Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 16-09-2020

    SEVGİLİ İTÜ SINIF ARKADAŞLARIM 15 Ağustos 2020
    Bu yazımı sevgili arkadaşımız MUAMMER ÖZKAVAF hakkında olacaktır. Çok hatır güden bir arkadaşımız olduğunu hepimiz biliriz.
    Son olarak bana Selami Oğuz’un Atatürk Barajı ile ilgili 2 dev kitabını kütüphanende bulunması gerekir diye gönderdi. Kendisine teşekkür ederim. Ben de sen ATATÜRK BARAJINI GERÇEKLEŞTİREN ATA İNŞAATIN kurucu ortaklarından oluşun beni hep heyecanlandırır. Bu konuda bir biyografisini ve açıklamasını göndermesini istedim, lütfetti beni kırmadı ben de sizlerle paylaşmak istiyorum.
    Dünyanın en büyük ATATÜRK barajını gerçekleştiren Konsorsiyum üç şirketten oluşuyordu. Bu üç şirket ihaleyi kazandıktan sonra kendi aralarında ATA İNŞAATI kurdular.
    Bu şirketler PALET İNŞAAT
    AHMET CEMAL KURA- SEDAT ÜRÜNDÜL—HAYRİ BİNGÖL
    ENERJİ SU & İNŞAAT
    NECDET SEMKER – GÖKÇE AYKUT – MUAMMER ÖZKAVAF
    SERİ İNŞAAT
    ERTUĞRUL KURDOĞLU
    Bunları Tümü 7 kişi, 6 kişi İnşaat Fakültesinden mezun ağabeylerimiz bir tanesi de İTÜ 1962 İnşaat Fakültesi Mezunu arkadaşımız Muammer Özkavaf,
    Muammer grubun en genç elemanı, şantiye icra Kurulu ve makine kısmının yönetimi ile alakadar olur.
    2003 yılında Atatürk Barajının yapımı başarı ile tamamlandı. Daha sonra ATA İNŞAAT tasfiye oldu. Ata İnşaatın yedi yöneticisi içinde hayatta olan tek kişi Muammer Özkavaf.
    Diğer ortakların ikinci kuşak mirasçıları başka işlere kaydılar.
    Bende sınıf arkadaşı olarak kendisini kutluyor, kendisi ile ben şahsen övündüğümü ve gurur duyduğumu belirtiyorum.
    Muammer Özkavaf isteğim üzerine daha önceki işlerinden de söz etmiş onları da paylaşmak istiyorum.
    Muammer Özkavaf 1937 Kayseri doğumlu, ailesi ortaokulda iken İstanbul’a taşınır, lise öğrenimini İstanbul Erkek Lisesinde tamamlar, 1962 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi’nden mezun oldu. Askerlik ve kısa süreli çalışmaların ardından
    Enerji & Su İnşaat Şirketine girdi. Bu şirkette şantiye şefi olarak çalıştıktan sonra 1976 yılında şirketin ortağı oldu. Özkavaf’ın başarılı çalışmaları hep burada başladı
    Şirketin ortağı ve şantiye şefi olarak pek inşaat işlerini gerçekleştirdiler. Şirket olarak 1982 yılında Libya’da 500 konutluk inşaatı, karayolları inşatlarını gerçekleştirdiler.
    1983 yılında çalıştığı ve ortağı olduğu şirket Atatürk Barajı ihalesine katıldı ve yeni kurulan ATA İNŞAATIN 7 kurucu ortağından biri oldu.

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 14-08-2020

    ANADOLUNUN BİTİNYA (BURSA) BÖLGESİNDEN ALT TABAKADAN BİR KİŞİ İKEN YENİ KABUL EDİLEN HRISTIYANLIĞIN TEPESİNE YERLEŞEN ve İMPARATORİÇE OLAN AYA HELENA (SAINT HELEN) (246?-330)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Saint Helena ya da Aya Eleni İstanbul’u başkent kuran Büyük Konstantin’in annesidir.
    Helena bir Anadolu kızıdır. Bithniya’da (Bursa İzmit civarları) Drapeum olarak bilinen ve bu günkü yeri tam belirlenemeyen bir kentte doğmuştur. Kaynaklar seviyesi düşük olan bir Rum kızı olarak belirler. Tam ismi FLAVIA JULIA HELENA
    Kader onu Konstantin’in babası İmparator Constantin Cholus (250-306) ile karşılaştırmış ve ona 292 yılında bir oğul vermiştir. Konstantin’in babası için Helena bir cariye bir metrestir. Resmi evli değildir.
    Oğul Büyük Konstantin tek başına ilk Hıristiyan İmparator olunca Helena’nın yıldızı parlamış, 326 tarihinde oğlu tarafından İmparatoriçe (Augusta) olarak atanmış yeni kurulan Hıristiyanlığın başına koruyucu olarak getirilmiş düşük statüden iken ilk resmi azize ilan edilmiştir. Tüm kiliselerce Konstantin ve Saint Helana birlikte anılmışlardır.
    Yaklaşık 326-328 yılları arasında İmparatoriçe olarak Suriye, Filistin ve Kudüs (Jerusalem) ziyaret etmiş oranın imarı için çabalamıştır.
    Oğlu tarafından üç yerde Helenepolis isimli kentler kurulmuştur. Bunlar Filistin, Lidya ve Bythina (Bursa) bölgesindedir. Yerleri bugün tam bilinememektedir.
    Oğul Konstantin annesi adına bir Roma ‘da Mouselum yaptırmış, ölümü üzerine buraya gömülmüştür.
    Aya Eleni adına memleketim Konya’ya 12 km uzaklıkta SİLLE’de bir Bizans kilisesi vardır. Kilise burada yaşayan Rum Cemaati öncülüğünde Aya Eleni ismine Sultan 2. Mahmud’un izni ile yaptırılmıştır. Kilisenin Karamanlıca yazıtında (Grek harfleri ile Türkçe) kitabesinde 327 tarihine Aya Eleni adına atıldı temeli yazılıdır.
    Buna dayanarak Konya Kültür Müdürlüğü kilisenin 1700 yıllık olduğunu açıklar. Konya Selçuklu Belediyesi tarafından Sille’de örnek kazılar yapılmış çevresi açığa çıkarılmıştır. Benim çok iyi incelediğim yerlerden biri de Sille’dir. Bu kilise Aya Elena adına 327 yılında yapılmış bir kilise değildir. Çevresinin tümü 19. Yüzyıla aittir. Çok güzel bir yapıdır. Tarihidir, değerlidir. Sille tarihi suyolları ve çeşmeleri ile ünlüdür.
    Çok daha geniş bilgiler için web siteme girilmelidir.
    Aya Elena’nın Sille’ye geldiği konusunda dönemin tarihçileri tarafından verilmiş bilgiler yoktur
    Elena’nın İmparatoriçe Augusta) olarak Roma’da heykeli, Roma’da Gömüldüğü yer ve Sille’de hatalı olarak Aya Eleni olarak bilinen tarihi kilise resmi konulmuştur.


