Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 26-11-2021

    KONYA LİSESİ ESKİ MATEMATİK ÖĞRETMENİ ŞÜKRAN GÖZEN’İ KAYBETTİK
    (1927-28. Ağustos 2021)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Şükran Gözen 1952-1956 yılları arasında görev yapmış Matematik öğretmenimizdi. Buradan İzmir Karşıyaka Lisesi’ne atanmıştı. Kendisi çok iyi bir öğretmenim ben de iyi bir öğrencisiydim.
    Konya Lisesi öğretmenleri ile araştırma ve bilgi toplamaya başladığım 1995 yılından itibaren bayram yılbaşı ve öğretmenler gününde kendisini arardım. Bir defa da 2014 yılında 24.09.2014 tarihinde evinde ziyaret etmiş yüz yüze görüşmüştüm.
    Bu defa Öğretmenler gününde bakıcısı olan Gürcü kadını aradım, Acı haberi işittim öğretmenin 28.08.2021 tarihinde vefat etti 3 gün sonra da İzmir’de toprağa verildiği söyledi. Şükran Hanım yaşlı 94 yaşındaydı, kimsesi yoktu, hiç evlenmemiş ve yalnız yaşıyordu. Bir Gürcü kadın kendisine bakıyordu.
    Çok sevdiğim bir öğretmenimdi, ölümünü yaklaşık üç sonra duydum, kendisine Tanrıdan rahmet diliyor, ışıklar içinde uyusun diyorum.. Benim dönemimde derslerimize giren yaşayan son öğretmenimizdi.
    Hayat hikâyesi şöyle
    İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da, Lise öğrenimini İzmir Kız Lisesi’nde tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi, Matematik ve Fizik bölümünü bitirdi. Bu arada Edebiyat Fakültesi’nin felsefe derslerini izledi, Felsefe formasyonu kazandı.
    İlk olarak Konya Lisesi Matematik öğretmenliğine atandı. Burada dört yıl görev yaptıktan sonra, İzmir Karşıyaka Lisesi’nde nakledildi ve toplam 16 yıl Matematik öğretmenliği yaptı. Meslek hayatının diğer 20 yılında ise, İzmir Eğitim Enstitüsü, İzmir Yüksek Öğretmen Okulu, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak görevini sürdürdü.
    1981 yılında YILIN ÖĞRETMENİ seçildi. Aynı yıl “Atatürk Yılı Kutlama Komitesi Başkanlığına getirildi. Valilik ve Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından çeşitli ödüllendirmeler yapıldı. 1978 yılında emekli oldu. 1990 yılında İzmir (SHP)Sosyal Demokrat Halkçı Parti’ye katıldı. Burada halk eğitimi başlatıldı, halk seminerlerine katıldı. Ege bölgesinde, Türkiye’de ses getiren konferanslar, açık oturumlar düzenledi. Erdal İnönü’nün genel başkanlıktan ayrılması üzerine SHP den ayrıldı.
    Bir kitabı yayınlandı. Matematik Öğrenimi ve Felsefesi”
    Kitap iki bölümden oluşuyor, ilk bölümde matematiğin konusu, tarihi geçmişi, gelişmesi, felsefesi anlatılmaktadır. Kitap iokunduğunda konunun çok titiz incelendiği ve tam bir bilimsel tarafsızlıkla yazıldığı ve uzun emek verildiği hemen görülecektir. İkinci bölümde ise matematik derslerinin en iyi nasıl verilir, konusu işlenmekte ve matematik öğretmenlerine tavsiyeler yer almaktadır.
    Bu kitabını bana da lütfetti, yolladı zevkle okudum.
    Hocam emeklilik yaşamını İzmir Karşıyaka’da sürdürmekteydi. Telefonla ile ara ara görüşmelerimiz sürmekteydi. Kitabını gönderdiğinde; teşekkür için açtığım telefonda “sağlığının yerinde olduğunu, günlük yürüyüşlerini yaptığını, Karşıyaka’da yaşamaktan mutluluk duyduğunu” söylemiştir. Daha geniş bilgi için Web sitemde Konya Lisesi Öğretmenlerine bakılmalıdır.
    Yazım ekinde bana verdiği iki fotoğrafı ile kitabının kapağı eklenmiştir.

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 15-11-2021

    KONYA LİSESİ 1942 MEZUNUVE FRANSIZCA ÖĞRETMENİ GÜZİN ATADEMİR (1923-2018)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Konya doğumlu, Konya Lisesi ilk kız öğrencilerinden, Konya Lisesi Fransızca öğretmenidir. Kendi ailesi ve evlendiği Atademir ailesinden eşi ve kayınbiraderleri Konya Lisesi mezunu, öğretmenleridir.
    Kendisinin bana yazdığı 02.06.1995 tarihli mektubu Konya ve Konya Lisesi Tarihi açısından önemli bilgiler içermektedir. Sizlerle paylaşmak istedim.

