Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    IYONYA FELSEFE OKULUNDAN FİLOZOF HERAKLEITOS (535-475)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Efes kentinde doğmuştur. Varlıklı bir ailenin oğludur. İyi bir eğitim almıştır. Babası Bloson olarak bilinmektedir.
    M.Ö 6 yüzyılda Anadolu’da ortaya çıkan IYONYA Felsefe Okulu filozoflarındandır. Bunlar Miletos kentinden Thales (M.Ö 620-546) Anaximander (M.Ö 610-546), Anaximenes (M.Ö 585-528), Archelaus (M.Ö 5 yüzyıl), Diogenes Apollonalı, Efes kentinden Herakleitos (M.Ö 535,475) Klozamenai kentinden Anaxagoras(M.Ö 510-428) olmaktadır. Görüldüğü gibi çoğunluk Miletos (Milet) kentindendir. İlginçtir ki Diogenes Bulgaristan doğumludur. Bir Milet kolonisi olan Apollonaia kentindendir.
    Ben bu değerli kişilerin doğru anlaşılamadığı kanısındayım. Bu insanlar Yunanistan ana karasından M.Ö 1000-900 dolaylarında Ege kıyılarına gelip yerleşmişlerdir. Bunlardan İzmir’in güneyinde 12 kent devleti birleşip kendi kent işlerinde serbest dışa karşı bir birlik oluşturmuşlardı. IYONYA, İzmir’in kuzeyine yerleşenler AOL birliğini oluşturmuşlardır. İYON birliği Yunanistan’dan önce Felsefe, Matematik konularında olağan üstü bir başarı sağlamışlardır. Batı geleneği ve felsefesi burada doğmuştur. Bu akım daha sonra Yunanistan’a, İtalya’ya, Mısır’a ve dünyaya yayılmış meşale olmuştur. Bu insanlar Grek’tir, yazdıkları konuştukları dil Grekçedir, bunlar aynı zamanda Anadoluludur. Ben şahsen aynı topraklarda yaşamış bu insanları hemşerim kabul ediyor, onlarla ve kurdukları uygarlıkla gurur duyuyorum. Bu insanlar bunları yabancı Pers yönetimi altında başarmışlardır.
    Herakleitos’un hayatı hakkında bilgiler çok sınırlıdır. Hakkında bilgiler Diogenes Leartes (180-240) gelmektedir. Kendisi de Kilikya (Adana) bölgesinden Anadolu’dur.
    Hakkında yazım Devrim Gazetesi 30.01.2019 tarihlidir.
    Herakleitos, Thales’in her şey sudan gelmekte olduğu görüşüne karşı her şeyin aslının ATEŞ olduğu inancındadır. Monisttir (tekilci), Bilim adamı, Kozmolog, Metafizikçi ve Dini düşünür kabul edilmektedir.
    Kendisinin yazdığı tek kitap vardır “Tabiat-On Nature” ancak bazı parçaları bu güne gelmiştir.
    Çocukluğu Efes’in gene antik çağın Türkiye’deki yedi harikasından ARTEMİS tapınağı içinde geçmiştir.
    Yazıma bu tapınakla ismi yazılı antik bir büstü eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 16.06.2020 yayınlandı)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    ANADOLU’DA PERS (İRAN) YÖNETMİ & KARYA SATRAPLIĞI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Anadolu ve Karya Bölgesi (Muğla) M.Ö 545 yılında PERS İmparatorluğu tarafından alınmış bu durum Anadolu’nun Büyük İskender tarafından kurtarılmasına kadar (M.Ö 333) devam etmiştir. Üzerinde yaşadığımız coğrafyayı iyi tanıyabilmemiz için Pers Kralları da bilinmelidir.
    Persler çok farklı bir kökenden gelen bir ulustur. Dilleri kültürleri, dinleri, yazıları Anadolu’da yaşayan İYONYALILARDAN diğer uluslardan çok farklıdır. M.Ö 6 yüzyılda büyük bir krallık haline gelmişler, İran, Babil, Sümer, Anadolu’yu yönetim altına almışlardır.
    O çağda Ege bölgesinde Efes, Millet gibi kentler (IYONYA) uygarlıkta en ileri durumda ancak ayrı ayrı yönetilmektedir. Büyük askeri güçleri yoktur. O tarihlerde dünyanın en büyük ordusuna sahip Pers İmparatorluğu tarafından M.Ö 545 tarihinde tek tek alınmıştır. Bu tarihlerde Pers İmparatorluğu İran ve Anadolu dışında Babil, Sümer ülkeleri de sınırları içindedir.
    Ancak Persler din yönünden yayılmacı değildir. İYONYA kentleri bağımsızlığını kaybetse bile felsefe ve bilim çalışmaları devam etmiştir. Uygarlıkta duraklama olmamıştır. Bir örnek gerekirse ilk çağın en önemli felsefe ve kültür adamları Pytagoras (Pisagor M.Ö 570-492), Anaximenes (M.Ö 585-528), Ksenofanes (M.Ö 570-480) Heraklitus (M.Ö 535-475) verimli çalışmalarını Pers Yönetimi altında yapmışlardır.
    ŞUNU SÖYLEMEK MÜMKÜNDÜR. DÜNYADA İLK DEFA (YUNANİSTAN’DAN ÖNCE) İYONYA KENT DEVLETLERİNİN ORTAYA KOYDUĞU HELENİSM PERS YÖNETİMİ ALTINDA DURAKLAMAMIŞ VE HATTA DAHA HIZLI BİR ŞEKİLDE DEVAM ETTİRMİŞLERDİR.
    Persler Anadolu da 15-20 civarında SATRAPLIK kurmuşlardır. Bunların arasında Karya Satraplığının çok özel bir yeri vardır.
    Satraplık ö dönemde Persler tarafında atanan valilerdir. Perslere yükümlü olduğu ve onlar tarafından atandığı halde çok geniş yetkileri vardır. Kendilerine çok gösterişli mezar bile yaptırmışlardır. Karya Satrabı olan MOUSOLOS (yönetimi M.Ö 377-353) tarihte Karya bölgesine en çok hizmeti ve eseri olan kişidir. Bodrum’da (Halikarnas) kendisi için yaptırdığı anıtsal mezar anıtı, ilk çağın 7 harikasından biridir.
    MOUSOLOS BİR KRAL, EŞİ ARTEMISIA BİR KRALİÇE DEĞİLDİR. PERSLER TARAFINDAN ATANMIŞ SATRAPLARDIR.
    Bu yazımızda Pers Kralları ve Karya Satrapları çok önemli olduğu için tekrar birlikte incelenecektir.
    ÖNCE PERS KRALLARI (Verilen tarihler yönettiği yıllar)
    1.Büyük KIROS (M.Ö 559-530) Pers Krallığının Kurucusu, ilk Kral, Tüm Anadolu ve
    Karya M.Ö 545 tarihine fetih edildi krallığa bağlandı.
    Döneminin en güçlü Kralı
    2.KAMBISES (M.Ö 530-522)
    3. DARIUS (M.Ö. 522-486) KARYA LYDANIS HANEDANI ATANDI
    Bu kral döneminde Ege’den başlayıp Pers Başkenti Persepolis’e
    uzanan 2700 km yol yaptırıldı