  3. MEHMET BİLDİRİCİ 14-08-2020

    İSTANBUL’UN KURUCUCU VE HIRİSTTYANLIĞI REMİ DİN OLARAK KABUL EDİP DÜNYA TARİHİNİ BAŞTANBAŞA DEĞİŞTİREN ROMA İMPARATORU BÜYÜK KONSTANTIN (272-337)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Anadolu gerçekten kültürlerin harman olduğu bir coğrafyadır. Pek çok dinler onun tarihinde etkili olmuştur. Müslümanlık biz Müslüman Türklerin Anadolu’da siyasi ve askeri üstünlük KURARAK toplumda kök salması sağlanmıştır. Anadolu’da Müslümanlığın bundan böyle Türklük ile sonsuza kadar yaşayacağına inanıyorum. Ama Müslümanlık gelmeden önce bu coğrafyada en yaygın din Hıristiyanlıktı. Toplum hayatında bugüne kadar gelen tesirleri görülmektedir.
    Hıristiyanlığın ortaya çıkışı tamamen farklıdır. Dünyanın en büyük İmparatorluğu kabul edilen Roma İmparatorluğu dinin peygamberi sayılan Kurtarıcı İSA (Jesus Christ) birinci yüzyılda ortaya çıkmış ama ona inananlar gizli yer altında inançlarını korumuşlardır. Hristiyanlık imparatorlukta bazı dönemlerde hoşgörü ile karşılanmış, bazen de tehlikeli sayılmış bu uğurda insanlar şehit edilmişlerdir.
    Sonuçta 4 yüzyılda İmparator Konstantin tarafından 313 tarihinde Milano’da Tolerans yasası (The act of Tolerence) çıkarılmış, inanışlar serbest bırakılmış 324 tarihinde İstanbul’u Roma’nın doğudaki başkenti olarak yeniden muhteşem bir kent olarak kuran İmparator Konstantin tarafından resmi din olarak kabul edilmiştir.
    Roma o zamanlar güçlü bir devlettir. Hıristiyanlığı içten gelen bir patlama sonucu ortaya çıkmıştır. Tabii bu sosyal ve kültürel hayatı büyük çapta etkilemiş, eski tapınaklar mimari yapılar yeni anlayışa uygun kullanılmaya başlanmıştır.
    Hıristiyanlıkla gelişi ile Avrupa’da bilimsel gelişmeler gerçekleşmemiş ama resim, müzik sanatı ve mimari de çok olumlu gelişmeler yaşanmıştır. Büyük ressam müzikçiler ve mimarlar ortaya çıkmıştır.
    Dünyada bu kadar önemli olayları yönetmiş İmparator tam adı ile FLAVIUS VALERIUS CONSTANTINUS 272 tarihinde Sırbistan Niş kentinde doğmuş (O zaman ki ismi Dacia). Babası Roma İmparatoru Constantinus Chlorus (250-306) önceleri bir Roma generalidir, annesi ise Helana’dır. (Bundan sonraki yazıda incelenecektir.
    Babası Contantine Chlorus 306 yılında ölünce Büyük Konstintinos imparator olur. Ama tek başına değildir. 306-324 yılları arasında ortak imparatorlarla yönetmiş 324-337 yılları arasında tek başına imparatordur. Bu ortak imparatorlar
    Galerius (306-311) ile
    Maxsentius ( 306-312)
    Maximian (306-308)
    Maximinus Daia ( 311-313)
    Licinius ( 308-324)
    Son olarak 324 yılında Üsküdar’da yapılan savaşı kazanmış tek başına imparatorluğa gelebilmiştir.
    324 yılın Devletin dini olarak Hıristiyanlığı kabul edilmiş İznik’de ilk dini konsülü toplamıştır.
    En büyük eseri eskiden Byzantion olarak bilinen Sarayburnu’ndaki kenti genişletilmiş, surlar içine alınmıştır. Kent Roma Başkentine yakışır yapılarla süslenmiş kendi adı ile KONSTANTİNOPOLIS (Konstantiniyye) olarak adlandırılmıştır.
    Konstantin’in en büyük kazanımı zamanın en büyük kenti Constantınopolis’in kurulmasıdır. Bu kent yaklaşık 1000 yıl dünyanın ön önde gelen kentidir. Daha sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı başkenti olmuştur.
    Ben Konya doğumlu olmama rağmen öğrenimimi burada İstanbul’da yaptım, uzun yıllarım burada geçti, tarihi ve kültürün burada farkına vardım. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde Atina Efes Milet gibi antik kentler harabe haline gelirken burası hep parlamıştır.
    Konstantin 324 yılında ya da ölüm döşeğinde vaftiz olduğuna inanılır. İlk Hıristiyan Roma İmparatorudur.
    Annesi Elena’ya çok geniş yetkiler vermiş, ilk resmi azize olmuş, 326 İmparatoriçe olmuş adeta Hıristiyan dünyasının annesi olmuştur.
    Konstantin 337 tarihinde İzmit (Nicomedya) kentine ölmüş, cenazesi getirilip Fatih semtindeki 12 Apostol Kilisesine gömülmüş, İstanbul’un fethinden sonra burada yerine yapılan Fatih Camii avlusu içinde kalmıştır.
    İstanbul’a hayat veren üç İmparator, Konstantin ve Jüstiniyen ve Fatih Sultan Mehmet burada sonsuz uykusundadır. Bir yazımda şöyle yazmıştım, Konstantin içinde burada bir anı köşesi açsak ne iyi ederiz. İsteyen ona bir mum yakar. Bir şey kaybeder miyiz aksine çok şey kazanırız.
    Aslında Konstantin’in hayatı hakkında kitaplar yazılmalıdır. Ben bu arada onun önemini belirtmek istedim.
    Yazıma Konstantin’in Milono Müzesinde bir büstü, İstanbul’da Çemberlitaş semtindeki muhteşem Konstantin sütununu resmi konulmuştur. Dünyada hangi kentte böyle 1700 yıllık bir anıt var……

