Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 11.01 23-01-2018

    SINIF ARKADAŞIMIZ STFA GRUBU ESKİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI METE MUTLUOĞLU İLE STFA YAYIN ORGANI KÖPRÜ DERGİSİNDE BİR RÖPORTAJ I
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Halen Amerika Birleşik Devletlerinde uluslararası ticari faaliyetini sürdüren Mete Mutluoğlu, İstanbul’a gelişlerinde toplantılarımıza katılır, uzaklardan sitemizde yayınlanan mesajlarla yani sınıf arkadaşları ile hep ilgilenir.
    Türk Müteahhitlerinin dışa açılmasında çok önemli bir konumu olan STFA Grubunda 1968-1998 yılları arası çalışmış ve onun Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmış arkadaşımız tabir yerindeyse 5 kıtada taahhüt gerçekleştirmiş bir grubun içinde görev yapmıştır.
    İstanbul’a gelip her görüştüğümüzde ben ona çok önemli tecrübeler edindiğini, bunların gelecek nesillere aktarılması gerekliliğini hep vurgulamışımdır.
    Bu defa bu fırsat doğdu, STFA Grubu’nun kurumsal yayın organı KÖPRÜ-BRIDGE dergisinin 2017/1 sayısının 26-32 sayfasında bir röportajının yayınlandığını öğrendim. STFA şirketine telefonla başvurdum. Gülay Göktürk bir e-mail kitabı elektronik ortamda gönderdi. Bu dergiden Mete Mutluoğlu ile yapılan röportajı kelimesi kelimesine aynen buraya alıyorum.
    Bu vesile ile Gülay Göktürk kanalı ile STFA’ya teşekkür ediyorum. Başardığı işlere karşı gayet mütevazı olan Mete Mutluoğlu’na da şöyle seslenmek istiyorum. Bu röportaj bir son değil bir başlangıç olsun, kazandığın deneyler bol fotoğraflı olarak ileri nesillere aktarılsın….
    Dergide Röportaj Türkçe ve İngilizce paralel olarak yayınlanmıştır. Tabii buraya Türkçesi alınmıştır.
    Sınıf arkadaşlarımın başarılarını sergileyemeye başkaları ile de zaman içinde devam etmek istiyorum.

    Mete Mutluoğlu:
    “O zamanlar bir Türk firmasının
    Yurtdışında ilk kez ihale kazanması,
    Aya bizden bir adam inmiş gibi
    Büyük bir hadiseydi...”

    STFA'nın kuruluşu 79 yıl öncesine uzanıyor ve bu süreç pek çok başarı ve gerçekleştirilen “ilk”lerin öyküsünü içeriyor.
    Kurumsallaşmış köklü bir kuruluşta, bugün gelinen nokta kadar geçmişte yaşananların da günümüze taşınması ve geleceğe yol göstermesi önem taşıyor.
    Kurucularımızdan rahmetli Feyzi Akkaya'nın yazdığı
    “Ömrümüzün Kilometre Taşları” kitabı ve STFA'nın 75.
    Kuruluş Yıldönümü vesilesi ile hazırlanan “İlk” kitabı, bu düşüncenin somutlaşmış en önemli iki örneği.
    Biz de aynı düşünceden yola çıkarak, STFA'nın 1968-1998 yılları arasındaki dönemine, farklı konumlarda üst düzey yönetici olarak tanıklık etmiş Sayın Mete Mutluoğlu ile o dönemden sayısız anılarını konuştuğumuz ve ancak kısa
    bir bölümünü bu satırlara sığdırabildiğimiz keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

    Mete Bey, STFA ile yollarınız nasıl kesişmişti?

    1962 senesinde İTÜ'den İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldum.
    Almanya'da staj yaparken çalıştığım Beton und Monierbau AG firması,
    Almanya'nın en önde gelen bir Müteahhitlik firmasıydı ve bana iş teklif etti.
    Beş sene Almanya'da, mühendis olarak çalıştım. 1967 senesinde
    Türkiye'ye dönüp askerliğimi yaptıktan sonra bir Müteahhitlik firması kurdum ve faaliyete geçtim. STFA camiasının önemli isimlerinden Kırhan Dadaşbilge, benim
    çok yakın arkadaşım. STFA'da Temel Araştırma onun vesilesiyle kuruldu. Halaskârgazi Caddesi'ndeki ofisinde
    Kırhan'ı ziyaret ettiğim gün, Sezai Bey de oradaydı. Sezai
    Abi, Feyzi Abi, bizim için mühendislik yönünden idoldü
    O isimler. Orada sohbet sırasında sordular; ne yapacaksın, ne
    tür girişimler planlıyorsun gibi.
    Dedim ki, "İtalyanlardan bir iş aldım. Bu çok enteresan ve teknik bir iş ama işi
    büyütmek için teminatım yok.
    Teminatım olsa buna benzer bir sürü işi öyle güzel yaparım ki..." Sohbet sırasında Sezai Ağabey'e o günlerde Devlet Demir Yolları'nın çıkardığı
    büyük bir öngermeli beton travers ihalesinin söz konusu olduğundan bahsettim.
    Ben o zamanlar iş takip ediyorum,
    'nerede, ne var' diye! bilhassa da teknolojinin ağır bastığı projeleri.
    Ertesi gün Temel İnşaat'ın kurucu ortaklarından
    Ferit Aysan beni aradı ve "Sezai Abi seninle görüşmek istiyor" dedi.
    Gittiğimde, Sezai Bey, 'Dün bahsettiğin
    öngermeli beton travers ihalesi benim özel ilgimi çekiyor,
    yeni bir konu, bu konuyu alırsak, işin başına geçip sen
    yapar mısın?" diye sordu. "Teminat konusunu boş ver,
    onları dert etme." dedi. "Yaparım" dedim. "Ne yapmak lazım?" dedi.
    "Lisans sahibi üç Alman firması var.
    Onlara gidip bir lisans anlaşması yapmak ve ihaleye hazırlanmak lazım" dedim. "Peki!" dedi, "tek başınasın, nasıl yapılacaksa yap". Yani yetki verdi. Almanya'ya gittim, lisans sahibi Almanlarla görüştüm, bunlardan biri benim eski çalıştığım firma idi. Bu çalıştığım firmanın üst kademesiyle
    görüştüm, hemen lisans anlaşmasını yaptım...
    Neticede ciddi bir hazırlıkla bu ihaleyi biz kazandık. Sonra ihale bozuldu...
    Sene 1968 sonları. Bu arada Sezai Bey ile görüşmelerimiz oluyordu.
    Bana bir gün "Yeni bir kuruluş
    aşaması içindeyiz, bir mühendislik şirketi kurmayı düşünüyoruz.
    Bu mühendislik şirketi grup içerisinde
    teknolojik projeleri yapacak, inşaat şirketini alternatif
    projelerle destekleyecek. Bu şirketin hem ortağı ol, hem
    de başına geç" şeklinde bir teklifte bulundu. O zaman da
    elimde taahhüt işlerim vardı, İtalyanlardan aldığım.
    "Sen işlerini tasfiye et -ki işlerin tasfiyesi yedi sekiz ay sürdü- bu
    arada bugün başlamış gibi bir anlayış içerisinde beraber
    olalım' dedi; şirket kuruluş tüzüğünü filan da bana bıraktı.
    Öyle yetki verirdi güvendiği insana. Temel Mühendislik
    Anonim Şirketi'ni 1970'te kurduk. Benim STFA'ya katılışım böyledir.

