Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 17-09-2016

    MUĞLA YEŞİLYURT (PİSİ) HAKKINDA YAYINLAR YERİNDE İNCELEME
    Mehmet BİLDİRİCİ
    Çevre tarihi ve doğal güzelliklerine ilgim dolayısıyla Muğla'nın kuzeyinde eski ismi Pisi veya Pisiköy olan Yeşilyurt'un tarihi hakkında bilgiler elime geçti. Çok sararmış zor okunan iki sayfa olan bu metnin bir özetini sunacak, ardından 1996 Eylül ayında burada yaptığım geziden izlenimlerimi aktaracağım.
    Ender Varinlioğlu'nun çevrede yaptığı araştırmalara dayanarak hazırlanmış metne göre, Pisiköy'ün tarihi hakkında bilinenler şöyledir. Pisiköy olan ismi,1962 yılında Yeşilyurt olarak değiştirilmiştir. Beldenin tarihi Muğla kadar eskilere gitmektedir.
    M.Ö. yaklaşık 196-200 yılına tarihlenen bir yazıttan, Rodoslu Nikagoras tarafından Pisi, Idyma (Gökova) ve Killandos'un (Muğla Yenice köyü), Rodos topraklarına katıldığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde Pisi Rodos Karşıyakası (Rhodian Parea ) olmuştur. Bu durum M.Ö. 167 yılına kadar sürmüştür. M.Ö. 29 yılında Romalı Labienus'un eline geçmiştir.
    Eski yazıtlarda ismi Pisi olarak geçmektedir. Pisi ile Bodrum yakınlarında Pedasa adlı kent ile birlik oluşturmuş, birliğin merkezi Pisi olmuştur. Yazıtlardan çevre kentlerden buraya gelip antik çağda buraya yerleşenler olduğu görülmekte ve önemli bir merkez olduğu anlaşılmaktadır. Bizans döneminde de kent konumunu ve önemini sürdürmüştür.
    Pisi, Milas'tan gelip güneye Gökova ve Marmaris'e inen yollar üzerindedir. Datça'da kasaplık yapmış yaşlı bir Pisili, Yerkesik, Yenice üzerinden Sakar'a inilirdi, ben bu yollardan çok gittim, yer yer taş döşemelere de rastlanır demiştir.
    Antik kentin yerinin Muğla'dan gelişte girişte olduğu bilinmektedir. Yakın zamanlara kadar izleri bulunan amfi tiyatrosundan bugün geriye bir şey kalmamıştır.
    16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman, Rodos seferine gidişte, 22 Temmuz 1522 tarihinde Pisi'den geçmiştir. Kanuni Sultan Süleyman bu gidişinde misafir edilmiş ve o zaman Pisi'de yaşayan İsa Efendi ile görüşmüş, ona iltifat etmiştir. İsa Efendi de cihan padişahına nasihatte bulunduğu anlatılmaktadır.
    İsa Efendi hakkında bilinenler de şöyledir. İsa Efendi'nin doğum ve ölüm tarihleri belli değildir. Mezarı Pisi'nin güney tarafında çamlar arasındadır. Yazılı bir mezar taşı yoktur. 1911 yılında yeniden yapılan cami yerinde onun zamanından kaldığına inanılan bir cami veya mescidin olduğu bilinmektedir. İsa Efendi'nin Bozhüyük ovasında çok geniş toprakları olduğu ve bunların Kanuni Sultan Süleyman tarafından keramet sahibi oluşundan kendisine vakıf edildiği anlatılmaktadır.
    16 Eylül 1996 günü bana bu bilgileri temin eden, tarihe meraklı Pisili Ethem Bilgin'in daveti üzerine gittim. İsa Efendi camiinin yanındaki ulu çınarlar altında (yörenin tabiri ile kavak) oturup çay içtik, tarihi Pisi'yi gezdik. Çevrede eski kentten kalan yapı kalıntısı yok ama kolon parçaları, işlemeli taşlara rastlanılmaktadır. Özellikle cami çevresinde bu mimari parçalar görülmektedir.
    Ethem Bilgin, yüzyılın başında Pisili ağalar tarafından yaptırılmış iki ev gösterdi. Muğla'da bulunan evlerin modeli, Rum ustalar tarafından yapılmış, duvar örmeleri onlar kadar dikkat çekici, birinin duvarında yapıldığı yılın tarihini gösteren taş bulunmaktadır. Evin yapıldığı tarih iki şekilde gösterilmiştir. 1904 ve Arap rakamları ile 1320, ikisi de aynı yılı belirtiyor.
    Bu evlere yakın başka bir evin duvarında muhtemelen Rodos dönemine ait yazılı bir taş bulunmakta ama mal sahibi nedense yazıların üstünü koyu bir renk boya ile kapatmış..!! ve tarihi bir belgeyi bilmeyerek karatmış.


