Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 11-02-2017

    AKYAKA’DA YAŞAMIŞ HANEDAN MENSUBU SELİM ETHEM (1939-2009)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Selim Ethem (1939-2009) Akyaka’da yaşamış tek Osmanlı Hanedanı mensubuydu. Sultan II Abdülhamit’in torununun torunu, Oğlu Mehmet Selim’in kızı Nemika Sultan’ın torunu. Yurt dışında Lübnan’da doğmuştur. Orta öğrenimi Fransız okulunda görmüş, Lise öğrenimini İstanbul’da yapmış, Fransızca yanında, Türkçe, uzun yıllar Suudi Arabistan’da kaldığından Arapça ve İngilizce bilmekteydi. Eşi Azize (Krissi) İngiliz kökenliydi. Selim Ethem’in evlilikten çocuğu olmamış, eşinin önceki evliliğinden bir oğlu bir kızını evlat edinmiştir.
    1990’lı yıllarda eşi Krissi Azmak kenarında küçük bir evde yalnız yaşıyordu. O yıllarda yaşadığı ev köyün tamamen dışındaydı. Burada yaşamak büyük bir cesaret gerektiriyordu. Tabii koruyucu iyi bir köpeği vardı.
    Biz ailecek önce Krissi ile tanıştık. Marmaris kavşağında dolmuş bekliyordu, onu arabamıza aldık birlikte Marmaris’e gittik. Selim henüz Suudi Arabistan’da idi.
    Krissi o yıllarda zengin İngiliz turistlerin otel işlerinde yardımcı oluyordu. Bir gün çevre tarihi hakkında bilgin var mı? diye sordu. Bende Türkçe kitaplardan derlediğim notlarımı ona verdim. Onları geri aldığımda pek faydalı bulmadığını hissettim Bana döndü sen George Bean’i okundun mu diye sordu. Hayır hiç duymadım, onu tanımıyorum dedim, Onun İngilizce kitabı olduğunu söyledi. Bu kitabı bana Konya’da okumam için bana ödünç verdi. “Beyond the Meander-Menderes’in ötesi”. Böylece Muğla yöresi antik tarihi için çok önemli bir kişinin varlığını Krissi’den öğrendim ve yıllar sonra buradan ona teşekkürlerimi sunuyorum. Beni bir derya ile tanıştırmış oldu. Bean çalışmalarımda başucu kitabım oldu.
    Selim daha sonra Akyaka’ya geldi, henüz Türk vatandaşı değildi. Padişah dedesi gibi marangozluğa çok meraklıydı. Kendisi bir yat yapabiliyordu, nitekim bir Suudi Prense bir yat yapmıştı.
    Selim tam bir aristokrat idi. Kolay kolay aristokrat olunmuyor. Paranız olabilir, fabrikanız olabilir ancak sizin torununuz aristokrat olabilir. Krissi ve Selim ile arkadaş olduk, gider gelir olduk bir defasında Konya’da Mevlana İhtifallerine geldiler, evimde onları misafir ettik. Selim hayatımda rastladığım en kibar ve efendi insanların başında geliyor.
