Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    GELEN MESAJLAR ORHAN KUNTAY

    Sevgili Kardeşim Mehmet,
    Sınıf arkadaşlarından bir yaprağın daha toprağa düştüğünü dile getiren iletini aldım. Teşekkür ederim.
    Merhuma Allah'tan rahmet diliyorum. Yakınlarının ve arkadaşlarının başı sağ olsun.
    Merhum bizim yaşıtımız. Biz de kendimize dikkat etmeliyiz artık.
    Hayatı da ilgi çekici bilgilerle örülü... Dileğimiz çalışma hayatı kırgınlıklarla geçmemiş olsun.
    Konya'dan Akyaka'ya selam ve sevgiler.
    ARKADAŞINIZ SAİM SAKAOĞLU- Konya


    Sağ olasın Vefâkar Arkadaşım
    Toprağı bol olsun, Allah kalanlarına sabır ve uzun ömür versin.
    MEHMET ASİL YILMAZ - Adana

    Mehmet Bey merhabalar.
    Size, Konya Lisesi ve İTÜ Camiasına başsağlığı; merhuma Tanrıdan rahmet dileriz. Gerçekten önemli bir değerimizi kaybetmişiz. Allah geride kalanlara sağlıklı ve uzun ömürler versin.
    Havalar ısındı, Akyaka'ya taşındınız mı? Bu yaz için Muğla'da, Fethiye veya Marmaris çevrelerinde tatil planlıyoruz. Çok istememize rağmen İstanbul'da gerçekleştiremedik ama belki orada görüşme şansı yakalayabiliriz.
    İyi günler diler, selam ve saygılar sunarız.

    Tülay ve Güngör AYDIN Ankara



    Sevgili Mehmet
    Her zamanki gibi ;hayırlı isleri yapıyorsun ,teşekkürler
    Orhan Kuntay’ın Vefatına üzgünüm. Ailesine başsağlığı
    diler, mekanı Cennet olsun derim.
    Dr Sumer Aygen –USA



    Sevgili Kardeşim Mehmet,
    Orhan Kuntay arkadaşımıza Allah dan rahmet dilerim. Kendisini KTU den de tanırdım. Rahatsız olduğunu duymuştum. Son olarak Ismail’in Karaköy’de verdiği buluşma yemeğinde görüşmüştük. Epeyce zaman oldu, günler geçiyor yaprak dokumu devam ediyor. Allah geride kalanlara sağlıklı günler nasip etsin. Selam ve sevgiler....
    Ömer Alptekin İstanbul

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    SEVGİLİ SINIFARKADAŞLARIM (KONYA LİSESİ)
    TÜRKİYE ÖNDE GELEN ŞEHİRCİLİK UZMANLARINDAN YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR ORHAN KUNTAY’I (1939-2018) KAYBETTİK
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Konya Lisesi 1957 Fen Kolunda aynı sıralarda oturduğumuz arkadaşımız İnşaat Mühendisi Kadir Soyhan’ı 2017 yılında kaybetmiştik. 2018 yılında yaprak dökümü devam etti, 1957 yılı Konya Lisesi mezunu ve aynı zamanda İTÜ İnşaat Fakültesi 1962 mezunu Tuncay Orhan’ı kaybetmiştik, bunun ardından sınıf arkadaşımız Orhan Kuntay’da aramızdan ayrıldı.
    Kaybını arkadaşım Özcan Yalıner’in telefonundan haberim oldu. Tokatlı olduğunu ve orada toprağa verildiğini öğrenebildim. Maalesef daha fazlasını öğrenemedim. Şu kısa açıklamayı da gerekli görüyorum. Orhan Lise öğrenimi Konya Lisesinde yapmış, ancak son sınıfta son üç ayı Samsun Lisesinde tamamlamış, diplomayı oradan almıştır. Arkadaşımız kendisini devamlı Konya Lisesi olarak hissetmiştir.
    Başarılı meslek hayatını kendi yazdığı CV sinden internetten alıyorum

