Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 2966 11-03-2017

    BİR BİLİM ADAMI – THOMAS DREW BEAR IV
    On dokuzuncu yüzyıl ve bu yüzyıl başında çevremizde (Konya) bulunan Grekçe ve Latince yazıtları okuyan İngiliz ve Alman bilim adamları olmuştur. Bunların içinde en uzun çalışanı William Calder’dir. (1881-1960) .(Yazılarım bölümünde onunla ilgili bir inceleme yazım vardır)
    Son yıllarda ise Konya’da bu epigrafik çalışmayı yapan tek kişi Prof. Dr. Thomas Drew Bear’dir.
    Aslen Amerikalı olan Drew- Bear, Fransa Lyon kentinde oturmaktadır. Doğal olarak İngilizce, Fransızca yanında klasik Grekçe ve Latince’yi bilmekte bu arada güzel Türkçe konuşup yazabilmektedir. Thomas’ı Konya’ya davet eden ve onun gelmesini sağlayan Konya Arkeoloji Müzesi’nde arkadaşım Arkeolog Osman Ermişler’dir. Osman Bey Hadim Astra’da kazı yapmış ve Thomas buradaki yazıtları okumuş ve yayınlamıştır. Ben de kendisini Osman Bey kanalı ile Hadim Astra antik kentinde Ekim 1994 tanıdım. Osman Ermişler Astra’ya gelen su ile inceleme istemişti.
    Konya’da çeşitli yerlerde okunmamış yazıtlar tespit ettiğimi söyledim. İlgilendi, okumak ve belgelemek istediğini belirtti. Bu şekilde yaklaşık 20 civarında daha önce görülmemiş yazıtları okudu ve kayıtlara geçti. Bunlardan ikisi Konya Fuarı içinde Tacı Vezir Türbesi önünde, bir tanesi Hoca Hasan cami iç duvarında, bir tanesi Botsa köyü Bayram İni’nde, bir tanesi Meram Fidanlık durağında bir bağ evinin bahçesinde, bir tanesi Bordabaşı mahallesi Demirci Mescidi önünde … vs. Ayrıca “Tarihi Su Yapıları” kitabında fotoğrafını koyduğum tüm kitabeleri tek tek çözdü.
    Thomas Drew Bear 1994 yılında üç gün, 1995 yılında geldiğinde bir gün evimde misafirim oldu. Kütüphanemde olan yayınları ve Tarihi Su Yapıları adlı kitabımı inceledi. Uzun sohbetlerimiz oldu. Kendisinden çok şeyler öğrendim. Konuşmalarımızdan çok büyük haz aldım. Geceleri çok geç yatmamıza rağmen sabah erkenden kahvaltı hazırlamak için kalktığımda hep onu okur olarak gördüm.
    1996 yılında Türkiye’ye gelince telefon etti. Konya’da değildim. Afyon ve Isparta’da çalışma yapacaktı. Görüşemedik. Konya’ya uğrayacaktı, sonradan gelmediğini öğrendim. Kendisi bu konularda tüm Uluslararası toplantılara katılmakta tebliğler sunmaktadır.
    (DSİ genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan Tarihi Su Yapıları yayınıma pek çok antik yazıt koymuştum, bunları resim gibi idi, bunların olduğu dikkat çeksin diye, Thomas bunların büyük bir kısmını okudu, ben bunlar 2009 yayınlanan ikinci yayında yer aldı,MB)
    Thomas bana yazdığı 30 Haziran 1996 tarihli Türkçe mektubunda kendisi hakkında bilgiler vermektedir. Bu paragrafı aynen alıyorum.
    “… sonra Amerika’ya gitmek zorunda idim. Büyük bir proje için. Amerikan Klasik Tarih Kurumu tarafından Akdeniz memleketlerinin Greko-Romen devrindeki tarihi haritası hazırlanmaktadır. Bu haritanın ölçeği 1:5000 İran’dan İspanya’ya, İngiltere’den Cezayir’e kadar tüm Roma İmparatorluğu içinde bulunan memleketleri kapsıyor. Paftalar her memleketin uzmanlarına dağıtılmıştır. Bana verilen pafta İç Anadolu’yu kapsıyor. Lüzumlu kitapların tümünü Lyon’da bulamadığım için Amerika’ya gidip Harward Üniversitesi’nde birkaç hafta çalıştım. Ben bu Üniversite’de okudum. Kütüphanesini iyi biliyorum. Halen orada çalışan birkaç arkadaşım da var.
    Fransa’ya döndüğümde tüm işler beni bekliyordu. Çünkü Amerika’da kaldığım için tüm bu işleri geciktirmiş idim. Bildiğin gibi her hafta Paris’e gidip Sorbonne Üniversitesi’nde “ANADOLU GREKÇE LATİNCE TARİHİ COĞRAFYASI” diye bir seminer yönetirim. Bunun içinde her hafta hazırlanmam gerek.
    Öyle oldu ki Sevgili Dostum iki mektubuna bu güne kadar cevap yazamadım. Paris’e artık gitmiyorum. Bunun için zamanım biraz arttı. İstediğiniz yazıtların tercümelerini ve Konya’daki resmi raporlarımın fotokopilerini gönderiyorum. Bahsettiğin yeni yazıtları da çok merak ediyorum. Önümüzdeki yaz görüşmek dileğiyle size ve Düzay Hanım’a sağlık ve mutluluk diler ben ve eşim saygı ve sevgilerimizi göndeririz.
    (30.06.1996)
    Değerli Dostum Thomas Drew Bear’in gönderdiği Konya Tarihi ile ilgili çok önemli bilgileri yazılarım içinde aktarmaya çalışacağım. Orta Anadolu, yani bölgemiz konusunda dünya çapında bir uzman oluşu ve kendisini yakından tanımamı bir şans diye düşünüyorum. Çalışmalarının aksamadan devam etmesini diliyorum.
    (05 Temmuz 1997 –YENİ MERAM KIRKAMBAR)
    20 yıl önce yazdığım yukarıdaki yazıma şunları eklemek isterim. Thomas ile buluşmam çok kısa olmasına karşı dolu dolu geçti.
    1996 yılında Konya’dan ayrılmam irtibatı kopardı. Daha sonra Akyaka’da açtığım sergilere gönderdiğim davetiyelere yanıt ve tebrik geliyordu, ama yüz yüze görüşmemiz gerçekleşmedi yazımı onun bana söylediği bir söz anı olarak kaldı
    “DOSTUM KONYA’DA ÜNİVERSİTE’DE, MÜZEDE SENİN KADAR MERAKLI GÖRMEDİM”
    Yazımı bir anektotla noktalayacağım. Akyaka konusunda çok yararlandığım Selim Ethem’in arkadaşı Paris’te yaşayan Guy Meyer 30.06.1997 tarihli bana yazdığı mektupta:
    “Ben, Thomas Drew-Bear, ve Rodos ve Anadolu’da Grekçe epigrafi çalışması yapan Bresson Sorbonne Üniversitesi’nde tesadüfen bir araya geldik, sohbet ederken söz Akyaka’dan açıldı, oradaki yazıtlar ve kalıntılar söz edildi, bir ara Drew-Bear lafa karışıp benimde Akyaka’da bir arkadaşım var onunla da görüşseniz dedi, kim olduğunu sordum, cevap MEHMET BİLDİRİCİ oldu.
    Yazıma iki fotoğraf ekliyorum. İlki 1994 yılında evimde çekilmiş bir fotoğraf. Fotoğraftaki Hanım Kültür Bakanlığı Temsilcisi ve Thomas’a eşlik eden Nezahat İşçi, ikinci fotoğraf ise Konya Alaaddin Camiinde restorasyon sırasında Thomas, epigrafik çalışması yaparken benim çektiğim bir fotoğraftır
    (Muğla Devrim 25.02.2017 yayınlandı)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 2965 11-03-2017

