Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 25-12-2020

    FELSEFESİ BUGÜN DAHİ CANLI OLAN BÜYÜK FİLOZOF EFLATUN
    (PLATON M.Ö 428-348)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bundan 2500 yıl önce Asya, Avrupa, İskandinavya ve Afrika’da (Çin hariç) tüm dünyada insanlar neyin ne olduğunu bilmeden yaşarken sadece Eski Yunan’da insanlar felsefe olduğunun farkına varıyor. Önce Thales’le (M.Ö 624-548) ile doğa olayları ile başlayan araştırmalar Batı Uygarlığının ve temelini oluşturuyor. Daha sonra Atina’da felsefe insanın, erdemi mutluluğu yönetimi konularına yöneliyor. Olaya bu gözle bakınca konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır.
    Felsefe geçen yazımda sözünü ettiğim Sokrates (M.Ö 469-399) ile başlamış sayılabilir, onun iyi öğrencisi ise Eflatun’dur. Eflatun 20 yaşında Sokrates’in öğrencisi olmuş Sokrates öldüğünde 29 yaşındadır. Birliktelikleri M.Ö 408-399 yıllarında sürmüştür.
    Ben yazılarımda doğum ve ölüm tarihlerine çok önem veriyorum. Bunlar bazen farklı kaynaklarda birkaç yıl farklı olabilir. Bu önemli değildir. Önemli olan yaşadığı dönemi belirtmektir. Bu ise kişinin yaşamında çok önemli bir yer tutar.
    Eflatun’un babası Ariston, annesi Perictione’dir. Babası varlıklı bir Atinalı olup oğluna iyi eğitim sağlamıştır. İyi hocalardan ders aldırmıştır. Ailesinin mal varlığı ile Akedimisi’ni açmış ömür boyu onunla geçinmiş ve felsefe ile uğraşmıştır. Annesi ünlü filozof Solon (M.Ö 640-560) soyundan gelmektedir. Annesinin kardeşi (dayısı) Chahrmides diyaloglarında görülür.
    Eflatun’un bilinen ismi ARISTOKLES olup spor ve güreş yaptığı için geniş omuzlu oluşundan bu anlamda PLATON olarak anılmış doğu dünyasında İranlılar ve Araplar kendi dillerine uygun olarak onu EFLATUN olarak anarlar. Bizde Eflatun deriz.
    Platonun kendinden büyük iki erkek kardeşi ADEIMANTOS, GLAUKON ve kız kardeşi POTONE vardır. Ölümünden sonra Potone’nin oğlu SPEUSIPPUS (M.Ö 408-339) filozof olup Platon ölümünden sonra 8 yıl Akademinin yönetimine getirilmiştir.
    Platon’un hayatı hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. Bunlar da ölümünden yaklaşık beş yüz sonra yaşayan ve pek çok filozofun hayatını anlatan Diogenes Leartes’den gelir. Akdeniz, Mısır ve Sicilya Adasını ziyaret etmiştir. Sicilya Adası Sıracusa’da o zaman Helen kolonisi bulunuyor ve Kral Dıonysos II tarafından yönetiliyordu. (M.Ö. 367-357) Felsefeye meraklı olan Kral Platon’u sarayına davet etmiş ve ideal bir devlet yaratmaya çalışmışlardır. Mektupla isimli eserinde belirttiğine göre Platon kral ile tam anlaşma sağlayamamıştır.
    Platon’un diyaloglar (karşılıklı tartışmalar) yazılmış pek çok eseri vardır. Tüm bu eserlerde konuşan bilge kişi Sokrates’tir. Eflatun hiçbir eserinde konuşmaz. Bu bakımdan bu fikirlerin tümü Sokrates’e mi aittir Eflatun sadece bunları kaleme alan kişi midir? Yoksa bütün fikirler Eflatun’un olup Sokrates bir figür müdür? Tam anlaşılmaz.
    Eflatun Atina’da ölmüş olup mezarı bilinmemektedir. Aramalara rağmen henüz bulunamamıştır.
    Eflatun’un felsefesini açıklamak benim bilgi sınırlarımın çok ötesindedir. Onu iyi anlamak için ciltlerce kitap okunmalıdır. Ben burada ana hatlarıyla yaşamını kısaca ortaya koymaya çalışacağım.
    Antik dünyada Eflatun kadar eser yazan başka filozof, şair ve yazar yoktur. Benim tespitime ve kitaplığımda bulunanlara göre 30 sayısının üzerindedir. Bunların hacmi yaklaşık olarak 3000 (üç bin) sayfanın üzerindedir. Buna şapka çıkarılmazsa ne yapılır? !!!!!
    Eflatun’unu eserleri şöyledir. Çevirenleri ile birlikte
    -Sofist: Mehmet Karasan MEB 1943-131 s
    -Lakhes-Cesaret: Şazi Kösemihal MEB 1958 41 s
    -Politikos-Devlet Adamı: Behice Boran-Mehmet Karasan 116 s
    -Euthyphron –Dindarlık: Pertev Naili Boratav MEB 1958 34 s
    Phadon: Suut Kemal Yetkin-MEB 1945 127 s
    -Philebos: Sabri Esat Siyavuşgil MEB 1959,111 s
    -Theaitetos: Macit Gökberk MEB 151 s
    -Alkibiades I :İrfan Şahinbaş MEB,83 s
    -Mektuplar : MEB İrfan Şahinbaş ,91 s
    -Sokrates’in Savunması: Apologia Teoman Aktürel İstanbul 1960 -85 s
    -Georgias- Melih Cevdet Anday-195 s
    -Menon-Erdem: Adnan Cemgil -72 s
    -Kratylos- Dil : Teoman Aktürel-120 s
    -İon –Şiir: Tacettin Ünlü,20 s
    -Hipparkos-Kazanç: Sabahattin Eyüboğlu,14 s
    Sokrates’in Eleştirisi: Sabahattin Eyüboğlu, 8 s
    -Alkibiades II : Suat Baydur MEB 1989,40 s
    -Euthydemos : Vehbi Eralp MEB 1997-95 s
    -Protogoras: Şazi Kösemihal “,79 s
    -Meneksenos: İrfan Şahinbaş “,31 s
    -Lysis: Sabahattin Eyüboğlu “54 s
    -Phaidros: Hamdi Akverdi “128 s
    -Timaios: Erol Güney “157 s
    -Theages: Hamdi Varoğlu 29 s
    -Devlet I, II :Azra Erhart Cumhuriyet-125 s
    -Devlet III, IV : Azra Erhart Cumhuriyet-143 s
    -Kriton 27 s
    -Yasalar Nomoi-288 s
    -Devlet Adamı-125 s
    -Symposium -1979 İngilizce
    Kharmides
    Küçük Hippias
    Büyük Hippias
    Dikkat edilecek bir noktada Hasan Ali Yücel gayretiyle zamanın tüm aydınlarının çeviri konusunda seferber olmalarıdır.