    Akyaka ile ilgili çalışmalarımda Selim’den de çok faydalandım. Akyaka’ya hayran ve tarihini araştıran Paris’te yaşayan Guy Meyer isimli bir arkadaşından bahsetti, ben izin verirsen tanışmak isterim dedim. Adresini verdi Meyer’e bir mektup yazdım, İdima hakkında bildiklerini sordum. Tabii Selim’in arkadaşı olduğumu da yazdım.
    Bana İdima hakkında okunmuş tüm Helenistik yazıtları içeren Almanca bir kitapçık gönderdi. Dünyalar benim oldu, Meyer’i tanımam da George Beam kadar önemliydi. Almanca bilmediğimden onu okuttum. Burada Heike’nin (Bahar Suseven) çok yardımı oldu. Bu ve bunun gibi yabancı yayınları kopyalarını Web siteme koydum. Muğla’daki akademik çevrelerden bunları neden bahsediyor diye bir meraklı çıkmadı. !!!!!!!
    Selim’in babaannesi NEMİKA Hanım Sultanın bir kızı vardı. SATIA Sultan, onun hakkında da kısa bir şeyler yazacağım. Satıa Turan (1927-2003) Paris’te doğdu. Orada Hukuk öğrenimi gördü, 1952 yılında Hanedan hanımlarına Türkiye’ye dönme yasağı kalkınca 25 yaşında yurduna döndü. Demokrat Parti ve Tarihçi Osman Turan (1914-1978) ile evlendi. Osman Turan özellikle Selçuklu Tarihi uzmanıydı. Selçuklu devlet yapısını çok iyi anlatan bir kitabını daha önceden Konya’da okumuştum.
    Sata Halanın çocuğu yoktu. Selim onun mirasçısı idi. Akyaka’dan gider İstanbul’da bir köşkte oturan halanın ihtiyaçlarını görürdü. Şahsen Satıa Sultan ile bir defa telefonda görüşme onurunu taşıyorum.
    Sonuçta Selim Akyaka kalabalıklaştı diye Akyaka’dan ayrılmaya karar verdi. Benden evinin satımında tanıdıklarıma tavsiye ricasında bulundu. İstediği fiyatlar çok yüksekti, ben yardımcı olamadım. Nihayet evlerini Barış Manço’nun eşi veya erkek arkadaşına sattılar.
    Bir azmak turunda Selim’in evini Barış Manço’nun evi diye anlatmazlar mı? !!!!!!! Hayretler içinde kaldım, sözde rehberi uyardım. Bu Selim’im Akyaka’da yaptırdığı evdi. Küçük bekçi kulübesini ise daha önce Heike (Bahar Suseven) satın almıştı.
    Selim ata toprağı İznik Gölü çevresinde aldığı bir eve yerleşti. 2009 yılında hastalanmış ve Bursa Uludağ hastanesine kaldırılmış ve 16.04.2009 günü aramızdan ayrılmış ve İznik’te toprağa verilmiş.
    Selim gerçekten kibar bir kişi idi, atalarına çok saygılı idi, Avrupai bir yaşam tarzını benimsemişti.
    Selim’in hayatı elbette bu yazının sınırları içine girmez, daha geniş onu tanımak için eşi Azize Ethem’in İngilizce yazılmış “BEYOND THE ORCORCHARD” isimli kitabını okumalıdır.
    Yazıya ek olarak Azize (Krissi) & Selim Ethem çiftinin fotoğrafı eklenmiştir.

