Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    Sevgili Sınıf Arkadaşlarım. 10 Kasım 2020
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bugün 10 Kasım Cumhuriyetimizin kurucu Mustafa Kemal Atatürk’ün 82 Ölüm Yılında saygı ile anıyorum. Ortaçağ karanlığına götürmek isteyenlere karşı en büyük engel, Türkiye’nin sigortası Mustafa Kemal Atatürk
    Sizlere son olarak son 26. Ekim 2020 Cumhuriyet bayramı dolayısıyla yazmıştım. Bayramın ardından İzmir’de Deprem Felaketini yaşadık. Deprem Doğal bir afet M.Ö 6 yüzyılda yaşayan Thales bunun tanrılarca verilen bir ceza olmadığını söylerken en önde gelen İslami din adamlarının kadınların giyim kuşamına bağlaması çok düşündürücü ve çok acı verici
    İzmir’de pek çok sınıf arkadaşımız var ulaşabildiklerime telefon etmeye çalıştım, bunları paylaşmak istiyorum. Tüm İzmir’de yaşayan arkadaşlarımızın aynı zamanda listesi çıkmış oluyor.
    Cemal Ağca 0 533 423 8805
    Taner Arda 0 232 323 07 64
    Daha önce defalarca aramış ulaşamamıştım. Hikmet Çallı’nın verdiği ev telefonundan aradım. Eşi açtı, Taner ile de görüştüm, Heykel çalışmalarına devam ettiğini, cep telefonu kullanamadığını ve iyi olduğunu söyledi, ne kadar mutlu olduğumu anlatamam, sağlıklı günler diliyorum.
    Osman Bıyıklı 0 543 575 7034
    Mehmet Cengiz 0 532 452 4334
    İhsan Çalış 0 533 656 0030
    Seferhisar’da oturuyor, sahilde tsunami olmuş, ihsan iyi, bir problemi yok, arkadaşlara selam
    Hikmet Çallı 0 541 639 8726
    Telefonu değişmiş, yukarıda yeni telefonu, İzmir’deki arkadaşları Corona öncesi Hikmet topluyordu. Kızı ile oturuyor, selamları var
    Muhittin Çınar 0 533 541 5184
    Ömer Eraslan 0 532 244 2983
    Erseli Ersoy 0 232 364 0484
    Orhan Kandemir 0 232 463 2679
    Ömür Önder 0 532 234 7930
    Telefonla uzun konuştuk, iyi durumda selamları var
    Önder Dağıstan’ı andık
    Erkan Özakman 0 536 347 5888
    Mehmet Tabağ 0 532 582 5252
    Kamil Yavuz
    Ev telefonu çalıyor cevap vermiyor.
    Görüşemediğim tüm İzmirli arkadaşlara tekrar geçmiş olsun diyorum.
    Bu arada İzmir’de yazlıkta olan (Çeşme) Sayhan Bayoğlu ile telefonla görüştüm. Mehmet İndap’ın iyi olduğunu öğrendim.
    Yazılarıma destek veren, Nurdoğan Ural’a, Muammer Özkavaf’a Mehmet İndap’a teşekkürler
    Bende yeni bir değişiklik yok saygılarımla