    (Muğla Devrim 18.08.1998 tarihinde Muğla Devrim yayınlandı)

    (Akyaka’da, Muğla’da, Antik Anadolu’nun geçmişinde gezinmeler 2016 yayınlandı)
    (www.mehmetbildirici.com Türkçe 2015 / 2.6)

    (Menteşe Kültür-Sanat-Tarih 2016/04 sayı)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 17-09-2016

    TANINMIŞ TÜRK FELSEFECİSİ, AKYAKA TUTKUNU
    PROF. DR. BEDİA AKARSU (1921-2016) XV
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bedia Akarsu İstanbul’da doğdu, 1943 yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünden mezun oldu. 1956-1958 yılında Almanya Heidelberg Üniversitesi’nde görev aldı. 1968 yılında Profesörlüğe yükseltildi.1984 yılında emekli oldu. Şubat 2016 aramızdan ayrıldı, İstanbul Zeytinburnu Merkez Efendi Mezarlığında toprağa verildi.
    Bedia Akarsu’nun Felsefe Terimleri sözlüğü, Çağdaş Felsefe, Kant’tan Günümüze Felsefe, Atatürk Devrimleri ve Temelleri gibi eserleri vardır.
    Değerli Bedia Akarsu’nun Akyaka tutkunluğu nereden geliyor diyeceksiniz?
    Akyaka’da bir evi var mıydı? Bilmiyorum. Ama Akyaka’yı Akyaka yapan çok değerli aydınlar Nail Çakırhan, Halet Çambel, İlhan Selçuk, Oktay Akbal hep dostları idi, onların Akyaka’daki evlerinin balkonlarında çekilmiş boy boy fotoğrafları albümlerde yer almaktadır.
    Oktay Akbal’ın evinin balkonunda çekilmiş bir fotoğrafı ve tek resmi yazıya eklenmiştir.
    Gelecek yazı Akyaka Mezarlığında sonsuz uykusunda, Akyaka’da hizmetleri bulunan Bahar Suseven (Heike) hakkında olacaktır.





    (MUĞLA DEVRİM 09.08.2016 YAYINLANDI)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 17-09-2016

    ÜMMÜGLSÜN HANIM (Ölümü 1834) XI
    AKYAKA’NIN HAYIRSEVER KADINI, AKYAKA’NIN ANNESİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ümmügülsüm Hanım Mütesellim (Sancaktar) Tavaslı Osman Ağa’nın (Ölümü 1852) eşidir. Mütesellim bir nevi taşeron yöneticidir. Konya, Kayseri, İzmir gibi illerde devletin devamlı valisi vardır. Muğla yöresinde o çağlarda nüfus az olduğundan böyle pratik yöntem seçilmiştir, Saray tarafından Menteşe’ye Mütesellimler atanmıştır.
    Ekrem Uykucu’nun “Muğla Tarihi s 97-100) de alınan bilgilere göre Sultan 2. Mahmut döneminde Tavaslı Osman Ağa 1822-1840 yılları arasında Mütesellim olarak görev yapmıştır. 1852 yılında ölümü üzerine Tavas’ın Hırka köyüne gömülmüştür. Osman Ağa atanan diğer mütesellimler arasında en önde gelenidir. Akyaka’ya ilk yerleşenlerden Mustafa Akkaya (İsmail Akkaya’nın babası) ile yaptığımız uzun sohbetlerimizde hakkında çok şey anlatmıştır.
    Ümmügülsüm Hanım Tavaslı Osman Ağa’nın eşidir. Kendisinden 13 yıl önce ölmüştür.
    Ümmügülsüm, Ali Riza Hakses’in “Muğla Büyükleri” isimli eserinde Muğla yöresinde çeşmeler, kuyular, şoseler yaptıran hayırsever bir kadın olarak anılmaktadır.
    Ümmügülsüm Hanım nerede gömülüdür. Yaptığım araştırmalara göre Akyaka İnişdibi mezarlığında gömülü olduğu kanısındayım.
    İnişdibi’nde ki sarnıç üzerine konulmuş bulunan mezar taşı şöyledir.
    Sene 1250 (1834)
    Ya cennet-ül hayrat ve hasenat
    Menteşe Sancaktarı Osman Ağa’nın
    Celile-i muhteremeleri Ümmügülsüm
    Ruhuna fatiha
    İnişdibi’ndeki sarnıç üzerine konan Akyaka’daki tek Osmanlı kitabe sarnıcın onarım kitabesi değil fatiha ile bittiğine göre bir mezar taşıdır. Mezarının da yakın bir mezarlıkta olduğunu sanıyorum.
    Kitabe benim ricam üzerine İran asıllı Diş Doktoru komşum SETTAR TAMER tarafından okunmuştur. Bu vesile ile iyi ve düzgün bu insanı rahmetle anıyorum.
    Kitabenin fotoğrafına Web sitemden ulaşılabilir
    www.mehmetbildirici.com Türkçe/ 3 bölüm / İdyma / Akyaka 13/ sayfa 7