    Yazımı bir anektotla noktalayacağım. Eflatunu okuduğum gençlik yıllarında Tahir Mıhçızade isimli bir akrabamla tanıştım. Konya Baro Başkanı ve tasavvuf ehli bir kişiydi. Bana neler okuduğumu sordu ben de Eflatun dedim. Hayretle çok iyi Hazreti Eflatun’u okumaya devam et dedi.
    Yazıma Eflatun’un bir büstü eklenmiştir.
    Önümüzdeki yazım Eflatun’un kurduğu Akademi olacaktır
    (Muğla Devrim 02.12.2020 yayınlandı)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    TÜRKİYE’DE BÜYÜK HİZMETLERİ OLAN BAKAN HASAN ALİ YÜCEL (1897-1961)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Son yazım Sokrates idi, tabi ki onu öğrencisi Eflatun olarak takip etmem gerekir. Sokrates’in bütün düşünceleri Eflatun’un yazdığı diyaloglar içinde.
    Corona bizi eve hapsetti, bende bundan yararlanmak istedim 60-70 yıl önce okuduğum Eflatun’u tekrar okumak istedim. Zaman almaktadır. Okuduğum kitapları tekrar okumak için indirdim.
    Çoğu 1940’lı yıllarda Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı zamanında yayınlanmış.
    Bu yazımı ona ayırmak istedim. Hasan Ali Yücel 28 Aralık 1938- 07 Ağustos 1946 yılları arasında 7 yıl Milli Eğitim Bakanlığı yapmış bu dönemde ülke için çok büyük hizmetlerde bulunmuştur. Bunlardan en önemlileri şöyledir.
    İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİNİN KURULUŞU
    1944 yılına kadar Yüksek Mühendis mektebi olan okul, 1945 yılında İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ olarak Uluslararası alanda tanınan Teknik Üniversiteye dönüşmüştür. Burada Hasan Ali Yücel’in destek ve gayretleri unutulmazdır. Bu İstanbul Üniversitesi’nden sonra ikinci üniversitedir.
    1962 yılında buradan mezun olduğumu burada belirtmeliyim
    ANKARA TIP FAKÜLTESİNİN KURULUŞU
    1945 yılında Ankara’da kurulmuştur. İstanbul Tıp Fakültesinden sonra ikincidir.
    KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞU
    1940-1946 yılları arasında faaliyet gösteren Köy Enstitüleri, Türkiye özel şartlarına uygun olarak Hasan Ali Yücel tarafından yaratılmıştır. Pek çok köy çocuğu buradan ışık almış ve ülkeye hizmet etmiştir.
    BÜYÜK BİR KÜLTÜR DEVRİMİ DÜNYA KLASİKLERİNİN TÜRKÇEYE ÇEVRİLMESİ
    Bu konuda onun 02.Mart 1944 tarihinde yazılmış ön sözüne rastladım. Okurken tüylerim diken diken oldu, bu önsözü aşağıya aynen alıyorum.
    1961 yılında Ankara’da aramızdan ayrılan ayrılan Hasan Ali Yücel’in mezarı Ankara Cebeci Asri mezarlığındadır.
    ÖNSÖZ
    “Dünya Edebiyatından tercümeler (çeviriler) serisinin” ilk 109 cildinde yer almış bulunan ön sözümde, bu serinin ortaya konulmasında büyük hizmet ve emekleri geçen Türk aydınlarına şükran duygularımı söyledikten sonra, onların hizmetleriyle 5 yıl içerisinde hiç değilse Devlet eliyle yüz ciltlik bir tercüme kütüphanesine kavuşacağımızı kaydetmiştim. Cumhuriyetin on sekizinci yıldönümünde (1941) 13, on dokuzuncu yıldönümünde 27, yirminci yıldönümünde 69 eser yayınlanmak suretyle beş yılda tahakkuk (gerçekleşmek) ettirilmesi düşünülen ilk program, iki buçuk yıla 9 fazlası ile 109 ciltlik bir kütüphanenin Türk okurlarına sunulmasını mümkün kıldı.
    Memleket yayın tarihinde gerçek bir hamle ve başarı diye nitelendirilecek bu güzel neticeden dolayı bu serinin ortaya konulmasında, tercümeleri yapan arkadaşlardan, formaları katlayan arkadaşlara kadar, hizmeti geçenlere teşekkürü kendi adıma borç sayıyorum. Devletin bu alanda teşebbüsünü yaptıklarının, geniş tercüme basınıyla destekleyen, hususi (özel) yayın kurumlarını takdir ve sevinçle onarım.