    4.SERHAS (XERKES) (M.Ö 485-465) ARTEMISA DENİZ SAVAŞINA KATILDI
    Atina’ya karşı Deniz Savaşında ARTEMİSIA katıldı
    Savaş M.Ö 4807479 gerçekleşti
    5.ARTASERHAS (M.Ö 465-424)
    6. II SERHAS M.Ö 424 Öldürüldü
    7.SOGDIANUS (M.Ö 424-423) Öldürüldü.
    8. II ARTASERHAS (M.Ö. 4O4-358) HECATOMNOS HANEDANI ATANDI
    9. III ARTASERHAS (M.Ö 358-338) Öldürüldü
    10. IV ARTASERHAS (M.Ö 338-336) Öldürüldü
    11. III DARIUS ( M.Ö 336-330) Büyük İSKENDER tarafından öldürüldü
    Hanedan son buldu

    KARYA SATRAPLARI
    Bilinmiyor M.Ö 545-520
    Lydanis I M.Ö 520-484
    ARTEMISIA I M.Ö 484- 460 İlk Deniz Savaşına katılan Lydanis kızı
    Pisimdelik M.Ö 460-454 oğlu
    Lydanıs II M.Ö 454-450 Artemisia’nın torunu (Herodot’u sürgün eden
    Bilinmiyor M.Ö. 450-394
    HEKATOMNOS HANEDANI M.Ö 394-333
    Büyük İskender’in gelişine kadar Milas ve Bodrum (Halikarnas) yöneten satraplar (Hekatomnos hanedanı) hakkında çeşitli yazılarım Devrim gazetesinde çıkmıştır.
    Mousolos (Devrim 20.12.2014), Artemisia II (Devrim 20.05.2016) çıkmıştır. Lydanis kızı ARTEMISIA hakkında bir yazım Devrim 25.04.2016 da
    Lydanis hanedanına ait bilgilere yeni ulaşmış bulunuyorum. Pers Kralı Serhas (Xerkes) Atina’ya karşı M.Ö.480/479 yılında açtığı savaşta Karya Satrabı ARTEMISIA 5 teknenin komutanı olarak katılmıştır. Bu konuda Herodot tarihinde detaylı anlatılar vardır.
    Artemisia I Pers Donanması içinde 5 teknenin komutanı olarak savaşa katılan DÜNYADA İLK DENİZCİ KADIN OLMAKTADIR. Artemisia’nın torunu II Lydanis, Herodot’u sürgün eden Satraptır.
    Yazıma en geniş sınırları ile Pers İmparatorluğu, Anadolu’dan geçen Susa’ya giden Kral Yolu ile dünyanın ilk deniz savaşına katılan Artemisia’nın zamanın kıyafeti içinde resmi eklenmiştir
    (Muğla Devrim 15.06.2020 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    DSİ 4 BÖLGE MÜDÜRÜ FEYYAZ AKALIN (1931-2020) KAYBI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Facebook’ta gezinirken Konya DSİ 4 Müdürlüğü 1978-1994 yılları arasında Bölge Müdürü olan Feyyaz Akalın’ın kaybını öğrendim. Kendisine rahmet, kederli ailesine baş sağlığı dilerim. Kendisi benim 1983-1995 yılları arasında DSİ de çalışırken Bölge Müdürüm idi. Daha önce Antalya’da yaşadığını öğrendim, bir telefonla olsa da görüşmek isterdim. Ulaşamadım. Konya ile ilgili yayınlarına koyduğum hayat hikâyesi şöyledir.
    1931 yılında Antalya’da doğdu. İlk orta ve Lise öğrenimini Antalya’da tamamladı. 1951 yılında İ.TÜ İnşaat Fakültesi’ne girdi ve 1957 yılında İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1957-1959 yılları arasında Tokat ve Manisa illeri Bayındırlık Müdürü olarak çalıştı. Askerlik görevinin ardından 1963 yılında DSİ’ye girdi. 1963-1978 yılları arasında Antalya Bölgesinde çalıştı. 1973 yılından itibaren 5 yıl süresince Bölge Müdürü oldu.1978-1994 yılları arasında Konya DSİ 4. Bölge Müdürü olarak görev yaptı, aynı yıl Isparta Bölge Müdürlüğüne atanan Akalın bir süre sonra emekli oldu. Halen Antalya’da yaşamını sürdürmektedir. Akalın’ın Konya Ovası konusunda 5 bilimsel makalesi bulunmaktadır.