    ÖZGEÇMİŞ
    1963 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mimarlık Fakültesi’nden Y.Müh.Mimar, 1969 yılında Sorbonne (Paris) Ünıversitesi’nden Şehircilik Doktoru unvanlarını aldı.
    1976 yılında Doç.Dr., 1982 yılında İ.T.Ü. Senatosunca Prof.Dr. olarak yükseltildi. Fransa’da “Fransa Planlama Yöntemi” 7 ay ve “Gelişmekte Olan Ülkelerde Ulaşım” 1 ay özel uluslararası stajlarını yaptı. Montreal’de Institut d’Urbanisme’de 3 ay araştırma yaptı.
    1970-1983 yılları arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde Şehircilik Kürsüsü başkanlığı, Kent ve Bölge Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ve zaman zaman Bölüm Başkanlığı görevlerinde bulundu. Spor Birliği Başkanlığı yaptı.
    1983-1989 yılları arasında altı yıl Cezayir Turizm Bakanlığı’nda Uzman Danışman olarak görev yaptı. 25 adet Turizm Gelişme Projesi gerçekleştirdi. Polytechnique’ de Yüksek Lisans Öğretim Üyeliği yaptı.
    1991-2004 yılları arasında Gazi Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü başkanlığı yaptı. Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyeliğinde dört yıl görev aldı. 5 adet bilimsel kitabı yayınlandı.
    İnanın ben doktorasının Paris Sorbonne ‘da yaptığını yeni öğreniyor ve kendimi ayıplıyorum!!!!
    Son olarak Orhan Kuntay teklifi ile 2014 yılında İstanbul Karaköy’de İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesinde açtığım “8000 YILDAN BU YANA ANADOLU’DA HİTİT, URARTU, HELLEN VE ROMA DÖNEMİ SU YAPILARI” sergisini sevgili arkadaşım Orhan Kuntay’ın teklif ve isteği üzerine Ankara İTÜEVİ’DE Mayıs ayında tekrarladım. Ankara’da çok ilgi çeken bu sergimi buraya taşıyan sevgili arkadaşım Orhan Kuntay’a tanrıdan rahmet ailesine baş sağlığı dilerim.
    Sevgili arkadaşımın bir portresi ile sergiden bir fotoğraf eklenmiştir.

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    YÜCELEN HASTANESİ ŞİFA DAĞIYIYOR, KARDIYOLOG Dr. NURİ KÖSE’YE TEŞEKKÜR
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İnsan hayatı bir yelpaze gibidir. Aynı yaşta (öğürler) kişiler okul hayatında öğretmenlerinden varsa sevdiği kızlardan, üniversiteden mezun olup iş hayatına atılınca nerede iyi iş var serbest çalışırsa nerede mama !!! nerede ihale var, bürokraside ise nasıl başa geçilir konuları konuşulur.
    Yaş ilerleyip seksene merdiven dayayanlar için konuşulan konular sağlık konularıdır. Şeker için hangi ilacı kullanıyorsun, tansiyonun kalbin ne âlemde konuları baştadır. 2016 yılında İstanbul’da anjiyo sonucu 2 sten (boru) takıldı diye bir arkadaşıma dert yanıp kendime acındırmak istedim. Haline şükret bende 5 sten var dedi sustum kaldım. !!!!!
    Lafı fazla uzatmayalım. Konya’da doğdum, Konya ve İstanbul’da yaşadım, Yaşayabildiğim kadarıyla son mekân olarak Akyaka’yı seçtim.
    Bana öncelikle sağlık kurumları gerekli, Muğla Devlet Hastanesi çok kalabalık, tek çözüm özel hastane, O da Muğla özel Yücelen Hastanesi….
    Daha önce da çeşitli kliniklerinde tedavi oldum. Hastaneye alıştım. Yararlandım.
    Bu defa Kalp (Kardioloji) bölümüne yolum düştü, Dr. Nuri Köse’ye kontrol ve muayene için gittim. Zira geçen yıl Ağustos ayında beni anjiyo yapmıştı. Bu defa da çok uzun tetkikler yaptı, hastaneye yatırmağa gerek görmedi ve sonunda da elime bir dosya verdi. Mükemmel bir dosya kalbimle ilgili her bilgi, ben daha önce de İstanbul’da anjiyo oldum. Ekokardiyografi oldum, kalbimin tüm damar kalınlıklarını bende öğrendim, bana böyle detaylı dosya İstanbul’da vermediler. Yücelen Hastanesi asla İstanbul’u aratmıyor.
    Sonuç olarak Kardiyoloji (Kalp) uzmanı Dr. Nuri Köse’ye yardımcısı Sibel Soysal’a sonsuz teşekkürlerimi sunarım. İyi ki varsınız, varlığınızla bizlere büyük güvence veriyorsunuz…..