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 11-08-2020

    SEVGİLİ SINIF ARKADAŞLARIM 28.07.2020
    Konya Lisesine yazıldığımızdan bu yana 66 yıl geçti, bazılarımız ile arkadaşlık ilkokuldan geliyor. Bunlar Ömer Alptekin, Hasan Yeşilkaya, Saim Sakaoğlu
    Konya Lisesi’nden uçtuktan sonra 63 yıl daha geçti. Bu gün itibariyle hepimiz corona karşısında en büyük risk grubunu oluşturuyor evlerde koruma amaçlı hapis hayatı yaşamaktayız.
    Ben de bu yaz çok sevdiğim Akyaka’ya gidemedim. Kızım Eczacı Sibel Bildirici gözetiminde İstanbul’dayım. Yazı hayatım bana bir can simidi oluyor.
    Biz Konya Lisesi mezunları birbirimize bağlı bir sınıfız. İSMAİL UĞURLU ve ben MEHMET BİLDİRİCİ sayesinde bu uzun sürede hep bir arada olduk.
    Son toplantımız 08.12.2018 tarihinde İstanbul Kadıköy BÜYÜK KULÜP SALONLARINDA idi. Yaklaşık 50 arkadaşın eşleri ile birlikte katıldığı toplantı da İSMAİL UĞURLU’NUN özel misafirleriydik. İsmail Uğurlu arkadaşım daha önce de sınıf arkadaşlarını çeşitli zaman ve mekânlarda hep ağırlamıştı.
    Yaşlarımızın sekseni aşması yaş icabı hastalıklarımızın olması dolayısıyla ben şahsen bundan sonra bir araya gelebileceğimizi sanmıyorum, olursa onun adı mucize olur.
    Bu durumda her şeyi bir tarafa mı bırakacağız? Hayır bugün eskiden olmadığı kadar telefon ve dijital imkanlara sahbiz. İrtibatımızı kesmeyelim, birbirimizden kopmayalım, haberler alalım.
    Ben buna talibim, seyahat güçlüğüm var, ama bilgisayar başında eskiden farkım yok. Bu düşünce ile önce tüm arkadaşlarımın kurban bayramını kutlarım, aileleri ile bir arada geçirmelerini dilerim. Telefonla ulaşabildiğim sınıf arkadaşlarım hakkında kısa derlemeleri sunmaya çalışacağım.
    Önce büyüklerimiz. Sadece Matematik Öğretmenimiz Şükran Gözen’in son durumunu öğrenemedim. İzmir Karşıyaka’da yaşıyor??
    İkincisi Sevgili Fizik öğretmenimiz ve benim de aile dostum Hüseyin Köroğlu’nun eşi SEVİM KÖROĞLU tek başına Konya’da yaşıyor. Bayramını kutladım, bir bakıcı ile kalıyor, sağlığı iyi, sağlıklı günler dilerim.
    ARKADAŞLAR
    İSMAİL UĞURLU
    İstanbul’da ticari yaşamını sürdürüyor. Telefonla yaptığım konuşmada her iş yolunda görülüyor. Hala arkadaşlarımızla yakından ilgileniyor. Sağlıklı günler İsmail Uğurlu
    GÜNSELİ AYSUN
    Ara ara telefonla arar, elektronik iletilerimin alıp almadığını sorarım. Kendisi iyi bir takipçidir. Bu defa telefonda sesi biraz yorgun geliyordu, iyi dileklerimi sundum, sağlıklı günler diliyorum.
    ALİ AKKAYA
    Konya’ da yaşıyor, iş yaşamı devam ediyor, tabii büyük ölçüde oğlu Makine Mühendisi Cevat Akkaya’ya devretmiş, arkadaşlara selamları var, ben de sağlıklı günler dilerim.
    AHMET AKTAŞ
    Konya’da eşi Münevver Hanım ile yaşıyor, ara ara görüşürüz, iyi bayramlar
    ÖMER ALPTEKİN
    Halen Çeşme’de yazlıkta, ara ara uzun uzun konuşuruz. Ney üflemeye Türk Müziğine meraklı, benim ta ilkokuldan arkadaşım.
    ERDOĞAN ALPTEKİN
    Ömer’in ağabeyi, emekli Albay ama bizden daha dinç, halen Bodrum’da yaz tatilinde, sağlıklı günler dilerim. Aradım sesimi duyunca çok duygulandı
    ASLAN ARI
    Bu defa arayamadım, evinde diyaliz alıyor. Eşi Janset hanımın bakımında iyi bayramlar dilerim.
    AHMET ATACAN
    Israrlı aramalarıma rağmen ulaşamadım. Telefonunu açmıyor?
    AZZEM AYDINÖZ
    Bir önceki konuşmamada Akademik hayatının devam ettiğini söylemişti. Sağlığı iyi, iyi bayramlar sağlıklı günler ve iyi çalışmalar dilerim.
    AYHAN TAN
    Halen Kaş’ta yazlıktaymış, akademik hayatı devam ediyor. Atılım Üniversitesi Mütevelli heyetinde ne kadar güzel. Kurucu Oğuz Gürsel, Süleyman Demirel’in sınıf arkadaşıdır. Kiska İnşaat Şti olarak Konya Arıtma Tesisini inşa etmişti..
    MUSTAFA BAHÇIVAN
    Konya’da yaşıyor. Matbaa işlerini oğulları yürütüyor. Babadan kalma YENİ MERAM gazetesinde ben ve Tayyar Çimen köşe yazarıydık. Gazete geçen yıl satıldı.
    TAYYAR ÇİMEN
    Arkadaşlar arasında en aktif sayılır. Cihanbeyli Expres’te yazılar yazar, bunları Face-book’a verir. Sıhhatli günler, iyi çalışmalarının devamını dilerim.
    OSMAN BIYIKOĞLU
    Rahatsız Alzheimer, arkadaşımıza sıhhatine kavuşmasını diler, eşi Melahat Hanım ona çok iyi bakıyor, ona Allah kolaylık versin diyor iyi bayramlar dilerim
    CİHAN CETER
    Hasta olduğunu biliyorum. Geçmiş olsun diyorum.
    FEHMİ ERSOY
    Bozyazı’da en dinç arkadaşımız diyebilirim. Denize giriyor, bisiklete biniyor, bahçıvanlık yapıyor, iyi bayramlar Yaşar Hanım &Fehmi ….
    GÜRSEL KARACA
    Rahatsız, kulağı zor duyuyor. Uzun uzun eşi Sema Hanımla konuştum, altı yıldan bu yana rahatsızmış, gerçekten zor arkadaşımızın eski günlerine kavuşmasını, Sema Hanım’a kolay gelsin diyorum

    HAKKI KAFALI
    İstanbul Etiler’de yaşamını sürdürüyor. İyi bayramlar
    TUNCAY TOROS
    İstanbul Etiler’de yaşamını sürdürüyor. İyi bayramlar
    ATALAY TARHAN
    Ankara’da bir türlü telefonuna erişemedim. Selamlar iyi bayramlar,
    HİLMİ ÖZKÜÇÜK
    Ankara’da iyi bayramlar
    ÜZEYİR KIRCA
    Akşehirli, Doktor, halen İzmir, Foça’da yazlığında, hayatından memnun, neşeli ve sağlıklı günler dilerim.
    SÜMER UĞUR
    Emekli Hâkim, son sınıfta beraberdik, bir yıl önce Ankara Gazi Lisesi’nden gelmiş. Uzun uzun telefonlaştık, bizi topladığın için sen çimentosun diyor, hoşuma gidiyor, sağlıkla günler diliyorum.
    SADRETTİN GÜLSAÇAN
    İzmir’de yaşayan üçüncü arkadaşımız. Face-book ta sık sık sunumları oluyor. Bu defa uzun uzun telefonla konuştuk. Sağlıklı günler dilerim
    CEVDET ÖNAL
    Yaşamını İzmir’de sürdürüyor. Sağlıklı günler iyi bayramlar
    CENGİZ ÖZKARA
    Bu defa görüşemedik. Konya’da yaşamını sürdürüyor.
    ERAY ÖZDEMİR
    Oğlum Öztuğ Bildirici’den öğrendim, bazı sıkıntıları olmuş, şimdi iyiymiş
    HASAN YEŞİLKAYA
    Telefonda sağlık durumunun iyi olduğunu öğrendim, iyi bayramlar dilerim.
    ASİL YILMAZ
    Değerli arkadaşım Adana’da gayet duyarlı ve aktif, Face book bizleri uyaran yazılar yazıyor, gayet faal, telefonla uzun uzun konuştuk. İyi günler iyi bayramlar
    ŞADİ ONUR
    İstanbul’da yaşıyor, iyi bayramlar