    MUĞLA DEVRİM GAZETESİNDE YAYINLANAN 23.02.2017 TARİHLİ THOMAS İLE İGİLİ YAZIYA EKLEME III
    Burada açıklanan maddeler Mehmet Bildirici tarafından Thomas Drew-Bear’a 24.02. 1995 tarihli mektupta sorulmuş, daha doğrusu rica edilmiştir. Onun verdiği cevapların tümü Konya Coğrafyasını ilgilendiren çok önemli konular olduğundan burada yeniden incelenmiştir. Yukarıdaki yazıda fazla detaya girmemek için sadece üçüne yer verilmişti.
    BUNLAR SIRA İLE
    Soru: GLİSIRA, Konya Müzesinde envanter 294 de kayıtlı, üzerinde röliyefler var
    Cevap: (Falan kişi-baş tarafı kayıp) kardeşleri Antonius ve Appia, ve Klistralı arkadaşları Attalos’un anısı için bu mezarı yaptırdı. (Arka cephe) Üvey çocukları Trokondas Ouangdibassis (de burada gömülü)
    Klistra bugünkü Glisıra (Gökyurt)

    -Konya Müzesinde Mama 8-299 Latince kitabe
    İmp Caes M. Aur. Antonio Aug Divi hadriani nepoti Divi Traiani Parthici pro nepoti Divi Nerviae ab nepoti etimp Caes/Aurelio Uero Augusta
    Cevap: İmparator Caesar Marcus Aurelius Antonius Augustus (161-180) tanrısal Hadrianus’un torunu, tanrısal Traianus Pathicus’un torunun oğlu, tanrısal Nerva’nın torunun torunu ve İmparator Caesar Lucius Aurelius Verus Augusta…
    Demek ki İmparatorlar Marcus Aurelius ve Lucius Verus’a (161-169) sunulmuş bir heykel kaidesi…
    Lucius Verus, 161 yılında ölümü 169 kadar Marcus Aurelius ile müşterek imparatordur.
    Teşekkürler Thomas bu çok önemli belgeyi benim için Türkçeleştirdiğin için)

    İlgın MAMA 7 106 yazıt Ilgın Ağalar Köyünde bulunmuş bir yazıt, üzerinde asma ve üzüm salkımı var
    Cevap Lagina’da oturan Kindurialı Menelaos’un oğlu Mamas, tanrıların Anası ANDERIA emrine göre bu taşı sundu
    (Bu çok önemli yazıttan Ilgın isminin Lagina’dan geldiği ve Kinduria’ın ise bugünkü Kındıras köyü anlaşılmaktır MB)