    1983 yılında fazla çalışmaların verdiği yorgunlukla kendimi DSİ 4 Bölge Müdürlüğü bünyesinde buldum. Bu KONUDA o zaman DSİ Genel Müdür Yardımcısı Sınıf Arkadaşım MEHMET İNDAP’IN yardımı ile oldu. Bu ise dinlenmemi ve İngilizcemi iletmemi sağladı.
    Yıl 1991 DSİ Genel Müdürlüğü’nden bir yazı geldi bölge dâhilinde ki Tarihi su yapılarının dökümü isteniyordu. Bunun bana verilmesini sağladım. Sayın Feyyaz Akalın’ı ziyaret ettim. Konya’nın tarihini yakından takip ettiğimi zengin su yapıları olduğunu biliyorum. Siz de destek verirseniz bunları bölge adına araştırmak isterim dedim. Bu teklifime tamam dedi.
    Bu kararla benim hayatımda yeni bir sayfa açıldı. DSİ de iki kitabım yayınlandı, pek çok toplantıya katıldım. On beş yıllık emekli olarak üçüncü kitabım yayın için incelemedir. TARİHİ SU YAPILARI KONUSUNDA ÇOK YOL ALDIĞIMI SANIYORUM. ANADOLUMUZ BU KONUDA BİR AÇIK HAVA MÜZESİDİR. YAPILMASI GEREKEN O KADAR ÇOK ŞEY VAR Kİ BENİM Kİ SADECE BAŞLANGIÇ
    TÜM BU ÇALIŞMALARIMI BAŞLATAN VE BANA DESTEK VEREN KİŞİ SAYIN FEYYAZ AKALIN’DIR. Kendisine minnettarım.
    KENDİSİNİ RAHMET VE SAYGI İLE ANIYORUM.
    06.06.2020