    (Muğla Devrim 17.04.208 yayınlandı)

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    YÜCELEN HASTANESİ ŞİFA DAĞIYIYOR, KARDIYOLOG Dr. NURİ KÖSE’YE TEŞEKKÜR
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İnsan hayatı bir yelpaze gibidir. Aynı yaşta (öğürler) kişiler okul hayatında öğretmenlerinden varsa sevdiği kızlardan, üniversiteden mezun olup iş hayatına atılınca nerede iyi iş var serbest çalışırsa nerede mama !!! nerede ihale var, bürokraside ise nasıl başa geçilir konuları konuşulur.
    Yaş ilerleyip seksene merdiven dayayanlar için konuşulan konular sağlık konularıdır. Şeker için hangi ilacı kullanıyorsun, tansiyonun kalbin ne âlemde konuları baştadır. 2016 yılında İstanbul’da anjiyo sonucu 2 sten (boru) takıldı diye bir arkadaşıma dert yanıp kendime acındırmak istedim. Haline şükret bende 5 sten var dedi sustum kaldım. !!!!!
    Lafı fazla uzatmayalım. Konya’da doğdum, Konya ve İstanbul’da yaşadım, Yaşayabildiğim kadarıyla son mekân olarak Akyaka’yı seçtim.
    Bana öncelikle sağlık kurumları gerekli, Muğla Devlet Hastanesi çok kalabalık, tek çözüm özel hastane, O da Muğla özel Yücelen Hastanesi….
    Daha önce da çeşitli kliniklerinde tedavi oldum. Hastaneye alıştım. Yararlandım.
    Bu defa Kalp (Kardioloji) bölümüne yolum düştü, Dr. Nuri Köse’ye kontrol ve muayene için gittim. Zira geçen yıl Ağustos ayında beni anjiyo yapmıştı. Bu defa da çok uzun tetkikler yaptı, hastaneye yatırmağa gerek görmedi ve sonunda da elime bir dosya verdi. Mükemmel bir dosya kalbimle ilgili her bilgi, ben daha önce de İstanbul’da anjiyo oldum. Ekokardiyografi oldum, kalbimin tüm damar kalınlıklarını bende öğrendim, bana böyle detaylı dosya İstanbul’da vermediler. Yücelen Hastanesi asla İstanbul’u aratmıyor.
    Sonuç olarak Kardiyoloji (Kalp) uzmanı Dr. Nuri Köse’ye yardımcısı Sibel Soysal’a sonsuz teşekkürlerimi sunarım. İyi ki varsınız, varlığınızla bizlere büyük güvence veriyorsunuz…..

    (Muğla Devrim 17.04.208 yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    YÜCELEN HASTANESİ ŞİFA DAĞIYIYOR, KARDIYOLOG Dr. NURİ KÖSE’YE TEŞEKKÜR
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İnsan hayatı bir yelpaze gibidir. Aynı yaşta (öğürler) kişiler okul hayatında öğretmenlerinden varsa sevdiği kızlardan, üniversiteden mezun olup iş hayatına atılınca nerede iyi iş var serbest çalışırsa nerede mama !!! nerede ihale var, bürokraside ise nasıl başa geçilir konuları konuşulur.
    Yaş ilerleyip seksene merdiven dayayanlar için konuşulan konular sağlık konularıdır. Şeker için hangi ilacı kullanıyorsun, tansiyonun kalbin ne âlemde konuları baştadır. 2016 yılında İstanbul’da anjiyo sonucu 2 sten (boru) takıldı diye bir arkadaşıma dert yanıp kendime acındırmak istedim. Haline şükret bende 5 sten var dedi sustum kaldım. !!!!!
    Lafı fazla uzatmayalım. Konya’da doğdum, Konya ve İstanbul’da yaşadım, Yaşayabildiğim kadarıyla son mekân olarak Akyaka’yı seçtim.
    Bana öncelikle sağlık kurumları gerekli, Muğla Devlet Hastanesi çok kalabalık, tek çözüm özel hastane, O da Muğla özel Yücelen Hastanesi….
    Daha önce da çeşitli kliniklerinde tedavi oldum. Hastaneye alıştım. Yararlandım.
    Bu defa Kalp (Kardioloji) bölümüne yolum düştü, Dr. Nuri Köse’ye kontrol ve muayene için gittim. Zira geçen yıl Ağustos ayında beni anjiyo yapmıştı. Bu defa da çok uzun tetkikler yaptı, hastaneye yatırmağa gerek görmedi ve sonunda da elime bir dosya verdi. Mükemmel bir dosya kalbimle ilgili her bilgi, ben daha önce de İstanbul’da anjiyo oldum. Ekokardiyografi oldum, kalbimin tüm damar kalınlıklarını bende öğrendim, bana böyle detaylı dosya İstanbul’da vermediler. Yücelen Hastanesi asla İstanbul’u aratmıyor.
    Sonuç olarak Kardiyoloji (Kalp) uzmanı Dr. Nuri Köse’ye yardımcısı Sibel Soysal’a sonsuz teşekkürlerimi sunarım. İyi ki varsınız, varlığınızla bizlere büyük güvence veriyorsunuz…..