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    Sevgili Sınıf Arkadaşlarım (İTÜ) 08.11.2020
    Bugün sizlere bir hocamızdan söz edeceğim. Kendisinin yaşayıp yaşamadığını bile öğrenememişti. Prof. Dr. Sacit Tameroğlu 1925 doğumlu, 95 yaşında ve sağ.
    Ben daha önce İTÜ de bizi aydınlatan hocalarımızla ilgili bir derleme yapmış ve Web siteme koymuştum. www.mehmetbildirici.cim Web2015 Türkçe sayfa 4 “İTÜ Hocalarım”
    Burada Sacit Tameroğlu ile ilgili şu bilgiler yer alıyordu: 1925 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi mezunudur. 1950 yılında İTÜ İnşaat Fakültesinden mezun oldu, ertesi yıl Teknik Mekanik ve Mukavemet Kürsüsüne asistan oldu.1967 yılında Profesör oldu. Yurt dışında mesleki eğitimde bulundu. 1992 yılında emekli oldu.
    Kaynak: İTÜ 2000 Yıllığı (1950 mezunları)
    Sacit Tameroğlu o zamanlar doçentti tüm sınıf kollarına gelmedi sanırım. Biz Tatbiki Mekanik kolunda olanların tatbikatlarına gelmişti.
    Biz Tatbiki Mekanik kolunda 10 arkadaştık. Bu arkadaşlar
    Adil Akşamoğlu—Sayhan Bayoğlu—Doğan Berker—Mehmet Bildirici—Ataman Haksever-- Erhan Kıral—M.Kemal Oyman—Sezgin Süzmen-Metin Ülgüray
    Bu son sınıf benim hayatımda geçirdiğim altın yıl, dersler hafif, çok değerli arkadaşlarla birlikte olmak ne kadar güzeldi.
    1962 Şubat ayında Doç. Dr. Sacit Tameroğlu ile ilk defa İTÜ’nün kiraladığı bir minibüsle gezi yaptık. İstanbul, Çanakkale, Bergama, Efes, Aydın Denizli, Antalya, Konya (ben orada kaldım) İstanbul. Bu da bize tanınan çok özel bir fırsattı
    Bu geziden bir resim eklenmiştir.
    Sacit Tameroğlu’nu bu gezide tanıdım, bize bir arkadaş gibi davrandı. Bu gezi benim antik dünyaya gözlerimi açtı….
    Sacit Tameroğlu’nun “Elartisite Teorisi 1991” yanında “Bilimler Tarihi 2001” isimli çok değerli bir kültür kitabı vardır. Bilimlerin Tarihi
    İstanbul İnşaat Mühendisleri Odasında Kitabını tanıtan bir konuşması vardı. Heyecanla dinledim. Kendisi ile tekrar görüşme fırsatım olmadı, kitabını aldım.
    Hocamın son yıllarına ait bilgilere ulaşamamıştım. Taki….
    İTÜ Makine 1983 mezunu Fatih Eren Baloğlu’ndan bir mesaj gelene kadar. Eren ben den hoca hakkında bilgi istiyordu, bende durumu ona anlattım.
    Eren bu işin peşini bırakmadı hocanın eşi Öney Hanıma ulaştı ve telefon numarasını verdi. Açtım eşi Öney Hanımla konuştum. Bunları anlattım. O kadar mutlu oldu ki anlatamam, demek bizi hala hatırlayanlar var dedi. Varın benim nasıl mutlu olduğumu siz tahmin edin.
    Sacit Tameroğlu yaklaşık 10 yıldan bu yana rahatsızmış, demans hastalığı herkesi unutuyor. Onun dışında sağlığı iyi imiş, yazlığa götürüyorlarmış. Eşine ellerinden öptüğümü söylemesini rica ettim.
    Öney hanımda bize aşina bir kişi Maçka İTÜ Vakfında görevliymiş yaşı da seksenin üstünde. Bana bu mutluluğu tattıran genç arkadaşım Fatih Eren Baloğluna’da teşekkür ederim 08.11.2020
    Yazı ekine 1962 Antalya Gezisinin resmi eklenmiştir.

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    MATEMATİKÇİ VE SU MÜHENDİSİ İSKENDERİYELİ HERON (10-70)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Cumhuriyet dönemi ile Türk aydını batı klasikleri ile tanışmaya başlamıştır. 1940’lı yıllarda pek çok batılı yazarlar ve sanatçılar başta eski Yunan düşünür ve filozofları Türk aydınına tanıtılmıştır. Ben bunu büyük bir kültür devrimi kabul ediyorum. Ondan önce batılı bazı yazarların sadece birkaçı (Moliere) Türkçeye çevrilmişti.
    Bundan önceki yazılarımda belirttiğim gibi Abbasiler döneminde İslam coğrafyasında eski Yunan bilgin ve yazarları Avrupa’dan önce bu coğrafyada farkına varılmıştır.
    Osmanlı İmparatorluğu çok geniş sınırlara ulaşmasına karşı bir kültür geliştireme-miştir. Gerek dil gerek tarih olarak Arap ve Fars etkisinde kalmıştır. Araplar Roma için Rum deyimini kullanmış bizde onlardan almışız. Esas ismi Aleksandır olan Makedonya Kralına İskender, Platon’a ise Eflatun denilmiş bizlerde onu kullanmışız.
    Geçmişimizi iyi anlayabilmek için İslam coğrafyasının önemli fikir ve bilim adamları iyi bilinmelidir diye düşünürüm.
    Bu ilkeler ışığında dünyanın ilim ve kültür merkezi İskenderiye de (Aleksandiriya) yaşamış bir mühendis ve bilim adamı incelenecektir.
    Heron İskenderiye’de yaşamış Yunanlı matematikçi ve mühendistir. Pek çok kitap yazmış 13 adedi bugüne gelebilmiştir.
    Heron buhar gücüyle çalışan AEOLIPILE (Aeolos-Rüzgar tanrısı pile=top) adında bir cihazın mucidi olarak tanınır. Karada ise rüzgâr enerjisi ile çalışan Yel Değirmenlerinin mucididir. Kendisinden önce aynı kentte yaşayan Ktesibios’un (M.Ö 282-222) görüşlerinden yararlanmıştır. Ktesibios da kendisi gibi Yunanlı mühendis ve mucittir. Su saatini yapmıştır.
    Heron’un ünlü İskenderiye Kitaplığında çalıştığı için kitapları için ders notları niteliğindedir.
    Yazıda 3 önemli eserinden özet verilecektir.
    MECHANİCA
    Üç kitaptan oluşur, ilkinde statik ve hareket konuları işlenir. İkinci kitapta ağır cisimlerin kaldırılması için mekanizmalar önerilir. Üçüncü kitap bir nevi öncü vinç hakkındadır.
    PNÖMATIKA
    Sıvı basınca ile yaptığı oyuncaklar incelenir. İlk robot oyuncaklar incelenir.
    METRİCA
    Gene üç kitaptan oluşmaktadır. İlk kitapta çeşitli cisimleri alanları ile ilgili formüller verir. Burada bir düzgün çokgenin kenar uzunluğunu bir katsayı ile vermektedir. Bunun M.Ö 2000’lerde Babil’de bilindiği anlaşılmaktadır. Babil uygarlığının da eski Yunan da ne kadar etkili olduğu görülmektedir.
    Heron’un icatlarından biri de sihirli sürahidir.
    Sürahinin sapında bir delik vardır; sürahideki suyu boşaltmaya çalışan kişi, eğer bu deliği parmağıyla kaparsa su akmaz, açarsa tekrar akar. Gösterilerde suyun bazen akması bazen akmaması seyircilere hayli eğlenceli gelmiştir.
    Sonuç olarak Heron’un bilinmesi, ortaçağ İslam bilginlerinin anlaşılması da daha kolaylaşacağın inanıyorum.
    Yazıma sihirli sürahinin bir resmi eklenmiştir.

