Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 3009 07-05-2017

    SARKIS SEROPYAN (1935-2015) VE ESERİ AŞUK-I MAŞUK
    Sarkis Seropyan ailecek tanıştığımız Agos Gazetesi Ermenice Editörü,
    08.Nisan 2017 günü Agos Gazetesinde bir anıldı. Anacak ben katılamadım.
    Elimde onun bir yayını var (Ölümünden sonra) yayınlanmış, iki Kürt Ermeni ve bir de Dersim Masalı Kral Lüsig ve Sedev Hodig (çoban) ilginç, 13.04. 2017 günü aldım ve okudum. 2017 Aras Yayınevi basımı, 120 s
    SARKİS SEROPYAN (1935-2015)
    Sivaslı bir ailenin çocuğu olarak İstanbul’da doğdu, Orta Okuldan sonra ailesinin geçimi için iş hayatına atıldı ve Soğutmacı Ustası oldu. 1967 yılında öğretmen Manuşak Seropyan ile evlendi. Bir oğlu Vağarşak, kızı Garine oldu.
    1996 yılında hayata geçen AGOS gazetesi kurucularından oldu. Ben kendisini bu dönem tanıdım. Çeşitli yazı ve araştırmaları ve Ermeniceden çevirileri vardır.
    28 Mart 2015 de hayatını kaybetti, Şişli Ermeni Mezarlığına gömüldü.

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 3006 07-05-2017

    KLEOPATRA’ NIN HAYATI
    Jean Michel Thibaux
    Tarih Profesörü Eski Mısır Uzmanı tarafından roman şeklinde yazılmıştır,
    2000, 374 s
    Orijinal adı Le Roman de Cleopatra
    Çeviri Sevgi Tamgüç
    Roman akıcı bir dille yazılmıştır. Tarihin damındaki kadının politikaları hayatı anlatılmıştır.
    Dost ve arkadaşlarıma Cleopatra’yı tanımalarını öneririm.