    Cumhuriyetimizin bundan sonraki yıl dönümlerinin her birinde ‘Dünya Edebiyatından Tercümeler serisinde yüzer cilt eser yayınlanarak memleket aydınlarına 500 kitabın armağan edilmesi, yayın programımızın yerine getirilmesi gereken amacıdır. Türk aydınlarının şunu bilmesini isterim ki bize bu geniş programı gerçekleştirme ve cesaretini veren tercüme serisinin baş okuyucusu ve Cumhurbaşkanımız İNÖNÜ olmuştur. Beş yıllık programdaki 500 kitabı dahi az gören Milli Şefimizin arzularını yerine getirmeyi bütün vazifeli arkadaşlarımla beraber milli bir ödev sayıyoruz.
    02 Mart 1944 MİLLİ EĞİTİM BAKANI HASAN ALİ YÜCEL
    Yazımın sonuna bir portresi konulmuştur. Sevgi ve saygı ile anıyorum.
    (Muğla Devrim 30.11.2020 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    AKYAKAYI YOK ETMEYELİM, AKYAKALININ RIZASI OLMAYAN BİR PLANI ZORLAMAYALIM
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Biraz gerilerden bu günlere gelelim. İlk çağda Akyaka İdima antik kentinin limanı, Akyaka’nın bulunduğu kıyıda, (Eski İskele Mahallesi-plajlar) yerleşim var, tapınaklar var, hayat var, daha sonra kiliseler var. Bölgeyi en güç şartlarda yerinde yazıtlara dayanarak araştıran George Bean (Binbey) bu parlak durumun 3. yüzyıl sonunda sona erdiğini yazar. Ben uzun araştırmalar ve sonradan ortaya çıkan buluntular sonucu yedinci yüzyıl sonuna uzadığına inanıyorum.
    Daha sonra İdima (Gökova Köyü-Kozlukuyu) Akyaka’nın üzerine kurulduğu alan karanlığa bürünüyor. Yaşayanlar kalmıyor. İdima tarihten siliniyor. 1860’lı yıllara doğru, ilk yerleşimler Gökova’da (Kozlukuyu) başlıyor. 1930’lı yıllara doğru bugünkü Köy Meydanında’ yaşayanlar oluşuyor AKYAKA. Tümü 5-10 hane. Eski Muğla Marmaris Şosesi Akyaka köy Meydanından geçiyor. Yeni İskelede bir gümrük binası bir birkaç görevli var.
    Sahile sadece bu günkü Orman Kampından yaklaşılabiliyor. Sahil bom boş, bu günkü Maliye kampının ucunda Mümin Ustanın bir balık gazinosu var, gazino dediysek dört değnek üstü branda ve kamışla kapatılmış, Muğlalı geçler 1960-1970’li yıllarda balık yiyip kafa çekiyor. Mümin usta kâhin gibi bir adam !!!, gazinosu önünde bu günkü Kermetur ve civarındaki evler yok, çevre kapkaranlık
    BAKIN GENÇLER BU KARANLIK YERLERE İKİ KATLI EVLER YAPILACAK YOLLAR OLACAK, ELEKTRİKLE AYDINLANMIŞ PIRIL PIRIL BİNALAR DİKİLECEK.
    Benim yaşımdaki o zamanın Muğlalı gençleri inanamıyorlar tabii. Alkolün etkisi ile “Tamam Mümin Usta” diyorlar, Mümin Ustanın Gazinosu bugün yok. Marina yapılması düşünülen ve sahilin tam ortasında Maliye Gazinosunun önünde bir yer.
    1965’li yıllarda Süleyman Demirel bugün ki Muğla-Marmaris yolunu ihale ediyor, bu Akyaka için çok önemli bir başlangıç, Kayserili olan Yüksek İnşaat Mühendisi Mehmet Boysan ihaleyi alıyor. Yol yapımında büyük hafriyatlar çıkıyor. Boysan bunları, değerlendiriyor, taşıyor Kermetur Sitesinin bulunduğu sulak alanı dolduruyor ve üzerine dört katlı bir yazlık site inşa ediyor.
    Yıl 1974 Site hemen hemen tamamlanıyor ama İnşaat Yüksek Mühendisi Mehmet Boysan hayatını kaybediyor. Boysan Akyaka Mezarlığında sonsuz uykusunda uyuyor. Ama Muğlalı annesi Lütfiye Çakıcı ve oğlu siteyi tamamlıyor. Zamanın en ün ünlü Kermetur sitesine Ankara ve İstanbul’dan yazlıkçılar tatil yapmaya başlıyor.
    Burada itin köpeğin dahi bulunmadığı, yol olmadığı su samurlarının serbestçe dolaştığı bu yerde bu vahşi doğada yazlık yaşam başlıyor.
    Kermetur’da o zaman 4 kata müsaade ediliyor. Niye? Ortada bir belediye ve imar planı yok. Maalesef sahilde parselasyon Milli Birlikçi Cemal Madanoğlu ve Şevket Bey tarafından yapılıyor 150-200 m2lik parseller tercih ediliyor. Satılamaz diye korkuyorlar kimse buralarda oturmaz diye düşünüyorlar. Ben bunu başlangıçtan yapılmış bir hata kabul ediyorum.
    Pek çok kişi bugün plan ve mimari olarak Kermetur’u bir çirkinlik olarak görebilirler, bunun için Akyaka’nın yeniden kurulmasını öğrenmeliler.
    Sonra İller Bankası tarafından İmar Planı yapılıyor. Burada o zaman İller Bankası Müdürü olan Teoman Ünüsan’ın hizmetlerini anmak yerinde olur. Ama o tarihlerde Akyaka’ya evler yapılmış, mevcut parselasyonlar esas alınmak durumunda kalmıştır.
    Bir örnek vermek gerekirse benim evimin olduğu Nergiz Sokakta binalar yapılmış ruhsatları alınmış ve imar planı ile yolda genişlemeye gidilmiştir.
    Ben Corona virüs yüzünden 2020 yılında çok sevdiğim evime ve Akyaka’ya gidemedim. Tam bir yıldır İstanbul’da ev hapsindeyim.