    (Muğla Devrim 17.04.208 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    ANTİK ÇAĞDA ANADOLU’NUN BÜYÜK MİMARI HERMONEGES (M.Ö. 2 yüzyıl)
    MEHMET BİLDİRİCİ

    Bildirici
    Hippodamos’tan sonra Hermogenesi incele, İyi mimardır. Menderes Magnesia Artemis Tapınağı onun eseridir.
    Prof. Dr. Şadan Gökovalı
    Hayatı hakkında bilgi yok denecek kadar azdır, Bazı kaynaklar Karia bölgesi Alabanda (Aydın Araphisar) kentinde doğduğunu yazar. Ancak M.Ö 2 yüzyılda yaşadığı kabul edilebilir.
    Mimar Hermogenes’in Anadolu’da çok önemli iki eseri bulunmaktadır.
    1.- İyonya Birliği kentlerinden TEOS (İzmir Seferhisar) Dionisos (Bacchus) tapınağı
    2. İyonya birliği kentlerine yakın ama İyonya birliğinde olmayan daha sonra kurulan Magnesia antik kentinde Leokophryene (Beyazkaşlı) Artemis Tapınağı
    Priene antik kentinde görülen bir yazıtta üçüncü bir eseri olduğu konusunda bilgiler gelmekte ama bu konuda kesin bir şey söylemek mümkün değildir.
    Latince Mimarlık Tarihi yazarı Vitrivius (M.Ö 84-15) Mimari yapılarda uygunluğu sağlayan orantı konusunda Hermegenes’in kendisi üzerinde etkisi olduğunun yazar. Mimarlık Tarihi kitabı Latince yazılmış olup içinde su yapılarına ait çok değerli bilgileri içermektedir. Vitrivius ile ilgili bir yazım (Devrim Gazetesinde 23.01.2018 tarihinde yayınlanmıştı. Antik tapınaklarda ön ve yandaki kolonlar, yükseklikleri uyum içindedir.
    Aradan 22 yüzyıl sonra yapılan bugünün camilerinde (Mimar Sinan ve bazı özgün eserler dışında) bu uyum asla yoktur. Bina ile minare uyum içinde olmayıp, en yüksek minare yapmak ölçü alınır.
    Magnesia antik kenti örnek olarak İyon kenti Efes’ten yaklaşık 600 yıl sonra kurulmuş bir kenttir. Teselyalıların gelip yerleştiği kabul edilmektedir.
    Kent Aydın İzmir yolu üzerinde Ortaklar’da yer almaktadır. Kentte ilk kazılar 1891-1893 yılları arasında yapılmış kazılardan çıkan eserler Paris, Berlin ve İstanbul müzelerinde görülebilmektedir. Halen Orhan Bingöl başkanlığında kazı çalışmaları sürmektedir. İstanbul Arkeoloji müzesini defalarca gezdim ve bu eserlere rastladım. 1991 yılında Berlin Pergamon müzesini ve 2001 yılında Paris Louvre Müzesini kapsamlı bir şekilde görmek kısmet oldu. Yaklaşık 10 m yüksekliğinde Mağnesia antik kentinden giden kolonlar hala gözümün önündedir !!!!!!!.
    Ben şahsen Magnesia görememiş olmayı büyük bir eksiklik addediyorum. Ama TV programlarında birkaç defa kenti tanıtım filmlerini izledim, hayran olmamak elde değil. Gezmeyi seven herkesin burayı görmesi gerekli diye düşünüyorum. Tabii yerinde şahane yapıların ve Artemis tapınağının kalıntıları bulunmakla ve sabırla gün ışığına çıkmayı beklemektedir.
    Artemis Leokophryene (Beyazkaşlı) Tapınağı Anadolu’daki en büyük tapınak değildir. Mimarı yönden en uyumlu yapı olarak kabul edilmektedir. Bu da Hermogenes’in çok büyük bir mimar olduğunu göstermektedir. Yazıya tapınağın yeniden canlandırılmış bir resmi eklenmiştir. (ilk resim)
