Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 25-01-2019

    DAKTİLODAN BİLGİSAYARA BÜYÜK ADIM ATAN BİR İŞ KADINI EVELYN BEREZIN (1926-2018)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    2019 yılının ilk yazısı çok etkisi altında kaldığım bir gazete haberi üzerine olacaktır. Haber İstanbul’da haftalık Türkçe ve Judeo İspanyol (Ladino) olarak yayınlanan ŞALOM gazetesinde 19.12.2008 tarihli sayısında görülmektedir..
    İŞ HAYATINA KELİME İŞLEMCİSİNİ KAZANDIRAN BİR KADIN EVELYN BEREZIN 93 YAŞINDA VEFAT ETTİ.
    Önce gazete hakkında bir açıklama yapmak isterim. Şalom Gazetesi iki dile İstanbul’da yayınlanan haftalık siyasi bir gazetedir. Türk Yahudi Cemaatinin sesidir. İki dilden ilki Türkçe, diğeri Ladino diye de adlandırılan Judeo-İspanyol’dur. Türkiye’de çok eskiden beri Bizans ve Osmanlı dönemlerinde Yahudilerin yaşadığı bilinir. Bunlar içinde en büyük çoğunluk 1492 yılında inançları için İspanya’dan kovulan ve Osmanlı topraklarına kabul edilen Sefarat (İspanya anlamında) Yahudileridir. Ana dilleri İBRANİCE (Hebrew) kaybedilmiş, daha doğrusu ibadetlerinde kullanılmasına karşı günlük hayatta İspanyolcanın bir diyaleği olan Ladino dilini yaşatmışlardır. Türkiye’ye göçerken bu dillerini de getirmiş beş yüz yıldan bu yana bugüne taşımışlardır.
    Türkiye’ye pek çok yerden göçler olmuştur. Göçenler göçtükleri ülkenin dilini konuşmuşlar, ama göçtükten yaklaşık iki nesil sonra eski dillerinin kaybetmişlerdir. Belki buna tek istisna Çerkesler verilebilir. İspanya’dan Türkiye’ye göçen Yahudiler orada konuştukları dilleri Ladino’yu 500 yıl korumayı başarmışlardır. Bu dünyada görülen nadir örneklerin başında gelmektedir.
    Şalom gazetesini İstanbul’a taşındığım 1996 yılından bu tarafa ara ara alıp okurum. Tüm dünyadan haber veren kültürel seviyesi yerli gazetelerin üzerinde olan, yazarlarını yarıya yakını kadın olan bir gazete olarak niteleyebilirim.
    Şimdi gelelim esas konumuza. Elli yıl öncesine 1970’li yıllara dönersek, tek yazı aracı DAKTİLO idi.. Bazı yazarların daktiloları da ünlüydü, örneğin aynı zamanda şair ve yazar Bülent Ecevit’in daktilosu ünlü idi. Ben de iki parmakla iyi daktilo yazardım.
    Bugün bütün yazışmaların bilgisayarda olduğunu düşünürsek, daktiloların sekreterler için ne kadar sıkıcı olduğu ve onları adeta bir zincire bağladığı anlaşılacaktır.
    Zira daktilo ile bir yazı yazıldığında bir hata veya ekleme olduğunda yazı yeniden yazılmak zorundaydı. Yeni yazıda bir hata düzeltilirken doğru yazılmış bir kelime hatalı olabiliyordu.
    1926 yılında Rusya’da bir Yahudi ailenin kızı olarak dünyaya gelen ve Amerika’ya göçen iş kadını EVELYN BEREZIN 1970’li yıllarda büyük bir devrimi gerçekleştiriyordu. Berezin’in yazılımda bu günkü bilgisayarda olduğu gibi silme kesme kopyalama gibi işlemlere yer veriyordu. Başlarda makineleri sesli ve yavaş çalıyordu, ama daktiloya göre büyük avantajları olduğu ortadaydı.
    Berezin bu konuda işin ticaretine de el attı ve bu konuda erkekler dünyası içinde bir kadın olarak devamlı yerini korudu…
    2010 yılında İngiltere’de yapılan bir toplantıda “Berezin olmadan ne Bill Gates, ne Steve Jobs, ne İnternet, ne World ne Excel sayfaları mümkün olurdu” denildi.
    Berezin 08.12.2018 tarihinde kan kanserinden 93 yaşında hayatını kaybetti.
    Yazının ekine bir gazete resmi eklenmiştir.

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 31-12-2018

    SEVGİLİ OKURLARIM
    YENİ BİR YILIN EŞİĞİNDEYİZ. 2019 YILININ TÜM İNSANLARA DİLEKLERİNİN GERÇEKLEŞTİĞİ, SAVAŞ DEĞİL BARIŞ YILI OLMASINI DİLİYORUM.
    BANA GELİNCE YAZ AYLARINDA BİRAZ RAHATSIZ OLMAMA KARŞI ŞU AN YAŞIMA GÖRE SIHHATLİ SAYILIRIM.
    YÜRÜYÜŞ YAPMAYA ÇALIŞIYORUM. 10-15 DAKİKA SPOR YAPMAYA ÇABALIYORUM.
    2018 KÜLTÜR YÖNÜNDEN DOLU DOLU GEÇTİ. YAZDIM YAZDIM YAZDIM……
    2019 DA YAZMAYA DEVAM EDECEĞİM.
    WEB SİTEMİN OKUNDUĞU KANISINDAYIM ZİYARETÇİ SAYIM YILSONU İTİBARİYLE 250.000 SAYISINI AŞTI BEN BUNLARI GÖREMİYORUM, BUNLARI BİLGİSAYAR SAYIYOR.
    AYRICA MUĞLA DEVRİM VE KONYA YENİ MERAM’DA KÖŞE YAZARIYIM, OKUNDUĞUMU ALGILIYORUM
    AMA BU ARADA BANA TELEFONLA MAİLLE BAŞVURULAR OLUYOR. BUNLARDAN MEMNUNUM, TEK TEK CEVAPLIYORUM. HEPİNİZDEN DE BEKLİYORUM.
    ÖZELLİKLE HABER PANO BÖLÜMÜNDE YAZILARIMI YORUMLARIMI GÖRECEKSİNİZ. BUNLARI TEMİN İÇİN YILLARIMI VERDİM. HİÇ BİR ZAMAN HİÇ BİR KONUDA BU BUDUR DEMEM, SİZDE KILI KIRK YARARAK ÖN YARGIYA DEĞİL DÜŞÜNMEYE DAVET EDİYORUM
    2019 DA 80 YAŞIMA GİRECEĞİM, HEYECANLIYIM, ÖMRÜM SONUNA YAKLAŞIYOR. DİĞER YANDAN BİLMEK, ÖĞRENMEK ÇOK ÇOK GÜZEL, UZUN YILLAR BANA BUNU KAZANDIRDI.
    HOŞ GELDİN 2019 İSTEKLERİMİZİ OLABİLDİĞİNE KARŞILA
    İSTANBUL ŞİŞLİ
    31.12.2018 SAAT 21.00