    Muğla Devrim 11.02.2017 de yayınlandı)(

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 08-02-2017

    MEHMET BİLDİRİCİ’NİN SU TERAZİLERİ KONUSU İLE ÇALIŞMALARI
    www.ilimfaziletvakfi.org.tr yer aldı

    PROJENİN ADI:
    İSTANBUL’DA ROMA VE OSMANLI DÖNEMİNE AİT SU TERAZİLERİNİN LOKASYONLARININ BELİRLENMESİ VE GENEL ÖZELLİKLERİNİN ANALİZİ ÜZERİNE BİR ENVANTER DENEMESİ AMAÇ:
    İstanbul, eski çağlardan beri çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış bu sebeple Roma ve Osmanlı mimarisine ait birçok eser günümüze ulaşmıştır. Bu çalışmada, İstanbul’daki Roma ve Osmanlı dönemi tarihi eserlerden biri olan su terazisi yapılarının lokasyonunun belirlenmesi, lokasyonu belirlenen su terazilerinin genel özelliklerinin analiz edilmesi, bu konuyla ilgili yapılan çalışmaların bir araya getirilerek derlenmesi amaçlanmaktadır.
    ANAHTAR KELİMELER: İstanbul, su terazisi, lokasyon, envanter
    GİRİŞ: Su, tüm canlıların hayatsal aktivitelerini gerçekleştirebilmeleri ve sürdürebilmeleri önemli bir öğedir. İnsanoğlu, uygarlık düzeyini artırdıkça, suyun yerleşim yerlerine ulaştırılması için farklı su yapıları oluşturmuş, farklı iletim yöntemlerini kullanarak suyu yerleşim bölgelerine ve sulama alanlarına taşımışlardır. Su kemerleri, maksemler, kanallar, su toplama havuzları ve su terazileri bu yapılardan bazılarıdır.
    Memba yerinden temin edilen suların köy, kasaba ve şehirlerindeki insanların oturdukları evlere, sokak çeşmelerine dağıtmak için boru ağı ile inşa edilen yapılara “Su Şebeke” tesisi denmektedir. Su şebeke boruları bugün çelik, pik-font, düktil, asbest, galvaniz, plastik vs. gibi maddelerden yapılmaktadır. Osmanlı döneminde ise künk borular kullanılmıştır. Kaynağından toprak ve künklerle alınan su bir vadiye gelindiğinde karşı tarafa su kemerleriyle ( bir veya birkaç katlı) geçirilirdi. Kemerlerin nihayetinde künklerle semt ve mahalle içine giren su çeşmelere bağlanır idi. Yönünün ve debisinin ayarlanması ve fazla suyun kanallara girmeden tahliye edilebilmesi için “savak” denilen tesislerden geçerdi. Bu yapılarda bulunan su sandıkları suyun ölçülmesine ve fazlasının ikinci bir suyoluyla tahliyesine yarardı. Çeşmeyle su sandığı arasındaki kot farkını giderebilmek ve suyun oluşturulduğu basınç nedeniyle toprak künklerinin patlamasını önlemek için su terazisi kullanılırdı. Su terazileri harçla ve tuğla karışımı ile örüldüğü gibi kesme taşlarla örülmüş olanları da vardır. Su terazileri suyun hem basıncını hem de birden fazla çeşmeye su dağıtımını temin etmekteydi. Eski suyolu haritalarında isale hattı ve şebeke hattı üzerinde çok sayıda su terazisi tesis edilmiş olduğunu görmekteyiz. İstanbul’daki su terazilerinin çoğu yıkılmış ve ortadan kalkmıştır. Sağlam durumda olanların sayısının 30 adet civarında olduğu tespit edilmekle birlikte bu konuda farklı çalışmalar bulunmaktadır. Prof.Dr. Kazım Çeçen’in “İstanbul’da Osmanlı Dönemi Su Yolları” adlı eseri de başvurduğumuz ana kaynaklardan biri olmuştur. Bu konuyla ilgili Sayın Mehmet Bildirici’nin “Tarihi Su Yapıları Derlemesi” ve Mesut Göksu’nun “ Su Terazileri” adlı çalışması bulunmaktadır. Bu projemizde, yukarıda bahsedilen çalışmalar baş kaynak olarak kullanılmış, ayrıca birçok tarihi belge taranarak günümüzde harap olan su terazilerinin varlıkları teyit edilmiştir. Ayrıca konuyla ilgili uzman Mehmet Bildirici ve Alan Edmonds, Mr.Yehuda Peleg, Martin Scwartz ve Mesut Göksu arasındaki su terazileri ile ilgili yazışmaların dökümanları incelenmiş, Moltke’nin tarihli haritası esas alınarak oluşturulan buradaki bilgiler derlenmiş, su terazilerinin lokasyonu çalışmalarına başlanmıştır