    Mehmet Bildirici Beyefendi Ankara 02.06.1995
    İstanbul dönüşü mektubunuzu ve beraberindeki gazete fotokopisini (Yeni Konya 03.05.1995) aldım. Teşekkür ederim Önce ufak bir düzeltme yapacağım.
    Eşim Hamdi Ragıp Atademir 1928 yılında Konya Lisesi’ni bitirdikten sonra Avrupa sınavını kazanarak Fransa’ya gitmiş felsefe tahsilini orada yaparak yurda dönmüştür.
    1939 yılında Ankara Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesine Asistan girmiş 1942 yılında Doçent 1949 yılında da Profesör olmuştur.
    Babam Celalettin İMER 1885 yılında Konya’da doğmuş 1955 yılında Konya’da vefat etmiştir. Konya Sultanisinde (Konya Lisesi), 1912-1913 yıllarında Konya’da açılan “Mekteb-i Hukuk” da bir okumuş, o zamanlar 2 yıllık Yüksek Okulmuş, şimdiki gibi 4 yıllık Hukuk Fakültesi değil. 1914 yılında Birinci Cihan Harbinde yedek subay (ihtiyat Zabiti) orduya alınmış, okulu bırakmak zorunda kalmıştır.
    Kafkas ve Suriye cephelerinde 4 yıl Vatana hizmet ettikten sonra 1918 yılında Konya’ya dönmüştür. Milletine bütün yıl subay olarak hizmet ettiği için kendisine Hukuk diploması vermek teklif edilmiş, ancak yüksek ahlak anlayışı yüzünden, tamamlamaya imkân bulamadığı, bitiremediği okulun diplomasını reddetmiştir.
    Hâlbuki babamın yaşındaki Konya’da ki avukatların bir kısmı Okulu tamamlamadan diplomalarını almışlardır.
    Daha sonra İstiklal Savaşı sırasında Konya’da bulunan MALTEPE ASKERİ Lisesi’nde Tarih, Coğrafya öğretmenliğine başlamış, kurulmakta olan Milli Mücadele Ordusuna cephane temin ederek Vatan hizmetinde görevini sürdürmüştür.
    Daha sonra Konya’da açılan Erkek Muallim mektebinin (Bu günkü Konya Lisesi binasında, Konya Lisesi Konya Sultani 1936 yılına kadar bugün ki Karma Ortaokuldaydı)
    1936 yılında Erkek Öğretmen Okulu (şimdiki Konya Lisesi binasında) Adana’ya taşınınca, aynı bina Konya Lisesine verilmiştir. (Konya Lisesi 1936 yılından bu yana burada hizmet ediyor.
    Babam bu defa 1936 yılından 1950 yılına kadar burada Konya Lisesi Tarih Coğrafya derslerine devam etmiş ve emekli olmuştur.
    Pek çok general, profesör, tıp doktoru ve çeşitli mesleklerden öğrencileri vardı. Vatansever Celal Bey olarak anılırdı. Bir ara Kız Orta Okulunda da Tarih Coğrafya öğretmenliği yaptı, pek çok kız öğrencisi vardı.
    Babam Celalettin İmer’in ilk çocuğu;
    SABAHATTIN İMER (1914-1962)
    1932 Konya Lisesini bitirmiş (Bina Karma Orta Okulda), 1933 yılında (Üniversite Reformunun ardından) Alman Hocalarla Kurulan Ziraat Fakültesinden Yüksek Ziraat Mezunu olmuştur. İhtisası Ziraat Makineleri üzerineydi. En son görevi Tarım Bakanlığı Ziraat Makineleri Daire Başkanlığıydı. Ayrıca Ziraat Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak çalışıyordu. Değerli Türk ve Alman hocalardan Almanca öğrenmiş ve girdiği sınavda belge almıştı.
    Ağabeyim Sebahattin İmer’in Konya Lisesi okuduğu dönemde
    AHMET HAMDİ TANPINAR
    SAADETTİN NÜZHET
    PERTEV NAİLİ BORATAV
    SABAHATTİN ALİ
    Türk Kültür tarihinin önemli kişileri Öğretmen olarak görev yapıyordu. Konya Lisesinden yetişenler daha sonra İstanbul ve Ankara Üniversitelerinde boy göstermişlerdir.
    Babam Celattin İmer’in ikici çocuğu Ablam VEDİA SİNANGİL, Konya Kız Öğretmen Okulu mezunu idi. Derviş Sinangil’in eşiydi
    (Derviş Sinangil annemin teyzesinin oğluydu, buradan akraba oluyoruz. Vedia Hanımın bir oğlu Sina Sinangil Azerbaycan’da vefat etti, kızı Sema Sinangil, haberleşiriz, Kıbrıs’ta yaşıyor MBildirici)
    Diğer ağabeyim OĞUZ İMER
    Konya Lisesi 1941 mezunudur. İstanbul Tıp Fakültesinde ön askeri öğrenci olarak başlamış, daha sonra sivile geçmiş Tıp Fakültesini bitirmiş, Sağlık Bakanlığında çalışmış, daha sonra Makine Kimya Kurumunda daire başkanı olmuş 1985 yılında vefat etmiştir. Oğlu AENCER İMER tanınmış bir bilim adamıdır.
    (Hüseyin Köroğlu, Avukat Suat Abanazır sınıf arkadaşlarıdır.
    Ben ailede 4. Çocuğum. Benim Küçüğüm KUBİLAY İMER (1928-1979
    Annemizin adı ELMAS İMER
    Konya Lisesi mezunu, Hukuk fakültesi mezunu, Avukatlık yapmıştır. 1969, 1973, 1977 seçimlerinde Adalet ve Demokratik Partiden milletvekili olmuştur.
    Son kardeşim Kutluk İmer Konya Lisesi Orta kısımda okurken babamın ölümü üzerine Sanat Okuluna geçmiş, 53 yaşında genç ölmüştür.
    Çalışmalarınızda başarılar diler, ihtiyaç duyarsanız Muğla Datça Aktur Sitesinden beni arayabilirsiniz.
    En içten dileklerimle
    GÜZİN ATADAMİR
    imza

    Güzin Atademir’in eşi Hamdi Ragıp Atademir Konya Lisesi 1928 mezunu Bir süre Konya Lisesinde Felsefe öğretmenliği yapmıştır. Kayın biraderi Samih Ragıp Atademir Konya Lisesi Müdürü Saip Ragıp Atademir Konya İdadi (Konya Lisesi mezunlarıdır.
    Kardeşleri Vedia Sinangil ve Kubilay İmer ile Konya Lisesi Orta Kısmına girişim ile ilgili bir anımı eklemek isterim.
    1951 yılı içinde bir akşam Vedia & Derviş Sinangil’i ziyarete gitmiştik. Derviş Sinangil benim derslerimi sordu, sen çalışkanmışsın Eylül de gel seni Konya Lisesi Orta Kısmına yazdıralım, çok iyi okuldur dedi. Annemle Eylül da gittik işlerinde mi bir terslik vardı bana ben uğraşamam diye sözünden döndü.. Vedia Hanım bu duruma çok üzüldü hemen kardeşi Kubilay İmer’i çağırdı. O zaman Hukuk Fakültesi öğrencisiydi bana yardımcı olmamı istedi Konya Lisesi Orta kısmına kaydımı yaptırdım. Mecburen velimde Derviş Sinangil oldu.. Okul Müdürü de kardeşi Güzin Hanımın kayın biraderi Samih Ragıp Atademir idi. Sömestre oldu karnemi aldım , gayet iyiydi çocukça bir düşünceyle karnemi velime götürmedim yerine D. Sinangil yazıp idareye teslim ettim. Orta 1 de sınıfımız Müdür odasının tam karşısındaydı. Bir gün koridorda Müdür Samih Beyle karşılaştık. Beni tanıdığını bilmiyordum. Gel buraya dedi, sen Derviş Sinangil’in yeğeni değil misin neden karneni veline götürüp imzalatmadın, sakın bir daha yapma dedi.