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 3005 07-05-2017

    MUAMMER ÖZKAVAF’A TEŞEKKÜR
    Sevgili Sınıf Arkadaşım
    Seninle Fakültede samimi değildik, meslek hayatında farklı noktalara savrulduk, ancak bu sınıf arkadaş toplantıları bizi tekrar bir araya getirdi. Seni Atatürk Barajı sanıyorum Ata İnşaat Yönetimi içinde görmem beni çok gururlandırmıştı.
    Bu arada benim çalışma alanımın farkına varıp iki kitap göndermen benim gözlerimi yaşarttı. Nasıl mutlu ettiğini anlatamam.
    Son Mart ayı toplantısında yaptığım kısa konuşmayı burada sana tekrar edeceğim.
    Yıl 1983 hem Konya Mimarlık& Mühendislik Akademisinde ve hem de dışarıda çalışmam beni yormuş, moral bozukluğuna sebep olmuştu. Her iş gözüme dağ gibi olmuştu.
    DSİ Genel Müdür Yardımcısı Mehmet İndap kardeşimden beni sormuş, durumu öğrenince onu DSİ’ye alalım demiş, bir telefon zoraki DSİ’li oldum. Bana ağır görev vermediler, bende talepte bulunmadım. Bölge Müdürü de zoraki kabul etti.
    Gündüzleri dairede uyukladım, akşam DSİ Lokali’nde king, maça kızı oynadım, bol İngilizce çalıştım… Kendime geldim, 1991 yılında tarihi su yapıları görevi bana verildi. Hayatım değişti araştırmacı oldum.
    Yıl1993 DSİ Genel Müdürü Raif Özenci beni Türkiye çapında tarihi su yollarının araştırılması için koordinatör olarak atadı ve pek çok ili DSİ olanakları ile dolaştım..
    Yıl 1994 DSİ 40. Yıl toplantılarına katıldım
    Aynı Yıl “Konya Tarihi Su yapıları” isimli kitabım yayınlandı, bir yıl Genel Müdürlük vitrininde kaldı….
    Konuyu sevdim, DSİ’nin daha sonraları pek çok toplantısına katıldım, Bilgi birikimi DSİ de kazandım diyebilirim.
    İlerleyen yaşıma rağmen, saha üzerindeki çalışmalarım azalmasına rağmen bilgisayar üzerindeki araştırma ve yazılarıma devam ediyorum.
    Tarihi Su yapıları konusundan ayrıca mezun olduğum Konya Lisesi öğretmenleri ve arkadaşlarım hakkında, İTÜ İnşaat Fakültesi’nden hocalarım ve arkadaşlarım hakkında, memleketin Konya ve yazları yaşadığım arkadaşlarım hakkında yaptığım bol resimli araştırmalara WEB sitemden ulaşmak mümkündür. Özellikle İTÜ deki hocalarım hakkında çalışmalarım, İTÜ de bizden sonraki öğretim üyelerinin dikkatinden kaçmadı ve onların önerisi ile Rektör Muhammed Şahin beni 50. Yıl törenlerine konuşmacı olmamı istedi, bazı arkadaşlarımın bunu garip karşılamasına karşı, İTÜ kürsüsünden de konuşmam hayatımın en mutlu anıydı
    Olaylara yaklaşımım konusun da birkaç söz edeceğim. Türkiye’de tarihi konularda olduğu gibi tarihi su yapılarında da yurt içi ve yurt dışında farklı görüşler yer almaktadır.
    Yurt dışı toplantılarında şunu gördüm ki tarihi su yapıları konusunda Anadolu’muz çok büyük bir zenginliğe sahip olduğundan yurt dışından Anadolu’yu araştıranlar çok daha fazladır. Bu konuda Kazım Çeçen Semavi Eyice gibi çok değerli araştırmacılar da övüneceğimiz değerler bulunmaktadır.
    Ama bazı araştırmacılar sadece Osmanlı tarihini ve Osmanlı Su eserlerini esas almakta, önceki zengin Anadolu uygarlıklarını yok saymaktadırlar. Uzun uzun düşünme ve araştırmalar sonucu batıdaki araştırmaları daha zengin daha tarihi perspektife dayalı olduğunu gördüm ve bu yolda yürümeye koyuldum.
    Gönderdiğim kitapların yazarı değerli yazar ve başarılı bir mühendis Selami Oğuz ile daha önce tanıştım. Dürüst doğrularını savunan bir kişi, Atatürk Barajı ve İSKİ’deki çalışmalarının büyük kısmını okudum, mühendis olarak çok emekleri var.
    Kendisi çok takdir ettiğim bir kişi, aramızda önemli görüş ayrılığı olduğunu da belirtmeliyim.
    Bizim Konya’da bir atasözü var “Bir armağan geldiğinde deli sevinir, akıllı ise yerine ne vereceğim diye düşünürmüş”
    Ben de bu yazımı size armağan ediyorum tabii ki pek çok teşekkürlerimle birlikte…
    Daha çok fazlası benim web sitemde
    www.mehmetbildirici.com
    Türkçe 1.1 Konya Tarihi su yapıları DSİ 1994, 2009
    Türkçe 1.2 Tarihi Sulamalar, Depolama, Taşkın Koruma Tesisleri DSİ 2004, 2009
    Türkçe 1.3 &1.4 Tarihi Su yapıları bildirilerim, Türkçe, İngilizce
    Ayrıca Haber Panomda bu konuda Muğla Devrimde çıkmış yazılarım..
    Sevgi, saygılarımla, Ankara’da ki arkadaşlara selam ve sevgiler.

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 07-05-2017

    RUMKALE VE BİR ANADOLU BİLGESİ NERSES SHNORHALI

    Rumkale was a powerful fortress on the river Euphrates, 50 km west of Şanlıurfa. It is called Hromkla or Kela zêrîn in Kurdish, Qal'ah Rumita in Syriac, Qal'at al-Rum (قلعة الروم) in Arabic, Rumkale in Turkish, Հռոմկլա (Hromkla) in Armenian; the name means "Roman Castle

    Its strategic location was already known to the Assyrians, although the present structure is largely Hellenistic and Roman in origin. The site was occupied by various Byzantine and Armenian warlords during the Middle Ages. Rumkale served as the seat of an Armenian patriarch from the 12th century. From 1203 to 1293 it was the residence of the supreme head (catholicos) of the reunified Armenian church. In 1293 it was captured by the Mamluks of Egypt following a protracted siege who then named it Qal'at al-Muslimin.
    The fortress, now situated across a peninsula created by the reservoir of Birecik Dam and within the administrative boundaries of Şanlıurfa's Halfeti district, is currently accessible by boat either from the neighboring site of Zeugma or from the town of Halfeti. As of September 2011, it was not possible to land at the site; there seems to be extensive (re)building under way inside the fortress and on the external walls. Much of the surrounding work of the fortress, along with local villages and farmland, has been flooded.