    (Muğla Devrim 11.11.2020

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    ÖZBEKİSTAN DOĞUMLU BİR MÜSLÜMAN BİLİM ADAMI AL BRUNİ (973-1048)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bugün Özbekistan Cumhuriyetinde yaşayanlar Müslüman Türk kökenli Özbeklerdir.
    Ancak Al Bruni döneminde henüz Özbekistan Türkleşmemiştir. Bu Türk varlığı 15 yüzyılda Şeybaniler zamanında gerçekleştiği kabul edilebilir.
    Esas ismi Ebu Reyhan el Bruni’dir. Modern Jeodozi’nin babası, antropolog, tarihçi ve bilim adamıdır. Doğum yeri Bugün Özbekistan’da Hive kenti yakınlarında Kath kasabasıdır (Biruni). Bu kasaba kayıptır. Ancak Hive İslami eserlerle dolu Müslüman Özbeklerin yaşadığı çok önemli bir kenttir. İslami anıtlarla bezelidir.
    Ailesi ve hayatı konusunda yeterli bilgiler gelmemektedir. Önce islami eğitim aldı, bunun yanında özel olarak bütün bilimlerle ilgilendi.
    27 yaşında “Eski Milletlerin Tarihini” yazdı (Chronoloy of Ancient Nations). Bu eserde insanlığın var oluşundan, Nuh tufanına, Babil Kralı Nebuchadnezar (Babil Kralı M.Ö 605-562) ve Büyük İskender dönemine (M.Ö. 336-323 krallığı) kadar uzanır.
    Arap, Eski Yunan ve İran takvim sistemlerini inceler ve onları yeniden düzenler. El Bruni sadece tarihle ilgilenmez milletlerin yaşamı, dinleri, gelenekleri manevi değerleriyle ilgilenir
    Yazılarından öğrendiğimize göre 997 yılı civarlarında gene Bir Müslüman bilgin olan 17 yaşındaki İbni Sina (980-1037) İle Buhara’da buluşur, Aristo (M.Ö 384-322) Fiziğini, dünya evren, maddenin en küçük parçaları olan atom konularını konuşurlar tartışırlar.
    Felsefe çalışmalarında ilham aldığı Yunanlılar gibi diğer milletlerden özellikle Hint uygarlığı ile de etkilendi. Harezmce, Farsça, Arapça, Sanskritçe ve ayrıca Yunanca, İbranice ve Süryanice biliyordu. Harezmce bölgeye Türklerin yerleşmesinden önce bölgede konuşulmuş ve bugün olmayan bir İran dilidir. Ömrünün çoğunu, günümüzün orta doğu Afganistan'ında, o zamanlar Gazneli hanedanının başkenti olan Gazne’de geçirdi. 1017'de Hindistan yarımadasına gitti ve Hindistan'da uygulanan Hindu inancını keşfettikten sonra Hint kültürü “Tārīkh al-Hind” (Hindistan Tarihi) üzerine bir kitap yazdı. Çeşitli ulusların gelenekleri ve inançları üzerine tarafsız bir yazardı ve 11. yüzyılın başlarında Hindistan'ı anlattığı dikkate değer tasvirinden dolayı Üstad (Usta) unvanı verildi.
    El Bruni Eski Yunan Felsefesi ve bilimsel düşüncesini beğeniyor ve biliyordu. Homeros’un (M.Ö 8 yüzyıl) “İliyada ve Odise” isimli eserlerinden haberdardı. Platon (M.Ö 428-348) eserlerinin farkında idi. Aristo (M.Ö 384-322), Arşimet (M.Ö 288-212) Batlamyus (Cladius Batlamyus 100-170) (Demokrites (M.Ö. 460-?) eserlerini okuduğu Eski Yunanlı filozof ve bilginlerdi.
    Nitekim ilk derslerini bir Yunanlıdan öğrendiği bilinir. Aristo’nun eserlerini çevirmiştir.
    Astronomi,, geodezi uzmanı tarihçi olan El Bruni çok yönlü bir bilim adamıdır.
    İran’da Doğum Günü Geodezi (Harita ) Mühendisliği günü olarak kutlanır. 180 civarında eseri olduğu bilinmektedir.
    Sonuç olarak bu kültür atmosferinin o zaman o coğrafya da mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda bildiği diller arasında Türkçe görünmemektedir. O zamanda Gazne’de henüz Türkler yoktur. Türkler Özbekistan’a daha sonra yerleşmişlerdir.