    Güzin Atademir Hanımefendi Konya Lisesi hakkında ilk mektubunu 03.05.1994 tarihine yazdı. Bu yazı üzerinde 03.05.1994 tarihinde bununla ilgili YENİ KONYA da yazım yayınlandı. Bu gazete ve Konya Lisesi ile ilgili belgeler gönderdim.
    Bunun arkasında yukarıda sizlerle paylaşılan mektubu yazdı.
    Güzin Hanım Konya Lisesinde benim öğretmenim olmadı. Kendisini tüm bayram ve öğretmenler günlerinde telefonla aradım. Maalesef hiç karşılaşmadık.
    GÜZÜN ATADEMİR 2018 yılında Ankara’da vefat etti. Bunun üzerine Muğla Devrim Gazetesinde YAPRAK DÖKÜMÜ GÜZİN ATADEMİR’İ KAYBETTİK isimli yazım çıktı.
    Ölüm İlanı bu yazı ekindedir
    Hepsini rahmetle anıyor, saygıyla anıyorum

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 15-11-2021

    DANİMARKALI SU TARİHÇİSİ THORKİLD SCHİÖLER (1927-2017) & SU DOLAPLARI & ANTİK MERMER KESME HIZARI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Uluslararası Tarihi Su Yolları toplantılarına katılmam onlarla direk ve dolaylı olarak tanımak ve tanışmak imkânını sağladı. Katıldığım beş toplantıda bu konuda çalışan meslektaşlarımla tanıştım. Bunun dördünde Türkiye’den kendi imkânlarımla katılan tek kişi olduğumdan herkes te beni tanıdı. Bu özel konuda inşaat mühendisi ve hidrolikçi olanların sayısı Avrupa ve Amerika ve diğer ülkelerde 200 kişinin altında olduğunu ve bunların yarıdan fazlasını tanıdığımı söyleyebilirim.
    Bu toplantılarda İsrail’de tarihçi olgun ve yaşlı bir adam olan Yehuda PELEG katılımcılardan büyük ilgi görüyordu. Ben de kendisine tarihi konularda sorular soruyor ve ilginç yanıtlar alıyordum. Peleg de beni sevdi.
    Türkiye’ye döndükten sonra 2003 yılında Danimarka’dan Su Tarihçisi Thorkild Schiöler’ den bir mektup aldım, adresini Yehuda Peleg verdi bazı konularda bilgi almak için sizi önerdi diye yazıyordu. Yani Tarihi su yapıları konusunda aranan kişi oluyordum.
    03.01.2003 te bana yazdığı İngilizce mailde bu aralar Roma döneminde Efes kentinde mermer kesimi (hızarı) için kullanılmış testere değirmeni (saw mill) ile ilgileniyorum. Bunun bir Su Çarkı ile (Water wheeler) çalıştırıldığı sanılıyor. Ayrıca testere pompası ile testere pompasının (saw pump) çalıştırıldığını öğrendim. Bunlar hakkında bilgi istiyordu.
    Bir bilen olarak beni arıyorlardı, ama benim de çoğu bilmediğim konulardı. Ama baştan savmadım. Gerekli araştırmalar yaptım. Afyon Müze Müdürlüğüne yazılı sordum. Lütfedip cevap dahi vermediler. Ayrıca Afyon’da mermercilik yapan sınıf arkadaşım Mehmet Serteser ile gene Muğla’da mermer ocağı işleten gene sınıf arkadaşım Tuncay Orhan’ı aradım. Tatmin edici bir bilgi bulamadım.
    Bunları aynen Schiöler’e yazdığımda hayretler içinde kaldı. Mermer Anadolu’da ki eski kentlerde bolca kullanılmıştır, bugün de mermercilik ileridir. Mermercilerin bir Derneği veya bir Müzesi olmalı bu konuları orada tartışılmalı yayılmalı ve yayınlanmalı diyordu. O zaman yıl 2003 bugün belki bir mermer müzesi vardır diye kendimi avutuyorum.
    Thorkild Schiöler 1927 yılında Danimarka Kopenhag (Copenhagen) kentinde doğmuş 2017 yılında orada ölmüştür.
    Uzun yıllar Birleşmiş Milletler (UN) Uluslararası FAO projelerinde eksper olarak mermer hızarı konusunda ve suyun su çarkları ile yükseltilmesi konusunda çalışmıştır. Bu arada Roma’da Bandladeş ve Sri Lanka’da bulunmuştur. Bu konudaki internette olan çalışmalarını bana da göndermiştir.
    Bu konuda “Roma ve İslam Ülkelerinde Su çarkları isimli (Roman and Islamic Water lıftıng wheels) isimli bir kitabı vardır.
    2003 yılında yazışma ve çabalarımız bir sonuca varamadan son bulmuştur.
    2007 yılında Ürdün de gerçekleşen Uluslararası Tarihi Su toplantısına katıldım. Toplantı kenti Ürdün antik PETRA da idi. Bu arada Ürdün’ün diğer tarihi yerleri GERASA antik kenti gezildi. Kent kum yığınları altında kalmış Roma uygarlığının yaklaşık yüzde 85 oranında koruyordu. Ben çok antik kent gezdim böyle bir şey görmedim.
    Bu harika antik kent içinde Fransız Jacques Seine isimli arkeolog Mermer kesme hızarının yeniden inşa etmiştir.
    Ben bu defa bu haberi hemen Schiöler’e ilettim. Ben kendisini iyi tanıyorum, arkadaşım diye yazdı. Bu defa konu bu hızarın hangi anti resimden yararlandığı konusuna döndü. Yazışmalara Denizli Pamukkale Üniversitesinden Prof. Dr. Orhan Baykan’da katıldı. Antik resmin Denizli Müzesi bahçesindeki bir mezar taşına veya bir lahit kapağı üzerine çizilmiş olduğu muhtemelen bu mezar sahibinin bu mermer hızarını yatığı veya işlettiği kabul edilebilir.
    Mühendislik tarihi için çok önemli bu tesisin internetten bir resmi ile Denizli Müzesinde bulunan resimli yazıtı resmi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 14.11.2021 yayınlandı)