    İzmir Seferhisar Teos Dionysus tapınağı Hermogenes tarafından onun adına yapılmış en büyük tapınaktır. Dionysus bilindiği gibi şarap tanrısıdır. Roma’daki ismi Bacchus’tur. Aşk şarap şiirleri şairi ANAKREON (M.Ö 582-485) Teos’lu olmasının bu geleneğin burada çok köklü olduğunu göstermektedir. Hermogenes’in yaptığı tapınak 200-300 yıl sonradır. Belki Anakreon zamanında daha basit eski bir tapınak vardı ve belki de bu muhteşem tapınağın buraya yapılmış olmasınında Şairin etkisi olabilir. Kim bilir???
    Bu tapınağın tasarlanan yeniden yapılmışına ait bir resim eklenmiştir. ( İkinci resim)
    (Muğla Devrim 18.04.2018 yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    İYONYA’NIN TEOS KENTİNİN LİRİK ŞAİRİ ANAKREON (M.Ö.582-485?)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Teos antik kenti Anadolu’nun Ege Bölgesinde kurulmuş olan İYONYA birliğinin 12 kentinden biridir. Teos bugün İzmir’in güneyinde SEFERHİSAR ilçesi dâhilinde SIĞACIK denilen mevkidedir.
    Seferhisar bugün Akyaka’nın da sahip olduğu Yavaşkent (Cittaslow) unvanına sahip olan sayılı yerlerden biridir. Antik Teos kentinin kalıntılarını da bünyesinde barındırmakta, Seferhisar’ın değerini kat kat artırmaktadır.
    Mimar Hermogenes’in eseri olarak yaklaşık M.Ö 2 yüzyılda inşa edilmiş antik dünyanın en büyük DIONYSOS (BACCHUS) tapınağının kalıntıları buradadır.
    Lirik şair Anakreon M.Ö 582 yılında Teos’da doğduğu ve yaklaşık uzun bir ömür sonu M.Ö 485 yılında burada öldüğü kabul edilmektedir. Hayatı hakkında bilinenler çok çok azdır. Teos M.Ö 545 yılında Persler tarafından işgal edilir. Kent halkı bu olaydan önce Trakya tarafında deniz kenarında ABDERA (Yunanistan) kentine taşınırlar veya onu kurarlar, Şair 37 yaşındadır ve kentinden ayrılır.
    Anakreon daha sonra Polikrates’in yöneticisi oldu Sisam (Samos) Adası gitti ve ona sığındı. Polikrates çok despot biri olmasına karşı adasında su tarihinin en büyük ve uzun tünelini inşa ettirdi, aynı zamanda sanatın ve sanatçıların koruyucusuydu. Policrates’in Persler tarafından öldürülmesi üzerine başka bir koruyanın yanına Atina’ya gitmiştir.
    Anakreon’un şiirlerinin çok büyük kısmı bugüne gelememiştir.. Eserleri 2. yüzyılda İskenderiye’de yaşayan Aristakhus tarafından ileri nesillere aktarılmıştır.
    Anakreon şiirlerinde İyon lehçesini kullanmıştır. Anakreon şiirlerinde aşk temalarını işlemiş, tabir caizse içki âlemlerinin zevk ve sevginin şairidir.
    Ömrünün son yıllarında Teos’a döndüğü ve orada öldüğü sanılmaktadır. Anekreon Hellenistik ve Bizans şairlerini, Rönesans öncesi Avrupa edebiyatlarını derinden etkilemiştir.
    1554 yılında eserleri ilk defa Fransa’da Henri II Estienne tarafından yayınlandı. Bunun Fransız şiiri üzerinde büyük etkisi oldu. Şiirleri İngiltere’ye 1656 yılında ulaştı. Thomas Moore 1800 yıllarında en güzel şiirlerini yayınladı.
    Anakreon’un şiirleri İtalyan, Alman şairlerinde etkisini gösterdi. Anakreon doğduğu topraklarda tanınmadığı gibi hakkında Türkçe kitap yayını yok denecek kadar azdır.
    Balıkesir Bandırma antik Kzikos kentin de yaşamış bir kişin mezar taşında Anakreon’un ismi geçmektedir. Bu şiir şöyledir.
    “Yakınımda Afrodite tapınağı
    İçinde aşk tutkusunu bilen Anakreon heykeli
    Lekesiz kızlarla aşklar yaşadım
    Mezarımda bunların resimleri var
    Bunları eleştirenler olursa
    Onlara söyleyecek çok şeyim var
    Ben Matrodoros oğlu Menekrates
    (Muğla Devrim 11.04.2018 yayınlandı)