    El Bruni’ye etki eden kültürler, İslam, İran, Eski Yunan ve Hint kültürleridir. El Bruni’nin çalışmaları kuzey halkları üzerinde olmuştur. Eserleri Farsça ve Arapça yazmıştır. Euclid eserini Yunanca’dan Sanskritçe’ye çevirmiştir.
    Bizim Türk kaynakları üzülerek görüyorum her şeyi Türk gösterme eğilimdedir. El Bruni’nin çalışmaları ve uluslararası kişiliği etnik kimliğinden daha önemli olduğu düşüncesindeyim.
    Bu gün El Bruni’nin yaşadığı Afganistan ve Özbekistan’da bu bilimsel kültür kültür atmosferi mevcut değildir. Bu düşünce Büyük İskender ile bu coğrafyaya gelmiş, o günden gelen kültür kısmen yaşamıştır. İbni Sina El Bruni’nin yetişmesinde önemli rol oynamıştır.
    Bölgenin Moğollar tarafından alınıp yakılıp yıkılması tamamen bu atmosferin ortadan kalktığı görüşüne varmış bulunuyorum. Yanılıyorsam bana yazın konuyu tekrar tekrar tartışalım. Bu ortamdan bugünkü kuru ve ölü ortama nasıl geldik, konu fevkalade önemlidir.
    Yazıma 1973 yılında Sovyetler Birliğinde basılmış bir posta pulundaki resmi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 06.11.2020 yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    EN BÜYÜK YAHUDİ DÜŞÜNÜRÜ VE DİN ADAMI MUSA İBN MEYMUN YA DA MAİMONİDES (1135-1204)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bir önceki yazımda Endülüs’lü İbni Rüşt incelenmişti. Bu yazımda da gene Cordoba’lı Musa İbni Meymun ele alınacaktır. Onun hemşerisi ve arkadaşı, aksine Meymun Yahudi kökenli ve en büyük Yahudi Din adamıdır, Kabala isimli Yahudi Şeriatının yorumcusudur. Yahudi dünyasının en din adamı olarak kabul edilir. Avrupa’da MAIMONIDES olarak bilinir.
    Meymun 1135 yılında Cordoba’da doğmuştur. Sefarat (İspanya) Yahudisi olup ailesi çok eski bir Musevi aileden gelmektedir. Bu dönemde Müslüman İspanya Muvahhitler tarafından (1121-1269) yönetilmekteydi. Kullandığı dil dönemin kültür dili olan Arapça idi. Aynı zamanda Grekçe’de biliyordu. Ama eserlerini İbrani harfleri ile Arapça yazmıştır. Hemşerisi İbni Rüşt ile görüşmeleri vardır.
    1147 yılında Müslüman olmayanların İslama geçişe zorlanınca 1160 yılında Fas’a ve sonra 1172 de Mısır’a yerleşti. Bir ara Müslümanlığı kabul etmek zorunda kaldı. Ama bu tamamen görünüşte idi. Ancak bu konu tartışmalıdır.
    Din adamlığı yanında aynı zamanda hekim idi. Selahaddin Eyyübi’nin (Mısır Sultanı 1169-1193) hekimi oldu. Mısır’da Yahudi Cemaatinin Başkanlığını yaptı.
    Meymun Aristo gibi Yunan Filozoflarının eserinden haberi olduğu Farabi ve İbni Sina’ın düşüncelerinin farkındaydı. Aristo’nun eserlerini Arapça’ya çevirmişti.
    Pek çok konularla ilgilenmiş özellikle Yahudi Şeriatı Kabala ile pek çok eseri vardır.
    Mısır’da öldü vasiyeti üzerine Tiberias (İsrail) kentinde adına yapılan bir türbeye gömüldü. Ölümü üzerine Müslümanların ağıt yaktığı söylenir.
    Bu çağda Arap kültürünün güçlü, Yahudilerle kültür olarak iç içe olduğu ve Eski Yunan felsefesinden Avrupa’dan önce haberdar olduğu anlaşılmaktadır.
    Yazıma bir Cordoba’da bir heykeli ile Tiberias’taki türbesinin bir resmi eklenmiştir.