    BİR ANADOLU DİN ADAMI VE BİLGESİ
    NERSES SHNORTHALI (1102-1173)
    Nerses IV the Gracious (Armenian: Սուրբ Ներսէս Դ. Կլայեցի (Շնորհալի); also Nerses Shnorhali, Nerses of Kla or Saint Nerses the Graceful; 1102 – 13 August 1173) was Catholicos of Armenia from 1166 to 1173. A more precise translation of his epithet Shnorhali is "filled with Grace".He received the appellation Shnorhali from his contemporaries because of the very irenic quality of his writing.
    During his time as a bishop and, later, as Catholicos of the Armenian Church, Nerses worked to bring about reconciliation with the Eastern Orthodox Church, and convened a council with emissaries selected by the Byzantine Emperor himself to discuss how they might be able to reunite the two churches. The terms the emperor offered were, however, unacceptable to both Nerses and the Armenian Church, and the negotiations collapsed.
    Nerses is remembered as a theologian, poet, writer and hymn composer. He has been called "the Fénelon of Armenia" for his efforts to draw the Armenian church out of isolation, and has been recognized as a saint by the Catholic Church, who hold his feast on August 13, and by the Armenian Apostolic Church, who celebrate him in mid-October on the Saturday of the Fourth Week of the Holy Cross.

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 3004 07-05-2017

    BİRECİK VE ÇEVRESİNİN TARİHİ
    Birecik ilçesi bugün Gaziantep- Şanlıurfa karayolunun Fırat nehrini geçtiği noktada tarihi bir yerleşim yeri Şanlıurfa’ya bağlı bir ilçe merkezidir. Şanlıurfa’ya uzaklığı yaklaşık 80 km, Gaziantep’e uzaklığı yaklaşık 60 km, bugünkü nüfusu 96.000’dır.
    Fırat Nehri Birecik’in ilçesinin içinden geçer ve ilçeyi ikiye böler. Fırat nehrinden tarihi çağlardan beri en uygun geçiş yeri burasıdır. Sallarla özel araçlarla buradan Fırat nehri geçilir. Fırat nehri bu noktadan itibaren aşağı doğru nehir yolculuğuna uygundur. Denizden yüksekliği 450 metredir.
    Bugün Fırat nehrinin membaına doğru (upstream) yaklaşık 20 km uzaklıkta Birecik Barajı 1985-2000 yılında yaptırılmıştır. Çevrenin coğrafyası ve iklimi büyük oranda değişmiştir.
    Baraj yapımından önce Fırat yaklaşık 200 m genişliğindedir. Kış aylarında sular 6-7 m yükselmekte ve genişliği 2.000 metreye yaklaşmakta ve geçit vermemekte idi.
    1951-1956 yıllarında yaptırılan Birecik Köprüsü, Fırat’ı sallarla geçişi sonlandırmıştır. Yörenin Fırat’ı geçmek için yapılmış en iyi tekneleri Birecik’te yapılmıştır.