    Devamı var

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 11.01 23-01-2018

    TARİHTE SU VE SUUYGARLIĞI II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    (önceki yazıdan devam)
    İkinci çok önemli bir olay 1994 yılında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün (DSİ) 40. Kuruluş Yılı törenleri olmuştur. Ankara’da 12-14 Nisan tarihleri arasında “Su ve Toprak Kaynaklarını Geliştirme” Konferansı düzenlenmiştir.
    İlk günün sabah oturuma bu konuda büyük bir otorite olan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de katılmıştır. Konferansın öğleden sonraki oturumu tarihi su yapılarına ayrılmıştır. Dört konuşmacı bildiri sunmuştur.
    İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kazım Çeçen
    Ege Dokuz Eylül Üniversitesinden Prof. Dr. Ünal Öziş
    DSİ Konya IV. Bölge Müdürlüğü’nden İnş. Yüksek Mühendisi MEHMET BİLDİRİCİ
    DSİ Antalya XIII Bölge Müd. İnş. Yüksek Mühendisi Alaaddin Büyükyıldırım
    Ayrıca bu etkinlik kapsamında üç de tarihi su yapıları kitabı yayınlanmıştır.
    Bunlar Prof. Dr. Ünal Öziş (1934) tarafından hazırlanan genel konuları kapsayan Tarihi Su Yapıları,
    Mehmet Bildirici tarafından hazırlanan “Konya Tarihi Su Yapıları-Konya, Karaman, Niğde, Aksaray, Yalvaç, Mut, Silifke, Side”
    Alaaddin Büyükyıldırım tarafından hazırlanan “ Antalya Tarihi Su Yapıları
    Yayınlanan kitaplar 1000 adet basılmış, tüm üniversite ve kütüphanelere gönderilmiştir.
    Toplantıya katılan zamanın Bayındırlık Bakanı Müsteşarı ALTAY BİRANT kitapları çok beğendiğini kitapların yazarlarını ve onlara destek olan bölge Müdürlerini kutlayan bir mesaj yayınlamıştır.
    Daha sonra 2004 yılında Prof Dr. Henning FAHLBUSCH öncülüğünde ve Avusturya’da kazı yapan Avusturya Arkeoloji Enstitüsü himayesinde Uluslararası bir Kongre düzenlenmiştir, ismi “CURA AQUARUM IN EPHESOS 2004” olup buradaki Cura Aquarum kelimesi Latince olup “Su Yönetimi” anlamına gelmektedir. Bu toplantıya 100’ün çok çok üstünde yurt dışından (Almanya) ve yurt içinden arkeologlar ve mühendisler katılmıştır. Ayrıca çevredeki antik kentler ve onların su yapıları görülmüştür. Bu kentler başta Efes, Priene, Denizli Laodikya, Hierapolis. Hierapolis kentinde İtalyan kazı heyeti nefis bir klasik müzik konseri eşliğinde unutulmaz bir yemek vermiştir.
    Kongrenin dili İngilizce ve Almanca’dır. Bu bildiriler editör Gilbert Wiplinger tarafından bu iki dilden yayınlanmıştır. İyi incelendiğinde Anadolu Su yapıları tarihine büyük bir ışık getirmiştir. Bu kongreye bende Karia bölgesinden Keramos (Ören) su yapıları ve dinlendirme havuzu ile ilgili bir bildiri sunmuştum.
    Bundan dört yıl sonra İzmir Gümüldür DSİ kampında İzmir II Bölge denetimde Prof. Dr. Ünal Öziş öncülüğünde Ege ve Karia bölgesinin incelendiği bir “Tarihi Su Yapıları Toplantısı düzenlenmiştir. Bu toplantıda aktif olarak Prof. Dr. Ünal Öziş, Denizli Pamukkale Üniversitesinden Prof. Dr. Orhan Baykan, ben MEHMET BİLDİRİCİ ve Antalya Su Yapıları Tarihi Yazarı Alaaddin Büyükyıldırım görev almıştır.
    Sonuç olarak bu konuda çok uzun sürede (en az 20 yıl) araştırma ve incelemelerini hidrolik bilimine dayalı olarak karşılıksız çalışanlar şöyledir denilebilir.
    Prof. Dr. (İnşaat Yüksek Mühendisi) Kazım Çeçen (1919-1997)
    Prof. Dr. (İnşaat Yüksek Mühendisi) Ünal Öziş (1934)
    Prof. Dr. (İnşaat Yüksek Mühendisi ) Orhan Baykan (1953-2017)
    İnşaat Yüksek Mühendisi MEHMET BİLDİRİCİ
    İnşaat Yüksek Mühendisi Alaaddin Büyükyıldırım
    Sonuç olarak bu yazılarla su tarihi ile tüm konuları açıklamak mümkün değildir. Bu yazılar bir ön giriş kabul edilmelidir. Konuya merak saranlar benim Web siteme başvurmalıdırlar.
    www.mehmetbildirici.com
    Ayrıca bana mail ve telefonla ile ulaşabilirler
    Mehmetbildirici34@gmail.com Tel:0 542 241 0302
    Son olarak da Muğla ve çevresinde çalışan İnşaat Mühendisi arkadaşlarıma bu konuya girmelerini hararetle öneririm. Zira bu konularda gerçekten Ege Bölgesi, hatta tüm Anadolu’muz bir açık hava müzesidir. Konuya girebilirseniz asla çıkamayacaksınız.
    Önümüzdeki yazım geçen yıl kaybettiğimiz Prof. Dr. Orhan Baykan hakkında olacaktır.