    Bu çalışmamız, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün “İstanbul Kültür Mirası ve Kültür Ekonomisi Envanteri” nde yer alan su terazileri ile Alan Edmond, Mehmet Bildirici, Mesut Göksu ve Forcheimer’a göre tespit edilen fakat İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün “İstanbul Kültür Mirası ve Kültür Ekonomisi Envanteri” kayıtlarında bulunmayan su terazilerinin tespit edilerek karşılaştırılması ve derlenmesi ve toplu envanterinin oluşturulması açısından farklılık göstermektedir.
    YÖNTEM: Konuyla ilgili kaynak taraması yapıldıktan sonra İstanbul’daki su terazilerinin yerleri harita üzerinde işaretlendi. Bu veriler toplandıktan sonra İstanbul’un Sarıyer, Emirgan, Bebek, Eminönü, Eyüp, Üsküdar, Fatih ilçelerinde harita bilgileri ışığında su terazilerinin lokasyonu tespit edilmiş, belirtilen lokasyonda bulunmayan, harap yapı halinde olanlar belirlenmiştir. Ayrıca lokasyon çalışmalarının yapıldığı sokakta yaşayan mahalle sakinleri ile görüşülerek özellikle günümüze kadar gelemeyen su terazilerinin varlığı kaynak bilgilerle de birleştirilerek tespit edilmiştir. İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün
    İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün “İstanbul Kültür Mirası ve Kültür Ekonomisi Envanteri” kayıtlarında bulunan su terazileri; envanter numarası, türü, kültür dönemi, yapım tarihi, rakımı, taşıyıcı sistem, örtü türü, örtü malzemesi, cepheye ilişkin madde, cephenin özellikleri, sağlamlık durumu, yakın tarihli onarım, plan özellikleri, cephe devşirme malzemesi, iç mekanda benzeme, mimari üslup, günümüzdeki işlevi, yaptıran kişi, yazıt, özgünlük durumu(fiziksel), özgünlük durumu (işlevsel), mal sahibi, bakanlık sorumlusu kuruluşu, tescil durumu kriterlerine göre sınıflandırıldı ve tek bir su terazisi envanteri tablosunda birleştirildi. Farklı kaynaklara göre tespit edilen ve kendi içinde farklılık gösteren Alan Edmond, Mehmet Bildirici, Mesut Göksu ve Forcheimer’a göre tespit edilen fakat İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün “İstanbul Kültür Mirası ve Kültür Ekonomisi Envanteri” kayıtlarında bulunmayan su terazileri ayrı bir bir önemkazanmaktadır.

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 08-02-2017

    GOOGLE MOTORU İLE SANAL ÂLEMDE GEZİ
    Google Motoru ile İnternette gezerim. Bir bakıma kenti peşime düşerim. Gururla görüyorum da hiç aleyhte yazan yok. Gerçi sebepte yok.. Ben politik konulara girmiyorum. Benim varsa yoksa kültür, Anadolu’dan fışkıran kültür.
    İlginç sitelere konuk oldum


    İçinde 16 sayfa hikâyem konulmuş. İlgi ve gururla izledim.
    Kim düzenlediyse çok çok teşekkür

    Global Climate and its effects in Turkey
    Kaynaklar kısmında 107 olanı Mehmet Bildirici

    The Climate of Rebellion in early Ottoman Empire
    Sam White
    Kaynak kısmında 8 olanı Mehmet Bildirici

    www.biyografya.com Sadrettin Karatay biyografisi içinde
    Ata Karatay’ı ziyaret Mehmet Bildirici yazısı alınmış

    İTÜ 50 YIL KUTLAMALARI İTÜ 239 YIL
    www.denizhaber.com.tr
    www.turkishnews.com
    İçinde Mehmet Bildirici’nin konuşması haber yapılmış

    Paylaşmak istedim

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 08-02-2017

    BİR ZAMANLAR GÖKOVA (KOZLUKUYU)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    1996 Yılında Emekli olunca tüm yaz boyu Akyaka’da kaldım. Çevreyi bu yıl daha iyi tanımaya başladım.
    26 Mayıs 1996 günü Gökova (Kozlukuyu) köyünde Ula Kaymakamlığı’nın düzenlediği bir Yağlı Güreş turnuvasını izledim. Bu şimdiye kadar gördüğüm ilk Yağlı Güreş yarışması idi. Maalesef bu ilk ve sondu.
    Giriş paralı idi. Önce arşivimdeki davetiyeyi yazacağım.
    “26 Mayıs 1996 Günü Ula Kaymakamlığı himayelerinde Köy Birliği Milli Eğitim yararına Yağlı Pehlivan güreşleri yapılacaktır.
    Güreş Giriş Bileti No 2858 (Benim bilet)
    Fiyatı 100.000 TL
    Törenleri oradaki karşılaştığımız rahmetli SERVER DATÇA ile izledik. Meğer çok meraklıymış. Hiç unutmam güneş geçmesin diye yağmur şemsiyesi almış. Akşama kadar beraberdik. Köy hakkında çeşitli sorularımı yanıtladı….
    Yazım ekine bu turnuvada çektiğim bir fotoğrafı ekliyorum. Gökova için çok tarihi olacağına
    inanıyorum. Yağlı güreş konusunda bir bilgim olmadığından bu yazımı noktalıyorum
    (Muğla Devrim de yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 02-02-2017