    Son Olarak özetle şunları söyleyebilirim. Akyaka’da bilinen ilk tarihi kadın Ümmügülsüm Hanımdır. Antik çağlarda ismi İDİMOS olan azmağın ismi bu hanımdan sonra KADIN AZMAĞI olmuştur. Halil Restoran’ın yanında zira Kadın Pınarı vardır. Şebeke suyu Akyaka’ya bağlanmadan önce Akyakalı Hanımlar evinin suyunu bu pınardan tenekelerle taşımışlardır.
    Bugün Akyaka kültürel olaylarda ileri ve öncüdür. Bu etkinliklerde aydın kadınlar öncü rol oynamaktadır. Etkinleri kapsamına Osmanlı dönemi kültür ve hayırsever kadını ÜMMÜGÜLSÜM’ü alacaklarına inanıyorum.
    Yazıya Kadın Pınarı fotoğrafı eklemiştir.
    Bir sonraki yazım Muğlalı Divan Edebiyatı Uzmanı Hikmet İlaydın eşi Konya Lisesi Fransızca öğretmeni Nihal İlaydın olacaktır.

    (Muğla Devrim 17.06.2016 yayınlandı)




    MEHMET BİLDİRİCİ 2799
    HAYIRSEVER AKYAKA’NIN ANNESİ ÜMMÜGÜLSÜM HANIMA EK
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim Gazetesinde Ümmügülsüm Hanım ile yazdığım yazı Akyaka’da çok ilgi uyandırdı. Bir dostum da internet sitesine girmek zor keşke Osmanlı kitabesinin de resmini koysaydın uyarısı üzerine bu çok önemli kitabe ile ilgili fotoğrafı eklemek istedim.
    Akyaka ve Muğla çevresinde pek çok sarnıç var, ama kitabesi olan sadece 2, bunlar İnişdibi Sarnıcı yanında, Kanuni Süleyman’ın Ula’ya çıktığı antik Roma yolunun başlangıcındaki Yeşilova mahallesi içindeki sarnıç bir diğeridir. Ancak Yeşilova Sarnıcı üzerinde kitabe çok silik olduğu için okutulması mümkün olamamıştır.
    Aşağıda kitabeye ait fotoğraf eklenmiştir. Fotoğrafta kitabeyi okuyan Settar Tamer ve eşim Düzay Bildirici görülmektedir.

    (Muğla Devrim 23.06.2016)

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 17-09-2016

    AKYAKA MEZARLIĞINDA SONSUZ UYKUSUNDA TANINMIŞ BİR TÜRK KADIN YAZAR, MEBRURE SAMİ ALEVOK (1907-1982) XIV
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Mebrure Alevok 1907 yılında İstanbul’da doğmuş, Bezmi Âlem Sultanisinde okumuştur. Türkiye’nin önde gelen kadın hikâye yazarı ve romancılarındandır.
    Pek çok romanları vardır. Sönen Işık, Leylaklar Altında, Geçmişte Yolculuk (1971)
    Ben şahsen kendi hayatını anlattığı bu Geçmişte Yolculuk romanını edinebildim ve keyifle okudum. Hürriyet Yayınları, 398 sayfa
    Bu romanda öz babasının boşadığı annesi ile görüşmesinin engellendiği ve 13 yaşında evden kaçtığı ve annesine koştuğu ve çok küçük yaşta iş hayatına atıldığı, burada küçük yaşta Almanya’da kaldığı için Almanca bilmesinin etkisi olduğu ve İstanbul işgal günlerinde bir Fransız kitapçısında çalıştığı ve burada Fransızca öğrendiği önce çeviriler yaptığı daha sonra kendi romanlarını yamaya başladığı anlatılmaktadır..
    Bir süre Erdek’te Otel işletmeciliği yapmış ölümü üzerine AKYAKA Mezarlığına oğlu tarafından yaptırılan çok güzel bir mezarda gömülmüştür. Akyaka’nın koynunda sonsuz uykusunu uyumaktadır.
    Tek çocuğu Yaman Koray (1934-2006) da yazardır. İstanbul Kadıköy Saint Joseph Lisesi mezunudur. Ömrünün son 35 yılını İstanbul dışında önce Erdek, sonra Gökova çevresinde geçirmiştir. Onun da Büyük Orfoz isimli bir romanı vardır.
    İnkilap Kitabevi yayını, 408 sayfa..
    Kent yaşamından kaçan Koray son yıllarını Akyaka ve çevresinde geçirdi. Kendisi ile tanışmış değilim ama Akyaka’daki evlerimiz yakındı. Annesi adına yaptırdığı çok güzel mermer mezar yanında gömülüdür.
    Roman'da kendi yaşamını anlatıyor, Fransızca bilen, kültürlü, klasik batı müziği dinleyen bir balıkçı....dalarak balık avlıyor.
    Çok kadınla birlikte olmuş ama mutluluğu yakalayamamış....
    Romanı büyük zevkle okudum...
    1970'li yıllarının Akyaka'sını, Sedir Adası'nı anlatıyor. Misafirleriyle “Halil'in Yeri” olarak bilinen tek göz damlı balıkçı restoranda buluşuyor...
    Aynı yerlerde ben de deniz ve karada defalarca seyahat etmişim...
    Özellikle Gökova körfezini buradaki balıkları, bunları dalarak nasıl avladığını anlatılıyor...Gökova'yı sevenlere okumalarını öneririm..
    Yazı ekinde Mebrure Alevok’un Akyaka mezarlığında bulunan mezarının bir fotoğrafı yer almaktadır. Mezar taşı şöyledir. (Foto Mehmet Bildirici)
    “Rahmetli Ömer L. Alevok ve Nahide Yurtmen kızı
    Gerçek insan, Gerçek Anne
    Yazar, Hatice Mebrure Alevok, Yaman Koray’ın annesi, ruhuna fatiha”
    İfadeleri yer almaktadır.
    Yazar balıkçı Yaman Koray da annesi yanına gömülmüştür.
    Diğer resimde Ana oğul görülmektedir. (Geçmişte Yolculuk kitabından)
    Bundan sonraki yazım ünlü Türk Felsefeci, Akyaka tutkunu Prof Dr. Bedia Akarsu olacaktır.