    Muğla Devrim 11.01.2018 yayınlandı

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 11.01 23-01-2018

    TARİHTE SU VE SUUYGARLIĞI II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    (önceki yazıdan devam)
    İkinci çok önemli bir olay 1994 yılında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün (DSİ) 40. Kuruluş Yılı törenleri olmuştur. Ankara’da 12-14 Nisan tarihleri arasında “Su ve Toprak Kaynaklarını Geliştirme” Konferansı düzenlenmiştir.
    İlk günün sabah oturuma bu konuda büyük bir otorite olan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de katılmıştır. Konferansın öğleden sonraki oturumu tarihi su yapılarına ayrılmıştır. Dört konuşmacı bildiri sunmuştur.
    İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kazım Çeçen
    Ege Dokuz Eylül Üniversitesinden Prof. Dr. Ünal Öziş
    DSİ Konya IV. Bölge Müdürlüğü’nden İnş. Yüksek Mühendisi MEHMET BİLDİRİCİ
    DSİ Antalya XIII Bölge Müd. İnş. Yüksek Mühendisi Alaaddin Büyükyıldırım
    Ayrıca bu etkinlik kapsamında üç de tarihi su yapıları kitabı yayınlanmıştır.
    Bunlar Prof. Dr. Ünal Öziş (1934) tarafından hazırlanan genel konuları kapsayan Tarihi Su Yapıları,
    Mehmet Bildirici tarafından hazırlanan “Konya Tarihi Su Yapıları-Konya, Karaman, Niğde, Aksaray, Yalvaç, Mut, Silifke, Side”
    Alaaddin Büyükyıldırım tarafından hazırlanan “ Antalya Tarihi Su Yapıları
    Yayınlanan kitaplar 1000 adet basılmış, tüm üniversite ve kütüphanelere gönderilmiştir.
    Toplantıya katılan zamanın Bayındırlık Bakanı Müsteşarı ALTAY BİRANT kitapları çok beğendiğini kitapların yazarlarını ve onlara destek olan bölge Müdürlerini kutlayan bir mesaj yayınlamıştır.
    Daha sonra 2004 yılında Prof Dr. Henning FAHLBUSCH öncülüğünde ve Avusturya’da kazı yapan Avusturya Arkeoloji Enstitüsü himayesinde Uluslararası bir Kongre düzenlenmiştir, ismi “CURA AQUARUM IN EPHESOS 2004” olup buradaki Cura Aquarum kelimesi Latince olup “Su Yönetimi” anlamına gelmektedir. Bu toplantıya 100’ün çok çok üstünde yurt dışından (Almanya) ve yurt içinden arkeologlar ve mühendisler katılmıştır. Ayrıca çevredeki antik kentler ve onların su yapıları görülmüştür. Bu kentler başta Efes, Priene, Denizli Laodikya, Hierapolis. Hierapolis kentinde İtalyan kazı heyeti nefis bir klasik müzik konseri eşliğinde unutulmaz bir yemek vermiştir.
    Kongrenin dili İngilizce ve Almanca’dır. Bu bildiriler editör Gilbert Wiplinger tarafından bu iki dilden yayınlanmıştır. İyi incelendiğinde Anadolu Su yapıları tarihine büyük bir ışık getirmiştir. Bu kongreye bende Karia bölgesinden Keramos (Ören) su yapıları ve dinlendirme havuzu ile ilgili bir bildiri sunmuştum.
    Bundan dört yıl sonra İzmir Gümüldür DSİ kampında İzmir II Bölge denetimde Prof. Dr. Ünal Öziş öncülüğünde Ege ve Karia bölgesinin incelendiği bir “Tarihi Su Yapıları Toplantısı düzenlenmiştir. Bu toplantıda aktif olarak Prof. Dr. Ünal Öziş, Denizli Pamukkale Üniversitesinden Prof. Dr. Orhan Baykan, ben MEHMET BİLDİRİCİ ve Antalya Su Yapıları Tarihi Yazarı Alaaddin Büyükyıldırım görev almıştır.
    Sonuç olarak bu konuda çok uzun sürede (en az 20 yıl) araştırma ve incelemelerini hidrolik bilimine dayalı olarak karşılıksız çalışanlar şöyledir denilebilir.
    Prof. Dr. (İnşaat Yüksek Mühendisi) Kazım Çeçen (1919-1997)
    Prof. Dr. (İnşaat Yüksek Mühendisi) Ünal Öziş (1934)
    Prof. Dr. (İnşaat Yüksek Mühendisi ) Orhan Baykan (1953-2017)
    İnşaat Yüksek Mühendisi MEHMET BİLDİRİCİ
    İnşaat Yüksek Mühendisi Alaaddin Büyükyıldırım
    Sonuç olarak bu yazılarla su tarihi ile tüm konuları açıklamak mümkün değildir. Bu yazılar bir ön giriş kabul edilmelidir. Konuya merak saranlar benim Web siteme başvurmalıdırlar.
    www.mehmetbildirici.com
    Ayrıca bana mail ve telefonla ile ulaşabilirler
    Mehmetbildirici34@gmail.com Tel:0 542 241 0302
    Son olarak da Muğla ve çevresinde çalışan İnşaat Mühendisi arkadaşlarıma bu konuya girmelerini hararetle öneririm. Zira bu konularda gerçekten Ege Bölgesi, hatta tüm Anadolu’muz bir açık hava müzesidir. Konuya girebilirseniz asla çıkamayacaksınız.
    Önümüzdeki yazım geçen yıl kaybettiğimiz Prof. Dr. Orhan Baykan hakkında olacaktır.