    BİR ZAMANLAR GÖKOVA – GÖKOVA KÖRFEZDE ÇEVRECİ EYLEM.
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu konuda 20.05.1996 tarihli MİLLİYET gazetesinde verilen habere yer vereceğim.
    “Daha önce 23 Nisan 1996 günü GÖKOVA Santralının önünde açlık grevi yapan çevreciler ikinci eylemlerini 19 Mayıs Pazar günü Gökova’da gerçekleştirdiler.
    “Gökova Sürekli Eylem Grubu üyeleri Gökova Termik Santralın çalıştırılmaması için Santralın kapısı önünde buluştu.
    “MAVİLER CÜMBÜŞE DÖNÜŞMÜŞ” “GÖKOVA YANINDAYIZ” “GÖKOVAYI YOK ETMENİZE İZİN VERMEYECEĞİZ”
    Pankartlar asıldı ve kapısına sembolik bir kilit vuruldu.
    Sürekli Eylem Gurubunun başında ünlü çevreci SAYNUR GELENDOST bulunuyordu.
    Aynı gün Akyaka’yı Sevenleri üyelerinin bazıları ile bu eyleme katıldık bu kilidin önünde fotoğraf çektirdik.
    Bu eylemden arşivimden iki fotoğraf ekliyorum.

    (Muğla Devrim 02.02.2017)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 02-02-2017

    YAHUDİ KÜLTÜRÜ VE TARİHİNİ İSTANBUL’DA TANIDIM
    Devrim Gazetesinde 18.01.2017 tarihle “Topaç Çevirmek Topaç’ın Tarihi Olur mu?” adlı yazımda Yahudilerin Hanuka bayramına davet edildiğimi yazmış, 500 Yıl Müzesine üyeyim diye yazmıştım.
    Sevgili dostum şair hayatı şiirle örülmüş İBRAHİM ERGİN beni telefonla aradı ve bunun nasıl üyelik olduğunu sordu. Önce buraya bir açıklık getirmek istedim. 500 Yıl Müzesi bir Yahudi Vakfı, gayesi Yahudi kültürü ve tanıtmak için kurulmuş. Başvurup mail adresi verilirse, yapılan kültürel etkinlere katılma olanağı sağlıyor. Bu şekilde başka kültür kurumları da var. Avusturya Kültür Ofisi, Boğaz Yeniköy’deki kültür Ofisine müracaat edip başvuru formunu doldurursanız etkinlik ve konserlere davet edilirsiniz. Katılımlar ücretsizdir.
    500. Yıl Müzesi Karaköy’de hemen tünelin dibinde bir çıkmaz sokaktadır. Bir müzedir. Türk Yahudilerinin tarihi konusunda objeler sergilenmektedir. İspanya’dan 1492 yılında kovulup Osmanlı topraklarına kabul edilmelerinin 500 yılında 1992 yılında kurulmuştur. O zamanki Padişah II. Beyazit, ona karşı hürmet ve sevgileri vardır
    Ben şahsen hiçbir yabancı ve azınlık cemiyetlerine üye olmuş değilim. Yabancı ve azınlıklıklardan arkadaş edindiklerimde politik konulara hiç girmiş değilim. Tüm merakım onlarla tarihi, kültürel ve hatta dini konularda bilgi alış verişimin de bulunmaktır.
    1996 yılında Konya’dan İstanbul’a yerleşince değişik kültürleri tanımak istedim. Bunlardan biri de Yahudilerdi, ama güvenlik sebepleri görmek için bile olsa sinagoglarına (camileri) girmek mümkün değildi. Önce Şalom isimli haftalık bir gazeteleri olduğunu öğrendim, bunun nerede satıldığını öğrenmem altı ayımı aldı.
    Nihayet haftalık çıkan ŞALOM gazetesini alıp okumaya başladım. Hala da ara ara alırım. Türkçe ve Ladino dillerinde çıkar. Ladino dili ortaçağ İspanyolcası. Yahudiler İbranice bilmezler. Ama ibadetleri ve Sinangogdaki dil İbranice (Hebrew) dilidir, bizde de camide ibadet dilinin Arapça olduğu gibi,
    Şalom gazetesi kalitesi bizim Türkçe gazetelerinin pek çoğunun üstündedir. Yazarlarının yarıya yakını kadındır. Değerli köşe yazarlarına sahiptir.
    Olayları onların penceresinden bakmak şahsen benim çok hoşuma gidiyor. Bizim haber ve yorumlarımızla bazen üst üste geliyor, bazen ise farklı görüşler ortaya çıkıyor. Kıyaslama imkânı önünüze geliyor.
    Galata semti onların eskiden yoğun yaşadıkları bir yer, bu semtte pek çok ibadet yerleri var. Bazen Yahudi günleri yapılıyor. Yemekleri, müzikleri tanıtılıyor.
    Ben bunlardan bazılarına katıldım, ilgiyle izledim…
    Bu konuda daha söylenecek pek çok şey var ama bu yazı için bu kadarı yeterlidir diyorum.
    Bu arada sevgili dostlarım Aydın Turunç ve onun İTÜ Maden Fakültesi’nden arkadaşı Konya Lisesi’nden tanıdığım Nijat Gürsoy Topaç ile ilgili yazımı okumuşlar.
    Topaç’ın Japonya da çevrildiğini yazmışlar. Kendilerine teşekkür ediyorum.
    Topaç konusuna bir boyut daha getirdiler.
    Meğer hiç dikkatimizi çekmemiş olan TOPAÇ dünya çapında tarihi imiş.
    (Muğla Devrim 31.01.2017)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 30-01-2017