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    TARİHİN BABASI (FATHER OF HISTORY) BODRUM DOĞUMLU HERODOT (M.Ö. 484-425 ?)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Karia Bölgesinden ilk çağda dünya çapında insanlar çıkmıştır. Bunların Batı Uygarlığında çok önemli etkileri olmuştur. Bunlar bizim hemşerilerimizdir. Bunların başında bugün Bodrum’da heykeli dikili olan Tarihin Babası olarak isimlendirilen Herodot gelmektedir.
    Herodot’un M.Ö 484 yılında Halikarnas’ta (Bodrum) doğduğu bilinmektedir. Ölüm yeri İtalya olup ölüm tarihi M.Ö 425 dolaylarıdır.
    Herodot zengin bir ailenin oğludur. Ailesi ona iyi eğitim kazandırmıştır. Halikarnas Tiranı (Despotu) Lygdamis II tarafından sürgüne gönderilmiş komşu ada Samos (Sisam) da bir süre yaşamıştır.
    Lygdamis Pers yönetimi altında Karia yöneticisi (Satrabı) Satrap olup Deniz Savaşına katılan I İlk Artemisia’nın torunudur. Grek veya Karia kökenlidir.
    Herodot M.Ö 490-479 yılları arasında meydana gelen Pers-Grek savaşlarının tarihini yazmış ve gezdiği yerlerdeki halkın anlattıklarını, derlediklerini ‘History-Tarih” isimli dokuz bölümden oluşan kitapta toplamıştı. Kendisinden sonra yaşayan ÇİÇERO (M.Ö 106-43)) tarafından TARİHİ Babası olarak isimlendirilmiş ve bu isim benimsenmiştir.
    Herodot’un yaşadığı dünyanın ve gezdiği yerlerin coğrafyası yazı ekinde görülmektedir. Buna göre;
    Anadolu (Asia Minör- O zaman Pers Yönetiminde) İran, kısmen Afganistan
    Trakya, Yunanistan, İtalya ve İspanya
    Afrika’da Mısır güneye Habeşistan’a doğru Nil vadisi, Libya, Fas Atlas Dağları
    Tarihin Babası Herodot’un benim üzerinde de çok etkisi olmuştur. DSİ Konya Bölgesinde görevli iken oldukça zamanım vardı. 1985’li yıllarda İngilizceyi ilerletmeye, tarihi kitapları okuyup anlamaya çalıştım. İlk olarak İstanbul’da öğrenci iken 9,90 TL aldığım bir İngilizce (poket book) ile başladım. Bu Herodot’un tarihi idi, okumaya başladım.
    Çok zorlanıyordum, ağır bir İngilizce, ikincisi kitapta geçen coğrafi isimler zamanın isimleriydi, yenileri yazılı değildi.. Anlayamadım, inat ettim, döndüm bir daha okudum, döndüm bir daha okudum… Bu yaklaşık altı ay sürdü….
    Ben Mühendisim, tarihe meraklı bir mühendis, başka tarihi kitapları da okudum
    Peçevi’nin Osmanlı Tarihçisi (1572-1650) ( Padişaha hiç eleştiri yok, Müslüman değilse yerden yere vuruluyor)
    Arap ve İranlıların Tarihçisi Taberi (839-923) (Falan zattan rivayet olunur ki dedikten sonra mantık rafa kalkıyor)
    Ermeni Tarihçi Movsep Horenatzi vs. başka örnekler de verilebilir. Tabii bu örnekler bugün değil eski dönemlerde yazılmış kitaplar
    Herodot kendisi Grek, ama ona göre Barbarlar (Grek olmayan örnek Persler) tu kaka değildir. Onlara da olumlu yaklaşıyor, Anadolu’yu o tarihte onlar yönetiyor.
    Yaşadığı dönemde Arkeoloji henüz gelişmemiştir. Bilgiler sözel olarak toplanmaktadır. Herodot ayrıca mitoloji, masal ve tüm anlatılanları kitabına almıştır..
    Şu Greklerin mitoloji, masalları inandırıcı değildir. Ama onlar olmasa da Grek kültürü olmazdı demektedir.
    Herodot Mısır’da Nil Nehrinin suyunun nereden geldiği konusunda çok araştırma yapmış, doğruya ulaşamamış ama her olası sebeplere yer vermiştir.
    Sonuç olarak Akyaka’da yaşayan bir mühendis tarih sever bir kişi olarak kısmen aynı coğrafyada yaşamaktan aynı memleketlisi olmaktan gurur duyuyor ve kendisine verilen TARİHİN BABASI UNVANINA LAYIK OLDUĞUNA İNANIYORUM.
    BODRUMLULARIN ONUN HEYKELİNİ DİKMESİNİ DE ALKIŞLIYORUM
    Yazıma Bodrum’da büstü önünde çekilmiş bir resmi, onun dünyası onun gezdiği yerleri gösteren bir harita eklenmiştir. Haritaya dikkat edilirse üç kıta vardır.
    AVRUPA- ASYA- LİBYA
    (Muğla Devrim 08.06.2020 yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    DOĞU ANADOLU MUŞ DOĞUMLU (DARON-TARON) ERMENİ TARİHÇİ MOVSES (MUSA) HORENATZİ (410-490)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    MESROP Maşdotz tarafından Ermeni harflerinin icadı ile Ermeni kültüründe büyük bir gelişme yaşanmıştır. Bu konu bir önceki yazımda işlenmiştir. Bu defa Muş ilinden diğer bir kişi Movses Horenatzi Ermeni Tarihini yazmıştır.
    Movses’in yaşamı konusunda net bilgiler gelmemektedir. Eski ismi Daron veya Taron olan Muş ilinde doğduğu kabul edilmektedir. Ermenistan’da yaşamış. Ermenilerin Tarihi isimli kitabını yazmıştır. History of Armenia. Kitap Türkçeye de çevrilmiştir. Ermenilerin Herodot’u (patmahayr) kabul edilmektedir.
    Kitabı ben de okudum. Zira Urartu tarihi hakkında bilgiler buradan gelmektedir. O dönemlerde Âşıklar (aşuğlar) halkın toplandı yerlerinde saz çalarak tarihi olayları yarı şiirsel anlatırlardı. Herodot gibi Movsep (Musa) da halk tarafından anlatılanları bizlere ulaştırmışlardır. Ermeniler o tarihte eski pagan dininden uzaklaşmış, Hıristiyan-laşmıştır.
    Dinin hoş görmediği olaylara pek yer vermediğini kitabında açıklamaktadır. Bir örnek vermek gerekirse Van’daki Şamran (Şamiram) kanalının Asur Kraliçesi tarafından açıldığı ve isminin oradan geldiğini yazmaktadır. Gerçekten o dönemlerde halkın bilgisi de böyledir. Hâlbuki son yüzyılda Urartu yazıları okununca bunun Urartu Kralı Menua tarafından inşa edildiği ortaya çıkmıştır. Bu konuda yazılanlar şöyledir.