    Birecik ismi Grekçe ve Latince ve Ermenice Birtra, Arapça al-Birah, Kürtçe Bêrecûg, Haçlı dönemine ise Bile olarak bilinmektedir.
    İlçenin Selefkos Krallığı öncesi, Birtra olarak var olduğu sanılmaktadır. Ermenilerin ilk kiliselerini 1269 yılında kurdurduğu sanılmakta, 1914 yılında yaklaşık 10.000 olan nüfusun %15’nin Ermeni olduğu kaynaklarda geçmektedir. Birecik’teki Ermeni kilisesi yıktırılmıştır.
    Gaziantep yolu üzerinde bulunan Gaziantep’e bağlı Nizip (Nissibe) de tarihi bir yerleşim olup, kaynaklar burada bir Ermeni kilisesi olduğunu bilinmektedir. Zeugma Nizip ilçesine sadece 10 km dir. Tarihi Zeugma kenti Nizip’ten yaklaşık 7-8 km uzaklıktadır.
    Bugün Birecik’te Kelaynak (Bald İbis) üretim ve koruma merkezi bulunmaktadır. Bu kuşların Latince adı “Gerenticus Eremita” olup, aynı kuşlardan Fas (Morocco) bir miktar olduğu biliniyor.
    Birecik’te en anıtsal eser Birecik Kalesidir. Haçlı dönemde yapıldığı sanılmaktadır.
    Birecik’te en eski camii Kale’nin hemen yanındaki Ulu Cami’dir.
    Roma İmparatoru JOVIAN 363 tarihinde Mezopotamya seferine giderken bir süre Birecik’te dinlenmiştir.
    1147 yılında Urfa Kontu Jocelyn de Courtenay’ın dul eşi Rumkale’yi Ermeni Patriği 3 Krikor’a para karşılığı satmıştır. O tarihlerde pek çok yerde bulunan Ermeni dini gruplar 1203 yılında anlaşıp birleşmiş bu kaleyi Patriklik merkezi yapmıştır. Patriklik merkezi 1293 tarihine kadar kalmış, Hromla’nın Mısır Memlükleri tarafından fethi Patriklik merkezi Adada ilinin Kozan (SİS) ilçesine taşınmıştır.
    Birecik Osmanlı döneminde Halep Vilayetine bağlı idi

    Kaynaklar:
    -1915 Öncesi Osmanlı İmparatorluğunda Ermeniler,
    Raymond Kevorkian & Paul Paboudjian, Aras yaınevi, Fransızca’dan çeviren Mayda Saris, Aras Yayıncılık, 2012, 605 sayfa

    -Ankara’nın Doğusundaki Türkiye- Eastern Turkey
    Müjde & Sevan Nişanyan Türkçe-İngilizce, Boyut Yayınevi, 305 sayfa

    Bu makale sevgili sınıf arkadaşım Birecikli Fehmi Ersoy için hazırlanmıştır
    PEK ÇOK RESİM DOSYADADIR.

  6. YILMAZ DAĞDEVİREN & MB 07-05-2017

    YILMAZ DAĞDEVİREN & TOYGAR TAHRALI YEMEK DAVETİ 3003
    Sayın arkadaşlar,
    Toygar Tahralı'nın olağanlaşan ÖĞLE yemeği çağrısı:
    TARİH: 08. Nisan. 2017 cumartesi öğle, saat 12.00, üstü açık.
    YER: Kadıköy Fenerbahçe'de FB Faruk Ilgaz Tesisleri (geçen yılki yer)
    SAYGILARIMLA.
    YILMAZ DAĞDEVİREN

    Tek kişi olarak katılacağımı yazdım ve toplantıya katıldım. Konya’dan Orhan Arda, Altan Yeniaydoğmuş, Nevzat Kasaoğlu, Selçuk Acar, Cevdet Çavuşoğlu, Fehmi Ersoy, Halil Kazım Gedik, organizatör patron Toygar Tahralı, Yılmaz Dağdeviren ve 1956 Konya Lisesi Mezunları vardı. Yaklaşık 20 kişi idi. Güzel bir gün geçirdik.
    Toplantıdan bir resim dosyada

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 3000 31-03-2017

    HABER PANOLARIM
    YAKIN HEDEF 4000
    UZAK HEDEF 5000
    Bu madde ile haber panoda 3000 rakamına ulaşmış bulunuyorum. Bunların bazıları birkaç satır bir tebrik, bazıları birkaç sayfa bir özet, bir gazete yazısından oluşuyor. Eylül 2009 başladığım bu uygulama nereden bakılsa 3000 sayfanın üzerinde…
    Bunların ileride çeşitli sebeplerden internetten çıkarılma olasılığına karşı dosyalanıp gene Web siteme yerleştirilmekte birer çıktı da alınıp Kitaplığıma yerleştirilmektedir.
    Web siteme yerleştirme de maalesef resim konamamaktadır. Ama bu dosyalarda bol resim yer almaktadır.
    Çok çeşitli konulara yer verildiği için her bölümün başına indeks (içindekiler) eklenmiştir.