    Muğla Devrim 11.01.2018 yayınlandı

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 10.01 23-01-2018

    TARİHTE SU VE SUUYGARLIĞI I
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Su Tarihi Konusu Çok Önemlidir
    Prof. Dr. Şadan Gökovalı
    Su insanoğlunun uygarlaşma çabasına girdiği yaklaşık 15.000- 20.000 yıldan bu yana hayatımızın içinde. Su insanlardan daha da eski, yaratılışımızdan önce de dünya bir su küre, ilk canlıların denizlerde başladığı kabul edildiğine göre.
    İnsanoğlu hep suya ihtiyaç duymuştur. Bazen akar dere kenarlarına yerleşmiş, eğer daha içerlerde yaşamak durumunda kalmışsa kuyular kazmıştır. Bugün Neolitik döneme (günümüzden 6.000-7.000 yıl önce) tarihlenen 5-7 metre derinliğinde kuyular kazılarda ortaya çıkmıştır, basit sarnıçlar yapmış oralarda suyu depolamıştır.
    İnsanoğlunun suyla serüveni böyle başlamış, uygarlık alanında gelişme gösterdikçe suyu ayağına getirebilmek için borular, kanallar yapmış, bunlarla suyu yaşam alanlarına kadar taşımıştır.
    Suyla toplumun her bölümü ilgilendirmiş ve suya yorum getirmiştir. Doğayı anlamaya çalışan doğa filozoflarından Miletli Thales (M.Ö 624-546) her şeyin özü sudur demiştir.
    Kutsal kitaplar suya büyük öncelik tanımış, şairlerin en güzel şiirleri su üzerine yazılmıştır. Büyük Şair Fuzuli’nin (1483-1556) en güzel şiiri SU KASİDESİ’DİR.
    Her meslek kolunun su üzerine yapması gereken çalışmalar olmalıdır. Ben şimdilik bu konulara girmeyeceğim.
    Bir pınardan, kuyudan alınan su önce taşınmalıdır, bunun için gerekli yapılara ve yapı teknolojilerine ihtiyaç vardır. Bu konuda inşaat mühendisi kökenli mühendislere iş düşmektedir. Ben de köken olarak İnşaat Yüksek mühendisi olduğumdan ben de bu grupta sayıyorum kendimi. Bu konuda inşaat mühendisi kökenlilerin görevini şöyle tanımlıyorum.
    Hidrolik bilimine dayalı, suyun temini, bunların depolanması, iletilmesi, bunlar için gerekli yapıların mukavemet bilimine dayalı hesaplarının yapılması ve projelendirilmesidir. Bunlara dayalı tarihi su yapılarının incelenmesi araştırılması çok önemli olduğu halde bu konudaki çalışmalar dünyada ve Türkiye’de yenidir. Bunu şöyle vurguluyorum 5000 yıl önceden örneğin baraj kalıntıları karşımızdadır. Benim kastettiğim bunların araştırılmasının yeni olduğunu belirtiyorum.
    Bu konuda nereden bakılsa bakılsın çalışmalar 60-70 yılı aşmamaktadır. Daha önce Anadolu’yu gezen anılarını yazan yabancı yazarlar vardır. Ama bunlar bu disiplinle yetişmiş kişiler değildir. Daha ziyade arkeolojiye dönük araştırmacılardır, ama bir su yapısı görmüşlerse elbette ondan da bahsetmişlerdir.
    Ben arşivci değilim ama şunu biliyorum Osmanlı arşivlerinde elbette bazı bilgiler vardır. Ama bu bilgiler hidrolik bilimine uygun değildir.
    Bir örnek vermek gerekirse, Büyük Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahrettin Ali (ölümü 1286) Konya’yı besleyen Meram çayında yaz aylarında su azaldığından bazı düzenlemeler yapmıştır. Sahip Ata Meram çayının yaz aylarındaki gelirini (Suyun debisini 12 okka (Okka bir çeşit su birimi) kabul etmiş ve buna göre bir su vakfı düzenlemiştir. Böylece hangi çaya ne kadar su verileceği esasa bağlanmıştır.
    Aradan geçen uzun zaman sonra su dağıtımı yapan Mirav (Su dağıtımcısı) bu vakfa uymamış ve sudan yararlananlardan rüşvet talep etmiştir. Bunun üzerine 18. yüzyılda şikâyet üzerine şeri mahkeme kurulmuştur. Bu şekilde Meram suyuna ait belge mahkemeye sunulmuştur. Konya Tarihi Su yapıları kitabımda konu geniş şekilde işlenmiştir.
    Burada demek istediğim şudur, bu su vakıf eskiden beri uygulanagelse yani bir şikâyet olmasa bu bilgiler mahkeme ve arşiv kayıtlarına geçmeyecekti. Tabii yılmadan Osmanlı arşivleri taranmaya devam edip uzmanlar önüne konulmalıdır.
    Arkeologlar kazılarını kent içinde yaparlar, genellikle su yapıları kentlerin dışındadır.
    Bu konuda ilk tekil çalışma İstanbul Teknik Üniversitesinde 1889-1891 yılları arası hidrolik ve su yapıları dersini veren Avusturya asıllı PHLIP FORCHHEIMER (1852-1933) tarafından yapılmıştır. Forcheimer İstanbul’daki Bizans dönemi sarnıçları hakkında;
    -Die Byzantinische Wasserbehaelter von Konstantinople” isimli çok önemli bir yayını vardır. (Wien 1893) ayrıca Efes suyolları ile ilgili ilk çalışma onundur.
    -“Forschungen in Epheses” 1923. Daha geniş bilgiler Web sitemde bulunmaktadır.
    Bu konuda ilk ciddi çalışmalar Alman Mühendisi Gunter Garbrecht (1924) ile başladı diyebiliriz. Garbrecht modern su projeleri için Türkiye’ye görevli davet edilir. Boş zamanlarda Bergama, Efes gibi antik kentleri görür burada antik çağlarda yapılmış su yapılarına hayran kalır. Yarı mesaisini bu yapıları incelemeye ayırır. Yaşlandıktan sonra bu görevi manevi oğlu saydığı Prof Dr. Henning Fahlbusch (1945) devir alır. Ben Fahlbusch ile 1994 yılından beri tanışır ve onun gezilerine hep katıldım. Garbrecht’in bir mektubu ve Almanca Tarihi Barajlar isimli bir hediye ettiği kitap kütüphanemdedir.
    Yıl 1979 İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Profesörlerinden Kazım Çeçen (1919-1997) öğrenimi ve doktorasını Almanya’da yapmış ve Günter Garbrecht’in arkadaşıdır.
    Bu iki profesör öncülüğünde Türkiye’de Tarihi Su yapıları konusunda bir Sempozyum gerçekleşir. Uçakla Antalya’ya gidilerek bölgedeki dünyada ender görülen tarihi su yapıları incelenir.
    Ben o tarihte henüz bu konunun dışında idim, ama daha sonraki yıllarda Sempozyumun bildirilerini temin ettim, inceledim. Almanca dilinde olan bildiriler arşivimdedir. Türkiye’nin önde gelen arkeoloğu Semavi Eyice (1923) de bu toplantıya katılmış Bizans dönemi konusunda çok değerli bir sunumu vardır.
    (devam edecek)
    Muğla Devrim 10.01.2018 yayınlandı