    (Muğla Devrim 04.11.2020 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 03-12-2020

    ENDÜLÜS’TEN BİR İSLAM DÜŞÜNÜRÜ İBNİ RÜŞT (AVERREOS) 1126-1198
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İlk çağda özellikle Anadolu’nun da içinde bulunduğu Akdeniz çevresinde çok parlak uygarlıklar yaşandı. Özellikle Ege ve Yunanistan’da Felsefe çok gelişti, bilimsel düşünce ve çalışmalar, bunları güzel sanatlardaki gelişmeler izledi.
    Bu çağın ardından Hıristiyanlık ve Müslümanlık ortaya çıktı, düşünceye kısıtlamalar geldi, Batı Roma İmparatorluğunun yıkılması ile Avrupa’da karanlık bir çağa girildi. Avrupa yaklaşık 476 yılından 1000 yıl karanlık içinde yaşadı..
    Bu arada Müslüman Abbasiler döneminde (830-1258) Müslümanlar batıdan çok önce aydınlık bir dönemi yaşadılar. Bu dönemde başta Eski Yunan İran ve Hindistan filozof ve yazarların eserleri Arapçaya çevrildi. Bunları yorumlayan İslam yazar ve filozoflar tıp adamları ortaya çıktı. Sayıları 20 civarındaydı. Bu durum bir İslam ülkesi olan Endülüs’te de devam etmiştir. Avrupa bu tarihlerde karanlıklar içindeydi.
    Abbasiler dönemindeki bu aydınlık Moğolların Bağdat’ı yerle bir etmesi sona ermiştir.
    Bu yazımda Endülüs’te (İspanya) yaşamış, felsefe, teoloji, tıp, astronomi, fizik konularında eserler veren İBNİ RÜŞT (1126-1198) incelenecektir. Esas adı Muhammed ibni Ahmed ibni RÜŞT olup batı dünyasında AVERREOS olarak bilinir.
    1126 yılında Cordoba’da (İspanya) doğdu. Büyükbabası yargıç idi. 1169 yılında Halife (Cordoba’un Sultanı) olan Ebu Yakup Yusuf ile tanıştırıldı. Halife kendisi ve fikirlerinden etkilendi ve onun çalışmalarına destek oldu. Bu dönemde Aristo tefsirlerinin büyük bir kısmını kaleme aldı. 1184 yılında hamisi Halife Ebu Yusuf Yakup’un ölümü üzerine yerine geçen oğlunun döneminde gözden düştü, Mecburi ikamete zorlandı, bunu kalkması üzerine Fas’a gitti. Orada öldü ve Cordoba’ya getirilip gömüldü.
    İbni Rüşt güçlü bir Aristo (Aristoteles M.Ö 384-322) savunucusuydu. O dönemde Avrupa’da Aristo yeteri kadar tanınmıyordu, onun orijinal öğretilerinin geri getirmeye çalıştı.
    Eski Yunan Filozofu Aristo’yu Avrupa’ya tanıtmaya çalışan bir Müslüman düşünür yazar. Yazı dili Arapça idi. Ama yazıları Latince’ye ve İbranice’ye çevrildi.
    Gene ünlü Yunan Filozofu Platon’dan (M.Ö 428-348) etkilendiğine inandığı Farabi (872-950) ve İbni Sina(980-1037) görüşlerini benimsemedi.
    Ayrıca katı düşünceye sahip Gazali ve diğerlerinin düşüncelerine karşı geldi. Felsefe arayışına savundu. İslam da felsefenin olması gerektiğini savundu. Aynı dönemde yaşamış Yahudi bir bilgin olan İbrahim İbni Meymun (1135-1172) ile tanışıyordu.
    Çok önemli ve tanınmış bit Tıp adamı idi. Arapça yazdığı ve Latinceye çevrilen “Al Külliat fi al Tıp’ Avrupa’da yıllarca ders kitabı olarak okutuldu.
    Pek çok konularda araştırmasa ve yayını olan İbni Rüşt Roma İmparatorluğu’nun çöküşü ile büyük ölçüde terkedilmiş Aristoteles ve diğer Yunan Filozofların Avrupa’da tanınmasında yararlı oldu.
    Ama düşünceleri ve çalışmaları Katolik Kilisesi tarafından 1270-1277 yıllarında kınandı.
    Yazım ekine İbni Rüşt’ün Cordoba kentine bulunan bir heykeli konulmuştur.
    (Muğla Devrim 03.11.2020 yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 02-11-2020