    AKTRİS ZSA ZSA GABOR (1917-2016) BİR TÜRK GELİNİ, YENGEMİZDİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Geçen Aralık ayında 99 yaşında ölen Macar asıllı tanınmış Amerikalı Aktris aynı zamanda bir Türk geliniydi. 20 yaşında genç bir kız iken tanımış Türk Politikacısı Burhan Asaf Belge (1887-1967) ile evlenmişti.
    Şam doğumlu Burhan Belge 1957-1960 yılları arası Demokrat Parti MUĞLA milletvekili idi. 1937-1941 yılları arası Türkiye’de bir Türk gelini olan Gabor Atatürk’ü yakından görmüş, Ona âşık olmuş ve duygularını 1993 yılında yayınladığı anılarında dile geçirmiştir. Burhan Belge’den boşandıktan sonra Amerika’ya gitmiş, Hilton Oteller zincirinin sahibi Conrad Hilton (1887-1979) ile evlenmiş, onunla 1942-1946) yılları arası evli kalmıştır.
    Burhan Belge’ye dönersek Muğla Milletvekili iken 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından tutuklanmış, Yassıada’da yargılanmıştır. Solcu, fikir adamı ve yazar Murat Belge, Burhan Belge’nin daha sonraki evliliğinden olan oğludur.
    Tekrar Gabor’a dönersek Amerika’da en tanınmış aktrisler arasına girmiş, 9 evlilik yapmıştır.
    Söylenen o ki, Türkiye’yi sevmiş ve Atatürk’e âşık olmuş, olan Gabor ikinci eşi Conrad Hilton’dan Türkiye’de bir Otel yaptırmasını istemiş ve İstanbul Hilton Oteli uzun proje çalışmalarının ardından 1955 yılında Boğazı gören bir yerde Harbiye semtinde faaliyete geçmiştir.
    İstanbul’da Avrupai otellerin ilki PERAPALAS Oteli olup halen faaliyettedir. Hilton Oteli ise Türkiye’de 5 yıldızlı yapılan ilk oteldir. İlk 5 yıldızlı otel oluşunu uzun yıllar devam etmiştir.
    Geçenlerde otelcilik sektöründe uzun yıllar bir arkadaşım. Hilton Oteli uzun yıllar Türkiye’de bir otelcilik okulu gibi faaliyette bulunmuştur.
    Huzur içinde uyu ZSA ZSA GABOR YENGE
    (Burhan Belge ile bir resmi eklenmiştir)
    (27.01.2017 yayınlandı)