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 09.01 23-01-2018

    LİKYA PATARALI NOEL BABA (AYA NICHOLAOS)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Hristiyanların en önemli bayramı olan Noel (Christmas) Avrupalılarca 24 Aralık’ta, Türkiye’de yaşayan Rumlar ve Ermeniler tarafından ise 06 Ocak’ta kutlanır. Bu Mesih İsa’nın (Jesust Christ) doğum günüdür. Bir tanıdığım Rum tarihçi şöyle der “biz Hristiyanlar İsa’nın ölüm gününde anlaşırız ama doğum gününde anlaşamayız. İki farklı tarihte kutlarız. Tabii bugün kullandığımız takvimde miladi yıl 2018, buna göre bunun başlangıcı olan I Ocak 0 kabul edilir. Yani İsa’nın doğduğu gün, Halbuki tarihler bunu doğrulamamaktadır. Ayrıca çok ciddi araştırma yapan tarihçilere göre örneğin Amerikalı tarihçi Will Durant’a (1885-1981) göre İsa’nın yaşayıp yaşamadığı bile tartışılabilir.
    Bunlara neye yazıyorum?. Sayın Şadan Gökovalı’nın Devrim Gazetesi’nin 27.12.2017 tarihli sayısında NOEL BABA (NAİL BABA) yazısı üzerine görüş bildirme lüzumundan kaynaklanmaktadır.
    Önce Aya Nichalaos (Türkiye’de bugün ki ismi Noel Baba) 280 yılında zamanın en gelişmiş kentlerinden PATARA’DA doğmuştur. Doğduğu tarihte Anadolu’da Hristiyanlık henüz resmi din değildir, devletin dini olarak kabul edildiği 324 tarihinde 44 yaşındadır.
    Aya Nichalaos çok zengin bir ailenin oğludur. Hastalara ve gelinlik kızlara çeyiz temininde onlara yardımcı olur. Tabii anlatılanlar geleneksel bilgilere dayanır. Yardımları incitmeden vermek ister, hediyelerini bacadan atar.
    Daha sonra yardımsever oluşu efsaneleşir ve civara yayılır. Ömrünün sonunda Antalya De Myra (Kale) kentindeki kilisede piskopos olur, bugün onun adına yapılan bu kilise ziyaret edilir. Daha sonra oraya gömülür ve daha sonra yüzyıllar sonra kemikleri İtalya’ya kaçırılır. Aya Nicholas, Almanya ve Hollanda’da Santa Claus olur. Türkiye’de Noel Baba olur. Bunlar bilinen konular ben bunları burada kesip bazı görüşleri açıklayacağım.
    Ben geziye meraklı olduğum için PATARA’YI defalarca gezdim. Noel Baba’nın yaşadığı ve daha önce çağlarda Patara ve çevresi çok ileri bir uygarlığın yaşandığı yerlerdir. Halbuki bugün burada yaşayan ve yerleşen kişilerin bu uygarlıktan hiçbir iz taşımadığı kanısındayım. Bu bölgede eski insanlar tamamen buraları terk etmişler, bölgeye gelenler tamamen yeni bir yaşam kurmuşlardır. Mesela bu durum İzmir, Bodrum gibi yerlerde görmek mümkün değildir.
    Bölgede çok farklı insanlar yaşamış ve yaşamaktadır. Bu açıdan NOEL BABA, NAİL BABA olamaz, her ikisi çok farklı dönemin ve kültürün insanlarıdır.
    Noel Babanın tarlası ve bahçesinde bugün Ovagelemişli bir NAİL BABA yaşamakta olabilir. Ama bunlar asla eşleştirilemez diye düşünüyorum.
    Eğer Anadolu tarihine saygılı isek hem Noel Baba’ya ve hem de Nail Baba’ya kimlikleriyle sahip çıkmalıyız. Şunu da göz ardı edemeyiz. Uygar bir Noel Baba’nın memleketinde neden bugün basit bir yaşamı olan kırsal kesimden bir Nail Baba yaşamaktadır.
    Şurası da bir geçek Noel Baba kültürü Avrupa’ya giderek Santa Claus olmuştur. Bu durum sadece Noel Baba içinde değildir.
    Prag gezisi sırasında elinde mızrağı olan bir heykel gösterdiler. Hemen tanıdım bu bizim Kayseri’de yaşadığına inanılan Aya Yorgi (Saint George). Anadolu’dan Prag’a gitmedir.
    Anadolu zamanında o kadar zengin ki pek çok kültür Hıristiyanlık adı altında dünyaya yayılmıştır. Noel Baba’yı Nail Baba yaparak sadece kendimizi avuturuz.
    Bir başka dikkatimi çeken konu İslam evliyaları arasında doğum yapan kadınlara evlenecek kızlara sahip çıkan biri yok !!!!!!!!!

    (Muğla Devrim 09.01.2018 tarihinde yayınlandı.