    AKÖREN MAMA Vol 66 Panel ile birlikte, ayakta duran Tanrıça Athena figürü, sağ elinde mızrak, sol elinde kalkan
    Cevap: Marcus Cladius’un kölesi, Sympheron Mouirisa’lı Athena’ya sundu.
    (Mouirisa bugün Akören’e 2 km uzaklıkta çeşme olarak bilinen mevki, burada Tanrıça Athena’ya ait bir tapınak olduğu anlaşılmaktadır. MB) Bu yer park haline getirilerken çok kalıntı ortaya çıktığı öğrenilmiştir.

    AKÖREN MAMA Vol 8 67 İmparatorlarla ilgili yazıt
    Cevap: Dindar ve başarılı İmparator Cesar Flavius Constantinus Augustus (307-337),
    Dindar ve başarılı İmparator Cesar Galerius Valerius Maximinus (309-313)
    Dindar ve başarılı İmparator Cesar Galerius Valerius Maximinus (309-313)
    Dindar ve başarılı İmparator Cesar Valerius Licinnianus’a (307-324)
    (Üç İmparatora sunulmuş heykel kaidesi, henüz Hristiyanlık öncesi Cosntantinus İstanbul’u başkent yapıp Constantinopolis ismini veren ilk Hristiyan imparator. Çok çok önemli bir belge MB)

    BEYŞEHİR A. Hall Anatolian Studies 1957
    Cevap: Claudicaesera MISTEA Orondeis’lerin Meclis ve Halkı, Corbulo’nun oğlu Tiberius Claudius Hoplon’u onurlandırdılar
    (Bu yazıt tartışmalı olan Beyşehir’in isminin MISTEA olduğu konusunda son noktayı koymuştur. Bu belge İngiliz Alan Hall tarafından okunmuştur. Orondeis’ler ise bu yörede yaşayan bir halk topluluğudur. MB)

    KANA MAMA 8 211 Yazıt (Bugün GENE) plain slap
    Cevap: Kana’nın Meclis ve halkı Vali Publius Calpernius Ruso Julius Frontinus zamanında vatanın babası 15 defa halkın temsilcisi iken İmparator Nerva Caesar Augustus Germanicus Dacicus’a (98-117) tapınak ve heykelini sundular
    (İmparator Trajanus hakkında çok çok önemli bir belge MB)


    KANA MAMA vol 8- 212 stel
    Cevap: Kana’nın meclis ve halkı İmparator Caesar Marcus Aurelius Probus August’a (276-282) heykel sundular

    SAVATRA MAMA 8 226 Şaft üzerinde yılan olan bomos
    Cevap: Orestes’in oğlu kurtarıcı ASKLEPIUS’a bu heykeli sundu
    Asklepius Sağlık tanrısıdır.

    SAVATRA MAMA 8- 228
    İyi şans, Savatra’nın Meclis ve halkı JULIA MAESA AUGUST’A heykel sundular
    Julia Maesa İmparator Elegobasis’in (218-222) büyük annesidir.

    PERTA MAMA 8- 263 Koçaş köyünde sekizgen kolon parçasında görülmüş
    Cevap: Perta’nın Meclis ve Halkı çok iyi bir insan olan ve vatanı için pek çok hayır işleri gerçekleştiren İolas’ın ölen oğlu Sosandros’u onurlandırdılar.

    PERTA MAMA 8- 277 Yazıtın altında Grek haçı var Obruk’ta bulunmuş
    Kutsal Üçlü (Agia Trias), diyakonların derneğine yardımcı ol
    (İlk Hristiyan yazıtı)

    Bugün Konya’nın kuzey doğusunda bulunan Kana, Savatra, Perta hiçbir ciddi yerleşimin olmadığı tamamen terk edilmiş bölgelerdir. Yukarıdaki yazıtlar tarihte ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

    ALİBEY HÖYÜĞÜ MAMA 8- 310 Tabula ansatalı blok
    Kız kardeşi Athenais tanrı tarafından çok sevilen Julius’a bu mezarı yaptırdı.
    Hristiyan yazıtı

    PAPPA TIBERIOPOLİS MAMA 8 -331 Konya-Beyşehir Arası Çukurağıl’da bulunmuş
    Cevap: Tiberiopolis ve Pappa’nın (meclis ve halkı) Marcia Otocilia Severa Augusta’nın (heykelini diktiler.
    Tiberiopolis Konya-Beyşehir arasında İmparator Tiberius İkinci Roma İmparatoru, (İmparatoriçe Marcia Otocilia ise Marcus Julius Phlippus (244-249) yada kısaca Arap Phlippus’un eşidir. Adına para bastırılmıştır. MB)

    PAPPA TIBERIOPOLIS MAMA 8- 332
    Cevap: Orondeis’ler Tiberius Pappa’nın meclis ve halkı baş rahip Timotheos’un oğlu Orestes’e onurlandırdılar.