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 28-12-2018

    YENİ MERAM GAZETESİNE 2019 YILINDA DA BAŞARILI YAYIN HAYATININ DEVAM ETMESİNİ DİLİYORUM
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ben 1996 yılından beri Konya dışında yaşamaktayım. Çok uzun zamandan beri gazetenin misafir köşe yazarıyım.
    1939 yılında Konya’da doğdum. 1957 yılında Konya Lisesi’nden, 1962 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi’nden mezun oldum. 1996 yılına kadar Konya’da yaşadım. 1991 yılından itibaren Konya tarihine, özellikle Konya Ovası sulaması Konya’da su tarihine, antik dönemlerde Konya’da kurulan kentler ile çok ciddi çalışmalarım olduğu kanısındayım.
    Konya Lisesi’nin mezun olduğum tarihine kadar ilgi duydum. Lisenin tarihini öğretmenlerini aradım inceledim. Hemen hemen hepsini kaybettiğimiz öğretmenlerimle tek tek irtibat kurdum, onlarla ilgili Yeni Meram Gazetesinde yazılar yazdım. Konya Lisesinde okumuş olmayı bir ayrıcalık olarak kabul ediyorum. Tüm öğretmenlerimin anısı önünde saygı ile eğiliyor, onların bizleri iyi yetiştirdiğine inanıyorum.
    Yeni Meram gazetesinin sahibi SAYIN MUSTAFA BAHÇIVAN gururla söylüyorum. Konya Lisesinden sınıf arkadaşım. Gazetenin sütunlarını bana devamlı açık tuttu, kendisine teşekkürü bir borç biliyorum.
    22 yıldır, Konya dışında yaşamama rağmen Konya’dan asla kopmadım, şunu özellikle belirtiyorum günlük politikanın daima dışında kaldım. Benim için önemli olan Konya’nın tarihi, su tarihi, yetiştirdiği övüneceğimiz aydınlarını gazeteye taşımaya çalışmaktı. Buna uğraştım.
    Önceki yıllarda emekli olduğum DSİ Genel Müdürlüğü tarafından Konya Su Yapıları ile iki kitabımı yayınlamıştı. Göksu nehrinden Mavi Tünel ile su aktaran projeye hayran oldum, adeta âşık oldum. İki üç yıldır üzerinde çalıştığım bu çalışmalarımı sağlığım elverdiği takdirde bir kitap haline getireceğim.
    Gelelim bazı güncel olaylara 08.12.2018 tarihinde sınıf arkadaşımız İSMAİL UĞURLU ve eşi Süheyla Hanım Kadıköy BÜYÜK KULÜP salonlarında bize bir davet verdi tam 61 yıl sonra Konya Lisesi Mezunları bir araya geldi. Toplantıya İstanbul, Konya ve Ankara’dan eşleri ile birlikte 35 arkadaşımız katıldı. Konya’dan Selma Hanım ve Mustafa Bahçıvan, Cengiz Özkara ve eşi vardı. Benim için mezuniyetten sonra hiç karşılaşmadığım ve ilkokuldan itibaren 72 yıllık sınıf arkadaşım Hasan Yeşilkaya ile karşılaşmak sürpriz oldu. Hasan Yeşilkaya’da İstanbul’un önde gelen iş adamlarından biriydi.
    Burada ben Mehmet Bildirici tarafından yapılan ikinci çalışmam 86 sayfa “Konya Lisesinden 57’liler Geçti” isimli yayınım arkadaşlara dağıtılmış oldu. Bu çalışma nefis ciltli bir şeklinde Sevgili arkadaşım İsmail Uğurlu tarafından bir sürpriz olarak bastırılmıştı. Bu serinin öncesi aynı isimde 133 sayfalık albüm ya da kitapçık gene arkadaşım İsmail Uğurlu tarafından 2005 yılında çoğaltılmıştı. İstanbul’un önde gelen iş adamlarından sınıf arkadaşım İsmail Uğurlu’ya tekrar teşekkür ederim
    Bunlara kolayca Web sitemden ulaşılabilir.
    www.mehmetbildirici.com
    Ayrıca toplantıda sohbetlerimiz sırasında kurulan perde de İsmail Uğurlu arşivinden ve benim yayınlarımdan tüm fotoğraflar ekrana geldi. Çok heyecanlanmadım desem yalan olur.
    İkinci bir konuya geçeceğim. Konya Lisesi 1957 Mezunları 61 yılda bir araya gelebilmişler birbirlerinden haberdar mıdır? İyi not verilebilir mi?
    Evet verilebilir. Notu ise dört yıldız üzerinden 4’dür. Bu konuda İsmail Uğurlu arkadaşımla ben Mehmet Bildirici’nin payı vardır. Bu kabul edilmelidir.
    Bunu örneklerle açıklamak isterim. Ben Konya Lisesi Tarihini, öğretmenlerini 1960 yılına kadar incelemiş biri olarak daha önce hiçbir dönemde böyle çalışma yapana rastlamadım. Bunu ilk defa 1956 mezunları adına Yaşat Manav (1938-2015) ve 1957 mezunları adına İsmail Uğurlu ve ben Mehmet Bildirici gerçekleştirmiştir.
    Daha önceki yıllar Ertuğrul Mutlusoy çeşitli defalar bizleri öğretmenlerimizle buluşturmuştur. Kendisini rahmetle anıyorum.
    İkinci olarak Bayram Camcı (1936-2001) abimiz ilgilinmiş ve Konya Liseliler Albümü olarak kitap çıkarmıştır. Ancak burada tüm Konya Liseliler toplanmak istenmiş resim ve yazı yoktur. Sadece adresler vardır.
    Üçüncü yayın Fizik öğretmenimiz Hüseyin Köroğlu’nun (1922-2013) yazdığı Konya Lisesi Tarihi’dir. Bu kitabı yazarken hocam çok yakın dostumdu. Kendisine yardımcı oldum diyebilirim.
    Sonuç olarak Konya Lisesi sınıf arkadaşları ve öğretmenleri hakkında özgün çalışma yapan
    Fen Kolu 1956 mezunları
    Fen Kolu 1957 mezunlardır. Bulunmaktadır.
    Son olarak YENİ Meram gazetesinin sahibi Mustafa Bahçıvan, gazeteyi yöneten oğullarının (yeğenlerim), yazı İşleri Müdürü Barış Yaman ve gazete çalışanlarının yeni yılını kutluyor. 2019 tüm insanlık için Barış Yılı olsun diyorum.
    Bu güzel gazetede yazılarıma 2019 yılında da devam etme arzumu yineliyorum.