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 30-01-2017

    MEHMET BİLDİRİCİ
    BU BİR VEDA MAİLİDİR.
    1957 YILINDA KONYA LİSESİNDEN SONRA KISMET OLDU İTÜ’YE GİRDİM.
    HAYATIMIN EN GÜZEL YILLARI 1957-1962 ARASINDA GEÇTİ
    İSTANBUL’U TANIDIM. İSTANBUL’UN EN SEÇKİN SEMTİNDEKİ TAŞKIŞLAYI SEVDİM. HOCALARIMI ARKADAŞLARIMI SEVDİM.
    HOCALARIMIZIN BİZE ÇOK ŞEY ÖĞRETTİKLERİNE İNANIYOR. HEPSİNİN MANEVİ HUZURUNDA SAYGI İLE EĞİLİYORUM. IŞIK İÇİNDE UYUSUNLAR
    1962’LİLER İNŞAAT SİTESİNDE SON AYRILAN HOCAMIZA BEN BAZI ARKADAŞLARDAN RAHMET DİLEYEN YAZILARI KARŞI BİR ARKADAŞIMIZDAN HOCALARA HAKARET YAĞDIRAN BİR YAZI GELDİ. BU YAZI BENİM KEMİKLERİMİ DONDURDU.
    HER GÖRÜŞE TOLERANSLA YAKLAŞAN BİRİYİM. BU BİR GÖRÜŞ DEĞİLDİ. BU BİR SUÇTU. BU ARKADAŞIMIZIN YAZISI ADALETE İNTİKAL ETSE HÜKÜM GİYERDİ. HADDİNİ KAT KAT AŞAN BİR YAZIYDI.
    YAKIN BİLDİĞİM BAŞKA ARKADAŞLARA DERT YANDIN, ÇOK AYIPLADILAR VE BANA BOŞ VER DEDİLER. AMA BEN BOŞ VEREMEDİM….. VEREMEZDİM…
    AMA ONLARDAN DA BİR UYARI BEKLEDİM… BEKLEDİM

    BU TOPLUMDAN AYRILMAYA KARAR VERDİM. SİZLERE VEDA EDİYORUM.
    SEVGİLİ ÖZMEN BENİ LÜTFEN LİSTENDEN SİL… ÖLÜMÜM HALİNDE 62 LİLER ÖLÜM İLANI İSTEMİYORUM….
    SEVGİLİ MUSTAFA GÜR
    SEYAHAT ETMEM ZORLANDIĞINDAN GEZİLERİNE KATILAMADIM, BUNDAN SONRADA KATILMAM MÜMKÜN DEĞİL. ÇOK YARARLI OLDUĞUNA İNANDIĞIM ÇALIŞMALARINDA BAŞARILAR DİLERİM.
    HEPİNİZE VEDA EDİYORUM.