    Ben İstanbul’da 1996-2014 yılları arasında inşaat ve imar konularında bilirkişilik yaptım, çeşitli raporlar hazırladık. Ben isterdim ki Akyaka mevcut İmar planını ve bunun üzerine teklif edilen planı koyup farkları buradan açıklayım. Ama şu an bu imkânlardan uzağım, bunun göz önünde bulundurmanızı rica ederim.
    Vardığım kanaat ve önerilerim şöyledir.
    1-Teklif edilen plan bir zorlamadır. Tarafların büyük çoğunluğu ile alınmalıydı.
    2. Her ne kadar askı süresi dolmuş ise akıl ve mantıkla düşünüldüğünde hiçbir şey geç değildir.
    3.Yetmiş seksen yıl önce in ve cin top oynadığı Akyaka bugün kaldıramayacağı kadar nüfus yoğunluğu altındadır.
    4.Akyaka’yı seviyorsak nüfusu bu seviyede tutmaya çalışmalıyız.
    5.Kermetur bir başlangıçtır, bir milattır, buna özel bir statü verilmelidir.
    6. kesinlikle Kermetur ve civarındaki evlerin yerine MARİNA düşünülmemelidir.
    ÖNERİLERİM İSE
    1. MARİNA YAPILSIN ama Kermetur önüne değil başka bir yere örnek olarak karşı sahile düşünülebilir. Gemi Yapılan Mevkii. Karadan ve denizden bağlantı kurulabilir.
    2. Kermetur, benimde bir dairem var bu hali ile 50 yıl daha gitmez, iki kata indirdim ile çözümlenemez. , örnek olarak sadece buraya has kat maliklerinin mâdur olmayacağı ortaya yüksek katlı tek blok düşünülebilir. Akyaka’nın da sembolü olur
    3. Akyaka içine büyük otellerin yapımı özendirilmemelidir. Otellerin yapımı ve büyük arabaların konaklaması için Kızılağaç düşünülmeli, büyük araçlar ve oteller burada olmalıdır.
    4. Kızılağaç’ta konaklayan konukların günün her saati bir teleferikle alışveriş için arabasız Akyaka’ya inebilmelidir.
    5. Kızılağaç’ta konaklayan konukların denize girmesi sadece deniz maksatlı Akbük’e kadar olan kıyılar plaj maksatlı kullanılmalıdır
    Sevgi ve saygılarımla
    (Muğla Devrim 26.11.2020 yayınlandı)

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    ESKİ YUNAN’DA VE DÜNYA’DA İLK FİLOZOF SOKRATES (M.Ö 469-399)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Dünya’da doğa olaylarını ilk inceleyen, deprem rüzgâr gibi doğal olayların tanrılarla ilgisi olmadığını, onların cezalandırması olmadığının ilk ifade eden Anadolu toprağında (İyonya-Ege) yaşamış Thales’tir (M.Ö 625-545). Buna karşı insanı mutluluğunu, ahlakını ve yönetim biçimlerini inceleyen Eski Yunanistan ve dünyanın ilk filozofu Sokrates kabul edilebilir.
    En ünlü bir sözü “DÜNYADA BİLDİĞİM BİR ŞEY HİÇ BİR BİLMEDİĞİMDİR”.
    (Muğla Devrim 25.11.2020 yayınlandı)
    Sokrates’in hayatı hakkında fazla bilgi elimizde yoktur. M.Ö 399 yılında tanrılara inanmamakla suçlanmış yargılanarak öldürülmüştür.
    Sokrates’in öğretilerini takip eden pek çok öğrencisi bulunmakla birlikte onun takipçisi ve en iyi öğrencisi Eflatun’dur (Plato M.Ö 428-348)
    Sokrates öldüğünde Eflatun sadece 29 yaşındadır. Ancak bu iki dev filozofun kişilikleri birbiri içindedir.
    Sokrates kendisinin hiç eseri yoktur. Buna karşı Eflatun’un tüm eserleri diyalog şeklindedir. Öğrencileri sorar Sokrates yanıtlar. Eflatun’un en büyük eseri Sokrates’in savunmasıdır.
    Şu anlaşılamamaktadır. Sokrates’in hiç yazılı eseri yoktur. Buna karşı Eflatun’un yaklaşık 30 civarında olan eserlerinde hep Sokrates konuşur.
    Yani bu fikirler Sokrates’e mi aittir? Yoksa Eflatun kendi fikirlerini onun ağzından mı açıklar. Bir sonraki yazımda bu konuda başka bilgiler yer alacaktır.
    Sokrates Atina’da ölmüş mezarı bilinmemektedir.
    Bir anımla noktalıyorum. Konya bir Akşam yemeğine Teyfik Fikret Kılıçkaya isimli bir Avukat ağabeyim ve bir genç Avukat Ali Uğur misafirimdi. Masanın üzerinde Sokrates’in o sıralarda okuduğum Sokrates’in Savunması bulunuyordu. Avukat milliyetçi görüşlere sahipti, kitabı görünce genç Avukata bu çok önemli bir eser oku dinleyelim dedi ve kitabın tümü bir saat okundu ve ilgi ile dinledik. Hiç unutmuyorum
    Yazıma Sokrates’in bir büstünün resim eklenmiştir.

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    İLK ÇAĞIN İLK ÖNEMLİ BİLİM İNSANI ARŞİMET (ARCHEMEDES M.Ö 288-212)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu yazımda da ilk çağın ilk ve çok önemli Bilim Adamı, Matematikçi, Fizikçi, Astronumu, Filozof ve Mühendisi Archimidis (ARŞİMET) incelenecektir.
    Arşimet o zaman bir Yunan Kolonisi olan İtalya’da Sıracusa kentinde doğmuş ve orada ölmüştür. Hayatı hakkında bilinenler çok azdır. İskenderiye’de bulunduğu ve eğitim aldığı sanılmaktadır. Arşimet Siracusa’da yaşamış, Siracusa’nın Roma tarafından alınması sırasında orada ölmüştür. Mezarı bilinmemektedir. Yunanlı bilim adamıdır. Bugün Sıracusa İtalya’dadır, Helen döneminde yaşamıştır. Bugün Iyonya Türkiye toprağıdır. Ama Thales (M.Ö 625-545) de Yunan Matematiçi ve Helen döneminde yaşamıştır.