    (Yeni Meram 26.12.2016 yayınlandı)

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 28-12-2018

    ANADOLU UYGARLIKLARI KÜLTÜR BAHÇESİNDE BİR GEZİNTİ
    2018 YILINDA SON YAZIM
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Anadolu, bugünün Türkiye’si çok çeşitli antik kültürlerin yeşerdiği eşsiz bir bahçedir. Bu tarihi bahçe 1071 yılında Biz Türklerin eline geçmiş sönmüş ve sönmeye yüz tutmuş coğrafyada yeniden parlayan Türk uygarlığı kurulmuştur. Bu kolay bir başarı değildir. Eski kültürler üzerinedir, Türk ulusu bununla ne kadar övünse yeridir.
    Bir bahçe içinde tek çiçek olması onun fakir olduğunu gösterir. Çok çiçek zenginliktir. Ayrıca bu güzel coğrafyaya sahip olmuşuz, harika eserler bırakan uygarlıklara da saygı göstermeli ve onları gerçek renkleri ile tanımalıyız, onları bugün hoş gelen renklere boyamamalıyız.
    Tarih nedir ekonomik değeri var mıdır? Yani yenilir içilir mi? Önemsiz bir konu değildir. Gerçek tarihi o günün şartları ile gerçek renkleri ile bilebilirsek, önümüzü net olarak görür, bundan sonraki gelecek olanları kolay tahmin ederiz. Tarih mucizesi budur.
    Anadolu’da biz Türklerin gelişinden önce önemli uygarlıklar yaşanmıştır. Bunlardan bazıları sadece Anadolu’da yeşermiş uygarlıklardır.
    Batı Anadolu’da Karia, Lidya, Likya uygarlıkları, Orta Anadolu’da Hitit, Doğu Anadolu’da Urartu, Türk Hâkimiyeti dönemlerinde Anadolu Selçuklu Devleti, Karaman, Menteşe gibi Türk Beylikleri bunlara örnektir. Bir önceki yazımda Hititler konusunda kısa aydınlatıcı bilgiler verilmeye çalışılmıştır.
    Bazı uygarlıklar ise küresel uygarlıklardır. Bunlar sadece Anadolu’da değil başka coğrafyalar da vardır. Son yüzyılda ortaya çıkarılan Neolitik uygarlıklar, bunlar Filistin Suriye, Ürdün, İsrail’de görülmektedir. Anadolu’da yaklaşık 6000, 7000 yıl önceye tarihlenen dünyanın ilk kenti sayılabilecek KONYA’DA ÇATALHÖYÜK, 11000, 12000 yıl önceye tarihlenen ilk tapınak kenti GÖBEKLİTEPE sayılabilir.
    Bu konuda en tartışmalı konu Helenizm dönemi ve burada ki konuşma dilidir. Helen kökenli ve Grekçe konuşan insanlar ilk defa yaklaşık M.Ö 1000 yıllarına doğru Ege kıyılarına karşı Yunanistan karasından göç etmişler, daha sonra benzer göçler Rodos adasından Güney Anadolu sahillerine olmuş burada kentler kurmuşlardır. Bunlar içinde dünya çapında bir parlaklık kazanmış 12 kentin kurduğu birliğin İYONYA olduğudur.
    Tarihte İyonya o kadar önemlidir ki bunu sadece iki örnekle açıklamak isterim. Grekler alfabeyi Fenikelilerden almışlardır. Fenike yazısı sağdan sola yazılırken, onlar bunu ters yüz etmişler. Yazıyı soldan sağa çevirmişler, tüm Avrupa ulusları bunu takip etmiştir. O kadar yüksek bir uygarlığa erişmişler ki Milet kentinden Thales, tüm Avrupa’da felsefeyi başlatan kişi M.Ö 6 yüzyılda yaşayan Anaxmander coğrafya ve bilimi başlatan kişi kabul edilmiştir. Örneğin Thales ilk yedi bilgedir. Bu tüm Helenistik dünyada böyle kabul edilmiştir.
    Ayrıca bu gazete sayfalarında çoğunun hayat hikâyesini yayınladığım dünya çapında yazar, filozof, matematikçilerin konuşma ve yazı dili Grekçe’dir. Bu durum Büyük İskender’in Asya seferi ile tüm Anadolu ve doğudaki ülkelere yayılmıştır. Bu konuda daha pek çok şey söylenebilir.
    Ege’de yeşeren İYONYA uygarlığı (Yunan kelimesi buradan gelir) Anadolu coğrafyasındadır. Greklerle hiçbir ilgisi yoktur görüşü “ Biz TÜRKLERİN KULAĞINA ÇOK HOŞ GELSE DE ASLA GERÇEKLERLE UYUŞMAMAKTADIR” sevelim veya sevmeyelim gerçekleri kabul etmeliyiz. Ben tarihte gerçekleri çok önemsiyor. Sessiz ve sakin olarak yılmadan bugüne kadar bunları savundum. Savunmaya da devam edeceğim. Pek çoğunu gazetede yayınladım, Helenistik ve Roma döneminde tüm yazarların dili Grekçedir. Roma döneminde Anadolu’dan Latince yazan yazar yoktur. Buna karşı İtalya’da ve Mısır İskenderiye kentinden çıkan çok ünlü yazarların dili de Grekçe’dir.
    Bu benim 2018 yılındaki son yazım. Gazetenizin 1996 yılından beri köşe yazarıyım. 22 yılımı doldurmaktan büyük mutluluk duymaktayım. Akyaka’da yaşamaktayım, yavaş yavaş Muğlalı oluyorum. Ula ilçesinde yok denecek kadar kültür etkinlikleri olmasına karşı Menteşe ve Muğla Büyükşehir Belediyesince doyurucu kültür etkinlikleri yıl boyu devam etmiştir. Bunları sağlığım ölçüsünde takip etmeye çalışıyorum. Yeniden hizmete aday olan Sayın Bahattin Gümüş ve Sayın Dr. Osman Gürün’e önümüzdeki seçimde başarılar diliyorum.
    Tabii ki Gazetenin ve Muğla’nın beyni ÜNAL TÜRKEŞ’İN ölümünü hala kabullenebilmiş değilim. Gazeteyi bu büyük ustanın izinde başarı ile sürdüren başta Sayın Mahir Ateş, Aslı Ateş, Yazı İşleri Müdürü Nazife Şahin olmak üzere tüm Devrim gazetesi personeline teşekkür ediyor, yeni yıllarını kutluyor, 2019 barıştan yana olsun diyorum. 2019 yılında da yazılarıma devam arzusundayım.
    (Devrim Gazetesinde yayınlandı)