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 09.01 23-01-2018

    LİKYA PATARALI NOEL BABA (AYA NICHOLAOS)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Hristiyanların en önemli bayramı olan Noel (Christmas) Avrupalılarca 24 Aralık’ta, Türkiye’de yaşayan Rumlar ve Ermeniler tarafından ise 06 Ocak’ta kutlanır. Bu Mesih İsa’nın (Jesust Christ) doğum günüdür. Bir tanıdığım Rum tarihçi şöyle der “biz Hristiyanlar İsa’nın ölüm gününde anlaşırız ama doğum gününde anlaşamayız. İki farklı tarihte kutlarız. Tabii bugün kullandığımız takvimde miladi yıl 2018, buna göre bunun başlangıcı olan I Ocak 0 kabul edilir. Yani İsa’nın doğduğu gün, Halbuki tarihler bunu doğrulamamaktadır. Ayrıca çok ciddi araştırma yapan tarihçilere göre örneğin Amerikalı tarihçi Will Durant’a (1885-1981) göre İsa’nın yaşayıp yaşamadığı bile tartışılabilir.
    Bunlara neye yazıyorum?. Sayın Şadan Gökovalı’nın Devrim Gazetesi’nin 27.12.2017 tarihli sayısında NOEL BABA (NAİL BABA) yazısı üzerine görüş bildirme lüzumundan kaynaklanmaktadır.
    Önce Aya Nichalaos (Türkiye’de bugün ki ismi Noel Baba) 280 yılında zamanın en gelişmiş kentlerinden PATARA’DA doğmuştur. Doğduğu tarihte Anadolu’da Hristiyanlık henüz resmi din değildir, devletin dini olarak kabul edildiği 324 tarihinde 44 yaşındadır.
    Aya Nichalaos çok zengin bir ailenin oğludur. Hastalara ve gelinlik kızlara çeyiz temininde onlara yardımcı olur. Tabii anlatılanlar geleneksel bilgilere dayanır. Yardımları incitmeden vermek ister, hediyelerini bacadan atar.
    Daha sonra yardımsever oluşu efsaneleşir ve civara yayılır. Ömrünün sonunda Antalya De Myra (Kale) kentindeki kilisede piskopos olur, bugün onun adına yapılan bu kilise ziyaret edilir. Daha sonra oraya gömülür ve daha sonra yüzyıllar sonra kemikleri İtalya’ya kaçırılır. Aya Nicholas, Almanya ve Hollanda’da Santa Claus olur. Türkiye’de Noel Baba olur. Bunlar bilinen konular ben bunları burada kesip bazı görüşleri açıklayacağım.
    Ben geziye meraklı olduğum için PATARA’YI defalarca gezdim. Noel Baba’nın yaşadığı ve daha önce çağlarda Patara ve çevresi çok ileri bir uygarlığın yaşandığı yerlerdir. Halbuki bugün burada yaşayan ve yerleşen kişilerin bu uygarlıktan hiçbir iz taşımadığı kanısındayım. Bu bölgede eski insanlar tamamen buraları terk etmişler, bölgeye gelenler tamamen yeni bir yaşam kurmuşlardır. Mesela bu durum İzmir, Bodrum gibi yerlerde görmek mümkün değildir.
    Bölgede çok farklı insanlar yaşamış ve yaşamaktadır. Bu açıdan NOEL BABA, NAİL BABA olamaz, her ikisi çok farklı dönemin ve kültürün insanlarıdır.
    Noel Babanın tarlası ve bahçesinde bugün Ovagelemişli bir NAİL BABA yaşamakta olabilir. Ama bunlar asla eşleştirilemez diye düşünüyorum.
    Eğer Anadolu tarihine saygılı isek hem Noel Baba’ya ve hem de Nail Baba’ya kimlikleriyle sahip çıkmalıyız. Şunu da göz ardı edemeyiz. Uygar bir Noel Baba’nın memleketinde neden bugün basit bir yaşamı olan kırsal kesimden bir Nail Baba yaşamaktadır.
    Şurası da bir geçek Noel Baba kültürü Avrupa’ya giderek Santa Claus olmuştur. Bu durum sadece Noel Baba içinde değildir.
    Prag gezisi sırasında elinde mızrağı olan bir heykel gösterdiler. Hemen tanıdım bu bizim Kayseri’de yaşadığına inanılan Aya Yorgi (Saint George). Anadolu’dan Prag’a gitmedir.
    Anadolu zamanında o kadar zengin ki pek çok kültür Hıristiyanlık adı altında dünyaya yayılmıştır. Noel Baba’yı Nail Baba yaparak sadece kendimizi avuturuz.
    Bir başka dikkatimi çeken konu İslam evliyaları arasında doğum yapan kadınlara evlenecek kızlara sahip çıkan biri yok !!!!!!!!!

    (Muğla Devrim 09.01.2018 tarihinde yayınlandı.

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 06.01 23-01-2018

    SEVGİLİ SINIF ARKADAŞLARIM (İTÜ 62 İNŞAAT)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Burada daha nasıl yararlı ve üretken oluruz, konusunda düşüncelerimi açıklayacağım.
    Başkan Mustafa Gür’ün son mailinde bizlere verdiği bir karneden söz edeceğim. Tüm arkadaşlara toplantılara katılma üzerinden not vermiştir değerlendirilmiştir. . Toplantılar tabii ki çok önemlidir, ama her şey de değildir.
    Aynı zamanda üretken ve elimizden geldiğinde ülkeye ve ülke kültürüne de katkılı olmalı diye düşünüyorum.
    Sizlere 2009 yılında kurulan ve benim kültürel etkinliklerimi tanıtan yazımı bu vesile ile sunuyorum.