    Arşimet pek çok şeyin mucidi (ilk yapan) olarak bilinir bunları şöyle sıralayabiliriz.
    HİDROSTATİK: Bir cisim suya batırılınca taşırdığı suyun ağırlığı kadar kendi ağırlığından kaybeder. Bu bir hidrolik kanunudur. Arşimet Kanunu olarak bilinir.
    Bunun ilginç tarihi bir öyküsü vardır. Kral II.Hieron kuyumcusuna bir taç sipariş verir, ama onun saf altın olup olmadığını öğrenmek ister. Arşimet’e başvurur, Arşimet araştırır araştırır, hamamda yıkanırken yukarıdaki kanunun farkına varır ve sevinçten “Buldum, buldum-eureka-eureka) diye bağırarak çıplak hamamdan sokağa fırlar.
    Bundan çıkarılacak çok sonuç vardır. İlki Hamam o tarihlerde vardır. Kralın gayesi tacı saf altın mı? Olsa ne olur olmasa ne olur?. Ama bu sayede Hidroliğin çok önemli bir kanunu ortaya çıkar.
    GEOMETRİ: Küre yüzeyinin 4π2 alanın ise 4/3 π3 olduğu ve π sayısının 3+ 1/7= 3.14… olduğunu belirlemiştir.
    MATEMATİK: Eğri yüzeylerin alanını hesaplamadaki yöntemleri daha sonra diferansiyel denklemlerin bulunmasında taban olmuştur.
    MEKANİK: Birleşik Makaralar, Sonsuz Vidalar, Hidrolik Vidalar, Yakan Aynalar hep onun insanlığa armağanıdır.
    “BANA BİR DAYANAK VE UZUN BİR ÇUBUK VERİN DÜNYAYI OYNATIYIM” sözü Arşimet’e aittir.
    Arşimet Vidası Sulamada kullanılmış, nehirden 3-4 m yüksekliğe kadar sular yukarı kanallara alınmıştır. Halen bu vidaların Mısırda kullanıldığı bilinmektedir.
    Arşimet Vidası Bugün de Sanayi de kullanılmaktadır.
    Yazıma Arşimet’in Sıracusa’daki bir anıtı ile Arşimet Vidasının bir resmi eklenmiştir.

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    İSKENDERİYELİ ASTRONOM, MATEMATİKÇİ COĞRAFYACI CLADIUS PTOLEMAIOS (BATLAMYUS) (100-170)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu yazımda da İskenderiye’de yaşamış orada yetişmiş, Yunanlı Matematikçi Astronom, Coğrafyacı Cladius Ptolemaios incelenecektir. Arap kültürünü o kadar etkilemiştir ki ismi Batlamyus el Kaluzi olarak benimsenmiş eserleri Arapçaya çevrilmiştir.
    Hayatı hakkında bilinenler çok azdır. O da batı ve doğu dünyasında birbiri ile çelişmektedir. Bilinenler Mısır İskenderiye’de Roma döneminde yaşadığı dünyanın en kültür merkezi İskenderiye Kitaplığında çalıştığıdır.
    Batlamyus’un matematik ve Coğrafya konusunda eserleri vardır.
    İlk eseri Matematik Sentez (Mathematike Syntaxis) Arapçaya El Mecisti olarak çevrilmiş, Eser 13 bölümden oluşmaktadır.
    Eser 12 yüzyılda Arapça’dan Latice’ye Almagest olarak çevrilmiştir.
    Bu olay o kadar önemli ki üzerinde durmamız gerek. Araplar aynı coğrafyada yaşayan Sümer, Babil uygarlıklarının farkına varmamıştır. Bu uygarlıkları tanıyan ve onlardan faydalanan Eski Yunanlılardır. Araplar da Avrupa’dan önce Eski Yunan ile tanışmış, Grekçe eserler Arapça’ya çevrilmiştir. Burada Almagest’in Arapça’dan Latince’ye çevrilişi hayret vericidir.
    Almagest 13 kitaptan oluşmaktadır.
    Birinci kitapta Yer merkezli bilgiler yer almakta
    İkinci kitapta Küresel Trigonomtri işlenmektedir. Trigonomtri Matematikte çok önemli bir konudur.
    Üçüncü ve dördüncü beşinci kitapta güneş ve ayın hareketleri incelenmektedir.
    Diğer bölümlerde de benzer önemli konular incelenir.
    Batlamyus’un ikinci ve çok önemli kitabı Coğrafya’dır. (Geographika). Sekiz kitaptan oluşmaktadır. İlk kitapta o zamana kadar Helenler tarafından bilinen ülkelerin haritaları verilmekte, ardından diğer ciltlerde önemli kentler hakkında bilgiler bulunmaktadır. Bu kitap Kristof Kolomb’a (15. Yüzyıl) kadar denizcilerin başvuru kitabı olmuştur.
    Çok yönlü bir araştırmacı bir kişi olan Batlamyus’un Optik konusunda araştırmaları bulunmaktadır. Ayrıca Astronomi konusunda çalışmaları yer almaktadır.
    Sonuç olarak ben 3-4 yıldan bu yana uygarlık konusunda önde gelen kilometre taşlarını yani bilim felsefe matematik adamlarını incelemekteyim. Şunu itiraf etmeliyim ki bazıları hakkında çok uzun zamandan beri bilgim olduğu halde bazılarının ismini yeni duymuş ve her biri için 3-4 gün araştırarak bu yazıları yazmaktayım.