  5. MEHMET BİLDİRİCİ 28-12-2018

    ORTA ANADOLU’DA KURULMUŞ HİTİT İMPARATORLUĞU
    (M.Ö 18. YÜZYIL – M.Ö 1200)
    Anadolu ilk devlet Hititler tarafından kurulmuştur. Ancak Anadolu’nun tümünü yönetimi altına alamamışlardır. Bu iller Çorum, Ankara Konya, Niğde vs olarak kısaca açıklanabilir. Burada belirtmek isterim Karia bölgesi Hitit yönetimine hiç girmemiştir.
    Tarihte çok önemli bir devlet olan ve ilk defa Mısır ile yapılan savaş sonrası KADEŞ BARIŞ ANLAŞMASI yapan ulustur. (M.Ö. 13 yüzyıl) Dini kitaplar ve antik yazarların eserlerinde isimleri geçmekle beraber ortadan yok olmuşlardır.
    İmparatorluk M.Ö 1200’lü yıllarda ortadan kalkmış, kalkış nedenleri savaşlar mı? iklim şartları mı? Tam açıklanamamaktadır.
    400 yıl Hititlerden ses gelmemektedir. M.Ö 8nci ve 7nci yüzyıllarda GEÇ HİTİT dönemi başlamış Güney Anadolu ve Kuzey Suriye’de Hitit Beylikleri ortaya çıkmıştır. Bunlara bir örnek Konya Ereğli, Niğde ve Bor’da kurulan Tuwana Krallığıdır. M.Ö 6ncı yüzyıldan itibaren ikinci defa ortadan kaybolmuşlardır.
    Benim tespitlerime göre hiçbir Hitit kenti devam ederek bugüne gelememiştir.
    19ncı yüzyıl sonlarında başlayarak 1906 yılından sonra Hititlerin yazılarının farkına varılmış, başkentleri Çorum kentindeki Hattusas (Boğazkale) bulunmuş bol miktardaki yazıtlar okunarak Hitit tarihi aydınlanmaya başlamış ve devam etmektedir.
    Hitilolog bilim adamlarının açıklamalarına göre daha önce Hitit İmparatorluk bölgesinde HATTİLER yaşamaktaydı. Bunlara Proto Hitit de denilebilir. Batıdan Anadolu’ya gelen kendilerine NESİ denen ulus, Hattileri asimile etmiş ve Hitit dediğimiz büyük uygarlık ortaya çıkmıştır.
    HİTİTLER SADECE ANADOLU COĞRAFYASINA ÖZGÜ BÜYÜK BİR UYGARLIKTIR.
    İki çeşit yazı kullanmışlardır. Çivi yazısı saray çevrelerinde kullanılmış, ikincisi çoğunlukla Hitit Hiyoroğlif (Resim yazısı) yazısıdır. Türk ve yabancı uzmanlarca kolayca okunmaktadır. Kullandıkları dil LUVİCE’DİR
    Ben Hitit Uygarlığını çok önemsiyorum. Konya çevresindeki tüm okunmuş yazıtları alp Web siteme yerleştirmiş bulunuyorum. Meraklı olan erişebilir.
    Tabloda Hitit kralları verilmiştir. Yaptığım incelemelerde krallara ait doğru bilgiler yer almaktadır. Çeşitli kaynaklarda farklı tarihler görülebilmektedir.. Liste bu yönden çok önem arz etmektedir. Bu tablo Büyük Hittitolog Sedat Alp’in “Hitit Çağında Anadolu” kitabından alınmıştır.
    Bu konuda Devrim Gazetesinde 19.11.2018 tarihli “Konya Ilgın Yalburt Havuzu” isimli yazım da bulunmaktadır.
    Bu tabloda Kral III. Hattusili ile “HİTİTLERİN VE ANADOLU’NUN ANNESİ PUDU-HEPA”NIN” oğlu IV. TUTHALİA’IN manevi huzurlarına saygı ile eğiliyor, bir arzumu burada tekrarlıyorum;
    GELİN BU KRAL VE KRALİÇEYE SAYGIMIZI GÖSTERELİM ÇORUM’DAKİ HİTİT BAŞKENTİ HATTUSAS’IN İSMİNİ BOĞAZKALE YERİNE HATTUSAS OLARAK YENİDEN VERELİM

    (20.12.2018 Muğla Devrim yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 15-12-2018

    SEVGİLİ KONYA LİSELİ ARKADAŞLARIM II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    13.12.2018
    Sevgili Arkadaşımız İsmail Uğurlu biz Konya Lisesi mezunu arkadaşlarımızı mezuniyetimizden 61 yıl sonra 08.12.2018 Cumartesi günü Kadıköy Büyük Kulüp salonlarında verdiği yemekte buluşturdu.
    Kış şartlarına arkadaşlarımızın çoğunun sağlık problemlerine rağmen İstanbul, Ankara ve Konya’dan 35 arkadaşımız katıldı. Çok güzel birliktelikler yaşadık.
    Bu yazımda da arkadaşlarımın elektronik posta ile gönderdiklerini onlarla ve onlarla ilgili bu toplantıdaki görüşmelerimi sizlerle paylaşacağım

    Sayın Tülay Aydın & Emekli Vali Sayın Güngör Aydın aşağıdaki maili gönderdi
    Mehmet Bey merhabalar.
    Öncelikle, gerek yazmış olduğunuz kitaplar gerekse yaptığınız başarılı çalışmalar nedeniyle kamuoyunda büyük takdir toplamanızdan duyduğumuz gurur ve mutluluğu belirtmek isteriz.
    8 Aralık tarihinde yapılacak Konya Liseliler toplantısına gelince, toplantının 1957 mezunlarıyla sınırlı olması, ayrıca mezunu olduğumuz Mülkiye'nin (AÜ-SBF) kuruluş yıldönümü haftasına denk gelmesidir. Daha da önemlisi geleneksel Mülkiye Balosunun 8 Aralık akşamına rastlaması ve eşimin evvelce Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanlığı yapmış bir kişi olması nedeniyle baloya davetli olmamızdan dolayı İstanbul'daki toplantıya katılmamız mümkün olamayacaktır. İsimlerimizi çağrı listesinden çıkarmanızı rica ederiz.
    Başarılı çalışmalarınızın devamını diler, selam ve saygılar sunarız.
    Tülay ve Güngör AYDIN -ANKARA
    Selamlar