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    NİSAN AYI BAŞINDA AKYAKAYA DÖNDÜM, ÇALIŞMALARIMA BURADAN DEVAM EDECEĞİM
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bildirici
    Büyük İskender yazılarını çok beğeniyorum
    Gökova mahallesinde açılacak kütüphaneye kitaplarımın bir kısmını vereceğim
    Bundan en çok yararlanacak sen olacaksın
    Şadan Gökovalı
    Kasım 2017 de ayrıldığım Akyaka’ma geri döndüm, çok mutluyum. Ben aslında İstanbul’u da seviyorum. Orada da çok kültürel etkinlikler var, ama seksenin ucuna yapışmamdan dolayı, trafik ve kalabalıklardan dolayı pek fazla pek dışarı çıkamadım. Öyle olunca bol bol film seyrettim, Fransız MEZO TV kanalında konserler izledim. Geri kalan zamanda bol araştırma yapıp DEVRİM Gazetesine yazılar yazdım. Yazı yönünden çok verimli geçti diyebilirim.
    Yazılarımda az bilinen konulara yöneldim, üç örnek vereceğim. Büyük İskender’in Asya seferi ile 11 yılda 7-8 ülkede 24 kent kuruluşunun gerçekleşmesidir. Bir diğeri bir İyonya kenti olan Milet’in (Aydın) 50-60 koloni (büyük çoğunluğu Karadeniz Bölgesi) kurması, bir üçüncüsü Grek dünyasına alfabenin Fenike’den M.Ö 9 yüzyılda İyonya Birliği (Ege Bölgesi) tarafından kabul edilip tüm Yunanistan’a daha sonra buradan Latin ve Krilik (Rus) alfabesine geçilmesidir. İyonya ile o zamanki alfabe Arapça gibi sağdan sola yazılırken, tam tersine soldan sağa doğru yazılmasıdır.
    Gene Fenike alfabesi Arapça, İbranice gibi sağdan sola yazılırken İyonya birliği bunu soldan sağa çevirmiştir. Türkiye ve tüm Avrupa ülkelerinde bu kullanılmaktadır.
    Yazı ve alfabe konusunda İyonya kanalıyla gelen bu buluş en az Fenikelilerin alfabeyi buluşu kadar önemlidir.
    Sevgili okuyanlarım biliyorum bunlar biraz derin ama çok çok önemli konulardır. Bilinmesi gerekir diye düşünüyorum. En sade olarak açıklamaya çalıştım. Gene de ne kadar anlatabildim bilemiyorum.
    Ayrıca Muğla’nın kültür atmosferine kavuştuğum için mutluyum, Menteşe Kültür Evinde ve Öğretmen evinde değerli kültüre duyarlı dostlarımla tüm yaz boyu sohbetlerim olduğu için sevinçliyim.
    Yazı ekinde Arapça gibi sağdan sola yazılan İBRANİ Alfabesi eklenmiştir. Tevrat yazı dili olan İbrani alfabesinin Arapça harflere benzerliği şaşırtıcı
    İncelenirse ilk iki harf İbranice Alef – Bet Arapça Elif-Ba Türkçe A-B