    Ziyaretçi sayım da Mart 2017 itibariyle 151.000. İşte bu dosyaların listesi

    Web 2014 Türkçe II
    18.1 Haber Pano 1-250
    18.2 “ “ 251-500
    18.3. “ “ 501-750
    18.4 “ “ 751-930
    18.5 “ “ 931-1200
    18.6 “ “ 1201-1500
    18.7 “ “ 1501-1750 pdf
    18.8 “ “ 1751-2000

    Web 2015
    18.9 “ “ 2001-2250 sayfa3
    18.10. “ “ 2251-2500 “
    18.11. “ “ 2501-2750 sayfa 1
    18.12 “ 2751-3000 sayfa 4
    TÜMÜNÜZE SONSUZ TEŞEKKÜRLER

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 2999 31-03-2017

    İTÜ Maçka Toplantısı 30.03.2017
    Sevgili sınıf Arkadaşlarım
    Hocalarım konusunda gösterdiğim bir hassasiyet sonucu bir süre toplantılara katılmamayı ve geride durmayı düşündüm. Ama bu toplantıdan önce Hayati Erhan telefon açtı. Seni aramızda görmek istiyoruz dedi bende zaten sevgili arkadaşlarımı özlemeye de başlamıştım.
    Maçka Arı Kovanı salonunda toplandık. Dokuz kişiydik. Uzun masanın bir tarafında
    Ali Rıza Gençer /Erol Keleş / Mehmet İndap /Nurdoğan Ural
    Masanın diğer yanında
    Suzi Ertem /Hayati Erhan /Mehmet Bildirici /Murat Merzeci /Oktay Özenbaş oturuyordu.
    Bu salonda 22-23 kişi de olmuştuk. Orada konuşmalar diğer uçtan duyulmuyor ve bölünüyordu. Bu defa çok nezihti, bir kişi konuştu, diğer 8 kişi dinledi.
    Neler konuşuldu. Öncelikle biz seksene merdiven dayamış kişilerin toplantısında ciddi konulara yer verilmesi özellikle vurgulandı.
    Arkasından Hayati ameliyat olmuş ve kollarına çelik tel takılmış İlhan Çeçen’i aradı bulunanlar adına geçmiş olsun dileklerini sundu. Kollarına takılan çelik teller oynamış arkadaşımız çok rahatsız, galiba bu defa alçıya alınacakmış, arkadaşımıza sabırlar diliyor, geçmiş olsun diyoruz.
    Konu sağlık olunca Ali Riza Gençer (kızı ile ilgili), Nurdoğan Ural bu konuda deneyimlerini anlattı. Meğer Nurdoğan’ından başından geçmiş, deneyim sahibi imiş.
    Arkasından Tarihi su yapıları konusunda DSİ de karşılaştığım bazı ilginç olaylardan ben söz ettim.
    Son olarak ta Mehmet İndap DSİ Genel Müdürlüğünde ve Keban Barajının yapımı sırasında başımdan geçen ilginç deneyimlerini bizimle paylaştı. Gerçekten Bürokraside çok yüksek mevkilere gelen İndap’ın anlattıklarını ilgi ile dinledik.
    Son olarak Hayati arkadaşımız Habip Sandıkçı’yı aradı, o da anlayabildiğim kadar ameliyat geçirmiş geçmiş olsun dileklerimizi sunduk
    Burada yazma görevini de Hayati bana verdi. Politikanın, belden aşağı fıkraların olmadığı, anılarımızın, sağlık haberlerinin konu edildiği çok unutulmaz bir toplantı olduğunu düşünüyorum. Sayımız azalsa da hep böyle toplantılarımız olsun diyorum…
    Teşekkürler Hayati Erhan iyi ki varsın
    2017 Aralık ayında dönmek üzere Muğla Akyaka’ya gidiyorum. Yolu düşen tüm arkadaşlarımı Akyaka’nın ormanını denizini görmeye davet ediyorum.
    Otuz yıldır yazları yaşadığım Akyaka’da özellikle park, temizlik.. vs sorunları var Akyaka’ya giydirilen gömlek dar geliyor. Bayramlarda gelenler ve yer bulamayanlar parklarda yatıyor. Buna karşılık tekne ile ormanla kaplı dağlara doğru, denize açılınca doyumsuz bir güzellik karşımızda…..
    Arkadaşlarımı bekliyorum.
    Telefonum 0 542 241 0302
    Mehmet Bildirici