    PAPPA TIBERIOPOLIS MAMA 8- 333 Yunuslar’da bulunmuş
    Orondeisler’in şehir meclisi ve halkı, bütün erdemleri üzerinde toplayan, hayır sahibi, mal Müdürü Dionysos’un baş rahibi, verilen görevleri en parlak şekilde yerine getiren TITUS JULIUS QUADRATUS LEONIDAS’I onurlandırdılar.
    Burada her biri Konya coğrafyası için altın değerinde olan bu yazıtlar burada tekrar incelenmiştir.
    Burada MAMA Monumenta Asia Minor Antiqua isimli yayındır.

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 2964 11-03-2017

    THOMAS DREW-BEAR’IN MEHMET BİLDİRİCİ’YE YAZDIĞI 26. 07.1995
    TARİHLİ MEKTUBU II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bir önceki yazımda bahsettiğim Thomas’ın mektubuna bu yazımda yer vereceğim.
    31 rue Royale 6900 Lyon- France
    Sevgili Dostum Mehmet Bey
    Cevabımı geciktirdiğim için içtenlikle özür dilerim. Lyonlu dostum Jean Burdy’nin (Fransız su Tarihçisi benimde dostum MB) Isparta Yalvaç’taki Antioch su kemerleri hakkındaki İngilizce metinleri size göndermek için, gecikmemim sebebi bu idi.. Tabii ki Jean Burdy’in İngilizcesi zayıftır, buna bunun için Eddie Owens (İngiliz Su tarihçisi, dostum, MB) devreye girdi, tamamlandı, gönderiyorum, inşallah beğenirsiniz. (Çok güzel su çalışması, arşivimde saklıyorum, MB)
    Konya Botsa (Meram ilçesi Güneydere, Bayram İni, MB) köyündeki bulduğunuz yazıtları çok beğendim. Şimdi bunlar bilinmiyor idi, hiçbir kitapta yoktur. Sizin yaptığınız kopyalar, zor durumda yapılmış, eksikleri var. Anlayabildiğim kadarı ile soldaki metin “Theophila’nın odası”, sağdaki ise “İstavros” Keşişin yeri demektir. Diğer kısımları kendim gelip görmem gerek.
    Bu yazıtlar ve kitabınızdaki (DSİ Genel Müdürlüğü Konya Tarihi Su Yapıları, MB) çok güzel fotoğraf, şimdiye kadar keşif edilmemiş önemli bir Bizans yerleşiminin bu köyde olduğunu gösteriyor. (BİLİNMEYEN BİR YERLEŞİM ORTAYA ÇIKIYOR M.B)
    Mektubunuz da yazdığınız gibi yeni yazıtlar bulmaya devam edebilirseniz, gayet tabii ben çok memnun olurum. İnşallah birkaç tane daha bulmuş olursunuz, bunlar hakkında Konya’ya geldiğimde konuşuruz.

    (Thomas 1995 yılında bir ay sonra ancak bir günlüğüne Konya’ya gelebildi, doğruca Botsa köyüne gittik. Botsa’da ki metinleri kayda geçti, Almanya’da yayınlanmış içinde haritalar olan kitabı açtık, BOTSA köyü henüz keşfedilmiş değildi. Bu Almanca kitabın bir fotokopisini de bana verdi. Bu kitap Anadolu’daki Bizans yerleşimlerini gösteriyor, MB)
    Aynı gün Meram’da bir arkadaşımın evindeki Roma gününden bir yazıtı okudu, Bu yazıtta da karısını çok seven kocası tarafından yaptırılmıştı, Mutlu bir evliliği anlatıyor, MB)
    Aslında ben Thomas’a göstermek için çok fazla taşlar da bulmuştum, ama bu Konya’da son görüşmemiz oldu.
    Thomas mektubunda kendisinden istediğim bazı yazıtların Türkçe karşılıklarını yazmıştı. Bunların toplamı 18 idi. Bir örnek olarak 3 adedini yazıyorum. Yazıtlar hakkında bilgi vermek için.
    1.. Glisıra Konya Müzesi env. 294
    “ (x) ‘nin kardeşleri Antonias ve Appia, ve Klistra’lı arkadaşları Attalos’un anısı için (bu mezar) yaptırıldı. (Glisıra için çok önemli belge, MB)
    2. ILGIN Mama 7 106
    “Lagina’da oturan Kinduria’lı Menelaus’un oğlu Mamas, tanrıların annesinin verdiği emre göre bu taşı sundu (Ilgın isminin Lagina’dan geldiğini gösteriyor, MB)
    3.. Beyşehir, Alan Hall, An. Stud 1957
    “”Claudiocaesera Mistea Orendeisler’in meclis ve Halkı, Corbulon’un oğlu Tiberius Cladius Hoplon’u şereflendirler.
    (Beyşehir tarihi için çok önemli bir belge, MB)
    Yazmadığım diğer 15 yazıtın hepsi de çok çok önemli
    Thomas mektubunu şöyle noktalıyor.
    Aile haberlerinize çok sevindim. Oğlunuz Öztuğ’un başarılı çalışmalarının devamını dilerim. Mısırda vuku bulacak bu sempozyuma elbette katkınız olması gerekir (1996 yılında Kahire’de yapılacak Ulusları Arası Drenaj Komisyonu tarafından düzenlendi, ben katılmadım, ama Konya Ereğli Alanark ile ilgili İNGİLİZCE bir tebliğ gönderdim. Bu benim yurt dışında, yayınlanan ilk bildirim oldu, bunun İngilizce düzeltmesini Thomas yaptı, MB)
    İsterseniz Fransızca özetini sizin metinlere göre yazabilirim. Sorarsanız bizde iyiyiz, işlerimiz çok yoğun, eşim LYON Üniversitesinde Tarih Bölüm Başkanı ve Arkeoloji Enstitüsü Müdürü, Benim Sorbonne Üniversitesinde haftalık seminerlerim vardır.
    Size ve Düzay Hanıma her zaman ki gibi sağlık, mutluluk ve başarılar diler, yakında görüşeceğimizi umar, selam ve sevgilerimi yollarım
    Thomas Drew-Bear
    Lyon 26.07.1995
    Bir sonraki yazımda ise Thomas’ın 30.06.1996 tarihli çok önemli başka bir mektubuna yer vereceğim.
    (Muğla Devrim 23.02.2017 yayınlandı)