    Akyaka Mezarlığında Mebrure Alevok Mezarı


    (Muğla Devrim 27.06.2016)
    Doğru resimlerle 21.07.2016 yeniden yayınlandı

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 17-09-2016

    ADINA KARIA’DA KENT KURULAN KRALİÇE STRATONİCE M.Ö. 4 YÜZYIL
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Üstat Şadan Gökovalı’ya saygı ile
    Büyük İskender’in ölümünün (M.Ö 323) ardından onun komutanları tarafından üç büyük imparatorluk kuruldu. Bunlar Makedonya krallığı, Mısır’da Ptolomeler ve Suriye’de başkenti Antakya olan Seleukoslar’dır. Seleucos krallığının kurucusu Seleucos (Selefkos) (M.Ö 358-281) M.Ö 312 yılında ilk kraldır. Antakya (Hatay) kentinin de kurucusudur. Silifke kentini de kurucusudur.
    Stratonice bu imparatorluğun kurucusu Selefkos ile oğlu Antiochus’a hem baba hem de oğula eş olmuştur. Adına kurulan kent ise Muğla- Milas arasında kurulan Stratoniceia (Yatağan Eskihisar) kentidir. Kent çağının en önemli kentleri arasındadır.
    Bu konuda Devrim Gazetesinin 23-24 Haziran 2016 tarihinde Üstat Şadan Gökovalı’nın kentin kuruluş öyküsü ve kent hakkında yılların deneyimine dayanan iki yazısı yayınlanmıştır. Bu muhteşem kent bu gün kazılmakta ve güzellikleri parça parça ortaya çıkarılmaktadır
    Adına bu kentin kurulduğu Kraliçe Stratonice kimdir? Kimin kızıdır. Bu yazımda onu irdelemeye çalışacağım.
    Stratonice Kral Demetrius ile Phila’nın kızıdır. Doğumu yaklaşık M.Ö. 317 yılıdır. Yaklaşık M.Ö 300 yılında Kral Seleucos ile evlenir. 17 yaşında genç ve güzel bir kızdır. Yaklaşık 6 yıl evli kalır. Krala Phila adında bir kız doğurur. Kralın oğlu Antiochus üvey annesine âşıktır, sararıp solmaktadır. Kral oğlunu çok sevmektedir. Bunu öğrenince tereddüt etmez sevgili kraliçesini ona veriverir, bu ise dünyada benzeri olmayan bir aşk hikâyesidir.
    Stratonice ona da 6 çocuk doğurur.
    Stratonice’den bir görsel belge bu güne gelmemektedir. Yazı altına 1774 yılında Fransız Ressam J.Louis David tarafından onun güzelliğini gösteren bir tablo eklenmiştir. Ayakta duran güzel kadın Stratonice’dir. Yataktaki hasta Antiochüs olmalıdır.
    Tarihte bu isimde başka kraliçeler de var mıdır? İşte onlardan birkaçı;
    Kapadokya Kralı III. Ariarathes eşi
    Bergama Kralı II Eumenes eşi
    Pontus Kralı VI. Mithirades’in eşlerinden biri bu ismi taşımaktadır.
    Bundan sonraki yazı Akyaka’da sonsuz uykusunda Hatice Mebrure olacaktır.