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 2998 31-03-2017

    KAZIM ÇEÇEN’DEN ANILAR
    Bu yazımda büyük üstat Kazım Çeçen ile kısaca da nasıl tanıştığımı ve bazı anılarına yer vereceğim. Önce bu konuya merak sardıktan sonra hocamla tanışmamdan önce kitaplarını edinip dikkatlice okuduğu söylemeliyim.
    Tanışmamız 1994 yılında DSİ Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen toplantı sırasında oldu. Ben hocamı Konya’ya elektrik üreten Göksu Hidroelektrik Santralına yaptığı projeden de tanıyordum ama beni hatırlayacağını sanmıyorum. Toplantı sonrası kendisinden aldığım 17.04.1994 tarihli ilk mektubum şöyle
    Kıymetli Mehmet Bey
    Kongre sırasında yazmış olduğunuz “Konya Tarihi Su Yapıları” adlı kitabınızı incelemek fırsatı olmadı. İstanbul’da daha etraflı bakmak mümkün oldu. Sizi bu eserinizden dolayı tebrik ederim. Birçok konuya değinmişsiniz. Gönül isterdi ki resimler daha iyi basılmış olsun. Eldeki eser biraz daha ikmal edilerek ileride daha itinalı tekrar basılabilir. Başlarına 5-10 sayfalık bir özet (İngilizce) koymak faydalı olur.
    Sizi tekrar tebrik eder, başarılarınızın devamını dilerim.
    İstanbul’a gelirseniz her türlü yardıma hazırım
    Prof Dr. Kazım Çeçen
    Profesörler sitesi A1 Etiler- İstanbul
    Benim bu ilk kitabımdı. Hocamın yazdıkları benim için çok değerliydi. Dedikleri doğruydu. Ama ben çıkan kitabımı yıllarca irdeledim. Ne eksik neler eklenmeli diye, sonunda 2009 yılında tekrar yayınlandı, bu defa CD yayını olarak… Ama değerli hocam çoktan aramızdan ayrılmıştı.
    1996 yılında İstanbul’a yerleşince birkaç defa ziyaret ettim. Hem çayını içtim hem de kafama takılan bazı şeyleri sordum.
    Böyle bir ziyarette Hidrolik Laboratuvarında odasında çay içerken Prof. Dr. İlhan Avcı’da vardı, bu arada başka bir hoca girdi şimdi hatırlayamıyorum beni küçümseyerek İlhan Avcı’ya bu adam kim Kazım Bey ile ne işi olabilir diye sordu? O da şöyle cevap verdi. Onların müşterek sevdaları var dedi, Tarihi Su Yapılarını kast ederek