    Kitaplar ve internette hepsi hakkında geniş bilgiler bulunmaktadır. Peki yazmaktaki gayem bunların hayatlarına eserlerine bir seviyeden görebilmek ve değerlerini karşılaştırabilmek
    İslam bilginleri böyle çok güzel bir ışığı batıdan önce yakalamışlar ancak bunu devam ettirememişlerdir.
    Bence bunların sebepleri dinin doğmalarına kendilerini teslim etmek, akıl yolu yerine nakil yolunu seçmek Moğol istilaları ve başka sebeplerdir. Bunların çok iyi tartışılması ve doğru ve tarafsız şekilde analiz edilmeli diye düşünüyorum.
    (Muğla Devrim 17.11.2020 yayınlandı)
    Batlamyus’u yazmam çok iyi, eline sağlık –Şadan Gökovalı

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    Sevgili Sınıf Arkadaşlarım. 10 Kasım 2020
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bugün 10 Kasım Cumhuriyetimizin kurucu Mustafa Kemal Atatürk’ün 82 Ölüm Yılında saygı ile anıyorum. Ortaçağ karanlığına götürmek isteyenlere karşı en büyük engel, Türkiye’nin sigortası Mustafa Kemal Atatürk
    Sizlere son olarak son 26. Ekim 2020 Cumhuriyet bayramı dolayısıyla yazmıştım. Bayramın ardından İzmir’de Deprem Felaketini yaşadık. Deprem Doğal bir afet M.Ö 6 yüzyılda yaşayan Thales bunun tanrılarca verilen bir ceza olmadığını söylerken en önde gelen İslami din adamlarının kadınların giyim kuşamına bağlaması çok düşündürücü ve çok acı verici
    İzmir’de pek çok sınıf arkadaşımız var ulaşabildiklerime telefon etmeye çalıştım, bunları paylaşmak istiyorum. Tüm İzmir’de yaşayan arkadaşlarımızın aynı zamanda listesi çıkmış oluyor.
    Cemal Ağca 0 533 423 8805
    Taner Arda 0 232 323 07 64
    Daha önce defalarca aramış ulaşamamıştım. Hikmet Çallı’nın verdiği ev telefonundan aradım. Eşi açtı, Taner ile de görüştüm, Heykel çalışmalarına devam ettiğini, cep telefonu kullanamadığını ve iyi olduğunu söyledi, ne kadar mutlu olduğumu anlatamam, sağlıklı günler diliyorum.
    Osman Bıyıklı 0 543 575 7034
    Mehmet Cengiz 0 532 452 4334
    İhsan Çalış 0 533 656 0030
    Seferhisar’da oturuyor, sahilde tsunami olmuş, ihsan iyi, bir problemi yok, arkadaşlara selam
    Hikmet Çallı 0 541 639 8726
    Telefonu değişmiş, yukarıda yeni telefonu, İzmir’deki arkadaşları Corona öncesi Hikmet topluyordu. Kızı ile oturuyor, selamları var
    Muhittin Çınar 0 533 541 5184
    Ömer Eraslan 0 532 244 2983
    Erseli Ersoy 0 232 364 0484
    Orhan Kandemir 0 232 463 2679
    Ömür Önder 0 532 234 7930
    Telefonla uzun konuştuk, iyi durumda selamları var
    Önder Dağıstan’ı andık
    Erkan Özakman 0 536 347 5888
    Mehmet Tabağ 0 532 582 5252
    Kamil Yavuz
    Ev telefonu çalıyor cevap vermiyor.
    Görüşemediğim tüm İzmirli arkadaşlara tekrar geçmiş olsun diyorum.
    Bu arada İzmir’de yazlıkta olan (Çeşme) Sayhan Bayoğlu ile telefonla görüştüm. Mehmet İndap’ın iyi olduğunu öğrendim.
    Yazılarıma destek veren, Nurdoğan Ural’a, Muammer Özkavaf’a Mehmet İndap’a teşekkürler
    Bende yeni bir değişiklik yok saygılarımla

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    Sevgili Sınıf Arkadaşlarım (İTÜ) 08.11.2020
    Bugün sizlere bir hocamızdan söz edeceğim. Kendisinin yaşayıp yaşamadığını bile öğrenememişti. Prof. Dr. Sacit Tameroğlu 1925 doğumlu, 95 yaşında ve sağ.
    Ben daha önce İTÜ de bizi aydınlatan hocalarımızla ilgili bir derleme yapmış ve Web siteme koymuştum. www.mehmetbildirici.cim Web2015 Türkçe sayfa 4 “İTÜ Hocalarım”
    Burada Sacit Tameroğlu ile ilgili şu bilgiler yer alıyordu: 1925 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi mezunudur. 1950 yılında İTÜ İnşaat Fakültesinden mezun oldu, ertesi yıl Teknik Mekanik ve Mukavemet Kürsüsüne asistan oldu.1967 yılında Profesör oldu. Yurt dışında mesleki eğitimde bulundu. 1992 yılında emekli oldu.
    Kaynak: İTÜ 2000 Yıllığı (1950 mezunları)
    Sacit Tameroğlu o zamanlar doçentti tüm sınıf kollarına gelmedi sanırım. Biz Tatbiki Mekanik kolunda olanların tatbikatlarına gelmişti.
    Biz Tatbiki Mekanik kolunda 10 arkadaştık. Bu arkadaşlar
    Adil Akşamoğlu—Sayhan Bayoğlu—Doğan Berker—Mehmet Bildirici—Ataman Haksever-- Erhan Kıral—M.Kemal Oyman—Sezgin Süzmen-Metin Ülgüray
    Bu son sınıf benim hayatımda geçirdiğim altın yıl, dersler hafif, çok değerli arkadaşlarla birlikte olmak ne kadar güzeldi.
    1962 Şubat ayında Doç. Dr. Sacit Tameroğlu ile ilk defa İTÜ’nün kiraladığı bir minibüsle gezi yaptık. İstanbul, Çanakkale, Bergama, Efes, Aydın Denizli, Antalya, Konya (ben orada kaldım) İstanbul. Bu da bize tanınan çok özel bir fırsattı
    Bu geziden bir resim eklenmiştir.