    ALİ AKKAYA’NIN MAİLİ
    Kıymetli Arkadaşlarım Mehmet ve İsmail
    08.12.2018 günkü davetinize özel mazeretim dolayısıyla iştirak edemedim..
    10.12.2018’de Mehmet’in telefonuyla 08.12.2018 ‘de saat 10:03’de toplantı daveti öncesi whattsapp ile Mehmet’e gönderdiğim mesajın sizlere ulaşamadığını öğrendim. Buna toplantıya katılamadığıma üzüldüğümden daha fazla üzüldüm…
    Aşağıda 07.12.2018 saat 10:30 daki toplantı öncesi mesajımı aynen gönderiyorum.
    Mehmetciğim,İsmailciğim,ve tüm arkadaşlarım,
    Özel bir mazeretim dolayısıyla aranızda bulunamıyorum. Şu anda sizlerle beraber olamadığım için gerçekten çok üzgünüm. İsmaile ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.
    Konyanın havasını teneffüs etmiş her bir arkadaşımı hasretle kucaklıyorum; Rabbimden saglık, sıhhat, esenlik ,kısaca dünyada ve ahirette mutluluk adına ne varsa hepsini diliyorum.
    Bu vesile ile ahirete irtihal etmiş arkadaşlarıma da Allah'tan rahmet dilerim; kabirleri cennet olsun.Allah' a emanet olun.
    Ali Akkaya-Konya
    TELEFONLA GÖRÜŞEBİLDİĞİM ARKADAŞLARIM
    SAİM SAKAOĞLU-KONYA
    İsmail Uğurlu’nun hatırlayıp davet ettiği için mutlu olduğunu, yoğun çalışmalarından katılamadığını ifade etti.
    MEHMET ASİL YILMAZ- ADANA
    Gelmeyi özellikle benimle ilk defa kucaklaşmayı ve arkadaşları görmeyi çok arzu ettiğini sağlığının buna uygun olmadığını, İsmail Uğurlu’ya selamlarının iletilmesini söyledi.
    ÖMER ALPTEKİN
    Çok arzu ettiğini ama sağlık sebepleri ile katılamadığını bunun için çok üzgün olduğunu, İsmail’e de telefonla bildirdiğini ileri günlerde gene beraber olmayı umduğunu belirtti.
    HABİP SANDIKÇI
    Hasta olan Habip Sandıkçı toplantıya katılamadı, Yukarı Dudullu- Ümraniye bir hastanede tedavi gördüğünü öğrendim. Kış şartlarında benimde sağlığım müsait olmadığından kızı Cansel Kocaman’a telefon ettim, ziyaret etmeye çalışacağımı söyledim ve geçmiş olsun dileklerimi babasına iletmesini söyledim.. Telefon 0 532 211 42 21
    HASAN YEŞİLKAYA
    Bu toplantıda en büyük sürpriz Hasan Yeşilkaya ile karşılaşmam oldu. Hasan Yeşilkaya benim ilkokul-Ortaokul-Konya Lisesi- Konya Talebe Yurdu olmak üzere 4 fasıl 72 yıllık arkadaşım. Daveti üzerine 12.12.2018 günü Üsküdar Altunizade’de bulunan Ofisinde ziyarete gittim. Uzun yıllar görüşemiyorduk. Oğlu Gökhan ve kızı Naciye ile tanıştım. Oğlu babasına köprü olmak için mail adresini ve kendi cep telefonunu verdi. Hasan anlayabildiğim kadarı ile İstanbul’un önde gelen iş adamı ve hayırsever. Bu arada ofisinde gene ilkokuldan sınıf arkadaşımız Saim Sakaoğlu- Ömer Alptekin ve Konya’da dağcı gözlükçü Recai Kıcıkoğlu ile telefonlaştık. Sık görüşmek dileğiyle ayrıldım. Bu arada Hasan’ın babası NİYAZİ YEŞİLKAYA Konya ve İstanbul’un ticaret adamlarından biriydi. Onu da rahmetle andık.
    Gökhan Yeşilkaya hasan@yesilkaya.com.tr 0 532 414 1413

    Sevgili arkadaşlarım yaklaşan yeni yılınızı sağlık ve mutluluk içinde karşılamanızı dilerim. 2019 yılında çoğumuz 80 yaşına girecek. 80. Doğum günlerinizi de kutluyorum.
    Mailde Hasan Yeşilkaya’nın ofisinde oğlu ile çektirdiğimiz bir fotoğraf ile rahmetli babası Niyazi Yeşilkaya’nın bir fotoğrafı eklidir.
    Saygılarımla 13.12.2018

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 15-12-2018

    SEVGİLİ KONYA LİSELİ ARKADAŞLARIM I
    MEHMET BİLDİRİCİ
    13.12.2018
    Sevgili Arkadaşımız İsmail Uğurlu biz Konya Lisesi mezunu arkadaşlarımızı mezuniyetimizden 61 yıl sonra 08.12.2018 Cumartesi günü Kadıköy Büyük Kulüp salonlarında verdiği yemekte buluşturdu.
    Kış şartlarına arkadaşlarımızın çoğunun sağlık problemlerine rağmen İstanbul, Ankara ve Konya’dan 35 arkadaşımız (çoğunluğu eşleriyle) katıldı. Güzel bir birliktelikti.
    Ben bu mailimde İsmail Uğurlu’ya yazdığım 09.12.2018 tarihli elektronik mektubunu ve onun 10.12.2018 günlü cevabını sizlerle paylaşmak istiyorum.
    Saygılarımla İstanbul 13.12.2018