    Sevgili Arkadaşlar bu mesajı sadece mail adresi olanlara yazabiliyorum. Mektup atmam mümkün değil. Hepimize iyi bayramlar diliyor, önemli gelişmelerden lütfen beni haberdar ediniz.
    Saygılarımla
    MEHMET BİLDİRİCİ

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 11-08-2020

    ROMA SUYOLLARI MÜHENDİSİ SEXTUS JULIUS FRONTINUS (40-103)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu yazımda da Roma Suyollarında görev yapmış bir bürokrat, asker kişiden söz edeceğim. Birinci yüzyıl sonlarında Roma büyük gelişme göstermiş, Roma imparatorluk coğrafyasında yollar, limanlar, suyolları inşa etmiştir.
    Yüzlerce Romalı mühendisler bu konuda emek harcamıştır. Bunların içinde iki tanesi var ki bunlar öncü olmuş yazdığı kitaplarla mühendislere bilgiler sunmuştur.
    Mimarlık ve Hidrolik (Su Kuvvetleri, suların taşınması, depolanması) ile ilgili yazılan bu kitaplar sonraki yüzyıllar da hatta bugün bile yol göstericidir.
    Bunlardan ilki olan VITRIVIUS (M.Ö 84-15) hakkında yazdığım yazı Devrim Gazetesi 23.01.2020 tarihinde yayınlanmıştı. Vitrivius eseri Latince “De Architectura- Mimarlık Üzerine” isimlidir.
    Frontitus Vitriviua’tan daha sonra yaşamış, asker bürokrat bir kişidir. Britanya eyaleti Valisi’dir. 97 yılında İlk beş imparatorun ilki olan Nerva (imp 96-98) tarafından Roma Suyollarının başına getirilmiştir.
    Frontinus Latin dilinde “De Aquis Urbis Romae- Roma Kentinin Suyolları Üzerine” isimli kitabın yazarıdır. Bu kitapta Su problemleri ve Mimarlık konusu işlenmiştir. Bu iki mühendis suyollarının teorisi ve yapımında görev almışlardır.
    Her iki eserde mühendis ve mimarlara Antik Çağdan gelen iki eserdir. Bu konuda bu iki kitaptan başka eser yakın çağlara kadar yoktur.
    Her iki eserde de suyun miktarının ölçülmesi, su taşıyan künk (pişmiş toprak) boruların ebatları ayrı ayrı incelenmektedir. Bilhassa her ikisi de borulara standartlar getirmiş. Önemli hizmetlerde bulunmuşlardır.
    Bir mühendislik konusu olduğu için fazla detaya girilmeyecektir. Ama konu hakkında fazla bilgi almak isteyenler bana başvurabilir, ya da Web sitemde
    www.mehmetbildirici.com Web 2014 English 20.1.105 maddeye başvurabilirler.
    Kitaplarını ve özetlerini okudum, büyük keyif aldım. Bugün ki mühendislere hala faydalıdır.

    (Muğla Devrim 04.08.2020 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 11-08-2020

    HAYATA KÖLE OLARAK GÖZÜNÜ AÇAN FİLOZOF EPISTETOS (50-135)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu yazımda da hayatı eziyet içinde geçen köle bir anneden doğan aile ismi bile bilinmeyen bir filozoftan söz edilecektir. Hayatı hakkında bilinenler çok azdır. Denizli Pamukkale Hierapolis kentinde köle bir anneden doğmuştur. Efendisi ile Yunanistan Nicopolis kentine sürgüne gönderilene kadar eski Roma’da yapmış, Ara ara felsefe derslerini izlemiştir. Zalim bir efendi yüzünden sakat kaldığı ifade edilmektedir. Serbest kaldıktan sonra Filozof Elea’lı Zenon tarafından kurulan Stoacı Felsefe okulunda hocalık yapmıştır. Stoacı felsefe insanın temel amacının mutluluğu yakalaması ve bunun için doğa ile uyum içinde yaşamasını savunur. Nicopolis’te ölmüştür.
    Çok ilgi çekicidir, esir olarak doğmasına ve çok eziyet çekmesine karşı insanlığa karşı isyancı olmamış mutluluğu aramak için doğa ile uyum içinde yaşamayı savunmuştur. Kendisinin bugüne gelen bir kitabı bilinmemektedir. Ancak fikirleri ve görüşleri öğrencileri tarafından ileri çağlara taşınmıştır.
    Burada kısaca kölelik üzerinde duracağım. İnsan ve kadınların bir başkasının malı olması, insanların para ile satması bugün ki insanların anlayabileceği bir şey değildir. İlk çağda ki Grek Romen uygarlığı bugünkü uygarlığın temeli sayılır. Ama insanlık insan hakları, demokrasi kadın hakları konusunda daha çok çok mücadele vermişlerdir. Modern dünyada bütün olumsuz koşullara rağmen haksızlıklara karşı isyan etmemiş, olumlu duruşlarını korumuşlardır. Nelson Mandela ve Gandi bunlara iyi bir örnektir. Epistetos bu liderler arasında öncü sayılabilir.
    Maalesef sonradan gelen Hıristiyanlık ve Müslümanlık köleliği kabul etmiş buna karşı gelememiştir. Amerika’da milyonlarca zenci köle olarak satılmıştır, sayının çok çok olmasına karşı Osmanlı’da insanlar paralı olarak alınıp satılıyordu. İstanbul’da 1860’larda cariyelerin (Para ile satılan kadın) para ile satıldığı Avrat pazarları bulunuyordu.
    Ben şahsen böyle önemli bir kişinin varlığından haberim yoktu. Bu konuda Sayın Şadan Gökovalı’nın Devrim gazetesinde 04.07.2020 tarihinde yayınlanan bir yazısında farkına vardım. Kendisine müteşekkirim.
    Epistetos bir şiirini Sparta’da bir vadide kayaya oyduğuna inanılır. Hür ve köle olan kişiyi çok güzel açıklamaktadır..
    Ey yolcu, yol hazırlığını yap ve koyul yola; şunu bilerek:
    Hür kişi sadece karakterinde hür olan kişidir.
    Kişi hürriyetinin ölçüsü bizzat kendi doğasında bulunur.
    Ve kararında içtenlikliyse hür kişi,
    Yüreğinde ise dürüstlüğü, işte bunlar asil yapar kişiyi.
    Ve bununla yücelir kişi hatalarla değil.
    Ana-babadan gelen uydurma bir asaletten tat almaz o;
    Zira ana baba değildir hür insanı doğuran,
    Zeus’tur herkese ata olan ve de tek kök insanoğluna.
    Herkesin tek şansı vardır, o alır kader icabı beden güzelliğini,
    Budur say güzelliği ve hür olma hali gerçek anlamda.
    Ruhen köle olan ise sakınmaz kötü sözden, katmerli köle de olsa,
    Aşırılıktır şiarı bu kişinin, yüreğinde soysuzluk vardır.