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 2997 31-03-2017

    TÜRKİYE’DE TARİHİ SU KONUSUNDA ÇALIŞANLAR & KAZIM ÇEÇEN
    Geçen yazılarımda kendisi ile tanış olduğum ve Türkiye’de bu konuda pek çok çalışması bulunan Fahlbusch’dan (Falbuş okunur) söz etmiştim. Bu yazımda da bu genç bilim dalının Türkiye’de gelişmesinden söz edeceğim. Burada Hidrolik su bilimine dayalı çalışanlar söz konusudur. Bu ise inşaat mühendisliğinin en etkili olduğu mühendislik grubudur.
    Bunun için bu konuda 3 önemli olayla başlayacağım. 1979 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Hidrolik Profesörü Prof. Dr. Kazım Çeçen ile Almanya hidrolik profesörü Prof. Dr. Gunter Garbrect (1924) öncülüğünde bir tarihi su toplantısı yapılmıştır. Bu işi Türkiye’de başlatan bu iki değerli bilim adamı diyebiliriz. Atina’da 2015 yılında 15’si gerçekleşen toplantı bunun devamıdır. İstanbul’daki toplantı ise üçüncüdür.
    1979 yapılan bu ilk toplantıdan haberim olmadı, çünkü o tarihlerde bu konu ile ilgim yoktu. Ama buna merak sarınca bu toplantının genelde Almanca olan raporları inceledim.
    Burada Alman Profesörü Garbrecht hakkında kısa bazı şeyler ekleyeceğim. Garbrecht Türkiye’de resmi görevde bulunmuş, modern hidrolik hocası, Anadolu’daki eşsiz tarihi su yapılarına duyarlılık göstermiş, bu konuda ilk ciddi araştırma yapan kişidir. Benim hidrolik önderim olan Fhalbusch onun öğrencisi ve manevi oğlu olarak bilinir. Halen çok ileri yaşta Almanya’da yaşamaktadır.
    Van’daki Urartu Su Yapıları hakkında en kapsamlı araştırma Garbrecht tarafından yapılmıştır. Orada yeni ortaya çıkarılan barajlar konusunda elime geçen bilgileri Fahlbusch’a gösterdim. Garbrecht hocaya gönder, ben de mektup yazarım dedi. Gönderdim, cevap olarak bir mektup yazdı ve Anadolu ile çok bilgilerin yer aldığı bir Almanca kitabını gönderdi. Bu arada bazı görüşlerini sorduğum konularda da görüş bildirdi, benim için çok çok büyük bir anı….
    Bir ikinci olay DSİ Genel Müdürlüğü’nün bu konuya çok çok önem vermesi ve 1993 yılında Mehmet Bildirici’nin tarihi suyolları konusunda Türkiye genelinde görevlendirilmesi, bir önceki yazımda konunun detayı bulunmaktadır.
    Üçüncü çok önemli bir etkinlik 1994 yılında DSİ Genel Müdürlüğünün 40. Kuruluş Yıl dönemi onuruna düzenlenen “Su ve Toprak Kaynaklarını geliştirme konferansıdır. Bu konferansın ilk sabahki oturumu Bayındırlık Bakanı ve zamanın Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’e, öğleden sonraki oturumu tarihi su yapılarına ayrılmıştır. Bu toplantıda 4 konuşmacı yer almıştır..
    Prof Dr. Kazım Çeçen İstanbul Teknik Üniversitesi
    Prof. Dr. Ünal Öziş İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi
    MEHMET BİLDİRİCİ İnşaat Yüksek Mühendisi, DSİ Konya IV: Bölge
    Galip Büyükyıldırım İnşaat Yüksek Mühendisi, DSİ Antalya XIII Bölge
    Konuşmacılardan son üçünün bu etkinlik dolayısıyla kitapları basılmıştı.
    Bunlar dışında Denizli Pamukkale Üniversitesi’nden genelde Prof. Dr. Ünal Öziş ile çalışan Prof. Dr. Orhan Baykan
    Bu kişiler dışında bu güne kadar uzun soluklu çalışan araştırmacı çıkmamıştır. Sevgili arkadaşım Galip Büyükyıldırım ise sadece Antalya antik kentleri üzerinde çalışmakta bu gün de bu konuda başvurulacak tek kişidir.
    Bu yazımda değerli Hocam Prof. Dr. Kazım Çeçen (1917-1997) den söz edeceğim.
    Kazım Çeçen (1919-1997), Elazığ’da doğmuş, orta öğrenimden sonra Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Almanya’ya gönderilmiş, 1944 yılında Berlin Teknik Üniversitesi, Su Yüksek Mühendisi olarak mezun olmuştur. Doktorasını Avusturya (Graz) Teknik Üniversitesi’nde tamamlanmış, yurda dönüşünde 1950 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne atanmış, 1960 yılında Profesör olmuş, 1966 yılında emekli olmuştur.
    Emekliliğinde tüm çabalarını tarihi su araştırmalarına vermiş yayınlanmış eserleri Osmanlı Su Kültürü ve su yapılarına çok büyük emek vermiştir.
    İstanbul su ve Kanalizasyon (İSKİ) tarafından yayınlanan altın değerinde eserleri
    -Mimar Sinan ve Kırkçeşme Tesisleri İSKİ yayını 1988
    -Üsküdar Suları, İSKİ 1991
    -Halkalı Suları, İSKİ 1991
    -Taksim ve Hamidiye Suları, 1992
    -Roma Su Yollarının En Uzunu, 1996, Türkiye Sanayi Bankası Yayını
    Kazım Çeçen eski Osmanlı kitabeleri de kendisi okuyabilen bir kişi idi. Bu da çalışmalarında kendisine çok yardımcı oluyordu.
    Aşağı resimde Kazım Çeçen’in tanıttığı ve Mimar Sinan’ın eşsiz eseri Mağlova kemeri

Toplam 152 yorum bulundu. 31-40 arası listeniyor.