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 25-10-2021

    KONYA MÜHENDİSLİK VE MİMARIK AKADEMİSİNİ KONYA SUNAN MİLLİ EİTİM ESKİ BAKANI ORHAN OĞUZ’U KAYBETTİK (1923-2021)
    KONYA MÜHENDİSLİK VE MİMARIK AKADEMİSİNİ KONYA SUNAN MİLLİ EİTİM ESKİ BAKANI ORHAN OĞUZ'U KAYBETTİK (1923-2021)

    Konya Mühendislik ve Mimarlık Okulu (KDMM) 1970 yılında Konya'da açıldı. Açılış ve toplantısı 1970 yılında gerçekleşti. Bu müjdeyi veren dönemin Milli Eğitim Bakanı Orhan Oğuz (1923-20 Ekim 2021) oldu.
    Benim de görev yaptığım Konya devlet Mühendislik ve Mimarlık Okulu yoğun bir talebi karşılıyordu ve ülkeye büyük hizmetleri olmuştur.
    Bunu dönemin hükümetinin bir armağanı olarak Orhan Oğuz sunmuştu. İlk 1-2 yıl masraflar Konya Belediyesi, Ticaret Odası tarafından karşılanmıştı. Bu konuda bir yazım Devri Gazetesi 07.01.2021 de yayınlanmıştı.
    Eski Bakan Orhan Oğuz hakkında bilinenler şöyledir.
    1923 yılında Eskişehir dünyaya geldi. İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Yüksek Okulundan mezun oldu. Oğuz Paris Sourbone Üniversitesinde doktora yaptı.
    Eskişehir'den 3 ve 4 dönem milletvekilli ve 1969-1971 yılında Milli Eğitim Bakanı oldu.
    Orhan Oğuz'un eğitim konusunda en büyük eseri Eskişehir'de ANADOLU Üniversitesidir.
    20.Ekim 2021 tarihinde 98 yılında aramızdan ayrılan Orhan Oğuz için çeşitli törenler yapılmıştır.
    Eğitim konusunda büyük emekleri olan Orhan Oğuz'a tanrıdan rahmet diliyorum.
    Yazıma internetten bir resmi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 22.10.2021 yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 25-10-2021

    AKYAKA’DA EDİNDİĞİMİZ ESKİ DOSTLAR AYSEL & HİKMET kILINÇ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    1985 yılında Akyaka’daki evimizi almıştık. O yıl Akyaka’da Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın çabaları ile Akyaka’da turizm patlamıştı. O yıl bizim aile içinde bir dost patlaması olmuştu. Konya’dan gelen akraba ve arkadaşlarımızı saymaz isek en çok dost kazandığımız bir yıl 1985 oldu.
    O kadar kişiyle tanışmıştık, bunlar arasında evimizde pansiyon olarak misafir kalanlar, ziyaretçilerimiz bulunuyordu. Aldığımız evin balkonu çok genişti. O yıllarda dışarıda kafe bahçe yok veya çok azdı. Bizim balkon adeta bir toplantı merkezi idi.
    O yıllarda Kermetur Sitesi sakinleri çok ayrı bir dünya idi, Ankara, İstanbul ve İzmirliler ağırlıktaydı. Hemen hemen Akyaka ile ayrı bir yoğunluk oluşturuyordu. Neredeyse nüfus yoğunluğu köye yaklaşıyordu. Yapılışı ve mimarisi kat sayısı tartışılabilir olsa da Kermetur Sitesi özellikle yaz aylarında bir çekicilik merkeziydi. Akyaka’ya bir hava veriyordu.
    Bu yazımda Kermetur Sitesinde kalan sık görüştüğümüz ve balkonumuzda çay içtiğimiz Aysel ve Kılınç’tan söz edeceğim.
    Aysel Hanım Çorum tarafından Hikmet Bey Hatay taraflarından idi. Hikmet Bey Ankara Dil-Tarih ce Coğrafya mezunu T.C Dış Ticaret Genel Müdürlüğü Müsteşarı ve o yıllarda Cezayir’ de görevliydi. Akyaka’da güzel günlerimiz ve sohbetlerimiz oldu.
    Daha sonra da haberleşmemiz hep devam etti
    Bunlardan 24.02.2003 tarihinde Ankara’dan Bildirici ailesine yazılmış mektuptan bir pasajı sizlerle paylaşmak istiyorum.
    “Sevgili Dostumuz Mehmet Bildirici ve Düzay Hanım
    Değerli kartınızı henüz aldık, bizde Bodrum’dayız, bayramınızı kutluyoruz. Uzun zamandır haberleşemiyorduk. En son Cezayir ve Arnavutluk’ta idik görevimizi tamamladık ve kesin dönüş yaptık. 12 yıllık bir dış görevden sonra emekli oldum. 1940 doğumluyum, 2002 yılından itibaren Avukatlığa başladım. 40 senelik yorgunluğu hafifletmeye çalışıyorum.
    Sizlerin de Konya’yı bırakıp İstanbul’a yerleştiğinizi öğrendim. Her şeyin gönlünüzce olmasını dileriz, aradığınız için teşekkürlerimi sunarım.
    Dış İşleri bakanlığında diplomat AHMET CABA ve eşi Emine Caba’nın da Kahire’den kesin dönüş yapacaklarını öğrendim geldiklerinde size adresini yazarım. Selamlar sevgiler
    Aysel Hikmet Kılınç
    Aysel ve Hikmet Kılınç Akyaka Kermetur’daki evlerini satıp yazlıklarını Bodrumda aldılar. Daha sonra Aysel Kılınç’ın 2013 yılında Ankara’da kaybettiğimizi öğrendik.
    Mektupta ismi geçen Ahmet Caba ailesi ile Akyaka’da Hikmet Kılınçlar kanalı ile tanışmıştık. Annem Nesibe Bildirici ile de iyi anlaşmışlardı. Daha sonra T.C Kahire Konsolosluğunda çalışıyorlardı, bana oradan Mısır Piramitlerine ait kartlar göndermişti.
    Yıllardır görüşemiyorduk, bu yazıdan önce kendisini telefonla aradım, çok mutlu Ankara’da oturuyor. Oğulları yazları Bodrum’a götürüyorlarmış….
    İyi insanlarla iyi dostluklardan güzeli var mı? Doğa güzeli AKYAKA’DA yaşanmış eski dostlar. Eski Dostlar, eski dostlar, unutulmayan dostlar
    Bir fotoğrafımızı ekliyorum
    (Muğla Devrim 21.10.2021yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 25-10-2021