  4. MEHMET BİLDİRİCİ 2963 11-03-2017

    TÜRKİYE’YE BÜYÜK HİZMETLERİ GEÇEN ARKEOLOG THOMAS DREW-BEAR I
    Thomas Drew-Bear (1943) Lyon (Fransa) da yaşayan Amerikan asıllı bir bilim adamıdır. Eğitimini Harward ve Sourbonne üniversitelerinde yapmıştır. 1969 yılından beri Türkiye’ye gelmektedir. Thomas ilk çağda taşlar üzerine yazılmış Grekçe ve Latince yazıtları (inscription) okumaktadır. Bu çağda tanrılara ve imparatorlara yapılmış adak ve sunular, aile büyükleri için yazılmış mezar yazıtları bu konu kapsamındadır. Daha sonra gelen uygarlıklarda din değişikliğinden dolayı bunların değeri anlaşılamamış yeni yapılan binaların duvarlarında kullanılmıştır. Duvarlarda kullanılanlar temellerde kullanılanlara göre şanslıdır. Anadolu bu konuda büyük bir zenginliğe sahipken bu yazıtlar Avrupalılar tarafından okunabilmektedir. Bugün bunların başında DREW-Bear gelmektedir. Ümit verici bir gelişme bu alanda Türk bilim adamları da ortaya çıkmaktadır.
    Fransız Milli Bilimsel Araştırma Merkezi görevlisi dil uzmanı Prof. Dr. Thomas Drew-Bear, Afyon, Eskişehir, Konya, İzmir’de pek çok yazıtı gün ışığına çıkarmıştır. En son internete girilirse Eskişehir yakınında Frig vadisindeki yazıtlar üzerinde çalışmakta olduğu görülmektedir..
    Frig alfabesi, Karia alfabesi gibi henüz okunabilmiş değildir, Thomas bunu çözmeye uğraşmaktadır. Yalnız çok kısa yazıtların oluşu bunu zorlaştırdığını ifade etmektedir. İncelemeleri sonucu hala Frigyalıların torunlarının bir kısmının burada vadide yaşadığına inanmaktadır. Frigçe’nin kutsal bir dil olduğunu ve Frig Tanrıçası Kibele’nin (Türkçede Sibel) Zeus ile Frig dilinde konuştuklarını savunmaktadır
    Frigya’nın güneyde en uç kenti Iconium (Konya) dır. M.S 3 yüzyıla kadar Frigçe’nin konuşulduğu anlaşılmaktadır, zira 30 civarında Frigçe Grek harfleri ile yazılmış mezar taşları bulunmaktadır.
    Ben Drew-Bear ile Konya Hadim ilçesi ASTRA antik kentinde tanıştım. Astra kenti vahşi bir doğada ormanlık ıssız bir bölgedeydi, etrafında yerleşim yoktu. Sadece bölgede çobanların sığındığı barakalar ve hayvanlar için ağıllar vardı. İlk çağda taş binalarla tapınak ve yapıların olduğu bir antik kentin oluşu hayret vericidir. Ama çevrede pınarlardan gelen çeşmeler vardı. Çeşme yalakları (hayvanların su içtiği oluklar) bile ağaçtı. Eski bir atasözünü hatırlatırcasına “ESKİ ÇAMLAR BARDAK OLDU” diye.
    Önümüzdeki yazımda, Drew-Bear’in tarih ve arkeoloji dolu bana yazdığı 16.Temmuz 1995 yılında bana yazdığı Türkçe mektuba yer vereceğim.