    (Muğla Devrim Gazetesi 10.04.2018 yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    KONYA LİSESİNDE BİR DÖNEM KAPANDI
    İLK KIZ ÖĞRENCİLERİNDEN, YAŞAYAN EN ESKİ MEZUNLARINDAN GÜZİN ATADAMİR’İ (1923-2018) KAYBETTİK.
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bilindiği gibi Konya Lisesi 1950 yılı öncesi Türkiye’nin en önde gelen Liselerinden biridir. Buradan mezun olan zamanın gençleri Avrupa sınavlarının kazanmış orada eğitim almış ülkeye hizmet etmişlerdir. Bunlar saymakla bitmez, başta Nail Çakırhan 1928 yılı Konya Lisesi mezunudur. Değerli bir edebiyat uzmanı Muğlalı Hikmet İlaydın bu lisede müdürlük yapmıştır. Eski Ula Kaymakamı, eski Valilerden ve Eski İçişleri bakanı Teoman Ünüsan, eşi Fahamet Hanım ve ben Mehmet Bildirici Konya Lisesi 1957 yılı mezunlarındanım. Muğla’da emekli Hâkim ve Avukat Göktürk Aksoy 1956 Konya Lisesi mezunudur.
    Bu yazıda konu edilen, bu ay içinde aramızdan ayrılan Güzin Atademir (1923-2018) Konya Lisesi’nin ilk kız öğrencilerindendir. Babası Vatansever lakaplı Celal İmer (1885-1955) Konya Lisesi Coğrafya öğretmenidir. Onun ölümü ile bir dönem kapanmıştır. Zira kendisi yaşayan en eski mezun ve 1950 öncesi yaşayan tek öğretmendi. Güzin Hanım 1942 yılında Konya Lisesi’nden mezun olmasının ardından ihtiyaç üzerine aynı yıl Fransızca öğretmenliğine atanmış, 1942-1945 yılları arasında öğretmen olarak çalışmıştır. Bu uygulama bugün bize garip gelebilir, ama o yıllarda bunlara rastlamak olağandır.
    Güzin Hanım daha sonra öğrenimine Ankara Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi Fransızca bölümünde devam etmiştir.
    Güzin Hanım Konya’nın en önde gelen ailelerinden ATADEMİR’lerin en küçük oğlu Hamdi Ragıp Atademir (1908-1976) ile evlenmiştir. Kısaca bu aileden de bahsetmek isterim. Ağabeyleri Samih Ragıp Atademir Konya Lisesi müdürlerinden olup diğer ağabeyi Prof. Dr. Saip Ragıp Atademir, tıp doktorudur. Öğrenimini Almanya’da yapmış, bilim adamı olarak Afganistan’da üniversitede görev yapmıştır. Bu üç deve dişi gibi kardeşlerin babası Konya’da tanınmış din adamı Ragıp Hocadır.
    Eşi Hamdi Ragıp Cumhuriyetin ilanında Medrese öğrencidir. Fark dersleri verip Konya Lisesi öğrencisi olarak mezun olmuş, Avrupa sınavlarını kazanmış Fransa’da felsefe eğitimi görmüştür. Başta Aristo olmak üzere pek çok Yunan klasiklerini Türkçeye kazandırmıştır.
    Hamdi Ragıp Atademir 1950-1960 yılları arası Demokrat Partiden Konya Milletvekili olarak seçilmiştir.
    Konya için çok önemli kişiler olan Atademir kardeşlerin her üçünü yakından tanıma fırsatını elde eden biriyim. Benim okuduğum Konya Lisesi Orta kısmında Samih Atademir Konya Lisesi Müdürü idi. Ben Orta 1 de iken bir gün koridorda beni gördü, beni tanıdığını sanmıyordum, velin Derviş Sinangil imiş, karneni ona imzalat demişti.
    Sahip Atademir hiç evlenmemişti. Öğrenci iken İstanbul’da Beyazıt Divanyolu’nda evinde ziyaret etmiştim. Beş odalı evinin dört odası ağzına kadar kitap doluydu. Bunların tümünü Konya Selçuk Üniversitesine bağışladı.
    Hamdi Ragıp Atademir ile Konya Mühendislik Mimarlık Akademisinin açılış töreninin ardından bir yemekte Konya Valisi ile birlikteydik. Bir süre benimle konuştu.
    Kendisi ile 1959 yılında Konya Lisesi’nin 70. Kuruluş törenlerinde bulunmuştur. Bu toplantıda Konya Milletvekili Hamdi Ragıp Atademir, Fizik öğretmenimiz Hüseyin Köroğlu ve ben üniversite öğrencisi olarak, Meram’da yazlık evinde olan Konya Lisesinin ilk mezunu Faik Soyman’a (1876-1960) ziyarete gitmiştik. Benim için unutulmaz bir anı idi. Atademir’lerin evleri benim büyüdüğüm eve yakındı.
    Güzin Atademir kışları Ankara, yazları Datça Aktur’da yaşıyordu. Ablası Vedia Sinangi’den dolayı akraba olmamıza rağmen kendisi ile hiç yüz yüze gelmedik, ama Konya Lisesi çalışmalarımda çok önemli bir kaynak kişiydi. Yazılı ve telefonda bana pek çok bilgiler verdi. Her bayram ve öğretmenler gününde telefonda arardım. Çok hakikatli birisin lafı şimdi kulaklarımda çınlıyor. Cenazesi Ankara’dan kaldırıldı. Kendisine tanrıdan rahmet diliyorum. Aydınlıklar içinde uyusun.
    (Muğla Devrim 03.04.2018 yayınlandı)