    (Muğla Devrim 15.07.2016)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 17-09-2016

    AKYAKA’DA SONSUZ UYKUSUNDA OLAN, AKYAKA’DA BÜSTÜ DİKİLİ
    NAİL ÇAKIRHAN’IN HAYAT AKRADAŞI HALET ÇAMBEL (1916-2014) XIII
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Halet Çambel 1916 Berlin doğumlu, Paşazade, Paris Sorbonne Üniversitesi mezunu, Arkeolog, Adana Karatepe Aslantaş kazılarını yapan, 1936 yılında Suat Fetgeri Aşeni ile birlikte 1936 Berlin Olimpiyatlarına katılan ilk Türk kızı…
    Akyaka’da büstü dikilen ilk Türk kadını…. Halet Çambel hakkında o kadar çok araştırma ve yayın var ki…. Ben kendisinin bu ünlü kadınlar yazı listesinde olsun istedim. Ama onu anlatmak benim boyumu aşardı, bunu da biliyorum.
    O zaman onunla ilgili bir anımı anlatmak ve yeni açılan büstünün fotoğrafını koymak istedim.
    2004 yılında Akyaka’da “Nail Çakırhan & Halet Çambel Sanat ve Kültür Evi”nde ilk sergimi açtım. Ben ressam ve fotoğraf sanatçısı değilim. Sergimin ismi “İdima’dan Gökova Akyaka’ya idi. İdima tarihi yanında yeni kurulan Akyaka hakkında da topladığım bilgi, belge ve fotoğrafları sergime koydum.
    Tabii ki bunu içinde Nail Çakırhan olmalıydı, zira Nail Çakırhan ile Konya Lisesi’nden ayrı zamanlarda mezunduk. Sergiye Nail Çakırhan’ın zamanla kaybolmuş Konya Lisesi öğrencisi olarak yazdığı şiirlere ulaşmıştım. Bunu sergide kendisine okudum.
    Bu ilk sergimde Nail Çakırhan & Halet Çambel ve Konyalı eski Ula Kaymakamı ve valilik ve bakanlık yapmış Teoman Ünüsan ve muhterem eşi Fahamet (Bakırcı) Ünüsan onur konuklarımdı. Fahamet Hanım da 1953-1954 yıllarında Konya Lisesi Orta kısmında sınıf arkadaşımdı.
    Dünya çapında Arkeolog ve bilim adamı Halet Çambel sergimi onurlandırmıştı. Halet Çambel’i 2014 yılında eşinin ardından İstanbul’da kaybettik. O da sonsuz uykusu için Akyaka Mezarlığını seçti. Yan yana yatmaktadırlar. 2015 yılında can dostları Hamdi Yücel tarafından, Yücelen Oteli içinde Nail Çakırhan’ın büstü yanında onun da büstü kondu. Akyaka ve Muğlalılar onları ölüm yıldönümlerinde saygı ile hep anarlar….. Onların Akyaka toprağında yatmaları Akyakalılar için büyük bir gurur kaynağıdır.
    Aşağıdaki resimde oturanlar Nail Çakırhan’ın kızkardeşi, eli bastonlu Halet Çambel, onun yanında Fahamet Ünüsan (2004) görülmektedir. Diğer resim Yücelen Oteli içinde ünlü çiftin birlikte büstleri yer almaktadır.
    Gelecek yazım Akyaka Mezarlığında sonsuz uykusunda tanınmış kadın Romancı Mebrure Alevok olacaktır.



    (Muğla Devrim 25.06.2016 yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 17-09-2016