    İSMAİL UĞURLU’YA YAZDIĞIM ELEKTRONİK MEKTUP
    MEHMET BİLDİRİCİ 3217
    09.12.2018
    DEĞERLİ ARKADAŞIM İSMAİL HAKKI UĞURLU
    Konya Lisesi 1957 Mezunu arkadaşlarımıza 08 Aralık 2018 günü Kadıköy Cemil Topuzlu Caddesi 42 numarada yer alan BÜYÜK KULÜP Salonunda verdiğiniz davet ve arkasından Üçüncü katta gerçekleşen sohbetler ve video gösterileri eşsizdi. Ayrıca 2007-2018 yıllarını kapsayan “Konya Lisesi’den Elliyedileler de Geçti II” isimli 86 sayfa çalışmamın ciltlerini BOTİM A.Ş. olarak hazıladınız. Bu ise 131 sayfalık 207 yılında gene BOTİM AŞ tarafından çoğaltılmış ve arkadaşlarımıza dağıtılmış olan çalışmanın devamıdır.
    Ben sahsım adıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca bu toplantıda bulunmaktan sonsuz keyif aldığımı söylemeliyim.
    Güzeli övmek de güzeldir, güzel olmayana güzel demek yağcılık, ikiyüzlülüktür. Bu toplantı bir mucize gibidir denilebilir. Mezuniyetten 61 yıl sonra böyle bir mekânda bu kalabalığı toplamaya başka ne denilebir. Kaldı ki pek arkadaşımız sağlık sorunları ile boğuşmaktadır, olmasa bu sayı çok daha artacaktı. Toplantıya mezun arkadaş ve eşlerinden 34 arkadaşımız Sizin özel misafirlrinizi de 6 sayarsak bu rakam 40’aulaşmaktadır.
    Yakından bildiğim için söylüyorum sizin yönetimizde BOTİM çalışanları günlerdir bu iş seferber olmuşlardır. Maddiyatı bir tarafa bıraksak dahi bunun kolay bir şey olmadığı açıktır. Sayın Süheyla ve İsmail Uğurlu bir mucizeyi gerçekleştirdiniz sizleri tekrar kutluyorum.
    İkinci bir konuya geçeceğim. Konya Lisesi 1957 Mezunları 61 yılda bir araya gelebilmişler birbirlerinden haberdar mıdır? İyi not verilebilir mi?
    Evet verilebilir. Notu ise dört yıldız üzerinden 4’dür. Bu konuda İsmail Uğurlu arkadaşımla ben Mehmet Bildirici’nin payı vardır. Bu kabul edilmelidir.
    Bunu örneklerle açıklamak isterim. Ben Konya Lisesi Tarihini, öğretmenlerini 1960 yılına kadar incelemiş biri olarak daha önce hiçbir dönemde böyle çalışma yapana rastlamadım. Bunu ilk defa 1956 mezunları adına Yaşat Manav (1938-2015) ve 1957 mezunları adına İsmail Uğurlu ve ben Mehmet Bildirici gerçekleştirmiştir.
    Daha önceki yıllar Ertuğrul Mutlusoy çeşitli defalar bizleri öğretmenlerimizle buluşturmuştur. Kendisini rahmetle anıyorum.
    İkinci olarak Bayram Camcı (1936-2001) abimiz ilgilinmiş ve Konya Liseliler Albümü olarak kitap çıkarmıştır. Ancak burada tüm Konya Liseliler toplanmak istenmiş resim ve yazı yoktur. Sadece adresler vardır.
    Üçüncü yayın Fizik öğretmenimiz Hüseyin Köroğlu’nun (1922-2013) yazdığı Konya Lisesi Tarihi’dir. Bu kitabı yazarken hocam çok yakın dostumdu. Kendisine yardımcı oldum diyebilirim.
    Sonuç olarak Konya Lisesi sınıf arkadaşları ve öğretmenleri hakkında özgün çalışma yapan
    Fen Kolu 1956 mezunları
    Fen Kolu 1957 mezunlardır.
    Bu konuda iyi bir birleştirici olan 1963-1964 mezunu ALİ YETİŞ’İ devamımız olarak görmek istiyorum.
    Ayrıca bu toplantıyı maddi olarak yüklenen sendin, senin istediğin şeyler olmalı ve maddi ve manevi olarak bu yaptığın hizmetten mutlu olmalıydın. Yaptığına değmeliydi. Bu toplantı çok çok özel senin bir davetindi.
    Konya Lisesi mezunu olmayan ve 47 yıl içimizde yaşayan bir arkadaşımızın zorlarak uzun uzun konuşarak yeni yollar önermesini ben şahsım adıma uygun bulmadığımı belirtmek isterim. İTÜ 62’liler konusunda aramızda bulunan bir anlaşmazlığı buraya taşımak için geldiği gibi izlemini algıladım. Yanılmış da olabilirim. Bu konuya şimdilik girmek istemem ama şunuda sormadan edemeyeceğim.
    Antalya Lisesi 1957 Fen Kolu mezunlarının daha fazlası etkinlikleri varmı? Öğretmenleri konusunda yayınları var mı?
    Bu etkinliklerin bir de öğretmenler kısmı bulunmakta bu konuda Web sitemde yeterli bilgiler yer almaktadır. Esasen bir okulun öğretmenleri bilinmeden anılar yavan ve çıplak kalır.
    Öğretmenlerimizin tümünü Matematik öğretmenimiz Şükran Gözen (1927) hariç hepisini kaybettik. Tümüne tanrıdan rahmet diliyorum. Ayrıca Konya Lisesinden yetişen Türkiye’ye büyük hizmetleri geçmiş abi ve ablalarım konusunda çalışmalarım devam etmektedir.
    Ben Mehmet Bildirici olarak yazman (not alıcı) olarak pek çok arkadaşımın sağlık sorunları ile boğuşurken kalem elimden düşene kadar devam diyor, Ankara ve Konya’da yeni toplantılar yapacaklara başarılar diliyorum. Sağlığım elverirse katılmak isterim.
    1957 mezunları içinde gerek sosyal ve ticari olarak en önümüzde bulunduğunu, çok uzak görüşlü olduğunu, bu yaşında aktif iş hayatı içinde yer aldığını belirtiyor sana naçiz maddi değeri olmayan tarihi yaşı yaklaşık 1800 olan doğduğun köye bir kuş uçuşu uzaklıkta ROMA köprüsünü (Selavat) sunuyorum
    Saygılarımla






    İSMAİL UĞURLU 10.12.2018 TARİHLİİ YAZISI
    10 Aralık 2018
    Mehmetciğim,
    Nazik ve mültefit mektubun ile bizi mahcup ettin. Teşekkür ederiz. 8 Aralık, Büyük Klüpteki 61’inci yıl toplantısına Konya, Ankara ve İstanbul’dan bu kış gününde zahmet edip katılan ve bizleri onurlandıran arkadaşlarımız ve eşlerine şükranlarımızı sunarız.
    Senin teşvikin, desteğin ve gayretinle mutlu bir birliktelik yaşadık. İnşallah tekrarları nasip olur. İki sıra arkadaşları olan Sevgili Tuncay Toros ve Sevgili Hakkı Kafalı’nın 61 yıl sonra bu toplantıda ilk defa bir arada olmaları, bu tarz toplantıların devam mecburiyetinin ispatı oldu bence. Toplantı ile ilgili resimleri mail adresi bulunan bütün arkadaşlarımızla paylaşacağız.
    Uzun olmayan bir süre sonra, şu anda rahatsızlığı veya mazeretleri dolayısı ile toplantıda görüşemediğimiz arkadaşlarımızın da iştiraki ile tekrar birlikte olabilme ümit ve temennilerimle, selam, sevgi ve muhabbetlerimizi sunarız.
    Saygılarımızla,
    Süheyla-İsmail H.Uğurlu
    (Sınıf arkadalarımıza maillendi

