanda iki kralında ismidir
    APAMA ismi ilk Kral Selefkos Nikator’un Pers kökenli eşidir
    LAODİCE ismi Selefkos Nikator’un annesinin ismi
    II Antiokhüs (M.Ö 261-246) eşi
    II. Selefkos Kallinikos (M.Ö 246-225) eşi
    III Antiyokhus eşidir (M.Ö 222-187)
    STRATONİCE
    Önce I Selefkos Nikatorun ve daha sonra oğlu Antiochius eşidir.

    Anadolu kent kuruşlarında etkili ilk Selefkos Kralları şöyledir.
    • I. Seleukos Nikator (Satrap 311–305 MÖ, Krallık 305–281 MÖ)
    • I. Antiokus Soter (MÖ 291'den beri çift hükümdar, tek hükümdar 281–261 MÖ)
    • II. Antiokus Teos (261–246 MÖ)
    • II. Seleukos Kallinikus (246–225 MÖ)
    • III. Seleukos Keranus (veya Soter) (225–222 MÖ)
    • III. Büyük Antiohos (222–187 MÖ)
    Bunlar içinde devletin kurucusu Selefkos Nikator ve ııı. Antiokos önemli krallardır.
    Kral III. Antiokhos M.Ö 188 yılında yılında Roma ile bir barış Anlaşması yapılmış, Anadolu’daki topraklardan kısmen çekilmiş, bir kısmı Bergama Krallığı ve Rodos’a bırakılmıştır. Bu anlama Apama Kibotos olarak bilinen Afyon Dinar’da gerçekleşmiştir.
    Şimdi ANTIOCHEIA ismi ile kurulan yada sonradan bir ara bu ismi alan kentler
    ANTIOCHEIA KENTLERİ Anadolu coğrafyasında
    ANTIOCHEIA (ANTAKYA) En büyük kent ve Krallığın Başkenti
    ANTIOCHEIA MYGDONIA (Nisibis- NUSAYBİN)
    ANTIOCH PISIDA (Isparta Yalvaç yakını antik kent)
    ANTIOCHEIA CHRYSAORIANS (KARİA-AYDIN ALABANDA ARAPHİSAR)
    ANTIOCH ON MEANDER (PYTHOPOLIS) AYDIN KUYUCAK (Harabe)
    ANTIOCHIA SAMASOTA (Samsat-Adıyaman) Halen Atatürk Baraj Gölü altındadır.
    ANTIOCHEIA ON CALIRHOE, EDESA, ŞANLI URFA
    ANTIOCHEIA IN TROAD KEBRENE ÇANAKKALE
    ANTIOCHEIA IN ISAURA (LAMOTIS) ERDEMLİ MERSİN
    ANTIOCHEIA AD CRAGUM ANTALYA
    ANTIOCHEIA AD PYRANUM –ADANA KARATAŞ (Harabe)
    ANTIOCHEIA IN MESOPOTAMIA VİRANŞEHİR-ŞANLIURFA

    IRAN
    ANTIOCHEIA IN PERSİS NAHAVAND
    SURİYE
    ANTIOCHEIA IN PIERIA -ARWARD
    IRAK
    ANTIOCHEIA IN SUSIANA DİCLE KIYISINDA
    ANTIOCHEIA IN SITTACENE DİCLE KIYISINDA
    İSRAİL
    ANTIOCHEIA IN HIPPUM
    ANTIOCHEIA IN PTOLEMAIS ACRE-AKO
    ÜRDÜN
    ANTIOKHEIA SEMİRAMİS-GADARA- UMM QAIS
    TÜRKMENİSTAN- ÖZBEKİSTAN
    ANTIOCHEIA IN MARGIANA MERV
    ANTIOCHEIA IN SCYTHIA ÖZBEKİSTAN

    Selefkos Krallığının ne kadar Anadolu, da Karia’da krallığın diğer bölgelerinde ne kadar etkili olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar içinde en etkiki ve halen büyük bir kent olan ANTAKYA (Hatay) gelmektedir. Diğer kentler bundan sonraki yazıdadır.

    Devamı var (Muğla Devrim 07.07.2020 yayınlandı)

Toplam 221 yorum bulundu. 31-40 arası listeniyor.