    WEB SİTEMDEN BENİ OKUMASINI İSTEDİĞİM DOSTLARIM
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sevgili Web Siteme giren dostlarım. Önce WEB sitemi tanıtmak istiyorum,
    www.mehmetbildirici.com
    Sayfa hacmi 15.000 üzerinde olan Web Sitemde, Tarihi Su yapıları, Konya, Gökova Akyaka, Muğla, Konya Lisesi, İTÜ İnşaat Fakültesi …. Gibi konularda bilgi ve araştırmalar yer almaktadır.
    Sevgili Web sitemin okuyucuları, beni okuduğunuzu biliyorum. Zira bilgisayar sayıyor, Web sitem Eylül 2009 yılında kuruldu. Bunu bana kazandıran ise Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği başkanı Heike, Bahar Suseven (1962-2012) oldu.
    Web siteme sahip olduğumda bunun ne olduğunu ve beni nerelere taşıyacağını asla tahmin edemezdim. Benim ürettiklerimi dünyaya yaydı, Yurt içi ve dünyadan beni okuyanlara ulaştırdı, ama ben onları göremiyorum. Bilgisayar sayıyor önümüzdeki günlerde ziyaretçi sayısı 200.000 olacak. Bir düşünülürse bu inanılmaz görünüyor.
    Ayrıca kimileri Web sitesine giriyor, gezinip çıkıyor, kimileri not alıp bana başvuruyor, ek bilgiler istiyor. Bunların sayısı da bu süre içinde yaklaşık 400 civarında.
    Bunların (bir kısmı araştırmacı ve bilim adamı, bir kısmı öğrenci) hepsini önemsiyor. Mutlaka telefon açıyor ve maille cevaplıyorum.
    Web sitem içindeki dosyalar arıların oğul verdiği gibi bilgisayar içinde başka sitelere misafir gidiyor. Bundan da çok mutluluk duyuyorum.
    Örnek olarak yakında Rusça veya Ukrayna dilinde kurulu bir kitaplığa benim “KONYA TARİHİ SU YAPILARI” kitabım konuk olmuş. Rusça kitapların arasında yerini almış.
    Son olarak da şunu belirtmek isterim. Ben Yüksek İnşaat Mühendis olarak kültür konularına tam olarak yönelmiş durumdayım. Elbette yurtta ve dünyada olup bitenleri de izliyorum, ama yorum yapmıyorum.
    2017 yılında savaşlara ve birtakım olumsuz işlere karşı bazı olumlu gelişmeler de oldu. Bir garip bir tuhaf adam Donald Trump başta olmak üzere İŞİD’İ hemen hemen Irak ve Suriye coğrafyasından söküp attılar.
    Gerçekten NAZİ SOYKIRIMI VE İŞİD VAHŞETİ dünyada görülmüş en acımasız ve en insanlık dışı olanlarıdır.
    Beni Web sitemden okuyan tüm dostlarıma barış ve huzur dolu bir yıl diliyorum.
    Bana her konuda yazabilirsiniz. Her bildiğimi paylaşmaya hazırım. Gelin tanışalım, gelin bilgi alışverişi yapalım
    Sevgi ve saygılarımla
    2018 YILI ÜLKEMİZE VE TÜM İNSANLIĞA BARIŞ VE HUZUR GETİRSİN
    (itu62insaat@yahoogrops.com) Sitesinde 06.01.2018 yayınlandı.

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 23-01-2018

    2018 YILI ÜLKEMİZE VE TÜM İNSANLIĞA BARIŞ VE HUZUR GETİRSİN
    WEB SİTEMDEN BENİ OKUYAN DOSTLARIMA
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sevgili Web Siteme giren dostlarım. Önce WEB sitemi tanıtmak istiyorum,
    www.mehmetbildirici.com
    Sayfa hacmi 15.000 üzerinde olan Web Sitemde, Tarihi Su yapıları, Konya, Gökova Akyaka, Muğla, Konya Lisesi, İTÜ İnşaat Fakültesi …. Gibi konularda bilgi ve araştırmalar yer almaktadır.
    Sevgili Web sitemin okuyucuları, beni okuduğunuzu biliyorum. Zira bilgisayar sayıyor, Web sitem Eylül 2009 yılında kuruldu. Bunu bana kazandıran ise Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği başkanı Heike, Bahar Suseven (1962-2012) oldu.
    Web siteme sahip olduğumda bunun ne olduğunu ve beni nerelere taşıyacağını asla tahmin edemezdim. Benim ürettiklerimi dünyaya yaydı, Yurt içi ve dünyadan beni okuyanlara ulaştırdı, ama ben onları göremiyorum. Bilgisayar sayıyor önümüzdeki günlerde ziyaretçi sayısı 200.000 olacak. Bir düşünülürse bu inanılmaz görünüyor.
    Ayrıca kimileri Web sitesine giriyor, gezinip çıkıyor, kimileri not alıp bana başvuruyor, ek bilgiler istiyor. Bunların sayısı da bu süre içinde yaklaşık 400 civarında.
    Bunların (bir kısmı araştırmacı ve bilim adamı, bir kısmı öğrenci) hepsini önemsiyor. Mutlaka telefon açıyor ve maille cevaplıyorum.
    Web sitem içindeki dosyalar arıların oğul verdiği gibi bilgisayar içinde başka sitelere misafir gidiyor. Bundan da çok mutluluk duyuyorum.
    Örnek olarak yakında Rusça veya Ukrayna dilinde kurulu bir kitaplığa benim “KONYA TARİHİ SU YAPILARI” kitabım konuk olmuş. Rusça kitapların arasında yerini almış.
    Son olarak da şunu belirtmek isterim. Ben Yüksek İnşaat Mühendis olarak kültür konularına tam olarak yönelmiş durumdayım. Elbette yurtta ve dünyada olup bitenleri de izliyorum, ama yorum yapmıyorum.
    2017 yılında savaşlara ve birtakım olumsuz işlere karşı bazı olumlu gelişmeler de oldu. Bir garip bir tuhaf adam Donald Trump başta olmak üzere İŞİD’İ hemen hemen Irak ve Suriye coğrafyasından söküp attılar.
    Gerçekten NAZİ SOYKIRIMI VE İŞİD VAHŞETİ dünyada görülmüş en acımasız ve en insanlık dışı olanlarıdır.
    Beni Web sitemden okuyan tüm dostlarıma barış ve huzur dolu bir yıl diliyorum.
    Bana her konuda yazabilirsiniz. Her bildiğimi paylaşmaya hazırım. Gelin tanışalım, gelin bilgi alışverişi yapalım
    Sevgi ve saygılarımla
    (Muğla Devrim Gazetesi 05.01.2018 de yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 2018 23-01-2018