    AKYAKA’DA SADUN ERSİN RESİM SERGİSİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sadun Ersin Resim Sergisi 17 Haziran 2016 Cuma günü saat 18.00 de “Nail Çakırhan & Halet Çambel Sanat ve Kültür Evinde” açıldı. Sergide yoğun bir katılım vardı.
    Sergi açılışında Oktay Akbal’ın eşi Ayla Akbal, Prof Dr. Şadan Gökovalı, eski Bakanlardan Teoman Ünüsan, Hamdi Yücel, Akyaka’yı Sevenler Derneği Başkanı Nurhan Kavuzlu, Ula Belediyesi Akyaka Sorumlusu Oruç Özkan, Akyaka Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Aydın Turunç, Sanat Tarihçisi eşi Solmaz Turunç, emekli öğretmen Ekendiz Tanay bulundular. Ekonomist Memduh Bayraktaroğlu eşi İncilay, Edip Kavuzlu, Ressam Ayten Timuroğlu, Özden Uz, Nevin Arpınar, Dr Ahmet Ekinci, Nazife Ekinci, Devrim Bayar, Ülkü Onur, Dr Ahmet Doğan yer almıştı, Daha sayamayacağım pek çok sanatsever dostta yer almıştı.
    Sergiden sonra Sadun Ersin onuruna “AKYAKA AZMAK” Balık Restoran’da bir yemek vardı, yemeğe katılan 50-60 kişi kadardı, bunların hepsi sergiden gelmişti. Yemek Nevin Arpınar tarafından düzenlenmişti.
    Yemek hep neşeli ve üzücü idi, Milli takımımız İspanya karşısında yenilmişti. Buna rağmen neşeli idi sohbetler yapıldı, şarkılar söylendi.
    Şarkılarda emekli müzik öğretmeni Arzu Tuncer, Memduh Bayraktaroğlu ve Devrim Bayar bizlere müzik ziyafeti verdiler. Sanki bir yemeğe değil konsere gelmiştik. Altımızda ise gürül gürül azmak akıyordu.
    Değerli Hocamız Sadun Ersin’in biyografisi de şöyle;
    1930 yılında İstanbul’da doğdu, 1950 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu. 1955 yılında aynı okulun “İç Mimarlık Bölümüne Asistan olarak atandı.
    1968 yılında Doçent, 1971 yılında Profesör oldu. Pek çok üniversitede yönetici olarak çalıştı.
    Akyaka’da Oktay Akbal büstünü yapan Sadun Ersin 1987 yılından bu yana 10 adet kişisel sergi açtı.
    Sergi 26.06.2016 gününe kadar 16.00-19.00 saatleri arası gezilebilir

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 17-09-2016

    SELÇUKLU’NUN EN BÜYÜK HANIM SULTANI HUNAT HATUN (1200 ?- 1254?) X
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Hunat Hatun yarı bağımsız Alaiye (Alanya-Kolonaros) Beyi Kyrvart’ın kızıdır. Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat Alanya kalesini kuşatır ve fetheder, bu sırada Kyvart kendisinin bağışlanmasını ve yerleşecek bir yer verilmesini ister. Keykubat’a kızı Despina’yı kadın olarak vermeyi teklif eder. Ve onun kadını (eş değil) olur, Kyrvart’ın Rum kökenli olduğu bilinir.
    Alaaddin Keykubat kayınpederini Konya civarında bir köye yerleştirdiği var sayılır. Konya tarihi yazarı İbrahim Hakkı Konyalı onun ismine yakın İğret isimli köye yerleştirildiğini belgesiz iddia eder.
    Alaaddin Keykubat’ın Hıristiyan olarak yaşamını sürdüren Hunat (Despina) dan gayri bir kadını daha vardır, Eyyübi Sultanı’nın kızı Müslüman Adile Sultan.
    Anadolu Selçuklu Devleti en parlak dönemini Alaaddin Keykubat (1229-1237) döneminde geçirir, Konya bir kültür kenti olur, Mevlana ve babası bu dönemde Konya’ya yerleşir.
    Alaaddin Keykubat’ın ölümünün ardından Müslüman ve Hıristiyan Hanım sultanlar arasında taht için çekişmeler olur, sonunda Hristiyan Sultan’ın oğlu II. Giyaseddin Keyhüsrev (1237-1246) babasının tahtına oturur, annesi Mahperi Hunat Hatun Müslüman olur. II. Gıyaseddin Keyhüsrev ünlü Gürcü Kraliçesi Tamara’nın kızı ile evlenir.
    Alaaddin Keykubat’ın ölümünden sadece 6 yıl sonra Selçuklular Moğollar karşısında kendisini savaşta bulur. 1243 yılında Kösedağ’da feci bir yenilgiye uğrarlar. Anadolu tarihi için karanlık bir dönüm başlar. Selçuklu devleti Moğollar emrinde kukla bir devlet olarak varlığını 1308 yılına kadar sürdürür.
    Hunat ismi Farsça Huand’dan gelmedir, Büyük Hanım Sultan anlamındadır ve Türkçe de Hunat’a dönüşmüştür. Selçuklu sultanlarının aldığı Keykubat, Keyhüsrev gibi isimler İslam öncesi İran mitolojisinden gelmedir.
    Hunat Hatun gelini Gürcü Hatun ile 1243 yılında Ermeniler yanına sığınırlar, ama Moğollara iade edilir. Oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev 1246 yılında, önünde ölür, Hunat Hatun’un 1254 yılında yaşadığı sanılmaktadır.
    Mahperi Hunat Hatun Selçuklu tarihinde en hayırsever kadındır. Ancak ne hikmetse Konya’da yaptırılmış eseri yoktur. En çok Kayseri’de, Amasya Tokat, Yozgat’tadır.
    Mahperi Hunat Hatun’un en büyük eseri kendi adıyla anılan Cami Külliye ve hamamıdır. Camii bugün Kayseri’nin en önemli ve büyük camiidir. Cami inşaatına 1238 yılında (Alaaddin Keykubat’ın ölümünün ardından) başlanılmıştır.
    Hunat Hatun Cami Külliyesi içinde yaptırılan Türbe içinde gömülüdür. İlginçtir Aladdin Keykubat ve oğlu Giyaseddim Keyhüsrev Konya Alaaddin Camii içindeki Sultanlar türbesinde yatmaktadırlar.
    Hunat Hatun Camii yapılırken ilginç bir hikâye anlatılır. Camii inşaatı yapılırken Hunat Hatun şantiyedir. Bir usta taşı getirir cami duvarına koymaz geri götürür, bunun sebebini sorar usta dinen yıkanma ihtiyacındadır, gusül abdestsiz taşı koymak istememektedir. Bunu öğrenince camii yanına bir hamam yaptırır....
    Ben bunu şöyle yorumluyorum.. O dönemde sultan da olsa camiin yapımcısı da olsa bir kadının şantiyede bulunması olası değildir. Gençliğinde Hıristiyan olması ve daha serbest büyümesine ve Müslüman kadınlara göre daha serbest hareket edebilmesine imkan sağlamaktadır.
    Buraya Kayseri Hunat Hatun Camiinin bir resmi eklenmiştir.