    " Ara'yı kendi isminden dolayı Ararat olarak isimlendirilmiş ülkenin hâkimidir. Burası Ağrı dağı civarı olup Van'ın daha kuzeyidir. Erkek düşkünü Şamiram Ara'nın güzelliğini duymuş ve onu elde etmek için her yola başvurmuştur. Ancak Ara her teklifi geri çevirmiştir.
    Bunun üzerine Şamiram Ara'nın ülkesi Ararat'a ordusu ile sefer düzenlemiştir. Ancak gayesi orayı almak değil Ara'yı sağ olarak elde etmektir. Ancak Ara yapılan savaşta ölür, Şamiram’ın tanrılara başvurması ile Ara tekrar hayata döner.
    Şamiram Ararat bölgesini, havasını doğasını çok sever ve yaz aylarını burada, diğer zamanları Ninova'da geçirmeye karar verir. Şamiram, Ararat ülkesinde birçok yeri gezip dolaştıktan sonra bir gölün (Van Gölü) kenarına gelir ve göl kıyısında uzunlamasına uzanan kayalığı görür. Bunun kuzey tarafı alçak olup güney tarafı göğe yükselecek şekilde diktir. Çevresinde temiz vadilerden akan nehirleri görür.
    Şamiram her şeyi iyice kontrol ettikten sonra, Asur ülkesinden 42000 işçi, mesleklerinde iyi yetişmiş, 6000 taşçı duvarcı, demirci ustalarını getiriri. Şamiram bir kaç yıl içinde bronz kapılı duvarlarla çevrili bir kent kurar, içine iki, üç katlı binalar yaptırır. (Van kenti ).
    Önce belli genişlik ve yükseklikteki büyük taş bloklardan suyolu yapılmasını emreder. Harç ve kum ile araları doldurulmuş sağlam yapılar bugüne kadar gelir. ( Bunlar 5. yüzyılda yapılan tespit). Eğer bir kişi merak edip incelerse taşları bağlayan harcın eritilmiş yağdan elde edilmiş özel bir harç olduğunu görecektir (wax). Bu şekilde yapılmış suyolunun çok uzun olduğu görülür.
    Geniş güzel sokakları olan kentin ortasında halkın ihtiyacı için sanatsal değeri de olan hamamlar yaptırır. Suyolundan bir kolu kente, park, bahçeler üzüm bağları ve çiçeklikler için ayırır. Suyun kalan kısmını göl kıyısı boyunca çevreyi sulamak için sağa sola kollar ayırır. Bütün bölgeyi villalarla süsler. Üzüm bağları meydana getirir. Sonunda da sert kayalarının yüzeyini düzeltilmesini sağlayarak kitabeler yazdırdığını belirtir”.
    Sonuç olarak kitabındaki veriler arkeolojik verilerle bazı noktalarda tutmasa da yaşadığı dönemdeki halkın bilgilerini bize yansıtmaktadır. Bu da çok önemlidir.
    Yazıma bir Ermeni minyatüründek temsilii resmi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim Haz. 2020 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    ERMENİ HARFLERİNİ ORTAYA KOYAN MUŞLU MESROP MAŞDOTZ (362-440)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Kültürün ileri kuşaklara aktarılması, kültür birikimi ve tarih yazı ile başlar. İlk olarak yazı Sümerlerle başlar Çivi yazısı, Mısır’da Resim yazısı ama yerini gelişen diğer yazılara bırakmış, bugün kullananları bulunmamaktadır. Buna karşın çok eski Çin yazısı bugün hala kullanılmaktadır.
    İnsanlık tarihinde çok büyük bir gelişme olan Sümer ve Mısır yazılarının ne şekilde doğduğu, hangi kral veya din adamının bunu bulduğu konusunda net bilgiler gelmemektedir.
    Doğu Anadolu ve Ermenistan’da yaşayan Ermeniler, Grek ve Süryani yazısını kullanıyorlardı. Ermenicenin bu alfabelerle anlatılması çok zorluk çıkarıyordu.
    Doğu Anadolu MUŞ (Daron) kentinin bir köyünde doğan MESROP MAŞDOTZ Grekçe ve Süryanice eğitim almıştı. Daha sonra Ecmiadzin’e (Ermenistan) yerleşmiş bir din adamıydı.
    Mesrop Maşdotz çok iyi derecede Grekçe, Süryanice- Eski Farsça biliyordu. Çalışma yaparak ünlü ve ünsüzlerin bulunduğu 37 harften oluşan Ermenice alfabesini 405 yılında icat etti. Örnek olarak Grekçe ünlü ve ünsüz harflerden oluştuğu halde İbranice ve Arapça’da ünlü harfler yoktu.
    Ermeni alfabesinin oluşması üzerine Ermeni Kültürü çok gelişti, İncil Ermeniceye çevrildi.
    Mesrop Gürcülere de alfabe konusunda yardımcı olmuştur. Ermeni Alfabesinin bulunuşu o kadar etrafa yayılmıştır ki şu hikâye anlatılır. Gürcüler kendi alfabeleri için Masdotz’a başvururlar, ama sık sık gelip bizim alfabe ne oldu diye sorarlar. O da kızar alın alfabenizi diye hazırladığı harfleri yerlere fırlatırlar. Harfler yan ve ters döner, Gürcü alfabesindeki harfler bundan dolayı ters ve yan dönmüş olur.
    Maşdotz aziz ilan edilir Ermenistan’da heykeli dikilir. Ermeni Alfabesi 405 yılından beri Ermenistan’da konuşulan ve resmi Ermenice’nin ve daha sonra Türkiye’de yaşayan Ermenilerinin kullandığı alfabedir Alfabe ilk günden bu yana hiç değişmemiştir.
    İstanbul’da benim de zaman alıp okuduğum AGOS gazetesi Türkçe, Ermeni alfabesi ile Ermenice yayınlanmaktadır. Maşdotz Ermenistan’da ölmüş ve bir kilse içine gömülmüş önüne heykali dikilmiştir.
    Biz Türkler Müslüman olduktan sonra Arap harflerini kabul etmişiz, bunun ünlü harfler olmamasından dolayı zor okunduğundan ve batı kültür ve uygarlığına uyum sağlamamız için yeni Türk Alfabesi Cumhurbaşkanı GAZİ MUSTAFA KEMAL (ATATÜRK) çabaları ile 1928 yılında kabul edilmiştir.
    YENİ TÜRK ALFABESİ Latin Alfabesine bazı harfler eklenerek oluşturulmuştur. Bu konuda Ulu Önderin başöğretmenliği ve çabaları da unutulmazdır.
    Büyük Atatürk ve Kültüre hizmet eden Anadolu’nun tüm evlatlarının anısı önünde saygıyla eğliyorum.
    Yazıma Maşdotz’un bir resmi ile Ermeni Alfabesi resmi eklenmiştir.
    Muğla Devrim Gazetesi 06.06.2020 yayınlandı