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 15-12-2018

    İSTANBUL KARAKÖY ARAP CAMİİ –II
    CAMİDEN KİLİSEYE? KİLİSEDEN CAMİYE Mİ ÇEVRİLDİ?
    MEHMET BİLDİRİCİ
    (Bir önceki yazının devamı)
    İlk bölümde dünya ölçüsünde değerli bir anıtsal yapı olan Arap Camii hakkında Müslüman Türk-Arap, Bizans ve batı kaynaklarında farklı bilgiler olduğunu belirtmiş ve Müslüman Dini kaynaklardakini aşağıdaki şekilde özetlemiştim.
    “Banisi (kurucusu) Emevi hanedanından Besleme bin Abdülmelek’tir. Hicretin 97 yılında Selanik ve Edirne civarını yakıp yıktıktan sonra !!!!!! Çanakkale Boğazından geçerek İstanbul’u kuşatmış ve ne mutludur ki Galata’nın fethi tamamlanmış, bu kutsal camii inşa ettirmiştir. Adı geçen Besleme hicretin 131 yılında Bağdat’ta vefat etmiştir. Bu kaynağa göre Camiin 715-716 yılları arasında Emevi soyundan Müslüman Araplar tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
    Aynı zamanda Divanı Humayun Kâtibi Hacı Emin Efendi’nin Hicri 1222 Miladi1807 yılında 36 satırlık bit kitabe mermere yazılarak Cami duvarına konulmuştur. Burada aynı bilgiler yer almaktadır.
    Bizans kaynaklarına ise Arap Camii hakkında şunlar vardır. 4. yüzyılda yaşayan çok varlıklı AREOBINDUS tarafından Rum Ortodoks kilisesi olarak inşa edildiği kurucunun ismine benzetilerek Arap Camii olarak isimlendirildiği savunulmaktadır.
    Batı Katolik kaynaklarında ise 1240 yılında Saint Hyacinthe isimli aziz adına yaptırılmış bir Katolik Kilisesi olduğuna inanılmaktadır.
    Kitabın yazarı Döminiken Rahibi Benedetto Palazzo ise Arap Camii ya da Galata Saint Paul Kilisesinin 14 yüzyıl başlarında Dominikenler yapıldığı konusunda ısrarlıdır. Tüm kitap bu konuya ayrılmıştır.
    Bu dönem çok önemli bir dönemdir, zira Galata 1303-1453 yılları arası bağımsız bir kent olup İtalya’da (GENOVA) tarafından yönetilmekte, Galata yöneticisi bir yıllığına oradan atanmaktadır. Bu halk, halk dilinde Cenevizliler olarak isimlendirilir. Cenevizlilerin deniz kenarlarında ve Ege’de pek çok yönettikleri limanlar vardır. Osmanlıların temas kurduğu ilk batılı halk onlardır. Bugün dünya para birimi dolarsa da o zamanlar Ceneviz parasıdır.
    Tüm bu iddialar incelenerek tarihi durum şöyle özetlenebilir
    1..Roma döneminde Galata’da yaşanmış, İmparator Pertinax adına bir tapınak yaptırılmıştır. Ayrıca çeşitli tapınaklar olduğu da bilinmektedir. İsmi Sykae olarak bilinir
    2.İmparator Jüstinien (527-565) Galata’ya çok önem vermiş, sur içine almış 13 bölge olarak İstanbul (Konstantinopolis) kentine dâhil etmiştir. Arap Camiinin bulunduğu yere Saint Irene isimli Rum Ortodoks kilisesini yaptırmıştır. Kilisenin bir duvarı Arap Camii girişinde görülebilir. Daha sonra bu yapının sonu bilinmemektedir.
    3. İstanbul ve Galata Arap orduları tarafından (672-679) yılları arasında kuşatılmış ve alınamamıştır. Araplar Bandırma civarında Cyzikos kentini 7 yıl ellerinde tutmuşlardır. Eğer Araplar Cami yapmışlarsa burada olmalıdır.
    4.İstanbul ikinci defa 715-716 yılları arasında ikinci defa kuşatılmış, ordular Kadıköy sahillerine çıkmıştır. Komutan Besleme bin Abdül Melek’tir.
    5.Arap Orduları kesinlikle İstanbul ve Galata’yı ellerine geçirememiştir. Yedi yıl Galata’da değil Cyzikos’ta yaşamışlardır.
    6.Galata 1303-1453 yılları arası İtalya Cenova’dan Cenevizliler tarafından bağımsız olarak yönetilmiştir. Galata altın dönemini Ceneviz idaresi altında yaşamıştır.
    Arap Camiinin bu dönemde yapılmış olması Dominikenler tarafından yaptırıldığı doğruya en yakın görünmektedir.
    7.İstanbul Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmet tarafından 29 Mayıs 1453 tarihinde fethedilmiş, Galata’daki Cenevizliler teslim olmuş Galata’nın kapılarını Fatih’e açmıştır.
    8.Cenevizliler’in 1453 yılında hâkimiyetleri sona ermiş ama Fatih tarafından Galata’da yaşamalarına ve ticari hayatlarına devamı sağlanmıştır.
    9. Galata Saint Paul Kilisesi Camii Kebir olarak Camiye çevrilmiş, fetihten sonra Galata’ya yerleşen Türkler için ibadete açılmıştır. Bu arada Osmanlı toleransıyla Dominikenler Saint Paul Kilisesini boşaltmış ama İstanbul’da dini inançlarını ve ibadetlerini başka mekânlarda sürdürmüştür.
    10.Daha sonra yangın ve onarımlar geçiren 21 x 49 m ebatlı dikdörtgen planlı Arap Camii bugün ibadete ve ziyarete açıktır.
    Sonuç olarak yazımı şöyle noktalamak istiyorum.
    Önceki yüzyıllarda kültürler arası bağ çok zayıftır. Olaylar kendi inanışları eksik bilgiler üzerine kurulmuştur. Bunları anlıyor üzülerek kabul ediyorum. Ancak bu çağda kültürler arası iletişim, tarih, arkeoloji konusunda büyük gelişmeler olduğu bir gerçektir. İslami yazarların Hıristiyanlık ve tarih konusunda az bilgiler olduğu kesindir. Arkeoloji diye bir bilimden haberleri dahi yoktu, daha doğrusu arkeoloji yoktu
    Ama görüyorum ki eski kaynaklarda bunlar yazılmış diye ille de dediğim dedik çaldığım düdük kabilinden bu çürümüş bilgileri savunmak inan beni kahrediyor.
    Yazım ekine yanlış bilgilerin yer aldığı Hacı Emin Efendinin Arap Cami duvarına asılmış şiirinde bir yaprak konacaktır. (Tümü kitap içindedir.)
    (Muğla Devrim 18.12.2018 yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 15-12-2018