    (Muğla Devrim 20.02.2017 yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 2962 11-03-2017

    BİR BİLENE SORMAK
    Üstat Şadan Gökovalı ve İbrahim Ergin’e saygılar!!
    Halen İzmir’de yaşayan üstat Şadan Gökovalı Devrim gazetesindeki yazılarımı okuyor, bu konuda telefon mesajları atarak, kutluyor ve cümlelerini BİR BİLENE (Daha doğrusu bana) SOR” diye bitiriyor. Bunu biraz garip karşılasam da ciddiye alındığım için hoşuma da gidiyor. Bu yazımı bunun üzerine kuracağım.
    Önce her şeyi bilmek Tanrı’nın işi diyorum. Ünlü filozof Sokrates (M.Ö 469-399) bu konuda şöyle diyor. “BİLDİĞİM BİR ŞEY, HİÇ BİR ŞEY BİLMEDİĞİMDİR”. Onun öğrencisi PLATON (EFLATUN) (427-348) ise bildiklerimizin yanında bilmediklerimiz o kadar çoktur ki onları dosyalayıp üzerine basabilsek, başımız göğe değer der. Gene çok değerli Felsefe Hocam Selman Erdem Eflatun’un bu sözlerinden sonra yaklaşık 2.500 yılda pek çok şey hakkında bilgi sahibi olsak gene bilmediklerimizin üzerine basabilsek gene başımız göğe yaklaşır der. Şunu da ekler bilgi üretilmelidir ona sınırlar getirilmemelidir. Dinler ise bilgiyi dondurmak ve sınırlamadan yana olduğunu ekler.
    Ben 1991 yılından bu yana bazı konulara ciddi araştırmalara eğildim, Akyaka, Konya, Su Kültür tarihi gibi. Araştırmalarımda ulaşılacak hedefler devamlı karşıma çıktı. Özellikle kaynaklar konusunda, Türkçe kaynaklar son derece azdı. Kaynakların çok büyük bir bölümü yabancı dillerde idi, Ben bunlardan sadece İngilizce kaynaklardan faydalanabiliyor, çok gerekli Grekçe, Fransızca ve Almanca dillerini bilmiyordum.
    Ama ben kültürü ve tarihi seviyordum. Mutlaka yürümeliydim. Bilenlere sorarak onlardan kaynaklar alarak, yabancı dillerdekini bilenlerden Türkçeye çevirterek bu güne geldim. Yaşım icabı aktivitem azalsa devam ediyorum.
    Sevgili dostum, Muğla’nın ve Türkiye’nin şairi İBRAHİM ERGİN Türkçemi beğeniyor. Türkçenin dünyanın en iyi dili olduğu görüşünde değilim, ama bu benim ana dilim, sonradan öğrenmeye çalıştığım İngilizcemi bu seviyeye çıkarmam mümkün değil.
    Ben 1971-1982 yılları arasında Konya Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisinde hocalık yaptım. Öğrenci dersi anladığında kuzu gibi, olur dinler, anlamadığımda huysuz olur, problem çıkarır, bunun için ona konuları muğlak değil anlaşılır, iyi bir dille iyi bir Türkçe ile sunmak gerekir.
    Ayrıca İstanbul Mahkemelerinde bilirkişilik yaptım. Avukatlar ufak bir kelime hatasını dahi kendine göre yontup raporlara saldırır, o halde raporlar iyi anlaşılır bir dille, iyi bir Türkçe ile olmalıdır. Benim Türkçemin iyi olmasına sebep olsa gerek.
    Sayın Prof. Dr. Şadan Gökovalı, ben bilgi bal ise onu almak için her dala konarım. Konularımız farklı olduğu için size daha önce başvurmamış olabilirim.
    Örnek olarak sadece Akyaka’da sorduğum, öğrendiğim bir kısmı yaşamayan bu değerli kişileri tek tek yazıyorum.
    Muğla Senatörü Kermetur’da evi olan İktisatçı İlyas Karaöz (1922)
    Çalışmalarımda daima yanında hissettiğim Arkeolog Aziz Albek (1923) ve yazar eşi merhum Suzan Albek,
    Devrim Gazetesi sahibi ve başyazarı Ünal Türkeş,
    Eski Ula Kaymakamı, eski Bakan ve Vali hemşerim Teoman Ünüsan,
    AKSD Dernek Başkanı Aydın Turunç,
    Gökova Akyakayı Sevenler Derneği eski Başkanı Bahar Suseven (Heike),
    Selim Ethem ve eşi (Azize),
    Kanada’da Arkeoloji eğitimi almış Meryem Kuzey,
    Bu arada Akyaka’ya ilk yerleşen merhum Mustafa Akkaya, hayatta olan eşi Durdu Hanım, merhum Server Datça, Ormancı Şevki Sivaslı, bunlara eklenebilir.
    Yurt dışında da kültür dostlarım bir bilenlerim olmuştur. Almanya, Fransa, İngiltere, İsviçre, Hollanda, İsveç, Danimarka, Yunanistan, İsrail, Amerika, Japonya, Brezilya, buralarda hep bir bilenim olmuştur. İlginçtir pek çok durumlarda ben de bir bilen oldum. Bana sorular geldi.
    Ayrıca bir bilen olarak yurt içinden ve yurt dışından web sitem kanalı bana başvurular olmaktadır. Bunların çoğu genç ve üniversite öğrencileridir. Hepsine mutlaka yanıt vermekteyim. Kültürel bilgi alışverişi, hep olmalıdır, ben şahsen bundan keyif almakta ve mutluk duymaktayım.
    Gelecek yazımda bir bilenim olan Arkeolog Thomas Drew-Bear konu edilecektir.