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    KONYALI MÜDERRİS ŞEYHZADE AHMET ZİYA EFENDİ (1874-1925)
    MEHMET BİLDİRİCİ

    Konya’nın en önde gelen Müderrislerinden Şeyhzade Ahmet Ziya Efendi hakkında
    Muğla Devrim Gazetesi
    Devrim 27.05.2017 Devrim 30.05.2017 sayılarında hayat hikâyesi ve kendisine 1914 yılında Üsküdar ve Paris’ten gelen iki tarihi kart postala yer verilmişti.
    Aşağıda Facebook’ta bir kart fotoğrafına rastlanılmıştır. Buraya eklenmiştir
    O tarihlerde başka kartpostal şeklinde resim çektiren müdüerris olduğunu sanmıyorum.

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 29-06-2020

    KONYA ATATÜRK MÜZESİNİN EV SAHİBİ YUSUF ŞAR (Ölümü 1928 ?)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Cumhuriyet öncesi Konya’da Hıristiyan olarak Ortodoks Rumlar, Gregorien Ermeniler ve 19 yüzyılda Katolik Maruni’ler yaşamışlardır. Kilise olarak 1910 yılında yaptırılan Fransız Katolik Kilisesini kullanmışlardır. Fransız Hükümetine bağlı bu kilise halen açıktır. Lüzumu halinde kullanılmaktadır.
    Maruniler Cumhuriyet döneminde yaklaşık 1935’li yıllarına kadar yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Bu toplumdan bugüne gelen Mimari özelliği olan 20-30 civarında ev kalmıştır. Maruniler ticaret ile uğraşmışlar çok zengin olmuşlardır.
    Bunların en başında YUSUF ŞAR gelmektedir.
    Yusuf Şar’ın 1912 YILINDA ev olarak yaptırdığı ve zamanın en güzel evi bugün ATATÜRK MÜZESİ’DİR.
    Aynı ada içinde Zafer Meydanına doğru olan üç katlı bina Kız Orta Okulu olan binadır. Resmi aşağıda eski haliyle görülmektedir.
    Ayrıca Konya Belediyesi olarak kullanılan çok güzel Mimarisi olan bina da Yusuf Şar’a aittir. Aynı binanın yerinde bugün İş bankası binası bulunmaktadır.
    Bu bina yıkılmayıp yerinde kalsa ne kadar iyi olurdu, Atatürk Müzesi gibi kalır Konya’ya bambaşka bir derinlik ve güzellik katardı.
    Yusuf Şar buğday ticareti ile uğraşıyordu. İstasyona gider TANTAVİ Ambarı vardı.
    Yusuf Şar’ın Doğum yeri ve tarihi bilinmemektedir. Doğum yeri Konya mı? Lübnan mıdır?. Konya tarihini iyi bilen ve Atatürk Müzesine yakın bir evde büyüyen Av. Mehmet Ali Apalı onun Paris’e göç ettiğini söylerdi.
    İnternette rastladığım bazı araştırmalarda Yusuf Şar’ın 1928 yılında Konya’da ki binalarını kiraya vermek için oğullarını vekil tayin ettiği görülmekte ve Marunilerin Lübnan’daki yaşayan 1860’lı Dürzilerle çatışma sonu Konya yerleşmişlerdir.
    Maruniler ve en zenginleri Yusuf Şar hakkında yeni bazı bilgiler eklenmesine rağmen konu hala gizemini korumaktadır.
    Konya Vilayetince yapılan tanıtımlarda üzücüdür, Müze binasının Yusuf Şar tarafından yaptırıldığı ve onun konağı olduğu yazılmaz. Bunu anlamak mümkün değil

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 29-05-2020

    MADAM WEBER SU TARİHÇİSİ YEHUDA PELEG’İN BİRLİKTE YAŞADIĞI PARTNERİ’İN MEKTUBU.
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Yehuda Peleg, İsrail’den Cura Quarum toplantılarına katılan çok iyi bir su tarihçisidir. Kendisinden çok yararlandım. Madam Weber onun hayat arkadaşı ve partneridir.
    Ölümünden sonra evrakları arasında İstanbul Osmanlı suyollarına ait şebeke plan ve krokileri görmüş, bunlar hakkında Sayın Fahlbusch’ a sormuştur.
    Fahlbusch’da benim adresimi vermiş ona sor demiştir.
    Madam Weber bana başvurması üzerine kendisine aşağıdaki mektup yazılmıştır.

    31.10.2013
    Dear Madam Weber
    Now I am Istanbul and have time to investigate the map of the Ottoman aqueducts.

    REFERENCE BOOK
    HALKALI SULARI – Prof Dr. Kazım ÇEÇEN -, published in Istanbul 1991 by the Directorate of Water and Canalization of Istanbul, 176 pages and many plates. I have the book.
    This map the earliest map of Ottoman aqueducts dated 1584. At time Architect Sinan was living and the head architect of Ottoman.
    The plan is for the “BEYLİK SU YOLLARI”. This aqueduct was constructed after conquest of Istanbul by Sultan Mehmet in between 1453-1481
    This aqueduct carried water to the city from Halkalı (west side of the city out of wall). This and another 15 aqueducts from this region now were disappeared from heavy urbanization.
    In the pages of reference book additional information can be seen.
    The original of the map in a library in Istanbul (Millet Kütüphanesi)
    On the aqueduct Mazul Kemer (Roman Water Bridge) was used for the pipelines.
    If you want I can write more..
    With my best wishes
    Mehmet Bildirici

    Aşağıdaki çok önemli belgeler Madam Weber tarafından gönderilmiştir.