    Sacit Tameroğlu’nu bu gezide tanıdım, bize bir arkadaş gibi davrandı. Bu gezi benim antik dünyaya gözlerimi açtı….
    Sacit Tameroğlu’nun “Elartisite Teorisi 1991” yanında “Bilimler Tarihi 2001” isimli çok değerli bir kültür kitabı vardır. Bilimlerin Tarihi
    İstanbul İnşaat Mühendisleri Odasında Kitabını tanıtan bir konuşması vardı. Heyecanla dinledim. Kendisi ile tekrar görüşme fırsatım olmadı, kitabını aldım.
    Hocamın son yıllarına ait bilgilere ulaşamamıştım. Taki….
    İTÜ Makine 1983 mezunu Fatih Eren Baloğlu’ndan bir mesaj gelene kadar. Eren ben den hoca hakkında bilgi istiyordu, bende durumu ona anlattım.
    Eren bu işin peşini bırakmadı hocanın eşi Öney Hanıma ulaştı ve telefon numarasını verdi. Açtım eşi Öney Hanımla konuştum. Bunları anlattım. O kadar mutlu oldu ki anlatamam, demek bizi hala hatırlayanlar var dedi. Varın benim nasıl mutlu olduğumu siz tahmin edin.
    Sacit Tameroğlu yaklaşık 10 yıldan bu yana rahatsızmış, demans hastalığı herkesi unutuyor. Onun dışında sağlığı iyi imiş, yazlığa götürüyorlarmış. Eşine ellerinden öptüğümü söylemesini rica ettim.
    Öney hanımda bize aşina bir kişi Maçka İTÜ Vakfında görevliymiş yaşı da seksenin üstünde. Bana bu mutluluğu tattıran genç arkadaşım Fatih Eren Baloğluna’da teşekkür ederim 08.11.2020
    Yazı ekine 1962 Antalya Gezisinin resmi eklenmiştir.

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    MATEMATİKÇİ VE SU MÜHENDİSİ İSKENDERİYELİ HERON (10-70)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Cumhuriyet dönemi ile Türk aydını batı klasikleri ile tanışmaya başlamıştır. 1940’lı yıllarda pek çok batılı yazarlar ve sanatçılar başta eski Yunan düşünür ve filozofları Türk aydınına tanıtılmıştır. Ben bunu büyük bir kültür devrimi kabul ediyorum. Ondan önce batılı bazı yazarların sadece birkaçı (Moliere) Türkçeye çevrilmişti.
    Bundan önceki yazılarımda belirttiğim gibi Abbasiler döneminde İslam coğrafyasında eski Yunan bilgin ve yazarları Avrupa’dan önce bu coğrafyada farkına varılmıştır.
    Osmanlı İmparatorluğu çok geniş sınırlara ulaşmasına karşı bir kültür geliştireme-miştir. Gerek dil gerek tarih olarak Arap ve Fars etkisinde kalmıştır. Araplar Roma için Rum deyimini kullanmış bizde onlardan almışız. Esas ismi Aleksandır olan Makedonya Kralına İskender, Platon’a ise Eflatun denilmiş bizlerde onu kullanmışız.
    Geçmişimizi iyi anlayabilmek için İslam coğrafyasının önemli fikir ve bilim adamları iyi bilinmelidir diye düşünürüm.
    Bu ilkeler ışığında dünyanın ilim ve kültür merkezi İskenderiye de (Aleksandiriya) yaşamış bir mühendis ve bilim adamı incelenecektir.
    Heron İskenderiye’de yaşamış Yunanlı matematikçi ve mühendistir. Pek çok kitap yazmış 13 adedi bugüne gelebilmiştir.
    Heron buhar gücüyle çalışan AEOLIPILE (Aeolos-Rüzgar tanrısı pile=top) adında bir cihazın mucidi olarak tanınır. Karada ise rüzgâr enerjisi ile çalışan Yel Değirmenlerinin mucididir. Kendisinden önce aynı kentte yaşayan Ktesibios’un (M.Ö 282-222) görüşlerinden yararlanmıştır. Ktesibios da kendisi gibi Yunanlı mühendis ve mucittir. Su saatini yapmıştır.
    Heron’un ünlü İskenderiye Kitaplığında çalıştığı için kitapları için ders notları niteliğindedir.
    Yazıda 3 önemli eserinden özet verilecektir.
    MECHANİCA
    Üç kitaptan oluşur, ilkinde statik ve hareket konuları işlenir. İkinci kitapta ağır cisimlerin kaldırılması için mekanizmalar önerilir. Üçüncü kitap bir nevi öncü vinç hakkındadır.
    PNÖMATIKA
    Sıvı basınca ile yaptığı oyuncaklar incelenir. İlk robot oyuncaklar incelenir.
    METRİCA
    Gene üç kitaptan oluşmaktadır. İlk kitapta çeşitli cisimleri alanları ile ilgili formüller verir. Burada bir düzgün çokgenin kenar uzunluğunu bir katsayı ile vermektedir. Bunun M.Ö 2000’lerde Babil’de bilindiği anlaşılmaktadır. Babil uygarlığının da eski Yunan da ne kadar etkili olduğu görülmektedir.
    Heron’un icatlarından biri de sihirli sürahidir.
    Sürahinin sapında bir delik vardır; sürahideki suyu boşaltmaya çalışan kişi, eğer bu deliği parmağıyla kaparsa su akmaz, açarsa tekrar akar. Gösterilerde suyun bazen akması bazen akmaması seyircilere hayli eğlenceli gelmiştir.
    Sonuç olarak Heron’un bilinmesi, ortaçağ İslam bilginlerinin anlaşılması da daha kolaylaşacağın inanıyorum.
    Yazıma sihirli sürahinin bir resmi eklenmiştir.