    MUĞLA DEVRİM GAZETESİ ESKİ SAHİBİ GAZETECİ YAZAR ÜNAL TÜRKEŞ’İ (1943-2017) ANIYORUM & ANILARIM
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Dört yıl önce Muğla Devrim Gazetesi eski Sahibi, Gazeteci, Yazar, Muğla ilinin beyni Ünal Türkeş’i ölümünün dördüncü yılında özlem ve rahmetle anıyorum. Işıklar içinde uyusun.
    Ünal Türkeş benim içinde bir dost Muğla Tarihi kültürü konusunda sohbet ettiğim bir kişiydi. Ben Akyaka’nın tarihi konusuna 1996 yılında girmeye başlamıştım. Kısa süre sonra tanıştık, Adeta eskiden sanki birbirini tanıyor gibi bir şey idi sanki.
    Gökova Akyaka sohbetleri yanında gazetesi Devrim’de benim yazılarıma yer verdi. İlkyazım 1996 çıktı. O günden bu güne Gazetenin tam yirmi beş yıllık köşe yazarı ve okuyucusuyum. Bundan da büyük gurur duyuyorum. Devrim’in Muğla’da kültür açlığını gidermeye çalıştığını görüyorum.
    Ayrıca 2004 ve 2006 yıllarında Akyaka’da Nail Çakırhan ve Halet Çambel sergi evinde sergiler açmıştım. Devrim Gazetesi bünyesinde haber olarak yer verdi.
    İlk tanışmamızda benim Konyalı olduğumu öğrenince kendisinin de Konya ile yakından ilgili duyduğunu anladım buda tanışıklığımıza ayrı bir renk kattı. Bazı atalarının Konya’nın Kızılören ve Bozkır’ın Hocaköy’den geldiğini söylüyordu
    Bu konuda kendisine 1996 yılında yazdığım mektubu sizlerle paylaşmak isterim.
    “Sayın Ünal Türkeş Devrim Gazetesi- Muğla İstanbul 16.12.1996
    Konya’da iken 1750’li yıllarda Kızılören’den (Konya- Beyşehir arasında köy) Muğla Yerkesik’e göç eden Hacı Mehmet Ağa oğlu Feyzullah ile Bozkır Üçpınar (Hocaköy) köyünden gene 1750’li göç eden Kandiye kadısı Hoca Yusuf Efendi ile Mevlana soyundan Muğla’ya gelen Çelebilerle ilgili araştırma yaptım
    Kızılören Konya’ya yakın benim ecdat köyüm buraya bağlı, ancak bu köyde bu işlere meraklı kimseye rastlamadım, sadece 60-70 seneyi hatırlayanlar var.
    Mevlana ve sülalesi hakkında en geniş kaynak Abdülbaki Gölpınarlı’nın “Mevlana’dan Sonra Mevlevilik” adlı eseri bu konuda uzman bir arkadaşım Sefa Odabaşı bu konuyu taradı bir sonuca ulaşamadı.
    Bozkır İlçesi Üçpınar hakkında daha sonra yazacağım.
    Yeni yılınızı kutlarım
    Mehmet Bildirici
    Atakan Sokak Sun Ap. 11 – Mecidiyeköy-İstanbul

    Daha sonra 19.07.2001 tarihli bir mektupta ise şunları yazmışım.
    “Size haberim var. Bozkır Üçpınar köyünden halen Akyaka’da bizim evin altında faaliyette olan Mevsim Markette çalışan Mehmet isimli bir genç Bozkır Üçpınar’dan gelip Muğla’ya yerleşenler olduğunu duyduğunu söylüyor. Kendisi ile görüşebilirsiniz.
    Ayrıca daha sonra Bozkır Üçpınar köyü Belediye Başkanı Sayın Ziya Kuz ile tanıştım. Bilgisi olmadığını öğrendim.
    Sayın Ünal Türkeş ile dostluğumuz hep devam etti, ben Muğla ve Akyaka hakkında hep sordum kendisi de Konya hakkında benden hep bilgi aldı. Ancak Konya hakkında topladıklarını bir kitap haline getireceğini hep söyledi ama çıktığını öğrenemedim. Umarım ardından gelenler bunu bir gün gerçekleşir.
    Bildiğimiz gibi Ünal Türkeş aniden 30 Eylül 2017 tarihinde aramızdan ayrıldı, Muğla halkı ve aydınları bir şok yaşadı ve Muğla’da görülmemiş bir kalabalığın katıldığı bir törenle sonsuzluğa uğurlandı.
    Ben de Devrim Gazetesinde 30.09.2017 & 04.10.2017 & 17.10.2017 tarihinde üç yazım yayınlandı-Saygılarımla
    Devrim’i ziyaretimde bir resmimizi ekliyorum
    (Muğla Devrim 19 Ekim 2021 yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 25-10-2021