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    BÜYÜK İSKENDER’İN AFGANİSTAN VE ÖZBEKİSTANDA İZLERİ VE KURDUĞU KENTLER IV
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İskender M.Ö 330 yılında Mısır’dan sonra Pers Kralı’nın peşinden Afganistan, Tajıkistan ve Özbekistan işlerine ilerledi ve gelişi geçici değildi, burada da kentler kurdu ve kurdurdu..
    Sadece Afganistan’da kurulan kent sayısı 5 adettir. Bunlar bilinenlerdir. Daha bilinmeyen ve kazılar sonucu ortaya çıkacaklar da olduğuna inanıyorum.
    Afganistan benim çok ilgimi çekti. Benim baba kökenim 15 yüzyıl başlarında Afganistan Horasan bölgesinden gelip Konya Beyşehir arasında bir köye yerleşmiş, bu köye ilk yerleşen kişinin ismi olan YATAĞAN ismini almış. Elde bulunan Vakıf kayıtlarına göre bu dönem 1403’lü yıllar olup Konya’da yönetici Karamanoğlu II. Mehmet’tir.
    Bugün Afganistan’ı basından ve internetten inceliyorum. Koyu bir taassup içinde ve tüm batı kültürüne ve ilime karşı, kadınların en az hak sahibi olduğu bir ülke…
    İskender’in seferinden sonra Grek dili buralarda yayılmış, Makedonyalılar buralara yerleşmiş yerli halktan pek çoğu kültür olarak Helenize olmuştur.
    Daha önce büyük İslam bilgini ve tıp adamı İBNİ SİNA (AVİCENNA) bu topraklarda yaşamış, onun büyük bir bilgin ve hekim olduğunu bilirdim ama onun hayatını incelemem ben de köklü düşüncelere yöneltti. İBNİ Sina İskender’den 1300 yıl sonra Grekçe kitaplar okuduğunu öğrendim. Bu dili nasıl öğrendi, kim öğretti, derin derin düşündüm. Ayrıca bölgede yaşayan sadece İbni Sina değildir. Aynı çağda başka bir bilgin El Bruni ve başkaları da vardı. Avrupa’dan kilometrelerce uzakta olan İbni Sina’nın nasıl farkına varıldığı kimlerin aracı olduğu derin düşündürdü. Buradan Afganistan, Özbekistan, Tacikistan ve Orta Asya’da Helenizm’in izleri olabilir mi? düşüncesine yöneltti.
    Çeşitli araştırmalar yanında “Dr. Potitsa Grigorio’nun Hellenism in the Orient or Spreading of Greek Civilization in Asia” İngilizce makalesi bu konuda çok yararlı oldu, ekinde de pek çok görselleri vardı.
    Şimdi Afganistan kurulan kentler
    Herat Farah Kandahar Charikar (Kabil) Ai Khanum
    Tajikistan Khozkent
    Özbekistan Ai Khanum, (Ay Hanım) Amu Derya üzerinde
    Bunların hepsi Afganistan’ın en önemli kentleridir.
    Bunlardan Orta Asya’ya yakın Ai Khanum hakkında yukarı makaleden bazı bilgiler sunulacaktır.
    Ai Khanum Avrupa’ya en uzak olan kenttir. Bactria seferinde İskender’in yaşıtı ve çok sevdiği askeri Hephaestion (M.Ö 356 –Ecbatana-Hamadan M.Ö 324) tarafından kurulmuştur. Çok ilginç Türkçe AY HANIM anlamındadır.
    Fransızlar tarafından kazı yapılmış AY Hanım’ım kent planı çıkarılmıştır. Sanki Ege de ortaya çıkarılmış bir antik kent, kentin bütün öğeleri aynı… Tiyatro, kaya mezarlar (tombs), Gymnasyum, Saray (Palace)
    İsmi Türkçe olan (Helenistik ismi bilinmiyor) Ay Hanım’ı (Ai Khanum) ben pek sevdim.
    Burada bulunan Grekçe bir kitabeyi İngilizce’den Türkçeye çevirdim
    As a child be orderly Bir çocuk olarak düzenli
    As a youth self controlled Bir genç olarak kendini kontrol eden
    As a old man be good counsel Bir yaşlı olarak bilge olmak
    When dying be without sorrow Ölürken üzüntülü olma
    Yazı ekine Ay Hanım’ın antik kent planı ve Kandahar’da bulunmuş Helenistik bir yazıt (Grekçe- Aramice) eklenmiştir.
    Yeni yeni şeyler öğrenince yeni yeni sorular da ortaya çıkmaktadır.
    -Kuruluşunda böyle parlaklık olan bir ülke olan Afganistan bugün nasıl Taliban, El Kaide’nin yönetime gelebildiği bir ülke haline gelebildi?
    -Bu parlak uygarlık Özbekistan ve Orta Asya’ya gelebilmişken sonradan buralara yerleşen Türk kökenli halklar tarafından niye bir kültürel bir yakınlaşma oluşmamıştır.?

    (Muğla Devrim 28.03.2018 yayınlandı)

Toplam 347 yorum bulundu. 41-50 arası listeniyor.