    (Muğla Devrim 18.02.2017 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 2961 11-03-2017

    WEB SİTEM VE HABER PANOLAR HAKKINDA AÇIKLAMA
    2009 Ağustos Ayında HEİKE & Thomas sayesinde Web Sitem faaliyete geçti, 2017 Ağustos itibariyle 8 yaşına girecek.
    Bu kültürel sitemin beni nereye taşıyacağını asla bilmiyordum. Bilemezdim. Bilmediğim bir sanal âlemde yolculuğa çıkmıştım.
    Bugün itibariyle yaklaşık 15.000 sayfa hacmine ve 150.000 ziyaretçi sayısına eriştim. Bunu inanamadığım bir başarı kabul ediyorum.
    Bu yola çıkarken ortak payda kültür idi. Asla politika değildi. Kültür, kültürün politikası
    Çok eski yıllardan beri öğretmenlerimle, kültürde ön almış değerli yazar ve kişilerle hep ilgilendim, buna arkadaşlarım dâhil.
    Onların kültürde ortaya koydukları ile ilgilendim, asla onların özel eksik yanlarına girmedim, bu benim yapıma karakterime uymazdı.
    Burada da başarılı olduğum kanısındayım. Ara ara Google motoru ile internette kendimi denetliyorum. Hakkımda olumsuz bir yoruma rastlamıyorum. Bunun aksine yazılarımın, yorumlarımın hızla başka yeni yeni Web sitelerine uçtuğu oralarda boy gösterdiğini görüyorum. Tabii bundan gurur duyuyor, mutlu oluyorum.
    Kısaca ben çalışmamı sonlandırsam Web sitemi kapatsam dahi, yazılarım internet ortamında hep karşınızda olacak.
    Ben ise tam aksine sizlerden gördüğüm destekle, gücümün olduğu sürece heyecanla Web siteme ve gazete yazılarıma devam edeceğim.

    HABER PANOLAR
    2017 Mart itibariyle içinde bulunduğumuz HABER PANO 2751-3000 olup, değerli öğretmenim, anam, kaynanam FEHİME ismini taşımaktadır. Nisan 2016 tarihinden itibaren gazetelerde çıkan yazılarımı, yorumlarımı, dostlarımdan gelen eleştiri ve övgüleri, içine almaktadır.
    Haber Panolarım tam bir arşiv nitelindedir. Bunlar 250 maddelik dosyalar halindedir. İnternet sitesinde bir çökme, silinme durumlarına karşı ayrıca kayda alınmakta ve Web siteme de yerleştirilmektedir. Haber Pano şu an 2961 numarasını taşımaktadır, 3000 ulaşınca bu da Web siteme aynen konacaktır.
    Bunların listesi
    Web 2014 Türkçe II
    18.1 Haber Pano 1-250
    18.2 “ “ 251-500
    18.3. “ “ 501-750
    18.4 “ “ 751-930
    18.5 “ “ 931-1200
    18.6 “ “ 1201-1500
    18.7 “ “ 1501-1750 pdf
    18.8 “ “ 1751-2000

    Web 2015
    18.9 “ “ 2001-2250 sayfa3
    18.10. “ “ 2251-2500 “
    18.11. “ “ 2501-2750 sayfa 1
    Haber Panoya maalesef resim yüklenemiyor. Bu dosyalarda resim mevcuttur

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 2960 11-03-2017

    TANIMA FIRSATI BULABİLDİĞİM 2017 İTİBARİYLE 90 YAŞINA VARANLAR
    -İLYAS KARAÖZ (1922) Akyaka Muğla (POLİTİKACI)
    -AZİZ ALBEK (1923) “ ARKEOLOG
    -GÜZİN ATADEMİR Ankara KL ÖĞRETMEN
    -MELAHAT BÜYÜKBABACAN (1923) Konya AKRABA
    -NERMİN ERTÜRK (1924) Ankara KL Hocam
    -FEYZİ HALICI (1924) İstanbul ŞAİR
    -KEMAL SELÇUKER (1925) Konya Bilirkişi Arkadaşım
    -BELKİS KURDOĞLU (1926) Konya Yengem
    -ŞÜKRAN GÖZEN (1927) İzmir KL Hocam
    -MUAMMER ŞAHİN Konya Akraba

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 2959 11-03-2017

    MEHMET BİLDİRİCİ 2959
    ÖZLEM BİLDİRİCİ
    İNTERNETTEN BİLGİLER
    http://www.linkedin.com/pub/ozlem-bildirici/839/315
    http//www.facebook.com/ozlem.bildirici
    http//www.linkedin.com/dir/ozlem/bildirici

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 23-02-2017

    İTÜ DE DERSLERİMİZE GELEN HAYATTA OLAN SEVGİLİ HOCALARIM
    20.01.2017 günü kaybettiğimiz Mustafa Aytaç’tan (1921-2017) sonra hayatta olan hocalarımız
    FATİN URAN (1922)
    Mimarlık Bilgisi dersimize geldi. İTÜ Mimarlık Tanınmış bir Mimar
    İnternette sağ görünüyor.