    YATAĞAN KÖYÜ YAKININDA BULUNAN ELENGRİT DAĞINDA KALINTILAR
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bugün Konya Meram ilçesi sınırları içinde kalan Yatağan Köyü benim baba tarafı atalarımın köyüdür. Bu konuda çeşitli yayınlarım olmuştur.
    www.mehmetbildirici.com Web 2014- Türkçe Yatağan Köyü isimli dosyada geniş açıklamalar bulunmaktadır.
    Aşağıda verilen haritada YATAĞAN Köyü gösterilmektedir. Yatağan köyünden Konya’ya iki bağlantı vardır. Biri kuzeyde Ağrıs Köyü üzerinden Konya-Beyşehir yolu ile ulaşılmakta, bir diğeri ise güneyinden bir yol ile Konya-Seydişehir yolu ile olmaktadır.
    ELENGİRT Dağı haritada Yatağan Köyünün Güney-batısında görülmektedir. Dağın en yüksek tepesi olan Ana-kız tepesi 2334 kotundadır. Dağın Doğu kısımları Konya tarafında batı ve güney tarafları Beyşehir ve Seydişehir ilçelerine bağlıdır.
    Çevre köylerce ve tabii bu arada Yatağan Köyünde kutsal kabul edilmektedir. Dağın ismi Vakıf kayıtlarında MELENGURİT olarak geçmekte köylülerce ELENGİRİT olarak söylenir. Ne anlama geldiği ve hangi dilden geldiği bilinmemektedir. Ama Türkçe kökenli değildir.
    İkinci dönem Karamanoğlu döneminde yaşamış çevrede ermiş insan kabul edilen YATAĞAN MÜRSEL Horasan’dan Anadolu’ya gelişlerinde Hocası Dediği Sultan ile bu dağda kaldıkları söylenmektedir. Zira üzerinde odalar ve çeşitli yıkıntılar olduğu bilinmektedir. Karamanoğlu 2. Mehmet tarafından kurulan Vakıf Tarihi Miladi 1407
    Sonra yaptığım araştırmalarda dağ üzerinde erken dönem bir Bizans kilisesi olduğunu bir Alman arkeolojik haritadan öğrenmiş bulunuyorum.
    Ancak benim dağ üzerinde çıkmak kısmet olmadı….
    Bu konuda çok şanslı sayılırım. Zira Konya Dağcılık Ajanı Recai Kıcıkoğlu benim İlkokul arkadaşım. Kendisinin faaliyetlerine 1990’lı yıllarda katıldım. Kendisi 80 yaşın üstünde hala Pazar günleri dağlarda geçiriyor. Doğrusu hayret verici ve kutlanacak bir durum.
    Ekim 2020 son pazarına arkadaşları ile Elengrit dağına çıktılar üzerinde gördükleri kalıntıları bana da gönderdi.
    Hayretler içinde çok geniş bir alana dağılan kalıntılar hala bazı tavanı kapalı yapılar görülüyordu. Bu dağın üstünde hiçbir ciddi yüzeysel araştırma yapılmamıştır.
    Mutlaka yüzey araştırmalar yapılmalıdır. Bir erken dönem kilise yıkıntısından çok öte olduğunu sanıyor ve düşünüyorum.
    Bu bilgileri Web siteme yerleştirdim. Köy haritası ve arkadaşım Recai’nin fotoğraflarını buraya koyamadım.
    Bu konuda konuya ilgi duyan kişilerin Recai Kıcıkoğlu’nu arayabilir ek bilgiler alabilir
    Telefon numarası 0 542 352 10 34
    Ben halen İstanbul’dayım Telefon numaram 0 542 241 0302
    Elengirt dağının aydınlığa çıkarılacağına inanıyorum

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 02-11-2020

    KONYA HAKKINDA ÇOK ŞEY ÖĞRENDİĞİM SELÇUK ES (1911-1980)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Konya’da genç bir mühendis olarak çalışırken Konya tarihi ile de araştırma yaptım. Burada en büyük destek gördüğüm kişilerin başında Selçuk Es geliyordu. Kırkıncı ölüm yılında saygı ve rahmet ile anıyorum.
    Önce hayat hikâyesi
    Konya’da 1911 yılında Konya’da doğdu, Eski Konya Belediye Başkanı ve milletvekillerinden Kazım Gürel’in( 1890-1973) oğludur. Kazım Gürel 1923-1927 arası Konya Belediye başkanı ve Konya Milletvekilidir. Konya Milletvekili Kazım Hüsnü ise dayısıdır.
    İstanbul Feyzi Ati Lisesi’nde bir süre Galatasaray Lisesi’nde okudu.
    Çeşitli bankalarda ve Karayolları 3 Bölge Müdürlüğünde Kütüphane Memuru olarak çalıştı buradan emekli oldu. Politika ile ilgilenmedi
    Çeşitli Konya yerel gazetelerinde ölümüne kadar yazıları çıktı.
    Karayollarında Kütüphane Görevlisi iken benim de orada işim vardı. Sık ziyaret eder sohbet ederdik. Daha doğrusu ben ona hep sorular sorardım. Bayramlarda ev ziyaretleri de olurdu. Bir defasında akşam 20.00 de bayram ziyaretine gitmiştir. Konular ve konuşmalar o kadar hızlı akmış ki evden çıktığımızda 02.00 olmuş.
    Kendisinden ödünç Konya hakkında çok kitaplar aldım.
    Saygıyla anıyorum