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 29-05-2020

    PROF. DR. ÜNAL ÖZİŞ'İN KİTAP VE BİLDİRİLERİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    ÖZGEÇMİŞ
    1934 yılında İstanbul'da doğmuştur. Orta öğrenimini Galatasaray Lisesi'inde görmüş, 1957 yılında Münih Teknik Yüksek Okulu'ndan İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun olmuştur. Aynı kurumdan 1961 yılında Dr.Ing. ünvanını almıştır. Çeşitli Türk, Alman, İsviçre, ABD özel ve kamu kuruluşlarında ve inşaat mühendisliğinin çeşitli konularında, özellikle planlama ve proje alanlarında mühendis müşavir olarak 13 yıl çalışmıştır.
    1970 yılında Ege Üniversitesi Akademik kadrosuna katılmış, aynı yıl Doçent ve 1976 yılında Profesör olmuştur. 1982 yılından beri yeni Kurulan Dokuz Eylül Üniversitesine bağlı İnşaat Mühendisliği bölümünde görev yapan Ünal Özişin'in Türkçe, Almanca, İngilizce ve Fransızca olarak 200 civarında yayını bulunmaktadır.
    Özellikle 1978'li yıllardan itibaren tarihi suyolları konusunda yaptığı yayınlarla konunun gündeme gelmesinde öncü rolünü üstlenmiştir. Halen emekli olan, gene İzmir'de yaşamını sürdüren Öziş tarihi su yapıları konusundaki bu rolünü ve yayınlarını devam ettirmektedir. Aşağıda, değerli bilim adamı ve yazar Prof. Dr. Ünal Öziş'in tarih sırasına göre dizilmiş bildirileri incelendiğinde yurt dışı ve yurt içi her zemine konunun taşınmış ve tanıtılmasına katkıda bulunulmuş olduğu görülecektir. Burada modern su yapıları konusundaki yayın ve bildirileri ayrı bir inceleme konusu olduğu için alınmamıştır.