    Bir sonraki yazım Akyaka’nın annesi en Hayırsever Kadın Ümmügülsüm olacaktır.

    (Muğla Devrim 11.06.2016 yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 16-09-2016

    İLK ÇAĞIN TEK BİLİM KADINI HYPATIA (370?-415) IX
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Mısır’da bulunan ve Büyük İskender tarafından kurulan İskenderiye kenti o dönemde dünyanın en önde gelen kültür merkezi ve en zengin kitaplığına sahiptir.
    Theon’un kızı Hypatia (Haypatia okunur) Mısır İskenderiye'de yaşamış ilk çağın tek kadın matematikçi, astronomu ve filozofudur. Öğrenimini Atina'da görmüştür. Bu sıralar Mısır Başkenti İstanbul’da bulunan Batı Roma İmparatorluğu (Bizans) tarafından yönetilmektedir.
    Hypatia İskenderiye'de bir Felsefe Okulu açmış, orada ders vermiştir. Tanınmış filozof Synesius (373-414) onun öğrencisidir. Hypatia Neoplatonist (Yeni Eflatuncu) bir felsefi görüşü benimsemiştir. Derslerinde Eflatun’a (Platon) yer vermiştir.
    Hypatia serbest davranan bir kadındır, İskenderiye sokaklarında arabasını kendi kullanmıştır. Kentte çok etkili olmuş pagan dininin (Hıristiyanlığı kabul etmemiş) temsilcisi haline gelerek Hıristiyanlara hedef olmuştur.
    415 yılında Roma (Bizans İmparatoru II. Thedosius döneminde) arabası ile yolda giderken çılgın bir Hıristiyan grubun saldırına uğramış, yakın bir kiliseye götürülüp soyularak feci şekilde öldürülmüş, etleri kemiklerinden soyulmuştur. Onun ölümü kimine göre İlkçağın sonunu getirmiştir. Büyük bir ışık son bulmuştur.
    Buradaki zengin kitaplığın oluşmasının zengin Anadolu kültürü ile de ilgisi vardır.
    Bergama (Pergamon) kralları I. Attalos ve II Eumenes tarihin ilk basınçlı suyollarını inşa ettiği gibi kitaplara da çok meraklı idiler. O zamana kadar kitaplar rulo şeklindedir. Bu durum kralın pek hoşuna gitmiyor, kolay açılır bir yöntem olsun istiyor ve bugünkü kitap şekli ortaya çıkıyor. Bu kitap sayfalarına da Bergama (Pergamon) isminden parşömen deniliyor. Bergama’daki kitaplar o zamanki Anadolu’yu yöneten Mark Antonius tarafından Cleopatra’ya (M.Ö 69-30) verilmiş, o da bu kitapları İskenderiye kitaplığına koymuştu.
    Hypatia hakkındaki bilgilere ulaşmamın da ilginç bir hikâyesi vardır. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnşaat Fakültesi’nde Selma Soysal (1924-2011) bizim Matematik hocamız idi. Zonguldak doğumlu ve Türkiye’nin ilk kadın Matematik Profesörü olan Selma Soysal tanınmış Hukukçu ve politikacı Mümtaz Soysal’ın ablasıdır.
    Selma Soysal ile 2002 yılındaki 40. Yıl mezuniyet törenleri sonrası tanışma şansını yakaladım, aynı yıl Beşiktaş’ta bir kafede birkaç defa buluşup uzun sohbetlerim olmuştur. Değerli Hocamın İTÜ Vakıf dergisinde “Tarihte Kadın Matematikçiler” isimli yazısına ulaştım. Bu bilgiler buradan derlenmiştir. Bu vesile çok değerli hocamı burada saygıyla anıyorum.
    Bir sonraki yazım Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad’ın kadını Hunat Hatun olacaktır.
    (Muğla Devrim 16.06.2016 yayınlandı)