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 02-11-2020

    Sevgili İTÜ 62 Sınıf Arkadaşlarım 26.10.2020
    Sevgili sınıf arkadaşlarım, önce hepinizin Cumhuriyet Bayramını kutlarım. Biz seksenlik genç delikanlılar bu ülkü ile büyüdük. Osmanlı ve Şeriata saptırmaların yapıldığı bu dönemde meşalenin gençler tarafından da devam edeceğine inanıyorum.
    Sevgili Arkadaşlar yüzyılda bir görülen bir Corona olayı ile boğuşuyoruz, yaşlarımızın da seksen tabanını aşması hayatımızda büyük değişikliklere sebep olmuştur.
    Bundan önceki aktivitelerimizi devam ettirmemiz, doğa ile güreşmek doğru olmadığı gibi mümkünde değil. O halde corona sonrası bir yaşam tarzı benimsemeliyiz.
    Toplantı yapamıyoruz. Bir araya gelemiyoruz. Sağlık problemlerimiz var. Her şeye boş mu verelim? Hayır Hayır Hayır
    O Halde telefon, Facebook, whatsapp gibi teknolojik imkânlardan yararlanmalıyız.
    Ben de öyle yapıyorum. Arkadaşlarımı arıyor ve kısa bilgileri sizlerle paylaşıyorum.
    Önce kendimden başlayım.
    Benzer bir yazıyı 07.09.2020 tarihinde yazmıştım. Yaklaşık 2 ay geçmiş
    İstanbul’dayım. Türkmenistanlı bakıcımdan çok memnunum, ama fazla yürüyemiyorum. Ufak tefek ağrılar var. Masa başında süperim. Okuyorum, yazıyorum, Muğla Devrim gazetesine yazı gönderiyorum.
    Arkadaşlarım Alfabetik olarak
    Taner ARDA: İzmir’de Telefonuna ulaşamıyorum. Sağlıklı olmasını diliyorum
    Sayhan BAYOĞLU: Telefonla konuştum. Çeşmede tatilde, Çeşme Ankara’ya göre daha korunaklı ve huzurlu, biraz daha kalmayı düşünüyor. Selamlarını iletiyorum
    Özmen BÜYÜKTAŞKIN: Telefon ile görüştüm, evden fazla çıkamıyorum diyor, İstanbul’da, arkadaşlara selam, irtibatı kesmeyelim diyorum.
    Faik ÇAKILLI: Telefonla uzun uzun konuştuk, İstanbul’da morali iyi, selamları var
    İlhan ÇEÇEN: Devamlı yazan ve araştıran bir kişi, tarihi konularda incelemeleri varmış, onlardan amcası Kazım Çeçen’den bu soyadını nasıl aldığını konuştuk.
    Celalettin ÇİFTÇİ: Ara ara telefonla görüşürüz, engelli ama eşi ve kızı yardımcısı, bilgisayarda aktif çalışıyor. Cumhuriyet Bilim Ütopya Ekim 2020 sayısında Su ile ilginç bir makalesi yayınlandı. Aldım okudum, kutluyorum
    Demet ERDEM: Milas’ta yazlıkta, İstanbul tehlikeli burası emin diyor, Arkadaşlarımızdan Mehmet İndap, Sayhan Bayoğlu, Milaslı Mehmet Öz komşusu hepsine selam
    Güngör ERGİN: Telefonla konuştuk, bol yürüyor, İstanbul’daki sınıf toplantısını düzenleyen arkadaşımız, toplantı için erken diyor, bence de corona geçmeli.
    M. Ege ERGİN: Temelli Datça’ya yerleşmiş, Özgür Ortamda yazılarına rastlıyorum.
    Hayati ERHAN: Sık telefonla konuşuruz. Selamlar sevgiler
    Mesut GÖKSU: Çok az görüştüğüm bir arkadaş, aradım hastanede imiş, sağlığına kavuşması dileğiyle
    Ataman HAKSEVER: Arkadaşımızdan epeydir haber alamıyordum. Bir ara hastanede idi. Telefon ettim, eşi çıktı. Uyuyor, sağlığı iyiye gidiyor dedi, ÇOK ÇOK SEVİNDİM, Sağlığına kavuşması dileğiyle, maillerini bekliyorum, Haber aldığım için çok mutlu oldum.
    Rafet KARYAĞDI: Telefonla görüştük, eşi ile evde oturuyor, tüm arkadaşlara selamı var.
    Erhan KIRAL: Telefonla görüştüm, evden çıkamıyor, yardımcısı var, çok sevdiğim bir arkadaşım, Tatbiki Mekanik Kolunda kimler vardı onu konuştuk. Sağlıklı günler dilerim
    Koral KORKUT: Koral telefonunu kaybetmişim, beni ararsan sevinirim. Telefon edemedim. Selamlar
    Murat MERZECİ: Telefonla aradım, Heybeliada’dan yazlık tutmuş, Evine dönüyordu. Telefonla konuştuk, selamlar sevgiler.
    Arif MİRAP: Telefonu kapalı, hemşerisi Muammer Özkavaf’ı aradım, maalesef hasta ailesini ara ara arıyorum. Sevgili arkadaşımın sağlığına kavuşmasını dilerim.
    Mete MUTLUOĞLU: İstanbul olduğunda telefonlaşırdık. Amerika’da selam ve sevgilerimi sunarım. Özgür Ortam’a iletilerini izliyorum. Selamlar
    Muammer ÖZKAVAF: Telefonla ara ara görüşürüz. En son Ankara’da sınıf arkadaşlarımızın listesini gönderdi. İncek çitliğinde ara ara arkadaşlarımızı topladığını duyuyorum. Selamlar, sevgiler,
    Ankara’daki arkadaş sayımız 17, İstanbul’u saydım, 40 üzerinde
    Mehmet ÖZLÜ: Telefonla görüştüm, ara ara telefonlaşırız. Selam ve sevgiler, Ankara’da
    Aydın ÖZYAĞCI: Benim İstanbul’da bilirkişi arkadaşım, telefonla aradım ulaşamadım, iyi olduğunu umuyorum.
    İlhan YÜKSELOĞLU: İlhancığım telefon numaranı kaybetmişim, beni ara, iyi olduğunu sanıyorum. Selamlar sevgiler.
    Haydar YALÇIN: Önce Haydar Yalçın’ı kurduğu whatsapp sitesi için kutluyorum. Beni de dâhil etmiş, bundan böyle ben de bu sitedeyim. Buradaki sınıf arkadaşlarıma da MERHABA diyorum. Teşekkürler Haydar…..Başarılar
    Sevgili Arkadaşlar son iki ayda topladığım 22 arkadaşımla ilgili çok kısa bilgileri sunuyorum. Bir yanlış anlama olursa lütfen yazın düzelteyim.
    Cumhuriyet bayramınızı kutluyor, saygılar sunarım, hepinizi seviyorum