    YAYINLARI (Tarihi Su Yapıları)
    + The ancient dams of Istanbul, 1977, Water Power& Dam Construction, V.29 july, 49-51 (Part I)
    + The ancient dams of Istanbul 1977, Water Power & Dam Construction, Aug. 44-47 (part II)
    -Flood flows and capacities of historical Pergamon and Nyssa tunnels in Anatolia, 1979 (N. Harmancıoğlu ve O. Baykan ile birlikte), Cagliari AAHR XVIII. Congress bildirileri 4 sayfa
    -Anadolu'da tarihi su yapılarının çağdaş önemi, İMO VII. Teknik Kongresi bildirileri s 21-40
    -Antike fernwasserleitungen von Alabanda und Gerga, 1979, Braunschweig Technische Universitaet, 1979 (A. Atalay, M. Haşal ile birlikte), H 64, 8 sayfa
    -Tarihi Bergama ve Nysa tünellerinin kapasiteleri, ile giriş taşkın zirve akımlarının karşılaştırılması, 1979, (N. Harmancıoğlu, O. Baykan, Ş. Ünal, N. Tolkun ile birlikte), İTÜ, 1. Ulusal Hidroloji Kongresi bildirileri, s. 369-376
    - Tarihi su yapıları, 1981, Atatürk'ün 100 Doğum yılı, Ankara DSİ Genel Müdürlüğü, Toprak ve Su Kaynaklarını Geliştirme Konferansı bildirileri, cilt 1, s.10-33
    +The ancient Istanbul dams within the perspective of dam techology history, 1981, 1. Uluslararası Türk-İslam Bilim ve Teknoloji Kongresi, 11 sayfa
    -An outlook on ancient cisterns in Anatolia, 1982, Honolulu University of Hawaii, International conference on rain water cistern systems , proceedings s. 9-15
    + Su mühendisliği açısından Anadolu'da eski su yapıları, 1984, İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi, yayını, 149 sayfa (KİTAP)
    +Su Mühendisliği Açısından Anadolu'da Eski Su Yapıları, 1987, İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi yayını (genişletilmiş 226 sayfa) (KİTAP)
    +Ancient water works in Anatolia, 1987, Water resources development Vol 3, 1 sayfa 55-62
    + Historical parallels in the water supply development of Rome, 1987, International Symposium on water for the future, Rome, bildirileri 35-44
    + Mimar Sinan'ın Su Yolları, (Yalçın Arısoy ile birlikte) İzmir, 1987, Dokuz Eylül Üniversitesi yayını, 80 sayfa (KİTAP)
    -Lamas havzası tarihi su iletim sistemleri, (Y.Arısoy, B. Kaya ile birlikte) 1987, Ankara İMO 9. Teknik kongresi, bildiriler kitabı C.2 363-376
    +Sinan's water supply systems for Istanbul, 1988, Environmental Design, Rome, N.5-6, 206-209
    -Atatürk'ün su kaynaklarının geliştirilmesi ile ilgili söylev ve demeçleri, 1988, Ankara Genel Kurmay Başkanlığı, Atatürk Haftası, bildirileri N.21. s 43-46
    -Mimar Sinan'ın su iletim sistemleri ,1988, (Y. Arısoy ile birlikte), Türkiye İş Bankası kültür yayınları (1987 Mimar Sinan Üniversitesi sempozyum bildirileri) s.219-231
    + Sinan ve mühendislik, 1989, İzmir Mimar Sinan'ı anma toplantısı, 4 sayfa
    + Alabanda und seine antike Wasserversorgung, 1991, Antike Welt, J.22,H.2, s. 106-113
    +Su Mühendisliği tarihi açısından Çevlik kanal ve tünelleri, 1991, (A. Alkan ile birlikte) İMO dergisi Y.2 N.3, 353-366
    +Mimar Sinan'ın su yolları, 1991, Egemimarlık, Y1, sayı 2, 34-37
    +The water conveyance system of Edirne, (Y.Arısoy ile birlikte) 1991, Environmental Design, N.7 Rome, 68-73
    + Mühendis ve Mimar Sinan, 1992, İzmir Soroptimist Derneği konferansı, 8 sayfa
    + Su mühendisliği Tarihi açısından Türkiye'deki Eski Su yapıları, 1994, Ankara, DSİ Genel Müdürlüğü yayını, 202 sayfa (KİTAP)
    + Die antiken Flussüberbauungen von Pergamon und Nyssa (Türkei), (Klause Grewe, Orhan Baykan, Ayhan Atalay ile birlikte), 1994, Antike Welt Heft 4 sayfa 348-352
    + Çağlar Bolu Anadolu'da Su Mühendisliği, 1995, İnşaat Mühendisliği İstanbul Şubesi, 64 sayfa (KİTAP)
    +Efes kentinin antik su yolları, 1995, (A Atalay ile birlikte), İnşaat Mühendisleri Aydın Şubesi Konferansı, 4 sayfa
    +Historical Water Schemes in Turkey, 1996, Water Resources Development vol 12 No 3, 347-383
    +Historical irrigation, drainage and flood control works in Turkey, 1996, Cairo 16. International Congress on irrigation and drainage, Transactions, V.1-G, R.8, s. 165-177
    -Efes kentinin antik Kayapınar suyolu, 1996, (A.Atalay, M. Becerik, M. Özdikmen ile birlikte) Karayolları Vakıf Dergisi Y.8. N.90-91, s 12-17
    + Efes'in antik su yolları, 1996, Efes Müzesi Konferansı, 8 sayfa
    -Water conveyance systems of great Architect Sinan. 1996, (Y.Arısoy ile birlikte), Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek kurumu Sempozyum bildirileri, s. 241-256
    +Efes kentinin tarihi su yolları, 1997, (A. Atalay, M. Becerik, K. Özdikmen ile birlikte) İMO 14. Teknik Kongresi, İzmir, 1083-1098
    +Türkiye'de su kuvvetlerinin gelişimi, 1998, İTÜ İnşaat Fakültesi, Prof. Dr. Kazım Çeçen anısına, Hidroelektrik Potansiyelinin geliştirilmesi sempozyumu, bildirileri s. 47-64
    -Water resources development in Turkey througout the ages, 1998, İzmir Ege University "Elektronik Journal of civil engineering " paper 3 (ejce.ege.edu.tr)
    -Wasserbauten im Laufe von 4000 Jahren in der Türkei. 1998, İstanbul "Renk Ajans Memoriam-Prof Dr. Kazım Çeçen" s. 137-150
    -Les aqueducs antiques en Turquie. 1998, Ankara, "Liaison" octobre'98, s. 9-12
    -Historical water conveyance systems to Ephesus. 1998 (A. Atalay, M. Becerik, K. Özdikmen ile birlikte) "From past to present Selçuk, 1. International symposium, proceedings s. 125-136
    -Ege bölgesinde tarihi su yapıları, (Priene, İzmir) 1999, (A. Alkan, A. Tanrıöver ile birlikte), İzmir Mühendislik meslek odaları, su kongresi, bildirileri, s. 29-43
    -Historical dams in Turkey, 1999, Ankara Turkish National Committee of International Commmission on large dams (TRCOLD) 100 s
    +Forcheimer & Ancient hydraulic works in Turkey. 1999, Graz International Association for Hydraulic Research, s. 43-46
    -Fernwasserleitungen von Ephesos. 1999, (A. Atalay ile birlikte), Wien Österreichische Akademie der Wissenschaften" bildirileri s. 405-411
    -İzmir'in tarihi su getirme sistemleri, 1999 (Y.Özdemir, A. Kosova, A. Çördük ile birlikte) Mühendislik Odaları "İzmir Su Kongresi" s.45-56
    -Sinan's aqueducts. 2000, (Y. Arısoy ile birlikte), İstanbul International of Shell and Spatial Structures, s. 11-20
    +Ein einblick in die historischen Wasserversorgungsanlagen Istanbuls, 2001, Berlin Technische Universitaet, s. 73-86
    +Water resources developments in Turkey throughout the ages, 2001, Nato Advanced Research Workshop, Marmaris, 8 sayfa
    - Kuşadası yönünden Efes'e tarihi Değirmendere suyolu, 2001 (A. Atalay, M. Becerik, K. Özdikmen ile birlikte) Geçmişten geleceğe Kuşaadası sempozyumu bildirileri,
    -Dörtbin yıl boyunca, Türkiye'de su yapıları, 2002, Türkiye Mühendislik Haberleri sayı 419, s.17-28


Toplam 221 yorum bulundu. 51-60 arası listeniyor.