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 16-09-2016

    AKYAKA’DA, MUĞLA’DA, KONYA’DA, YA DA ANTİK
    ANADOLU’NUN GEÇMİŞİNDE GEZİNMELER
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Yukarıda ifade edilen derleme ya da kitap taslağı benim Akyaka ve çevresinde 1996-2015 yılları arasında yaşadığım kültürel olayları belgeleyen gazete ve diğer kültürel yazılardır.
    Bu yazılarımda Devrim Gazetesinde çıkan yazılarım başı çekmektedir. İlginçtir ki ilkyazım 1996 yılında bu gazetede çıkmıştır. Akyaka’da araştırmalara başlayınca ilk tanıştığım kişilerin başında Devrim Gazetesi sahibi ve Başyazarı Sayın Ünal Türkeş olmuştur. Devrim Gazetesi kültüre dönük yazıları ile çok beğendiğim bir gazetedir. Son yıllarda Devrim Gazetesinde çıkan yazılar gazetenin Web sitesinde de yer almaktadır.
    2015 sonrası Akyaka’dan köşesinde çıkan ve çıkmaya devam edecek yazılarım bu çalışmanın kapsamı dışındadır.
    Ayrıca Akyaka Kültür ve Sanat Derneği üyesi olarak Sayın Aydın Turunç başkanlığında pek çok kültür gezilerine katıldım, Muğla çevresinde pek çok tarihi köşeyi görme ve tanıma fırsatım oldu, Bunlar hakkında derneğin yayını “Gökova AKS- Akyaka Kültür ve Sanat Derneği Bülteninde yazılar bu çalışmaların içinde yer almaktadır.
    Rahmetli Heike’nin (Bahar Suseven) (1962-2012) başkanı olduğu “Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneğinin 2004-2012 yılları arasında aktif üyesiydim (halen değil). Heike’nin desteği ile “Nail Çakırhan & Halet Çambel Kültür Evinde pek çok sergi açtım, bu sergilerle ilgili derneğin bültenlerinde yayınlanan yazılar burada yer almaktadır.
    2014 yılında yayın hayatına giren Akyaka Postası’nda çıkan yazılarım,
    Konya Yeni Meram Gazetesi’nde Konya ile ilgili yazılarımdan seçmeler,
    İstanbul Agos gazetesinde çıkan yazılarımdan seçmeler
    İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Vakıf dergisinde çıkan yazılarım bu çalışma kapsamında yer almaktadır.
    Bu yazılar kitap olabilir miydi? Muğla Belediyesi’nce değerlendirilebilirdi…
    Bu konuda girişimde bulunmadım, kendi imkânlarımla basılması bana yük getirmesi işten bile değildi.
    Oğlum Konya Selçuk Üniversitesi Kartoğrafya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Öztuğ Bildirici bana “Baba kitapla uğraşma 10-15 yıl sonra kitap basımı tamamen tarihe karışacak, ürettiğin dosyaları WEB sitene yerleştir”, demesi ağır bastı.
    Zira Web sitesindeki dosyalarıma Amerika’dan, Avrupa’dan ve Türkiye’nin her yerinden rahatça ulaşılabiliyor.
    Bu çalışmama aşağıdaki kanallarla çok rahat ulaşmak mümkün, buradan bilgisayarınıza indirebilir, fotokopi alabilirsiniz.
    -www.mehmetbildirici.com Türkçe 2015/ 2.6 Akyaka

    -Ayrıca değerli dostum MUSANDER Başkanı Sayın Sadettin Özbek’e bir çıktı kitap, bir flaş bellek kendisine verilmiştir. Bunu uygun zeminlerde değerlendirmesini kendisinden rica ettim. Sayın Sadettin Özbek’e de ulaşmak da mümkündür.
    Web sitemde buluşmak umuduyla

    ( Muğla Devrim 02.06.2016 yayınlandı)

Toplam 490 yorum bulundu. 471-480 arası listeniyor.