    TERÖR SALDIRISI OLMADAN 2018 YILINA MERHABA
    MEHMET BİLDİRİCİ
    2017 yılında Devrim Gazetesinde yazdığım ilkyazının başlığı “2017 Yılına Yoğun Kar Yağışı ve Terör Saldırısı ile Girdik” şeklinde idi.
    Çok şükür bu yıl Türkiye ve tüm Batı dünyası terörsüz günlerle 2018 yılına girdi.
    Vahşi ve uygarlık değerlerinin tümüne karşı terör örgütü İŞİD 2017 yılında Irak ve Suriye coğrafyasından söküp atıldı. Burada hiçbir hareketini onaylamadığım Donald Trump ve diğerlerinin etkileri olmuştur. İŞİD Suriye ve Irak coğrafyasından kazınması diğer olumsuzluklar yanında bir başarı olarak görüyorum.
    Geçen 2017’nin son yazısını Paris anılarımla noktalamıştım. Gerçekten batı uygarlığına, batı müziğine duyarlı bir kişiyim, politikayı bunun dışında tutuyorum.
    Sayın Şadan Gökovalı’nın yılın sonunda yazdığı mesaj beni bu konuda yüreklendirmiştir. Şadan Gökovalı şunları yazmıştır

    “BİLDİRİCİ, bildirimlerini takdirle okuyorum. Paris yazılarını okudum. Ömür bir anı koleksiyonudur, içine olumlu şeyler eklemelidir.
    Mehmet BİLDİRİCİ zamanla beni daha iyi anlayacaksın. Benim iki işim var. Üretmek ve üretmeyi teşvik etmektir. Kırk yıldır bunun için çalışıyorum. Bu yanımla meşhurum.
    Bu yüreklendirme için kendisine teşekkür ediyorum.
    Giren yıl içinde 79 yaş günümü kutlayacağım. Yılbaşı gecelerini yaşım icabı evde oturur bir yılın kültür muhasebesini yaparım. Yılsonu tüm dostlarıma telefonla, internetle ulaşmaya çalışırım. Onlardan da karşılıklar gelince mutlu olurum.
    Görmek anlamak için NOEL kutlamalarını da izledim. O dini bir bayramdır. Halbuki yılbaşı çok farklı bir şeydir. Ticari hesaplar, takvimler her şey yeni yeni yıla göre planlanır. Dilekler tutulur. Bunu anlayamayanlara ve yeni yılı Hıristiyanlıkla karıştıranlara şaşarım !!!!
    Yılbaşı gecesi saat 23.00 kadar çeşitli programlar, belgeseller seyrettikten sonra, PARİS TV5 Fransız Televizyonuna girdim. Geçen yıllarda birkaç defa girmiştim.
    Yılbaşı Özel Programı, Fransızca bildiğimi sanmayın, konuşmaları anlamadan dinledim, AMA ARADA YAPILAN GÖSTERİLER, OYUNLAR, DANSLAR MÜKEMMEL DEĞİL MÜKEMMELİN ÇOK ÇOK ÜSTÜNDEYDİ.
    Çok zevk ve ilgi ile izlediğim programlar Türkiye saati ile 2.00 kadar sürdü. Paris yılbaşına o saatte giriyor. Saat 2.00 (Paris yerel saat 12.00)
    BONE ANNEE 2018
    Ondan sonra sahneye oyuncular, spikerler, seyirciler hepsi bir arada müzik eşliğinde coştu coştu… Görülecek bir şeydi
    DEVRİM GAZETESİ YÖNETİCİLERİ, ÇALIŞANLARININ YENİ YILINI KUTLUYOR. Gazetenin kurucusu ve başyazarı ÜNAL TÜRKEŞ’İ (1942-2017) rahmetle anıyorum.
    (Muğla Devrim 04.01.2018 yayınlandı.)

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 02-01-2018

    2018 YILI ÜLKEMİZE VE TÜM İNSANLIĞA BARIŞ VE HUZUR GETİRSİN
    Sevgili Web sitemin okuyucuları, beni okuduğunuzu biliyorum. Zira bilgisayar sayıyor, Web sitem Eylül 2009 yılında kuruldu. Bunu bana kazandıran ise Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği başkanı Heike, Bahar Suseven (1962-2012) oldu.
    Web siteme sahip olduğunda bunun ne olduğunu ve beni nerelere taşıyacağını asla tahmin edemezdim. Benim ürettiklerimi dünyaya yaydı, Yurt içi ve dünyadan beni okuyanlar var, ama ben onları göremiyorum. Bilgisayar sayıyor önümüzdeki günlerde ziyaretçi sayısı 200.000 olacak. Bir düşünülürse inanılmaz görünüyor.
    Ayrıca kimileri Web sitesine giriyor, gezinip çıkıyor, kimileri not alıp bana başvuruyor, ek bilgiler istiyor. Bunların sayısı da bu süre içinde yaklaşık 400 civarında.
    Bunların (bir kısmı araştırmacı ve bilim adamı, bir kısmı öğrenci) hepsini önemsiyor. Mutlaka telefon açıyor ve maille cevaplıyorum.
    Web sitem içindeki dosyalar arıların oğul verdiği gibi bilgisayar içinde başka sitelere misafir gidiyor. Bundan da çok mutluluk duyuyorum.
    Örnek olarak yakında Rusça veya Ukrayna dilinde kurulu bir kitaplığa benim “KONYA TARİHİ SU YAPILARI” kitabım konuk olmuş.
    Son olarak da şunu belirtmek isterim. Ben mühendis olarak kültür konularına tam olarak yönelmiş durumdayım. Elbette yurtta ve dünyada olup bitenleri de izliyorum, ama yorum yapmıyorum.
    2017 yılında savaşlara ve birtakım olumsuz işlere karşı bazı olumlu gelişmeler de oldu. Bir garip bir tuhaf adam Donald Trump başta olmak üzere İŞİD’İ hemen hemen Irak ve Suriye coğrafyasından söküp attılar.
    Gerçekten NAZİ SOYKIRIMI VE İŞİD VAHŞETİ dünyada görülmüş en acımasız ve en insanlık dışı olanlarıdır.
    Beni Web sitemden okuyan tüm dostlarıma barış ve huzur dolu bir yıl diliyorum.
    Bana her konuda yazabilirsiniz. Her bildiğimi paylaşmaya hazırım.
    Selamlar, Sevgiler, Bu benim 2017 tarihli son mailimdir.

Toplam 296 yorum bulundu. 41-50 arası listeniyor.