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 02-11-2020

    ÜNLÜ MEKANİKÇİ BİZANTİONLU (İSTANBULLU PHİLON (M.Ö. 280-220)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ben bir mühendisim, ilk çağda mühendislikte öne çıkmış insanları daha yakından tanımamız gerektiğine inanıyorum. Bu grevin tarihe meraklı biz mühendislerin yapması gerektiğine inanıyorum. Tarih ve Sanat gibi mühendislikte uygarlığın gelişmesinde önemli roller üstlenmiştir.
    Hele hele böyle bir kişinin içinde yaşadığım kentten yaklaşık 2300 yıl önce çıkması beni ziyadesi ile heyecanlandırmıştır.
    Üstat Mekanikçi Philon’un hayatı hakkında yeterli bilgiler bulunmamaktadır. İstanbul doğumlu olmasına karşı hayatı Rodos Adası ve zamanın en önemli kültür kenti İskenderiye (Mısır) de geçmiştir.
    Hakkında çok az bilgi edinmemize karşı Mekanik ve çeşitli konular üzerine yazdığı 9 ciltlik kitabı ile bilinmektedir. Bu değerli eserin 4,7,8 sayıl olanları bugüne gelebilmiştir.
    Bu eserin başlıkları şöyledir
    • Isagoge (εἰσαγωγή) – an introduction to mathematics-Matematiğe giriş
    • Mochlica (μοχλικά) – on general mechanics- Genel Mekanik Üzerine
    • Limenopoeica (λιμενοποιικά) – on harbour building – Liman İnşaatı
    • Belopoeica (βελοποιικά) – on artillery- Topçuluk
    • Pneumatica (πνευματικά) – on devices operated by air or water pressure
     Hava ve Su basıncı çalışan araçlar
    • Automatopoeica (αὐτοματοποιητικά) – on mechanical toys and diversions
     Mekanik Oyuncaklar ve Saptırmalar
    • Parasceuastica (παρασκευαστικά) – preparation for sieges- Kuşatma Hazırlıkları
    • Poliorcetica (πολιορκητικά) – on siegecraft- Kuşatma sanatı
    • Peri Epistolon (περὶ ἐπιστολῶν) – on secret letters- Gizli mektuplar

    Bir diğer eserinin Pnömatik makineler (hava basıncı ile Çalışan Makineler) Grekçe aslı kaybolmuş Latince kopyası bugüne ulaşmıştır. Bu kopya ise Arapça’dan çeviridir.
    Bir Arapça’ya çevrilmiş eserinde “Kitab ül Hiyel vel Mihanikat…..” Filyon el bariti el Hâkim ismi görülmektedir.
    Bu Arapça kopya İstanbul Süleymaniye Kütüphanesindedir.
    Bu çok önemli bir ipucudur. O çağda Müslüman âlimler Eski Yunan’dan haberdardır.
    Philon M.Ö 3 yüzyılda İskenderiye’de yaşamış, gene kendisi gibi Mekanikçi ve Mühendis Ktesebios (M.Ö 285-222) ile aynı zaman dilimindendir. Ktesebios aynı zamanda İskenderiye’deki ünlü kitaplığın müdürüdür. İskenderiye o zaman dünyanın en önde gelen bilim merkezidir.
    Philon bu konuda kendinden gelen mekanikçileri üzerinde derin etkileri olmuştur.
    (Further portions probably survive in a derivative form, incorporated into the works of Vitruvius and of Arabic authors.) Yukarıda ki cümle Arap Bilim adamları üzerinde etkili olduğunu vurgulamaktadır.
    Devamı var bir sonraki yazı İslam Dünyasından Cizreli İsmail Al Cezeri olacaktır.

    (Muğla Devrim 27.10.2020 yayınlandı)

Toplam 303 yorum bulundu. 71-80 arası listeniyor.