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 30-01-2017

    22.01.2017
    HOCALARIMIZ
    Sevgili Sınıf Arkadaşım
    Biz Türkiye’nin seçme liselerinden öğrenciler çetin bir sınavdan geçerek 1957 yılında İTÜ’ye girdik ve burada 5 yıl öğrenim gördük. O günkü seçkin hocalarından ders gördük. Ben şahsen ulaşabildiğim kadarı onları inceledim. Büyük çoğunluğu Avrupa’da inceleme doktora yapmış insanlar. Bizleri onlar mühendis yaptılar, BİZ DURUP DURURKEN MÜHENDİS OLMADIK. Ben kendilerine minnettarım. Elbette onlar da insan onlarında bazı sıkıntıları vardı. Sadece kötü yönleri ortaya koymak bize düşmez. Hayatta olmayan tüm hocalarıma tanrıdan rahmet, yaşayan son 4-5 hocama da sağlıklı günler dilerim.
    Ben birkaç hocamın Taşkışla’da yapılan törenlerine katıldım. Son aramızdan ayrılan Mustafa Aytaç’ı geç duydum, katılamadım. Son günlerinde sevgili Matematik hocamız Selma Soysal ile tanıştım, onunla yaptığım konuşmaları asla unutamam. Selma Soysal, Cahit Arf’ın en sevdiği öğrencisi, Cahit Arf ise kullandığımız paralarımız da resmi olan bir bilim adamıdır.
    İTÜ’yü İTÜ yapan eğitim kadrosudur.

    Bunları niye yazıyorum. Sayın Başkanımız Başkanımız Necdet Ersoy’un hocalarımız konusunda yazdığı son yazı kemiklerimi dondurdu.
    Kendisinin 1962’lileri bir arada tutmakta gösterdiği çaba ve çalışmalar unutulacak cinsten değildir. Her yerde ve burada da kendisine saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.
    Ancak yazdığı kitapta ve son mailinde yazdıkları ASLA KABUL EDİLİR bir davranış değildir.
    Bu konuda bir polemik olmamasını ve ben buna asla girmeyeceğimi belirtiyorum.

    (Bu itu62insaat@yahoogrops sitesinde yayınlanmış son yazımdır)

    Necdet Ersoy'un hocalara hakaret ,çeren yazısı buraya alınmamış dosyada bırakılmıştır

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 30-01-2017

    PROF MUSTAFA AYTAÇ’I (1921-2017) KAYBETMİŞİZ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sevgili Sınıf Arkadaşlarım
    20.01.2017
    Yaprak dökümü devam ediyor, Aynı gün bir hocamız ve bir arkadaşımızı kaybettik.
    Prof. Mustafa Aytaç 1958 yılında okuduğumuz TOPOĞRAFYA dersine Prof Said Yasar’ın yardımcısı olarak gelmişti. Ders yılı içinde ve yılsonu Akçakoca kampında bizi oldukça terletmişti…
    Sevgili hocamızı bugün kaybetmişiz. Geç duyduğum için Taşkışla’daki törene katılamadım. Hem de Taşkışla’yı gezer, bir nostalji olurdu.
    Arşivimde hocam ile ilgi bilgiler kısa olup aşağıdadır

    Prof. MUSTAFA AYTAÇ (1921)
    TOPOĞRAFYA
    1921 yılında Kütahya’da doğdu. Balıkesir Lisesi’nden 1939 yılında, İTÜ İnşaat Fakültesi’nden 1945 yılında mezun oldu. Topoğrafya Kürsüsü’nde asistan olarak göreve başladı. 1962 yılında Profesör 1969 yılında kürsü başkanı oldu. Bir süre Avrupa’da araştırmada bulundu. Bu arada başka okullarda dersler verdi. 1988 yılında emekli oldu. Konusunda çeşitli kitap, araştırma ve tezleri bulunmaktadır.
    Halen İstanbul Ataköy’de emeklilik yaşamını sürdürmektedir.
    Kaynak: İTÜ 2000 yılığı İTÜ de yarım asır
    Kaynak: www.mehmetbildirici.com Türkçe 13.4 İTÜ de hocalarım
    Bir Anı: Oğlum Prof Dr. Öztuğ Bildirici, yüksek lisans ve doktorasını İTÜ İnşaat Fakültesinde 1993’lü yıllarda yaptı. Aytaç’a hocam babamda sizin öğrenciniz, 1962 mezunu diyor.
    Cevabı çok ilginç, nerede çalıyor diye sormuyor!!!!. Görsem mutlaka tanırım diyordu !!!!
    96 yaşındaki hocama tanrıdan rahmet ailesine baş sağlı dilerim.

Toplam 116 yorum bulundu. 41-50 arası listeniyor.