    (Muğla Devrim 11.11.2020

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    ÖZBEKİSTAN DOĞUMLU BİR MÜSLÜMAN BİLİM ADAMI AL BRUNİ (973-1048)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bugün Özbekistan Cumhuriyetinde yaşayanlar Müslüman Türk kökenli Özbeklerdir.
    Ancak Al Bruni döneminde henüz Özbekistan Türkleşmemiştir. Bu Türk varlığı 15 yüzyılda Şeybaniler zamanında gerçekleştiği kabul edilebilir.
    Esas ismi Ebu Reyhan el Bruni’dir. Modern Jeodozi’nin babası, antropolog, tarihçi ve bilim adamıdır. Doğum yeri Bugün Özbekistan’da Hive kenti yakınlarında Kath kasabasıdır (Biruni). Bu kasaba kayıptır. Ancak Hive İslami eserlerle dolu Müslüman Özbeklerin yaşadığı çok önemli bir kenttir. İslami anıtlarla bezelidir.
    Ailesi ve hayatı konusunda yeterli bilgiler gelmemektedir. Önce islami eğitim aldı, bunun yanında özel olarak bütün bilimlerle ilgilendi.
    27 yaşında “Eski Milletlerin Tarihini” yazdı (Chronoloy of Ancient Nations). Bu eserde insanlığın var oluşundan, Nuh tufanına, Babil Kralı Nebuchadnezar (Babil Kralı M.Ö 605-562) ve Büyük İskender dönemine (M.Ö. 336-323 krallığı) kadar uzanır.
    Arap, Eski Yunan ve İran takvim sistemlerini inceler ve onları yeniden düzenler. El Bruni sadece tarihle ilgilenmez milletlerin yaşamı, dinleri, gelenekleri manevi değerleriyle ilgilenir
    Yazılarından öğrendiğimize göre 997 yılı civarlarında gene Bir Müslüman bilgin olan 17 yaşındaki İbni Sina (980-1037) İle Buhara’da buluşur, Aristo (M.Ö 384-322) Fiziğini, dünya evren, maddenin en küçük parçaları olan atom konularını konuşurlar tartışırlar.
    Felsefe çalışmalarında ilham aldığı Yunanlılar gibi diğer milletlerden özellikle Hint uygarlığı ile de etkilendi. Harezmce, Farsça, Arapça, Sanskritçe ve ayrıca Yunanca, İbranice ve Süryanice biliyordu. Harezmce bölgeye Türklerin yerleşmesinden önce bölgede konuşulmuş ve bugün olmayan bir İran dilidir. Ömrünün çoğunu, günümüzün orta doğu Afganistan'ında, o zamanlar Gazneli hanedanının başkenti olan Gazne’de geçirdi. 1017'de Hindistan yarımadasına gitti ve Hindistan'da uygulanan Hindu inancını keşfettikten sonra Hint kültürü “Tārīkh al-Hind” (Hindistan Tarihi) üzerine bir kitap yazdı. Çeşitli ulusların gelenekleri ve inançları üzerine tarafsız bir yazardı ve 11. yüzyılın başlarında Hindistan'ı anlattığı dikkate değer tasvirinden dolayı Üstad (Usta) unvanı verildi.
    El Bruni Eski Yunan Felsefesi ve bilimsel düşüncesini beğeniyor ve biliyordu. Homeros’un (M.Ö 8 yüzyıl) “İliyada ve Odise” isimli eserlerinden haberdardı. Platon (M.Ö 428-348) eserlerinin farkında idi. Aristo (M.Ö 384-322), Arşimet (M.Ö 288-212) Batlamyus (Cladius Batlamyus 100-170) (Demokrites (M.Ö. 460-?) eserlerini okuduğu Eski Yunanlı filozof ve bilginlerdi.
    Nitekim ilk derslerini bir Yunanlıdan öğrendiği bilinir. Aristo’nun eserlerini çevirmiştir.
    Astronomi,, geodezi uzmanı tarihçi olan El Bruni çok yönlü bir bilim adamıdır.
    İran’da Doğum Günü Geodezi (Harita ) Mühendisliği günü olarak kutlanır. 180 civarında eseri olduğu bilinmektedir.
    Sonuç olarak bu kültür atmosferinin o zaman o coğrafya da mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda bildiği diller arasında Türkçe görünmemektedir. O zamanda Gazne’de henüz Türkler yoktur. Türkler Özbekistan’a daha sonra yerleşmişlerdir.
    El Bruni’ye etki eden kültürler, İslam, İran, Eski Yunan ve Hint kültürleridir. El Bruni’nin çalışmaları kuzey halkları üzerinde olmuştur. Eserleri Farsça ve Arapça yazmıştır. Euclid eserini Yunanca’dan Sanskritçe’ye çevirmiştir.
    Bizim Türk kaynakları üzülerek görüyorum her şeyi Türk gösterme eğilimdedir. El Bruni’nin çalışmaları ve uluslararası kişiliği etnik kimliğinden daha önemli olduğu düşüncesindeyim.
    Bu gün El Bruni’nin yaşadığı Afganistan ve Özbekistan’da bu bilimsel kültür kültür atmosferi mevcut değildir. Bu düşünce Büyük İskender ile bu coğrafyaya gelmiş, o günden gelen kültür kısmen yaşamıştır. İbni Sina El Bruni’nin yetişmesinde önemli rol oynamıştır.
    Bölgenin Moğollar tarafından alınıp yakılıp yıkılması tamamen bu atmosferin ortadan kalktığı görüşüne varmış bulunuyorum. Yanılıyorsam bana yazın konuyu tekrar tekrar tartışalım. Bu ortamdan bugünkü kuru ve ölü ortama nasıl geldik, konu fevkalade önemlidir.
    Yazıma 1973 yılında Sovyetler Birliğinde basılmış bir posta pulundaki resmi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 06.11.2020 yayınlandı)

Toplam 279 yorum bulundu. 41-50 arası listeniyor.