    MESLEK HAYATIMIN EN BAŞARILI VE YOĞUN YILI 1994 İDİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    O yıl henüz emekli olmamış Konya’da DSİ IV Müdürlüğünde çalışıyordum. Pek fazla iş yoğunluğu yoktu. 1988 yılında Kamu Personeli İngilizce sınavını kazanmış, hem maaşıma ek ödeme gelmiş hem de İngilizce kitapları anlar hale gelebilmiştim, emekli olmam içinde zorunlu çalışmalıydım, o halde kendime ek işler bulmalıyım diye düşünmeye başladım.
    Bu fırsat 1991 yılında ortaya çıktı. DSİ Genel Müdürlüğü Türkiye’deki Tarihi Su yapıları konusunda çalışma istiyordu.
    1991 yılında Genel Müdürlüğün, Bölgeden istenen bilgileri toplamak görevi bana verildi. Ben bu işi bir başlangıç kabul ettim. Bu arada bir konuda yoğunlaşmaya karar verdim. Tarihi çok seviyordum, İnşaat Mühendisi idim, üstelik Su Konusunda büyük deneyimi ve imkânları olan bir kamu kuruluşunda çalışıyordum. O zaman;
    KONU TARİHİ SU YAPILARI OLMALIYDI. Bu benim hayatımda önemli bir dönüm noktası oldu. Sonra Bölge Müdürüm Feyyaz Akalın ile görüştüm, düşüncelerimi aktardım bana tam destek verdi. Bu işe koyuldum. Kendisine şükran borçluyum.
    Nihayet kendimi çok şanslı saydığım 1994 yılına girdik
    1.- üzerinde 3 yıl gece gündüz çalıştığım “KONYA TARİHİ SU YAPILARI” isimli kitabım DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yayınlandı. Bu benim için hayal bile edemediğim bir başarıydı. DSİ Genel Müdürlüğünün Kuruluşunun 40 yıl Anısına yayınlanan 4 kitaptan biriydi
    2. 12. Nisan 1994 tarihinde DSİ Genel Müdürlüğü’nün Kırkıncı yıl onuruna düzenlenen SU VE TOPRAK KAYNAKLARI SEMPOZYUMUNA katıldım. Sabah Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in konuşmacı olduğu ilk günkü oturumda Tarihi Su Yapıları Konuşmacısından biri bendim. Diğer ikisi Prof. Dr. Kazım Çeçen ve Prof. Dr. Ünal Öziş idi.
    3. Yayınlanan kitabım, üniversitelere, kamu kurumlarına dağıtılmış, 50 adedi de bana teslim edilmişti. Ankara’dan ve bu konuda çalışanlarla tanıştım, kitabım bir yıl boyunca Genel Müdürlük Vitrininde bulundu.
    4. Sayın Genel Müdür Raif Özenci tarafından tüm Türkiye de geçerli olmak üzere görevlendirilmiştim.
    Son olarak beni son derece duygulandıran bir olaya yer vereceğim. Sempozyuma katılan Bayındırlık Bakanlığı Müsteşarı Sayın Prof. Dr. Altay Birand’ın 30.04.1994 tarihli DSİ Genel Müdürü Sayın Özden Bilen’e yazdığı mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu mektup aynı yıl yayınlanan DSİ Bülteni kapağında da yer almıştır. Şöyle
    Sayın Özden Bilen—DSİ Genel Müdürü
    Devlet Su İşlerinin 40. Kuruluş Yılı için hazırlanan Sempozyumda sunulacak olan tebliğleri içeren Sempozyum ciltlerini,
    Ayrıca yurdumuzun çeşitli yörelerindeki tarihi su yapılarını anlatan ciltleri aldım ve inceledim. Devamla yurdumuzun çeşitli bölgelerdeki tarihi su yapılarını inceleyerek belgeleyen ve dolayısıyla Anadolu’muzun geçmiş devir uygarlıklarını ortaya koyan kıymetli mensuplarınız ile bu mensupları teşvik eden amirlerini de ayrı bir sevinç ve kıvançla kutlarım.
    DSİ Genel Müdürü olarak görev yapan şahsınızda yaptığım bu kutlamaların katkıda bulunan mensuplarınıza uygun görülecek şekilde iletilmesini rica ederim.
    Prof. Dr. Altay Birand—Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Müsteşarı
    Bu arada Prof. Dr. Altay Birand’ın ODTÜ de öğretim üyesi olarak Geoteknik konusunda uzman olduğu, çeşitli yayınlarının bulunduğu ve Ocak 1992-Ağustos 1994 tarihleri arasında Müsteşar olduğu bilinmektedir.
    Bu mesaj uygun şekilde Genel Müdür tarafından Bölgelere gönderilmiştir. Uygun şekilde bana da tebliğ edilmeli ve kutlanmalıydı Mesaj incelendiğinde isimler yoktur. Ancak iki bölgeden kitap yayınlanmıştır. Konya ve Antalya bunların müellifleri ve bölge Müdürleri vardır. BENİM YAZDIĞIM ESER DOLAYISIYLA BÖLGE MÜDÜRÜM DE KUTLANIYORDU….. Bölge de beni kutlamalıydı
    Ama öyle olmadı bütün çabalarıma ve yazdığım dileklere rağmen yerine gelmedi, bunu buruk bir sevinç olarak karşıladım.
    Kitabımın yayını ile eşsiz bir ilgi görmenin yanında hak etmediğim bir karşı tavırla da karşılaştım. Bir Bölge Başmühendisinin kitabının Genel Müdürlük tarafından yayınlanması ne duyulmuş ve ne de görülmüştü. Bu da normaldi
    Ayrıca büyük bir şansızlığım bana bu onuru kazanmamı sağlayan görevlendiren DSİ Konya IV Bölge Müdürü Feyyaz Akalın, Sayın DSİ Genel Müdürü Raif Özenci, Sayın Müsteşar Altay Birand 1994 yılında kısa sürede emekliye ayrıldılar.
    Çalışma olanağım kalmamıştı. 1995 yılı sonunda isteyerek emekli oldum..
    Öyle ilginç bir konu seçtiğimi kabul ediyor kendimi şanslı kabul ediyor, bugün bile kendi imkânlarımla çalışmamı sürdürüyorum. Şu farkla ki arazi çalışmaları yapamıyor ama bilgisayar başında aynı enerjimle devam ediyorum.
    Saygılarımla
    (Muğla Devrim 16.10.2021 yayınlandı)