    Ey yolcu, Epiktetos köle bir anadan doğmuştu ama
    Yüceydi herkesten bir kartal gibi; bilgelikte ise takdire şayandı ruhu.
    Söylemem gerekirse, Tanrısal bir varlık doğurdu onu.
    (Muğla Devrim 29.07.2020 yayınlandı

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 11-08-2020

    Sevgili Arkadaşlarım İTÜ 25.07.2020
    Mete Mutluoğlu
    Sayhan Bayoğlu—İlhan Çeçen—Celalettin Çiftçi—Hayati Erhan- Muammer Özkavaf
    Siz arkadaşlarıma Web sitem içinde bulunan yayınlarımın bir listesini sunacağım. Kolayca internetten takip edebilir ya da digital fotokopi çıkarabilirsiniz
    www.mehmetbildirici.com dan girilmelidir.

    WEB 2014 TÜRKÇE 2
    13.1 Sınıf Arkadaşlarım (Soyadı sırasına göre resmi olmayan)
    (51.13.11 Güncelleşmiş tercih)
    13.2 İTÜ Öğrencisi Anılarım
    13.3 İTÜ 1957 Girişi Sınav Soruları
    13.4 İTÜ de Hocalarım
    (35.13.9 Güncellenmiş)
    13.5 1962-2002 İTÜ Anılarım
    13.6 2002-2010 İTÜ Anılarım
    13.7 Fırat’ın Tapusu (50 için arkadaşlarımdan yazılar) I
    13.8 Fırat’ın Tapusu (50 için arkadaşlarımdan yazılar) II
    WEB 2015
    35.13.9 İTÜ Hocalar S. 4 (13.4) dosyasının güncelleşmesidir.
    2018 itibariye kapanmıştır.
    50.13.10 İTÜ Anılarım 2010-2018 s. 6 (13.6 dosyasının devamı)
    2012 50. Yıl Törenleri içindedir.
    51.13.11 önemli İTÜ Arkadaşları (13.1) dosyasının güncelleşmesidir.

    52.13.12 İTÜ Mezunları 3 dosya 2019 içinde tamamlanmış
    1888-1944 Mezunlar
    1945-1962 Mezunlar
    İTÜ Kadın İnşaat Mühendisleri & Öncü Bilim Kadınları
    Burada 2018 yılı sonu kadar anılar alınmıştır. Daha sonrası halen devam eden dosya dadır.
    Ayrıca Tarihi Su Yapıları konusunda İngilizce, Almanca Fransızca derlenmiş orijinal belgeler bulunmaktadır.
    Konya Lisesi’nden mezun olunca Felsefe öğretmenimiz SELMAN ERDEM’İN etkisi ile düşünmeye yönlendirildim. İTÜ ‘ye girince uygun zamanlarda kültüre yöneldim, tiyatro, sinemalara gittim. Bu yıllarda kültürel bir evrim geçirdim. Konya Talebe Yurdunda Konyalı arkadaşlarımla çok iyi bir uyum içindeydim. Konyalı olmayan arkadaşlara da yaklaşmaya çalıştım. Tabii ki herkesle bu mümkün değildi. Ben o yıllarda karı kız peşinde koşmadım. Benim bir sevgilim vardı İTÜ ona âşık oldum. Hayatımın en güzel günleriydi onlar
    Mezuniyetten sonra arkadaşlarımla Almanya’ya gitmek isterdim. Bunun için Tatbiki Mekanik Kolunu seçmiştim. Olmadı ailevi sebeplerle kendimi Konya’da buldum sevgili arkadaşlarımdan uzakta idim..
    1996 yılında emekli olup İstanbul’a yerleşince ilk işim arkadaşlarımı aramak oldu. Sonra Perşembe toplantıları başladı…vs
    Bu arada 1991 yılında DSİ 4 Bölge Müdürlüğünde çalışırken hayatımda bir değişikli oldu, Araştırmacılığa yöneldim. 1997 yılında daha önce dışardan takip ettiğim arkadaş ve hocalarımı tanımaya çalıştım…. Onları yakından takibe yöneldim.
    Böylece tam yirmi yıl geçti, tamamen tarafsız din ve politika dışında çalışmalarıma devam ettim, kaybettiğimiz arkadaş ve hocalarımız hakkında sitemizde yazılar yazmaya devam ettim.
    Benzer şekilde 2017 de aynı gün arkadaşımız Tuğsavul Özdamar ve hocamız Mustafa Aytaç’ı kaybetmiştik. Haklarında arşivimden kısa bilgileri aktardım. Hocalarımızı aşağılayan ve onlara hakaret eden bir yazı ile karşılaştım. Neye uğradığı bilemedim. Belki aşırı abarttım belki aşırı alıngan davrandım. Siteden arkadaşlardan uzaklaşmak istedim.
    Aradan zaman geçti, sağduyulu arkadaşlarla konuştum. Biraz serinledim, bu konuda tam 20 yıllık bir çabam vardı, bunları çöpe atamazdım. İTÜ yü seviyordum, Pek çok arkadaş aramıza geri dön dediler, döndüm bugünlere geldik, sonra da bazı sıkıntılarım oldu. Bunlardan bahsetmek istemem, ileriye bakmalıyız diye düşünüyorum.
    Bugün itibariyle mutluyum, hayatta keşfettiğim iki şeyin farkına vardım, biri Anadolu’nun antik çağda zenginliği, bir açık hava müzesi olması,
    İkincisi 1962 inşaat olarak eşsiz arkadaşlarım, bunların çoğu birer hazine ben bunları arasında yaşıyordum, kendilerine bire bir yaklaşabilirdim. Bundan büyük hazine olur muydu? İleri araştırmacılar çeşitli disiplinde araştırmalarda örnek olmasını isterim.
    Gerçekten arkadaşlarımızın büyük hizmet ve deneyimlerini görüyordum. Bunları ileri nesillere ve henüz doğmamış olanlara aktarmamız gerektiğine inanıyorum.
    Ben de şu an itibariyle seyahat güçlüğü oluştu. Ama zihin ve beyin gücüm yerinde, elimden kalem düşünceye kadar bu konuda çaba harcamaya kararlıyım.
    Sonsuz saygılarımla