    HALİT KOŞAR (1924) Makine Bilgisi İTÜ Makine
    İnternette aradığımda tek kaynak “İTÜ Hocalarım” dosyası çıkıyor !!!!!!!

    OSMAN ÇATAKLI (1925) İTÜ İnşaat Akarsu
    Bu günlerde MEHDİ gelecek gibi fanatik düşüncelere saplanmış
    Ama Akarsu konusunda iyi hocaydı

    ZEYYAT HATİPOĞLU (1925) İktisat Derslerimize girdi
    Şubat 2017 eşinin ölüm ilanı çıktı

    SACİT TAMEROĞLU (1926)
    Tatbiki Mekanik Kolunda hocamızdı, Bilim tarihi isimli kitabı var

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 13-02-2017

    BİR ZAMANLAR AKYAKA’DA YERLİ VE YABANCILAR İÇ İÇE
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bugün Türkiye’deki terör ve siyasi belirsizliklerden dolayı Avrupalıların elini eteğini çektiği Akyaka’da 1990’lı yıllarda sokaklarda Avrupalılardan geçilmezdi. Hollanda’da yaşayan komşu ve arkadaşlarımız sayesinde onlarla iç içeydik.
    Komşum Sait Bey, Hollanda’da yaşıyor ve ilk eşi Hollandalı idi, ondan bir kızı vardı. Hanımının Hollandalı akrabaları hep Akyaka’ya gelirlerdi. Zaman zaman onlarla bizim balkonda oturur çay içerdik. Böyle bir fotoğrafı yazıma ekliyorum. (Bildirici ailesi Hollandalılarla) Bu sayede çocuklarımız da arkadaş olmuşlardı. Sonradan Sait Bey bir Türk hanımla hayatını birleştirdi. Sait Bey orada bilirkişi idi, o yıllarda ben de İstanbul mahkemelerinde bilirkişi idim. Bu konuda sohbet ederdik. Tabii iki ülke hukuk sistemlerinde büyük farklılıklar vardı. Sait Bey birkaç yıl önce evini satıp Akyaka’dan ayrıldı.
    İkinci olarak Hollanda’da yaşayan bir Türk arkadaşımdan söz etmek istiyorum. Orhan Tamer, şimdi Akyaka’da yaşamayan komşum Hayri Baş’ın yakın arkadaşı idi. Akyaka’ya yalnız tatile gelir Hayri Baş’ta daha sonra benim evde misafir kalırdı.
    Orhan Bey fotoğrafçı idi, bugün Hollanda’da bu hobisini uygulamakta özellikle Türk ailelerin düğünlerinde resim çekerdi.
    Demokrat parti döneminde Aydın’da bir fotoğraf dükkânı vardı. 1954 veya 1955 yıllarına bir “MİLLİ KORUMA “ kanunu çıkar. Mesela Konya’dan hatırlıyorum, esnaf öğleyin şimdiki gibi lokantalara gitmez, büfelerden Peynir ekmek Helva ekmek alırdı. Müfettiş gelir sadece ekmek satın almak ister, beyim ben ekmek değil peynir ekmek satıyorum deyince vay sen misin elindeki ekmeği satmayan ceza ceza !!!!!!!!.
    Orhan Bey de Aydın’da fotoğrafçı, fotoğraf malzemeleri kara borsada…. Satacağı fiyat sabit…
    Vilayetten gelip vesikalık çektirirler, parasını verip giderler, örnek olarak fiyatı 2 olarak belirlenen fotoğrafları malzemeyi kara borsadan aldığı için 3 veya 4 den satar. Biraz sonra Valilikten gelir fatura isterler oda fatura verir.. Vay sen misin? Fahiş fiyattan mal satan,!!!!! satılan mal 6 veya 8 fotoğraf….. Mahkemeye verilir, dükkânı kapanır…!!!!!
    Amerika’ya çalışmaya gider, sonra yolu Avrupa’ya düşer, birkaç dil öğrenir ve bir Hollandalı hemşire ile evlenir. İki oğlu olur.
    Halen yaşayıp yaşamadığı konusunda bilgi alamadığım Orhan Abiyi, 1991 yılında Almanya gezimizde evinde ziyaret etme şansını yakaladım. O yıllarda Berlin’de burs öğrencisi oğlum Öztuğ’u ziyarete gitmiştir. Oradan da Düisburg’da bir Doktor arkadaşa geçtik. Eşim, oğlum Öztuğ ile birlikte Almanya-Hollanda sınırında bulunan EMMERICH kenti istasyonundan Orhan Abi bizi arabası ile aldı sadece sınırdan 15-20 km içerdeki evine götürdü, sarıldık öpüştük, ne kadar mutlu olduğumuzu kelimelerle anlatamam, eşi Hollandalı hanımla orada tanıştık. Evi iki katlı güzel bir köy evi idi. Küçük bahçesinde mangal yaktı, bize nefis bir ziyafet verdi…
    Rüya gibi geçen saatlerin ardından sonra bizi gene aldığı istasyona bıraktı…..
    Orhan Tamer ailesi Hollanda’da evlerinin bahçesinde

    (Muğla Devrim 13.02.2017 günü yayınlandı)

Toplam 126 yorum bulundu. 41-50 arası listeniyor.