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 25-10-2021

    ANADOLU TARİHİ SU YAPILARI KONUSUNDA BİR ÖNCÜ İSİM ALMAN HİDROLİK BİLİM ADAMI GÜNTER GARBRECHT (1924-2019)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    1991 yılında bu yana Türkiye de gerçekleştirilmiş olan Tarihi su yapılarını incelerim. Eserlerin yapılış tarihleri sekiz bin yıla kadar indiği halde bu konuda bilinçli çalışma ve araştırmalar oldukça yenidir. Almanya’dan Prof. Dr.. Günter Garbrecht, öğrencisi benim de tanış olduğun Prof. Dr. Henning Fhalbusch (1945), Türkiye’den benim de Hocam İTÜ den Prof. Dr. Kazım Çeçen (1919-1997) ve Prof. Dr Ünal Öziş (1934) bu daldaki çalışmaların öncüleridir.
    Bu konuda 2019 yılında Almanya’da kaybettiğimizi öğrendiğim Gunter Garbrecht ile ilgili hayatı ve anılarım Muğla Devrim Gazetesinde 29.03.2019 tarihinde yayınlanmıştı.
    Kısa hayat hikâyesi şöyledir.
    “Kuzeydoğu Almanya’da 1924 yılında doğdu. Karlsruhe Üniversitesi’nden 1952 yılında İnşaat Mühendisi olarak mezun oldu. 1954-1987 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Zambia (Afrika) Lusaka Üniversitesi, Braunschweig Teknik Üniversitesi, öğretim elemanı oldu. Özellikle Türkiye’de kaldığı, 15 yıl içinde Anadolu ve Ortadoğu’da antik hidrolik yapıların kalıntıları onu büyüledi ve ikinci bir kariyer olarak tarihi su yapılarını benimsedi.
    Braunschweig Üniversitesi’nden Prof. Dr. Günter Garbrecht ve İstanbul İTÜ’den Prof. Dr. Kazım Çeçen öncülüğünde 1979 yılında İstanbul’da Uluslararası “Tarihi Su Yapıları” toplantılarının üçüncüsü yapılmıştı.
    Garbrecht Türkiye Üniversitelerinde ki akademik çalışmaları yanında pek çok anıtsal su yapılarını ortaya çıkarmıştır. Bunlara bazı örnekler, Van Urartu su yapıları, Mardin Dara’daki Bizans dönem su yapıları, Hatay’da Titus Tüneli, Bergama’da mühendislik harikaları bunlardan bazılarıdır.
    Özellikle Van Urartu Su yapıları konusunda en önde gelen araştırmacıdır. Öğrencisi Prof. Dr. H. Fahlbusch aracılığıyla onunla yazışma yapma onuruna ulaitım. Kendisine yazılı olarak soru sorma fırsatı yakaladım ve buna karşılık; Aşağıda mektubu bana göndermiştir. Gönderdiği yazı Braunsweig Üniversitesi antetli kağıda yazılmıştır.
    UNIV. PROF a. D ING DR a c h c GÜNTER GARBRECHT 38179 Lagesbüttel
    TECHNISCHE UNIVERSITAT BRAUNSCHWEIG Drosselweg 15
    LEICHTWEISS INSTITUT FÜR WASSERBAU 23.02.2001

    Sayın Bildirici
    Atakan Sok 11/7
    Mecidiyeköy Şişli İstanbul Türkei
    Oktay Belli’nin Urartu Su Kanalları ile Kutlu Emre’nin Karakuyu Hitit Barajı ile ilgili fotokopilerini gönderdiğiniz için samimi teşekkürlerimi lütfen kabul edin ki bunlar bana H. Fahlbusch tarafından gönderilmiştir. Halen Urartu Su Yönetimi ve Hidrolik Yapıları üzerinde çalışmaktayım ki bu gönderdiğiniz yayınlar burada çok yararlı olacak.
    Şamran kanalını Hoşap Çayı üzerinden aşması konusunda önceleri bunun bir ahşap köprü ile olduğu görüşünde idim, tıpkı Lehmann & Laupt’un 1898 yılında yerine bulduğu ahşap köprü gibi. Bugün bunun bir taş köprü olabileceği düşüncesindeyim. Daha küçük boyutlarda Gülo deresinde bir taş köprünün olduğu gibi.
    Önümüzdeki hafta tarihi Su Temin sistemleri ve tarihi hidrolik yapılarla ilgili materyaller göndereceğim, umarım ilgini çeker.
    Bergama Su yapıları Tarihi hazır basılma aşamasında muhtemelen Nisan 2001 de basılmış olacak. Kitapçılarda satışı bulunmamakta az sayda basılanlar sadece kitaplıklara ve üniversitelere dağıtılacaktır. Ancak siz Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul Gümüşsuyu Cami Sokak adrese gidip inceleyebilirsiniz
    İyi Dileklerimle
    Günter Garbrecht (İMZA)
    Sonuç olarak bu mail benim için çok önemli bir dokümandır. Bunun ötesinde Van’da bulunan Şamran kanalı Hoşap Çayını bir Su Köprüsü ile geçmektedir. Konu edilen köprü budur. Bu ise Dünyada yapılmış ilk su geçidir.
    İkincisi Bergama (Pergamon) kenti kazıları Alman Arkeolojisinin başlangıcı kabul edilir ve çok önem verilir. Bu kent tarihi suyolları açısından dünyada gelen en önde kentlerden biridir. Bu mühendislik harikası tarihi yapılar hakkında araştırmalar genelde Alman bilim adamları ve mühendisler tarafından gerçekleştirilmiştir.
    Hizmetleri ve Araştırmaları önünde saygıyla eğiliyorum
    (Muğla Devrim 08.10.2021 yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 01-10-2021