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 11-08-2020

    SEVGİLİ ARKADAŞLARIM. İTÜ 22.07.2020
    Önce yaklaşan KURBAN bayramını kutluyor. Sevdiklerinizle sağlık içinde geçirmenizi diliyorum. Bu yazı 05.07.2020 tarihli yazımın devamıdır.
    CELALETTİN ÇİFTÇİ
    Geçen yazıda Celalettin Çiftçi bana bir teşekkür mektubu yazmıştır. Tekrar tekrar okunacak cinsten. Celalettin Tuzla Piyade Okulundan Asker arkadaşım aynı zamanda.
    Celalettin teori ile tatbikatı birlikte irdeleyebilen değerli bir mühendis, ben Mühendisliği İTÜ de değil alayda öğrendim dediği için zaman zaman ben de alındım. Ama açıklamaları çok anlamlı hayatta pek çok zaman müşküllerle karşılaşmış ve çözmüşüzdür demektedir. Bu yaşta kısmen engelli olduğu halde elimden yazmak dışında bir şey gelmemektedir demektedir. Bizlerden karşılaştığımız böyle durumları kendisine bildirmemizi istemektedir.
    Biz 62’liler önemli projelerde ve tatbikatlarda bulunduk, bunların yazılması ve ileri nesillere aktarmamız gerektiğine inanıyorum. Merdivenler adım adım çıkılır, ileri nesiller bizim metotları belki kullanmayacaklar ama ona en az seviyemizi belirtmek durumundayız.
    Tüm arkadaşların Celalettin’in çıktığı bu kutsal yolda desteklenmesi ve kutlanması gerektiğine inanıyorum. İnşallah hazırlayacağı güzel bir esere sahip olacağız.
    Telefon açtım uzun uzun konuştuk. Emekli öncesi benim de karşıma böyle olaylar geldi ama şu an itibariyle çalışmalarımı sürdürüyorum ama daha ziyade tarihi, sahada, su yapıları tarihi konusunda olduğundan kendisine yardımcı olacak durumda değilim. Kendisine sonsuz başarılar dilerim. Askerlikten sonra en uzun konuşmamızı yaptık.
    Şimdi de gene telefonla görüştüğüm diğer arkadaşlardan söz edeceğim.
    YAVUZ SEÇKİN
    Ankara’da yaşıyor, halen yaz dolayısıyla Gemlik’in deniz kenarında bir orman köyünde imiş. Yavuz ile en son 2014 de Ankara İTÜEVİNDE açtığım su sergisinde birlikte olmuş, sergimi gezmişti, Aramamdan dolayı çok memnun olduğunu söyledi, ben de arkadaşımın ayakta ve sağlıklı olduğunu işittim, mutlu oldum.
    ALI RIZA GENÇER
    Ankara’da yaşıyor, halen Bodrum’da bazı işleri dolayısıyla bulunuyor. Dönecek, taahhüt işlerini hemen hemen sonlandığını söylüyor. Aramamdan çok mutlu oldu. Tabii onun sesini işitmek te beni mutlu etti.
    Bir anım. Rana’nın Zincirlikuyu’da ki cenaze töreninde bulunduğumuz yer kapıdan çok uzaktaydı. Hava yağışlıydı, Sağa sola arabalardan biri bizi alır mı diye telaşlıyken son moda şoförü olan bir Mercedes arabada bir Hanım, bizim arabaya buyurun dedi. Eşim Müteahhit dedi. Ben İstanbul’un en önde gelen Müteahhidi diye düşünürken biraz sonra Müteahhit geldi, bu ise arkadaşımız Ali Rıza Gençer imiş. Mutlu ve sağlıklı günler dilerim. Daha nice yıllara

    USLU ARABOĞLU
    Uslu Araboğlu’nu aradım, kendisi Çorum’da yaşıyor, şaşırdı nasıl buldun beni dedi. Orada tavukçuluk yapıyordu. İşleri sonlandırmış, Uslu ile DSİ Genel Müdürlüğü çalışırken sık Ankara’ya gider görüşürdük.
    Bir anım bana Bölge Müdürü tarafından Konya İçme suyu konusunda bir konuşma yapmam istendi, hazırlanıyorum, Uslu’da konuyu inceliyormuş, Altınapa barajı içme suyuna ayrılıyor, Meram Bahçelerinin Sulaması ne olacak dedi. Şaşırdım ben de bunu araştırıyorum bahçeler kurumaya terk ediliyor, bir çözüm bulamıyorum dedim. Bir gerekçede yok dedim. Sonra Müdür ve Yardımcıları onu ziyaret ederler, soruyu onlara yöneltir. Projede çözümü var derler. Uslu’da yok bu konuda elemanınız da bu görüşte der benim ismimi verir, dönüşte beni bayağı sorguya çektiler, nasıl konuşursun diye.. Konuştuğum sınıf arkadaşımdı.
    SOYSAL ARIKAN
    Halen Ankara’da olduğunu, eşi Hülya Arkan öğretim üyesi, emekli olmasına karşı evde oturmayı sevmediğinden akademik hayatına devam ettiğini, ben de böyle çalışkan bir bilim kadını olarak arkadaşımın eşini kutluyorum.
    Soysal Antalya Akseki ilçesinden yarı Konyalı sayılır. Yazları İzmir Seferhisar yakınlarında bir köyde evleri olduğu yaz tatilinde İstanbul’da olan iki kızı ve damatlarını buluştuğunu söyledi. Ben de Soysal’ın sesini duymaktan mutlu oldum.
    NACİ BERİLGEN
    Elazığ’lı arkadaşımızın Kadıköy’deki ev numarası kapanmış, ulaşamadım. Umarım sağlıklı yaşam içinde olur. Ben ulaşılamaz olarak not düştüm.
    TANER ARDA
    İzmir’de yaşıyor. Parkinson ile boğuşuyor. Çok başarılı bir mühendis idi, kendi iskelelerini, özellik isteyen makinalarını kendi kurardı. Ben kendisini harika bir mühendis olarak belirtiyorum. Şantiye de bilfiil çalışan başka bir mühendis işitmedim.
    Bu hastalığa yakalanınca çok başarılı mühendislik hayatını sonlandırdı, kendini resim ve heykele verdi birincilikler aldı. Telefonla ulaşamadım, rahatsız olduğunu sanıyorum. Son olarak İzmirli arkadaşların Konakaltı’nda bir balıkçı restoranda ki yemekte bir arada olmuştuk. Kendisinin sağlığına kavuşmasını dilerim.
    YILDIRIM ERDEN
    Yıldırım Erdemin telefonunu çevirdim. Kendisi değil oğlu Hakan Erdem ile konuştum. Tanımadığı için beni sorguladı. Sınıf arkadaşı olduğumu, en azından digital ortamda olsa da irtibatı sürdürelim dedim. Yıldırım hala Dubai’de çalışıyormuş. Selamımı söyleyecek, inşallah ara sıra da bizi arar.
    İLHAN ÇEÇEN
    Telefonda yakaladım. İnternete pek giremediğini, gözlerinin yorulduğunu söyledi. Şu sıralar arkadaşların Whatsap gurubundaki konuşmaları derliyorum. Ben de bana da gönder dedim. Oğluna söyleyecek, Ben de İTÜ arkadaşları ile ilgili Web sitemdeki dosyalardan söz ettim. Güzel bir sohbet oldu şahsen ben çok keyif aldım.