    İSTANBUL KARAKÖY ARAP CAMİİ –I
    CAMİDEN KİLİSEYE? KİLİSEDEN CAMİYE Mİ ÇEVRİLDİ?
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İstanbul’a gelenlerin ilk uğrak yerleri EMİNÖNÜ ve KARAKÖY olur. Eminönü yakın zamanlara kadar öncelikle gıda yönünden merkezdi. Karaköy ise İstanbul ve hatta Türkiye’nin makine, hırdavat, elektrik malzemeleri satılan bir merkeziydi. Bugün ise tarihi değeri devam etmekle beraber ekonomide etkinliği azalmaktadır. Karaköy ve Galata semti Türkiye’nin batıya açılan ilk penceresidir.
    Arap Camii Karaköy’de en büyük Kiliseden çevrilmiş camidir. Camii Kebirdir. Kültürler arasında paylaşılamayan eşsiz bir eserdir. Karaköy’de ziyaret edilmesi önceliklidir.
    Arap Camii hakkında Müslüman Arap-Türk, Bizans ve Batı kaynaklarında çok farklı bilgiler ortaya çıkmaktadır. Önce Araplar tarafından Cami olarak mı inşa edilmiştir?
    Beyoğlu’nda Gezegen sahaftan çok ucuza satın aldığım bir kitap elimde bulunmaktadır.
    Benedetto Palazzo tarafından yazılmış “Arap Camii veya Galata Saint Paul Kilisesi” 2014 yılı basımı, 144 sayfa, Galatasaray Lisesi Öğretmeni Ernest Mamboury’nin önsözü ile.
    Önce önsözü yazan İsviçreli Ernest Mamboury (1878-1953) İstanbul için ilk başvurulacak kaynak diyebilirim. İstanbul’u çok yakından tanıyan bir kişi olarak görürüm. İstanbul hakkında yazdığı kitabı benim el kitabım İstanbul’da her noktasına gitmeden önce mutlaka okurum.
    Kitabın yazarı ise Hıristiyan Dominiken tarikatına mensup rahip din adamıdır. İstanbul’da 1925-1945 yılları arasında görev yapmış, kitabı 1946 yıllarında yazmıştır. Osmanlı döneminde her çeşit Hıristiyan tarikatlarının temsilcileri bulunmuştur. Dominiken tarikatı da bunlardan biridir
    Kitapta Arap Camii için Müslüman Arap- Türk, Bizans ve Batılı kaynaklar ne zaman kimler tarafından yapıldığı camii ve kilise olduğu dönemlere ait farklı bilgileri önümüze dökmektedir..
    Önce Arapların İstanbul’u kuşatma tarihleri ve kenti ele geçirip geçirmediği konusuna ortaya koymak gerekir. Bu Türkiye’de çok önemli ve az bilinen konulardan biridir.
    Dört Halife döneminden sonra kurulan ilk İslam devleti 661-750 yılları hüküm süren EMEVİ devletidir. Başkenti Şam olan devletin kurucusu ve aynı zamanda HALİFE olan MUAVİYE’DİR, 661-679 yılları arası görev yapmıştır.
    Muaviye zamanında Müslüman Arapların ilk İstanbul kuşatması 672-679 tarihleri arasında olmuştur. Arap donanması Ege adaları önlerinden geçerek Çanakkale Boğazı’ndan Marmara denizine girmiş, Bandırma ve Erdek arasında yer alan çok önemli bir antik kent olan Cyzikos limanı Arapların eline geçmiş, burada yedi yıl kalmışlar, İstanbul’u (Konstantinopolis) her ilkbahar kenti ele geçirmek saldırılar düzenlemişlerdir. Ama kenti ele geçirememişler Suriye’ye başkentleri Şam’a geri dönmüşlerdir.
    Bizans Rum Ateşi adı verilen yanıcı bir alev sayesinde Arapların surları yararak kente girişi önlemişlerdir. Surlara saldırılarda bu yanıcı ateş üzerlerine püskürtülmüştür. Bu ateş Suriye’den göçen Rum Mimar Callinik tarafından keşfedilmiştir. Bu kuşatma sırasında Hz Muhammet’in arkadaşı Hazreti Eyüp’ün surlar dışında öldüğü, İstanbul’un alınışından yaklaşık 800 yıl sonra kemiklerinin bulunduğuna inanılan noktada Eyüp Cami ve Türbesi yapılmıştır.
    İkinci Arap Saldırısı 717-718 yılları arası 10 ay süreyle gerçekleşti, Bu seferde deniz yoluyla Çanakkale Boğazını geçerek İstanbul önüne gelindi, Sefer’in başında Emevi hanedanından Abdülmelek oğlu BESLEME bulunuyorlardı.
    Şimdi Türk Müslüman kaynaklarına dönersek ilk kaynak 1864 yılında yayınlanan “Hadükatül Cevâmi (Camilerin Bahçesi) dir. Bu eserde Arap Camii ile ilgili şu bilgiler yer alır.
    “Banisi (kurucusu) Emevi hanedanından Besleme bin Abdülmelek’tir. Hicretin 97 yılında Selanik ve Edirne civarını yakıp yıktıktan sonra !!!!!! Çanakkale Boğazından geçerek İstanbul’u kuşatmış ve ne mutludur ki Galata’nın fethi tamamlanmış, bu kutsal camii inşa ettirmiştir. Adı geçen Besleme hicretin 131 yılında Bağdat’ta vefat etmiş,
    Aynı zamanda Divanı Humayun Kâtibi Hacı Emin Efendi’nin Hicri 1222 Miladi1807 yılında 36 satırlık bit kitabe mermere yazılarak Cami duvarına konulmuştur. Şair Emin Efendi’nin şiirinin tamamı kitapta yer almaktadır.
    (devam edecek)

    (Muğla Devrim 17.12.2018 günü yayınlandı)

  10. ÂDEM ACAR 14-12-2018

    Hocam Merhaba, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Klasik Arkeoloji bölümünde yüksek lisans yapmaktayım. Tez konumu oluşturan Mimari dekorasyonun Idyma da bulunan bazı mimari bloklar üzerinde de olduğunu tespit ettim. Web sayfanız ve yayınladığınız kaynaklarında büyük katkısı oldu. Siteniz de bulunan yayınınızdan aldığım örneğe dair elinizde kullanabileceğim fotoğraflar var ise dip not belirterek kullanmak ve eğer var ise bu blokları stilistik açıdan değerlendirmek istemekteyim. İyi çalışmalar.
    Adem Acar-Ankara

    Sayın Âdem Acar
    Mailinizi aldım. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Bu konuda en doğru adrese gelmişiniz. Web siteme girerseniz www.mehmetbildirici.com ikici bölümde her şeyi bulacaksanız, kaynak göstererek resimlerden ve bilgilerden yararlanabilirsiniz. O bilgiler 1990’lı yıllara aittir. İleri yazılarım da güncellemeler de vardır.
    Başarı dileklerimle Mehmet Bildirici 14.12.2018

Toplam 507 yorum bulundu. 81-90 arası listeniyor.