    DENİZLERDEN DÜNYAYI İLK DOLAİAN KİŞİ FERDİNANT MAGELLAN (1480-1521
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bundan önce iki denizci hakkında yazmıştım. KRİSTOF KOLOMB—VASCO DA GAMA idi. Bu defada denizden ilk defa dünyayı dolaşan FERDINANT MAGELLAN dünyayı dolaşarak insanlık coğrafyasını değiştirdi, yeni karalar bulundu, buralar üzerinde koloniler (sömürgeler) kuruldu. Dünya tarihi yeni bir çağa girdi.
    Bunlara başta İspanya kral ve kraliçeleri ile Portekiz Kralları destek oldu ve bundan fazlasıyla yararlandılar. Örnek vermek gerekirse İspanya’dan kat kat büyük Güney Amerika ve Meksika’da İspanya dili ve kültürü hâkim oldu. Keza Portekiz’den kat kat
    Brezilya’da Portekiz dili kültürü altına girdi.
    Ferdinant Magellan Portekiz asıllı ailenin oğlu olarak doğdu. Denizcilik alanında gelişme gösterdi.
    Ferdinant Magellan 1505-1513 yılları arasında Portekiz emrinde çalıştı, Hindistan’a varan seferler de bulundu.
    Daha sonra İspanya Krallarının teklifi ile ülkesinden ayrıldı. İspanya Kralı kendisine destek verdi. 1519-1521 yılları arasında İspanya adına keşifler yaptı. 1519 yılında pek çok gemi ve denizci ile İspanya’dan Sevilla limanından denize açıldı ilk defa Güney Amerika sahillerinden geçerek Güney Amerika’nın en güneydeki ismi verilen Boğazı (MAGELLAN BOĞAZI) geçerek PASİFİK OKYANUSU’NA açıldı. Güney Amerika’daki yerlilerle ilk karşılaşan Avrupalı oldu. Ayrıca Pasifik Okyanusu’na sakin deniz anlamına PASİFİK ismini verdi. Ama Pasifik Okyanusu onun tanımladığı kadar sakin olmadığı anlaşılmaktadır..
    Buradan devam etti, Pasifik Okyanusu’nu aşarak Filipinler’e ulaştı. Buraya ayak basan ilk Avrupalı da Magellan olmuştur. Ancak Magellan girdiği bir çatışmada öldürülmüş ve yardımcısı çok az denizci ile İspanya’ya dönebilmiştir.
    Diğer bir deyişle Magellan ilk dünyayı dolaşan kişi olamamış, ölümü buna mani olmuştur. Filipinler’de toprağa verilmiştir.
    Sonuç olarak 30-35 yılda bu üç büyük kâşif denizci ile dünya coğrafyası değişmiş, batılı ülkeler bundan kat yararlanmış, Ancak Osmanlı bunun farkına varmayarak yerinde saymıştır.
    Aşağıda yazıma Magellan’ın seferini gösteren harita ile bir portresi ve gemileri eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 29.09.2021 yayınlandı)

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 01-10-2021

    İLK DEFA PORTEKİZ’DEN AFRİKA’YI DOLAŞARAK DENİZDEN HİNDİSTAN’A GİDEN AVRUPALI VASCO DA GAMA (Portekiz 1469-Hindistan 1524)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Kristof Kolomb bulduğu toprakların farklı büyük bir kıta olduğunu öğrenemeden 1506 yılında ölmüştür. Bu koskoca kıtaya daha sonra AMERİKA denmiştir.
    Amerika kıtasının keşfinden birkaç yıl sonra Portekizli Vasco da Gama Afrika kıtasını güneyden dolaşarak Hindistan’a ulaşmayı başarmıştır. Avrupa’dan deniz yolu ile ulaşan ilk Avrupalı olmuştur. İnsanlık tarihi açısından bence çok önemli bir olaydır.
    Vasco da Gama 1469 yılında Portekiz’de dünyaya gelmiştir. Gemiciliğe meraklı bir kişidir.
    Portekiz genç bir devlettir. 1143 tarihinde kurulmuştur. Bu yıllarda denizcilikte çok önde bir ülkedir. Denizde ki keşifleri sayesinde dünyanın her tarafında koloniler (sömürgeler) kurmuş, dilini ve kültürünü taşımıştır. Güney Amerika’da Brezilya, Afrika’da Angola, Mozambik Hindistan’da Goa ve Çin’de Macao bunlardan bazılarıdır. Keşifler sayesinde Portekiz çok büyük devlet haline gelmiştir.
    Portekiz Kralları bu keşifleri hep desteklemiştir.
    Portekiz Kralı 1. Manuel (krallığı 1495-1521) Doğu ülkelerine denizden ulaşabilmek gerekli desteği Vasco da Gama’ya sağlamıştır. 1496 yılında 4 gemi ve 160 denizci ile yola çıkmış Afrika kıtasının en güneyi olan Ümit Burnuna dönerek Hint Okyanusu’na açılmış 1498 yılında Hindistan’da Kerala eyaletine ulaşmıştır.
    Marco Polo daha önce İpek yolundan Çin’e kadar gitmişti. Denizden Hindistan’a giden ilk Avrupalı Vasco da Gama olmuştur. Yerliler tarafından hoş karşılanmamıştır. 1499 yılında aynı yoldan Portekiz’e dönmüş bir kahraman olarak büyük törenlerle karşılanmıştır.
    Vasco da Gama ilk seferinden sonra daha daha fazla gemi ve denizci ile yeni seferler yapmış, 1524 yılında orada ölmüştür. Cenazesi Portekiz’e getirilmiş bir Manastır’da gömülmüştür. Portekiz ulusal bir kahraman kabul edilmektedir. Yaptığı gezilerin bir haritası yazıya eklenmiştir.
    Denizlerdeki bu keşifler ve baş döndürücü gelişmeler Müslüman Ülkeler olan Osmanlı İmparatorluğu, İran’ın aleyhine olmuştur.
    Yazı ekine internetten bir portresi ile modern zamanlarda onun adı verilen Portekiz’deki bir köprünün resmi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 25.09.2021 yayınlandı)

Toplam 341 yorum bulundu. 1-10 arası listeniyor.