    10-ALİ İHSAN BEYHAN
    Mezun olduktan sonra hep memleketi Isparta’da çalıştı ve yaşadı, beni duyunca şaşırdı, beni nerden buldun dedi. Koronadan evde olduklarını söyledi. Mezun olduktan sonra ilk ikili temastı. Törenlerde bulunduk ama ikili görüşme olmuyor. Yıllar sonra Ali İhsan’ın sesini işitmek bana çok keyif verdi.
    FEVZİ KONAN
    Fevzi Konan derece ile mezun olan bir arkadaşım. Cep telefonu uzun uzun çaldı, ulaşamadım. Umarım sağlıklı yaşamını sürdürüyor.
    METE KIZILOĞLU
    Arkadaşımız Erzurumlu ve Ankara’da telefonu uzun uzun çaldı. Ulaşamadım.
    Biraz sonra aradı, uzun zamandır görüşemiyorduk. İkimizde çok mutlu olduk. Bir oğlu ve bir kızı olduğunu oğlunun KOÇ Şirketinde kızının Ziraat Mühendisi olduğunu damadını şirketi olduğunu belirtti Konuşmadan ben şahsen büyük keyif aldım.
    SAMİ ÖZ ÇIRPICI
    Telefon açtığımda hastane de imiş, acil şifalar diledim. Hasta ziyareti kısa olur. Fazla konuşamadık.
    MEHMET EGE ERGİN
    Telefon numarası değişmiş, ulaşamadım.
    CEMAL AĞCA
    Facebook’ ta yakışıklı eşi ile resmini koymuş, telefonla ulaşamadım.
    MUAMMER ÖZKAVAF
    Telefonla aradım. Sesi çok neşeli geliyordu, yazılarımı takip ettiğini belirtti. Bir de sürpriz haber verdi. Ankara İNCEK te bulunan villasında 6-7 arkadaşı ağırlayacağını söyledi. Hasan Ali Acar, Atalay Tarhan, Mehmet Özlü, Nevzat Süvari, ..
    Toplanacakmış, hepsine selamımı söyleyecek,

    Bu defaki yazımı da burada noktalıyorum. Bir mutlu haber vereceğim.
    ÇINARLAR WHATSAP Sitesine girdim. Bu konuda kadim arkadaşım Mustafa Gür çok yardımcı oldu, kendisine teşekkür ederim.
    Bu korona günlerinde HOBİM can yoldaşım oldu. Araştırma beni hep canlı tutuyor. Araştırdığım çeşitli konular yanında İTİ 62 İnşaat, sınıf arkadaşlarım, hocalarım, inşaat Fakültesi mezunu ülkeye hizmet etmiş ağabeylerimiz, ablalarımız araştırmak bana büyük keyif veriyor ve onları daha yakından tanımama ve sevmeme vesile oluyor.
    Bir başka yazıda başka bir 15 arkadaşımın telefonunu çaldıracağım. Tekrar iyi bayramlar dilerim

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 11-08-2020

    BİLGE KAĞAN VE İLK TÜRKÇE YAZILI ORHON KİTABELERİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Şimdiye kadar antik dünyada Anadolu coğrafyasından batı dünyasına ışık saçmış insanların hayat hikâyelerini dökmeye çalıştım. Gene devam edeceğim.
    Bu yazımda ilk Türkçe metinlerin yer aldığı Orhon yazıtlarını incelemeye çalışacağım.
    Bilge Kağan (683-734) Asya’da Çin’in kuzeyinde yer alan Göktürk devletinin Kağanıdır. Tarihte ilk defa Türkçe metinler burada bulunmuştur. Yaklaşık tarih 732-735 kabul edilir.
    Göktürk Hakanlığı uçsuz bucaksız Moğolistan ve çevresinde yaşayan gezgin (nomadik) toplumların kurduğu bir devlettir. Yerleşik düzende yaşayan bir toplum değildir. Bu yönden Göktürk devletinin sınırlarını belirlemek mümkün değildir. Çünkü devlet sınırlarını kentler belirler.
    Orhon yazıtları Türk tarihi, Türk edebiyatı yönünden tarifi mümkün olmayan önemdedir. Bu yazıtların tarafsız ve bilimsel olarak incelenmesi fevkalade önemlidir.
    Bu yazıtlar Moğolistan’ın Orhon Vadisinde bulunmuş olduğundan Orhon yazıtları diye bilinir. Yazıtlar 1889 tarihinde Danimarkalı bilim adamı Wilhelm Tomson (1842-1927) tarafından farkına varılmış ve okunmuştur. O halde önce yazıtlar incelenmelidir. Her şeyin ipuçları buradadır. Çok iyi anlaşılmalıdır.
    BİLGE KAĞAN YAZITI: (yazıtların tümü 6 adettir. Burada en önemlisi bilge han yazıtı incelenecektir.
    1. Tengri (yaratan-Tanrı) tektir.
    2. Her kim ki Tengri'den kut almak dilerse, başkasına yakarmasın.
    3. Bir İl, bir Kağan, bir Tengri.
    4. Bir kına iki kılıç girmez. Bir hatun iki er alamaz ve bir budunda iki töre olmaz. Töre tektir. Töre kesin ve keskindir. Kim ki töreye uya kutlanır. Kim ki töreye kıya katlanır.
    5. Kimse töreden üstün değildir. Dirlik ve birlik için töre budur.
    6. Bir çoban sürüsünden, bir er ailesinden, bir Kağan budunundan sorulur.
    7. Her er eşine, atına, pusatına sahip çıkacak.
    8. Ana babaya ve ataya tazim durulacak.
    9. Hısımına sarılacak, komşusunu gözetecek.
    10. Er kişi yalan söylemeyecek.
    11. Mal çalan, mülk çalan misliyle ödeyecek. Hesabı ya malıyla ya canıyla sorulacak.
    12. Kim ki bir ırza musallat olursa, canından olacak.
    13. Her kim olursa olsun haksız, aldatıcı iş tutarsa hesabı hemen sorulacak.
    14. Cenkten beri duran ya da kaçan tamuya (cehennem) uçacak.
    15. Aman dileyene kılıç üşürülmeyecek, sığınana arka dönülmeyecek.
    16. Başkaldıranın başı alınacak, hak isteyenin hakkı verilecek.
    17. Kimse kimseye üstünlük taslamayacak. Ne ak etin karadan, ne karanın kızıldan, ne kızılın sarıdan farkı olmayacak.
    18. Kin ve gururdan uzak olunacak.
    19. Mazluma merhamet, zalime azap duyulacak.
    20. Zayıfa, yaralıya, çocuğa ve kadına el kaldırılmayacak.
    21. Kızı isteyen kağan da olsa, bey de olsa kız istediğine verilecek.
    22. Gereksiz yere ağaç kesmeyeceksin, suyu kirletmeyeceksin.
    23. Bilmeyip de bildim demeyeceksin, bilene danışacaksın.
    24. Bugünün işini yarına bırakmayacaksın.
    25. Kusur görmeyecek, kusur aramayacaksın.
    26. Güçlüyken affet, zayıfken sabret.
    27. Yazgına asi olma.
    28. Yaptığın iyiliği unut, yapılan iyiliği unutma.
    29. Herkes adaletle iş görecek.
    30. Her ne edersen et, yargılanacağını her daim akılda tut.
    31. Milletine yaban kalma. İpeğin iyisine, sözün güzeline kanma, onlara boyanma.
    32. Kağan odur ki adaleti üstün tutsun, töreyi yaşatsın. Töre yok olursa İl yok olur. İl olmazsa budun kul olur.
    33. Ey Türk Oğuz beyleri, ey milletim işitin. “Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir.”
    Bilge Kağan Yazıtı Orhun Irmağı, Moğolistan

    Bu çağda Göktürkler henüz Müslümanlığı kabul etmemiştir. Dini inanışları konusunda çok az bilgi gelmektedir. Tek tanrı inancı vardır. Şamanlık konusunda bir işaret ve açıklama görülmemektedir..
    Töre her şeyin üstündedir. Ağaç kesilmesin, su kirletilmesin ifadesi ilginçtir. Bir kızı bir kağan istese de bu karar kıza bırakılmıştır. Kağan Töreye dört elle sarılmayı vasiyet etmektedir.
    Yazıtlar çok değişik bir alfabe ile yazılmıştır. Bir tarafta Çince çeviri de yer almaktadır. Çince’ye başka hiçbir yazıya benzememektedir. Yazıtları okuyan ve ortaya çıkaran Thomson’a göre bu yazı çeşidi İskandinav ülkelerinde kullanılan RUNIK yazıya benzemektedir. Başka görüşler de yer almaktadır. Bu yazı Göktürklere nasıl geldiği bu alfabenin Türklerde başka nerelerde kullanıldığı konusunda net bilgiler yer almamaktır. Böyle bir yazı çeşidinin Göktürk’lere gelişi çok enteresandır.
    Türk tarihi açısından konu fevkalade önemlidir. Daha pek çok araştırma gerekmekte, abartılı ve tek taraflı ırkçı yaklaşımlardan uzak olarak yapılmalıdır.
    Yazıya Orhon yazıtlarının okuyan Danimarkalı bilim adamı ile yazıtın fotoğrafı eklenmiştir.


    (Muğla Devrim 20.07.2020 yayınlandı)

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 11-08-2020

    BİZ TÜRKLERİN EFSANEVİ ATASI METE HAN YA DA OĞUZ KAĞAN
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Her ulusun kendi mitolojileri vardır. Bazılarında örneğin eski Yunan’da sanatın gelişmesinde edebiyatın ve tiyatronun doğmasında serbest düşüncenin ortaya çıkmasında önemli etkisi olduğu kanısındayım. Eski Yunan tanrıları insanlar gibidir, eşlerini aldatırlar, burada bir başka tanrı veya tanrıçaya dayanarak Tanrı ve tanrıçalar eleştirilebilir. Doğu dinlerinde böyle şey yoktur.
    İsrail kavminde mitolojiler din kitaplarına girerek kutsallaşmış, daha sonra Hıristiyanlık ve Müslümanlık üzerinde etili olmuş tartışılmaz olarak karşımızda durmaktadır.
    Türk ve Uygur gelenek ve anlatılanlara göre Türklerin atası OĞUZ KAĞAN olarak kabul edilir. Oğuz Kağan bir destan kahramanı olarak, olağan dışı bir varlıktır. Kırk günlük bebek iken konuştuğuna inanılır. Oğuz Kağan’ın neslinden gelenler Bozoklar, Üçoklar vs olarak bilinir.
    Pek çok Türk yazarları Anadolu’ya yerleşen Türk boylarının bu boylardan geldiği belirtilir. Buna göre tarih yazarlar. Oğuz Kağan efsanevi bir kişi olup biz Türklerin efsanevi atasıdır ve olmalıdır.
    Oğuz Kağan’ın aynı zaman da Mete Han olabileceği kabul edilir. M.Ö üçüncü yüzyılın başında (M..Ö 209 yılında yaşadığı kabul edilir.. Daha ileri de gidilerek Kara Kuvvetleri Komutanlığının ilk Kurucusu Mete Han kabul edilir. Babası Teoman’dır
    Türk Ulusunun mitolojik te olsa bir atasının olmasından güzel bir şey olamaz, ancak bu konuda tarihi olarak bilinenlerin irdelenmesinde de yarar vardır.
    Biz Türklerde o tarihlerde bir yazı ve kayıt bulunmamaktadır. Çin kaynaklarında Çin’in kurucu büyük İmparatoru QIN SHI HUANG (M.Ö 259-210) Çin Birliğini kurmuş, Çin seddinin yeniden düzgün inşasını sağlamış Çin yazısına son şeklini vermiş büyük bir imparatordur. Hayatı hakkında pek çok bilgi ve belge gelmektedir. Mete Han’ın bu imparatorun çağdaşı olması gerek ancak Motun Changyu isimli birinden söz edilmektedir. Kim nerede yaşadı gibi bilgilere yanıt yoktur.
    Üzülerek ifade etmek isterim METE HAN hakkında yeterli bilgilere Hunların o günkü dil ve kültürlerine ait yeterli bilgilere ulaşılamamakta mitolojik bilgiler yer almaktır.
    İkinci üzücü nokta Türkler Müslüman oldukların Müslüman Araplar kabul etmemiz gerek kültürel daha yüksek düzeydeydi. Türkler kendi kültür ve yaşam tarzlarını İslamiyet te koruyamamış şeriat kurallarını İslami yaşamı aynen kabul etmişlerdir.
    Bu durum Cumhuriyetin kurulmasına kadar devam etmiş, Türk Tarih Kurumunu kurulması ile Türklerin İslamiyet öncesi uygarlıkların olduğu, uygarlığın dünyaya Orta Asya’dan dağıldığı gibi tezler ileri sürülmüştür.
    Bu sıralarda İslam öncesi Türk isimleri, Oğuz, Kağan, Mete, Teoman, Cengiz, Çağatay Bilge gibi isimler popüler olmuş yeni doğan Türk bebeklerine bu isimler verilmiştir. Bu isimlerde pek çok tanıdık ve arkadaşlarımız vardır.
    Cumhuriyet öncesi atalarımızda bu isimleri duymak ve görmek mümkün değildir. Böylece Cumhuriyetle yeni bir döneme girmiş bulunuyoruz.
    Ecdadımızla gurur duymalıyız, ama onları ırkçı görüşlerden uzak daha tarafsız bilimsel bir gözle araştırmalıyız, araştırmalıyız

    (Muğla Devrim 23.07.2020 yayınlandı)

Toplam 245 yorum bulundu. 51-60 arası listeniyor.